ZEYNEP DAĞI ANKARA AK Parti


ZEYNEP DAĞI ANKARA AK Parti
Zeynep Dağı, 20 Aralık 1964′te Gölbaşı’nda doğdu. Babasının adı İbrahim, annesinin adı Fatma’dır.
Akademisyen; Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. Yüksek lisansını ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde; doktorasını Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde tamamladı.
Gazi Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. George Washington University’de misafir araştırmacı olarak bulundu. Yardımcı doçent olarak, Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim üyeliği, Demokrasi Platformu Dergisi’nde editörlük, Bugün gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Basılı üç kitabının yanısıra yurtiçi ve dışında makaleleri yayınlandı.
23. Dönem’de Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Üyesi ve Avrupa-Akdeniz Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanı.
Çok iyi düzeyde İngilizce bilen Dağı, evli ve 2 çocuk annesidir.

Reklamlar

2 responses to “ZEYNEP DAĞI ANKARA AK Parti

  1. Çek Yasası’na Denge Formülü Aranıyor

    Çek Yasası’nı Yeniden Düzenleyen Tasarının TBMM Adalet Alt Komisyon Çalışmaları Tamamlandı. Muhalefet Partileri Yasanın “Toplumun Beklentilerini Karşılamıyor” Diyerek Çek Suçlarından Cezaların Kalkmasını İstiyor. Hükümet İse Doğrudan Af Getirilmesi Yerine Tarafları Memnun Edecek Ara Formül Arıyor

    14 Haziran 2009 Pazar

    Çek Yasası’nı yeniden düzenleyen tasarının TBMM Adalet Alt Komisyon çalışmaları tamamlandı. Muhalefet partileri yasanın “toplumun beklentilerini karşılamıyor” diyerek çek suçlarından cezaların kalkmasını istiyor.
    Hükümet ise “karşılıksız çeke” yeni denge formülü arıyor. Geçen hafta bir araya gelen Devlet Bakanı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin, karşılıksız çekten hapis yatan, arananlar için yeni bir formül arayışında. Hükümet karşılıksız çekten ceza alanlara “af” getirilmesini düşünmüyor ancak toplumun beklentilerine yanıt verecek denge formülü arıyor.

    Alt komisyon çalışmalarına katılmayan CHP ve MHP’liler, “çek suçlarında ceza kalkacak mı, kalkmayacak mı?” diye beklendiğini, ancak düzenlemenin bu sorunu çözmediğini gerekçe göstererek tasarıya karşı çıkıyorlar.

    CHP, karşılıksız çek keşide etmede cezanın kaldırılmasını isterken, MHP karşılıksız çekten ceza alan hapis yatan ve aranan kişiler üzerinden hapis ve adli para cezalarının kalkmasını istiyor.

    -HÜKÜMET YENİ FORMÜL ARIYOR-

    Hükümet ise büyük beklenti içerisine giren çek mağdurları için denge formülü arıyor. Karşılıksız çekte tek tarafın memnun etme yerine her iki taraf için de yeni bir düzenleme düşünüyor. Geçen hafta bir araya gelen Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin, karşılıksız çekten hapis yatan, arananlar için yeni bir formül arayışında. Hükümet karşılıksız çekten ceza alanlara “af” getirmeyi düşünmüyor ancak toplumun beklentilerine yanıt verecek denge formülü arıyor.

    -ÇEKTE VEKİL KALKIYOR-

    TBMM Adalet Alt Komisyonu, Çek Kanunu Tasarısı üzerindeki çalışmalarını tamamladı. Muhalefet partililerinin katılmadığı alt komisyon tasarı üzerinde bazı değişikliklere gitti. Bu çerçevede tasarı da şu değişiklikler yapıldı.

    Çek hesabı sahibi gerçek kişinin, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını “vekil” olarak tayin etmesini önleyen düzenleme yaptı. Buna göre, çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını “temsilci” veya “vekil” olarak tayin edemeyecek. Patronun ya da şirket çeklerine imza atmak zorunda kalan ve hapis cezası alan Çaycı kapıcılar çıkacak yasayla serbest kalacaklar.

    -BANKALAR SORUMLU OLACAK-

    Bankaların, karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı ile ilgili olarak ödemekle yükümlü olduğu 475 liralık miktar ise 1000 liraya çıkarıldı. Buna göre, banka, hamiline, talep ettiği takdirde süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için; karşılığının hiç bulunmaması halinde, çek bedeli 1000 lira veya üzerinde ise 1000 lira, bu tutarın altındaysa çek bedelini ödeyecek.

    Alt komisyon, tasarıda bankacılar için öngörülen cezalarda da indirime gitti. Kısmen veya tamamen karşılığı bulunmayan çekle ilgili olarak talebe rağmen, “karşılıksızdır” işlemi yapmayan banka görevlisi için öngörülen 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasının alt sınırı 1 ay olarak belirlendi.

    -HAPİS CEZALARI-

    Karşılığı tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edilen çekin karşılığının hesapta mevcut olmasına rağmen hamile ödemede bulunmayan banka görevlisi için uygulanacak 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasının da alt sınırı 1 aya çekildi.

    Tasarıda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilen kişi adına çek hesabı açan banka görevlisi için öngörülen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası, 3 aydan 2 yıla şeklinde değiştirildi.

    Kanunun yayımı tarihine kadar karşılıksız çek keşidesi suçundan dolayı açılmış davalar, Asliye Ceza Mahkemelerinde görülerek sonuçlandırılacak.

    Yargıtay, lehe olan hükümler yönünden incelemeyi kendisi yapacak. Dosyaları yerel mahkemelere göndermeyecek.

    -DOĞRUDAN AF YOK-

    Değişiklikler hakkında bilgi veren AKP Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü, tasarıyı hem yeni ceza usulüne uyarladıklarını hem de çek suçlarında karşılaşılan sorunları çözdüklerini söyledi.

    Köylü, düzenlemenin yaklaşık 2 bin kişiyi etkilediğini, belki bunlardan 1000-1500’ünün cezaevinden çıkacağını ifade ederek, “Ancak doğrudan af diye bir şey yok” dedi. Köylü, özellikle odacı, kapıcı gibi kişilerin vekil tayin edilmesinden dolayı yaşanan mağduriyetlerin giderileceğini belirtti.

    Hükümetin bu yasama döneminde Genel Kurul’dan geçirmeyi düşündüğü yasa, bu hafta Adalet Komisyonu’nda alt komisyon raporunun ele alınması bekleniyor. Yasanın verilecek önergelerle yeniden düzenlenmesi bekleniyor.(ANKA) 14.06.2009

    HABERLER ‘den alıntıdır.

    https://karsiliksizcek.wordpress.com/2009/11/06/cek-kanunu-ayiplarini-stadyumlara-tasiyoruz/

    • 31.12.2008 TARİHİ SONRASINDA, KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ETME SUÇUNA UYGULANACAK OLAN TÜRK CEZA KANUNU HÜKÜMLERİNİN KISA BİR DEĞERLENDİRMESİ

      5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un Geçici 1. Maddesine göre;
      “Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.”
      Bu hüküm çerçevesinde, belirtilen tarihten sonra, Türk Ceza Kanunu (TCK) dışındaki ceza hükmü getiren tüm ceza kanunları hükümlerinin, TCK’da öngörülen şekle uydurulması çerçevesinde, 3167 Sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’unun (Çek Kanunu) uygulanma şartlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
      Belirtmek gerekir ki, 31.12.2008 tarihine dek, ceza hükmü getiren diğer özel kanunlardan olan 3167 Sayılı Çek Kanununun cezai hükümleri, TCK’nun genel hükümlerine aykırı olsa da uygulanabilmekteydi. Ancak 31.12.2008 tarihine kadar, Çek Kanun’unda gerekli değişiklikler yapılmadığından, artık 01.01.2009 tarihi itibariyle TCK’nun genel hükümlerinin (1-75. maddeleri) uygulama alanı bulması söz konusudur.
      Ayrıca, 5252 Sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca, Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. Dolayısıyla, aynı kanunun geçici 1. maddesi yanında, yargılamada, 9. maddenin de göz önünde bulundurulmasıyla sanığın en lehine olan hükümlerin araştırılıp değerlendirilmesi gerekmektedir.
      Bu çerçevede aşağıda, Çek Kanunu’ndaki karşılıksız çek keşide etme suçunu düzenleyen hükümler yerine uygulanması gerektiği düşünülen TCK hükümlerinin kısa ve acil bir değerlendirilmesi yapılmıştır.
      1. 3167 SK. m. 16/1’de karşılıksız çek keşide etme suçu,
      “Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar adli para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar, 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” Şeklinde olmak üzere, karşılıksız çek keşide etme suçu, “şekli suç” niteliğinde düzenlenmiştir.
      Ancak, TCK’nın genel hükümleri uyarınca, bir suçun oluşumu kastın varlığına bağlıdır (TCK m. 21). Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Bu nedenle, bir kişinin karşılıksız çek nedeniyle cezlandırılabilmesi için, bu kişinin çeki keşide ederken, çekin karşılıksız kalacağı kastıyla hareket etmiş olması gerekmektedir. Başka bir deyişle, bunu bilmeli ve istemelidir. Dolayısıyla, yapılan yargılamada, artık kastın varlığı mutlak olarak araştırılmalı ve bunun sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
      Bunun yanı sıra belirtmek gerekir ki; TCK m. 21/2’ye göre, somut olayda karşılıksız çek keşide eden kişide “olası kast”ın varlığı da ayrıca değerlendirilerek, maddede öngörülen hafifletici durumların dikkate alınması gerekir.
      2. TCK m. 20
      TCK m. 20 uyarınca, ceza sorumluluğu şahsidir ve kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. Ancak bu maddenin 2. fıkrasında, tüzel kişiler açısından ayrı bir düzenleme yapılmış ve tüzel kişiler bakımından –hiçbir suretle- ceza yaptırımı uygulanamayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla, bir tüzel kişi çek keşide ettiği takdirde, bu tüzel kişi hakkında artık ceza yaptırımı uygulanamayacaktır.
      3. TCK m. 22
      Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır. Bu nedenle, taksirle işlenen bir fiilin cezandırılabilmesi için, açıkça düzenlenmiş olması gerekir. Oysa ki, karşılıksız çek keşide etme suçu için, taksirle işlenebileceği yönünde özel bir düzenleme kanunda yer almamaktadır. Dolayısıyla, karşılıksız çek keşide etme fiilini taksirle işlemek mümkün olmadığından, ceza yaptırımı da uygulanamaz.
      4. TCK. m. 43
      Bu hüküm, zincirleme suçu düzenlemektedir. Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Bu nedenle, karşılıksız çek keşide etme suçu bakımından, bir tek kişiye karşı (sıralı çek) işlenmiş birden fazla karşılıksız çek keşide etme suçunun “zincirleme suç” kapsamında değerlendirilmesi gerekecektir.
      Bunun sonucu olarak da, Çek Kanunu’nun 16. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen “Kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan her çek yaprağı ayrı bir suç oluşturur” hükmünün artık her durumda uygulanabilmesi mümkün değildir. Yapılan yargılamada, bu hükmün de değerlendirilmesi gerekmektedir.
      5. TCK m. 52 – 61/8
      Çek Kanunu’na göre, karşılıksız çek keşide etme suçunun cezası, çek bedeli tütarı kadar “adli para cezası” olarak belirlenmekteydi. Verilecek para cezasının üst sınırı her yıl 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine göre artırılan miktarla sınırlıdır.
      Ancak, TCK’nın adli para cezalarına ilişkin 52. maddesi uygulama alanı bulacağından, ceza miktarının ve niteliğinin belirlenmesi farklılaşacaktır.
      Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. Yargılama sonucunda verilen kararda, adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilmelidir. Adli para cezasının miktarının tespiti artık, sadece bu yolla gerçekleştirilebilecektir.
      Bu noktada, yargılamada sanığın lehine olan hafifletici hükmün de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adli para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği belirtilir. Dolayısıyla, karşılıksız çek keşide etme suçuna karşılık verilecek cezanın tayininde bu hükmün uygulanması gerekmektedir.
      Burada karşılaşılacak bir başka sorun, karşılıksız çek keşide etme suçuna tayin edilecek cezanın tam gün karşılığının neye göre belirleneceğidir. Çek Kanunu’nun uygulamasında, ceza, karşılıksız çıkan çek miktarına göre belirlenmekteyken, TCK’nın 52. maddesinin uygulanmasıyla, öncelikle tamgün hesabının yapılması ve bir güne karşılık gelen parasal miktarın belirlenmesi üzerine karar verilmesi gerekmektedir.
      TCK m. 61/8 hükmüne göre, adli para cezasının hesaplanması ise, adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılmalıdır. Adli para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunacaktır. Bu itibarla, yargılama sonucunda verilecek adli para cezasının tayini usulü de tümden değişmektedir.
      6. TCK m. 73
      Çek kanunu’na göre, karşılıksız çek suçundan dolayı kovuşturma yapılması şikayete bağlı tutulmuştur. Ancak bu şikayet hakkının kullanılma süresi Çek Kanunu’nun 16b maddesinin ikinci fıkrasında; “Çekin karşılığının bulunmaması nedeniyle şikayet hakkı, 8 inci maddede belirtilen miktarın yatırılması için öngörülen sürenin dolduğu tarihte; ihtiyati tedbir kararı veya ödeme yasağı nedeniyle süresi içinde ibrazında çek hakkında işlem yapılmaması halinde ise, ihtiyati tedbir kararının veya ödeme yasağının kalktığı tarihte doğar” olarak belirtilmiştir.
      Fakat, TCK’nın genel hükümlerinden şikayet’i düzenleyen 73. maddesinin uygulamasıyla, karşılıksız çek suçunun kovuşturulmasına ilişkin usul de değişmektedir. Bu çerçevede, TCK’ya göre süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlayacak şekilde hesap edilmek üzere, 6 ay olarak belirlenecektir. Bu durumda, şikayetçinin fiili ve faili öğrenme tarihi, çekin ibraz tarihi olacağından (Çekin karşılıksız olduğunun öğrenildiği, bankaya ibraz tarihinde), şikayet hakkının başlangıcı daha geriye çekilmiş olacaktır. Kovuşturma ve yargılamada, bu durumun da dikkate alınması ve şikayet süresinin buna göre hesaplanması gerekmektedir.
      7. 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun
      5252 Sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca, Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. Dolayısıyla, aynı kanunun geçici 1. maddesi yanında, yargılamada, 9. maddenin de göz önünde bulundurulmasıyla sanığın en lehine olan hükümlerin araştırılıp değerlendirilmesi gerekmektedir.

      turkhukuksitesi ‘nden alıntıdır.

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s