Tebligat Kanunu’nun 35 inci maddesine göre tebligat


Tebligat Kanunu’nun 35 inci maddesine göre tebligat

T.C.
YARGITAY
10. Ceza Dairesi

Esas : 2005/4007
Karar : 2005/2776
Tarih : 16.03.2005

ÖZET : Adli mercilere 7201 s. Yasa´nın 35. maddesine göre tebligat yapılabilmesi için iki ihtimal kabul edilmiştir. Birincisi; ilgili kişiye daha önce anılan kanun hükümlerine göre tebligat yapılmış olması ve bu kişinin, yeni adresini adli mercilere bildirmemesidir. İkincisi ise; daha önce adli mercilerce usulüne uygun tebligat yapılmamışsa, anılan kanunun 35/son maddesinde belirtilen kurum, kuruluş ve mercilere ilgili tarafından bildirilen veya imzası resmi merciler önünde ikrar edilmiş sözleşmede taraf ise bu adrese önce usulüne göre tebligat çıkarılır ve tebligatın yapılamaması halinde bu madde hükmüne göre tebligat yapılır.

(7201 sayılı Tebligat K. m. 35)

KARAR METNİ :
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Ali Yaşar’ın 3167 s. Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16/1. maddesi uyarınca 64.955.700.000 Türk Lirası ağır para cezasıyla cezalandırılmasına dair, (Ankara Yedinci Asliye Ceza Mahkemesi)nin 9.7.2003 tarih ve 2001/902 esas, 2003/689 s. kararını kapsayan dosya incelendi:

Tüm dosya kapsamına göre, sanık Ali Yaşar hakkında açılan kamu davasında, adı geçenin savunmasının alınması için çıkarılan gıyabi tevkifin infaz edilememesi üzerine, adı geçene savunma hakkı verilmek üzere 3167 s. Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 4814 s. Kanun’la değişik 16/b. maddesinin dördüncü fıkrası ve 1412 s. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 225. maddeleri gereğince çıkarılan tebligat, 7201 s. Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilmiş ise de; 7201 s. Kanun’un 35. maddesi uyarınca yapılan tebligatın geçerli olabilmesi için, evvelce sanığa usulünce bir tebliğ yapılması gerektiği cihetle, sanığa savunma hakkı tanınmadan yazılı biçimde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle;

CMUK.nun 343. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün ifadeli 23.2.2005 tarih ve 08544 s. yazılı emirlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 3.3.2005 tarih ve YE. 36021 s. tebliğnamesi ile Daireye gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

Tebligat Kanunu’nun “kazai tebligat” faslının, “adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti” konu başlıklı 35. maddesi uyarınca, adli mercilerce, tebligat yapılabilmesi için iki ihtimal kabul edilmiştir.

Birinci ihtimal; ilgili kişiye daha önce adli mercilerce anılan kanun hükümlerine uygun olarak bir tebligatın yapılmış olması ve tebligat yapılan bu kişinin, yeni adresini adli mercie bildirmemesi durumudur:

Bu durumda, daha önce tebligat yapılan ve adli mercice en son bilinen adrese Tebligat Yasasının 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca yeniden tebligat çıkarılması, ilgilinin adresten ayrıldığının anlaşılması durumunda, Tebligat Tüzüğünün 28. maddesi uyarınca, tebliğ memurunun adreste bulunmama nedenini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından araştırarak, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekmektedir. Adres araştırmasına ait söz konusu imzalı açıklamanın tebliğ tutanağında yer alması, zorunlu şekil şartı olup; belirtilen usule uygun olarak araştırma yapılmaması ve bu sebeple mahkemece, en son bilinen bu adresten sanığın ayrıldığının ve yeni adresinin tesbit edilemediğinin kolluk görevlileri aracılığı ile de belirlenmemesi durumunda, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesinde belirtilen biçimde tebliğ evrakının kapıya asılması suretiyle tebligat yapılması mümkün değildir.

Tebligat memurunca Tebligat Tüzüğü’nün 28. maddesinde ön görülen zorunlu araştırma belirtilen biçimde yapılıp tevsik edildikten sonra, ilgilinin yeni adresi belirlenemez ise, tebliğ evrakı mercie iade edilir ve ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki bütün tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ilişkin binanın kapısına asılması usulüyle yapılır.

İkincisi ihtimal ise; daha önce adli mercilere ve usulüne uygun olarak tebligat yapılmamış olsa bile, anılan kanunun 35/son maddesinde belirtilen kurum, kuruluş, mercilere ilgili tarafından bildirilen veya imzası resmi merciler önünde ikrar edilmiş sözleşmelerdeki (sadece taraflar yönünden) adreslere de bu madde uyarınca tebligat yapılabilmesidir:

Bu halde daha önce adli mercilerce usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmasa bile, belirtilen nitelikteki sözleşmelerde yer alan veya söz konusu kurum ve kuruluşlar tarafından bildirilen adrese veya bir kamu kurumu olan adli mercilere, tebligatın ait olduğu soruşturma veya davaya ait olarak tebligat yapılacak kişinin kendisinin bildirdiği en son adrese, önce, bu adresin değişip değişmediğinin bilinememesi sebebiyle anılan Kanunun 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamayarak, tebligat memurunca, ilgilinin adresinin değiştiğinin belirlenmesi ve yine Tebligat Tüzüğü’nün 55/2. maddesi yollamasıyla 28. maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapacağı araştırma sonucunda yeni adresinin de tesbit edilememesi durumunda, bu araştırma yukarıdaki açıklanan şekil koşuluna uyularak imza ile de tevsik edildikten sonra, evrak yine mercie iade edilir, ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki bütün tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ilişkin binanın kapısına asılması usulüyle yapılır. Bu tebligattan sonraki tebligatlar da, sanığın yeni adresinin hala bilinmemesi durumunda, kapıya asma usulüyle yapılır.
3167 s. Yasaya aykırılık suçlarında; adli mercilerce daha önce tebligat yapılmamış olması ve dosya içerisinde, muhatap banka şubesi tarafından gönderilen ve tebligat yapılacak kişinin adresini içeren Ticaret Sicili Gazetesi nüshası, noterlikçe düzenlenen resmi senetler, vergi levhası örneği ve bu gibi kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları, ticaret sicilleri ve esnaf ve sanatkarlar odalarınca düzenlenmiş belgelerin yer alması durumunda, bu belgelerde yer alan adreslere öncelikle Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi dışındaki maddelere göre tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamaması halinde, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca yukarda açıklanan usullere uyularak tebligat yapılması gerekmektedir.

Dosya kapsamına göre; sanığın duruşmaya çağrılması için gönderilen meşruhatlı davetiyenin, muhatap banka şubesi tarafından gönderilen ve Tebligat Kanunu’nun 35/son maddesi kapsamında olan resmi kurumlardan, “Ticaret Sicili Müdürlüğü”nce çıkarılan Ticaret Sicili Gazetesi ve “noterlik” tarafından düzenlenen imza sirküleri ve düzenleme şeklindeki vekaletnamedeki sanığın iş adresine, yukarda açıklanan usullere uygun olarak tebliğ edilmesi gerekirken, başka bir kişiye ilişkin imza beyannamesindeki adrese tebliğe çıkarılması ve öncelikle, anılan yasanın 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebliğe çıkarılıp, belirtilen prosedür yerine getirilmeksizin, doğrudan 6 örnek numaralı tebligat evrakının kapıya asılması suretiyle, kanuna aykırı olarak tebliğ edildiğinin, böylelikle sanığın usulüne uygun olarak duruşmaya çağrılmaması sebebiyle savunma hakkının kısıtlanmış olduğunun anlaşılması karşısında, yazılı emre dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 9.7.2003 tarih ve 2001/902 esas, 2003/689 karar s. kararının (BOZULMASINA), benzer bir halde Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 7.12.2004 tarih ve 2004/6-178 esas, 214 karar s. ilamında da açıklandığı üzere, dosyanın, müteakip işlemlerin yapılması için anılan mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına (TEVDİİNE), 16.3.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kaynak : YKD Ağustos-2005 Sf : 1311

İlgisi nedeniyle Tüzüğün 55 ve 28 inci maddeleri de alıntılanmıştır:
Madde 55 – (2) Adresini değiştiren kimse yenisini alakalı mercie bildirmez ve fakat çıkarılan tebligat üzerine tebliğ memuru 28 inci Maddenin ilk fıkrasındaki usule göre yeni adresi tesbit ederse aynı Maddenin üç ve dördüncü fıkraları mucibince ve son fıkrasındaki hal vaki ise 30 uncu Maddeye tevfikan muamele yapar.

(3) Tebliğ memuru bu suretle muhatabın yeni adresini tesbit edemezse, tebliğ evrakı, çıkaran mercie iade edilir. Bu mercie muhatabın yeni adresi bir diğer alakalı tarafından bildirilirse, tebliğ evrakı o adrese gönderilir. Aksi takdirde mercice tahkik muamelelerine tevessül olunmayarak bu Tüzüğe ekli 6 numaralı örneğe göre düzenlenecek tebliğ evrakının bir nüshası eski adrese ait kapıya ve diğer nüshası da divanhaneye talik ettirilir. Eski adresin kapısına talik tarihi, tebliğ tarihi sayılır.

Madde 28 – (Değişik fıkra: 05/10/1987 – 87/12170 K.) Muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiç biri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.

(Değişik fıkra: 05/10/1987 – 87/12170 K.) Muhatap ölmüşse veya gösterilen adresten devamlı olarak ayrılmış ve yeni adresi de tebliğ memurunca tespit edilmemişse, tebliğ evrakı, çıkaran mercie geri gönderilir.

Yeni adres tebliğ memuru tarafından tesbit edilmiş ise bu adres tebliğ mazbatasındaki mahsus yerine ve tebliğ evrakındaki adresin bulunduğu tarafa yazılır.

Bu halde;

A) Yeni adres, tebliğ memurunun tevzi bölgesi dahilinde bulunduğu takdirde tebligat o adrese yapılır.

B) Yeni adres, aynı PTT merkezinin diğer bir tevzi bölgesinde veya başka bir PTT merkezinin mıntıkası içinde bulunursa, tebliğ evrakı yeni adreste tebliğinin temini için tebliğ memuru tarafından bağlı olduğu merkeze iade olunur.

Tebligat evrakında yazılı tarihe kadar 12 nci Maddede gösterilen müddetlerden daha az bir zaman kalmış veya yeni adres yabancı bir memlekete ait ise PTT merkezi tebliğ evrakını tebligatı çıkaran mercie geri gönderir.

Muhatap ve onun yerine tebligat yapılacak kimseler, o adreste bulundukları halde tebliğin yapılacağı sırada orada mevcut değillerse 30 uncu Maddeye göre muamele yapılır.

Soruyla ilgili olarak, Tebligat Kanunu’nun 35 inci maddesine uygun tebligat ise şöyle olmalıdır.
1) Öncelikle borçlunun adresinden ayrılıp ayrılmadığı bilinemeyeceğinden, Ticaret Sicilince bildirilen adrese Tebligat Kanunu’nun 35 inci maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebligat çıkarılmalı,

2) Borçlu adresinde bulunmadığı takdirde, tebliğ memuru Tüzüğün 28 inci maddesi uyarınca, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatmalı, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gereklidir.

Uygulamada bütün problem bu aşamada ortaya çıkmaktadır. Tüzük hükümlerine aykırılık sorun teşkil etmektedir.

Zira tebliğ memuru, genelde tüzükte belirtilen tahkiki yapıyorsa bile yaptığını mazbataya yazmamakta veya beyan edenlerin imzasını almamakta ya da imzadan çekinme halini doğru bir biçimde tespit edememektedir.

Uygulamada, belki de soru sahibinin olayında da olduğu gibi tebliğ edilemeyen ve usulsüz tebligatın ardından, zabıta araştırmasına girişildiği görülmektedir. Oysa yapılacak olan zabıta araştırması, tüzüğün 28 inci maddesine aykırılığı gidermeyeceği gibi ilk tebligatın usulsüzlüğünü de ortadan kaldırmayacaktır. Hatta birkaç kez başımızdan geçtiği gibi trajikomik tebligatlara sebep olacak ve iş içinden çıkılmaz hale gelecektir.

Tebliğ memurunun yapması gereken tahkikatı, icra müdürlerinin veya hakimlerin üstlenmesine yol açan bu uygulama, tamamen hatalı olup çözümü ise usulsüz olan ilk tebligatın bir kez daha yenilenmesi ile ortadan kaldırılabilir durumdadır. Gerekirse posta idaresi uyarılmalı, ancak muhatabı adreste bulunmadığından yapılamayacak olan tebligatta, tebliğ memurunun yapması gereken tahkikin usulüne uygun olarak yapılması sağlanmalıdır.

3)Bu sağlandığı takdirde, daha sonraki tebligatların, tebligat Yasası’nın 35 inci maddesinin 2 inci fıkrası uyarınca yapılması yasa ve tüzük hükümleri gereğidir.

4)Eğer yapılamayan ilk tebligat tüzük hükümlerine uygunsa içtihat bu konuda açıktır.

Saygılarımla.

Reklamlar

9 responses to “Tebligat Kanunu’nun 35 inci maddesine göre tebligat

  1. 3167 Kanuna muhalefet

    10. Ceza Dairesi
    Esas No : 2007/8066
    Karar No : 2009/375)
    Konu: Karşılıksız çek

    Suça konu çekin ibraz tarihinin, dosya içindeki fotokopisinde 05.12.2003 olarak yazılı olmasına karşın, muhatap banka tarafından düzenlenen ihtar mektubunda 19.11.2003 olarak gösterildiği anlaşıldığından; suça konu çekin aslı ve bankaya ibraz anında alınan okunaklı fotokopisi getirtilip, ibraz tarihinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenip, çekin yasal süresi içerisinde ibraz edilip edilmediği saptanmadan eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi BOZMA… 20.01.2009

  2. 3167 Kanuna muhalefet

    10. Ceza Dairesi
    Esas No : 2007/8106
    Karar No : 2009/62)
    Konu: 3167 Sayılı Kanuna Muhalefet

    Sanıklar için CMUK’nın 225. (CMK’nın 195.) maddesi gereğince düzenlenecek uyarılı davetiyenin; öncelikle bilinen son adresine (sanığın Mahkemeye bildirdiği veya daha önce kendisine geçerli bir tebligat yapılmış olan ya da Tebligat Kanunu’nun 35/son maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara sanık tarafından bildirilmiş bulunan adrese) gönderilmesi; tebligat memurunca, sanığın adresini değiştirmesi ve yeni adresinin belirlenememesi nedeniyle davetiyenin tebliğ edilemeyerek iade edilmesi durumunda, bu kez Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden; doğrudan sözü edilen 35. maddeye göre yapılan usulsüz tebligata dayanılarak ve bu nedenle sanıkların savunma hakkı kısıtlanarak yazılı biçimde hüküm kurulması sonucu Hükmün BOZULMASINA karar verildi .19.01.2009

  3. 3167 Kanuna muhalefet

    10. Ceza Dairesi
    Esas No : 2007/8231
    Karar No : 2009/93
    Konu: Karşılıksız çek keşide etmek

    3167 sayılı Kanun’a 4814 sayılı Kanun’la eklenen 16/b maddesinin 4. fıkrası uyarınca CMUK’nın 225. maddesinde öngörülen açıklamayı içeren davetiyenin, sanığın bulunduğu yer mahkemesine yazılacak “istinabe talebi” üzerine bu mahkeme tarafından düzenlenip tebliğe çıkarılması gerekirken, yargı çevresi dışında bulunan sanığa, anılan davetiyenin, imza sirkülerindeki adrese doğrudan Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca tebliğ edilmesi suretiyle, sanığın savunma hakkının kısıtlanması,BOZMAYI gerektirmiştir. 19.01.2009

  4. 3167 Kanuna muhalefet

    10. Ceza Dairesi
    Esas No : 2007/8246
    Karar No : 2009/102
    Konu: 3167 Kanuna muhalefet, karşılıksız çek keşide etmek

    Sanıklar için 1412 sayılı CMUK’nın 225. (5271 sayılı 195.) maddesi gereğince düzenlenecek uyarılı davetiyenin; öncelikle bilinen en son adresine sanığın Mahkemeye bildirdiği veya daha önce kendisine geçerli bir tebligat yapılmış olan ya da Tebligat Kanunu’nun 35/son maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara sanık tarafından bildirilmiş bulunan adrese) gönderilmesi; tebligat memurunca, sanığın adresini değiştirmesi ve yeni adresinin belirlenememesi nedeniyle davetiyenin tebliğ edilemeyerek iade edilmesi durumunda, bu kez Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden; vergi levhasında yazılı olan adrese çıkartılan davetiyenin Tebligat Kanunu’nun 35, Tüzüğün 28. maddesinde belirtilen şekilde işlem yapılmadan iade edilmesi üzerine, aynı adrese sözü edilen 35.maddeye göre yapılan usulsüz tebligata dayanılarak ve bu nedenle sanıkların savunma hakkı kısıtlanarak yazılı biçimde hüküm kurulması BOZMAYI gerektirmiştir. 19.01.2009.

  5. ADALET BAKANLIGI CEZA İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE

    ADALET BAKANLIGI
    CEZA İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE
    ANKARA
    Kanun yararına
    düzeltme talebinde bulunan:…
    Talepte bulunulan
    Karar :Konya..Asliye Ceza Mahkemesinin….tarih…esas…nolu kararı
    İstem:yukarıda tarih esas ve karar nosu yazılı karar aleyhime neticelenmiş ve yargıtay 10 Ceza Dairesinin… tarih ve… sayılı kararı ile onanmıştır. Gerek yargılama gerekse yargıtay aşamasında yapılan incelemeler ve kurulan hükmün adil olmadığı kanaatindeyim. ceza işleri dairenizce yeniden yapılacak incelemeler ve ilgili yasalarda ki değişmeler de göz önüne alınarak yeni bir hükmün kurulması istemi hasıl olmuştur.
    Talep: Yukarıda belirtilen sebeplerle söz konusu dosyamın Cumhuriyet savcılığından istenerek incelenmesi ve lehime kanun yararına düzeltilmesi kararı verilmesini arz ederim.
    ad soyad
    imza

  6. YARGITAY 10. CEZA DAİRESİNE

    YARGITAY TEMYİZ DİLEKÇE ÖRNEĞİ

    YARGITAY 10. CEZA DAİRESİNE
    Gönderilmek üzere
    ……… MAHKEMESİNE

    DOSYA NO :
    TEMYİZ EDEN:
    VEKİLİ :
    DAVALI :

    KONU : …Asliye Ceza Mahkemesinin ……../…. E ve ……/…. K numaralı …./…./….. tarihli kararının temyizen bozulması talebidir

    TEMYİZ NEDENLERİ:
    31/12/2008 tarihi itibariyle 5252 sayılı Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun geçici 1. maddesinde yeni bir değişiklik yapılmadığı için “diğer kanunların TCK.nun genel hükümlerine aykırı olan maddelerinin uygulanmasına devam edileceğine” ilişkin kural yürürlükten kalkmıştır. 5237 sayılı TCK. nun “zaman bakımından uygulama” başlıklı 7/2 maddesinde “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı belirtilmiş olmakla öncelikle Türk Ceza Kanunun Genel hükümlerine aykırılık içeren kesinleşmiş mahkeme ilamlarının da bu kapsamda yeniden gözden geçirilmesi gerekir. TCK 5.maddeye göre TCK genel hükümleri olan ilk 75. maddesi 1.1.2009 gününden itibaren ceza içeren tüm kanunlar için uygulanması zorunlu hale gelmiştir. Bu gerekçelerle
    …. Asliye Ceza Mahkemesine itiraz edilmiş fakat mahkemece bu talebimiz tamamen reddedilmiştir.

    Dava konusu olayda TCK 45 madde ve 61/10 ve TCK 2. madde birlikte değerlendirildiğin de çek suçu 1.1.2009 dan sonra cezasız kalmıştır. TCK 52. maddede ‘ÇEK BEDELİ KADAR ADLİ PARA CEZASI’ uygulamak yasal değildir TCK 45. maddede de böyle bir ceza vermeye yasal imkan da yoktur cezasız kalan suç nedeniyle de önceden verilmiş cezanın ortadan kaldırılması infazlarınında durdurulması gerekir.
    (…) Yerel mahkemenin usul ve yasaya aykırı olan bu kararının bozulması gerekmektedir.
    SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin verdiği kararın TEMYİZEN BOZULMASINA karar verilmesini müvekkil/Vekil adına saygıyla arz ve talep ederim. …/…/…

    Temyiz Eden Davacı Vekili/

  7. TC Şişli 11. Asliye Ceza Mahkemesi

    TC Şişli 11. Asliye Ceza Mahkemesi
    DOSYA NO:2007/541
    KARAR NO:2009/113
    C.Savcılığı Esas No:2007/6970
    GEREKÇELİ KARAR
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    HAKİM :F.O
    C.SAVCISI :C.K
    DAVACI :KAMU HUKUKU
    KATILAN :K.K
    VEKİLİ :Av.S.Y
    SANIK :A.A
    SUÇ :Karşılıksız Çek Keşide Etme
    SUÇ TARİHİ:16.12.2006
    KARAR TARİHİ:05.03.2009
    Mahkememizce açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
    GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
    Sanığın karşılıksız çek keşide ettiğinde bahisle hakkında kamu davası açılmış ve 3167 sayılı yasanın 16/1 maddesi gereğince çek yaprağı sayısınca cezalandırılması talep edilmiştir.
    Öncelikle 5237 sayılı yeni TCK’nun özel kanunlarla ilişkisini düzenleyen 5. maddesinde “Bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı” hükme bağlanmış TCK’nun yürürlük ve uygulama şekli hakkındaki 5252 sayılı yasanın 5560 yasayla değişik geçici 1. maddesinde ise “Diğer kanunların 5237 sayılı TCK’nun 1.kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin ilgili kanunlarda değişiklik yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanmasına devam edileceği” belirtilmek suretiyle çek yasasının TCK’un genel hükümlerine aykırılık içeren kısımları süreye tabi tutularak bu tarihten sonra aykırı düzenlemelerin artık uygulanmayacağı açıkca ifade edilmiştir.

    Yasama organı tarafından bir çok yasada TCK’nın genel hükümlerine uygun düzenlemeler yapıldığı halde 31.12.2008 tarihine kadar 367 sayılı çek yasası bakımından böyle bir düzenleme yapılmamıştır.
    TCK’nun genel hükümleri yürürlüğe girmemiş gibi 01.01.2009 tarihinden itibaren karşılıksız çek keşide edenlere çek bedeli kadar adli para cezası verilmesi TCK’nın 5. maddesiyle 5252 sayılı yasanın geçici 1. maddesini anlamsız hale getirecektir.Bir başka değişle ceza içeren diğer özel yasalar bakımından TCK’nın genel hükümlerinin yürürlüğe girdiğinin kabul edip sadece çek yasası bakımından yürürlüğe girmediğini ileri sürmek böyle bir istisnai düzenleme olmadığı için mümkün değildir.
    Ayrıca tüzel kişilere ceza verilemeyeceğine ilişkin lehe olan TCK’nın 20/2 maddesinin 01.01.2009 tarihinden itibaren çek yasası bakımından da geçerli olduğunu kabul edip TCK’nın genel hükümlerinde yer alan diğer hususların ise çek yasası bakımından geçerli olmadığını ileri sürmek de kendi içinde tutarsızlık oluşturacak ve TCK ile 3167 yasanın genel nitelikteki hükümlerinin karma uygulamasına yol açacaktır.
    TCK’nun yürürlüğüne ilişkin 5252 sayılı yasanın 5/2 maddesinde nispi nitelikteki adli para cezalarından aksedilmiş olması,bu tür cezaların karşılıksız çek keşide etmek suçları bakımından da varlığını kabul ve 01.01.2009 tarihinden itibaren de uygulanacağı anlamına gelmemektedir.Bu düzenleme aynı maddede belirtilen alt ve üst sınırların maktu adli para cezaları bakımından geçerli olduğunu ancak nispi nitelikteki adli para cezaları bakımından geçerli olmadığını ifade etmek için yasaya konulmuştur.Dolayısıyla 31.12.2008 tarihine kadar özel ceza yasalarında belirtilen nispi nitelikteki adli para cezaları uygulamasına devam edileceği ve söz konusu tarihten sonra ise bu uygulamanın da son bulacağı amaçlanmış,zaten bu durum aynı yasanın geçici 1. maddesinde açıkca ifade edilmiştir.Eğer 5252 yasanın geçici 1. maddesindeki düzenleme söz konusu olmasaydı TCK’nın genel hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarih ile 31.12.2008 tarihleri arasındaki dönemde de çek bedeli kadar adli para cezası uygulaması yasal açıdan mümkün olmayacaktı
    TCK’nın nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin 158/1-Son maddesinde nispi nitelikteki adli para cezasına yer verilmiş olması da çek yasası bakımından nispi nitelikte adli para cezasının kabul edildiği anlamına gelmemektedir.Çünkü bu düzenleme istisnai nitelikte özel bir düzenleme olduğundan ve TCK’nın genel hükümleri içinde yer almadığından çek yasası bakımından nispi adli para cezalarının kabulune imkan vermeyecektir.
    Çek yasası bakımdan da 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren ve genel hükümler içinde yer alan TCK’nın 52/3 maddesinde ise ADLİ PARA CEZALARININ BELIRLENMESİNDE ESAS ALINAN TAM GÜN SAYISI İLE 1 GÜN KARŞILIĞI OLARAK TAKTİR EDİLEN MİKTARIN KARARDA AYRI AYRI GÖSTERİLECEĞİ belirtilmiş,dolayısıyla çek yasasında olduğu gibi çek bedeline bağlı adli para cezası uygulaması son bulmuştur.
    Ayrıca cezanın belirlenmesine ilişkin TCK’nun 61/8 maddesinde ise ADLİ PARA CEZASINDA ARTIRIM VE İNDİRİM YAPILIRKEN HESAPLAMANIN GÜN ÜZERİNDEN YAPILMASI ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR.Bu durumda çek miktarına bağlı olup gün hesabıyla tespiti mümkün olmayan karşılıksız çek suçuna ilişkin adli para cezasına örneğin:TCK’nın 62. maddesinde düzenlenen taktir-i indirim nedenlerini uygulama imkanı da kalmamış ve sonuç olarak çek yasasındaki yaptırım yasal süre içinde TCK’nın genel hükümlerine uygun hale getirilmediği için 01.01.2009 tarihinden itibaren zımmen yürürlükten kalkmıştır.
    4814 sayılı yasa ile 3167 sayılı yasada değişiklik yapılmasından sonra her bir çek yaprağı ayrı suç oluşturduğundan karşılıksız çek keşide edenler hakkında teselsül hükümlerini uygulama imkanı kalmamış,ancak ceza içeren özel yasalar bakımından 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın genel hükümlerindeki 43.maddeye göre lehe kanun uygulaması nedeniyle belli şartların varlığı halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması tekrar mümkün hale gelmiştir.Bu durumda da gün hesabına göre tespiti mümkün olmayan çek yasasındaki mevcut yaptırımı TCK’nın 61/8 maddesindeki düzenleme nedeniyle teselsülden dolayı artırma imkanı kalmamıştır.
    Ayrıca yürürlüğe giren TCK’nın genel hükümleri karşısında,karşılıksız çek keşide etmek suçları yönünden tekerrür,şikayetten vazgeçme,çek hesabı açtırmaktan yasaklanmaya ilişkin çek yasasındaki mevcut düzenlemeler de TCK’nın genel hükümlerine aykırı hale gelmiştir.5252 sayılı yasanın 5/3 maddesiyle cezaların infazına ilişkin 5275 sayılı yasanın geçici 1.maddesinde belirtilen ve adli para cezasının ödenmemesi halinde günlüğü kaç liradan hapse çevireleceğine ilişkin kurallar ise para cezasının ödenmemesi durumunda nasıl davranılacağını gösteren kurallar olup karşılıksız çek keşide edilmesi halinde cezanın miktarının tayini için başvurulabilecek kurallar değildir.
    3167 sayılı yasadaki cezanın miktarına ilişkin ÇEK BEDELİ TUTARI KADAR ibaresi 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren TCK’nın genel hükümleri nedeniyle geçerlilğini kaybettiğinden bu durumda TCK’nın 52. maddesine giderek yaptırımı belirlemek imkanı da kalmamıştır.Çünkü genel düzenleme içinde yer alan ve cezaların sınırlarını gösteren maddeler suç olarak kabul edilen eylemlere yaptırım olsun diye değil sadece cezaların alt ve üst sınırlarını belirtmek amacıyla konulmuş hükümlerdir.
    Diğer taraftan 4814 sayılı yasa ile değişiklik yapılmasından önce karşılıksız çek keşide edenler hapisle cezalandırılmaktaydılar bu değişikliğin yapılmadığı ve karşılıksız çek keşide edenlerin hapisle cezalandırıldıkları vasayılıdığında sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri nedeniyle maddede hapis cezası muhafaza edilip cezanın miktarına ilişkin kısım uygulama imkanını kaybetseydi o zaman TCK’nın genel hükümlerinde yer alan 49.maddeye giderek karşılıksız çek keşide edenlere 1 aydan 20 yıla kadar hapis cezası verilmesi ve buna bağlı olarak görevsizlik kararı verilip dosyanın ağır ceza maddesine gönderilmesi mi kabul edilecekti?
    Anayasının 38.maddesinde ifadesini bulan SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİNİN doğal sonucu olarak yasama organı suç olarak benimsediği bir eylemin cezasının türünü ve miktarını ilgili maddede belirtmek durumundadır.Zaten bu nedenle ceza kanunlarında her bir suç yönünden ilgili maddede cezanın türü ve sınırları gösterilmiş,genel hükümler içinde yer alıp cezanın sınırlarını gösteren maddelerle yetinmek yolu benimsenmemiştir.Çünkü hangi eylemin kamu düzenini daha çok bozduğu ve bu nedenle daha fazla cezalandırılması gerektiği konusundaki tercih,suç ve ceza siyasetiyle ilgili olup siyası sorumluluğu gerektiren ve yasama organlarının mutlak taktirinde olan bir husustur.Ancak bu durumun belirli bir ceza makası aralığında cezanın bireyselleştirilmesi için mahkemeye tanınan taktir hakkıyla karıştırılmaması gerekmektedir.
    5237 sayılı TCK’nın bedelsiz senedi kullanma suçuna ilişkin 156. maddesinde adli para cezasının sınırlarının belirtilmemiş olması karşı örnek olarak gösterilebilir ise de zaten bu madde de yasama organı bu fiil için sınırlarını belrttiği hapis cezasını da öngördüğünden aynı yasanın 52. maddesindeki limitlerin farkında olarak adli para cezası yönünden taktir hakkını mahkemeye bırakmış,dolayısıyla cezasının türü ve miktarı konusundaki tercihini açıkca ortaya koymuştur kaldı ki hapis ve adli para cezasının birlikte uygulanması gereken durumlarda,bu cezalardan birisinin asgari hadden diğerinin ise azami hadden tayini kendi içinde tutarsızlık oluşturacağından mahkemenin taktir ettğini hapis cezasının miktarı adli para cezasının gün bakımından miktarını belirlemede ölçü oluşturacaktır.Mevcut durum nedeniyle çek yasası bakımından ise yaptırımın ne miktarda olacağı konusunda kanun koyucunun ortaya koyduğu açık bir iradeden bahsetmek söz konusu değildir.Niye miktarı belirtilmeyen adli para cezasıyla hapis cezasının seçimlik olarak düzenlendiği bazı suçlarda örneğin:Mühür fekki suçunda asgari hadden uygulama yapılması yönünde bir eğilim gösterilmesi nedeniyle 5560 sayılı yasayla TCK’nın 61. maddesinde değişiklik yaparak adli para cezasının tercih edilmesi halinde hesaplamanın ne şekilde yapılacağını belirlemiştir.Zaten bu örnekler genel hükümler içinde yer almayıp TCK’nun özel hükümlerine ilişkin 2. kitabında yer aldığından çek yasası bakımından sonuca etkili olmayacaklardır.
    31.12.2008 tarihine kadar karşılıksız çek keşide edenlere çek bedeli kadar adli para cezası verilmesinin o dönem için yasaya uygun olduğu ve dolayısıyla infazının gerektiği ileri sürülebilir ise de bu tarihten sonra gün hesabına göre adli para cezası belirlemek zorunlu hale gelmiş ve buna uygun bir düzenleme yapılmadığı için de eylemin yaptırımsız kaldığı sonucuna varılmış,dolayısıyla meydana gelen ve lehe olan bu durumdan henüz cezaları infaz edilmeyen kişilerin de yararlanması yolu açılmıştır.
    Karşılıksız çek keşide etmek suçlarına ilişkin yeni bir yasa yapıldığı taktirde bu yasanın yürülüğe gireceği tarihe kadar,TCK’nın genel hükümlerine aykırılık içeren mevcut çek yasasının ilgili maddelerini uygulamak imkanı kalmadığı için bu boşluğu kıyas veya kıyasa yol açacak biçimde geniştici yorum yapmak yoluyla doldurmakta TCK’nın 2/3 maddesi kapsamında mümkün görülmemiştir.
    Sonuç olarak karşılıksız çek keşide etmek suçu için 368 sayılı yasada öngörülen yapıtırımda,31.12.2008 tarihine kadar TCK’nın genel hükümlerine uygun düzenleme yapılmadığından 3167 sayılı yasadaki mevcut yasadaki yaptırımı fiilen uygulama imkanının kalmadığı,ayrıca ceza miktarını TCK’nın 52.maddesine göre tayin imkanı da olmadığı,dolayısıla çek yasasındaki mevcut yaptırımın zımmen yürürlükten kalktığı sonucuna varılmış,yaptırımı kalmayan bir eylemi de suç olarak kabul etmek mümkün olmadığı için aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
    HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

    Sanık A.A’ya atılı olan karşılıksız çek keşide etmek suçunun yasal unsurları bakımından oluşmadığı anlaşılmakla sanığın BERAATİNE,
    Yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına,
    Sanığın ve katılan vekilinin yokluğunda açıkca yapılan yargılama sonucunda Cumhuriyet Savcısının istemine aykırı olarak,kararın tefhim veya tebliğden itibaren 7 gün içinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine yapılacak beyanın tutanağa geçilmesi suratiyle Yargıtay yolu açık olmak üzere karar verildi.05.03.2009
    Katip Hakim

    • insan hakları ihlalleri yapılmaktadır. yeni çek yasası gereklidir.

      Sayın Mehmet Zafer ÇAĞLAYAN,

      Size açık bir çağrı yapıyoruz. Ticaret erbabı mağdurdur. Çek yasası mağdurları oluşmuştur.
      alacaklı ve borçlu tarafta mağdurlar çığ gibi çoğalmaktadır.
      Ekonomik krizin faturası KOBI lere ödetilmek istenmektedir.
      Buna dur deyiniz. Bize çek yasası mağdurlarına destek olunuz.
      Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun bir çek yasasının çıkması için destek veriniz.

      Bizler internetde, özgür bloglar aracılığıyla toplanan çek yasası mağdurlarıyız. Adil bir çek yasası çıkmasını talep ediyoruz. Bu amaçla Sayın Mehmet Zafer ÇAĞLAYAN, Sadullah ERGİN, Kemal KILIÇDAROĞLU ve Ayşe ARMAN ‘a açık duyuru yapıyoruz. Bizim çağrımızı duyunuz.

      Çek yasası mağdurları ile ilgileniniz.

      KEMAL KILIÇDAROĞLU Kimdir ?
      İSTANBUL Milletvekili, Cumhuriyet Halk Partisi
      Kemal Kılıçdaroğlu, 17 Aralık 1948’de Tunceli Nazimiye’de doğdu. Babasının adı Kamer, annesinin adı Yemuş’tur. Ekonomist ve Maliyeci; Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ni bitirdi. Maliye Bakanlığı’nda Hesap Uzmanı, Gelirler Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ve Genel Müdür Yardımcısı, Bağ-Kur Genel Müdürü, SSK Genel Müdürü olarak görev yaptı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı görevini yürüttü. Hacettepe Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak ders verdi. İş Bankası Yönetim Kurulu Üyeliğine getirildi. Değişik gazete ve dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesinin yanı sıra ayrıca üç kitabı yayınlandı. Ekonomik Trend Dergisi tarafından verilen “Yılın Bürokratı” ödülünü aldı. 22. Dönem İstanbul Milletvekili. Orta Düzeyde Fransızca bilen Kılıçdaroğlu, evli ve 3 çocuk babasıdır.

      MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN Kimdir ?

      ANKARA Milletvekili, Adalet ve Kalkınma Partisi
      Mehmet Zafer Çağlayan, 15 Kasım 1957’de Muş’ta doğdu. Babasının adı M.Salih, annesinin adı Muhlise’dir. Makine Mühendisi ve Sanayici; Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi. Sanayici olarak çalıştı. 1987’de Ankara Sanayi Odası’na Oda Meclisi Üyesi oldu. 1989’da Ankara Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi, 1991’de Başkanvekili ve 1995’de Yönetim Kurulu Başkanı olarak, 2007’ye kadar bu görevini sürdürdü. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde üç dönem Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. TOBB Ekonomi Teknoloji Üniversitesi ile Türkiye Ekonomi Araştırma Vakfı’nın Mütevelli Heyet Üyesi oldu. 60. Hükümet’te Sanayi ve Ticaret Bakanı olarak atandı. Hükümette yapılan değişiklikte, Devlet Bakanlığı görevine getirildi. İngilizce bilen Çağlayan, evli ve iki çocuk babasıdır.

      SADULLAH ERGİN Kimdir ?
      HATAY Milletvekili, Adalet ve Kalkınma Partisi
      Sadullah Ergin, 6 Temmuz 1964’te Hatay Antakya’da doğdu. Babasının adı Mehmet İsmet, annesinin adı Hatice’dir. Avukat; Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Hatay Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nde kurum avukatı olarak çalıştı. Serbest avukatlık yaptı. Çeşitli dernek ve cemiyetlerde yöneticilik görevlerinde bulundu. Adalet ve Kalkınma Partisi Kurucu Üyesi oldu. 22. Dönem Hatay Milletvekili. 60. Hükümet’te Adalet Bakanlığı görevine atandı. İyi düzeyde İngilizce bilen Ergin, evli ve 3 çocuk babasıdır.

      Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeleri,

      Çek yasası nedeniyle insan hakları ihlalleri olmaktadır.
      -Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi açıkca ihlal edilmektedir.
      -Farklı mahkemeler farklı kararlar vermektedir.
      -Savunması bile alınmayan kişilere, sırf şikayet üzerine hapis cezası verilmektedir.
      -Cezaevlerindeki mağdurlar umutlarını yitirmektedir.
      -Mağdurlar haklarını arayamamakta, sinmektedirler.

      bize yardım ediniz. Adil bir çek yasası için destek veriniz.

      İnsan haklarıyla insandır. İnsan hakları hemen şimdi !

      Mehmet Zafer Üskül Başkan AK Parti Mersin
      Halide İncekara Başkanvekili AK Parti İstanbul
      Mehmet Ekici Başkanvekili MHP Yozgat
      Abdurrahman Kurt Sözcü AK Parti Diyarbakır
      Ayşe Jale Ağırbaş Katip DSP İstanbul
      Ahmet Koca Üye AK Parti Afyonkarahisar
      Kazim Ataoğlu Üye AK Parti Bingöl
      Mehmet Ocakden Üye AK Parti Bursa
      Murat Yıldırım Üye AK Parti Çorum
      Mithat Ekici Üye AK Parti Denizli
      Mustafa Ataş Üye AK Parti İstanbul
      Erdal Kalkan Üye AK Parti İzmir
      Fatih Arıkan Üye AK Parti Kahramanmaraş
      Ahmet Gökhan Sarıçam Üye AK Parti Kırklareli
      Kerim Özkul Üye AK Parti Konya
      Cemal Yılmaz Demir Üye AK Parti Samsun
      Ali Rıza Ertemür Üye CHP Denizli
      Çetin Soysal Üye CHP İstanbul
      Ahmet Ersin Üye CHP İzmir
      Malik Ecder Özdemir Üye CHP Sivas
      Akın Birdal Üye DTP Diyarbakır
      Şenol Bal Üye MHP İzmir
      Gürcan Dağdaş Üye MHP Kars

      Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi Ve Teknoloji Komisyonu üyeleri,

      Çağdaş bir çek yasası için mağdurlara yardım ediniz. Türkiye bir ekonomik krizin etkisi altındadır. Suyu kesmek değil, suyun akışını arttırmak istiyoruz. İşletmeler çalışsın, işçiler maaş alsın istiyoruz. Karşılıksız çekin cezası hapis olmamalıdır.

      Adil bir çek yasası için yardım ediniz.

      Ekonomik krizi biz çıkarmadık. Ekonomik krizin kurbanı olmayı red ediyoruz.

      .
      Soner Aksoy Başkan AK Parti Kütahya
      Hasan Angı Başkanvekili AK Parti Konya
      Mahmut Mücahit Fındıklı Sözcü AK Parti Malatya
      Osman Coşkun Katip AK Parti Yozgat
      Ahmet Edip Uğur Üye AK Parti Balıkesir
      Kutbettin Arzu Üye AK Parti Diyarbakır
      Metin Kaşıkoğlu Üye AK Parti Düzce
      İbrahim Halil Mazıcıoğlu Üye AK Parti Gaziantep
      İsmail Katmerci Üye AK Parti İzmir
      Eyüp Ayar Üye AK Parti Kocaeli
      Bayram Ali Bayramoğlu Üye AK Parti Rize
      Hasan Ali Çelik Üye AK Parti Sakarya
      Afif Demirkıran Üye AK Parti Siirt
      Mustafa Cumur Üye AK Parti Trabzon
      Kayhan Türkmenoğlu Üye AK Parti Van
      Fazlı Erdoğan Üye AK Parti Zonguldak
      Tacidar Seyhan Üye CHP Adana
      Hüsnü Çöllü Üye CHP Antalya
      Ergün Aydoğan Üye CHP Balıkesir
      Mehmet Ali Susam Üye CHP İzmir
      Mehmet Şevki Kulkuloğlu Üye CHP Kayseri
      Mehmet Nezir Karabaş Üye DTP Bitlis
      Yılmaz Tankut Üye MHP Adana
      Cemaleddin Uslu Üye MHP Edirne
      Alim Işık Üye MHP Kütahya

      Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu üyeleri,

      Konuyu baştan beri biliyorsunuz. Çek yasası gecikmiştir. Çek yasası adil değildir. Borca hapis ayıptır.

      adil bir çek yasası için desteğinizi istiyoruz.

      Ahmet İyimaya Başkan AK Parti Ankara
      Hakkı Köylü Başkanvekili AK Parti Kastamonu
      Mehmet Emin Ekmen Sözcü AK Parti Batman
      İlknur İnceöz Katip AK Parti Aksaray
      Ahmet Aydın Üye AK Parti Adıyaman
      Zekeriya Aslan Üye AK Parti Afyonkarahisar
      Yılmaz Tunç Üye AK Parti Bartın
      Mehmet Tunçak Üye AK Parti Bursa
      Mehmet Salih Erdoğan Üye AK Parti Denizli
      Celal Erbay Üye AK Parti Düzce
      Veysi Kaynak Üye AK Parti Kahramanmaraş
      Ali Öztürk Üye AK Parti Konya
      İhsan Koca Üye AK Parti Malatya
      Mustafa Hamarat Üye AK Parti Ordu
      Yahya Akman Üye AK Parti Şanlıurfa
      Halil Ünlütepe Üye CHP Afyonkarahisar
      Turgut Dibek Üye CHP Kırklareli
      Ali Rıza Öztürk Üye CHP Mersin
      Rahmi Güner Üye CHP Ordu
      Ali İhsan Köktürk Üye CHP Zonguldak
      Hamit Geylani Üye DTP Hakkari
      Osman Ertuğrul Üye MHP Aksaray
      Metin Çobanoğlu Üye MHP Kırşehir
      Rıdvan Yalçın Üye MHP Ordu

      Kemal KILIÇDAROĞLU, Sadullah ERGİN, Mehmet Zafer ÇAĞLAYAN ve Ayşe ARMAN için bloglarımızda açık duyuru yayınlıyoruz. Yorum bırakarak destek olunuz. Özgür bloglarımız birer demokrasi okuludur.

      Intenet özgürlüktür. Bizi destekleyiniz. Blog larımıza yorum bırakınız.

      • Sadullah Ergin: Çek Kanunu ile İlgili Müjde vermek İstiyoruz.

        15 Ekim 2009 10:41
        Ergin:”Cezaevine düşmüş, düşme riski altında olan insanlarımızın sorunu bizim sorunumuzdur. Umut ediyorum, bütçe görüşmeleri başlamadan önce bu konuda düzenleme bekleyenlere müjde vermek nasip olur” dedi.

        Adalet Bakanı Sadullah Ergin, TBMM Adalet Komisyonu gündeminde bulunan Çek Yasa Tasarısına ilişkin çalışmaları bir an önce başlatacaklarını bildirerek, Ergin:’Cezaevine düşmüş, düşme riski altında olan insanlarımızın sorunu bizim sorunumuzdur. Umut ediyorum, bütçe görüşmeleri başlamadan önce bu konuda düzenleme bekleyenlere müjde vermek nasip olur’ dedi.
        Ergin, TBMM Genel Kurulunda, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 1. bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
        Çek Yasa Tasarısına ilişkin düzenlemenin, TBMM Adalet Komisyonunda bulunduğunu anımsatan Ergin, ‘çek mağduru’ ifadesinin kullanılmasının doğru olduğunu belirtti. Ergin, çeki keşide etmekten, ödeyememekten dolayı cezaevinde olan, cezaevine girme tehdidi altında bulunanlara işaret ederek, konunun, sadece çekin borçlusu açısından değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Ergin, çekin alacaklısının da bulunduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Çek borçlusu, çek alacaklısı, piyasada dönen çek miktarı, çek aracılığıyla temin edilen likitide ihtiyacını etkileme potansiyelini beraber
        değerlendirme zorunluluğu var. Meclis tatile girmeden önce yapılan değerlendirme toplantısında, piyasada yaklaşık 200 katrilyonun üzerinde likit, nakit para yerine kullanılan çek miktarı olduğu belirtildi. Bu miktarda çekin yerine ikame edeceğimiz bir alternatif koymadan, çeke mevcut olan güveni sarsacak bir tedbiri almanız, piyasadaki faiz oranını, ekonomik dengeleri etkileyebilecek bir hadisedir.
        Cezaevine düşmüş, düşme riski altında olan insanlarımızın sorunu bizim sorunumuzdur. Komisyonda bekleyen Çek Yasasına ait çalışmaları bir an önce başlatacağız. Hükümetin diğer bakanlıklarıyla koordine içerisinde, komisyonda diğer partilerden üye arkadaşlarımızla mutabakat noktasında arayışımız devam
        edecek. Umut ediyorum, bütçe görüşmeleri başlamadan önce bu konuda düzenleme bekleyenlere müjde vermek nasip olur. Bununla ilgili gayretimiz, çalışmamız var.
        Siyasi parti temsilcilerimizle bu diyaloğu önümüzdeki haftadan itibaren devam ettireceğiz.’ Dedi.
        Adalet Bakanı Sadullah Ergin, yargı alanında yapılan çalışmaların, bugün açıklanan ilerleme raporunda da hak ettiği yeri aldığını kaydetti.

        ABDULLAH ORTAÇ
        KAMUDANHABER-ANKARA

        https://karsiliksizcek.wordpress.com/2009/08/29/adalet-bakani-sadullah-ergin-adliyeyi-hizlandirin/

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s