Kişi hak ve hürriyetlerine ve esasen mevcut Anayasamıza da aykırı olan hapis cezaları 1 Ocak 2009 tarihi itibariyle yeni bir boyut kazanmıştır


Kişi hak ve hürriyetlerine ve esasen mevcut Anayasamıza da aykırı olan hapis cezaları 1 Ocak 2009 tarihi itibariyle yeni bir boyut kazanmıştır:

Konu ile ilgili mevcut hukuki durum aşağıda sadece iki ana husus bakımından özetlenmiştir. Uygulama yasasında verilen süre 31 Aralık 2008′de dolmuş ve bu tarihten itibaren karşılıksız çek suçları fiilen cezasız kalmıştır. Eğer hukuk devletiysek, bu suçtan dolayı, yeni bir yasal düzenleme yapılana kadar hiçbir mahkeme ceza veremez ve önceden verilmiş olan cezalar da hukuken yok hükmündedir.
Ne var ki yargı tereddüttedir ve 3 aydır çelişkili kararlar verilmektedir. Bazı mahkemeler ceza vermeye devam ederken kendisinden bir çözüm beklenen YARGITAY, bugüne kadar yerel mahkemelere emsal oluşturacak bir karar da vermemiştir. Bazı illerdeki Asliye Ceza Mahkemeleri ve en önemlisi Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise, cezaların infazını durdurmuş ve hükümlüler tahliye edilmeye başlanmıştır. Diğer taraftan karşılıksız çekten dolayı ceza almış olan binlerce kişi ise kanunsuz bir şekilde 3 ayı aşkın süredir cezaevlerinde tutulmaktadır.


Ekonomik suçtan dolayı hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesinin gayri insani olduğu, mevcut düzenlemenin anayasaya aykırı olduğu konuları bir tarafa, ortada apaçık bir hukuksuzluk ve kaos vardır! Teknik bir konu değil, akl-ı selim sahibi herkesin kolayca anlayabileceği basit bir durum var ortada… Prof. Dr. Adem Sözüer ve daha birçok hukukçu aylardır konuyu anlatmaya çalışıyor ama maalesef hukuksuzluk devam ediyor.

Bu kaos hem adalet anlayışını zedeliyor, hem de apaçık bir ihlal niteliği taşıyor. Üç aydır haksız yere cezaevlerinde tutulan insanlar, bu durumu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıdıklarında kesinlikle lehe bir karar çıkacak ve yüklü tazminatlar gündeme gelecektir. Zira Sakarya Ağır Ceza Mahkemesinin aynı konuda verdiği emsal kararlar var. Bu kararlar diğer mahkemeleri bağlayıcı olmasa da ceza hukukunun uygulanmasında yeknesaklık zedelenmiş ve kanun önünde eşitlik ilkesi bozulmuştur. Böyle bir netice, Meclisi ve hükumeti zor durumda bırakacağı gibi, uluslararası hukuk çevrelerinde ve kamuoyu nezdinde yargı organlarının saygınlığını da zedeleyici sonuçlar doğurabilecektir. Meclisin ve hükumetin bir an önce bu çarpık duruma el koyması ve hukuksuzluğu sona erdirmesi gerekiyor.
Yeni yasada adli para cezası ve dolayısıyla hapis cezası devam edecek olsa da, çıkacak kanuna eklenecek bir geçici madde ile, 1 Ocak 2009 tarihi ile kanunun çıktığı tarihe kadar oluşmuş bulunan yasal boşluk sebebiyle cezasız kalmış olan karşılıksız çek suçundan dolayı verilen cezaların kaldırılması sağlanabilir. Böylece hem yargının tereddütleri izale edilmiş olur, bozulan yeknesaklık ve eşitlik ilkesi de nispeten telafi edilebilir.

Ortada kamu vicdanını rahatsız eden, toplumsal barışı zedeleyen ve adalet duygusunu inciten çok vahim bir tablo vardır ve süratle çözüm beklenmektedir.
Sessiz sedasız onbinlerce insan ve aile, Yüce Meclisten hukuk devleti esasına uygun bir çözüm beklemektedir.

HUKUKİ DURUMUN ÖZETİ

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 5 inci maddesi “Özel kanunlarla ilişki” başlığını taşımaktadır. Bu maddeye göre, “Bu Kanun’un genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren özel kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.” Bu kanunun yayınlanmasını müteakip 3167 sayılı Çek Yasasının da içinde bulunduğu “ceza içeren özel kanunlar”da gerekli değişiklik ve uyumların yapılabilmesi için 5nci maddenin uygulanması 31.12.2008 tarihine ertelenmiştir. Ancak 31.12.2008 tarihine kadar, diğer birçok özel kanunda değişiklik yapılmış olmasına rağmen Çek Kanununda gerekli değişiklikler yapılmadığından, artık 01.01.2009 tarihi itibariyle 3167 Sayılı Yasanın ceza içeren ve TCK Genel Hükümlerine aykırılık teşkil eden maddeleri zımnen yürürlükten kaldırılmış bulunmaktadır. Nitekim, 31.12.2008 tarihine dek, ceza hükmü getiren diğer özel kanunlardan olan 3167 Sayılı Çek Kanununun cezai hükümleri, TCK’nun genel hükümlerine aykırı olsa da uygulanabilmekteydi.
Aykırılıklar nerededir?

1. TCK m. 21 bakımından : 3167 SK. m. 16/1’de karşılıksız çek keşide etme suçu, “şekli suç” niteliğinde düzenlenmiştir. Ancak, TCK ’nın genel hükümleri (m. 21) uyarınca, bir suçun oluşumu kastın varlığına bağlıdır. Kast “doğrudan”(m. 21/1) veya “olası kast” (m. 21/2) olabilir. Bu nedenle, bir kişinin karşılıksız çek nedeniyle cezalandırılabilmesi için, bu kişinin çeki keşide ederken, çekin karşılıksız kalacağı kastıyla hareket etmiş olması gerekmektedir. Başka bir deyişle, bunu bilmeli ve istemelidir. Dolayısıyla, yapılan yargılamada, artık kastın varlığı mutlak olarak araştırılmalı ve bunun sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Şayet olayda kast yoksa TCK m. 21/2’ye göre, somut olayda karşılıksız çek keşide eden kişide “olası kast”ın varlığı da ayrıca değerlendirilerek, maddede öngörülen ceza indirimleri uygulanmalıdır.

5252 Sayılı Kanunun kabulü ve uygulanması ile, hukukumuzda bugüne kadar zaten tartışmalı olan “objektif sorumluluk” esası terkedilmiş ve “kusursuz ceza olmaz” esası tamamen geçerli kılınmıştır. Şu halde, karşılıksız çek suçlarında, 1.1.2009 tarihine kadar “objektif sorumluluk” esasına göre verilmiş olan cezalar geçerliliğini yitirmiş bulunmaktadır. Artık suçun manevi unsuru olarak “kast” aranmalıdır. Aksi bir uygulama “kanunsuz suç ve ceza olamaz” esasına açık bir aykırılık teşkil edecektir.

2. TCK m. 52 bakımından

Çek Kanunu’na göre, karşılıksız çek keşide etme suçunun cezası, çek bedeli tutarı kadar “adli para cezası” olarak belirlenmekteydi. Ancak, 1.1.2009 tarihinden itibaren TCK’nın adli para cezalarına ilişkin 52. maddesi uygulama alanı bulacağından, ceza miktarının ve niteliğinin belirlenmesi değişmiş bulunmaktadır.

TCK 52. maddenin uygulanmaya başlaması ile Çek yasasındaki çek bedeline bağlı adli para cezası uygulaması son bulmuştur. Adli para cezasının miktarının tespiti artık, sadece gün/para esasına göre yapılabilecektir. 3167 Sayılı Çek Kanunu’nun uygulamasında, ceza, karşılıksız çıkan çek miktarına göre belirlenmekteyken, TCK’nın 52. maddesinin uygulanmasıyla, öncelikle tamgün hesabının yapılması ve bir güne karşılık gelen parasal miktarın belirlenmesi üzerine karar verilmesi gerekmektedir. TCK m. 61/8 hükmüne göre, adli para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunacaktır. Bu itibarla, yargılama sonucunda verilecek adli para cezasının tayini usulü de tümden değişmektedir.

Adem SÖZÜER

Adem SÖZÜER

Nitekim hazırlanan yeni Çek Kanunu tasarısında da “Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz.” Denilmek suretiyle adli para cezasının tayininde Yeni TCK’na uygun olarak gün/para sisteminin getirildiği görülmektedir.

Bu değerlendirmeler ışığı altında bugüne kadar 3167 Sayılı Kanuna göre verilen çek cezaları, 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan TCK 5nci maddesi uyarınca , aynı kanunun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir ve sanık/hükümlü lehine olan yeni hükümler uygulanarak bugüne kadar verilmiş olan cezaların infazı durdrulmalıdır.

Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek, gerek Anayasa’da yapılan temel haklar ile ilgili düzenlemelere, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz, kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.

Pressturk’den alıntıdır. Yazının ilk halini okumak için bu linke tıklayınız. http://www.pressturk.com/haber.php?haber_id=37815

Reklamlar

5 responses to “Kişi hak ve hürriyetlerine ve esasen mevcut Anayasamıza da aykırı olan hapis cezaları 1 Ocak 2009 tarihi itibariyle yeni bir boyut kazanmıştır

  1. ipek hanım o yazıyı bıraz tebessum olsun dıye yazdım bende kızımın başında değilım maalesef sesını duymak bıle kızımın başka bır duygu

  2. arkadaşlar ıyı duşunelım bılıyorsunuz cocuğunuz özel okulda okuyorsa okul mahkum cocuklarına burs verıyor bılgınıze şu affın cabuk cıkacağpinı bılsem hemen içerı gıreceğim okul parası vermemek için

  3. “Hile ve dolandırıcılık gibi bir suç unsuru bulunmadıkça, çeklerin ödenmemesi “ekonomik suç” değil, “ekonomik sonuçtur” ve yaptırımı da, faiz ve tazminattır. Para ve hapis cezası Dünya tarihinde ve halen yoktur!”

    Sayın AHMET TAN,
    Milletvekili

    Kanunsuz suç olur diyorsanız yazının kalan kısmını okumanıza gerek yok. Ama hayır dediğinizi duyar gibiyim devam ediyorum.

    Konuşduğumuz on milletvekilimizden yedisi karşılıksız çekte hapis cezası yok diyor. Evet çek bedeli kadar idari para cezası veriliyor. Ödeyemeyince cezaevine girmek zorunda kalıyor. Zaten o kişinin parası olsa çek bedelini ödeyecek.

    Ülke bir ekonomik savaştan geçiyor. Hem kendimize hem çevremizdekilere ekonomik
    katkı sağlayarak 20 yıldır ticaretle uğraşıyoruz. “Teğet” geçen ekonomik kriz nedeniyle
    iflas ettim. 80 bin TL borcumu, arsamı eşimin altınlarını ve para eden eşyalarımı satarak ödedim. Kalan 8 bin TL borcumu ödeyemedim. Temmuz’un sıcağında evime haciz geldi.
    İçecek suyumu soğutacak buzdolabını, yemeğimi ısıtacak ocağımı, çamaşır makinemi alıp götürdüler.

    Yetmedi ceza davası açtılar. 2 yıldır vasıfsız işlerde çalışıyorum, bırakın borcumu ödemeyi evimi zor geçindiriyorum. Eve, işe polise yakalanmadan gitmenin 32 yolunu, nerde ne zaman arama var öğrendim. Çocuğumun okulu polis aramalarının yoğun olduğu bölgede. En acısı veli toplantılarına gidemiyorum. Bir defasında yakalandım memur kimliği kontrol bitti diye geri verdi. GBT ye baksa gerçi 80 günlük DR. KİMBIL::))) durumuma son verecekti cezam bitmiş özgür olacaktım. Şans veya şansızlık.

    Kendi ülkemde yaşadığım duruma bakın. Sanki işgal kuvvetlerinde kaçıyorum. İnsan onuruna yakışmayacak olaylar yaşıyoruz. 31.12.2008 de 3167 nolu kanun çıktı. 1.1.2009 itibarı ile KARŞILIKSIZ ÇEK’E verilen idari para cezasını ödemeyene uygulanan hapis cezası yok. Yani SUÇUN tanımı var karşılığı ceza yok. Çıkan kanunlarda bildiğimiz lehte uygulamalar var. Ama 5 aydır binlerce insan cezaevinde. Doğaldır! Bu insanlar için 10 dan fazla soruşturma dosyası haklarında şüpheli tanımlamaları yok. Onun için bu insanlar cezaevinde.

    Bizler gibi kaçak olanlar ve cezaevinde yatanlar bu borçları bu şekilde nasıl ödeyeceğiz?
    YOKSA BİZE DE YİMPAŞA, İ.HOLDİNGLERE PARA KAPTIRANLAR GİBİ BANA MI SORDUN TİCARET YAPARKEN DENECEK. ANAMI DA ALIP GİDEMİYORUM RAHMETLİ OLDU. Özelleştirmeden pay alıp başkasına devredip 12 yıl taksit yaptırıp onu da ödemeyelim demiyoruz.

    Tabiki her toplumda olduğu gibi çürük elma ve kötü niyetli kişiler yok mu var tabiki.
    Onu da seçmek adalete düşüyor.

    Gelin şu yanlışı, doğruya ulaşmak adına düzeltin.

    Selamlar,

    • KILIÇDAROĞLU ‘ADALET BAKANI ŞAHİN, HERKESTEN ÖZÜR DİLEMEK ZORUNDADIR’
      Perşembe, 08 Kasım 2007 22:34
      -CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ KILIÇDAROĞLU:

      -”DTP’LİLER, PARLAMENTODA GÖREV YAPACAKLARSA, TERÖR ÖRGÜTÜNE TERÖR ÖRGÜTÜ DEMEKTEN KAÇINMAMALARI GEREKİYOR”

      -”ADALET BAKANI ŞAHİN, HERKESTEN ÖZÜR DİLEMEK ZORUNDADIR”

      ANKARA (A.A) – 08.11.2007 – CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, her milletvekili ve siyasi partinin, PKK’yı, terör örgütü olarak kabul etmesi gerektiğini belirterek, ”Bu söylem DTP’li milletvekilleri tarafından henüz dile getirilmedi. Parlamentoda görev yapacaklarsa, terör örgütüne terör örgütü demekten kaçınmamak gerekiyor” dedi.

      Kılıçdaroğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

      DTP’li bir milletvekili eşinin terör örgütü üyesi olduğuna yönelik haberlerin anımsatılması üzerine Kılıçdaroğlu, Parlamento çatısı altında görev yapan her milletvekili ve siyasi partinin, PKK’yı, terör örgütü olarak kabul etmesi ve bunu dile getirmesi gerektiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, bu söylemin, DTP’li milletvekilleri tarafından henüz dile getirilmediğini ifade ederek, ”İçtikleri yemine sadık kalıyorlarsa, Parlamentoda görev yapacaklarsa, Türkiye Cumhuriyeti’nin yasalarını yerine getirmek, terör örgütüne terör örgütü demekten kaçınmamak gerekiyor” diye konuştu.

      -”ÇİFTE STANDARDA BAKANLARIN HAKKI YOK”-

      Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in, ”Askerlerin dönmesine sevinemedim” sözlerine ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine de Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

      ”Şahin’in açıklaması talihsiz bir açıklamadır. Türk askerlerinin başına Kuzey Irak’ta çuval geçirilirken, acaba Şahin, aynı tepkiyi, hangi gerekçeyle ve niçin göstermedi? Acaba çuval geçirenler ABD’li olduğu için mi? ABD’lileri üzebiliriz, onları üzmeyelim diye mi böyle bir tepki göstermedi? Çifte standarda Türkiye Cumhuriyeti bakanlarının hakları yoktur.

      Bugün bir asker annemizin söylemleri var. Şahin, herkesten özür dilemek zorundadır. Söylemi, sıradan ve doğru bir söylem değildir. Sorumluluğu Türk Silahlı Kuvvetlerinin üstüne atarak, o sorumluluktan kurtulmak mümkün değildir.’

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s