ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Resmi Gazete tarih/sayı:26.04.2003/25090


ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Resmi Gazete tarih/sayı:26.04.2003/25090
Esas Sayısı : 2002/165
Karar Sayısı : 2002/195
Karar Günü : 11.12.2002
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Vezirköprü Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 19.3.1985 günlü, 3167 Sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” un 16. maddesinin birinci fıkrasının, Anayasa’nın 38. maddesinin sekizinci fıkrasına aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Karşılıksız çek keşide etmek suçu ile ilgili açılan davada, 3167 sayılı Yasa’nın 16. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“3167 sayılı Yasa’nın 16/1 maddesi “ibraz süresi önce 4. maddeye göre ibraz edildiğinde yeterli karşılığı bulunmaması sebebiyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden kişiler bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar…” şeklindedir.
Anayasa’nın 3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı Yasa ile değişik 38/8. maddesi ve fıkrası “Hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz” şeklindedir.
Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre çek bir tedavül aracıdır. Bu bağlamda çek, sözleşmenin kendisi olmamasına karşın düzenlenmesine neden olan bir sözleşmenin varlığı da mutlaktır. Alım-satım, bağışlama, ödünç verme,vb. bir sözleşme sonrası borçlunun edinimine karşılık olmak üzere düzenlenir. Çek sözleşme nedeni ile vardır. Çek karşılıksız çıktığında aslında keşideci sözleşmeden kaynaklanan edimini yerine getirmemiş olmaktadır. Karşılıksız çek düzenleyen kişi gerçekte, arka planda edimini yerine getirmediği için 3167 sayılı Yasa’nın 16/1. maddesinde tanımlanan suçu işlemiş olmaktadır. Bu suçun cezası hürriyeti bağlayıcıdır. Anayasa’nın değişik 38/8. madde ve fıkrası sözleşmeden doğan yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde borçlunun özgürlüğünden alıkonulamayacağını hüküm altına almasına nazaran 3167 sayılı Yasa’nın 16/1 maddesi Anayasa’ya aykırıdır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
19.3.1985 günlü, 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun”un itiraz konusu bölümü de içeren 16. maddenin birinci fıkrası şöyledir:
“MADDE 16/1 : İbraz süresi içinde veya üzerinde yazılı keşide tarihinden önce, 4 üncü maddeye göre ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması sebebiyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden kişiler bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. Mahkeme ayrıca işlenen suçun mahiyetine göre bir yıl ile beş yıl arasında belirleyeceği bir müddet için failin bankalarda çek hesabı açmasının ve çek keşide etmesinin yasaklanmasına karar verir. Yasaklama kararı bütün bankalara duyurulmak üzere T.C. Merkez Bankasına bildirilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
İtiraz başvurusunda Anayasa’nın 38. maddesinin sekizinci fıkrasına dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Enis TUNGA, Mehmet ERTEN’in katılmalarıyla 11.12.2002 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralı ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Sınırlama Sorunu
Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluyla yapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlıdır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 3167 sayılı Yasa’nın 16. maddesinin birinci fıkrasının iptalini istemiş ise de, sadece bu kuralda yer alan hürriyeti bağlayıcı cezanın Anayasa’ya aykırılığını ileri sürmüştür. Bu nedenle, esas incelemenin, fıkranın birinci tümcesinin “… bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar” bölümüyle sınırlı olarak yapılmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
İtiraz başvurusunda, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre çekin, kambiyo senedi olduğu, alım satım veya alacak-borç sözleşmesi gereğince ödeme vasıtası olarak kullanıldığı, taraflarca varılan hür irade sonucunda ve sözleşmenin sonucu olarak keşide edildiği, aktedilen sözleşme hükümlerine göre borçlunun belirlenen tarihte yazılı miktarı çek hamiline veya cirantalara ödeme yükümlülüğü altına girdiği, yasada öngörülen hapis cezasının sözleşmeden kaynaklandığı, kanunların Anayasa’ya aykırı olamayacağı bu nedenle kuralın, Anayasa’nın 2., 11. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kuralın iptali istemiyle daha önce Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuru hakkında 26.2.1995 günlü, E: 1999/18, K:1999/50 sayı ile itiraz isteminin reddine karar verilmiş ve bu kararın Anayasa’nın 152. maddesinin son fıkrası uyarınca 15.11.1997 tarihinde Resmî Gezete’de yayımlanmasından itibaren 10 yıllık süre geçmemiş ise de, başvuru kararının dayanağını oluşturan Anayasa kuralının değişikliğe uğradığı gözetilerek yasaklanan süre içinde yeniden iptal için başvuruda bulunulabileceği kanaatine varılmıştır.
3167 sayılı Yasa’nın 16. maddesinin gerekçesinde, “Karşılıksız Çekler hakkında ilgili kanunlarda özel ceza hükümleri bulunmakta, karşılıksız çek keşide edenler Türk Ceza Kanunu’nun dolandırıcılık suçunu müeyyide altına alan 503 üncü maddesine göre cezalandırılmaktadırlar. Ancak, dolandırıcılık suçunun unsurlarının karşılıksız çıkan her çek yönünden tespiti mümkün olmadığından, bu şekilde çek keşide edenlerin bir kısmının cezasız kalması gibi durumlar ortaya çıkmakta, bu durum çeke olan güveni sarsmaktadır.
Bu sebeple onyedinci maddede karşılıksız çek keşide eden kişilerle çekleri bilerek ciro edenler yönünden müstakil bir müeyyide getirilmiş, muhatap bankaya süresi içinde ibraz edildiğinde ödenmeyen her türlü çek keşidecisinin cezalandırılması öngörülmüştür. Ancak bu eylemlerden dolayı kovuşturma yapılması çek hamilinin şikayetine bağlı kılınmış, ayrıca kanunda belirtilen belli müddet içinde hamilin zararının karşılanmış olması dışında şikayet hakkının doğmayacağı hususu iyi niyetli keşideciler yönünden belirtilmiştir. Diğer taraftan şikayetten vazgeçmenin hükümden sonra dahi geçerli olacağı bu halde hükmün icrasından ve cezanın neticelerinden sarfınazar olunacağı belirtilmiştir.
Tasarıda yer alan geçici 1. madde ile, Kanun’un yürürlük tarihini takip eden onbeş gün içinde, çek tutarı veya karşılıksız kalan tutar ile gecikme faizi ve tazminatı hamil adına muhatap bankaya yatıran keşideciler yönünden takibat yapılamayacağı, açılmış davaların düşürüleceği, mahkumiyet hükümlerinin ise infazına yer olmadığına karar verileceği hükmü getirilmiş bulunmaktadır” denilmiştir.
Maddenin birinci fıkrasında, ibraz süresi içinde veya üzerinde yazılı keşide tarihinden önce bankaya ibraz edildiğinde yeterli karşılığı bulunmaması sebebiyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden kimseye hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülmüş, mahkemenin, ayrıca işlenilen suçun mahiyetine göre belirleyeceği bir müddet için failin bankalarda çek hesabı açmasının ve çek keşide etmesinin yasaklanmasına karar vereceği, bu kararın bütün bankalara duyurulmak üzere T.C. Merkez Bankası’na bildirileceği belirtilmiştir.
Anayasa’nın 38. maddesine eklenen sekizinci fıkrada, hiç kimsenin, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı öngörülmüş, maddenin gerekçesinde de, “… 4 nolu protokol gereği sözleşmeden doğan bir yükümlülük nedeniyle hiç kimsenin özgürlüğünden alıkonulamayacağı hükmü eklenmiştir. Sözleşmeden doğan yükümlülük içinde borçlar da vardır …” denilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu’nda kambiyo senetleri arasında düzenlenen çek, temel ilişkide bir sözleşmenin bulunup bulunmamasından bağımsız olarak, kambiyo hukukuna özgü borç doğuran özel bir havaledir. Hatır senetlerinde olduğu gibi, taraflar arasında herhangi bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığı veya temelde yer alan sözleşmenin geçersiz olduğu durumlarda çek, başlı başına borç kaynağı biçiminde ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan bir borç için dahi çek keşide edilebilmektedir. Çeki elinde bulunduran hamil, keşideci ile lehdar arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan bir alacağı değil, doğrudan doğruya çekten doğan bir hakkı iktisap etmektedir. O halde, çek ilişkisi bizzat sözleşme olmadığı gibi, çekin temelinde her zaman bir sözleşme bulunması da zorunlu değildir. Temelde bir sözleşme ilişkisinin bulunduğu durumlarda ise, çekte bu ilişkiden bağımsız ve sözleşme olarak nitelendirilemeyecek bir kambiyo taahhüdü söz konusudur.Borçlu, temel ilişki ne olursa olsun borcunu ödemek için çek kullandığında, asıl borç ilişkisi dışında kambiyo ilişkisi doğmaktadır.
İtiraz konusu kuralın, Anayasa’nın 38. maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında değerlendirilebilmesi için ilişkinin yalnızca sözleşmeden doğması ve borcun yerine getirilememesi gerekmektedir. Oysa çek temelde sözleşmeden bağımsız olarak kambiyo hukukuna özgü borç doğuran özel bir havaledir.
Bu nedenlerle kural, Anayasa’nın 38. maddesinin sekizinci fıkrasına aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Haşim KILIÇ bu görüşe katılmamıştır.
VI- SONUÇ
19.3.1985 günlü, 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun”un 16. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinin “… bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.” bölümünün, Anayasaya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Haşim KILIÇ’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 11.12.2002 gününde karar verildi.

Başkan
Mustafa BUMİN Başkanvekili
Haşim KILIÇ Üye
Samia AKBULUT

Üye
Yalçın ACARGÜN Üye
Sacit ADALI Üye
Fulya KANTARCIOĞLU

Üye
Ertuğrul ERSOY Üye
Tülay TUĞCU Üye
Ahmet AKYALÇIN

Üye
Enis TUNGA Üye
Mehmet ERTEN

KARŞIOY GEREKÇESİ
Anayasa’nın 38. maddesine 4709 sayılı Yasa ile eklenen sekizinci fıkrada “Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.” denilmektedir. Anayasa’da yapılan bu değişiklik Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 4 nolu protokolün birinci maddesinden -yazım farklılığı dışında- aynen alınmıştır. Anayasakoyucunun amacını ve hangi nedenle böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyduğunu maddenin gerekçesi ve Mecliste yapılan görüşmeler gözetilerek ortaya koymak gerekir. Yapılan bu değişiklik pozitif hukuk kurallarına kaynaklık etmiyor, ya da etkilemiyorsa kural haşivdir denilebilir. Anayasakoyucu böyle bir amaç gütmeyeceğine göre Anayasa’nın 38. maddesine giren bu kurala işlerlik kazandırmak gerekir. İhmal, hile ve kötü niyet dışında kalan ekonomik suçlara ekonomik ceza öngörülmesi çağdaş dünyada kabul edilen ve izlenen bir politikadır. Bu anlayış ve amaç içinde düşünülmediği takdirde Anayasa’nın 38. maddesinde yazılmış olan bu değişikliğin pozitif hukuk içinde uygulama alanı hiç yok denecek kadar işlevsiz olduğu çok açıktır. Bu değişiklik yapılmadan önce kimi ekonomik suçlara hapis cezası öngörülmesi Anayasa’ya aykırı olmamasına karşın, yeni kural bu alanı sınırlayarak oldukça daraltmıştır.
Anayasa’nın 38. maddesindeki bu değişiklik üç noktada toplanmıştır.
– Yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülük,
– Bu yükümlülüğün yerine getirilememesi,
– Bundan dolayı özgürlükten alıkonamama,
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 4 nolu protokolün 1. maddesi “Borç için hapis yasağı” başlığını taşımakla beraber madde metninde, “özgürlüğünden yoksun kılınamaz.” denilerek yasağın sadece hapis cezası ile sınırlı olmadığı başka özgürlükleri de kapsadığı açıktır. Sözleşmeden aynen alınan Anayasamızdaki metni de sadece hapis cezası ile sınırlandırmamak gerekir. Sözleşmeden doğan yükümlülük de borç ilişkisi dışında bir şeyin yapılması ya da yapılmaması anlamında daha geniş değerlendirilmelidir. Yükümlülük borç ilişkilerini de içine alan geniş bir kavramdır. Yükümlülük sözleşmeden kaynaklanmıyorsa bu kapsamda değildir. Ayrıca, yükümlülüğün yerine getirilememesi iyi niyete dayanmalıdır. Yükümlülüğünü yerine getiremeyeceğini önceden bilen kişiyi kural korumamaktadır. Nitekim TBMM Genel Kurulu’nda 38. maddedeki değişiklik görüşülürken Anayasa Komisyonu Başkanı “kendi ihmal veya kusuru olmaksızın borcunu ödemekte acze düşen kişi, bu yüzden hapis cezasına çarptırılamaz. Ancak, borçlunun hileyle veya kasten borcunu ifa etmekten kaçınması halinde protokolün bu hükmünden yararlanması mümkün değildir.” görüşünü dile getirmiştir. (26.9.2001 günlü, 133. Birleşim Tutanakları)
Buna göre, yapılan Anayasa değişikliğinde ekonomik nedenlerle ve iyiniyetle borcunu ödeyemeyen kişilere hapis cezası verilmesini önlemek amacı ön plana çıkmaktadır. Etkili ceza düşüncesiyle “hapisle tazyik” yoluyla çalışma hayatının daha iyi düzenleneceği anlayışı Anayasakoyucunun iradesini saptırmaktır. Kasıt ve kötüniyet olmadığı sürece ekonomik suçlara hapis cezası öngörülmesi insan onuruyla bağdaşmadığı için çağdaş dünya ve demokratik toplumlarda terkedilmiştir.
Çoğunluk görüşünde, borç ilişkisi ile çek kullanımı arasındaki bağ koparılmış soyut bir kambiyo ilişkisinden bahsedilmiş, sözleşmeden bağımsız bir kambiyo yükümlülüğü üzerinde durulmuştur. Oysa, keşideci ile lehdar arasındaki borç ilişkisini sözleşmenin dışında mutlak bağımsız bir işlem olarak nitelemek mümkün değildir. Sözleşmeye bağlı bir yükümlülük nedeniyle çek keşide edenle lehdar arasında bir ilişki her zaman olanaklıdır. Hapis cezası öngörülerek alacaklının hakkının korunması ve kamusal güvenin sağlanması gerekçesi de kabul edilemez. Hukuksal nitelikleri farklı da olsa bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerinde de ödenmediği takdirde kamusal güvenin bozulması ve alacaklının hakkının yok olması söz konusu olabilir. Bu nedenle iyiniyetli olması koşuluyla bonosunu ödeyemeyen kimseye hapis cezası öngörülemeyeceği gibi karşılıksız çıkan çek içinde öngörülemez.
Çoğunluk gerekçesinde aynen “Yalnızca Anayasa’nın 38. maddesi kapsamında hürriyeti bağlayıcı ceza yasağı sözleşmeden doğan borcun yerine getirememesini gerektirmektedir. Oysa keşideci çekin karşılıksız olmasını bilmesine rağmen çek keşide ettiğine göre bu borcun yerine getirilemediğinden söz etmek de olanaksızdır.” denilmektedir. Çekin karşılıksız olduğunu bile bile keşide edenlerin iyiniyetinden zaten bahsedilemez. Böyle bir çek düzenleyen kişinin 38. maddesinde öngörülen korumadan faydalanması da olanaksızdır.
3167 sayılı Yasa’nın 16. maddesinin birinci fıkrası suçlarda objektif sorumluluk esası benimsenerek düzenlenmiştir. Yargıtay’da bugüne kadar objektif sorumluluk kapsamında uygulamasını sürdürmüştür. Düzenlenen çekin karşılığı yoksa suç oluşmuştur. Bunun dışında yargıcın subjektif değerlendirme ve araştırmaları kuralı objektif sorumluluk kapsamından çıkarmaz. Objektif sorumluluk nedeniyle 16. maddenin birinci fıkrasına göre oluşacak suç da “ödememe” ya da “ödeyememe”durumlarının araştırılması sözkonusu değildir. Bilerek ve kasden ödemeyenle, iyiniyetle hareket edilerek ödeyememe durumlarını ayırmaya imkan tanımayan bir düzenleme Anayasa’nın 38. maddesine aykırılık oluşturur. Karşılıksız çek suçu, kasıtla işlenen bir suç haline getirilmediği sürece Anayasa’ya aykırılıktan kurtulamaz.
Belirtilen nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmadım.

Önerdiğim yazılar

Reklamlar

8 responses to “ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Resmi Gazete tarih/sayı:26.04.2003/25090

  1. diyoruz ki, “vadeli çek vatandaşın bastığı paradır” bunu bankası da, hükümeti de vatandaşı da söylüyorsa, hepimiz biliyoruz ki bu baştan karşılığı olmadan kesilen çeklerdir. piyasada dolaşan 500 milyar nakit + 250 milyar çek = 750 milyar TL. şanslı olanlar bu 500 milyardan vadesi gelen çekleri ödüyorlar. şimdi benim sürüm olacak, ve ben çobanıma diyeceğim ki, al şu koyunları git şu dağa orada otlat, yoksa ekmek yok hiçbirimize. ama ikimiz de biliyoruz ki, o dağda terorist olabilir, kurt olabilir. ama başka alternatif yok…. eğer koyunlar çalınırsa veya telef olursa kim suçlu……. okulda bize bir hikaye anlatmışlardı, bir müslüman ülkede bir sultan, ülkesini denetlemek için dolaşıyormuş, bir köprüde küçük bir kırık varmış, sultan hemen ilgilileri çağırmış, demişki, bir koyunun bacağı buraya sıkışır ve kırılırsa ben bunun hesabını nasıl veririm Allah’a……..

  2. günaydın,

    o zamanki mahkeme heyetinden 4 üye şu an hala üye. diğerleri değişmiş. mahkemede iktisatcıların olması iyi olabilir. ama bence bu işle ilgili kamuoyu yaratmak faydalı olabilir. çünkü hukuk toplumun bir parçasıdır, her ne kadar adaletin kuralları var ise, hiç bir adalet toplumun kanayan bir yarasını daha da derinleştirmek için değil, sarmak için karar vermelidir.

    • bana göre doğru hareket tarzı “kamuoyu oluşturmak” tır. Bunca zaman bir şeyler yaptık.

      şimdiden sonra daha ciddi, daha birleşik davranmak zorundayız.

      hep olduğu gibide, birleşmek gerektiği anda bölünüyoruz.

      • mutlaka kamuoyu oluşturulması lazım, biz hem alacaklıyız hem borçlu. belki bu blogta alacaklı veya borçlumuzla yazışıyoruzdur bile 🙂 durum 10 yıl evvleline göre çok farklı, mağdur kitle çok fazla. iyi nitelikli insanlar zor durumdalar.. belki okuduğu okullarda başarılı olan insanlar ticari hayatta zora düşürüldüler…. çek yasasınının hukuk açısından olan değerlendirmelerini hukukcu dostlar ve CHP’nin hukukcuları yapacaklardır ancak bizlerin de yeterli kamuoyunu mutlaka oluşturmamız lazım. artık haklı olduğumuz çok nokta var: 1) dolambaçlı bir hapis cezası sistemi 2) sayımız 100,000ler üzerinde, bu durum normal olamaz 3) yapılan kanunlar dolambaçlı, fırıldakça, anayasa, ticaret kanunu, ceza kanunu ile uyuşmuyor. 4) belli bir zümrenin isteği (sermaye kuruluşları) ile milletin vekilleri TBMM’de yasa yapamaz 5) dünyada böyle bir uygulama yok…. bu noktalar çok artırılabilir sanırım.. sonuç olarak kamuoyu oluşturmak için medya ile koordineli bir faaliyet yapmamız uygun olabilir..

  3. ANYASAMAHKEMESİ KARARI İPTAL EDEBİLİR BAZI ARKADAŞLAR NEKADARDA ANAYASA MAHKEMESİ KARARRI İPTAL ETMEZ DESEDE HEMEN ÖN YARGIYA KAPILMAMK GEREKİR ANAYASAMAHKEMESİN VAZ GEÇİLİRR OLMAZLARI VARDIR ONLARI BAĞLAYAN KANUNLAR VAR ŞİMDİ BU YASA KARŞILIKSIZ ÇEKE ADLİPRA CEZASI VERİLİRMİ VERİLEMEZMİ VERİLEMEZ İSE TEKRAR BİR YASAL BOŞLUK OLUR YASA MECLİS AÇISINDAN YENİ BİR YASA TALEBİ GÜNDEMİ GELECEK BUBUN SONUCUNDA HAPİS CEZASI VERİLEMEYECEK BİR CEZA MESELA:İDARİPARA CEZASI….

  4. arkadaşlar uyarınca tekrar baktım.

    bu karar on yıl önce alınmış bir karar idi.

    bu karar önemli mi ? önemlidir ..

    bu kararda karşı oy kullanan Haşim KILIÇ ‘ın şimdi Anayasa Mahkemesi başkanı olması önemlimidir ? BİLİNMEZ.

    bu karardaki karşı oya dayanarak, anayasa mahkemesi nasılsa iptal edecek, chp basit bir dilekçe versin demek doğrumudur ? YANLIŞTIR. TERS TEPKİ VERİR.

    Aman dikkat edelim.

    Yargı bağımsızdır. Yargıya yönelik her türlü oldu bitti, dayatma vs TERS TEPKİ VERİR. Zaten suçtur.

    • Ayrıca; yargı talebin haklı olup olmadığına karar vermez mi?

      ben ne talep etmişim, yargı buna bakmaz mı?

      Örnek; “Mağduriyetimin giderilmesini talep ediyorum” yazan talepnamem de, yargı mağduriyetim olup olmadığına mı karar vermelidir? yoksa sadece mağduriyetimi giderecek düzenlemenin yapılması kararını mı vermelidir?

      2003 kararını algılamaya çalışıyorum…

      iyi pazarlar hekese

  5. Anayasa mahkemesini göreve çağırıyoruz. adil bir çek yasası istiyoruz.

    Sayın Mehmet Zafer ÇAĞLAYAN,

    Size açık bir çağrı yapıyoruz. Ticaret erbabı mağdurdur. Çek yasası mağdurları oluşmuştur.
    alacaklı ve borçlu tarafta mağdurlar çığ gibi çoğalmaktadır.
    Ekonomik krizin faturası KOBI lere ödetilmek istenmektedir.
    Buna dur deyiniz. Bize çek yasası mağdurlarına destek olunuz.
    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun bir çek yasasının çıkması için destek veriniz.

    Bizler internetde, özgür bloglar aracılığıyla toplanan çek yasası mağdurlarıyız. Adil bir çek yasası çıkmasını talep ediyoruz. Bu amaçla Sayın Mehmet Zafer ÇAĞLAYAN, Sadullah ERGİN, Kemal KILIÇDAROĞLU ve Ayşe ARMAN ‘a açık duyuru yapıyoruz. Bizim çağrımızı duyunuz.

    Çek yasası mağdurları ile ilgileniniz.

    KEMAL KILIÇDAROĞLU Kimdir ?
    İSTANBUL Milletvekili, Cumhuriyet Halk Partisi
    Kemal Kılıçdaroğlu, 17 Aralık 1948’de Tunceli Nazimiye’de doğdu. Babasının adı Kamer, annesinin adı Yemuş’tur. Ekonomist ve Maliyeci; Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ni bitirdi. Maliye Bakanlığı’nda Hesap Uzmanı, Gelirler Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ve Genel Müdür Yardımcısı, Bağ-Kur Genel Müdürü, SSK Genel Müdürü olarak görev yaptı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı görevini yürüttü. Hacettepe Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak ders verdi. İş Bankası Yönetim Kurulu Üyeliğine getirildi. Değişik gazete ve dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesinin yanı sıra ayrıca üç kitabı yayınlandı. Ekonomik Trend Dergisi tarafından verilen “Yılın Bürokratı” ödülünü aldı. 22. Dönem İstanbul Milletvekili. Orta Düzeyde Fransızca bilen Kılıçdaroğlu, evli ve 3 çocuk babasıdır.

    MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN Kimdir ?

    ANKARA Milletvekili, Adalet ve Kalkınma Partisi
    Mehmet Zafer Çağlayan, 15 Kasım 1957’de Muş’ta doğdu. Babasının adı M.Salih, annesinin adı Muhlise’dir. Makine Mühendisi ve Sanayici; Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi. Sanayici olarak çalıştı. 1987’de Ankara Sanayi Odası’na Oda Meclisi Üyesi oldu. 1989’da Ankara Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi, 1991’de Başkanvekili ve 1995’de Yönetim Kurulu Başkanı olarak, 2007’ye kadar bu görevini sürdürdü. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde üç dönem Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. TOBB Ekonomi Teknoloji Üniversitesi ile Türkiye Ekonomi Araştırma Vakfı’nın Mütevelli Heyet Üyesi oldu. 60. Hükümet’te Sanayi ve Ticaret Bakanı olarak atandı. Hükümette yapılan değişiklikte, Devlet Bakanlığı görevine getirildi. İngilizce bilen Çağlayan, evli ve iki çocuk babasıdır.

    SADULLAH ERGİN Kimdir ?
    HATAY Milletvekili, Adalet ve Kalkınma Partisi
    Sadullah Ergin, 6 Temmuz 1964’te Hatay Antakya’da doğdu. Babasının adı Mehmet İsmet, annesinin adı Hatice’dir. Avukat; Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Hatay Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nde kurum avukatı olarak çalıştı. Serbest avukatlık yaptı. Çeşitli dernek ve cemiyetlerde yöneticilik görevlerinde bulundu. Adalet ve Kalkınma Partisi Kurucu Üyesi oldu. 22. Dönem Hatay Milletvekili. 60. Hükümet’te Adalet Bakanlığı görevine atandı. İyi düzeyde İngilizce bilen Ergin, evli ve 3 çocuk babasıdır.

    Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeleri,

    Çek yasası nedeniyle insan hakları ihlalleri olmaktadır.
    -Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi açıkca ihlal edilmektedir.
    -Farklı mahkemeler farklı kararlar vermektedir.
    -Savunması bile alınmayan kişilere, sırf şikayet üzerine hapis cezası verilmektedir.
    -Cezaevlerindeki mağdurlar umutlarını yitirmektedir.
    -Mağdurlar haklarını arayamamakta, sinmektedirler.

    bize yardım ediniz. Adil bir çek yasası için destek veriniz.

    İnsan haklarıyla insandır. İnsan hakları hemen şimdi !

    Mehmet Zafer Üskül Başkan AK Parti Mersin
    Halide İncekara Başkanvekili AK Parti İstanbul
    Mehmet Ekici Başkanvekili MHP Yozgat
    Abdurrahman Kurt Sözcü AK Parti Diyarbakır
    Ayşe Jale Ağırbaş Katip DSP İstanbul
    Ahmet Koca Üye AK Parti Afyonkarahisar
    Kazim Ataoğlu Üye AK Parti Bingöl
    Mehmet Ocakden Üye AK Parti Bursa
    Murat Yıldırım Üye AK Parti Çorum
    Mithat Ekici Üye AK Parti Denizli
    Mustafa Ataş Üye AK Parti İstanbul
    Erdal Kalkan Üye AK Parti İzmir
    Fatih Arıkan Üye AK Parti Kahramanmaraş
    Ahmet Gökhan Sarıçam Üye AK Parti Kırklareli
    Kerim Özkul Üye AK Parti Konya
    Cemal Yılmaz Demir Üye AK Parti Samsun
    Ali Rıza Ertemür Üye CHP Denizli
    Çetin Soysal Üye CHP İstanbul
    Ahmet Ersin Üye CHP İzmir
    Malik Ecder Özdemir Üye CHP Sivas
    Akın Birdal Üye DTP Diyarbakır
    Şenol Bal Üye MHP İzmir
    Gürcan Dağdaş Üye MHP Kars

    Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi Ve Teknoloji Komisyonu üyeleri,

    Çağdaş bir çek yasası için mağdurlara yardım ediniz. Türkiye bir ekonomik krizin etkisi altındadır. Suyu kesmek değil, suyun akışını arttırmak istiyoruz. İşletmeler çalışsın, işçiler maaş alsın istiyoruz. Karşılıksız çekin cezası hapis olmamalıdır.

    Adil bir çek yasası için yardım ediniz.

    Ekonomik krizi biz çıkarmadık. Ekonomik krizin kurbanı olmayı red ediyoruz.

    .
    Soner Aksoy Başkan AK Parti Kütahya
    Hasan Angı Başkanvekili AK Parti Konya
    Mahmut Mücahit Fındıklı Sözcü AK Parti Malatya
    Osman Coşkun Katip AK Parti Yozgat
    Ahmet Edip Uğur Üye AK Parti Balıkesir
    Kutbettin Arzu Üye AK Parti Diyarbakır
    Metin Kaşıkoğlu Üye AK Parti Düzce
    İbrahim Halil Mazıcıoğlu Üye AK Parti Gaziantep
    İsmail Katmerci Üye AK Parti İzmir
    Eyüp Ayar Üye AK Parti Kocaeli
    Bayram Ali Bayramoğlu Üye AK Parti Rize
    Hasan Ali Çelik Üye AK Parti Sakarya
    Afif Demirkıran Üye AK Parti Siirt
    Mustafa Cumur Üye AK Parti Trabzon
    Kayhan Türkmenoğlu Üye AK Parti Van
    Fazlı Erdoğan Üye AK Parti Zonguldak
    Tacidar Seyhan Üye CHP Adana
    Hüsnü Çöllü Üye CHP Antalya
    Ergün Aydoğan Üye CHP Balıkesir
    Mehmet Ali Susam Üye CHP İzmir
    Mehmet Şevki Kulkuloğlu Üye CHP Kayseri
    Mehmet Nezir Karabaş Üye DTP Bitlis
    Yılmaz Tankut Üye MHP Adana
    Cemaleddin Uslu Üye MHP Edirne
    Alim Işık Üye MHP Kütahya

    Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu üyeleri,

    Konuyu baştan beri biliyorsunuz. Çek yasası gecikmiştir. Çek yasası adil değildir. Borca hapis ayıptır.

    adil bir çek yasası için desteğinizi istiyoruz.

    Ahmet İyimaya Başkan AK Parti Ankara
    Hakkı Köylü Başkanvekili AK Parti Kastamonu
    Mehmet Emin Ekmen Sözcü AK Parti Batman
    İlknur İnceöz Katip AK Parti Aksaray
    Ahmet Aydın Üye AK Parti Adıyaman
    Zekeriya Aslan Üye AK Parti Afyonkarahisar
    Yılmaz Tunç Üye AK Parti Bartın
    Mehmet Tunçak Üye AK Parti Bursa
    Mehmet Salih Erdoğan Üye AK Parti Denizli
    Celal Erbay Üye AK Parti Düzce
    Veysi Kaynak Üye AK Parti Kahramanmaraş
    Ali Öztürk Üye AK Parti Konya
    İhsan Koca Üye AK Parti Malatya
    Mustafa Hamarat Üye AK Parti Ordu
    Yahya Akman Üye AK Parti Şanlıurfa
    Halil Ünlütepe Üye CHP Afyonkarahisar
    Turgut Dibek Üye CHP Kırklareli
    Ali Rıza Öztürk Üye CHP Mersin
    Rahmi Güner Üye CHP Ordu
    Ali İhsan Köktürk Üye CHP Zonguldak
    Hamit Geylani Üye DTP Hakkari
    Osman Ertuğrul Üye MHP Aksaray
    Metin Çobanoğlu Üye MHP Kırşehir
    Rıdvan Yalçın Üye MHP Ordu

    Kemal KILIÇDAROĞLU, Sadullah ERGİN, Mehmet Zafer ÇAĞLAYAN ve Ayşe ARMAN için bloglarımızda açık duyuru yayınlıyoruz. Yorum bırakarak destek olunuz. Özgür bloglarımız birer demokrasi okuludur.

    Intenet özgürlüktür. Bizi destekleyiniz. Blog larımıza yorum bırakınız.

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s