BEKİR AKSOY ANKARA MHP


BEKİR AKSOY ANKARA MHP

Bekir Aksoy, 15 Eylül 1950′de Çorum Mecitözü’nde doğdu. Babasının adı Mustafa, annesinin adı Saime’dir.
Mülki İdare Amiri; Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset ve İdare Bölümü’nden mezun oldu.
Alaçam, Hekimhan, Kangal, Daday, Başkale, Gürün, Perşembe ilçelerinde Kaymakamlık; İçişleri Bakanlığı’nda; Personel Şube Müdürlüğü, Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı ve Personel Genel Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Şubat 1988′de Valiliğe atandı. Afyonkarahisar, Sivas, Adana Valisi ve İçişleri Müsteşarı olarak görev yaptı.
20. ve 21.Dönem Çorum Milletvekili, 54. Hükümet’te Devlet Bakanlığı yaptı. NATO Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Üyeliğinde bulundu.
İngilizce bilen Aksoy, evli ve 2 çocuk babasıdır.

3 responses to “BEKİR AKSOY ANKARA MHP

  1. Парадокс, ага :)))

  2. MHP Ankara 1. Bölge Milletvekili Adayı ve Devlet eski Bakanlarından Bekir Aksoy hükümetin bilerek ve isteyerek terör konusunda ipinucunu kaçırdığını, her söz ve eylemleriyle teröre çanak tuttuğunu ifade etti.

    Hafta sonu seçim çalışmaları kapsamında ilçemizi ziyaret eden Bekir Aksoy MHP seçim irtibat bürosunda partililerle biraraya gelerek MHP’nin tek başına iktidara gidişindeki hedefleri ile hükümetin icraatlarını eleştiren bir basın toplantısı düzenledi. Ardından gazetemize bir ziyarette bulunan Devlet eski Bakanı Bekir Aksoy üniversite yıllarında aynı yurt odasını paylaştığı Duatepe Gazetesi Yazı İşleri Müdürü ve Sahibi Ali Rıza Ovacık’ın babası Muzaffer Ovacık’la yıllar sonra karşılaşarak sıcak ve samimi bir sohbet gerçekleştirdiler. Öğrencilik yıllarındaki hoş anıların anlatıldığı sohbetin ardından gazetemize özel mülakat veren Bekir Aksoy; 1972 yılından beri kamu hizmetinde bulunduğunu hatırlatara ”Hiç bir dönemde tabandan tavana yolsuzluğun bu denli yayıldığını görmedim. Öyle bir paylaşım düzeni kuruldu ki belde teşkilatlarından enüst düzeye kadar devletin içi boşaltılmakta. Daha düne kadar başkalarının yardımıyla burslu okuyan Başbakanın oğlu işadamı olarak karşımıza çıkıyor ”dedi.

    Amaç Köyleri Boşaltmak

    Özellikle hububat tarımının çok önemli olduğu belkide en önemli gelir kaynağı tarım olan Polatlı gibi bir çok ilçenin bu iktidar döneminde ağır şartlar altında yaşadığını ifade ederek şunları söyledi ”Üretilen buğdayın fiyatı 2002 yılında 40 kuruş 2007 yılında da 40 kuruş ise ve bunun karşılığında mazot, gübre, tohumluk, zirai ilaç gibi tarım girdileri de iki kat artmışsa çiftçi ne yapacak. Ben kendimde çiftçiyim,çiftçinin bu şartlarda tarlasını tekrar ekmesi mümkün değil. Bu tarım politikası bilerek ve isteyerek uygulanmakta. Amaç köyleri boşaltmak ve insanları tarımdan uzaklaştırmak. Bu insanlar şehirlere göç ederek varoşlarda hükümete midesiyle bağlı yardıma muhtaç insan haline getiriliyor. Üstelik devletin parasını AKP’nin parası gibi dağıtmalarının yanında, dinimizce de yasaklanan bir şekilde insanların gururunu kıracak şekilde açıktan yapıyorlar. Sonra inançlı müslümanız diyorlar. Bakın Mamak ilçesinde daha önce yardım yaptıkları insanların listesini tutan AKP’liler bu insanları telefonla tek tek arayarak MHP’nin toplantılarına katılmamaları için tehdit ediyor” dedi.

    AKP Mitingi için Fabrikalar Boşaltıldı

    Meydanlarda suni kalabalık yaratmak için ilçemizde de faaliyet gösteren fabrikaların da dahil olduğu organizasyonla fabrika işçileri işten zorla mitinge taşınıyor. Gelmeyen işten çıkartılmakla tehdit ediliyor. Bu nasıl bir düzen ki patronlar bile işçiyi çalıştırmayıp mitinge götürüyor. Nasıl bir pazarlık var.Belediye işçi ve memurlarına eşleri ile mitinge gelmeleri emrediliyor. Gelmeyenlerin kapı önüne konulacağı söyleniyor. Bunlar akıl ve vicdan işi değil ve sonlarını hazırlamaktadırlar ” diyerek AKP’yi sert dille eleştirdi.

    Tarım Meselesi ,Aynı Zamanda Sosyal Bir Hadise

    Ülke nüfusunun yaklaşık %30’nun doğrudan tarımla ilgili olduğunu, bununda 25 milyon nüfusa denk düştüğünü belirten Aksoy ”Tarımda yaşanan sıkıntılara sadece ekonomik olarak bakılınırsa hata edilir. Biz meselenin sosyal yönünü de dikkate alıyoruz. Bu nufusa sağlıklı bir ortam kurmayıp yokluğa mahkum ederseniz sosyal patlamalara da neden olursunuz. Onun için tarım kesimine ciddi anlamda destek vereceğiz. Tarımsal girdilerin ucuz fiyatla verilmesi yanında ayrıca gübre ve ilaçta sübvansiyon vereceğiz ”dedi.

    Hedef Tek Başına İktidar

    MHP’nin yapılan anketlerde oy oranlarının sürekli değiştiğini MHP’nin oy oranı ile ilgili sorumuza verdiği yanıtta Devlet eski Bakanı ve 1.Bölge Milletvekili Adayı Bekir Aksoy”Biz tek başına iktidarı önümüze hedef olarak koyduk. Ve olacağız”diyerek bu hükümetin yarattığı 3 önemli sorun olduğunu bunlarında; 1-Bölücü teröre teslim olmuş Türkiye 2-Yolsuzlukların ayyuka çıktığı Türkiye 3-Yoksulluğun hadsafhaya geldiği Türkiye olduğunu belirterek “ Manzara bu buna karşı tedbirler alacağız. Özellikle güvenlik konusunda şehir, kasaba, ilçelerde can ve mal güvenliğine yönelik her türlü hareketi, mafya, kapkaç, hırsızlıklar, gasp gibi suçların ve suçluların hakkından iki ayda geliriz.Bölücü terörle mücadelede,bütün unsurlarına karşı devletin bütün imkan ve kabiliyetleri ile topyekün mücadelede kararlıyız.Bu mücadeleyi yapacak güvenlik güçleri ve makamlarının arkasına kararlı bir siyasi iradeyi koyacağız.Güneydoğu Anadolu bölgesinde devletine, milletine, bayrağına sadakatle bağlı milyonlarca insanımız var.Bunlar bizim iktidarımızda Türkiye Cumhuriyeti devletinin şefkat ve adaletini kısa zamanda hissedecek. Bölücü teröröre karşı hep birlikte mücadele edeceğiz” diyerek yolsuzluklar konusunda da bu hükümetten ve onun yandaşlarından hesap sorulacağını söyleyerek” Hepsi adaletin önüne çıkartılıp devleti ve milletine hesap verecek. Bunları yaparken yoksullukla mücadelede özellikle sabit ve dar gelirliler, esnafımız, çiftçimiz, köylümüz,işçimizi ekonomik olarak olarak belirli bir düzeye getirmek öncelikli hedefimizdir.Bunların hepsi seçim beyannamemizde yer almıştır” dedi.

    Türkçeden Anlayacağız

    İçişleri ve Bayındırlık Bakanlıkları tarafından hazırlanan ve il olmaya uygun ilçeler arasında olan ve TBMM’ye gelen raporla ilgili olarak Polatlı ‘nın il olması konusunda kendisinin ve MHP’nin tavrını sorduğumuz Aksoy”Afyon Valiliğim sırasında sürekli gelip geçtiğim Polatlı’da unutmadığım bir reklam hatırlıyorum.( We want to be City) il olmak istiyoruz sözünün daha önce Türkçe söylendiğini fakat kimsenin anlamadığını içeriyordu.Yıllardır Polatlı’nın il olma özlemini anlıyorum.Gerek merkezi,köyleri gerekse interlantı itibari ile il olmaya uygun bir şehir.İnşallah biz Türkçe’den anlayacağız”diyerek ilçemizin il olması konusunda gerekeni yapacaklarını aktardı.

    15,07,2007 polatlim.com

    • Aydın Ayaydın
      Çeki kesen mi, çekini tahsil edemeyen mi mağdur

      Çek mağdurları ile ilgili dünkü yazım nedeniyle yüzlerce mail aldım. Mail’lerin bir bölümü çekten ötürü cezaevinde olanların yakınlarından, büyük bölümü de müşterisinden aldığı çeki tahsil edemediği için iflasın eşiğine gelenlerden. Her iki taraf da kendisini çek mağduru olarak görüyor.

      Altına imza koyduğu çeki ödemediği veya ödeyemediği için binlerce kişi cezaevinde. Binlerce kişi de cezaevi yolunda. Asıl mağdurun kendileri olduğunu söyleyen bu kesimden aldığım mesajlarda bakın neler var:

      “Ekonomik kriz nedeniyle çekimizi ödeyemedik. Bunun için cezaevine girdik.

      Karşılıksız çeklerle ilgili değişik mahkemelerde yargılandım, bazıları adli para cezası verdi, bunu yatıramadığım için cezaevine girdim. Bazılarında ise ceza verilmedi. Hakimler de kanunu farklı uyguluyor.

      Çekimi ödeyemediğim için beni yargılayan hakim ceza verdi hapse girdim. Aynı şekilde yan komşumun da birçok çeki karşılıksız çiktı. Yargılandı ve ceza almadan kurtuldu. Bana ceza veren hâkim de, komşuma ceza vermeyen hâkim de aynı kanuna göre karar verdi. Sonuçlar farklı. Bu nasıl adalet?

      Devlet, çekini ödeyemeyen ile çekini tahsil edemeyenlerin uzlaşamamasından hâkimin verdiği adli para cezası ile rant elde ediyor. Diyelim ki mahkeme çekini ödemeyen birine 100 bin TL adli para cezası verdi. Bu kişide bu para olsaydı zaten alacaklısına verir ve yargılanmazdı. Demek onda para yok, devlete bu parayı nasıl yatırsın. Diğer taraftan diyelim ki bu şahıs adli para cezasını yatırmadığı için cezaevine girdi ve çıktı. Çek alacaklısının alacağı yerinde duruyor. Bu ne olacak?”

      ***

      Müşterisinden aldığı çekleri tahsil edemediği için zor günler geçirenlerden aldığım mail’ler ise olayın bir başka boyutunu gözler önüne seriyor. Bakın onlar neler diyor:

      “Bankalar her önüne gelene deste deste çek karnesi vererek, karşılıksız çek vermeyi teşvik ediyor. O zaman bankaların da bunda sorumluluğu olmalı ve bu meblağın önemli bölümünü karşılamalı ki, çek karnesi verirken daha seçici davransın.

      Altına imza attığı çeki ödemeyen ile ödeyemeyenleri ayırmak gerekir. Bazıları iyi niyetli ancak ekonomik koşullardan dolayı ödeme sıkıntısında. Bu durumdakiler zaten çek verdiği kişi ile anlaşarak vadeyi erteliyor. Bunda çok da sorun yok. Asıl sorun, ödememe üzerine kurulu bir anlayış üzerine karşılıksız çek verenlerde. Bunlar mutlaka cezaevine girmeli. Evet cezaevine girseler bile, alacağımızı tahsil edemiyoruz ama, bu onların yanına kâr kalmamalı, cezasını çeksin ki böyle bir uygulama teşvik edici olmasın.

      Borcunu ödemeyenler, dürüst esnafı da sıkıntıya sokuyor. Karşılıksız çek uygulaması ile sanayici, tüccar ve esnafın elindeki çeklerden geçilmez olduğu yetmiyormuş gibi, şimdi de borç ödememeyi alışkanlık haline getirenlerin bulduğu yeni yöntem “iflas erteleme”dir. Ne kadar da kolay iflas erteleme kararı alıyorlar ve binlerce esnafı mağdur ediyorlar. İflas erteleme kararı alan şirket hiçbir borcunu ödemiyor ve mahkeme sonucunu bekliyor. Üç yıl sonra gelecek kararla yüz binlerce kişi alacağını tahsil edemediği için mağdur oluyor. Ve bu mağdurlar bu kez haksız yere iflas etmek durumunda kalıyor. Bu nasıl adalet. Bu yöntemle borcunu ödememe yoluna gidenler de ceza evine girmeli.”

      ***

      ‘Çek mağduruyum’ diyen her iki tarafın söyledikleri bunlar. Demek ortada bir hukuki boşluk var. Adalet Bakanlığı süratle bu boşluğu doldurmalı ve ortak bir noktayı bulmalı ki, kimse haksız yere mağdur olmasın

      13.kasım.2009 Gazetevatan

      —————————————————————————————————————————–
      Bir açılım da çek borçlarına
      Hükümet, küresel krizle birlikte gündeme gelen çek mağdurlarının sıkıntısını çözmek için alternatif planlar üretiyor. Son olarak çek borçlarının taksitler halinde ödenmesi alternatifi de gündeme alındı

      Kamuoyunda, karşılıksız çeklere hapis cezasını kaldıran yasa olarak bilinen Çek Yasası’nda değişiklik öngören yasa tasarı, hapis cezasının kaldırılması yönündeki tartışmalar nedeniyle bir türlü hayata geçirilemedi. Karşılıksız çekte hapis cezasının kaldırılması halinde, çekin ödeme aracı olarak kullanılmasına ilişkin özelliğinin kaybolacağı öne sürülüyor. Karşılıksız çeklerde hapis cezası devam ederse, bu kez de yaklaşık 70 bin kişinin daha karşılıksız çekten dolayı hapse girmesi söz konusu olacak. Tartışmaları dikkate alan ekonomi yönetimi, yeni bir alternatif geliştirdi.

      BORCUNU ÖDEYENİN DAVASI DÜŞECEK

      Bulunan alternatife göre, kredi kartı borçları, vergi borçları ve SSK prim borçlarına getirilen ödeme kolaylıkları karşılıksız çekler içinde getirilecek. Bu yöntemle, karşılıksız çeki bulunan tüccarlara, borçlarını taksitler halinde ödeme hakkı tanınacak. Borçlarını ödeyen karşılıksız çek sahiplerinin davaları da düşecek. Ekonomi yönetiminin üzerinde çalıştığı henüz ayrıntıları netleşmeyen çek borçlarına ödeme kolaylığı getirilmesine ilişkin düzenlemenin hayata geçmesi halinde, borçlarını yeniden yapılandıran 70 bin çek sahibi hapisten kurtulacak. Ayrıca, 2009 yılının ekim ayı itibariyle 1.6 milyon protesto edilen çeklerin de ödenmesi için yeni bir kapı açılacak. Ayrıca çeklerinin karşılıksız çıkması nedeniyle hapse giren yaklaşık bin 500 çek mağdurunun da şartlı olarak serbest bırakılmasının önünü açacak. • HÜSEYİN ÖZAY ANKARA

      İNTERNETTE ÖRGÜTLENDİLER

      İnternette biraraya gelerek site kuran çek mağdurları zaman zaman eylemler yapıyor. Çek mağdurları en son eylemi 22 Ekim’de Ankara’da yaptı.

      Her ay 100 bin çek karşılıksız çıkıyor

      Esnafın ve tüccarın elinin darda olup olmadığını gösteren en önemli göstergelerden olan karşılıksız çek sayısında ciddi artışlar dikkati çekiyor. 2007 yılının ilk 7 ayından, 2008 yılının ilk 7 ayına kadar karşılıksız çek sayısında yüzde 11.5 artış yaşanmışken, 2008’den 2009’a bakıldığında artış oranının yüzde 28.2’e çıktığı göze çarpıyor. Türkiye’de her ay yaklaşık 100 bin adede yakın çek karşılıksız çıkıyor ve hukuki işleme tabi oluyor. Sadece 2009’un ilk 6 ayında karşılıksız çek nedeniyle ceza mahkemelerinde 159 bin 774 dava açıldı. Bu davalarda 221 bin 755 kişi hakim karşısına çıktı. 2009’un 6 ayında çek davaları nedeniyle bin 461 kişi hapse girdi. Bunlardan 5’ini çekle ilgili ihtara ve yasaklamaya uymama, 67’sini Çek Kanunu’na muhalefet, diğerlerini de karşılıksız çek keşide etme suçu oluşturdu.
      16 Kasım 2009 Pazartesi, 00:05 STAR Gazete

      ————————————————–

      Aydın Ayaydın
      Çek mağdurlarının gözü kulağı Hükümet’te

      Metris Cezaevi’nde karşılıksız çekten dolayı yatan birisinden mektup aldım. Çek mağduru olduğunu ısrarla savunan bu kişi, haksız yere hapis yattığını, kendisi ile aynı durumda olup da yargı sonucu serbest kalanlar olduğunu savunuyor ve “Ekonomik kriz sonucu işimi ve barkımı kaybettim. Çok değerli gayri menkullerim ipotekli bulunduğu bankalar tarafından yok fiyatına satıldı, dolayısıyla borcumu ödeyemedim. Kestiğim çeklerden ötürü yargılandım. Bazılarından mahkeme beraat kararı verdi. Bazılarından ise ceza yedim. Aynı şekilde benim durumumda olduğunu bildiğim bazı kişiler ise yargılama sonucunda ceza almadan kurtuldular. Madem kanun aynı. Neden mahkemelerden farklı karar çıkıyor” diye dert yandıktan sonra “Beni içeri attılar, peki o çekleri kim ödeyecek? Beni içeri atacaklarına dışarıda bıraksalardı çalışıp belki borcumu ödeyebilirdim” diyor. Şunu da eklemiş: “Türk Ticaret Kanunu’na göre çek de kıymetli evrak, senet de. Senedini ödeyemeyenler hapse girmiyor. Fakat çekini ödeyemeyenler içeri giriyor. Bu nasıl adalet!”

      ***

      Diğer taraftan, müşterisinden aldığı çekleri tahsil edemediği için iflas bayrağı çeken mağdurlar da var. Bakın onlardan biri ne diyor: “Müşterilerimden aldığım çekler karşılıksız çıktığı için o meblağları kendi öz kaynaklarımdan karşılamak zorunda kaldım. Fakat artık karşılıksız çıkan çekleri ben de ödeyemeyecek duruma geldim. Bankalar çek karnelerini müşterilerine bu kadar kolay vermemeli. Müşterisini seçerek çek karnesi vermeli veya müşterisinin kestiği çek karnesinin en azından yarısını banka karşılamalı ki, her önüne gelene çek karnesi vermesin. Adam eline geçirdiği çeki sanki başkası ödeyecekmiş gibi sorumsuzca kesiyor. Sonra vadesi gelince de ödeyemiyor. Bunun bir cezası olmalı. Madem çekin altına imza atıyorsun, o zaman imzana sahip çık. Çıkmıyorsan CEZAEVİNE girmelisin.”

      ***

      İki, taraf da çek mağduru. Biri altına imza koyduğu çeki ödeyemediği için hapis yatıyor. Diğeri aldığı çekin karşılıksız çıkması sonucu iflas bayrağı çekmiş. Hatta o da hapse girmek üzere. Şimdi hangisi haklı?

      Karşılıksız çek kesen çekini ödemediği için hapse girmeli mi, girmemeli mi? Çok ince bir çizgi…

      Bildiğim kadarıyla Hükümet’in çekle ilgili bir düzenlemeye gitme hazırlığı var. Ama araştırdım, Hükümet’in de üzerinde mutabakata vardığı bir taslak henüz ortada yok. Alternatifli metin taslağı hazırlamış. Bir alternatife göre, karşılıksız çek kesenler cezaevine girmeyecek. Diğer alternatife göreyse girmek zorunda. Anladığım kadarıyla bu konu daha çok tartışılacak. Ve karar ne olursa olsun, herkesi memnun etmeyecek. Çekini ödeyemediği için hapis yatan kurtulacaksa, çekini tahsil edemediği için zor durumda kalanlar bundan memnun olmayacak. Karşılıksız çek kesenler ceza evine girecekse de bu kez onlar memnun olmayacak. Ancak şu da bir gerçek ki, kimse hapse girmeyi göze alıp bile bile karşılıksız çek vermez. Diğer taraftan da nakit akışınızı aldığınız çeklere göre düzenlerseniz ve burada aksama olursa perişan olursunuz. Durum altından kalkılabilecek gibi gözükmese de cezaevlerinde yatan binlerce çek mağduruyum diyenin gözü Hükümet’in bu konuda atacağı adımda.

      İnşallah ekonomi düzelir de ne çek yüzünden kimse cezaevine girer ne de kimse çekini tahsil edemediği için mağdur olur.

      O günleri görebilecek miyiz?

      Gazetevatan
      https://karsiliksizcek.wordpress.com/category/anasayfa/page/6/

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s