BİLGİN PAÇARIZ EDİRNE CHP


BİLGİN PAÇARIZ EDİRNE CHP
Bilgin Paçarız, 23 Ekim 1955′te Edirne’de doğdu. Babasının adı Mehmet, annesinin adı Nermin’dir.
Ticaret; Edirne Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümü’nü bitirdi.
Serbest ticaret işiyle uğraştı. Paçarız Kolektif Şirketi’ni kurdu ve yöneticiliğini yaptı. Türk Hava Kurumu, Kızılay, Çevre Gönüllüleri Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Atatürkçü Düşünce Derneği üyeliklerinde bulundu.
Orta düzeyde İngilizce bilen Paçarız, evli ve 2 çocuk babasıdır.

bilgin.pacariz(at) tbmm (dot) gov (dot) tr

Reklamlar

3 responses to “BİLGİN PAÇARIZ EDİRNE CHP

  1. CHP Edirne Milletvekili Bilgin PAÇARIZ bu kez de Adalet Bakanına bir soru önergesi verdi.

    CHP Edirne Milletvekili Bilgin PAÇARIZ bu kez de Adalet Bakanına bir soru önergesi verdi. PAÇARIZ; “Sayıları hızla artan çek mağdurları konusunda zaman geçirmeden yeni bir düzenleme yapılması gerektiğini ifade etti. PAÇARIZ’ın, çek mağdurları ile ilgili olarak vermiş olduğu soru önergesi şöyledir; Ülkemizde yaşanan ekonomik kriz sonrasında esnafı, tüccarı, sanayicisi olmak üzere toplumdaki tüm kesimler çeklerini ödeme konusunda problemler yaşamaya başlamış ve de çeklerini ödeyemedikleri noktada hapis cezasıyla karşı karşıya kalmışlardır. Borcunu kabul eden, borcuna sadık, bugüne kadar borcunu ödemiş olan bu insanlar yaşanan kriz sonrasında ödeme güçlüğü içerisine girmişlerdir. Bu insanlar karşılıksız çek vermek düşüncesiyle hareket etmemişlerdir. Bu insanların işyeri bellidir, evi bellidir, çoluk çocuğu bellidir. Bu insanlar bir taraftan borcunu ödeyememenin rahatsızlığı, diğer taraftan hapse girmenin ezikliği, diğer taraftan bir şey yapamamanın üzüntüsüyle çok zor günler geçirmektedirler. Bu bağlamda; Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, ülkemiz genelinde (yıl bazında olmak üzere) çekini ödeyemediği için hapse giren vatandaşlarımızın sayısı nedir? Çek mağdurlarını hapisten kurtaracak yasa değişikliği konusunda ne düşünüyorsunuz? Bu konuda yapmış olduğunuz bir çalışma var mı?” diye sordu.

    Haber Yayın Tarihi : 3 Nov 2009

    • Aydın Ayaydın
      Çeki kesen mi, çekini tahsil edemeyen mi mağdur

      Çek mağdurları ile ilgili dünkü yazım nedeniyle yüzlerce mail aldım. Mail’lerin bir bölümü çekten ötürü cezaevinde olanların yakınlarından, büyük bölümü de müşterisinden aldığı çeki tahsil edemediği için iflasın eşiğine gelenlerden. Her iki taraf da kendisini çek mağduru olarak görüyor.

      Altına imza koyduğu çeki ödemediği veya ödeyemediği için binlerce kişi cezaevinde. Binlerce kişi de cezaevi yolunda. Asıl mağdurun kendileri olduğunu söyleyen bu kesimden aldığım mesajlarda bakın neler var:

      “Ekonomik kriz nedeniyle çekimizi ödeyemedik. Bunun için cezaevine girdik.

      Karşılıksız çeklerle ilgili değişik mahkemelerde yargılandım, bazıları adli para cezası verdi, bunu yatıramadığım için cezaevine girdim. Bazılarında ise ceza verilmedi. Hakimler de kanunu farklı uyguluyor.

      Çekimi ödeyemediğim için beni yargılayan hakim ceza verdi hapse girdim. Aynı şekilde yan komşumun da birçok çeki karşılıksız çiktı. Yargılandı ve ceza almadan kurtuldu. Bana ceza veren hâkim de, komşuma ceza vermeyen hâkim de aynı kanuna göre karar verdi. Sonuçlar farklı. Bu nasıl adalet?

      Devlet, çekini ödeyemeyen ile çekini tahsil edemeyenlerin uzlaşamamasından hâkimin verdiği adli para cezası ile rant elde ediyor. Diyelim ki mahkeme çekini ödemeyen birine 100 bin TL adli para cezası verdi. Bu kişide bu para olsaydı zaten alacaklısına verir ve yargılanmazdı. Demek onda para yok, devlete bu parayı nasıl yatırsın. Diğer taraftan diyelim ki bu şahıs adli para cezasını yatırmadığı için cezaevine girdi ve çıktı. Çek alacaklısının alacağı yerinde duruyor. Bu ne olacak?”

      ***

      Müşterisinden aldığı çekleri tahsil edemediği için zor günler geçirenlerden aldığım mail’ler ise olayın bir başka boyutunu gözler önüne seriyor. Bakın onlar neler diyor:

      “Bankalar her önüne gelene deste deste çek karnesi vererek, karşılıksız çek vermeyi teşvik ediyor. O zaman bankaların da bunda sorumluluğu olmalı ve bu meblağın önemli bölümünü karşılamalı ki, çek karnesi verirken daha seçici davransın.

      Altına imza attığı çeki ödemeyen ile ödeyemeyenleri ayırmak gerekir. Bazıları iyi niyetli ancak ekonomik koşullardan dolayı ödeme sıkıntısında. Bu durumdakiler zaten çek verdiği kişi ile anlaşarak vadeyi erteliyor. Bunda çok da sorun yok. Asıl sorun, ödememe üzerine kurulu bir anlayış üzerine karşılıksız çek verenlerde. Bunlar mutlaka cezaevine girmeli. Evet cezaevine girseler bile, alacağımızı tahsil edemiyoruz ama, bu onların yanına kâr kalmamalı, cezasını çeksin ki böyle bir uygulama teşvik edici olmasın.

      Borcunu ödemeyenler, dürüst esnafı da sıkıntıya sokuyor. Karşılıksız çek uygulaması ile sanayici, tüccar ve esnafın elindeki çeklerden geçilmez olduğu yetmiyormuş gibi, şimdi de borç ödememeyi alışkanlık haline getirenlerin bulduğu yeni yöntem “iflas erteleme”dir. Ne kadar da kolay iflas erteleme kararı alıyorlar ve binlerce esnafı mağdur ediyorlar. İflas erteleme kararı alan şirket hiçbir borcunu ödemiyor ve mahkeme sonucunu bekliyor. Üç yıl sonra gelecek kararla yüz binlerce kişi alacağını tahsil edemediği için mağdur oluyor. Ve bu mağdurlar bu kez haksız yere iflas etmek durumunda kalıyor. Bu nasıl adalet. Bu yöntemle borcunu ödememe yoluna gidenler de ceza evine girmeli.”

      ***

      ‘Çek mağduruyum’ diyen her iki tarafın söyledikleri bunlar. Demek ortada bir hukuki boşluk var. Adalet Bakanlığı süratle bu boşluğu doldurmalı ve ortak bir noktayı bulmalı ki, kimse haksız yere mağdur olmasın

      13.kasım.2009 Gazetevatan

      —————————————————————————————————————————–
      Bir açılım da çek borçlarına
      Hükümet, küresel krizle birlikte gündeme gelen çek mağdurlarının sıkıntısını çözmek için alternatif planlar üretiyor. Son olarak çek borçlarının taksitler halinde ödenmesi alternatifi de gündeme alındı

      Kamuoyunda, karşılıksız çeklere hapis cezasını kaldıran yasa olarak bilinen Çek Yasası’nda değişiklik öngören yasa tasarı, hapis cezasının kaldırılması yönündeki tartışmalar nedeniyle bir türlü hayata geçirilemedi. Karşılıksız çekte hapis cezasının kaldırılması halinde, çekin ödeme aracı olarak kullanılmasına ilişkin özelliğinin kaybolacağı öne sürülüyor. Karşılıksız çeklerde hapis cezası devam ederse, bu kez de yaklaşık 70 bin kişinin daha karşılıksız çekten dolayı hapse girmesi söz konusu olacak. Tartışmaları dikkate alan ekonomi yönetimi, yeni bir alternatif geliştirdi.

      BORCUNU ÖDEYENİN DAVASI DÜŞECEK

      Bulunan alternatife göre, kredi kartı borçları, vergi borçları ve SSK prim borçlarına getirilen ödeme kolaylıkları karşılıksız çekler içinde getirilecek. Bu yöntemle, karşılıksız çeki bulunan tüccarlara, borçlarını taksitler halinde ödeme hakkı tanınacak. Borçlarını ödeyen karşılıksız çek sahiplerinin davaları da düşecek. Ekonomi yönetiminin üzerinde çalıştığı henüz ayrıntıları netleşmeyen çek borçlarına ödeme kolaylığı getirilmesine ilişkin düzenlemenin hayata geçmesi halinde, borçlarını yeniden yapılandıran 70 bin çek sahibi hapisten kurtulacak. Ayrıca, 2009 yılının ekim ayı itibariyle 1.6 milyon protesto edilen çeklerin de ödenmesi için yeni bir kapı açılacak. Ayrıca çeklerinin karşılıksız çıkması nedeniyle hapse giren yaklaşık bin 500 çek mağdurunun da şartlı olarak serbest bırakılmasının önünü açacak. • HÜSEYİN ÖZAY ANKARA

      İNTERNETTE ÖRGÜTLENDİLER

      İnternette biraraya gelerek site kuran çek mağdurları zaman zaman eylemler yapıyor. Çek mağdurları en son eylemi 22 Ekim’de Ankara’da yaptı.

      Her ay 100 bin çek karşılıksız çıkıyor

      Esnafın ve tüccarın elinin darda olup olmadığını gösteren en önemli göstergelerden olan karşılıksız çek sayısında ciddi artışlar dikkati çekiyor. 2007 yılının ilk 7 ayından, 2008 yılının ilk 7 ayına kadar karşılıksız çek sayısında yüzde 11.5 artış yaşanmışken, 2008’den 2009’a bakıldığında artış oranının yüzde 28.2’e çıktığı göze çarpıyor. Türkiye’de her ay yaklaşık 100 bin adede yakın çek karşılıksız çıkıyor ve hukuki işleme tabi oluyor. Sadece 2009’un ilk 6 ayında karşılıksız çek nedeniyle ceza mahkemelerinde 159 bin 774 dava açıldı. Bu davalarda 221 bin 755 kişi hakim karşısına çıktı. 2009’un 6 ayında çek davaları nedeniyle bin 461 kişi hapse girdi. Bunlardan 5’ini çekle ilgili ihtara ve yasaklamaya uymama, 67’sini Çek Kanunu’na muhalefet, diğerlerini de karşılıksız çek keşide etme suçu oluşturdu.
      16 Kasım 2009 Pazartesi, 00:05 STAR Gazete

      ————————————————–

      Aydın Ayaydın
      Çek mağdurlarının gözü kulağı Hükümet’te

      Metris Cezaevi’nde karşılıksız çekten dolayı yatan birisinden mektup aldım. Çek mağduru olduğunu ısrarla savunan bu kişi, haksız yere hapis yattığını, kendisi ile aynı durumda olup da yargı sonucu serbest kalanlar olduğunu savunuyor ve “Ekonomik kriz sonucu işimi ve barkımı kaybettim. Çok değerli gayri menkullerim ipotekli bulunduğu bankalar tarafından yok fiyatına satıldı, dolayısıyla borcumu ödeyemedim. Kestiğim çeklerden ötürü yargılandım. Bazılarından mahkeme beraat kararı verdi. Bazılarından ise ceza yedim. Aynı şekilde benim durumumda olduğunu bildiğim bazı kişiler ise yargılama sonucunda ceza almadan kurtuldular. Madem kanun aynı. Neden mahkemelerden farklı karar çıkıyor” diye dert yandıktan sonra “Beni içeri attılar, peki o çekleri kim ödeyecek? Beni içeri atacaklarına dışarıda bıraksalardı çalışıp belki borcumu ödeyebilirdim” diyor. Şunu da eklemiş: “Türk Ticaret Kanunu’na göre çek de kıymetli evrak, senet de. Senedini ödeyemeyenler hapse girmiyor. Fakat çekini ödeyemeyenler içeri giriyor. Bu nasıl adalet!”

      ***

      Diğer taraftan, müşterisinden aldığı çekleri tahsil edemediği için iflas bayrağı çeken mağdurlar da var. Bakın onlardan biri ne diyor: “Müşterilerimden aldığım çekler karşılıksız çıktığı için o meblağları kendi öz kaynaklarımdan karşılamak zorunda kaldım. Fakat artık karşılıksız çıkan çekleri ben de ödeyemeyecek duruma geldim. Bankalar çek karnelerini müşterilerine bu kadar kolay vermemeli. Müşterisini seçerek çek karnesi vermeli veya müşterisinin kestiği çek karnesinin en azından yarısını banka karşılamalı ki, her önüne gelene çek karnesi vermesin. Adam eline geçirdiği çeki sanki başkası ödeyecekmiş gibi sorumsuzca kesiyor. Sonra vadesi gelince de ödeyemiyor. Bunun bir cezası olmalı. Madem çekin altına imza atıyorsun, o zaman imzana sahip çık. Çıkmıyorsan CEZAEVİNE girmelisin.”

      ***

      İki, taraf da çek mağduru. Biri altına imza koyduğu çeki ödeyemediği için hapis yatıyor. Diğeri aldığı çekin karşılıksız çıkması sonucu iflas bayrağı çekmiş. Hatta o da hapse girmek üzere. Şimdi hangisi haklı?

      Karşılıksız çek kesen çekini ödemediği için hapse girmeli mi, girmemeli mi? Çok ince bir çizgi…

      Bildiğim kadarıyla Hükümet’in çekle ilgili bir düzenlemeye gitme hazırlığı var. Ama araştırdım, Hükümet’in de üzerinde mutabakata vardığı bir taslak henüz ortada yok. Alternatifli metin taslağı hazırlamış. Bir alternatife göre, karşılıksız çek kesenler cezaevine girmeyecek. Diğer alternatife göreyse girmek zorunda. Anladığım kadarıyla bu konu daha çok tartışılacak. Ve karar ne olursa olsun, herkesi memnun etmeyecek. Çekini ödeyemediği için hapis yatan kurtulacaksa, çekini tahsil edemediği için zor durumda kalanlar bundan memnun olmayacak. Karşılıksız çek kesenler ceza evine girecekse de bu kez onlar memnun olmayacak. Ancak şu da bir gerçek ki, kimse hapse girmeyi göze alıp bile bile karşılıksız çek vermez. Diğer taraftan da nakit akışınızı aldığınız çeklere göre düzenlerseniz ve burada aksama olursa perişan olursunuz. Durum altından kalkılabilecek gibi gözükmese de cezaevlerinde yatan binlerce çek mağduruyum diyenin gözü Hükümet’in bu konuda atacağı adımda.

      İnşallah ekonomi düzelir de ne çek yüzünden kimse cezaevine girer ne de kimse çekini tahsil edemediği için mağdur olur.

      O günleri görebilecek miyiz?

      Gazetevatan
      https://karsiliksizcek.wordpress.com/category/anasayfa/page/6/

  2. CHP Edirne Milletvekili Bilgin Paçarız

    07 10 2009 14:04

    CHP Edirne Milletvekili Bilgin Paçarız, Milli Eğitim Bakanına 30.09.2009
    ve 06/10/2009 tarihlerinde olmak üzere iki adet soru önergesi verdi.
    Paçarız’ın Sayın Bakanın cevaplandırması için verdiği soru önergesi metinleri şöyle;
    “ 2009-2010 Eğitim Öğretim yılının başlamış olduğu şu günlerde, Edirne ilimizde eğitimde başarı çıtasının düşmemesi en büyük dileğimizdir. Öğrencilerimizin iyi eğitim almış başarılı bireyler olarak yetişmeleri ancak öğretmenden hizmetliye, okuldan laboratuarlara kadar tüm eğitim unsurlarının bir arada sağlıklı işlemesi ile mümkündür. Ülkemizin geleceği için etkin ve yetkin eğitim imkânlarının sunulması büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda;
    30/09/2009 tarihli soru önergesi;
    1) Edirne ilimizde (ilçe, belde, köy okullarımız dâhil) norm kadro dağılımına göre öğretmen açığı olan okullarımız var mıdır? Varsa bu okullar hangileridir? Bu okullarda hangi branşlarda öğretmen açığı vardır?
    2) Öğretmen açığı ne şekilde kapatılmaktadır?
    3) Öğretmen açığının eğitim ve öğretimin kalitesi ve öğrenci başarısı üzerindeki etkisi nedir?
    06/10/2009 tarihli soru önergesi;
    1) Edirne ilimizde (ilçe, belde, köy okullarımız dâhil) hizmetli ve memur açığı olan okullarımız var mıdır? Varsa bu okullar hangileridir? Okul bazında ihtiyaç duyulan personel sayısı kaçtır?
    2) Hizmet aksaması yaşanmaması için, personel açığı ne şekilde kapatılmaktadır?
    3) Okul Aile Birlikleri tarafından karşılanan hizmetler bulunmakta mıdır? Bu hizmetler nelerdir?
    4) Personel açığının eğitim ve öğretimin kalitesi ve öğrenci başarısı üzerindeki etkisi nedir?

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s