Hükümet tarafından hazırlanan Çek Yasa Tasarısı, bankaların sorumluluğunu artırıyor. Cezalar yükseliyor.


Aşağıdaki haberde Gerçek Gündem ‘den alıntıdır. Gerçek Gündem haberciliği savunan bir internet yayını olmasına rağmen Çek Yasası olunca copy-paste ‘i yeterli gördü. Konunun toplumu etkilemesi, ticaret hayatını doğrudan bozmasına rağmen etkili organları ilgisiz-bilgisiz kalması adalete zarar vermektedir.

Çek Yasa Tasarısı TBMM’de

Hükümet tarafından hazırlanan Çek Yasa Tasarısı, bankaların sorumluluğunu artırıyor.
Tasarı, çek defterlerinin içeriklerine, çek düzenlenmesine, kullanımına, çek hamillerinin korunmalarına ve kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınmasına ilişkin esaslar içeriyor.

Bankalara bildirim yükümlülüğünün getirildiği tasarıda, ibraz, ödeme, çekin karşılıksız olduğunun tespiti ve gecikme cezasıyla ilgili düzenlemelere yer veriliyor. Bir çekin arkasına karşılıksızdır yazılmasına neden olan kişi hakkında, her bir çekle ilgili olarak, bin 500 güne kadar adlî para cezasına hükmediliyor. 1’i geçici madde olmak üzere 12 maddeden oluşan Çek Kanunu Tasarı, kanunlaşması hâlinde yayımı tarihi itibariyle yürürlüğe giriyor. Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile 4814 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun geçici 1 ilâ geçici 5’inci maddeleri yürürlükten kalkacak.

-BANKALARIN SORUMLULUĞUNU ARTIRIYOR-

Çek Yasa Tasarısı bankalara çek hesaplarını ve çek defterlerini araştırma yükümlülüğünü artırıyor. Bankalara çek hesabı açtırmak isteyen kişilerin çek hesabı açtırmasında yasak olup olmadığını, kişinin ekonomik ve sosyal durumunun çek hesabı açmaya uygun olup olmadığını araştırmayı bankaların sorumluluğuna veriyor. Ödeme aracı olan çeke güveni duygusunu korumak için kişilerde çek hesabı açtırmayı gerektirecek bir sosyal konuma sahip olması şartının aranması zorunluluğunu getiren tasarı, mevcut çek hesabından kendisine çek defteri verilmesini isteyen kişiye, her defasında bildirimde bulunma zorunluluğu getiriyor. Ayrıca tacir tüzel kişinin yönetim organında görev yapan, temsilcisi veya imza yetkilisi olan kişilerden biri hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı mevcut ise, bu tüzel kişi adına çek hesabı açılmayacak veya bu tüzel kişiye çek defteri verilmeyeceği tasarıyla düzenleniyor. Çek defterlerinin ancak bankalarca bastırılabileceği hüküm altına alan tasarı, çek defterlerinin baskı şeklini belirleyen esasların, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından çıkarılacak olan tebliğle Düzenlenmesini hüküm altına alıyor.

-YENİ ÇEK DEFTERLERİ 31 ARALIK 2009’A KADAR VERİLECEK-

Yeni çek defterlerinin bastırılıp dağıtılmasına ve eski çek defterlerinin toplatılmasına ilişkin usul ve esaslar getiren (geçici madde) tasarıda, bankalara 31 Aralık 2009 tarihine kadar müşterilerine yeni çek defterlerini verme ve ellerindeki eski çek defterlerini imha etme süresi tanıyor. Tasarıya göre, bankaların, ikinci fıkrada yazılı sürenin sonuna kadar müşterilerine verdikleri çek defterlerinden keşide edilen çekler, Türk Ticaret Kanununda aranan koşulları taşıması kaydıyla geçerli olacak. Ancak, üzerinde yazılı düzenleme tarihi henüz gelmemiş olsa bile, bu çeklerin en geç 1 Temmuz 2010 tarihine kadar muhatap bankaya ibraz edilmesi gerekecek. Bu tarihe kadar ibraz edilmeyen çekler adi senet hükmünde kabul edilecek.

-ÖDEYEN KURTULACAK-

Tasarıya, 3167 sayılı Kanuna 18 Şubat 2009 tarihli ve 5838 sayılı Kanunla geçici 2’nci madde olarak eklenen hükmün alınmasıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar 3167 sayılı Kanun hükümlerine istinaden karşılıksız çek keşidesi suçundan dolayı açılmış olan davalar, asliye ceza mahkemesinde görülerek sonuçlandırılacak.Tasarıya göre 31 Aralık 2009 tarihine kadar üzerine yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersiz olacak.

-BANKALAR KARŞILIKSIZ ÇEKLERDE İŞLEM YAPACAK-

Çek Yasa Tasarısı, ibraz, ödeme, çekin karşılıksız olduğunun tespiti ve gecikme cezasıyla ilgili düzenlemeler de getiriyor. Tasarıya göre bankaya ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması hâlinde, banka görevlileri bu çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapmakla yükümlü olacak. Ancak, bu yükümlülük, ibraz eden hamilin talepte bulunması hâlinde söz konusu olacak. Çekin karşılıksız çıkması hâlinde banka tarafından ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile ödenmesi gereken kanunî miktar, 470 Türk Lirası olarak belirleniyor. Bu miktar, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan fiyat endekslerindeki yıllık değişmeler göz önünde tutularak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından her yıl Ocak ayında yeniden belirlenecek ve Resmî Gazetede yayımlanacak. Hamilin talepte bulunması hâlinde, karşılıksızdır işlemi, çekin arka yüzüne tahsil için bankaya ibraz edildiği tarih, hesap durumu ve ibraz eden gerçek kişinin adı ve soyadı yazılmak ve bu kişi ile birlikte banka yetkilisi tarafından imzalanmak suretiyle yapılır. Hamilin imzalamaktan kaçınması hâlinde, karşılıksızdır işlemi yapılmaz. Muhatap bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutar dâhil, kısmî ödemenin hamil tarafından kabul edilmemesi hâlinde, karşılıksızdır işlemi yapılır; ibraz tarihi ile ödememe nedeni çekin üzerine yazılır ve çek, üzerine imzası alınarak hamiline geri verilir. Banka çekin karşılığının hesapta bulunmasına rağmen hamiline ödenmesinin geciktirilmesi ve kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın hamile ödenmesinin geciktirilmesi hâllerinde, çek hamiline, her geçen gün için binde üç gecikme cezası öder.

Adalet Bakanı Sadullah ERGİN

Adalet Bakanı Sadullah ERGİN

-BANKALARA BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ GELİYOR-

Tasarı, bankalara bildirim yükümlülüğü getiriyor. Tasarıya göre hamiline çek hesabı sahiplerinin açık kimlikleri, adresleri, vergi kimlik numaraları, bu hesaplardan ödeme yapılan kişilere ait bu bilgiler ile bu kişilere yapılan ödemelerin tutarları ve üzerinde vergi kimlik numarası bulunmayan çeklere ilişkin bilgiler, ilgili bankalar tarafından, dönemler itibarıyla, Gelir İdaresi Başkanlığına elektronik ortamda bildirilecek. Bildirim dönemleri ve süreleri Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliğinin görüşleri alınarak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenecek. Bankalar, hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenlendiğini tespit etmeleri hâlinde, mevcut delilleriyle birlikte durumu, tespit tarihinden itibaren en geç bir hafta içinde Cumhuriyet başsavcılığına ve Gelir İdaresi Başkanlığına bildirmekle yükümlü olacak.

-BİN 500 GÜNE KADAR ADLİ PARA CEZASI-

Tasarı, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, bin 500 güne kadar adlî para cezasına hüküm veriyor. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde,çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmediyor. Bu davalar, çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı şubenin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin veya müştekinin yerleşim yeri mahkemesinde görülmesi öngörülüyor.

Tasarıya göre, hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, elindeki bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmekle yükümlü olacak. Bu kişi adına yeni bir çek hesabı açamayacak. Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı verilmiş olan kişi, kararın kendisine tebliği tarihinden itibaren on gün içinde, düzenlemiş bulunduğu ve henüz karşılığı tahsil edilmemiş olan çekleri, düzenleme tarihlerini, miktarlarını ve varsa lehtarlarını da göstermek suretiyle, muhatap bankaya liste hâlinde vermekle yükümlü olacak. Karşılıksız kalan bir çekle ilgili olarak yapılan soruşturma veya kovuşturma neticesinde;

Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına, Mahkeme tarafından, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın düşmesi veya davanın reddine, karar verilmesi hâlinde, aynı kararda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına karar verilebilecek.

-ETKİN PİŞMANLIK-

Tasarı, karşılıksız kalan çek bedelinin, faizi ile birlikte tamamen ödenmesi halinde suça özgü etkin pişmanlık hükümleri getiriyor. Tasarı, etkin pişmanlık gösterilmesi hâlinde, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına; kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından davanın düşmesine; mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına, karar verilmesini öngörüyor.
Buna göre; kişinin, mahkum olduğu adlî para cezası tamamen infaz edildikten veya bu cezayı ödemediği için hakkında hapis uygulanıp serbest bırakıldıktan itibaren üç yıl ve her halde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra başvurması halinde, hükmü veren mahkeme tarafından hakkındaki çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı kaldırılır.

Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına ilişkin karar kesinleştiğinde, yasağın kaldırıldığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına 5 inci maddenin sekizinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilan olunur.

-DİĞER CEZA HÜKÜMLERİ-

Birçok ceza hükümlerini de içeren tasarıya göre tacirin ticarî işletmesiyle ilgili iş ve işlemlerinde, tacir olmayan kişinin çek defterini kullanarak çek düzenleyen ve düzenleten kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması öngörülüyor. Tacir olmayan kişiye tacir kişiye verilmesi gereken çek defteri veren banka görevlisi hakkında 50 günden 150 güne kadar adlî para cezasının önü açılıyor. Bankaya gerçek dışı beyanda bulunan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını düzenleyen tasarıda yer alan diğer cezai hükümler şöyle: Beyanname almadan veya beyannameye rağmen, hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunan kişiye veya bu kişinin yönetim organında görev yaptığı veya temsilcisi ya da imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri veren banka görevlileri elli günden yüzelli güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kısmen veya tamamen karşılığı bulunmayan çekle ilgili olarak, talebe rağmen, karşılıksızdır işlemi yapmayan banka görevlisi, şikâyet üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Karşılığı tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edilen çekin karşılığının hesapta mevcut olmasına rağmen, hamile ödemede bulunmayan banka görevlisi, şikâyet üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, buna rağmen çek düzenlerse, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi adına çek hesabı açan banka görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Çek defteri basmaya veya bastırmaya kanunen yetkili kılınanlar dışında çek defteri basanlar ve bastıranlar 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve bin 500 güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. Hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenleyen kişi, bu aykırılığı içeren her bir çekle ilgili olarak, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

-ÇEKLERİN HESABEN ÖDENMESİNİ MB’NİN GÖZETİMİNDE OLACAK-

Tasarı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı, çeklerin banka şubeleri arasında hesaben ödenmesini sağlayacak tüzel kişiliği haiz sistemi kurmaya ve gözetimi altında yürütmeye yetkili kılıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na, bu yetkiyi uygun göreceği başka bir kuruluş aracılığıyla da kullanma yetkisi veren tasarı, hesaben ödeme sisteminin kuruluş ve işleyişinin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca çıkarılacak ve Resmî Gazetede yayımlanacak bir yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyor.

(ANKA)

Yazıyı Gerçek Gündem ‘den aldım.  Yazıyı oradan okumak ve ilgililer ile iletişime geçmek isterseniz burayı tıklayabilirsiniz.

Önerdiğim yazılar

Reklamlar

2 responses to “Hükümet tarafından hazırlanan Çek Yasa Tasarısı, bankaların sorumluluğunu artırıyor. Cezalar yükseliyor.

  1. cek yasasinda eksik olan ve en büyük sahtekarliga yol acan eksiklikler

    sahis adina cek vermek ( eksikler, vergi nr.
    gbt nr, ikamet vs. hepsi eksik )

    taksa ceklerde en büyük eksik , imza kontorulü
    yapilmaksizin cekin yazilmasi, sahte imza ve
    sahtekarliklar önlenemiyor hemde su an bulun
    dugumuz elektronik cagda imza sirküleri scan
    edilip dosyalanmiyormu yani ne alak diyeceksiiz

    en büyük ayip ta sirketim kapanmasina ragmen
    2004 ekimde kapattim , 2000 senesinden TL
    para birmi eski yapi kredi ceki kocla birlesmeden önce calinmis veya kaybolmus
    12/20006 da ve 01/2007 takasa veriliyor
    cekler yaziliyor imzalar bizim degil sirket tasifiyesi bitmis olup biz sorumluymus gibi
    araniyoruz kactigimizda yok sucumuzda
    tutuklama karari cikartiliyor iki gün karakol
    polis savcilikta sucsuz surünüyoruz cek koca
    ninin 8 yapragi daha yok hesabi banka kapatmiyor orijinal cekler yok diye halen
    sahtekarlara imkan taniniyor bankacilik yasasi
    islerine gelince tüzel kisisiniz islerinze gelmeyince savciliga bile sikayet edemiyorunsuz
    ceklerim calindi ve ya kayboldu diye , ama
    cekler yazildi tüzel kisisiniz ne bicim kanun bu
    allah askina dürüst , kanun yolunda yürüyen
    insanlari magdur ediyorlar , cildirmak mümkün
    degil ne bicim yasa bu kardesim avrupa topluluguna böylemi girecegiz, sirket kapandiktan sonra bilgiler bir yerde toplanir
    ve gerekli makamlara bankalar dahil bilgi verilir
    biz de sari cizmale mehmet aga kimse kimseden
    haberi yok, biz cekler gecersiz cöpe atin dediler
    bankdan sonrada orjinal eksik iptal ceklerde
    lazim diye tutturuyorlar sirket ortada yok
    hesabi kapatmamkata israr edip bana sorumluluk yaptirmaya kalkiyorlar bende
    imzalamdim kardesim en kötü ihtimal hepsini
    banka dahil uluslararasi insan haklari mahkemesine vercem , insan cekini caldirabilir
    kaybedebilir 2000 senesindeki gecersiz bir
    kagit parcasi nasil oliyorda bu kadar degerli
    oluyor anlam vermedim gitti allah TR millete
    kolaylik versin bir daha Türkide sirket degil
    bakkal bile acmma tövbe kimseye tavsiye etmem
    Almanydan Slm

    • BASIN AÇIKLAMASI İSTANBUL MV. VE CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN TÜRK TELEKOM’A İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASI
      Cuma, 07 Kasım 2008 19:36
      Değerli Basın Mensupları,

      21 Ekim 2008 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde bir ilan yayınlandı. Bu ilana göre Türk Telekomünikasyon A.Ş önümüzdeki hafta, yani 14. Kasım. 2008 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı yapacak… Bu Genel Kurulda yeni yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile murahhas azalar seçilecek…

      Bu vesile ile bir özelleştirme başarısı olarak AKP İktidarınca kamuoyuna sunulan, ama bugün geldiğimiz noktada şaibeli bir özelleştirmenin bütün unsurlarını taşıyan bu yapı ile ilgili bazı gelişmeleri kamuoyunun dikkatine sunmak istiyoruz…

      Değerli Basın Mensupları,

      Önce şu gerçeğin altını çizelim ve Hükümetten bazı konularda bizi aydınlatmasını isteyelim… Türk Telekom’un özelleştirilmesi sonrasında ciddi anlamda düşürülen Kurumlar Vergisi oranı bugüne kadar Türk Telekom’un yeni sahibi Oger Telekom firmasına milyonlarca dolarlık ek maddi menfaat sağlamıştır… Şimdi Hükümete sormak gerekiyor. “Niçin kurumlar vergisi oranını özelleştirmeden önce indirmediniz de, özelleştirme bittikten sonra indirdiniz? Bunun karşılığında kim ne kadar çıkar sağladı? Sağlanan bu çıkar, birilerinin sermaye payı olarak mı düşünülmüştür?” Türk Telekom’un özelleştirmesi sırasında Hariri ailesine ve bu aileye ait Oger Telekom’a büyük katkıları olduğu ileri sürülen Sayın Abdullah Tivnikli’nin, AKP Hükümeti üzerinde büyük bir etki sahibi olduğu söylenmektedir. Son olarak Oger Telekom’un yüzde 35’inin Suudi Arabistan Kralının sahip olduğu Saudi Telecom Company’ye satılmasında Sayın Abdullah Tivnikli’nin ön planda olduğu Suudi Arabistan medyasında yer almıştır. Konu ile ilgili bir fotoğrafı bilginize sunuyorum (Ek:1). Herhalde bu nedenle olacaktır ki, kendisine bazı çevrelerce “Becerikli Abdullah” da denmektedir… Bugüne kadar isminden pek söz edilmeyen Sayın Abdullah Tivnikli’nin Türk Telekom hisselerinin önemli bir miktarını başkaları adına yedi emin olarak muhafaza ettiği söylenmektedir. Devlet büyükleri ile bu şekilde fotoğraflara girebilen ve birlikte seyahat edebilecek güçteki bu şahsın Türk Telekom özelleştirme sürecindeki rolü mutlaka sorgulanmalıdır…

      Bu bağlamda, iddia edilen gizli ortaklık payı dışında, Sayın Abdullah Tivnikli’ye şirket yönetiminde, her yıl yaklaşık bir milyar dolarlık yatırım pastasının dağıtımında ve insan kaynakları politikasının belirlenmesinde gibi ayrıcalıklar verilmiştir? Tüm bu işlemlerin yerine getirilmesinde Sayın Abdullah Tivnikli; Yönetim Kurulu üyeleri Paul Doany, Rıza Metin Ercan, Emin Başer ve İbrahim Şahin aracılığı ile şirketi istediği şekilde yönlendirmeye çalışmakta mıdır? İcra ve Yönetim Kurulu üyesi Sayın Rıza Metin Ercan’ın yönetim kuruluna atanmasında Sayın Abdullah Tivnikli etkili olmuş mudur?

      Bir başka önemli soru da şudur?

      Hariri’lerin ellerinde bulundurdukları Türk Telekom hisselerinin bir bölümünün, Suudi Kralının sahip olduğu Saudi Telecom Company’nin satın alması için, Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül bir davet mektubu yazmış mıdır? Bu davet mektubunu Sayın Abdullah Tivnikli Suudi Krallık yetkililerine vermiş midir?

      Değerli Basın Mensupları,

      Özelleştirme sonrasında, mülkiyeti Türk Telekom’a ait iki Audi A8 (06 AY 8245 ve 06 BE 4312 plakalı); bir Mercedes Vito (06 AT 8702); bir Volvo (06 BA 9499 plakalı) binek otomobil Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım’a, bir Honda Accord marka (06 AR 3750) araba da Ulaştırma Bakanı’nın eşine tahsis edilmiş midir? Tüm bu arabaların kasko, vergi, bakım ve benzin harcamaları ne amaçla Türk Telekom tarafından karşılanmıştır? Bu tür bir tahsisat ve harcama TC. Hükümeti ile Oger Telekom şirketi ile yapılan ortaklık sözleşmesinin bir zorunluluğu mudur? Yoksa söz konusu tahsisat ve harcama halen şirket içinde Ulaştırma Bakanı’na yakın olduğu için etkili olduğu ileri sürülen Türk Telekom Genel Müdürü Yardımcısı Şükrü Kutlu tarafından mı gerçekleştirilmiştir?

      Değerli Basın Mensupları

      Başbakanlık Müsteşarı Sayın Efkan Ala, Ojer Telekomünikasyon A.Ş.’yi temsil etmek üzere Türk Telekom’a Denetim Kurulu üyesi seçilmiştir. Bir Başbakanlık Müsteşarı, hangi gerekçeyle bir yabancı firmanın temsilcisi olarak denetim işlevini üstlenir? Bunun yasal olarak bir engeli olmasa dahi, akıl ve mantıkla bağdaşır bir yönü var mıdır? Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en yüksek devlet memuru olan Sayın Müsteşar denetim görevini yaparken, yabancı firma olan Ojer Telekom yetkililerinden mi talimat alacaktır? Başbakanlık Müsteşarının hangi gerekçeyle Hazine temsilcisi olarak atanmadığının da bilinmesine ihtiyaç vardır (Ek: 2). Bu belgede TRT Genel Müdürünün o dönemde üstlendiği diğer görevleri de açıkça görüyoruz…

      Değerli Basın Mensupları,

      Şimdi Parlamentonun gündeminde “Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması” Yasa Tasarısı var… Bu Tasarı acaba, özelleştirme komisyonculuğu yapanların Dubai’deki paralarına, hatta Sayın Başbakan’ın deyimiyle “zuladaki paralarına” yasallık kazandırmak için mi yasalaştırılmak isteniyor?

      14 Kasım 2008’de yapılacak olan Genel Kurul’da seçilecek olan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kimlikleri bize gizli ortaklığın perdesini de aralayacaktır…

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s