Karşılıksız çek suçları affedilmelidir veya ceza yükseltilmelidir.


Konu ile farklı görüşleri topluyorum. İki ayrı blogdaki yorumlar ve fikirleri tartışmak istiyorum.

Mustafa GÖKTAŞ ‘ın blogunda yeralan “Karşılıksız ÇekdeYeni Düzenlemeye Dair”  yazısını inceliyorum.

Kısacası, bir yasal düzenleme yapılıyorsa, düzenleme adil ve tarafsız olmalı.
Borçluyu koruyan alacaklıyı yerden yere vuran bir düzenleme, yâda alacaklıyı koruyan borçluyu yerden yere vuran bir düzenleme olmaz.
Çeki temin eden koçanı sunan bankanın sorumluluğu ise getirilen şartlar ile sınırlı olmaz.
Yasal düzenleme bu hali ile çıkar ise borçluyu koruduğu kadar alacaklıyı da korumaz ise ve aynı anda bankaların sorumlulukları ağırlaştırılmaz ise bu işten netice alınmaz.
Kısacası alacaklıyı da, borçluyu da, bankayı da risk altına alan ve aynı zamanda koruyan kollayan, bir yasal düzenleme lazım.
Hiçbir şey bilmiyorsanız, AB kurallarına göre ÇEK nakit demektir. Çeki vadeli kesmeyin. Vadeli çeki önleyin. Vadeli çeki alanda kesende beş yıl yatacak deyin yasa çıkartın, bakalım kimse ÇEK keser mi?
Bir yasal düzenleme yapılıyorsa her kesimi sevindirmeli. Bir tarafı sevindirirken diğerini üzmemeli.
Böyle hukuk devleti mi olur?
İlgili düzenleme bu hali ile çıkarsa iptal davası açarız.

Mustafa bey, benim tam tersi görüşleri savunuyor  gibi görünsede yazıyı iyi okuyunca  %90 ‘una hak veriyorum.

  • Banka sorumluluğu arttırılmalıdır. Yaprak başına 475 TL yeterli değildir.  (Bankaların sorumluluk alması gereklidir)
  • Avukatlık ücretleri düşürülmelidir. (katılamıyorum. Sorun avukatlık ücretleri değil mahkeme harçlarıdır. )
  • Alacaklıdan kaçan borçlulara önlem alınmalıdır. (dolandırıcılara karşıyım.)
  • Para cezasında üst limit  arttırılmalıdır. (Doğrudur.  Üst limit yükseldikce, sanıldığının aksine bir iyileşme olmaktadır. Yüksek tutarlı çeklerde yasa kapsamına girmektedir.)
  • Bir yasal düzenleme adil ve tarafsız olmalıdır. (Tamamen katılıyorum. )
  • Hapislik kararı mahkemeden mahkemeye değişemez.  (tamamen katılıyorum.)
  • Vadeli çek alana-veren ağır hapis cezası gelmelidir. (Buna katılmıyorum. Çek vadeli ise zaten çek değildir)

Özgür Mutfak’da yeralan  Karşılıksız Çek sorunu bitiyormu yazısını okuyorum.

Çek yasasına göre verilmiş olan tüm cezalar kaldırılmalıdır. Çünkü 1.ocak.2009’dan itibaren çek yasası yoktur. Türkiye ‘nin en büyük idari affı kaçınılmaz olarak gelmiştir.

Buradaki fikirlerede %90 katılıyorum.

  • Karşılıksız çek bir suçdur. (doğrudur. cezasının ne olması gerektiğinde farklı görüşler vardır.)
  • Karşılıksız çek suçunda ceza verilebilmesi için kasıt unsuru aranmalıdır. (Kasıt unsurunun nasıl belirleneceğinde şüphelerim var.  Bilirkişiler vs üzerinden yürüyecek bir kasıt araştırma sistemi alacaklıyı mahveder.   Bence mükerrerlik koşulu yeterlidir ve doğrudur)

Bahsi geçen ve alıntı yaptığım site adreslerini veriyorum.

Arkadaşlardan rica ediyorum. Empati kurarak,   çek konusunun tüm taraflarını rahatlatacak çözümler üretmek zorundayız. Benim görüşlerim bellidir.

  • Çek bir nedene bağlı olarak verilen, vadeli bir ödeme emridir.
  • 1.ocak.2009 itibariyle, 3167 ‘e göre verilen cezalar geçersiz kalmıştır. Tahliyeler yapılmalıdır.
  • Çeklerde banka sorumluluğu yükselmelidir.
  • Ekonomik kriz nedeniyle, tüm para cezaları affedilmelidir.
  • Karşılıksız çek suçunda kasıt unsuru ve mükerrerlik aranmalıdır.
  • İlk kez karşılıksız çek kesenlere yönelik hapis cezası verilmesi yanlışdır. Kaldırılmalıdır.

Medyayı görüyoruz. ” karşılıksız çekde hapis cezası kalktı” haberleri yapıyorlar. “para cezası geldi” diyorlar. Bu şekilde bilgisizde haber yapılacağına, konunun tarafları, bilinçli olarak “karşı görüş dahi olsa”  fikirlerini açıklasınlar. Benim için ikinci seçenek daha değerlidir  ve saygı duyarım.

Sadullah ERGİN

Sadullah ERGİN

38 responses to “Karşılıksız çek suçları affedilmelidir veya ceza yükseltilmelidir.

  1. Geri bildirim: TEŞEKKÜR « Av. Rahmi Ofluoğlu

  2. ayhan kardeş aynı oyle alacaklı acız vesıkasıyla zaten vergıden duşuyor

  3. can atak kardeşim merhaba acız vesikası ilgimi çekti biraz açarmısın yani ben hapis yatacağım borç bitmeyecek ve icra devam edecek borç üçe beşe katlanacak alacaklı birde acız vesikası ile vergiden düşecek vay anam vay vicdan olmazsa bu dünyada alacaklı olmak varmış yani, allah bize yardım etsin inşallah -acız vesikasını- yine sormak istiyorum gerçekten merak ettim

  4. gündemde hala bu çek yasasına dair bir planlı çalışma yok maalesef..şimdi çıkacak yeni çek yasaını kimler hangi vasıftaki insanlar hazırlıyor..önce buna bir bakalım…ve sonra AB ye girmeye çalışan ülkemiz her durumda insan haklarını emsal alabiliyorda ekonomık suclarda neden almıyor…bugun imralıdaki şerefsizin yanına bile baska mahkum koymaya çalışan degerli milletvekilleri maalesef ekonomık suctan dolayı ki bu dolandırma olmadığı surece yaşam haklarının kısıtlanamayacağını bilemiyorlar..ve tabii ki buna degerli yargıtay üyelerimiz de dahıl..bir ülkede hukuk neden vardır …herkes tıcarette batabilir bu gayet doğal bir durum hele bizim ülkemizde..fakat madem ki hukukun üstünlüğü var hukuka güvenelim …icra yasaları agırlaşabilir ..bankalar ellerini taşın altına koymalı..şimdi bankadan bir kredi kartı alıyorsunuz diyelim 20-30 tl limitli harcıyorsunuz ve odeyemıyorsunuz…size ne yapılabiliyor hiç bir sey..yapabileceği tek şey evinize gelerek icra yapmak alacak bir sey bulamazsa hapis yok bir sey yok ..ki bu olay dolandırmaya daha misait mantıken art niyetli bir kişi için..halbukı kart sözleşmesi de bir akittir…çeki kestiniz bir akit karşılığında ama odeyemediniz karsınızda alan vadeli bilerek almış ama siz gunü geldiğinde battınız ve adli para cezası alıyorsunuz..bırakın birde 450 tl her yaprağa savcılığın actığı adli para cezası var..cıksın devlet desin ki o zaman adli para cezalarına 120 ay taksit yapıyorum zaten hapser giren kimse sonucta bu çekleri zaten ödemeyecektir..kim öder beni yatıracak 2-3 sene ardından onun için tekrar calısıp ödeyeceğim…ben ödemem şahsen…vergi çalanlara herkese taksit getiren devlet adli para cezalarına buyuk bir taksitlendirme ve odeme kolaylığı getirebilir ..en azından zaten kımsenın odemeyeceği paradan devlete bir kaynak cıkar ve boş yere kimse hapis yatmaz..ama bizde nerde ufku geniş siyasetçi…bizde nerede burada geniş düşünebilen siyasetçi…Allah herkese kolaylıklar versin

  5. bende ödemem hem içerı gıreceğim hem odıyeceğim cok zor odemem alacaklı zaten borclu odemıyor dıye devletten acız vesıkası alıp alacağinın hepsını devlete vereceği vergıden duşuyor alacaklı hem vergıden duşecek hemde ben borcumu odıyeceğim ballı kaymak esas devlet bu acız vesıkasının önune gecsın alacaklı ıcra işlemınde aylık faızı yuksek tutuyor 4000 tllık borcum 2 yılda 10000 tl olmuş onuda vergıden duşmuş bırde benden alacak ballı kaymak acaba devlet mılletvekıllerı ACIZ VESIKASINDAN HABERI VARMI HIC SANMIYORUM

  6. benim çeklerimde vadesinden önce vuruldu ağır cezadan da dilekçeme red verildi hemde gerekçe gösterilmeden
    bazı insanlar hapis cezası vermek yada devamını sağlamak için o kadar hevesliki
    yasaları yok saymayı bile göze alıyorlar
    neden bizim insanımız elinde yetki geçince zalim olup kendi insanına zulm etme arzusuna kapılıyor.
    kanunları uygulamak kayıtsız şartsız haklı haksız gözetmeden ceza vermek hapse atmak mıdır

  7. madur arkadaş tşk ederız yazmışsın ama gebzede 4 tane gunu gelmeden arkası yazılan ceklerım var aslıyeceza infazı durdurmadı ağır cezaya ıtıraz ettım ama buyuk ıhtımalle reddedılır cunkı 1 ayı gectı cevap gelmedı sorumluluk almak istemıyorlar hakımler

  8. ANKARA 10 ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
    DOSYA NO : 2007/948
    KARAR NO : 2008/220

    HAKİM : İBRAHİM EKDEMİR 22085
    C.SAVCISI: ARAP LÜTFÜ KARAKUŞ
    KATİP : HÜSEYİN KARAKUŞ
    KATILAN : A.. G..
    VEKİLLERİ: Av. HÜSEYİN BUZOĞLU
    HÜKÜMLÜ : Ö.K. ÇANKIRI ORTA K2 TİPİ KAPALI CEZAEVİNDE TUTUKLU
    SUÇ : Karşılıksız Çek keşide etmek
    SUÇ TARİHİ : 27/10/2006
    ASIL KARAR TARİHİ: 12/03/2008
    EK KARAR TARİHİ: 13/05/2009

    Orta C.Başsavcılığı muhabere bürosunun 24.04.2009 tarih 2009/289 sayılı yazısı ile gönderilen 14.04.009 tarihli dilekçesi ile hükümlü Ö.K kendisi hakkında verilen cezaya dir infazın durdurulmasına karar verilmesini talep etmekle:
    Mahkememiz C.Savcısının yazılı görüşü CMK.33 uyarınca alındıktan sonra dilekçe ve dava dosyası birlikte tetkik edildi.

    TÜRK MİLLETİ ADINA GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
    Hükümlü hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçundan kamu davası açılmış olup davaya konu çekin tetkikinde
    22.11.2006 keşide tarihli olmasına rağmen bu tarihten önce 27.10.2006 tarihinde bankaya ibraz edildiği görülmektedir.
    28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5858 sayılı SK nın 18. maddesi ile 4814 sk’da 3167 sayılı kanuna geçici 2. madde eklenmiştir.
    4814 skd 3167 sk’nın 16/ b-2 maddesinde
    “ çekin karşılığının bulunmaması nedeniyle şikayet hakkı 8.maddede belirtilen miktarın yatırılması için öngörülen sürenin dolduğu tarihte doğar”
    hükmü yürürlükte iken bu yasa maddesi üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmaksızın geçici ikinci madde kanuna eklenmiştir.
    5237 sayılı TCK nın 7/1-2 maddelerinde “İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilmez ve güvenlik tedbiri uygulanmaz böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar. suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur içermektedir.
    Geçici ikinci maddenin gerekçeleri ne olursa olsun keşide tarihinden önce çeklerin geçersizdir hükmü getirildiğine göre Bu kuralın yargılaması biten hükümlülere ve cezası süren sanıklara lehe olması sebebiyle uygulanması yasal zorunluluktur.
    HÜKÜM: Bu nedenlerle,
    Hükümlü Ö.K nın talebinin kabulüne
    5858 sayılı kanunun 18. maddesi ile eklenen geçici 2. madde uyarınca hakkındaki İNFAZIN HEMEN DURDURULMASINA
    Ek kararın, infaz evrakının infaz edilmeden hemen iadesi için Orta C.Başsavcılığı infaz bürosuna FAX ile gönderilmek üzere kararın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine
    İnfaz evrakın geldikten sonra duruşma açılarak işin esasına ilişkin karar verilmesine
    Kararın katılan vekili ve hükümlüye ayrı ayrı tebliğ edilmesine
    Dair talebe uygun tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde Ankara Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yolu açık olmak üzere karar verildi. 13/05/2009
    Hakim : 22085
    Katip : 86482

  9. sevgılı admın

    esımle bu ekonomık sebelerden doayı anlasmalı bosandık fakat sadece kağıt uzerınde ıçerıde olduğu ıçın borclarını malum odeyemıyor alacaklı evıme bosansamda ıcra gonderırmı ? ben olmaz dıyorum ama karsıdakı kısı eşımın içeride olduğunu bıldığı halde ısrarla evıme ıcra gondereceğını soyluyor durumu ızah edıyorum ama pek ınsancıl değıl gıbı ne yapmalıyım ? …. şimdiden tesekkurler

    • merhaba,

      İnsancıl değil, haklısın.

      Karşı taraf, şüpheli boşanma olduğunu ispatlamak zorundadır. Bunun en klasik yolu, aynı evde iken yakalamaktır.

      Cezaevindeki bir insan için nasıl ispatlanabilir. Cezaevinde görüşe gidebilmek için bir dilekçe vs mi verdiniz ? Çünkü birinci derece akraba gerekiyor sanırım.

      Eğer oradan tutturuyorsa, oğlunuzu götürdüğünüzü savunabilirsiniz.

      pek hoş bir durum değil.

      Bu tür durumlarda
      (1)Baro disiplin kuruluna şikayet edilir.
      (2)İlgili icra dairesi müdürüne gidip, konuşabilirsin. Orada dilekçe verirsiniz.

      Bu şekildeki bir hacizin kimseye yararı olmaz. Zaten sonrasında dava açarak, hacizi bozarsınız.

      Peki ev eşyaları üzerinden önceden bir haciz var mı ?

      sorularımı yanıtlarsan, tekrar düşünelim.

      • sevgılı admın

        esyalarım hatta yatak odam dahı cekmecelerı
        ofke ıla yerlere bosaltılmıscasına ben evde yokken haczedılmıs bu travmadan sonra bosandık ve aldığımız beyaz esya ve oturma odası kı hala yatak odam yoktur faturaları benım uzerıme kesıldı o acıdan tedbır alındı dıye dusunuyorum ancak bır takım soylemler yınede gelır gıbısınden canımı sıkıyor cunku esyaların hala borcunu oduyorum daha doğrusu annemler oduyor bırde bunlarda gıderse ölurum artık alemın suratına bakamam gordunuzmu sevgılı admın su tıcaret basımıza neler actı yuvamdan oldum kocamdan oldum esyamdan oldum Allah beterınden korusun

  10. sevgili admin ve arkadaşlar ne zaman çıkıcak bu karşılıksız çek te af..babam cezaevinde 4 aydır..gündeme bile gelmiyor..sadce çek yasasında bahsediliyor..nerden çıktı peki bu af?

    • sevgili Mertcan,

      Allah bir daha düşürmesin.

      Blogda savunulan çeşitli fikirler şunlardır.
      -Bir kanun boşluğu oluştu. Bu nedenle cezalar düşmelidir.
      -Ekonomik kriz var, devlet para cezalarını affetmelidir. Dolayısıyla bununla ilişkin hapis cezaları düşmelidir.
      -2009 yılında çek, vadeli bono oldu. Bu nedenle vadesinden önce işlem gören çeklere ilişkin cezalar düşmelidir.
      -Karşılıksız çek bir suçtur. Fakat cezası hapis olmamalıdır.

      Bunlarıda çeşitli tezler ile destekliyoruz. Ceza düşümleri konusunda, bazı örnek mahkeme kararları var. Fakat genel olarak cezaya devam ediliyor.

      Bu karışıklığın meclisten yeni çek yasasının geçmesi veya olumlu bir içtihat yayınlanması ile düzelebileceğini düşünüyoruz.

      Yeni yasa, meclis komisyonlarında görüşülüyor. Haziran ayı içinde çıkabileceği söyleniyor.

      Elimizdekiler bunlar. Haklı olduğumuza inanıyoruz ve mücadele ediyoruz.

      Her vatandaş, mahkemeler önünde eşittir. Adalet herkes için gereklidir.

      Tacirin hapisliği değil, özgürlüğü ve işini sürdürebilmesi borcunun teminatıdır.

      bekliyoruz …

      sağlıcakla kal.

      soracağın bir şey olursa, çekinmeden sorabilirsin.

  11. BU ÜLKEDE MEDYA DENEN BİR GÜÇ VAR

    MEDYA YAPTIĞI HABERLERLE TOPLUMDA İNFİAL YARATIP YARGI ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURMA GÜCÜNÜ KULLANIYOR

    YANLIZ BU HABERLERİ SADECE TOPLUMA FAYDALI OLAN İNSANLARIN HAPSE GİRMESİ İÇİN YAPIYOR

    MAĞDUR OLAN İNSANLARIN ÇIĞLIKLARINA KARŞI İNANILMAZ VURDUMDUYMAZ OLAN SAĞIR OLAN MEDYANIN EN SON
    CUMHURBAŞKANIMIZIN YARGILANMASI VE CEZA ALMASI İÇİN GÖSTERDİĞİ HABER YAPMA ÇABASI MEDYANIN BU ÜLKEDE KİMLERİN SESİ OLDUĞUNUN AÇIK GÖSTERGESİDİR.

  12. bu cek yasası meclıs tatılınden sonraya kalır o zamanada kim öle kim kala

  13. 1. (S. Sayısı: 96) Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (Dağıtma tarihi: 1.2.2008) (*) (**)

    2. (S. Sayısı: 263) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti Arasındaki Kara Sınırı Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Faaliyetleri ile İhale İşlemleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/543) (Dağıtma tarihi: 26.6.2008) (*)

    3. (S. Sayısı: 353) Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum ve Adalet Komisyonları Raporları (1/670) (Dağıtma tarihi: 17.4.2009)

    bu maddeler arasında bizi ilgilendiren kısım varmı?

  14. bu cek kanunu meclısten ne zaman gecer artık sıkıldımmm keşke kışın ölü sezonda gıdıp 2 ay yatsaydımmm

  15. Günaydın admin;
    diğer sayfaya mesaj yazamıyorum hata veriyor?

  16. Kıymetli kardeşlerim; ben yazılarımı başta başbakanlık olmak üzere, hükümet üyelerine, milletvekillerine , ilgili tüm sivil toplum örgütlerine, basınımıza ve böyle kıymetli sitelerin tümüne gönderiyorum. Presstürk ve Wordpres konuya olan hassasiyetleri itibari ile beni ciddiye alıp yazılarımı yayınlıyorlar. Yazılarımın çalınması gibi bir durum yoktur. Her iki sitenin de asıl konuya duyarlılığı takdire şayandır. Sayın Mustafa Özbey ve sayın Admina Kardeşlerim kendilerini topluma adamış kimselerdir. Benim yazılarım yüzünden veya hatam yüzünden her iki kardeşime de yazılan yazılardan ben sorumluyum. şu anda büyük üzüntü içindeyim. kendilerine sonsuz şükran hisleri besliyorum. Tüm okurların ve bu iki kardeşimin beni affetmesini saygılarımla arz ederim. Burhan İŞCAN

  17. SAYIN BAŞBAKANIM;

    KONU: ‘ÇEK MAĞDURU’ iktidarla yüksek yargı çekişmesinin de mağduru olmamalı. Mağduriyetimizin giderilmesi talebim ve naçizane önerilerim.

    Bilindiği gibi; 3167 sayılı çek yasasının cezai yaptırımları, uyum yasalarına uyumsuzluğu nedeni ile 31.12. 2008 tarihinden itibaren uygulanamaz hale gelmiştir. 1.1.2009 tarihinden başlayarak günümüze kadar 5 aylık bir bekleme süreci gelişmiştir. Bu süreçte; cezasız kalmış bir suçtan dolayı boşu boşuna hapiste yatanlar, sayıları 150 bini bulan bu mağdurların yakınları, ve onlara yakında katılması muhtemel yeni 150 binler ve yakınları , bu sürecin yani mağduriyetin bitme anını merakla beklemektedir.
    Ancak; AKP nin yani partinizin kapatılması davasından bu yana, partiniz-hükümetiniz ve şahsınızla yüksek yargı arasındaki yaşanan çekişmede herkes ce malumdur. Son günlerde de basında bu çekişmelerin devam ettiğini yansıtan vurgular görülmektedir. Bahsettiğim sürenin uzamasının ve çözümün çözümsüzlüğe dönüşmesinin sebebini ben bu olguda hissediyorum. Bundan dolayıdır ki korktum. Kuşkular ve kaygılar arasında gidip geldim. Ben şahsen bu durumdan kurtulmak istiyorum. Bunun için; belkide beni küstah ve pervasız olarak nitelendirmenize sebep olacak dilekçelerimi veya yazılarımı ardı ardına size sunmaya çalışıyor ve durumun vahametini arz etmeye çalışıyorum.
    Yargıtay 10. ceza dairesi, 2008 yılı son çeyreği içinde verdiği içtihat kararında ; 3167 sayılı yasanın cezai yaptırımlarının 31.12.2008 tarihine kadar uygulanacağı yönünde karar verirken, aynı ceza dairesi mahkemesi 2009 yılı başında cezai yaptırımlara (kıyas yasağına karşın kıyas yaparak) devam kararı vermiştir. Buna karşın; ‘ bağımsız yargı’ (?) ve inisiyatif kullanmasını bilen sorumluluk sahibi bazı hakimlerimiz ise cezai yaptırımların geçerliliğini kaybettiği kanısında olmuşlar ve karar vermişlerdir. Yargıdaki bu ikilem; gözlerin yargıtaya, ceza kurulunun vereceği karara dönmesine sebep olmuştur. Buradan lehe bir karar beklenir olmuştur. Anayasa mahkemesi ise, bu konuda; 3167 sayılı kanunun 4814 sayılı kanunun 14. maddesi ile değiştirilen 16. maddesinin 2. fıkrasında iptal istemi için davada kararı esasın incelenmesi sebebiyle askıya almıştır. Yüksek yargının başkanlarının ve mensuplarının mazeretleri ise dosyalardaki kalabalık ve yığılmadır. Ve mağdurları beklentisi Avrupa birliği kanunlarından, yargıçlarından medet ummaya dönüşmüştür.
    Sakarya ağır ceza mahkemesinin 2009/247 sayılı 16 mart 2009 tarihli kararında; ‘Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz.” düzenlemesinin bulunduğu, bu düzenleme dikkate alındığında yasama organının büyük çoğunluğunu oluşturan yürütmeyi (hükümeti ) temsilen Adalet Bakanlığının da itirazı reddeden mahkeme ve red kararında belirtilen Yargıtay Dairesinin inancına aykırı olarak çek kanununda verilecek adli para cezasının gün para sistemine uygun olması gerektiğini öngördüğü, bu durum karşısında subjektif değerlendirme niteliğinde olan “çekin ekonomik düzenin önemli bir ödeme aracı teşkil etmesi” bu nedenle 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesindeki düzenlemenin değiştirilmediği yani ayrık tutulduğu (temel düzenlemeden istisna edildiği) yönündeki değerlendirmenin mevcut yasal durum karşısında yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Yasa koyucunun atlama yaptığı, bir konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine ve yukarıda da değinildiği gibi bu konuda değişiklik yapmak için Başbakanlığa kanun tasarısı taslağıda sevk edildiğine göre yürütmenin, (hükümetin ) ve yasa koyucunun (TBMM’nin) muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması ve yeni yasal düzenleme yapılana kadar bu ceza hükmünün uygulanamaz olmasını sağlamak olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir.’ İfadesi mevcuttur. Bu ifade bence bir mesajdır. Hükümetiniz ve yüce meclisimiz tarafından dikkate alınmalıdır.
    Öte yandan hükümetiniz, meclise yeni bir yasa tasarısı sunmuştur. Bu tasarıda fark; cezai yaptırımların ağırlaştırılması, buna karşın TCK. Deki kasıt unsurunun bu kanuna sokulmasıdır. Bu tasarı beklentilere cevap vermeyecektir. Yasaların kabul edilebilir ve saygın olabilmesi için 1-ıslah edici 2-caydırıcı özelliklere sahip olması gerekir. Cezai yaptırımlar caydırıcılık özelliğini yasaya yansıtabilir; ancak yasa ıslah edici olmazsa, çek yasalarında olduğu gibi, sürekli sorunlar yaratmaya gebedir. Mahkemelerde kasıt unsurunun aranmasının yargıda tekrar dosya birikimine ve yeni ikilemlere yol açmaması mümkün değildir. Çünkü (kanımca) ıslah edicilik unsuru olmayan yasa, yasa değildir. Yukarıdaki bahsettiğim korkumu yok etmek bakımından yüksek yargının da böyle düşündüğünü umut ediyorum. Kanun koyucunun böyle bir yasa yapmasının beklentisinde olduklarını umut ediyorum.
    Sizden de böyle bir yaklaşımı umut ediyorum. Tırı vırı haberlerle halkımızı uyutan basınımız bile artık ağzına sakız yaptı. ‘karşılıksız çekte patlama var.’ Ülkemiz insanının en büyük zaaflarından biri borçlanmaktır. Zira ‘borç yiğidin kamçısıdır’. Bu zaaf sahtekarlık olarak algılanmamalıdır. Bu zaaftan dolayıdır ki; çek, artık teminatı hapislik olan borçlanma vasıtası olarak kullanılmaya başlanmıştır. Muhtemel bir beklentinin teminatı olarak özgürlüğün ortaya konulması bence kumar oynamaktır. Bu oluşum için çıkan yasalarda tuzaktır. Oynanan kumarın kaybını veya kazancını garanti altına almak için de kanun çıkartmak ve bu kanunlarda ıslah unsurunu beyhude aramak olacaktır.
    Umudum şudur. Büyük İskender gibi yapın, ve bu muammalar yumağını bir darbede yok edin. Naçizane fikirlerim şunlardır. Çek ve senetle borçlanmaya ve bunların kullanılmasına acele son verilmelidir. Bunların yerine teminatı özgürlük olmayan, gerçek değerler olan kredi vasıtaları ( interaktif bankacılık ortamında bunlar zaten var) devreye sokulmalıdır. Borçlanmaya 3. şahısları mağdur etmeyecek, akılcı ve gerçek teminatları olacak şekilde kısıtlamalar getirilmelidir. Borçlanma teşvik edilmemelidir. Islah edicilik burada olmalıdır. Bu konuda oluşmuş kanunlar tümden iptal edilmelidir. Oluşmuş olan durumdanda, ekonomik suça ekonomik ceza uygulayarak (bire bir de değil, zaten borçlunun imkanı olsa borcunu öder), yani makul faiz, makul ceza, makul ödeme süresi ile kurtulunabilinir kanısındayım. Bu alacaklılar içinde bir fırsat olacaktır. Zira hapis yatan kişi asla borcunu ödemez. Alacaklıya kin duyar. Sadece geçiş dönemi için bir iki maddelik bu duruma uygun yasa çıkarılabilinir.
    Öte yandan; gerek TBMM, gerek hükümetiniz, gerek ve gerek partiniz ve gerekse yüksek yargı-mahkemeler bu toplumun içinden çıkma unsurlardır. Halkın içinden gelmişlerdir. Bu unsurlar; halkın sorunlarına ve beklentilerine uzak kalarak, kendi çıkarları için mücadele ederlerse toplumda kaosa sebep olurlar. Halkın; devlete, adalet sistemine ve hukuğa saygısını azaltırlar. Bu anlamda ; Sakarya 1.Ağır Ceza Mahkemesi Hakimlerimizin beklentisi mesajına dikkat edilmelidir. Bu mesaj bence takdir edilmelidir.
    Şimdi bana siz veya birileri sabırsızlığımı ima edebilirsiniz. Nasrettin Hoca’nın meşhur ve malum fıkrası ile cevap verebilirim. Hani; Timurlenk’in hocaya 100 değnek vurulmasını emrettiği fıkra ve hocanın kaygıyla vermiş olduğu cevap. ‘aman hünkarım! Ya siz sayı saymasını bilmiyorsunuz, ya da hiç sopa yememişsiniz.’ Benim ve sabırsızlıkla bekleyen mağdurların da cevabı böyledir. ‘ya siz hesap bilmiyorsunuz, ya zamanın değerini bilmiyorsunuz yada hiç hapis yatmamışsınız.
    Sayın Başbakanım; ben bir çek mağdurunun babasıyım. Oğlum 35 gündür hapistedir. Onun çek mağduru olmasının sebebi ülkesi halkı için kahramanlık yapmasından kaynaklanmaktadır. Sağlıkta, medikal sektörde yolsuzluklar yaparak; halkımızın parasına, sağlığına, değerlerine saldıran ve yurt genelinde faaliyet gösteren örgütle savaşmamızdan kaynaklanmıştır. Zira bu örgütün tahakküm ve baskılarına boyun eğmedik. Bize sunacakları imkanları da teptik. 3 senedir savaşıyoruz. Eskişehir’de ve İstanbul ‘da bu örgüt mensuplarının bazıları yakalandı ve tutuklandı. Diğerlerinin de yakalanmaları yasalar önünde hesap vermeleri için çalışıyoruz. Ancak oğlum tutuklattığı örgüt mensuplarıyla aynı ceza evinde, onların tehditlerine maruz kalarak yaşamaktadır. Can güvenliğimiz yoktur. Biz ödülü Allah’tan bekledik ve onun rızasını gözettik. İnancımız bize Allah istemedikten sonra kimsenin zarar veremiyeceğidir. Ancak toplumumuzda gördüğümüz; korku, duyarsızlık ve bananecilik bizi toplum adına endişelendirmektedir. Zira toplumun bu zafiyeti her zaman vurguncunun, soyguncunun, tefecinin kazanmasına sebep olmuştur. Toplum da tanrı tarafından tutulduğu sınavı kaybetmektedir. Bu anlamda bu yazımda sürçü lisan ettiysem af ola zira bu pervasızlığım topluma cesaret verebilmek içindir. Kimseye saygısızlık etmek gibi bir maksadım asla olamaz.
    Sizin bu topluma verdiğiniz güven mesajlarındaki samimiyetinize gönülden inanıyorum. Bizim içinde olduğumuz her iki sorun aslında toplumumuzun sorunlarındandır. Bize yapacağınız destek de bu anlamda olmalıdır. Şahsım adına hiçbir şey talep etmiyorum. Her iki konuda da en güzel kararları vereceğinizi umut ediyorum. Ama lütfen acele edin.
    Saygılarımla arz ederim.

    NOT: İnşallah bu kez size ulaşabilirim. Burhan İŞCAN
    0 537 3704830

    KIRMIZI TOPRAK MAHALLESİ
    OSMANÇAVUŞ SOKAK NO:19/6
    ESKİŞEHİR

  18. Sayın admin çalışmalarınız için teşekkür ederken önümüzdeki hafta bu konunun meclise geliceği konuşuluyor aşağıdaki mail adreslerini isterseniz siz düzenleyin isterseniz burdan yayınlayın milletvekillerine durumumuzu anlatalım inanın çoğunun çek hapsinden haberi yok saygılarımla

    ….

    • sevgili Ncdt,

      Yorumunuz spam filtresine takılıyor . Bu nedenle geç yayınlandı. Burada kişi bazlı vs bir moderasyon yok.

      Daha önce, bir arkadaş sorunca anlatmaya çalıştım. Bu tarz yazılar-mesajlar filtrelere takılabilir.

      Yorumunuzdaki, e-mail listesini sildim. İlgilenen arkadaşlar, blogunuzdan adresleri alsınlar.

      ilginiz için teşekkür ederim.

  19. SAYIN BAŞBAKANIM VE BU KONUNUN İCAPLARINI YAPAN TÜM YETKİLİLER

    KONU: ÇEK TUZAĞI VE VİZYONDA KALMASI İÇİN KILIF OLARAK HAZIRLANMIŞ TÜM KANUNLARIN VE KANUN MADDELERİNİN YOK EDİLMESİ TALEBİM VE GEREKÇELERİM.

    Başbakan Batman’daki konuşmasında, sözlerinin sloganlarla kesilmesi üzerine Araf Suresi’nden alıntı yaparak “Gerek yok. Bazı insanlar vardır kulakları vardır duymazlar, gözleri vardır görmezler, dilleri vardır gerçekleri konuşamazlar.” dedi.

    Araf Suresi’nin bu kısmı aynen şöyledir: “And olsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık. (hazırladık) Kalpleri vardır bununla kavrayıp -anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvan gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.”.(03.05.2008 Basından alıntıdır)

    “Hile ve dolandırıcılık gibi bir suç unsuru bulunmadıkça, çeklerin ödenmemesi “ekonomik suç” değil, “ekonomik sonuçtur” ve yaptırımı da, faiz ve tazminattır. Para ve hapis cezası Dünya tarihinde ve halen yoktur..!”

    3167 sayılı Çek Kanunu ve TCK’nın ilgili maddeleri uygulanabilirliğini yitirmiştir.

    Ceza hukuku otoriteleri Sayın Prof. Adem Sözüer ve Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya’nın görüşleri de bu yöndedir. Türkiye genelinde Sarayköy, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Şişli 11. Asliye Ceza, Şişli 3. Asliye Ceza ve başka mahkemeler infazı durdurma kararı vermekteler. Hukukta, özellikle ceza yasalarında yorum ve kıyas olmaz.

    Anayasa kuralı olan ’bir taahhütten dolayı, kişilere hürriyeti bağlayıcı ceza verilemez’ şartı varken, genel kaide olan ’suçsuz ceza olmaz’ şartı varken, bazı mahkemelerin uygulayıp, bazılarının da karara devam etmesi hukukta kaosa neden olmakta. Bu durum da adalete olan güvenimizi sarsmaktadır. Buradan yetkililere sesleniyoruz; kanayan yara olan ’karşılıksız çek’ artık kangrene dönüşmüş ve içinden çıkılmaz bir hal almıştır.

    Binlerce aile dağılmış, binlerce esnaf olmayan bir kanundan ceza evinde, onbinler kaçak yaşamaktadır. Esnaf intiharları artmıştır. Sesimizi duymanız için daha kaç esnafın intihar etmesi gerekecektir? Çok acil bir çözüm lazım. Bizler af istemiyoruz, yasal hakkımız olan özgürlüğümüzü, bir şans daha verilerek çalışıp borçlarımızı ödemek ve kul hakkından kurtulmak için kullanmak istiyoruz.” Çek mağdurlarının internetteki çığlıklarından alıntıdır.

    Sayın başbakanım; sizin ve hükümetinizin, ülkemizi AB ye sokma çabalarınız, çıkardığınız uyum yasaları ve özellikle E DEVLET olma yolundaki başarılı çalışmalarınız takdire şayandır. Yukarıdaki ayetle atıf yaparsak, şahsım olarak bu çalışmaları takip ediyorum. Çalışmalarınızdaki gayreti takdirde ediyorum. Özellikle e devlet olma yolundaki ısrarlı çalışmalarınız yadsınamaz . ( e ) Devlet olma çağdaşlığının bilincinde olanların; bu olguya çabuk erebilmek için nasıl sabırsızlandıklarını kendimden, kendi yaşadıklarımdan biliyorum. Bu anlamda sizi kutluyorum

    Hızlı iletişim, bilişim,bilgisayar çağında çek sorununun var olması;bana göre ilkellikten kaynaklanan alışkanlıkların inatla devam ettirilmesinden dolayıdır. Sorunun çözümü aslında gayet basittir. Çözüm hazır olan sistemin kullanımı ile halledilir. Sistem interaktif yapı, yapıya uygun yasalar(elektronik ticaret yasası, elektronik imza yasası, muhabere iletişim yasası vb.), bileşim ve hızlı iletişimdir. Bunlar mevcuttur. Çalışmalarınız sonucu oluşmuştur. Zamanla olgunlaştırılacaktır da. Mevcut olmayan şey sistemi kullanmaktır. Bana göre çek sorunu böyle bir yapıda yani interaktif bankacılık sisteminde çözülür. Yani çözüm; bu sistem içinde (belirli) bir nakdin veya kredinin, süreğen olarak kullandırılmasında yatmaktadır.

    Çek belirsiz veya olması muhtemel bir nakdin veya kredinin kullandırılması demek değildir. Şartlar, yani nakit dolaşımının kısıtlı olması çeki ekonomimizin olmazsa olmazları arasına koymuştur. Başka bir ifade ile çek kredi kullanım vasıtası olmuştur. Bu olgu tefecilik sisteminin en uygun kaynağını oluşturmuştur. Dünyanın hiçbir yerinde çek böyle bir oluşum içinde kullanılmaz. ÇünküGloballeşen dünya ekonomisinde rekabet şartlarından en büyüğü de gerçekçiliktir.

    Öte yandan; kredi kartı da bir anlamda çektir. İnteraktif ortamda hesapta var olan nakdin, var olan belirgin(ucu kapalı) kredinin süreğen olarak kullandırılmasıdır. Çekten farkı üçüncü şahıslar mağdur olmaz. Sorun bankayla kart sahibi arasında yaşanır.ülkemizde kredi kartı sorunu niçin çıkmıştır? Bankacılık sektörünün; halkımızın zaafları doğrultusunda , kredi kartnı tuzak olarak piyasaya sürmesinden kaynaklanmıştır. Var olmayan, olması muhtemel olan nakdin veya kredinin kullandırılması sorunlar yaratmıştır. Sınırlamalarla bu sorun bir nebze halledilmiştir. Ancak kara listeye giren girdiği ile kalmıştır. Mağdurluk göz ardı edilmiştir. İştahla piyasaya kredi kartı pompalayan bankalar sorumsuzluklarının hesabını vermemiştir..

    İnteraktif bankacılık sektörü yapısı içinde çek kullanmak ilkelliği bence saplantıdır. Büyük bir zaaftır. Çeke de kredi kartı gibi bir yapı kazandırılmalıdır. Çek işlemleri interaktif yapı içinde; gerçek olan nakdin(kredili mevduat hesabı gibi) veya kredinin, kredi kartındaki gibi süreğen olarak, üçüncü şahısların zarar görmeyeceği, sorunların banka ile hesap sahibi arasında hukuklandığı bir sistem içinde olmalıdır. Ya bu olguda kredi kartı yapılmalı, yada çek, kredi kartında olduğu gibi; bu çerçevede baştan sorgulanmalıdır. Yani çağ dışı kalmış çek olgusu yerine, daha gerçekçi ve çağdaş enstrüman bulunmalıdır

    Benim vurgulamak istediğim, günümüzde çekte senet gibi kullanılmaktadır. Farklılık özgürlüklerin teminat olarak gösterilmesidir. HAPİSLİK TEMİNAT OLAMAZ. Toplumumuzda yerleşik bir olgu ve bağlı bir deyim vardır. ” ALACAKLA BORÇ ÖDENMEZ”. Olası alacak karşılığında borçlanmak, ve karşılığında ”Ben ödemezsem hapse girerim” teminatı vermek. sonra hapse girince” sarhoştum aydım ben bu işten caydım” mantığı ile hareket etmek değilmidir. Bu mantık olgusu dünyanın başka hangi ülkesinde vardır. Bu mantıkla hem kendimizi hemde üçüncü kişileri mahvetmiyor muyuz. NİÇİN BU TUZAĞIN SÜRMESİ İÇİN KANUNLAR ÇIKARIYORUZ. Daha çağdaş akılcı ve kalıcı çözümleri görmemekte ısrar nedir?

    Her kez yargıdan, yargıtaydan medet ummaktadır. Bir emsal kararla, ‘’ 3167 sayılı Çek Kanunu ve TCK’nın ilgili maddeleri uygulanabilirliğini yitirmiştir.’’karrını verilmesiyle hapisliklerin kalkması umuduna bel bağlamıştır.

    Böyle bir karar günü kurtarmak adına verilecektir. Ancak çek garabetini vizyondan kaldırmak kararı size, hükümetinize ve yüce meclisimize düşmektedir. Böyle bir beklenti umudunu yargı da taşımaktaki; Yargıtay beş aydır bahsettiğim kararı vermekte imtina etmektedir. Hükümetinizin meclise sunduğu çek kanun tasarısı bu beklenti içinde olanları hüsrana uğratmıştır. Yukarıda bahsettiğim çalışmalarınızdan sonra; çek ve senet gibi sonucu hüsranla biten beklentilere teminat olarak verilecek enstrümanları vizyonda tutmak ve buna kılıf kanunda ısrar etmek, çıkan vahim sonuçları görmezlikten gelmek anlamına gelmiyor mu? Kasıt unsurunun gözetilmesi sorunu çözmeye tek başına yetmez. Zira yukarıda da bahsettiğim gibi global ekonomilerde gerçeklilik esastır.

    Kredi kartlarındaki kısıtlamaların başarısı bence yadsınamaz. Bence çek ve senet gibi çağ dışı kalmış enstrümanları ticaret yapımızın vizyonunda tutma gayreti yerine; borçlanmada gerçekçilik, teminatı gerçek olan krediler için enstrümanlar ve bunlara has kanunlar çıkarılmalıdır. Piyasada var olan bu enstrümanları kullandırılmasının yaygılaştırılmasında, kullanımının pratikleştirilmesindeki başarının kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına almakta da başarı olacağı, yargıda biriken dosya kalabalığını önleyeceği kesindir.

    Kısacası çözüm interaktif yapıdadır. İnteraktif yapıyı ülkemize ilk getirenler, yani bankalar; çekin kendileri tarafından öne sürülmüş bir tuzak olmadığını iddia ediyorlarsa, ellerindeki çağdaş enstrümanları ticaretimize kazandırmalılar. Bu gayret içinde olmalılar. Faizlerin yüksek tutarak, tefecilik zihniyetiyle düşünerek bulunacak her çözüm arayışı akim kalacak, yeni bir çözümsüzlük yaratacaktır.

    Sayın başbakanım; yaptıklarınızın yapacaklarınızın teminatı olduğu umudu ile ve hele yukarıdaki ayetin bilincinde olmanız samimiyetinize güvenerek durumu arz etmeye çalıştım. Takdirlerinize arz ederim. Saygılarımla .

    Burhan İŞCAN

    • İstanbul Üniversitesi’ndeki bir sempozyumun haberi benden aşırıldı diye kıyameti kopardınız, özel haber falan da değildi, bu kadar derdimiz arasında bir de böyle suni gündemle kafa karıştırdınız. Oysa umuma açık bir sempozyumdu, neyse..Siz kalkmış şimdi aynı siteden (Presstürk) özel bir yazıyı resmen iç etmişsiniz.

      • Biraz önceki yorumum, hitap ettiğim kişinin adı silinip girince yanlış anlaşılmaya neden olmuş. Sözüm Burhan İşçan’a değil, bu sitenin sahibine..

  20. ..Tutarsızlığın ,devlette farkındaki çek yasasında VADE düzenlemesine gitti.Şu anda bu yasayla çekin SENET ten bir farkı kalmadı.
    …Peki şimdi , şu an ayakta kalmayı başarabilmiş ve bu yasadan yararlanan ESNAF ve TACİR de ,önceden VADE olayından yararlanamayan KADERSİZ Mİ OLARAK İSİMLENDİRİLECEK..?
    …DOLANDIRICILIK AYRI BİR KAVRAM VE SUÇTUR.
    …KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇUNU DOLANDIRICILIKLA BAĞDAŞTIRMAK HEM HUKUKSAL HEMDE SOSYAL BİR YANLIŞTIR..

  21. Geri bildirim: TEŞEKKÜR « Av. Rahmi Ofluoğlu

  22. karşılıksız çek banka sorumlu olmalı banka müşterisinden teminat almalı veya verdiyi çek kocanı limitli olmalı veya çek saybinin evine rehin koymalı tek çözüm rehin koymalı ödemez ise banka çek saybinin malını hak edene vermeli

    • merhaba Mustafa bey,

      Çek konusunda bankaların sorumluluğu artmalıdır. Ne kadar artmalıdır-artabilir , bunu tartışmak gerekiyor.

      ilginiz ve katkılarınız için teşekkür ederim.

  23. Karşılıksız çeke bizdeki gibi ceza veren Dünyada tek bir ülke yoktur. Hale çeke ceza veren Şili, Arjantin gibi birkaç Latin Amerika ülkesidir. Onlarda da bizdeki gibi ağır koiullar yoktur. Kast ve hile olmaksızın karşılıksız çeke cezayı savunan yaklaşımı anlamakta güçlük çekiyorum.Serbest piyasa ekonomisinde kime ne kredi vereceğini bilmeyen iş adamlarını korumak devlete mi düştü? Sen kar amaçlı, yüksek faizle, ya da kar ile dağıt paralarını ondan sonra savcı senin paranın peşine düşsün, yargı senin paranı almak için işini gücünü bıraksın ve bu arada da masun insanların canı yansın. Şu istatistiklere bakınız. Ortama olarak Türkiye’de mevcut asliye cezalarda görülen davaların yaklaşık % 40 ı karşılıksız çek ile ilgilidir.Karşılıksız çeklere verilen adli para cezlarından devletin kasasına giren para % 0 dır.
    Görülen davaların % 50 si şikayetten vazgeçme veya diğer yasal koşulların yerine gelmesi ile beraat ile sonuçlanmaktadır. Mahkum olan % 50 lik dilimin % 45 i ödeme veya diğer yasal koşulların oluşması ile cezalar klakmakta, % 5 lik dilim ise hapis cezasına dönüşmektedir. Buradan iki önemli sonuç çıkmaktadır. Yargı çek alacaklılarının icracısı gibi çalışmaktadır. Bu sözler 14 Mayısta İstanbul üniversitesinde yapılan sempozyuma konuşmacı olarak katılan bir savcıya aittir. Başsavcı ayne şöyle dedi: Yargı alacaklıların icracısı gibi çalışmaktadır. Adli para cezalarından devletin kasasına giren para sıfırdır.İkinci sonuç şudur: Mahkum olan % 5 ödeme yapamadığı için içeri girerken, diğer % 45 dilim ödeme yapabildiği için hapse girmemektedir. İşte hepsi olmasa bile kötü niyetlileri bu % 45 lik dilim içerisinde aramak gerekmez mi? İçeri girenler ise gerçekten bitmiş, iflas etmiş olanlardır. BU ADELET Mİ SİZCE? % 45 lik dilimin alacaklıları alacağını alsın diye % 5 i feda etmek yakmak. Ben bu cezayı insanlık dışı ve zalimce buluyorum. Hiçbir medini ülkede olmayan bu ceza kalkmalı. Bize yakışan budur. Devlet varlıklıların, çek alacaklıların devleti değildir. Devletin anayasal görevi güçsüzleri korumaktır, alacaklılar adına zulüm uygulamak değildir. av. rahmi ofluğlu rahmiofluoglu.wordpress.com

    • Üstadım,

      Bloguma ilginiz ve katkınız için teşekkür ediyorum.

      -Borcunu ödeyemeyen kişinin hapis edilmesi bir ilkelliktir.
      -3167 nolu yasa, en sert ceza kanunudur. Sanığa savunması alınmadan dolaylı hapis verilmektedir.
      -Bankalar çek sisteminden yüksek rant sağlamaktadır.
      -Kasıt unsuru aranmadan ceza verilmesi TCK ‘a aykırıdır.

      Bunlar olurken medya “hapis cezası kalktı ” diyerek haber yapmaktadır.

      Ben gerçekleri, elimden geldiği kadarıyla anlatmaya çalışıyorum.
      -Yeni yasa ile hapis cezası kalkmıyor. Ağırlaşarak korunuyor.
      -Azınlığı oluşturan “kötü niyetli çek keşidecisi” vardır. Hapis cezasını savunanların dayanağı bunlardır.

      Güzel ülkemde ticaret yapmak zaten zordur. Yasa bu haliyle çıkarsa, büyük sermaye grupları ticarete hakim olacaktır.

      Yok edilmek istenen, Türk girişimcisidir.

      konu ile ilgili olan herkese sesleniyorum. Yarın çok geç olabilir. Ses çıkartınız.

      Rahmi beye katkıları için tekrar teşekkür ediyorum.

      • ben 1,5 sene oncesıne kadar tıcaret yapan bır kısıydım.ıslerım bozuldu ve ceklerım yazıldı.iki cekımden hapıs cezası cıkmıs is aramak ıcın sokaga korkarak cıkıyorum.adım bası polıs gbt hak getıre.ben calısmazsam nasıl borc oderım nasıl evımı gecındırebılırım.tesekkurler

        • DEĞİŞİKLİĞİNE İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASI İSTANBUL MV. VE CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN SİLİVRİ’DE İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİNE İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASI
          Çarşamba, 15 Ekim 2008 15:06
          Değerli Basın Mensupları

          11 Ağustos’ta yaptığım basın toplantısında bir rüşvet protokolünü kamuoyuna açıklamıştım. Silivri’de satılan bir arsa dolayısıyla gözü doymaz işadamına siyasetçi ve bürokratın desteği ile sağlanan 11 trilyonluk ranttı…

          Ortaya çıkan rüşvet belgesi üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kadir Topbaş ve Silivri Belediye Başkanı ve yardımcıları açıklamalar yaptılar… Bizi suçladılar… İftira attığımızı söylediler… Ama güneş balçıkla sıvanamadı…

          Değerli Basın Mensupları…

          Bu olaylar tartışılırken şu sorunun yanıtını bugüne kadar alamadık… “48 saat içinde bir işadamına 11 trilyonluk rantı sağlayan bir belediye başkanı hangi çağdaş demokratik ülkede sorgulanmaz?”

          Bir belediye başkanı ne zamandan beri yandaşlarına rant sağlamakla kendini görevli hissediyor? 11 trilyonluk rantın bir karşılığı olmaz mı?
          3 Y ile mücadele edeceğim diye iktidar olanlar, yandaşları yolsuzluk yapınca niçin gereğini yapmaktan kaçınırlar?

          Çankaya Belediyesinde ortaya atılan bir yolsuzluk iddiası dolayısıyla, savcılık derhal harekete geçerek soruşturma açtı… İçişleri Bakanlığı bir grup müfettişi derhal görevlendirdi… CHP kendi içinde ayrıca bir komisyon kurarak olayı araştırıyor…

          Bunların tümü olması gerekendi… Yolsuzluklara karşı mücadelede hukuk devletinde olması gerekenler demek ki istendiğinde yapılabiliyor… CHP olarak biz hiçbir yolsuzluk olayının karanlığa mahkum edilmemesini, tam aksine aydınlanmasını istiyor ve diliyoruz…

          Peki İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Silivri Belediyesi ekseninde olan ve günlerce tartışılan bir yolsuzluk olayında ne oldu?

          Savcılar derhal harekete mi geçtiler? HAYIR…

          •İçişleri Bakanlığı derhal müfettişler mi görevlendirdi? HAYIR….
          •AKP bu yolsuzluk iddialarını sorgulamak ya da en azından araştırmak için bir komisyon mu kurdu? HAYIR…

          Peki o zaman sormazlar mı… “Kardeşim madem ki yolsuzluklar karşısında bunları yapmayacaktın o zaman partinin adına niçin “AK” diyorsun?” Bence AKP’nin adına yakışan kısa sözcük “AK PARTİ” değil, “YE PARTİ” dir… Nitekim gelişmeler de bunu doğruluyor…

          Bunu gerekçelendiren bir olayı geçen haftalarda birlikte yaşadık… AKP’nin 2. Adamı, yani AKP’nin bir Genel Başkan Yardımcısı bir hayali ihracatçıdır… Kendi şirketinde yönetim kurulu üyeliği yaptığı dönemde hayali ihracat yapmış ve bu suçu Danıştay kararıyla kesinleşmiştir.

          Değerli Basın Mensupları

          Hayali ihracat niçin yapılır? Devleti tokatlamak ve dolayısıyla fakir fukaranın rızkını cebe indirmek için yapılır… Bunu yapan bir kişi ortada kapı gibi bir mahkeme kararına rağmen AKP’nin Genel Başkan Yardımcılığı görevini hala sürdürürse artık o parti kendine “AK PARTİ” diyemez… O parti artık bir yiyenler partisidir…

          Değerli Basın Mensupları,

          Daha ilginç olanı Silivri’deki arsa olayı ortaya çıktığında Silivri Belediyesi yetkilileri bir basın toplantısı yaparak İçişleri Bakanlığından müfettiş istemişlerdi… Onlar da çok iyi biliyor ki müfettiş gitmeyecek… Ya da giden müfettiş olayı örtecek… Çünkü gerek İstanbul Büyükşehir ve gerekse Silivri Belediyesindeki yetkililer AKP’nin özel koruması altındadırlar…

          O kadar ciddi bir koruma var ki artık rüşvet belgelerine imza atmaktan milletvekilleri bile çekinmemektedir…

          Şimdi size açıklayacağım belge bir banka dekontudur… Bu dekonta göre, para gönderen kişi gözü doymaz işadamı, Şaban Dişli olayının baş aktörü Mehmet Karasu… Rüşvet belgesinde imzası olan kişi… Mehmet Karasu ayrıca Bankalardan kredi alabilmek için Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in yeğenine rüşvet verilmesine ilişkin olayda adı geçen kişi… Silivri Belediye Başkan Yardımcısı Namık Öndeş’e banka havalesi ile 80 milyar lira gönderiyor…

          Bu 80 milyarlık dekont ne anlama geliyor?

          Bir belediye başkan yardımcısı Mehmet Karasu’dan 80 milyar lirayı niçin alır?

          Şimdilik Silivri Belediyesi ayağının bir kısmı ortaya çıktı… İstanbul Büyükşehir Belediyesi ayağı hala karanlıkta… Kadir Topbaş ve imar komisyonu üyeleri gecikmeksizin mal varlıkların kamuoyuna açıklamalıdırlar…

          Değerli Basın Mensupları,

          Rüşvetin adeta yasallaştığı bir süreci yaşıyoruz… Sözleşmeler imzalanıyor? Banka dekontlarıyla paralar alınıyor… Çünkü yolsuzluklar AKP’nin koruması altında… AKP yolsuzlukların hamisi konumunda… Şimdi sokaktaki yurttaş adına soruyorum… Bu kadar yolsuzluk batağına saplanan bir ülkede haydi kuldan utanmıyorsunuz diyelim… Allahtan da mı korkmuyorsunuz…

          Değerli Basın Mensupları…

          Son bir soru Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına…

          17.12.2007 tarihinde İstanbul WOW Otelde İsrail Enerji Bakanı ile bir araya geldiniz mi?

          Geldinizse hangi konuyu konuştunuz?

          Oteldeki yemek masraflarını hangi şirket karşıladı?

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s