DURDU ÖZBOLAT KAHRAMANMARAŞ CHP


DURDU ÖZBOLAT KAHRAMANMARAŞ CHP
Durdu Özbolat, 6 Şubat 1962′de Bucak’ta doğdu. Babasının adı Ali, annesinin adı Hatice’dir.
Eğitimci; Lise mezunu.
Çankaya Belediyesi’nde değişik kademelerde çalıştı. Çankaya Belediye Meclis Üyesi olarak görev yaptı. Türk-Alman ortaklığında kurduğu şirket ile yenilenebilir enerji kaynakları ve rüzgâr enerjisi alanlarında çalışmalar yaptı. Ankara’da Özel İlkem Koleji’ni kurdu. Rüzgâr enerjisi, eğitimcilik, madencilik, gıda ve turizm alanlarında 20′nin üzerinde şirketi olan Özbolat Şirketler Grubu’nda Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüttü. Bilsev Vakfı Üyesi, İlkem Eğitim ve Kültür Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı olarak bu görevleri üstlendi.
Orta düzeyde İngilizce bilen Özbolat, evli ve 2 çocuk babasıdır.

Reklamlar

2 responses to “DURDU ÖZBOLAT KAHRAMANMARAŞ CHP

  1. Vakit; “Mahallemizdeki yeşil alanlar, CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özpolat’a peşkeş çekildi” diye açıklama yapınca, CHP’li Çankaya Belediyesi yetkililerince dövülen Ahlatlıbel Mahallesi Muhtarı Nizam Yılmaz’ı haklı çıkartan belgeye ulaştı.

    İŞTE O BELGELER

    CHP’li Muzaffer Eryılmaz başkanlığındaki Belediye Meclisi, 3 Haziran tarihli toplantısında, Başkent’in en gözde semtlerinden olan Ahlatlıbel’deki 38 bin 800 metrekarelik park alanının bitişiğinde bulunan ve CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın sahibi olduğu özel okula tahsis edilmesi kararı almış. Karara AK Partili meclis üyeleri karşı çıkmış.

    Ahlatlıbel Mahallesi Muhtarı Nizam Yılmaz’ın, CHP’li Çankaya Belediyesi yetkililerince dövülmesine neden olan “peşkeş” iddiasının belgesine ulaştık.

    Çankaya Ahlatlıbel Mahallesi Muhtarı Nizam Yılmaz önceki gün bir açıklama yaparak, mahalledeki bir yeşil alanın, CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özpolat’a tahsis edilmesine karşı çıktığı için Çankaya Belediyesi ekipleri tarafından darp edildiğini bildirmişti. Çankaya Belediye Başkan Yardımcısı Nuri Telek ve beraberindeki belediye çalışanlarının saldırısına uğradığını söyleyen muhtar Yılmaz, jandarmaya giderek şikayetçi olmuştu. Vakit’in ulaştığı belge “Mahallemizdeki yeşil alanlar, CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özpolat’a peşkeş çekildi. Bunu açıkladığım için dövüldüm” diyen mahalle muhtarı Nizam Yılmaz’ı haklı çıkartıyor.

    Çankaya Belediye Başkanı CHP’li Muzaffer Eryılmaz’ın, Başkent’in en gözde semtlerinden olan Ahlatlıbel’deki 38 bin 800 metrekarelik park alanını CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın sahibi olduğu özel okula tahsis ettiğini gösteren peşkeş kararı, Çankaya Belediye Meclisi Hukuk Komisyonu ve Emlak Komisyonu’nun 16 Mayıs 2008 tarihli müşterek raporundan yola çıkılarak 3 Haziran günü yapılan Belediye Meclis toplantısında alınmış. Karara AK Partili meclis üyeleri karşı çıkmış.

    PEŞKEŞ SÜRECİ ŞÖYLE İŞLEDİ
    Belediye Meclisi, Özbolat’ın okulu İlkem Koleji’nin talebi üzerine 9 Mayıs 2008 tarih ve 338 sayılı dosyasında, Çankaya Belediyesi hudutları içerisinde bulunan Ahlatlıbel Mahallesi Öysekent, imarın 98 ada 1 parselinin güneyinde kalan 10 bin 100 metrekare yüzölçümlü oyun alanı ile 97 ada 1 parselin kuzeyinde kalan 14 bin 100 metrekare yüzölçümlü çocuk bahçesi alanı ile 95 ve 96 nolu adaların kuzeyinde kalan 14 bin 600 metrekare yüzölçümlü park alanının düzenlenmesi ve bakımının bedel karşılığı yapılması ile ilgili olarak, Belediye ile İlkem Koleji arasında protokol tanzimi için Başkan Muzeffer Eryılmaz’ın yetkili kılınmasını öngördü. Dosya, Hukuk ile Emlak komisyonlarına havale edildi. Söz konusu komisyonların hazırladığı rapor 16 Mayıs’ta Belediye Meclis Başkanlığı’na geldi. Rapor, Meclis Başkanlığı’nın 3 Haziran tarihli toplantısında CHP’li üyelerin oylarıyla kabul edildi.

    BELEDİYE PARK YAPIMINA YETİŞEMİYORMUŞ!
    Raporda, “Madem park, bahçe yapılacak, bu, belediyenin işi değil mi? Belediye neden yapmıyor?” sorusu karşısında, şu bahane öne sürüldü. “Belediyemiz sınırları içerisinde imar planları ile park, yeşil alan, çocuk bahçesi, açık ve kapalı spor alanları, rekreasyon alanları, oyun alanları vb. kullanımlarda bölge halkının günlük eğlenme ve dinlenmesine yönelik alanlar ayrılmıştır ve Belediyemizin yapım gücü doğrultusunda bu alanlar halkın kullanımına sunulmaktadır. Ancak, gerek imar planına göre yapılaşmanın tamamlanması, gerekse nüfusun artışına paralel olarak söz konusu alanların tanzim edilerek kullanıma açılmasına Belediyemiz yetişememektedir. Bu tür alanların düzenlenmesi ile temizlik ve bakımının yapılması ile ilgili olarak bu tür alanların bitişiğinde yer alan site, kooperatif, yapı yönetimleri vb. kurum ve kuruluşlardan belediyemize talepler gelmektedir ve bu tür taleplere olumlu bakılması halinde hem çevre korunacak, hem de belediyemiz önemli bir yapım, bakım ve temizlik külfetinden kurtulmuş olacaktır.”

    İşte peşkeşin belgesi. Çankaya Belediye Meclisi Hukuk Komisyonu ve Emlak Komisyonu 16 Mayıs’ta rapor sunmuş. 3 Haziran tarihli Belediye Meclis Toplantısı’nda bu rapor kabul edilerek, peşkeş gerçekleşmiş. Kararın altında AK Partili meclis üyelerinin “muhalefet şerhi” bulunuyor.

    AK Partililer karşı çıktı
    Raporun kabul edilmesiyle söz konusu alanların CHP’li Özbolat’ın özel okuluna tahsisi konusunda Başkan Eryılmaz’a yetki verilmiş oldu. Başkan Eryılmaz da, elindeki bu yetkiyi kullanarak sözkonusu park alanını Özbolat’ın sahibi olduğu özel okula tahsis etti. Belediye arsasının “peşkeş çekilmesi” olarak nitelendirilen bu tahsise, belediyenin AK Partili meclis üyeleri tepki gösterdi. AK Parti Grup Başkanvekili Hüseyin Öz, “Tahsis işlemi yapılan kurumlar Belediye Kanunu’nun 75. maddesinde öngörülen kamu kurumu olmadığı gibi, kamuya yararlı dernek ve vakıf statüsüne de sahip değildir. Bu işlem tamamen hukuka aykırıdır” diyerek peşkeşe karşı çıktı.

    Kenan Ersözlü-Ankara
    habermerkezi.wordpress.com

    • Aydın Ayaydın
      Çeki kesen mi, çekini tahsil edemeyen mi mağdur

      Çek mağdurları ile ilgili dünkü yazım nedeniyle yüzlerce mail aldım. Mail’lerin bir bölümü çekten ötürü cezaevinde olanların yakınlarından, büyük bölümü de müşterisinden aldığı çeki tahsil edemediği için iflasın eşiğine gelenlerden. Her iki taraf da kendisini çek mağduru olarak görüyor.

      Altına imza koyduğu çeki ödemediği veya ödeyemediği için binlerce kişi cezaevinde. Binlerce kişi de cezaevi yolunda. Asıl mağdurun kendileri olduğunu söyleyen bu kesimden aldığım mesajlarda bakın neler var:

      “Ekonomik kriz nedeniyle çekimizi ödeyemedik. Bunun için cezaevine girdik.

      Karşılıksız çeklerle ilgili değişik mahkemelerde yargılandım, bazıları adli para cezası verdi, bunu yatıramadığım için cezaevine girdim. Bazılarında ise ceza verilmedi. Hakimler de kanunu farklı uyguluyor.

      Çekimi ödeyemediğim için beni yargılayan hakim ceza verdi hapse girdim. Aynı şekilde yan komşumun da birçok çeki karşılıksız çiktı. Yargılandı ve ceza almadan kurtuldu. Bana ceza veren hâkim de, komşuma ceza vermeyen hâkim de aynı kanuna göre karar verdi. Sonuçlar farklı. Bu nasıl adalet?

      Devlet, çekini ödeyemeyen ile çekini tahsil edemeyenlerin uzlaşamamasından hâkimin verdiği adli para cezası ile rant elde ediyor. Diyelim ki mahkeme çekini ödemeyen birine 100 bin TL adli para cezası verdi. Bu kişide bu para olsaydı zaten alacaklısına verir ve yargılanmazdı. Demek onda para yok, devlete bu parayı nasıl yatırsın. Diğer taraftan diyelim ki bu şahıs adli para cezasını yatırmadığı için cezaevine girdi ve çıktı. Çek alacaklısının alacağı yerinde duruyor. Bu ne olacak?”

      ***

      Müşterisinden aldığı çekleri tahsil edemediği için zor günler geçirenlerden aldığım mail’ler ise olayın bir başka boyutunu gözler önüne seriyor. Bakın onlar neler diyor:

      “Bankalar her önüne gelene deste deste çek karnesi vererek, karşılıksız çek vermeyi teşvik ediyor. O zaman bankaların da bunda sorumluluğu olmalı ve bu meblağın önemli bölümünü karşılamalı ki, çek karnesi verirken daha seçici davransın.

      Altına imza attığı çeki ödemeyen ile ödeyemeyenleri ayırmak gerekir. Bazıları iyi niyetli ancak ekonomik koşullardan dolayı ödeme sıkıntısında. Bu durumdakiler zaten çek verdiği kişi ile anlaşarak vadeyi erteliyor. Bunda çok da sorun yok. Asıl sorun, ödememe üzerine kurulu bir anlayış üzerine karşılıksız çek verenlerde. Bunlar mutlaka cezaevine girmeli. Evet cezaevine girseler bile, alacağımızı tahsil edemiyoruz ama, bu onların yanına kâr kalmamalı, cezasını çeksin ki böyle bir uygulama teşvik edici olmasın.

      Borcunu ödemeyenler, dürüst esnafı da sıkıntıya sokuyor. Karşılıksız çek uygulaması ile sanayici, tüccar ve esnafın elindeki çeklerden geçilmez olduğu yetmiyormuş gibi, şimdi de borç ödememeyi alışkanlık haline getirenlerin bulduğu yeni yöntem “iflas erteleme”dir. Ne kadar da kolay iflas erteleme kararı alıyorlar ve binlerce esnafı mağdur ediyorlar. İflas erteleme kararı alan şirket hiçbir borcunu ödemiyor ve mahkeme sonucunu bekliyor. Üç yıl sonra gelecek kararla yüz binlerce kişi alacağını tahsil edemediği için mağdur oluyor. Ve bu mağdurlar bu kez haksız yere iflas etmek durumunda kalıyor. Bu nasıl adalet. Bu yöntemle borcunu ödememe yoluna gidenler de ceza evine girmeli.”

      ***

      ‘Çek mağduruyum’ diyen her iki tarafın söyledikleri bunlar. Demek ortada bir hukuki boşluk var. Adalet Bakanlığı süratle bu boşluğu doldurmalı ve ortak bir noktayı bulmalı ki, kimse haksız yere mağdur olmasın

      13.kasım.2009 Gazetevatan

      —————————————————————————————————————————–
      Bir açılım da çek borçlarına
      Hükümet, küresel krizle birlikte gündeme gelen çek mağdurlarının sıkıntısını çözmek için alternatif planlar üretiyor. Son olarak çek borçlarının taksitler halinde ödenmesi alternatifi de gündeme alındı

      Kamuoyunda, karşılıksız çeklere hapis cezasını kaldıran yasa olarak bilinen Çek Yasası’nda değişiklik öngören yasa tasarı, hapis cezasının kaldırılması yönündeki tartışmalar nedeniyle bir türlü hayata geçirilemedi. Karşılıksız çekte hapis cezasının kaldırılması halinde, çekin ödeme aracı olarak kullanılmasına ilişkin özelliğinin kaybolacağı öne sürülüyor. Karşılıksız çeklerde hapis cezası devam ederse, bu kez de yaklaşık 70 bin kişinin daha karşılıksız çekten dolayı hapse girmesi söz konusu olacak. Tartışmaları dikkate alan ekonomi yönetimi, yeni bir alternatif geliştirdi.

      BORCUNU ÖDEYENİN DAVASI DÜŞECEK

      Bulunan alternatife göre, kredi kartı borçları, vergi borçları ve SSK prim borçlarına getirilen ödeme kolaylıkları karşılıksız çekler içinde getirilecek. Bu yöntemle, karşılıksız çeki bulunan tüccarlara, borçlarını taksitler halinde ödeme hakkı tanınacak. Borçlarını ödeyen karşılıksız çek sahiplerinin davaları da düşecek. Ekonomi yönetiminin üzerinde çalıştığı henüz ayrıntıları netleşmeyen çek borçlarına ödeme kolaylığı getirilmesine ilişkin düzenlemenin hayata geçmesi halinde, borçlarını yeniden yapılandıran 70 bin çek sahibi hapisten kurtulacak. Ayrıca, 2009 yılının ekim ayı itibariyle 1.6 milyon protesto edilen çeklerin de ödenmesi için yeni bir kapı açılacak. Ayrıca çeklerinin karşılıksız çıkması nedeniyle hapse giren yaklaşık bin 500 çek mağdurunun da şartlı olarak serbest bırakılmasının önünü açacak. • HÜSEYİN ÖZAY ANKARA

      İNTERNETTE ÖRGÜTLENDİLER

      İnternette biraraya gelerek site kuran çek mağdurları zaman zaman eylemler yapıyor. Çek mağdurları en son eylemi 22 Ekim’de Ankara’da yaptı.

      Her ay 100 bin çek karşılıksız çıkıyor

      Esnafın ve tüccarın elinin darda olup olmadığını gösteren en önemli göstergelerden olan karşılıksız çek sayısında ciddi artışlar dikkati çekiyor. 2007 yılının ilk 7 ayından, 2008 yılının ilk 7 ayına kadar karşılıksız çek sayısında yüzde 11.5 artış yaşanmışken, 2008’den 2009’a bakıldığında artış oranının yüzde 28.2’e çıktığı göze çarpıyor. Türkiye’de her ay yaklaşık 100 bin adede yakın çek karşılıksız çıkıyor ve hukuki işleme tabi oluyor. Sadece 2009’un ilk 6 ayında karşılıksız çek nedeniyle ceza mahkemelerinde 159 bin 774 dava açıldı. Bu davalarda 221 bin 755 kişi hakim karşısına çıktı. 2009’un 6 ayında çek davaları nedeniyle bin 461 kişi hapse girdi. Bunlardan 5’ini çekle ilgili ihtara ve yasaklamaya uymama, 67’sini Çek Kanunu’na muhalefet, diğerlerini de karşılıksız çek keşide etme suçu oluşturdu.
      16 Kasım 2009 Pazartesi, 00:05 STAR Gazete

      ————————————————–

      Aydın Ayaydın
      Çek mağdurlarının gözü kulağı Hükümet’te

      Metris Cezaevi’nde karşılıksız çekten dolayı yatan birisinden mektup aldım. Çek mağduru olduğunu ısrarla savunan bu kişi, haksız yere hapis yattığını, kendisi ile aynı durumda olup da yargı sonucu serbest kalanlar olduğunu savunuyor ve “Ekonomik kriz sonucu işimi ve barkımı kaybettim. Çok değerli gayri menkullerim ipotekli bulunduğu bankalar tarafından yok fiyatına satıldı, dolayısıyla borcumu ödeyemedim. Kestiğim çeklerden ötürü yargılandım. Bazılarından mahkeme beraat kararı verdi. Bazılarından ise ceza yedim. Aynı şekilde benim durumumda olduğunu bildiğim bazı kişiler ise yargılama sonucunda ceza almadan kurtuldular. Madem kanun aynı. Neden mahkemelerden farklı karar çıkıyor” diye dert yandıktan sonra “Beni içeri attılar, peki o çekleri kim ödeyecek? Beni içeri atacaklarına dışarıda bıraksalardı çalışıp belki borcumu ödeyebilirdim” diyor. Şunu da eklemiş: “Türk Ticaret Kanunu’na göre çek de kıymetli evrak, senet de. Senedini ödeyemeyenler hapse girmiyor. Fakat çekini ödeyemeyenler içeri giriyor. Bu nasıl adalet!”

      ***

      Diğer taraftan, müşterisinden aldığı çekleri tahsil edemediği için iflas bayrağı çeken mağdurlar da var. Bakın onlardan biri ne diyor: “Müşterilerimden aldığım çekler karşılıksız çıktığı için o meblağları kendi öz kaynaklarımdan karşılamak zorunda kaldım. Fakat artık karşılıksız çıkan çekleri ben de ödeyemeyecek duruma geldim. Bankalar çek karnelerini müşterilerine bu kadar kolay vermemeli. Müşterisini seçerek çek karnesi vermeli veya müşterisinin kestiği çek karnesinin en azından yarısını banka karşılamalı ki, her önüne gelene çek karnesi vermesin. Adam eline geçirdiği çeki sanki başkası ödeyecekmiş gibi sorumsuzca kesiyor. Sonra vadesi gelince de ödeyemiyor. Bunun bir cezası olmalı. Madem çekin altına imza atıyorsun, o zaman imzana sahip çık. Çıkmıyorsan CEZAEVİNE girmelisin.”

      ***

      İki, taraf da çek mağduru. Biri altına imza koyduğu çeki ödeyemediği için hapis yatıyor. Diğeri aldığı çekin karşılıksız çıkması sonucu iflas bayrağı çekmiş. Hatta o da hapse girmek üzere. Şimdi hangisi haklı?

      Karşılıksız çek kesen çekini ödemediği için hapse girmeli mi, girmemeli mi? Çok ince bir çizgi…

      Bildiğim kadarıyla Hükümet’in çekle ilgili bir düzenlemeye gitme hazırlığı var. Ama araştırdım, Hükümet’in de üzerinde mutabakata vardığı bir taslak henüz ortada yok. Alternatifli metin taslağı hazırlamış. Bir alternatife göre, karşılıksız çek kesenler cezaevine girmeyecek. Diğer alternatife göreyse girmek zorunda. Anladığım kadarıyla bu konu daha çok tartışılacak. Ve karar ne olursa olsun, herkesi memnun etmeyecek. Çekini ödeyemediği için hapis yatan kurtulacaksa, çekini tahsil edemediği için zor durumda kalanlar bundan memnun olmayacak. Karşılıksız çek kesenler ceza evine girecekse de bu kez onlar memnun olmayacak. Ancak şu da bir gerçek ki, kimse hapse girmeyi göze alıp bile bile karşılıksız çek vermez. Diğer taraftan da nakit akışınızı aldığınız çeklere göre düzenlerseniz ve burada aksama olursa perişan olursunuz. Durum altından kalkılabilecek gibi gözükmese de cezaevlerinde yatan binlerce çek mağduruyum diyenin gözü Hükümet’in bu konuda atacağı adımda.

      İnşallah ekonomi düzelir de ne çek yüzünden kimse cezaevine girer ne de kimse çekini tahsil edemediği için mağdur olur.

      O günleri görebilecek miyiz?

      Gazetevatan
      https://karsiliksizcek.wordpress.com/category/anasayfa/page/6/

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s