Admin is not Admina …


Bugün biriken sorulara toplu yanıt veriyorum. Bu yazının arkasından iki yazı daha gelecek.
Ben kimim ?
Avukat değilim. Hukuk  ve bilgisayar eğitimi aldım. Genelde yabancı şirketlere adli bilişimde dahil olmak üzere hizmet veriyorum.  Bir işimde veritabanı sunucularında Administrator hizmetidir. Admin buradan geliyor.
Çek Yasası’na  karşı  yıllardır  yazılar yazıyorum ve blogumda yayınlıyordum.  Daha önce kullandığım blogdan sıkılıp burayı üç yıl önce açtım.

Ben özgürlüğü savunuyorum. Türk insanı özgürlüğü ve onurlu yaşamı haketmektedir. Vergiyi ödeyemeyince yurtdışına çıkamamakda, çekini ödeyemeyince cezaevine girmekte ülkeme yakışmıyor.
Özgürlük çekini ödememek için değildir. Özgürlük, çekini ödeyebilmesi için  ticaretini sürdürmesine izin vermektir.
Çek dolandırıcısı, çeki ödemeyince, piyasaya yüzlerce çek takınca  karşılıksız çek’den yargılamak özgürlük değildir.  Özgürlük, bu durumdaki alacaklının parasını gaspeden dolandırıcıyı “dolandırıcılıktan” yargılamaktır.


Tepki göstermek ve blogun durumu
Çek Yasasına, tepki göstermek gerekiyor. Tepkilerinizi hukuka uygun yapmalısınız.  Başka sitelerde toplu mail, fax gibi öneriler gördüm. Bunlar hukuka aykırıdır.  Merak eden olursa anlatırım.
Ben kimseye küfür etmem, beddua bilmem. Siz isterseniz küfür, beddua, hakaret gibi kişisel tepkiler gösterebilirsiniz. Fakat bunları burada yayınlayamam.
Bana yapılan tepkileride olabildiğince yayınlıyorum.
Ziyaretcilerin birbirlerine gösterdikleri tepkileri ağır hakaret içermedikce yayınlıyorum.  Hafif kızdıracak olanları gecikmeli yayınluyorum.  Karşılıklı atışma olmamasına çalışıyorum.

Hukuka uygunluk
Blog yayınını hukuka uygun olarak sürdürmektedir. Hukuk’a uygun olmayan görüş ve  yazılara izin vermiyorum.
Bir insanın özgürlüğü en değerli hazinesidir.  Hukuk doğrudan özgürlük hakkına müdahale edebilir.  Bu nedenle doktorluktan farkı yoktur. Kendinizi tedavi etmeye çalışmayınız. Hukuki yardım, avukatlar tarafından verilir.  Yüzyüze verilmek zorunda olan bir hizmetdir. Çünkü kişiye özeldir.
Burada hukuki bilgilendirme yapabiliyoruz. Görüşlerimizi açıklayabiliyoruz. Dilekçe örnekleri yayınlayabiliyoruz. Fakat avukata gerek yok, kendin git dilekceyi yaz demek “doğru değil” dir.
Yapılacak ufak bir hata, mağdurun özgürlüğüne malolabilir. Peki parası olmadığı için avukat tutamayan mağdurlar ne yapacaktır ? Bu soruyuda ben yanıtlayamıyorum. Sistem kendi içinde çelişkiler barındırıyor.
Avukatların ve doktorların  iyileri veya kötüleri vardır.  Keşke ülkemde sağlık sigortası gibi hukuki sigorta sistemi olsaydı. Kimse bilmediği için ceza almasaydı

Reklamlar

17 responses to “Admin is not Admina …

  1. sewgili admin ben geçen yaz kızkardeşime internet ten hakaret,küfür,tehdih içeren yazılar yazdım ve kızının yani yeğenimin yaşı 12 ona gönderdim oda bu arada boş durmadı sirekt olarak bana karşı karşıya geldiğimizde ve telefonlarda hakaret,tehdit,küfür içere konuşmalar yaptı ama ben üzerinde durmamıştım zira bu yaşadıklarımız ilk değildi…..ben pek te üzerinde durmadım ama o bütün attığım mailleri depolamış ve savcılığa suç duyurusunda bulunmuş bana da davet geldi ve gittim savcıya ifade verdim,kabul ettim suçumu bu arada dava açıldı ve hazıran 2010 da duruşmam var açıkcası başıma ne geleceğini bilmiyorum.şikayeti geri çekmiyor ben ceza alırmıyım?hapis veya para cezası?para cezası ise ne kadar hapis ise ne kadar bilgilerinize acil ihtiyacım olacak tşk’ler………………….

  2. Günaydın arkadaşlar…

  3. hüseyin akbaş

    sadece şunu sormak istiyorum yıl 2001 biir kriz meydana geldi ve dolar 680 ytl den 1650 ytl oldu ve sonra esnaf zor duruma düştu benim gibi binlerce kişide 2004 yılına kadar dayandı ve çekleri yazılmaya başladı ve hapislikler çıktı hem hapis yattım şimdide 1 dosyamıdas temyiz ettim peki bunda devletin hiçmi suçu yok

  4. BEN KAÇIRMIŞIM PARDON 😀

  5. yoo artık admın dıyorum admının acıklaması yapılmıştı

  6. konuyla alakası yok ama merak ettim adminin bayan olanınamı admina denir.
    bide can bey neden size admina diyor.
    amacı ne olabilir 😀

  7. sn admin
    toplu mail yada fax kanunsuz demişsiniz
    konuyu biraz açarmısınız.
    o kadarcığına bile hakkımız yokmu bu memlekette artık
    kafamızı kuma gömüp bekliyelim mi diyorsunuz

    • merhaba,

      “bilişim hukuku” denilen bir uzmanlık alanı var. Ben bu konuda hizmet veriyorum.

      uzun ve sıkıcı bir konu.

      Önerilerim.
      -telefon ediniz. Konuşunuz.
      -Düzgün mail adresi kullaniniz. (karasimsek@htmal.com kötü bir adresdir.
      bartu.can@htmail.com iyi bir adresdir. )
      -Mail altında takma isim, lakap kullanmayınız.
      ( “dertli vatandaş” imza değil, TC nosu ile açık açık ad-soyad)
      -Dilekçe veriniz. BİMER ‘den veriliyor mesela.

      Yapmayınız.
      -Toplu mail atmayınız. CC, BCC farketmez.
      -Mesela tüm vekillere mail atmak gibi birşey yapmayınız. Uzaktan/yakından bildiğiniz 10-15 kişiye mail atınız.
      -Aranmanız var ise başvuru yapmayınız.
      -küfür, hakaret etmeyiniz.

      unutmayın. Her zaman diğerlerinden daha yakın olduğunuz, daha kolay ulaşabileceğiniz birileri vardır.

      Derdinizi dinleyen kişi, doğru kişidir.

      kafayı gömüp, bekleyin demiyorum. Bir cezadan kurtulup, başka bir cezaya düşersek üzülürüm.

      • bu öneriler basit, parlatif görülebilir . Çok basit olanlarını anlattım.

        uymazsak ne olur.
        -Mail’leri kimse okumaz.
        -Spam filtrelerine takılır. Kişilerin bilgisayarına gitmez bile.
        -Giderse bile ciddiye alınmaz.
        -Birisi tutar, savcılığa şikayet edebilir.

  8. ayrica bende bekliyorum ne yapabilrim diye ama gunden gune ozguvenim kayboluyor depresif duruma dogru gidiyorum alkolik olcam icince rahatliyorum sadece.400 mily kdv alicam var benim devletten ama mahsup edilirse ise yariyor ama sirket bitti mahsup olayida olmaz

    • Levent arkadaş merhaba;
      Sakın sakın sakın…
      Alkolden uzak dur.
      İçince rahatlıyorum diyorsun ya, ben 4 sene boyunca içtim…
      Sağlığına zarar verirsin ve daha çok çıkmaza girersin. Hem zihnen hem bedenen sağlıklı olmak zorundayız. Tüm bu sorunlar geride kaldığında sağlığını kaybetmiş olmak istemezsin sanırım..

      Unutma;
      Komedi=Trajedi+Zaman…:))

  9. Ertugrul Gurlek

    Merhaba. Önce şaşkınlığımı ve teşekkürlerimi iletmek istiyorum.
    şaşkınım çünki erinmiyor hemen her yazıya cevap veriyorsunuz.
    teşekkür ederim yine cevap verdiğiniz için.
    Bana gelince: Bir çok yorumcu arkadaşımız veya yakınlarının düştüğü duruma ben de düştüm. Müflis bir sanayiciyim. Bir şekilde bir takım huzursuzluklar oldu ortaklarımla anlaşamadım birtanesinden de çok büyük afedersiniz kazık yedim ve şirketin vergi borçlarına işleyen faizden dolayı 100 bin tl sınırını gecemeden ve hakkımda bır yakalama kararı cıkmadan yurtdısına cıkayım dedım. Oyle de yaptım.
    Hakkımda acılmıs 15 tane karşılıksız çek bir tanede müşterimden gecen ve calıntı cıkan acı tarafı buna ragmen bedelını odedıgım bır dolandırıcı cekı yuznden hızsızlık davası var. Avukat takıp edıyor. Buyuk cogunlugu yerel mahkemelerde sonuclandı. malum adlı para cezası. Ve yargıtaya gıttı. Gelmeden mevcut uc ortagama teklıf ettım gelın bırlıkte alacaklılarımızı gezelım. Borcumuzu paylaşalım sahsı senetlerımızı verelım dıye. Ama ne yazık kabul etmedıler. Sorumlu mudur ben olunca istemeyerek kacmak durumunda kaldım ve kacak pozısyonuna gırmıs oldum. dahası buraya geldıkten sonra alacaklılara telefon acarak : gelın bu davalarınız cekın bır odeme planı yapalım ben bu paranın kendı uzerıme dusen kısmını odeyeyım. Yoksa zaten devlet benden bu parayı ısterse ben sıze odeme yapamam dedım.Ancak maalesef işi husumet derecesıne getırdıler kı inat yaptılar hıc bırı kabul etmedı.
    Şimdi size soruyorum benim ceklerimin hepsi 31 aralık 2008 tarıhınden once karşılıksız cıktı.
    1- ben bu ceklerden ceza alırmıyım
    2-Yurtdısı gırıs cıkısı ıle ılgılı sıkıntıyı kaldırmak ıcın ne yapabılırım.
    Selamlar saygılar.

    • selam bende ayni durumdayim yurt disinda mahsur kaldim odeme yaptiklarim bile cekimi geri almadigim icin suc duyurusunda bulunmuslar bence hep beraber insan haklari mahkemesine basvuralim.

      • merhaba Levent bey,

        AIHM ‘e başvuru için koşulları incelemek gerekir.

        Geri çekilmeyen çekler ile ilgili, dolandırıcılık ya da haksız zenginleşme davası açılabilir. Bağlı olarak tazminat isteyebilirsiniz.

        Tabii bu, karşılıksız çek’den yapılan şikayetleri-davaları düşürmeyecektir.

        Daha detaylı anlatırsanız, ziyaretci arkadaşlarda fikir üretebilir.

        geçmiş olsun.

    • Merhaba Ertuğrul bey,

      Öncelikle geçmiş olsun. Ticaret hayatının risklerine bu adaletsiz ceza anlayışıda girince iş içinden çıkılmaz hale geliyor.

      Karşılıksız çek suçları için düzenleme olması için çalışıyoruz. Buralardan bir kamuouyu oluşuyor ve duyulabilecek kadar ses çıkıyor.

      Öncelikle Çek Yasası’ndaki düzenlemeyi beklemenizi öneririm.

      Vergi borcu’nu nasılsa işinizin başına geçince halledersiniz.

      Hırsızlık dosyasının detayını bilemiyorum. Yorum yapmam doğru olmaz.

      ilginiz ve iyi sözleriniz için teşekkür ederim.

  10. o ıkı yazıyı beklerız

    • İSTANBUL MV. VE CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN ZAHİD AKMAN’IN BİAT BELGESİ İLE DENİZ FENERİYLE İLİŞKİLİ ŞİRKETLERİN KAYITLARINDAKİ SAHTE İMZA VE ÇELİŞKİLER HAKKINDAKİ BASIN TOPLANTISI
      Pazartesi, 03 Kasım 2008 00:00
      Değerli Basın Mensupları,

      3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Yasanın 4. maddesi, yayın ilkeleriyle ilgilidir. Söz konusu maddede, “Radyo, televizyon ve veri yayınları, hukukun üstünlüğüne, Anayasanın gelen ilkelerine, temel hak ve özgürlüklere, milli güvenliğe ve genel ahlaka uygun olarak kamu hizmeti anlayışı çerçevesinde yapılır.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin (e) bendinde ise, “Yayınların toplumun milli ve manevi değerlerine ve Türk aile yapısına aykırı olmaması” ilkesi vurgulanmıştır.

      Aynı yasanın 7. maddesinde RTÜK Başkanının, Kurulun görevlerini yerine getirmesini sağlamakla görevli olduğu belirtilmiştir.

      Değerli Basın Mensupları,

      Türkiye’de genel ahlaka uygun yayın ilkelerini belirleyen bir yüksek kurulun başkanının, Almanya’da sonuçlanan Deniz Feneri e. V. dolandırıcılığı davasında adı defalarca geçiyorsa, görevinden ayrılması gerekirdi. Sayın Zahid Akman, adının iddianamede geçmesi bir tarafa, doğrudan mahkeme başkanı Alman yargıç tarafından Deniz Feneri davasının Türkiye’deki asıl failleri arasında sayılmıştır. Buna karşın, Sayın Akman ısrarla görevini sürdürmüş ve Sayın Başbakanın kendisinin arkasında olduğunu söylemiştir.

      Değerli Basın Mensupları,

      Şimdi Zahid Akman’la ilgili 3 ayrı konuyu bilgilerinize sunacağım.

      1.Daha önce Mehmet Gürhan’ın Zekeriya Karaman’a verdiği İstanbul 10. Noterliğince onaylanan bir Vekâletnameyi, “biat belgesi” olarak bilgilerinize sunmuştum. Bu vekâletnamenin özelliği Zekeriya Karaman’ın Deniz Feneri olayındaki konumunu, gerçek gücünü ve rolünü ortaya koymasıdır. Bir başka anlatımla, bu vekâletname Alman yargıcın, “asıl failler Türkiye’dedir” söylemindeki haklılığı ortaya koymaktadır. Şimdi sizlere Zahid Akman’ın biat belgesini sunuyorum (EK 1). Bu biat belgesi, Ankara 18. Noterliğince düzenlenmiştir. Bu vekaletname ile Zahid Akman, Zekeriya Karaman’a, tüm ticari işlemlerde (şirkete ortak olma, ortaklıktan çıkma, yeni şirket kurma, kamu kuruluşları nezdinde kendisini temsil etme, kar payları üzerinde dilediğince tasarrufta bulunma vs.) tam yetki vermektedir. Yani, Zahid Akman’ın gerçek patronu, Kanal 7’nin yöneticisi Zekeriya Karaman’dır. RTÜK Başkanı olan bir kişi, bir televizyon yönetici ve sahibine bu denli bir biat belgesi verirse, kendisi RTÜK Başkanı görevini objektif olarak yerine getiremez.

      2.RTÜK Yasasının “Yasaklar ve Denetim” başlıklı 9. maddesine göre, “RTÜK üyeleri ile 3. dereceye kadar kan ve sıhri hısımları radyo ve televizyon hizmetleri alanında üst kurulun görev ve yetki alanına giren konularda herhangi bir yüklenme işine giremez, özel radyo ve televizyon şirketlerinde ve bu şirketlerin doğrudan veya dolaylı ortaklık bağı bulunan şirketlerde ortak veya yönetici olamazlar.” Bu yasal düzenlemeye göre RTÜK üyeleri bırakın yönetici olmayı doğrudan veya dolaylı radyo ve televizyonla ilgili bir şirkete ortak dahi olamazlar. Şimdi sizlere, Rehber Basın Yayın Organizasyon ve Eğitim Tesisleri Limited Şirketinden söz edeceğim. Bu şirketin Ana Sözleşmesine göre şirketin faaliyet konularından birisi şudur: “Sesli ve görüntülü video, sinema, televizyon ve reklam film ve paket programları hazırlamak, hazır olanları çoğaltmak, pazarlamasını dağıtımını yapmak, stüdyolar kurmak, bunlarla ilgili her türlü makine vs. yurtiçinden ve yurtdışından temin etmek ve bunların her türlü ticaretini yapmak.” Bu şirketin ortaklarından birisi de Aykut Zahid Akman’dır. 3 Ocak 2008 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesine bakıldığında bu gerçek görülecektir (EK 2). Bu şirketin diğer ortakları ise, Sayın Akman’ın biat belgesi verdiği Zekeriya Karaman ve Hasan Hüseyin Ceylan’dır. RTÜK yasasının 9. maddesi, RTÜK üyelerinin kendileri ve 3. dereceye kadar yakınlarının radyo ve televizyonla ilgili bir kuruluşa ortak dahi olamayacağını öngörürken Sayın Zahid Akman, kendisi için bir istisna geliştirmiş televizyon programları hazırlama yetkisi olan bir şirkete ortak olmaktan çekinmemiştir. Aynı Zahid Akman, milli ve manevi değerlere ve Türk aile yapısına sözde sahip çıkacaktır. Kaldı ki, Zahid Akman 22 Eylül 2008’de “herhangi bir üretim, alım satım yapan, şirketle ortaklığım yoktur” diyerek, “şu anda iki ortaklığım var, ikisi de yatırım ortaklığıdır. Birlikte bir gayrimenkul alınmıştır, gayrimenkul adına yapılan şirket faaliyetidir ve limited şirketidir.” açıklamasında bulunmuştur. Şimdi Sayın Zahid Akman’a şunları sormak istiyorum,

      ·Bu şirketin hala ortağı mısınız?

      ·Bu nasıl bir gayrimenkul şirketidir ki, televizyon işine bulaşıyor?

      ·Kanal 7 yöneticisi ve sahibi Zekeriya Karaman’la aynı şirkette ortak olmanız, sizin yasanın 9. maddesini açıkça ihlal ettiğinizi göstermez mi? Çünkü siz, bir televizyon sahibi ile ticari ortaklık kurarak yasada belirtilen “dolaylı dahi olsa televizyon sahipleriyle ortaklık kurulamayacağı” yasağını delmiyor musunuz?

      3.Değerli Basın Mensupları,

      Şimdi sizlere Ankara 18. Noterliğince düzenlenmiş Sayın Aykut Zahid Akman’a ait bir imza beyannamesini sunuyorum. Sayın Akman 3 ayrı imza atarak, imzasını (Haziran 2004’de, 25669 yevmiye numarası ile) noterde tescil ettirmiştir (EK 3). Size sunacağım bir diğer belge ise, altında Sayın Zahid Akman’ın imzası bulunan, Beyaz İletişim Tanıtım Turizm Sanayi ve Limited Şirketi’nin 29.5.2004 tarihli ve 19 no.lu kararıdır. Bu karar İstanbul 28. Noterliği tarafından 7 Haziran 2004 tarih ve 18018 yevmiye numarası ile onaylanmıştır (EK 4).

      Değerli Basın Mensupları,

      İki ayrı belgedeki (EK 3 ve EK 4) Aykut Zahid Akman’a ait imzalar hiçbir benzerlik göstermemektedir. Bunun için kriminal bir rapor almaya da gerek yoktur. Çünkü karar defterindeki imzanın sahte olduğu bir bakışta anlaşılmaktadır. Merak ettiğim konu şudur, Sayın Zahid Akman kendi yerine sahte imza atan kişiler hakkında bugüne kadar Cumhuriyet Başsavcılığına herhangi bir suç duyurusunda bulundu mu? Bulunmadıysa, bunun gerekçelerini kamuoyuna açıklamak zorundadır. Nasıl bir iş ve çıkar birlikteliği vardır ki, sizin adınıza sahte imza atan kişiyi koruyorsunuz… Sahteciliği koruyan ya da göz yuman bir kişi, ahlaki değerlerin yücelmesi adına, RTÜK Başkanı olabilir mi?

      Hele hele, bir RTÜK Başkanın yasaların kendisine tanıdığı yetkileri koltuğunu korumak için kullanması daha da vahimdir. Yasaların RTÜK Başkanına verdiği yetkiler, RTÜK Başkanınca birilerinden intikam alma güdüsüyle kullanılamaz. Bunu fırsat olarak değerlendirip, medyayı sindirmeye çalışmak ancak ve ancak sahteciliğe göz yumanlar için geçerli olabilir…

      Değerli Basın Mensupları,

      Türkiye gibi ülkelerde yolsuzluk olaylarının ortaya çıkarılması ve suçluların cezalandırılması son derece zordur. Yolsuzluk yapanlar siyasi iktidarlardan himaye görür, yolsuzluğun kılıfını hazırlarlar. Bu açıdan karşınızda son derece profesyonel kişiler görürsünüz. Hangi yolsuzluğu ele alsanız karşınıza çok sayıda şirket ve bu şirketlere ait çok sayıda belge çıkmaktadır. Kanal 7’de olduğu gibi, şirket ortakları hep aynı kişiler olmasına karşın, yüzlerce binlerce şirket belgesi içinde yolsuzlukları ortaya çıkarmak zorundasınızdır. Bu açıdan sizlere sunduğum bu belge şirket kayıtlarının güvenilmez olduğunu, nasıl tahrif edildiğini açıkça ortaya koymaktadır.

      Değerli Basın Mensupları,

      Deniz Feneri bağlamında bu konuları araştırırken, 2 ayrı gerçekle daha karşı karşıya kaldık. Bunlardan ilki hortumcuların aynı adreste çok sayıda şirket kurmaları ve bir süre sonra kurdukları bu şirketlerin unvanlarını değiştirerek yollarına devam etmeleridir. Yani bunlar diyorlar ki, “durmak yok, yolmaya devam.” Bunu yaparak, bir yandan yeni ihalelere yeni şirket isimleriyle girerek izlerini kaybettirmekte, öte yandan da hukuku yolsuzlukları perdelemek amacıyla kullanmaktadırlar.

      İkinci gerçek ise, bu şirketlerin kayıtlarındaki yasa dışılıklardır. Bu işler AKP güvencesi altında yapıldığından hiçbir kamu otoritesi bunları denetlememekte, o kadar ki, bazı noterleri kendilerine hizmet eder hale getirmektedirler. Almanya’da Deniz Feneri Davasında hapiste bulunan birisiyle ilgili olarak, sanki İstanbul’daymış gibi işlem yapan İstanbul 10. Noteri’ni bunun en çarpıcı örneklerinden biri olarak kamuoyuna açıklamıştık.

      Benzer uygulamalara İstanbul 28. Noterliğinde de rastlıyoruz. Size sunacağım üç ayrı belgede İstanbul 28. Noterliğinin her türlü güvence anlayışını dışlayarak adeta birilerine hizmet eden konuma nasıl girdiğini örnekleyeceğiz.

      1. İstanbul 28 Noterliğince 25 Temmuz 2005 tarih ve 23287 yevmiye numarası ile onaylanan Beyaz Holding Anonim Şirketine ait yönetim kurulu kararı (EK 5). Bu yönetim kurulu kararının Karar Numarası 7, Karar Tarihi ise 27.7.2005’tir. Bu kararla Zekeriya Karaman ve Mustafa Çelik (Alman Yargıcın Türkiye’deki Deniz Feneri davasında asıl fail olarak belirttiği kişiler) temsilci olarak seçilmişlerdir. İşin dikkat çekici yanı daha Beyaz Holding tarafından karar alınmadan noterin onay vermesidir. Özetle Beyaz Holding Temmuzun 27’sinde karar alıyor, ama noter her ne hikmetse 25 Temmuz’da daha alınmamış olan şirket kararını onaylıyor.

      2. İstanbul 28. Noteri 2 Ekim 2003 günü, 28680 yevmiye numarası ile Beyaz İletişim Tanıtım Turizm Sanayi ve Limited Şirketi’nin bir yönetim kurulu kararını onaylıyor. Yönetim Kurulunun karar numarası 14, karar tarihi ise 7 Ekim 2003… Görüleceği üzere İstanbul 28. Noteri yine 7 Ekim’de alınan bir kararı, daha karar alınmadan 2 Ekim 2003 tarihinde onaylıyor (EK 6).

      3. İstanbul 28. Noteri 25 Temmuz 2005 tarih ve 23284 yevmiye numarası ile Beyaz Holding A.Ş’nin bir yönetim kurulu kararını onaylıyor. Yönetim kurulunun karar numarası 4, karar tarihi ise 27.7.2005… Ama her ne hikmetse, yine İstanbul 28. Noteri bu kararı da kararın verildiği tarihten önce, 25 temmuz.2005 tarihinde onaylıyor (EK 7).

      Değerli basın mensupları, İstanbul 28. Noterine ilişkin olarak bir hatırlatmada bulunmak isterim. Bu değerli noterimiz şu anda İstanbul 10. Noterine ilişkin soruşturmanın da yürütüldüğü Noterler Birliğinin Başkanıdır. Bu bağlamda, İstanbul 28. Noterine dikkatinizi çekiyorum.

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s