karşılıksız çek ve yasal düzenlemeler

Girdiler ‘insan haklari’ olarak kategorize edilmiştir

İnsan hakları, çek kanunu, yıldönümlerine inat özgürlük

Aralık 10, 2009 · 4 Yorumlar

Bugün çek kanunu’nun meclis genel kurulunda görüşülmesi bekleniyor.  Bugün 10.aralık.2009 ve önemli bir gün olacak.  Bugün 10.Aralık ayrıca önemli bir yıldönümüdür. İnsan hakları evrensel bildirgesinin kabul edilmeside 10.aralık.1948 ‘de olmuştur.

Ben yıldönümlerine fazla dikkat etmezdim.

Artık dikkat eder olacağım.  Seçimlerde daha dikkatli oy kullanacağım.  (dahası…)

Kategoriler: Cek Magdurlari · anasayfa · cek · haber · haberler · insan haklari · karsiliksiz cek

Bu Alemde Kral Tanımam!

Kasım 12, 2009 · Yorum Yapın

Bu Alemde Kral Tanımam!

Sen hiç ölümün gölgesinde özgürlügü yaşadınmı
Bir garibanın elinden tutupta hiç kadere rest çektinmi
Alçağın adisine ispiyoncusuna kurşun yağdırdınmı
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam

Sen zevkini sefanı sürerken ben hayat okulunu okuyordum
Sen elin cilalı mermer taşlarında kibar beylerlen dans ederken
Ben hergün azraillen dans ediyordum
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam (dahası…)

Kategoriler: Diger · genel · hayat · insan haklari · istanbul · secki

Adaletsizliğin dengesi, özgürlüğün pazarlığı olmaz …

Ekim 29, 2009 · 2 Yorumlar

Demokratik açılım adına yapılanları görüyoruz.   Çadılarda mahkemeler kuruluyor, ifadeler alınıyor. çek mağdurları  ise  savunma verebilmek için adliyelere giremiyor.  Hala gıyaplarında karar veriliyor. Hala varlığı kuşkulu bir yasadan ötürü hapis cezası sürüyor.

Adaletin pazarlığı olmaz.

Pazarlık etmeyiniz.

Ödediğin kadarı hapisden düşecekmiş

Çaycılar af edilecekmiş

bölücüler, tecavüzcüler dışarı çıkınca koğuşlarda rahat edilecekmiş

Bölünmeyin, birleşin

Sinmeyin  ve anlatın

(dahası…)

Kategoriler: Cek Magdurlari · cek · insan haklari · istanbul · karsiliksiz cek

Mektup “Acıda, zehirde, pusuda ; Yılma; Doğan günü bekle …”

Ekim 9, 2009 · 4 Yorumlar

değerli arkadaşım

adresinizi çek yasasındaki haksız hapis cezalarına karşı mücadele eden derneğimiz aracılığı ile öğrendim
bende bir çek yasası mağduruyum
aramızdaki tek fark sizin cezaevinde olmanız
bulunduğunuz koşullar nedeniyle sizin yapabileceğiniz şeylerin sınırlı olduğunu biliyoruz
biz dışarıda hem kendimiz hemde sizler için haksız çek yasasına karşı mücadele etmeye çalışıyoruz
kısaca gelişmeleri anlatayım
kosiad adıyla bir dernek kurduk
derneğimizin amacı çek mağdurlarına her anlamda yardımcı olmaya çalışmak
internet üzerinde çek mağdurlarının yazıştığı bloglarımız var
bu bloglarda hukuki ve insani anlamda çek yasasının yanlışlarını ortaya koymaya çalışıyoruz
bu yazışmaların bir bölümünü buraya kopyalıyorum (dahası…)

Kategoriler: Acil Demokrasi · Cek Magdurlari · anasayfa · cek · insan haklari · karsiliksiz cek

Karşılıksız çek ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başvuru olanakları

Ağustos 31, 2009 · Yorum Yapın

Kategoriler: AIHM · avrupa insan haklari mahkemesi · avrupa insan haklari sozlesmesi · cek · haber · insan haklari · karsiliksiz cek · turkiye

Çek mağdurları, özgür bloktan insan hakları açılımı

Ağustos 26, 2009 · 6 Yorumlar

Yapılan nedir ?
Bu bir “sivil direniş” dir. TC Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinden  doğan  haklarımızın, örgütlü olarak kullanılmasından ibaretdir.
Bu bir “yurttaş hareketi” dir.  Benzerleri Türk tarihinde yaşanmıştır :   Tramvaycılar grevi, İpek işcileri grevi,  Paşabahçe grevi, Askeri mahkemelere direnen anneler,  Bergama köylüleri direnişi
Dayanakları bellidir :

  • Borca hapis yasal değildir. Buna muhalifiz. Yasalarda adli para cezası arkasına gizlenmiş olan bu utancı deşifre etmekteyiz.
  • Adil yargılanma hakkını savunmaktadır.
  • Yargı önünde herkes eşitdir ilkesini savunmaktadır.
  • İnsan haklarını savunuyoruz.
  • Özgürlük ve eşitlik ilkesini savunuyoruz.
  • Ekonomik krizi faturasını çıkartanlar ödeyecektir.  Kriz bahane edilerek çözüm geciktirilemez.
  • Yüce meclis kutsaldır. Meclis çatısı altında genel mutabakat ile bir çek yasası hazırlanmalıdır. Biz demokrasiyi savunuyoruz.
  • Devlet organları kutsaldır. Bu organlar arasında  çekişmelerde taraf değiliz. Mağduriyeti yaratan bu çekişmeyi redediyoruz.
  • Yargı bağımsızdır. Tam bağımsız ve adil Türk adaletini savunuyoruz.
  • Türkiye bağımsızdır. Emperyalist dayatmalara karşıyız. Tam bağımsız Türkiye ‘yi savunuyoruz.
Adem SÖZÜER

Adem SÖZÜER

Kategoriler: Kemal Kilicdaroglu · Sadullah Ergin · Zafer Caglayan · anasayfa · cek · haber · haberler · insan haklari · turkiye

AVRUPA BİRLİĞİ TEMEL HAKLAR BİLDİRGESİ

Ağustos 18, 2009 · 3 Yorumlar

AVRUPA BİRLİĞİ TEMEL HAKLAR BİLDİRGESİ

Temel Haklar Bildirgesi ile AB vatandaşlarının temel hakları ve AB’ nin vatandaşlarına
karşı sorumlulukları düzenlenmiştir. Bildirge 13-14 Ekim 2000 tarihinde Fransa’nın Biarritz kentindeki AB zirvesinde kabul edilmiştir.
Temel Haklar Şartı, 7-8 aralıkta Nice Zirvesinde onaylanmıştır.


GİRİŞ

Avrupa halkları, aralarında daha yakın bir birlik oluşturmak için ortak değerlere dayalı barışçı bir geleceği paylaşmaya kararlıdır.
Ruhani ve manevi mirasının bilincinde olan Birlik, bölünmez ve evrensel değerler olan insan onuru, özgürlük, eşitlik ve dayanışma değerleri üzerine inşa edilmiştir. Demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanmaktadır. Birlik vatandaşlığını tesis ederek ve bir özgürlük, güvenlik ve adalet bölgesi oluşturarak bireyi, faaliyetlerinin merkezine yerleştirir.
Birlik, bu ortak değerlerin korunması ve geliştirilmesine katkıda bulunurken Avrupa halklarının kültürleri ve geleneklerinin çeşitliliği yanısıra Üye Devletlerin ulusal kimlikleri ve bunların ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerdeki kendi kamu makamlarının düzenlenmesine saygı gösterir. Dengeli ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmeye çalışır ve insanların, eşyaların, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımını ve yerleşme özgürlüğünü sağlar.
Bu amaçla, toplum, sosyal ilerleme, bilimsel ve teknolojik gelişmeler ışığında temel hak ve özgürlüklerin bir Bildirge’de daha açık bir şekilde ortaya konulması yoluyla bu hak ve özgürlüklerin korunmasının güçlendirilmesi gerekmektedir.
Bu Bildirge, Topluluk ve Birliğin yetkileri ve görevlerini ve yetki ikamesi ilkesini dikkate alarak özellikle Üye Devletlerin ortak uluslararası yükümlülükleri ve anayasal gelenekleri, Avrupa Birliği Antlaşması, Topluluk Antlaşmaları, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Hak ve Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi, Topluluk ve Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen Sosyal Bildirgeler ve Avrupa Toplulukları Adalet Divanı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihat hukukundan kaynaklanan hakları yeniden teyid etmektedir.
Bu haklardan yararlanılması, öteki kişiler, insanlık ve gelecekteki kuşaklar konusunda sorumluluklar ve görevleri beraberinde getirmektedir.
Birlik, bu nedenle, aşağıda belirtilen hakları, özgürlükleri ve ilkeleri tanımaktadır.
BÖLÜM-I ONUR
Madde 1. – İnsanlık onuru
İnsanlık onuru, ihlal edilemez. Saygı gösterilmeli ve korunmalıdır.
Madde 2. – Yaşama hakkı
1. Herkes, yaşama hakkına sahiptir.
2. Hiç kimse, ölüm cezasına çarptırılmamalı veya idam edilmemelidir.
Madde 3. – Kişinin bedensel ve ruhsal dokunulmazlık hakkı
1. Herkes, kendi bedensel ve ruhsal dokunulmazlığına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Tıp ve biyoloji alanlarında, özellikle aşağıda belirtilenlere saygı gösterilmelidir:
- yasada belirtilen usüllere uygun olarak ilgili kişinin özgürcü ve bilinçli olarak vereceği muvafakat,
- özellikle kişilerin seçilmesini amaçlayan insan ırkının soyaçekim yoluyla islahına yönelik uygulamaların yasaklanması,
- insan bedeninin ve bölümlerinin ticari bir kazanç kaynağı haline getirilmesinin yasaklanması,
- insanların kopyalama yoluyla üretilmesinin yasaklanması.

(dahası…)

Kategoriler: AIHM · Arastirma · Cek Magdurlari · anasayfa · avrupa insan haklari mahkemesi · avrupa insan haklari sozlesmesi · dunya · hayat · insan haklari · istanbul · turkiye

AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNİN ÖNEMLİ MADDELERİNİN KISACA DEĞERLENDİRİLMESİ

Ağustos 18, 2009 · 3 Yorumlar

Av. Aydeniz Alisbah Tuskan
İstanbul Barosu Kadın Hakları
Komisyonu Başkanı

AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNİN ÖNEMLİ            MADDELERİNİN KISACA DEĞERLENDİRİLMESİ

3 Eylül 1953’de yürürlüğe giren insan hakları Avrupa sözleşmesini Türkiye 18 Mayıs 1954 de 9. Devlet olarak kabul etmiştir. Sözleşmenin temeli Birleşmiş Milletlerde 1948 ‘de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesidir. Türkiye, Birleşik Krallık, Danimarka, Almanya, İrlanda, İsveç, İzlanda, Lüksemburg ve Norveç’ten sonra sözleşmeyi onaylamıştır. Ülkemiz bireysel başvuru hakkını1987’de  İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin yargı yetkisini ise 1989 da tanımak suretiyle sözleşme sistemine dahil olmuştur. Bu sözleşmenin esası demokratik ve siyasal rejimi çerçeve almasıdır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde gelişen hukukun en önemli özelliklerinden biri “Baskın taraf egemenliği” nden uzaklaşarak” denge” ye yönelik bir sisten kurmaktır. İnsan hakları evrenseldir. Bu evrensellikte bu denge sağlanırsa hukukun temeli olan adalet sağlanabilecektir.

Madde 1 : İnsan hakları demokratik rejimin alt yapısıdır. Hukukun üstünlüğü esastır. Türkiye çağdaşlaşma projesine devam ederken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yer alan ilkeleri esas olarak demokrasinin yüksek standartlara ulaşmasını hedef almaktadır. İnsan hakları ve özgürlükler ortak uluslararası güvenceye kavuşmuştur. İnsan hakları gerçekten demokratik bir rejimin alt yapısıdır. İnsan devletten önce gelir. Sözleşmenin esası ve temeli insan odaklıdır. Avrupa Konseyi üyeleri bu sözleşmeyi yapmakla sıkı bir işbirliği yaparak insan hak ve temel özgürlüklerinin korumasını ve geliştirmesini amaçladılar. Yargı bağımsızlığı ,yargı güvencesi ve özerk kurumların korunması bu sistem içinde önemlidir .
Bu sözleşme bir hukuk metnidir ve sınırları nedir diye sorarsak? Avrupa’da anayasal bir düzen vardır. Temel öğe demokrasidir. Bu düzende siyasal partiler demokrasiyi tehdit etmez. Tehdit  ediyorsa siyasal  partilerin kapatılması söz konusu olur.

(dahası…)

Kategoriler: AIHM · Ahmet Iyimaya · Arastirma · Cek Magdurlari · avrupa insan haklari mahkemesi · avrupa insan haklari sozlesmesi · cek · haber · haberler · insan haklari · karsiliksiz cek

AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ’NE GÖRE SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ

Ağustos 18, 2009 · 2 Yorumlar

Av. Güney Dinç, bu çalışma nedeniyle herhangi bir ekonomik destek almadığı gibi, kendisini  telif ücreti de ödenmemiştir.

AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ’NE  GÖRE SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ
Güney Dinç

I –    İNSAN HAKLARI HUKUKU VE DENGE

II –   SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ

III – CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU’NA GÖRE
SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ

Başsavcılık Tebliğnamesi
a) Türkiye’deki İşleyiş
b) Avrupa İnsan Hakları Yargısından Örnekler

Hazırlık Soruşturması
Son Soruşturma
Uygulamanın Değerlendirilmesi

IV – HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE
SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ

Genel Yaklaşım
Uygulamada Silahların Eşitliği

V – İDARİ YARGI’DA SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ

İdari Davların Niteliği
Yargısal Süreç
İdari Yargı’da Silahların Eşitliği Konusunda Çözülmesi Gereken Sorunlar
a) İdari Davaların Açılışı
b) Mahkemelerin Kendiliğinden Kanıt Toplaması
c)  Danıştay Savcısı’nın Görüş ve Kanıt Sunması
Danıştay Savcısı’nın Danıştay’daki Duruşmaya Katılması
Danıştay Tetkik Hakimleri’nin “Talep” te bulunmaları
İdari Yargı’da Tanık Dinlenmemesi

İdari Yargılama Yöntemlerine İlişkin Öneriler

VI –  SON SÖZ

(dahası…)

Kategoriler: AIHM · Arastirma · Cek Magdurlari · alintilar · avrupa insan haklari mahkemesi · avrupa insan haklari sozlesmesi · dunya · insan haklari

Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU, Çek Mağdurlarının Sesini Duyunuz.

Ağustos 17, 2009 · 4,971 Yorumlar

Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU,  Çek Mağdurlarının Sesini  Duyunuz.

ulaşmak mümkünmüş gibi özgürlüğü
tırmanır sarmaşığımız

heyyy
dışardakilerrr
yormayın sarmaşığımızı
ödünç verin bir günlüğüne
camınızda ağıran
tan atımını

sayın Kılıçdaroğlu,

bu çağrı size
bu çağrı, çek mağdurlarının çağrısıdır
yasasız bir suçtan cezaevinde olan
piyasanın likidite sorununa kurban edilen
size meclis ziyareti sırasında temsilcilerimiz tarafından sorunlarının bizzat anlatıldığı
uğradığımız  insan hakları ihlali tüm halkımız tarafından bilinen
sizin ilgileneceğim sözünü verdiğiniz
çek mağdurlarının çığlığıdır.

siz borçtan dolayı özgürlüğünü kaybetmanin ne demek olduğunu bilirmisiniz ?
3167 sayılı yasadan haberiniz varmı ?
borcundan dolayı hapisliğin sadece ülkemizde yaşandığını biliyormusunuz ?
taraf olmaması gereken bir konuda, borç alacak ilişkisinde,
devletin, çek yasasının, alacaklının tahsilatını özgürlüklerimizle yapması vicdanınızı yaralıyormu ?

ailesi dağılan
komşusunun yüzüne bakamayan
sadece borçlu olması yüzünden kaçak durumda yaşayan,
bu güne kadar karakolun önünden dahi geçmemiş olan,
aileleriyle birlikte sayıları milyonla ifade edilen
çek mağdurlarından haberdarmısınız ?
(dahası…)

Kategoriler: Kemal Kilicdaroglu · anasayfa · cek · insan haklari · karsiliksiz cek

Çek Mağdurları eylemleri için önerdiğim yol planı ve KİŞİSEL değerlendirmemdir.

Ağustos 13, 2009 · 222 Yorumlar

Karşılıksız Çeke hapise karşı mücadele hangi aşamada ?
Sayın Av. Rahmi OFLUOĞLU ‘na  üstadım diye hitap ederim.

  • Aynı okuldan mezunuz. Benden büyüktür.  Okul geleneğidir.
  • Bir dünya görüşü vardır. Ona göre yaşar.
  • Eli kalem tutar.

(dahası…)

Kategoriler: Arastirma · Av Rahmi Ofluoglu · Cek Magdurlari · Diger · Internet · admin · alintilar · anasayfa · benim yazilarim · cek · dunya · ekonomi · favorilerim · genel · guncel · gundem · gunluk · haber · haberler · hayat · hukuk · insan haklari · istanbul · karsiliksiz cek · onerilerim · secki · turkiye · yazilarim

Çek Mağdurları Ümraniye Cezaevi ziyareti değerlendirmeleri

Ağustos 11, 2009 · 6 Yorumlar

Ümraniye cezaevi ziyareti önemli bir eylemimiz idi.  Hazırlanışındaki  birliği, düzenlemesinde sağlayabildik mi ? 

 

 

Ümraniye cezaevinde kalanlar desteğinizi istiyor (14.temmuz.2009)

isim doğrulaması yapamadığımız, MEHMET rumuzlu ziyaretcinin yorumlarından alıntıdır.

Arkadaşlar benim babam karşılıksız çekten Ümraniye cezaevinde yatıyor ve bugünden itibaren çekten yatan herkes açlık grevine başlıyor.Ben bu haberi bütün ana haber bültenlerinide vericem.Oradaki herkes bazı adliyelerin salmasından, bazı adliyelerinin sallmamasından dolayı şikayetçi.Adalet her yerde aynı olmalıdır.Ben her türlü faaliyetinize gücüm yettiğince yardımcı olurum bunuda söylemek isterim.Unutmayın Ümraniye cezaevinde yatanlar bugünden itibaren AÇLIK GREVİNE başlıyor.

MEHMET,  Temmuz 14, 2009, 5:44 pm üzerinde

 

Yazının tümünü buradan okuyabilirsiniz.

 

 

Ümraniye cezaevindeki eylem haberleri üzerine açıklama (15.temmuz.2009)

Bizler darbe yıllarında, sıkıyönetim mahkemelerine karşı son çare olarak bu eylemleri tanıdık ve hoşgördük.  Özgürlüğü haksız bir yasa ile kısıtlanmış insanların “henüz tüm hukuk yolları bitmemiş iken”  yemek almayı redetmesinin kafesteki bülbülü aç bırakmaktan farkı yoktur.  Bu eylemi duyupta “yaşasın ses çıkacak bir eylem oluyor” diyerek sevinmek, en basit tanımıyla “fırsatcılık” dır. (dahası…)

Kategoriler: Arastirma · Av Rahmi Ofluoglu · Cek Magdurlari · Internet · admin · alintilar · anasayfa · cek · dunya · ekonomi · favorilerim · genel · guncel · gundem · gunluk · haber · haberler · hayat · insan haklari · istanbul · karsiliksiz cek · onerilerim · secki · turkiye · yazilarim · yorum

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Çek Mağdurlarının Başvuru Hakları

Ağustos 10, 2009 · 8 Yorumlar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru kararı alırken yazdıklarımızı  hatırlatmak için aşağıda özetledim.

Zamanı gelmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru hakkı doğmuştur. 19.Haziran.2009

Unutulmamalıdır ki yanlışı yanlışla düzeltmek hiçbir koşulda olanaklı değildir.

Bankalar kanuna ve finansal dengelere aykırı olarak  vadeli çek ile piyasaya olmayan kredi-para pompalanmaktadır. Ekonomik kriz ile birlikte bu kredi-para yaygınlaşmış ve nakit-paranın yerini almıştır. Bu kolay kullanımlı kredinin teminatı özgürlüktür.

TCK ‘a uyumu yapılmayan 3167 sayılı çek yasası  geçersizdir.  Mahkemelerin farklı kararlar vermesi eşitlik ilkesini zedelemiştir.

Vadeli çekler ile oluşan yüksek kredi riski, ölçüsüz ağır cezalar konmasına yol açmıştır.  Özel kanun olan çek yasasındaki cezalar bir kredi kullanımı için çok ağırdır.

Bir ticari ilişkiden kaynaklanan borcun  tahsilatı mahkemelere yüklenemez.  Esasen bir ticari ilişkiyi ve vadeli ödemeyi belirleyen Türk usülü çek kullanımı, açıkca bono tanımına girmektedir.

Biz bunca yanlışa rağmen, doğruda ısrar ediyoruz. Hukukun gereklerinin yerine gelmesini istiyoruz.  Meclis kendine düşen görevi yapmalıdır diyoruz. Türkiye Cumhuriyet’i bir hukuk devletidir. Çözüm bağımsız yargıdan ve yüce meclisden geçmektedir.  TC Anayasası, TCK, CMUK ve AIHS ‘e aykırı olduğu açık olan bu uygulamaların normal çözüm yolu yeni bir çek yasasıdır. (dahası…)

Kategoriler: AIHM · Acil Demokrasi · Arastirma · Av Rahmi Ofluoglu · Cek Magdurlari · admin · anasayfa · avrupa insan haklari mahkemesi · avrupa insan haklari sozlesmesi · benim yazilarim · cek · dunya · ekonomi · favorilerim · genel · guncel · gundem · gunluk · haber · haberler · hayat · hukuk · insan haklari · karsiliksiz cek · onerilerim · turkiye · yazilarim · yorum

Çek Mağdurları ve İnsan Hakları Derneği

Ağustos 10, 2009 · 3 Yorumlar

İnsan Hakları Derneği baştan beri çabalarımıza destek vermiş ve bazı eylemlerimizede bireysel olarak katılmıştır.

biz özgür bir blog olan “karşılıksız çek ve yasal işlemler” ‘de ,  internet üzerinden bir araya gelmiş mağdurlarız.
özgür bir tartışma süreci sonunda,toplu olarak AİHM’ e bireysel başvuru kararı aldık
birkaç hukukçu dostumuz İNSAN HAKLARI İHLALLERİ’ ne karşı bizlerin yanında yer alıyor
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ nden yanımızda yer almalarını ve mağdurlara AİHM başvurularında yardımcı olmalarını istiyoruz

AİHM başvurularının sonuçlanmasının uzun süre aldığını biliyoruz

Şu anda mağduriyetler konusunda bir suçüstü durumu söz konusudur. Anayasal bir kurum haline geldiğini bildiğimiz AİHM’ den, incelemesini, suç üstü koşullarını göz önünde bulundurarak yapmasını talep ediyoruz
geciken adalet adalet değildir
insan hakları hemen şimdi … (dahası…)

Kategoriler: Arastirma · Cek Magdurlari · Internet · admin · anasayfa · benim yazilarim · cek · dunya · ekonomi · favorilerim · genel · guncel · gundem · gunluk · haber · haberler · hayat · insan haklari · istanbul · karsiliksiz cek · onerilerim · turkiye · yazilarim · yorum

Bilişim emekçileri, çağdaş işçi haklarının iki yüzyıl gerisindedir.

Ağustos 6, 2009 · 2 Yorumlar

Demokrasi ve insan hakları arayışımız bir yaşam düsturudur.  Üyesi olduğum meslek örgütünde bir çalışma yapıldı.   Sizlerle paylaşıyorum.

  • “İnsan haklarıyla insandır” İnsan hakları ihlallerine her durumda direnmeliyiz. Çek mağdurlarının hak arayışı sadece çek mağdurları ile sınırlı olmamalıdır. Bunu yapabilmeliyiz.
  • Biz duyarlı olacağız. Toplumun duyarlı olmasını bekleyeceğiz.
  • Bilişim çalışanları , en yüksek eğitim, en yüksek ücret gibi parlak koşullarla çalışmaktadır. Oysa işin arkasında net bir yarış vardır. İnsanlar yarıştırılmakta ve  hak ihlalleri olmaktadır.
  • Bilişim çalışanları yüksek yıllık gelirleri, sınırsız çalışma saatleriyle kazanmaktadır.  Beyaz yakalılar arasında en düşük saat ücretine sahiptirler.
  • Herhangi bir sendikal güvence yoktur.
  • Sektörün herhangi bir iş güvencesi yoktur. Daralan piyasa,  emekçiler açısında acımasız koşullara razı olmak sonucunu getirmektedir.

 

 

EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu tarafından hazırlanan Bilişim Çalışanları Anketi’nin sonuçları yayınlandı. 483 bilişim çalışanının katıldığı anket, bilişim çalışanları ve sektör hakkında önemli bilgiler veriyor.

İşsizlik ve hak gaspları artıyor
Anket sonuçları, bilişim çalışanlarının ekonomik durumlarının sanıldığının aksine pek parlak olmadığını gösteriyor. Bilişim çalışanları deyince, bembeyaz yakalarıyla plazalarda rahat çalışma koşullarındaki yüksek maaşlı çalışanlar akla geliyor. Ancak, bugün yoksulluk sınırının altında çalışan çok sayıda bilişimci var. Anket raporunda da belirtildiği gibi, giderek büyüyen yedek bilişimci ordusu ve kriz koşullarıyla beraber ücretlerde düşüşler gözlemleniyor. İşsizlik ve birkaç aydır ücretini alamayan çalışanların sayısı artıyor.

Bilişim emekçileri işçi haklarının iki yüzyıl gerisinde
Anket, bilişim sektöründe oldukça yaygın olan fazla mesailer üzerine dikkatleri çekiyor:
Çalışanların %37’si sık sık, %49′u ise proje teslim tarihleri öncesinde fazla mesai yaparken, bu çalışanlardan sadece %16′lık bir kesim fazla mesailerin nakdi karşılığını alabilmektedir. Ankete katılan bilişim çalışanlarının %75′i haftada 40 saatten fazla, %25′i ise 48 saatten fazla çalışıyor. İşçilerin 1886 yılının 1 Mayıs’ındaki “Sekiz saat çalışma, sekiz saat sosyal hayat, sekiz saat dinlenme ve uyku” talepleri dikkate alındığında trajikomik bir durum ortaya çıkmaktadır: Teknolojik ilerlemenin emekçileri, işçi haklarının iki yüzyıl gerisindedir!

Anket, fazla mesaileri ikiye ayırıyor. Birincisi görünür olan ve yukarıda söz edilen fazla mesailer. İkinci tür fazla mesaileri ise “gözle görülmeyen fazla mesailer” olarak nitelendiriliyor:
Bilişim çalışanları sektörde tutunabilmek için sürekli olarak kendilerini yenilemek zorunda hissetmektedirler. İşyerlerinin %68′inin böyle bir olanak sunmadığı dikkate alındığında, kendini yenileme ya da sürekli ilerleyen teknolojiye yetişebilme kaygısı çalışanları iş dışında “gözle görülmeyen fazla mesai”lere zorlamaktadır. Nitekim bilişim sektöründe yaşanan paradigmal kopuşlar (prosedürel dillerden nesne yönelimli dillere, masaüstü uygulamalardan web uygulamalarına gibi) bir kesimi sektör dışına itebilmektedir. Kaygının bu süreklileştirilmesi, sektörün dışına düşmemek için gerekli “gözle görülmeyen fazla mesailer” ve karşılığı ödenmeyen “olağan fazla mesailer” çalışanlar üzerinde yıpratıcı bir etki yaratmaktadır.

Örgütlülük zorunlu
Ayrıca anket sonuçlarından da görülebileceği gibi sürekli iş yeri değişiklikleri ve bunların çalışan ilişkileri üzerine etkileri, örgütlülüğün son derece zayıf olduğu bilişim sektörü için olumsuz faktörler olarak ortaya çıkıyor. Sektördeki çalışma saatlerinin fazla olması ve bunun bireyi ev-iş arasında sıkışmış bir yaşama zorlaması, bilişim çalışanlarının çeşitli örgütlenme faaliyetlerini olumsuz etkilemekte ve Internet üzerinden bir örgütlenmeyi zorunlu kılıyor. (dahası…)

Kategoriler: Diger · Internet · admin · alintilar · anasayfa · benim yazilarim · cek · ekonomi · favorilerim · genel · guncel · gundem · gunluk · haber · haberler · hayat · insan haklari · istanbul · turkiye · yorum

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı,SALDUZ/Türkiye

Temmuz 26, 2009 · 2 Yorumlar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı
SALDUZ/Türkiye*

Başvuru No. 36391/02
Strazburg
27 Kasım 2008


USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 36391/02 no’lu davanın nedeni T.C. vatandaşı Yusuf Salduz’un (“başvuran”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AİHM”) 8 Ağustos 2002 tarihinde İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“AİHS”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran özellikle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın yazılı görüşünün kendisine bildirilmemesi ve gözaltındayken avukat yardımından yoksun bırakılması nedeniyle savunma hakkının ihlal edildiğinden şikayetçi olmuştur. Şikayetleriyle ilgili olarak AİHS’nin 6/1 ve 6/3 (c) maddelerine dayanmıştır.
Başvuru AİHM’nin İkinci Dairesine gönderilmiştir (Mahkeme İç Tüzüğü’nün 52/1 maddesi). Daire başvuruyu 28 Mart 2006 tarihinde, kısmen kabuledilemez bulmuştur.
AİHM İkinci Dairesi 26 Nisan 2007 tarihli kararında (“Heyet Kararı”), oybirliğiyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın yazılı görüşünün bildirilmemesi nedeniyle AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine ve beşe karşı iki oyla, başvuranın gözaltındayken avukat yardımından yoksun bırakılması nedeniyle AİHS’nin 6/3 (c) maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Başvuran 20 Temmuz 2007 tarihinde davanın Büyük Daire’ye gönderilmesini talep etmiştir (AİHS’nin 43. maddesi). Başvuranın talebi kabul edilmiş ve 19 Mart 2008 tarihinde Strazburg İnsan Hakları Binası’nda açık duruşma görülmüştür (Mahkeme İç Tüzüğü’nün 59/3 maddesi).

OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI

2 Şubat 1984 doğumlu başvuran İzmir’de ikamet etmektedir. (dahası…)

Kategoriler: AIHM · Arastirma · alintilar · anasayfa · avrupa insan haklari mahkemesi · avrupa insan haklari sozlesmesi · haberler · hukuk · insan haklari · istanbul · turkiye

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı, TÜRKOĞLU /Türkiye Davası

Temmuz 26, 2009 · 1 Yorum

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı

TÜRKOĞLU /Türkiye Davası*

(Başvuru no: 34506 / 97)
Strazburg
17 Mart 2005

USULİ İŞLEMLER

1. Davanın nedeni, Türk vatandaşı olan Hasene Türkoğlu’nun (“başvuran”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleşme’nin (“Sözleşme”) önceki 25. Maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na (“Komisyon”) yaptığı başvurudur (başvuru no: 34506/97). 
2. Başvuran, İstanbul’da çalışmakta olan G. Tuncer tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran özellikle, kocasının Devlet’in ajanları tarafından kaçırılıp öldürüldüğünü iddia etmiştir. Başvuran, AİHS’nin 2. ve 5. Maddelerine atıfta bulunmuştur.
4. Başvuru, AİHS’nin 11 No.’lu Protokolü’nün yürürlüğe girdiği tarih olan 1 Kasım 1998’de AİHM’ye iletilmiştir (11 No.’lu Protokol’ün 5 § 2 Maddesi).
5. Başvuru, AİHM’nin Üçüncü Dairesi’ne verilmiştir (İçtüzüğün 52 § 1 Maddesi). Bu Daire içinde, İçtüzüğün 26 § 1 Maddesi’nde öngörüldüğü üzere, davaya bakacak olan Heyet oluşturulmuştur (AİHS’nin 27 § 1 Maddesi). Türkiye için seçilen yargıç R. Türmen, dava oturumundan çekilmiştir (İçtüzüğün 28. Maddesi). Bu nedenle Hükümet, onun yerine davada bulunmak üzere F. Gölcüklü’yü ad hoc yargıç olarak atamıştır (AİHS’nin 27 § 2 Maddesi ve İçtüzüğün 29 § 1 Maddesi).
6. 19 Haziran 2001’de verdiği kararla, AİHM başvuruyu kabul edilebilir ilan etmiştir.
7. Başvuran ve Hükümet, esaslarla ilgili gözlemlerini dosyalamışlardır (İçtüzüğün 59 § 1 Maddesi). Taraflara danıştıktan sonra Daire, esaslar üzerine duruşma yapmanın gerekli olmadığına karar vermiştir (İçtüzüğün 59 § 3 Maddesi in fine). Taraflar birbirlerinin gözlemlerine yazıyla cevap vermişlerdir.
8. 1 Kasım 2004’te AİHM, Dairelerinin içeriğini değiştirmiştir (İçtüzüğün 25 § 1 Maddesi). Bu dava yeni oluşturulan Üçüncü Daire’ye verilmiştir (İçtüzüğün 52 § 1 Maddesi).

OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
A. Olaylar

9. Başvuranın eşinin kaybolmasıyla ilgili olaylar taraflar arasında görüşülmüştür.

1. Başvuran tarafından olayların sunulması

10. Başvuranın eşi, Talat Türkoğlu, geçmişte siyasi suçlar nedeniyle birçok kez tutuklanıp yargılanmıştır ve sivil polis gözetiminde tutulmuştur.
11. 29 Mart 1996’da Talat Türkoğlu, akrabalarını ziyaret etmek üzere otobüsle İstanbul’dan Edirne’ye gitmiştir. Edirne’ye giderken, otobüs bir araba tarafından durdurulmuş ve bu araçtan bir kişi otobüse binmiştir. Edirne’ye varmadan önce, aynı araba otobüsü tekrar durdurmuş ve daha önce otobüse binen adam arabaya geri dönmüştür. Bu araba, Talat Türkoğlu’nu Edirne’deki yakınlarının evine gidene kadar takip etmiştir.
12. Talat Türkoğlu, 1 Nisan 1996’da İstanbul’a gitmek üzere Edirne’den yola çıkmıştır. Türkoğlu eve gitmemiş olup, o günden beri kayıptır. Eşinin kaybolmasından beş gün sonra, başvuran evine girerken ön kapının açık olduğunu ve televizyonunun açılmış olduğunu farketmiştir. Başvurana göre, evine giren kişiler bunu eşinin anahtarıyla gerçekleştirmişti.

* Dışişleri Bakanlığı Çok taraflı Siyasî İşler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe’ye çevrilmiş olup, gayrıresmî tercümedir.
13. Başvuran, eşinin nerede olduğunu sormak için birçok idari ve adli kuruma dilekçe yazmıştır. 25 Nisan 1996’da, başvuran İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısına, 26 Nisan 1996’da Adli Tıp Kurumu’na ve İstanbul İnsan Hakları Derneği aracılığıyla Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a, Adalet Bakanı’na ve Türkiye Parlamentosu İnsan Hakları Komisyonu’na başvurmuştur. Başvuran, 2 Mayıs 1996’da Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü’ne başvuruda bulunmuştur. 3 Mayıs 1996’da ise İstanbul Valiliği’ne, Fatih Cumhuriyet Savcılığı’na ve Milli İstihbarat Teşkilatı’na  başvurmuştur. Başvuran, 6 Mayıs 1996’da Edirne Valiliği’ne başvurmuştur.
14. 23 Eylül 1996’da, başvuran Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığı’na başvurmuştur. Başvuran, sivil polis olduklarını düşündüğü kişiler tarafından takip edilmekten şikayetçi olmuştur. Başvuran ayrıca, kendisine küfreden ve ölümle tehdit eden bir kişiden isimsiz telefonlar almaktan şikayetçi olmuştur.
15. 10 Eylül 1997’deki mektuplarıyla başvuran, bir mahkum olan Kasım Açık’ın diğer mahkumlara Talat Türkoğlu’nun ölümüyle ilgili ayrıntılı bilgi verdiği önemli bir ifade hakkında Cumhuriyet Savcısı’nı ve Edirne Valisi’ni bilgilendirmiştir.
16. Başvuran, Kasım Açık’ın eylemleri hakkında bilgi alabilmek için MLKP’ye (“Marksist Leninist Komünist Parti” – yasaklı bir sol kanat örgütü) gizlice giren bir Devlet ajanı olduğunu iddia etmektedir. Bundan önce, Kasım Açık kontrgerilla eylemlerine katılmış ve birçok kişinin ölümüne karışmıştır. 18 Mayıs 1997’de hapishanede boğularak öldürülmüştür. Başvurana göre, Kasım Açık, daha sonra İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi huzurunda sorgulandığı bir suç olan MLKP üyesi olma şüphesiyle tutuklanıp Gebze Cezaevi’nde alıkoyulduktan sonra sorgulanırken bu ifadeyi vermiştir.
17. Önce teybe kaydedilip sonradan yazıya aktarılan bu ifadeye göre, Talat Türkoğlu polis memurları, askerler ve itirafçılardan  oluşan bir ekip tarafından sorgulanmıştır. Talat Türkoğlu daha sonra Murat Demir ve Murat İpek tarafından öldürülmüş ve cesedi Türkiye-Yunanistan sınırının bir bölümünü oluşturan Meriç Nehri’ne atılmıştır. Başvuran mektubunda, Kasım Açık’ın Talat Türkoğlu’nun öldürüldüğü yerin bir taslağını çizdiğini ve Talat Türkoğlu’nun üzerindeki giysilerin, özellikle ayakkabılarının, cüzdanının ve saatinin ayrıntılı bir tanımlamasını verdiğini belirtmiştir. Başvuran, bu detayların doğru olduğunu onaylamıştır. Başvuran son olarak, Talat Türkoğlu’nun öldürülmüş olduğunun kesinlik kazanması gerektiğini ifade etmiştir. Başvuran, yetkililerden bu yeni ifadeyi soruşturmalarını ve o alanda bulunan kimliği belirsiz cesetlerle ilgili belgelerle fotoğrafları kendisine göstermelerini istemiştir.
18. Başvuran, dilekçe verdiği idari ve adli kurumlardan, kendisinden ve eşinin annesinden ifade almak için yollanan ve Talat Türkoğlu’nun kaybolduğu alanda bulunan bir cesedin kimliğini tespit etmek için Talat Türkoğlu’nun kardeşine yollanan birer davet dışında hiçbir karşılık almadığını iddia etmektedir. Bu bakımdan, başvuran, Talat Türkoğlu’nun kaybolmasından sonra kendisinin ve yakınlarının Nisan 1996’da yerel makamlara başvuruda bulunmasına rağmen, Hükümet tarafından sunulan belgelerin Mayıs 1998 tarihli olduğunu belirtmiştir.

2. Hükümet tarafından olayların sunulması
19. 15 Nisan 1996’da dilekçe alınmasının ardından, Edirne Cumhuriyet Savcısı bir soruşturma başlamıştır. Edirne Cumhuriyet Savcısı, Talat Türkoğlu’nun gözaltına alınıp alınmadığını öğrenmek için Edirne Emniyet Müdürlüğü ile iletişime geçmiştir. 2 Mayıs 1996’da durumun böyle olmadığı kendisine iletilmiştir. Edirne’de Talat Türkoğlu’nun aranması başarısızlıkla sonuçlandığı için, fotoğrafı Türkiye’deki bütün Emniyet Müdürlüklerine yollanmıştır.
20. 2 Mayıs 1996’da Bursa’da alıkonmuş olan on yedi kişinin Talat Türkoğlu’nun akıbetinin açıklanmasını istemelerini takiben, Bursa Cumhuriyet Savcısı, Edirne Cumhuriyet Savcısı ve Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yeni soruşturmalar başlatılmıştır.
21. 24 Mayıs 1996’da, bir başka isteğe cevaben, Edirne jandarma komutanı, gözaltı kayıtlarının doğrulandığını ve bölgelerinde kimlik kontrolüne başladıklarını Cumhuriyet Savcısı’na bildirmiştir. 10 Haziran 1996’da, jandarma yetkilileri Cumhuriyet Savcısı’na çabalarının başarısız kaldığını ifade etmiştir.
22. 9 Ağustos 1996’da Edirne Cumhuriyet Savcısı, İstanbul Cumhuriyet Savcısı’nı soruşturma ve Talat Türkoğlu’nun İstanbul’da gözaltına alınıp alınmadığıyla ilgili istenen bilgi hakkında bilgilendirmiştir. 14 Ekim 1996’da İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Edirne Cumhuriyet Savcısı’nı Talat Türkoğlu’nun İstanbul’daki emniyet yetkilileri tarafından gözaltına alınmadığını konusunda bilgilendirmiştir. (dahası…)

Kategoriler: AIHM · Arastirma · Internet · alintilar · anasayfa · avrupa insan haklari mahkemesi · avrupa insan haklari sozlesmesi · ekonomi · guncel · gundem · haber · haberler · hukuk · insan haklari · istanbul · onerilerim · turkiye

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı, ÇİÇEK VE ÖZTEMEL VE DİĞER 6 DAVA/Türkiye

Temmuz 26, 2009 · 4 Yorumlar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı
ÇİÇEK VE ÖZTEMEL VE DİĞER 6 DAVA/Türkiye*

(74069/01, 74703/01, 76380/01, 16809/02, 25710/02, 25714/02 ve 30383/02 no’lu başvurular)
Strazburg
3 Mayıs 2007
USUL

Dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan yedi başvurudan (no. 74703/01, 74069/01, 76380/01, 16809/02, 25710/02, 25714/02 ve 30383/02) kaynaklanmaktadır. 74703/01 no’lu başvuru Abbas Baran, Bayram Ceylan, Mehmet Cihat Aydın, Ali Ağın, Mustafa Yağmur, Hasan Buğa, Fuat Albayrak, Ahmet Hüseyinoğlu, Enver Askan ve Hamdusela Ekinci adlı on kişi tarafından yapılmıştır. 74069/01 no’lu başvuru İnayet Çiçek ve Necat Öztemel tarafından, geri kalan başvurular ise Nusret Atlı (no. 76380/01), Musa Narin (no. 16809/02), Şaban Canpolat (no. 25710/02), Mehmet Fikri (no. 25714/02) ve Salih Kömekçi (no. 30383/02) tarafından yapılmıştır.

OLAYLAR

DAVA OLAYLARI

Başvuranların tümü Diyarbakır’da yaşamakta olan Türk vatandaşlarıdır.

Mayıs 1999’da başvuranlar çalışmakta oldukları Diyarbakır Sur Belediyesi tarafından işten çıkarılmışlardır.

Başvuranların tümü Diyarbakır İş Mahkemesi’nde bir dava açarak ödenmemiş maaşlarını, işten çıkarma ve kıdem tazminatlarını ve diğer maddi haklarını talep etmiştir. Mahkeme 11 Kasım 1999 tarihinde lehte karar vererek belediyenin masraflar ve Haziran 1999’dan beri işleyen yasal faiz dahil aşağıdaki miktarları ödemesine karar vermiştir:
i. Abbas Baran’a 915,737,870 TL;
ii. Bayram Ceylan’a 880,824,998 TL;
iii. M. Cihat Aydın’a 1,062,932,278 TL;
iv. M. Ali Ağın’a 911,348,350 TL;
v. Mustafa Yağmur’a 1,111,150,000 TL;
vi. Hasan Buğa’ya 935,170,454 TL;
vii. Fuat Albayrak’a 833,474,812 TL;
viii. Ahmet Hüseyinoğlu’na 1,078,451,254 TL;
ix. Enver Askan’a 1,021,383,958 TL;
x. Hamdusela Ekinci’ye 905,829,494 TL;
xi. İnayet Çiçek’e 1,000,000,000 TL;
xii. Necat Öztemel’e 999,717,000 TL;

* Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî İşler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe’ye çevrilmiş olup, gayrıresmî tercümedir.
xiii. Nusret Atlı’ya 781,245,000 TL;
xiv. Musa Narin’e 1,111,150,000 TL;
xv. Şaban Canpolat’a 863,345,000 TL;
xvi. Mehmet Fikri Yıldırım’a 27,113 TL; ve
xvii. Salih Kömekçi’ye 956,675,582 TL.
İtiraz olmadığı için karar 19 Kasım 1999 tarihinde kesinleşmiştir. Müteakip aylarda başvuranlar belirtilen miktarları alabilmek için icra takibi başlatmışlardır. Çabaları sonuç getirmeyince mahkeme kararının uygulanması için devreye girmesini Diyarbakır Valiliği’nden talep etmişlerdir. Valilik, zararlarının tazmin edilmesi için belediyeden talepte bulunduklarını başvuranlara bildirmiştir. Ancak mali yetersizlikleri nedeniyle belediye ödeme yapmamıştır.

Somut başvuruların yapıldığı tarihte mahkemenin tespit ettiği miktarlar ödenmemişti. Ancak bu arada belirtilen tarihlerde aşağıdaki başvuranlar ile belediye arasında dostane çözüme varılmıştır:
i. Abbas Baran – 17 Ocak 2005;
ii. Mustafa Yağmur – 25 Aralık 2003;
iii. Hasan Buğa – 28 Aralık 2001;
iv. Hamdusela Ekinci – 21 Kasım 2005;
v. İnayet Çiçek – 11 Aralık 2003;
vi. Necat Öztemel – 23 Aralık 2003;
vii. Nusret Atlı – 21 Kasım  2005;
viii. Musa Narin – 20 Mayıs 2003; ve
ix. Mehmet Fikri Yıldırım – 14 Şubat 2002.

Diğer başvuranlarla anlaşmaya varılmamıştır. Ne var ki belediye yerel icra dairesinin ilgili hesabına kısmi miktarlar yatırmış, daha sonra bunların bazı başvuranlara ödenmesi sağlanmıştır.

9 Kasım 2004 tarihinde yetkililer ile başvuranların temsilcisi Sedat Çınar arasında iş mahkemesinin kararıyla tespit edilen ödenmemiş yasal miktarlara ilişkin olarak bir anlaşmaya varılmış, Çınar iş davalarında başvuranları temsili bağlamında tüm hak ve taleplerinden vazgeçmiştir.

28 Mart 2005 tarihinde Salih Kömekçi, Ahmet Hüseyinoğlu ve M. Cihat Aydın kıdem tazminatlarının ödenmesi için belediyeden yeni taleplerde bulunmuşlardır.

HUKUK

Hem olaylar hem de hukuk açısından benzer olmaları itibariyle Mahkeme başvuruların birleştirilmesini uygun bulmaktadır.

I. BAŞVURANLARIN MAĞDURİYET DURUMU

Hükümet, başvuruların yapılmasından sonra belediyenin başvuranları ödenmemiş miktarları almaya davet etmiş olduğunu ifade etmiştir. Sonuç olarak başvuranlardan dokuzu belediyeyle dostane çözüm sağlamıştır. Teklifi reddetmelerine rağmen diğer başvuranların alacakları da yerel icra dairesindeki hesapta tutulmuştur. Bu nedenle Hükümet başvuruların kayıttan düşürülmesini Mahkeme’den talep etmiştir.

Başvuranlar ihtilaf konusu protokollerin mali yetersizlikleri nedeniyle yapılmış olduğunu ve yatırılan miktarların sadece kısmi ödemeleri teşkil ettiğini savunmuştur.

Mahkeme, belediyenin Abbas Baran, Mustafa Yağmur, Hasan Buğa, Hamdusela Ekinci, İnayet Çiçek, Necat Öztemel, Nusret Atlı, Musa Narin ve Mehmet Fikri Yıldırım ile anlaşma imzalamış olduğunu gözlemler. (dahası…)

Kategoriler: AIHM · alintilar · avrupa insan haklari mahkemesi · avrupa insan haklari sozlesmesi · genel · guncel · haberler · hayat · hukuk · insan haklari

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Ö. A., 43840/02 sayılı başvurunun değerlendirilmesi

Temmuz 23, 2009 · 9 Yorumlar

Av. Serkan Cengiz
Semih Kuru

DÖRDÜNCÜ DAİRE
Ö. A.’in
Türkiye’ye karşı yaptığı
43840/02 sayılı başvurunun
KABULEDİLEBİLİRLİĞİ HAKKINDA KARAR
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Dördüncü Daire),

Nicolas Bratza, Başkan,
Giovanni Bonello,
David Thór Björgvinsson,
Ján Šikuta,
Päivi Hirvelä,
Ledi Bianku,
Işıl Karakaş, yargıçlar,
ve Fatoş Aracı, Daire Yazı İşleri Müdür Vekili ,
3 Haziran 2008 tarihinde toplanarak 7 Kasım 2002’de yapılan yukarıdaki başvuruyu incelemiştir.
Mahkeme kararda; Sözleşme’nin 29 § 3. maddesini göz önünde tutarak davanın kabuledilebilirliğini ve esasını birlikte incelemiştir.
Davalı devlet tarafından ileri sürülen görüşleri ve başvurucu tarafından cevaben sunulan görüşleri incelemiş ve yapmış olduğu muhakeme sonrasında aşağıdaki gibi karar vermiştir:
OLAYLAR
Başvurucu Ö. A., 1954 yılında doğan ve Ankara’da yaşayan bir Türk vatandaşıdır. Mahkeme önünde İzmir’de avukatlık yapan Serkan Cengiz tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi ajanları tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın koşulları
Taraflarca sunulan dava konusu olaylar aşağıdaki gibi özetlenebilir:

Başvurucu mevcut başvurunun yapılmasına neden olan olayların gerçekleştiği sırada Mersin yakınlarında bulunan Erdemli ilçesinde noterdir.

12 Mayıs 1999’da Erdemli Vergi Dairesi, başvurucunun 16 Aralık 1998–31 Aralık 1998 tarihleri arasında noterlik işlemlerinden elde edilen 2.000.000.000 TL’lik  damga vergisini ödemediği gerekçesiyle Erdemli Cumhuriyet Başsavcısı’na başvurur.

13 Mayıs 1999’da Erdemli Cumhuriyet Savcısı (“Savcı”) başvurucunun ifadesini alır. Başvurucu, diğerlerinin yanı sıra, ekonomik sıkıntılar nedeniyle 2.000.000.000 TL’lik damga vergisini ödeyemeyeceğini iddia eder.

Savcı tarafından 14 Mayıs 1999 tarihinde tanzim edilmiş soruşturma raporuna göre; başvurucu defterlerinde 2.225.129.000 TL ödemiş olduğunu kaydetmiş olmasına rağmen vergi dairesine sadece 225.129.000 TL bildirmiş, 2.000.000.000 TL’yi beyan etmemiştir.

22 Haziran 1999 tarihinde Tarsus Cumhuriyet Savcısı, başvurucunun görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle Ceza Yasası’nın 240. maddesine istinaden Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi’ne bir iddianame gönderir. Savcı ek olarak dosyanın Mersin Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ele alınmasını talep eder.

Başvurucu 30 Temmuz 1999 tarihinde ilgili tutarı Erdemli Vergi Dairesi’ne öder.

Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı 9 Eylül 1999 tarihinde, savcının talebine uygun olarak,  Mersin Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderir.

Tarsus Cumhuriyet Savcısı, 26 Ekim 1999 tarihinde Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurucunun ilgili vergi dairesine Aralık 1998-Şubat 1999 arasında eksik KDV ödeyerek zimmetine para geçirdiği iddiasıyla Ceza Yasası’nın 202. maddesine istinaden ek bir iddianame gönderir. Savcı ek olarak davanın Mersin Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülmesini talep eder.

Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı 23 Kasım 1999 tarihinde savcının talebine uygun olarak Mersin Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderir.

Başvurucu hakkında görevi kötüye kullanmaya ilişkin olarak açılan dava 5 Ekim 1999 tarihinde Mersin Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanır.

27 Aralık 1999 tarihinde Mersin Ağır Ceza Mahkemesi başvurucu hakkında açılan iki davanın birleştirilmesine karar verir.

Mersin Ağır Ceza Mahkemesi 8 Mart 2000 tarihinde başvurucu ve avukatını dinler. Mahkeme başvurucuya hakkındaki suçlamaları okur ve başvurucuyu Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 135. maddesi uyarınca hakları hususunda bilgilendirir. Başvurucu yasal haklarını bildiğini beyan eder. Başvurucu, diğerlerinin yanı sıra, bir takım masraflar yapmak zorunda kalmış olması nedeniyle damga vergisini zamanında ödeyecek parası olmadığını ve ekonomik durumu düzelir düzelmez söz konusu tutarı ödemiş olduğunu beyan eder. Başvurucunun avukatı da, diğerlerinin yanı sıra, müvekkilinin ekonomik problemlerinden dolayı vergilerini eksik ödediğini, buna karşın suç işleme kastının bulunmadığını iddia eder.

19 Haziran 2000 tarihinde başvurucu ile birlikte çalışan bir kişinin tanık olarak ifadesi alınır. Aynı tarihte mahkeme birleştirilmiş dava dosyalarındaki suçlamaların farklı isnadlara ilişkin olduğunu ve başvurucunun bu suçlamalara dair savunmalarını sunmadığını belirtir. Mahkeme başvurucuya hakkındaki suçlamaları okur ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 135. maddesi uyarınca başvurucuya hakları hususunda bilgi verir. Başvurucu yasal haklarını bildiğini beyan eder. Başvurucu, diğerlerinin yanı sıra,  ekonomik kriz ve bürosu için yaptığı masraflardan ötürü katma değer vergisini zamanında ödeyemediğini ve buna karşın zimmetine para geçirdiği suçlamasını kabul etmediğini beyan eder.

(dahası…)

Kategoriler: AIHM · Arastirma · Internet · anasayfa · avrupa insan haklari mahkemesi · avrupa insan haklari sozlesmesi · haberler · hayat · hukuk · insan haklari · istanbul · onerilerim · turkiye

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı, YAĞCI VE SARGIN/Türkiye Davası, (6/1994/453/533-534)

Temmuz 23, 2009 · 2 Yorumlar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı
YAĞCI VE SARGIN/Türkiye Davası

(6/1994/453/533-534)
Strazburg
8 Haziran 1995

USULİ İŞLEMLER

1. Dava, Sözleşme’nin 32. Maddesi’nin 1. fıkrası ve 47. Maddesinde öngörülen üç aylık süre içinde, 11 Mart 1994 tarihinde  Avrupa İnsan Hakları Komisyonu (“Komisyon”) tarafından Mahkememize sunulmuştur.  İki Türk vatandaşı olan  Sn. Nabi Yağcı ve Sn. Nihat Sargın tarafından 6 Şubat 1990 tarihinde Madde 25 kapsamında Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Komisyon’a sunulmuş olan iki başvuruya (No. 16419790 ve 16426/90) dayanmaktadır.

Komisyon’un talebi 44. ve 48. Maddeler ile Türkiye’nin Mahkemenin zorunlu salahiyetini tanıdığı bildirgeye (Madde 46) ilişkindir. Talebin amacı davaya ilişkin gerçeklerin, davalı Devlet tarafından  Sözleşme’nin 5. Maddesinin 3. fıkrası ve  6. maddesinin 1. fıkrası kapsamındaki yükümlülüklerin ihlal edilip edilmediğine ilişkin bir kararın verilmesidir.

2. Mahkeme A İçtüzüğünün 33. Maddesi, (d) fıkrası uyarınca yapılmış olan soruşturmaya cevaben başvuranlar adli takibata katılmak istediklerini belirtmişler ve kendilerini temsil edecek avukatları vekil tayin etmişlerdir.

3. Oluşturulan Heyet res’en seçilmiş bulunan Türk uyruklu Sn. F. Gölcüklü (Sözleşme’nin 43. Maddesi) ile Mahkeme Başkanı Sn. R. Ryssdal’ı (İçtüzük 21, 3. Fıkrası) katılımını da içermiştir. 24 Mart 1994 tarihinde Katibin huzurunda ismen Sn. R. Bernhardt, Sn. Thor Vilhjalmsson, Sn. L.-E. Pettiti, Sn. R. MacDonald, Sn. J. De Meyer, Sn. I. Foighel ve Sn. B. Repik olmak üzere diğer yedi üyenin adını kura ile belirlemiştir (Sözleşmenin 43. Maddesi ve İçtüzük 21, Fıkra 4 uyarınca).

4. Heyetin Başkanı sıfatıyla (İçtüzük 21, 5. Fıkrası) ve Sekreter aracılığıyla hareket eden Sn. Ryssdal Türk Hükümeti (“Hükümet”) temsilcisi, başvuranların avukatları ve Komisyon Delegesi ile yargılama sürecinin organizasyonu konusunda temasa geçmiştir (İçtüzük 37, 1. Fıkrası ve İçtüzük 38). Bunun sonucunda gönderilen talebe ilişkin olarak Sekreter başvuranlar ile Hükümetin görüşlerini sırasıyla 19 ve 28 Temmuz 1994 tarihlerinde almıştır. Komisyon Delegesi herhangi bir yazılı mütalaa sunmamıştır.

5. 8 Kasım 1994 tarihinde Komisyon, Başkan’ın talimatı üzerine Başkan tarafından istenmiş olan takibata ilişkin dosyayı sunmuştur.

6. Başvuranlar ve avukatlarına Türkçe dilini kullanma yetkisi veren (İçtüzük 27, 3. fıkra) Başkanın kararına uygun olarak  duruşma 25 Ekim 1994 tarihinde Strazburg İnsan Hakları Mahkemesinde gerçekleştirilmiştir. Mahkeme duruşma öncesinde bir hazırlık toplantısı yapmıştır.

Mahkeme huzurunda hazır bulunanlar:

(a) Hükümet adına
Sn. A. M. Özman
Bayan D. Akçay
Yetkili Ajan,
Danışman;
(b) Komisyon adına
Bayan J. Liddy
Delege;
(c)  Başvuru sahipleri adına
Sn. E. Sansal
Sn. G. Dinç,  Avukatlar.

Mahkeme anılanların beyanlarını dinlemiştir.

DAVA ESASLARI

I. Dava Konusu Olaylar

7. Bir gazeteci olan Bay Yağcı ile bir doktor olan Bay Sargın sırasıyla Türkiye İşçi Partisi ve Türkiye Komünist Partisi genel sekreterleri idiler. Ekim 1987 tarihinde Brüksel’deki bir basın toplantısında Türkiye Birleşik Komünist Partisini (TBKP) kurmak ve kanunlar dahilinde organizasyon ve siyasi faaliyetlerini geliştirmek için Türkiye’ye dönme niyetlerini açıklamışlardır.

8. 18 Kasım 1987 tarihinde Ankara’ya geldiklerinde uçaktan inerken yakalanarak polis tarafından gözaltına alınmışlardır. 4 Aralık tarihinde Cumhuriyet Savcılığı mahkemeye çıkarılmak üzere tutuklanmaları için Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesine başvurmuştur. 5 Aralıkta Mahkeme hakimi kuvvetli suç unsuru delili gerekçesiyle ve sanıkların dinlenmesi neticesinde bu yönde bir karar vermiştir. Savcı, amacı, belli bir sosyal zümre hakimiyetinin kurulması ve bu yönde propaganda yapılması ve anayasa tarafından güvence altına alınmış hakların yok edilmesi; halk arasında düşmanlık ve nefretin teşvik edilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanı ve Hükümeti’nin  itibarının zedelenmesine yönelik hareketler (Türk Ceza Kanunu’nun 140, 141/1, 142/1-6, 142/3-6, 158, 159, 311 ve 312. maddeleri) olan bir örgütün liderliğini yapanları suçlamıştır.  Bu suçlar ayrıca Hükümet’in otoritesine karşı bir saldırı olarak da nitelendirilmiş ve ciddi suçlar olarak sınıflandırılmıştır.

9. 10 Aralık 1987 tarihinde başvuranların avukatları karara karşı çıkmış ancak, bu karar 16 Aralık tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından oybirliği ile onanmıştır.

10. 11 Mart 1988 tarihinde savcılık Sn. Yağcı ve Sn. Sargın’ın yanı sıra 14  kişi hakkında takibat başlatmıştır.

11. Yargılamaya 8 Haziran 1988 tarihinde başlanmış ve 48 duruşma yapılmıştır. Dava dosyası 40 dosyadan oluşmuştur. Davalılar duruşma öncesinde veya seyrinde atanmış olan 400 avukat tarafından temsil edilmiştir.

12.  İlk iki duruşma, 299 sayfadan oluşan iddianamenin okunması ile tamamlanmıştır. Müteakibinde, 6 duruşma (4 Temmuz – 24 Ağustos) Mahkeme tarafından başvuranların sorgulanması ve dinlenmesine ayrılmıştır. Bu süreç, dosya içeriği ile dava konusu suçların özü ile birlikte davalıların tutuklu kalması için Mahkeme tarafından yeterli sebep olarak addedilmiştir. (dahası…)

Kategoriler: AIHM · Internet · alintilar · anasayfa · avrupa insan haklari mahkemesi · avrupa insan haklari sozlesmesi · ekonomi · gundem · gunluk · haber · haberler · hukuk · insan haklari · istanbul · mahkeme karar · turkiye

Ümraniye cezaevi ile ilgili yeni iddialar …

Temmuz 20, 2009 · 16 Yorumlar

Ümraniye Cezaeviyle ilgili bir yorum bırakıldı.  Yarın yapacağımız ziyaretin ve toplu görüş isteğinin ne kadar doğru ve insancıl olduğunu anlıyoruz.

ümraniye ceza evi e tipi ceza evinde e1 de mesut samur var ölüm orucu içinn dilekcesini vermiş ve 85 kilodan 55 kiloya düşmüş velhasılda kafayu yemiş piskologa götürmüyorlar doktor yüzü nne bakıp ilaç veriyor. tğm arkadaşları deli diye dışlamış.çünkü kaşık tabak tutamıyorkenn tuvalet temizlemeye çalışıyor 11 yada 30 kilo vermiş şimdide ölüm orucuna başlamış ve bu doğru karısı eltim olur.kardeşide eşim..

Kategoriler: Arastirma · admin · insan haklari · istanbul · turkiye

Ümraniye cezaevi, açık görüş talebimiz ve açık duyurumuzdur.

Temmuz 17, 2009 · 74 Yorumlar

(I)

Bizler cezaevinde yatan çek yasası mağdurlarının yakınlarıyız,dostlarıyız.

Yanlarında olduğumuzu göstermek için geldik
Yalnız olmadıklarını söylemek,

Biz hukukun tek çare olduğunu ve hukuk yollarının bitmediğini anlatmak ve

Biz canlarımızın durumunu, kendimiz öğrenmek için geldik.

Çocuklarımız, babalarımız içeride. Biz onları görmek için geldik.

<>

Dilekçe haklarının kısıtlanmasını onur kırıcı bulan bazı çek yasası mahkumlarının açlık grevine başladığını öğrendik.

İçeriden düzgün bilgi alamıyoruz.

Mağdur aileleri dağılmıştır, güçleri kalmamıştır.

Ulaşamamaktadır.

Biz canlarımızın durumunu, kendimiz öğrenmek için geldik.

<>

Bizler cezaevinde yatan çek yasası mağdurlarının yakınlarıyız,dostlarıyız.

Canlarımızın durumunu öğrenmek istiyoruz.

Bir temsilcinin görüşmesini istiyoruz
İlk ağızdan durumlarını öğrenmek, gelişmeleri anlatmak istiyoruz
biz anlatmazsak, açlık grevi yapıyorlarsa size inanmazlar
özgür iradeleriyle açlık grevi yapanlara biz birşey diyemeyiz
biz ancak temsilcimiz aracılığı ile gelişmeleri bizzat anlatabiliriz
Burhan İşcan bey mecliste temsilcimiz olarak görüşmeler yaptı.
temsilcimiz eylemcilerin görüşlerini ancak dışarıya aktarır
belki bir talepleri vardır, belki bir şeyler ters gidiyordur.

Belki istanbul ‘u özlemişlerdir.

Biz canlarımızı görmek istiyoruz.
Temsilcilerimiz cezaevi müdürlüğüne dilekçe veriyor. Açık görüş talep ediyoruz.

Biz canlarımızın durumunu öğrenmek için geldik.

(dahası…)

Kategoriler: Acil Demokrasi · Arastirma · Av Rahmi Ofluoglu · Burhan İşcan · Cek Magdurlari · Internet · anasayfa · benim yazilarim · cek · favorilerim · genel · guncel · gundem · gunluk · insan haklari · istanbul · karsiliksiz cek · onerilerim · turkiye · yazilarim

Ümraniye cezaevine kardeş ziyareti yapmak için gidiyoruz.

Temmuz 16, 2009 · 66 Yorumlar

Vakit tamam. Ümraniye cezaevine görüşe gidiyoruz.
açlık grevi
hücre hücre direnmektir
özgür bir yaşam için,uğaranılan haksızlıklara karşı, yaşamlarla set örmedir
yapılacak başka hiç birşey kalmadığının ÇIĞLIĞIDIR
bu çığlık vicdanları yırtar
daha yapılacak şeyler var dostlar
birlikte başaracağız
(dahası…)

Kategoriler: Acil Demokrasi · Arastirma · Av Rahmi Ofluoglu · Burhan İşcan · Cek Magdurlari · Internet · alintilar · anasayfa · cek · ekonomi · favorilerim · genel · guncel · gundem · gunluk · haber · haberler · hayat · insan haklari · istanbul · kanunlar · karsiliksiz cek · onerilerim · turkiye · yorum

İHD bildirimiz …

Temmuz 15, 2009 · 90 Yorumlar

 

 

 
İnsan Hakları Derneği ve
“karşılıksız çek ve yasal çözümler” blogu
tanışma toplantısı

 

 

  

http://karsiliksizcek.wordpress.com

15.Temmuz.2009
Destek veren Av. Gönül MATUR ve arkadaşlarına teşekkür ediyoruz. 

İktidar ile yargının arasına sıkışmış çek yasası mağdurlarıyız.

iktidar adil çek yasasının piyasada daralma yaratacağı öngörüsüyle, hukuk dışı davranmakta ve çekte hapis cezalarının sürmesini istemektedir.

Bunu akademisyenlerin, hukukcuların, meclis adalet komisyonu başkanının muhalefet partilerinin “çek yasası yok hükmündedir” açıklamalarına rağmen istiyor

Bunu Anayasa’nın “borcundan dolayı kimse özgürlüğünden alıkonulamaz”ilkesine rağmen istiyor
Uyum yasası çıkarılmamış olmasına rağmen, ortada bir yasa yokken istiyor.

Cezaevlerinde yatan binlerce mağdur, yasasız çek yasasından kaçak duruma düşmüş onbinlerce çaresiz insanının en doğal hakları olan özgürlükleri pahasına istiyor.
özgürlüklerimiz ekonomiye kurban ediliyor . iç hukukta tüm yollar tükenmiştir. Meclis tatile girmiştir.
biz özgür bir blog olan “karşılıksız çek ve yasal işlemler” ‘de ,  internet üzerinden bir araya gelmiş mağdurlarız.
özgür bir tartışma süreci sonunda,toplu olarak AİHM’ e bireysel başvuru kararı aldık
birkaç hukukçu dostumuz İNSAN HAKLARI İHLALLERİ’ ne karşı bizlerin yanında yer alıyor
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ nden yanımızda yer almalarını ve mağdurlara AİHM başvurularında yardımcı olmalarını istiyoruz

AİHM başvurularının sonuçlanmasının uzun süre aldığını biliyoruz

Şu anda mağduriyetler konusunda bir suçüstü durumu söz konusudur. Anayasal bir kurum haline geldiğini bildiğimiz AİHM’ den, incelemesini, suç üstü koşullarını göz önünde bulundurarak yapmasını talep ediyoruz
geciken adalet adalet değildir
insan hakları hemen şimdi …

 

“İNSAN HAKLARI”savunucularına açık mektup

Çağdışı bir çek yasasıyla karşı karşıyayız. Çek yasasının çağdışılığı konusunda uzun uzun tartıştık

Artık eylem zamanıdır

Çek yasasından kaynaklanan HAK İHLALLERİ karşısında iç hukuk yolları tükenmiştir (dahası…)

Kategoriler: Acil Demokrasi · Cek Magdurlari · admin · insan haklari · karsiliksiz cek

Ümraniye cezaevinde “açlık grevi” eylemi hakkında önemli duyuru !!!

Temmuz 15, 2009 · 36 Yorumlar

 

Dün akşam bir arkadaşımız “Ümraniye cezaevinde, dilekçe ve itiraz haklarının onur kırıcı  şekilde rededilmesini protesto eden, karşılıksız çek  mahkumlarının açlık grevi eylemi başlattığını” bildirdi.  Avukat Gönül MATUR’a kimliğini açıklayarak bilgi vermesini veya bugünkü İHD ziyaretinde bizzat açıklamasını istedim.

Arkadaşlarım,

Bizler darbe yıllarında, sıkıyönetim mahkemelerine karşı son çare olarak bu eylemleri tanıdık ve hoşgördük.  Özgürlüğü haksız bir yasa ile kısıtlanmış insanların “henüz tüm hukuk yolları bitmemiş iken”  yemek almayı redetmesinin kafesteki bülbülü aç bırakmaktan farkı yoktur.  Bu eylemi duyupta “yaşasın ses çıkacak bir eylem oluyor” diyerek sevinmek, en basit tanımıyla “fırsatcılık” dır.

Herkes önce kendi önünü temizlemelidir.  Mahkumların aç kalmasına razı olanlar , önce en sevdikleri iki kişiyi aç bırakarak bir odaya kilitlesinler ve iki damla gözyaşı döksünler.  Cezaevi ortamında, Açlık grevi dediğimiz şey öyle basit bir eylem değildir. (dahası…)

Kategoriler: Arastirma · Av Rahmi Ofluoglu · Burhan İşcan · Cek Magdurlari · Internet · admin · alintilar · anasayfa · avrupa insan haklari mahkemesi · avrupa insan haklari sozlesmesi · benim yazilarim · cek · ekonomi · favorilerim · genel · guncel · gundem · gunluk · haber · haberler · hayat · insan haklari · istanbul · karsiliksiz cek · onerilerim · turkiye · yazilarim