Palan’ı görebilmek için Eşek’in kaçmasını bekleyenler.


Konu çek yasası olunca,  fikir söyleyen çok oluyor. Kopyala yapıştır yapmadan fikirlerini açık açık yazan  kişileri destekliyorum.  Ben özgür taciri savunurken, fikirlerin özgürce söylendiği Türkiye’yide hayal ediyorum.

Haberanaliz sitesinde bir yazı yayınlanmış.  Doğru fikirleri yanlış sözler ile savununca kırıcı olmuş.

Yer yer büyük harflerle de yazılan haberin bazı bölümleri

PİYASADA KARŞILIKSIZ ÇEKTEN HAPİS YATAN ÇOK SAYIDA İNSAN VAR. TAMAM. İYİ. GÜZEL. AMA İŞTE ÂMÂSI VAR… BAKIN BU KONUDA DÜN SİTEMİZDE BİR HABER YAYINLANDI. EŞEK KAÇTI PALAN DÜŞTÜ. NE OLDUYSA ONDAN SONRA OLDU. YORUMCULARI BİR OKUYUN, BAKIN MİLLETİN İÇİ NASIL KAN AĞLIYOR.

….

KARŞILIKSIZ ÇEK MAĞDURLARI, ” Arkası yazılan ve karşılığı çıkmayan çeklerden mağdur olanlar, bu yasal düzenleme sadece çeki kesini mi korur? Ayıp değil mi, alacaklıyı neden korumuyor? İktidar partisinin işi gücü oy kapmak içn mi uyduruk tasarıları hazırlıyor?  Oy almak için mi milyonlarca insanı mağdur ediyorlar? Bu haksızlık değil mi? Öyle ise cezaevlerinde yatan herkesede af getirsinler, olsun bitsin… Beyler bu bir ticaret. Ve ticareti yapanlar bilirler ki, her şeyin bir bedeli var. Bedelsiz bir şey yok. Malını vermişsin, çekini almışsın. Günü gelmiş adam ödemiyor. Üstünden malı mülkü kaçırmış. Şirketleri el değiştirmiş. Ağla sızlı dur. Nasıl alacaksın paranı? Yapmayın allah aşkına. Bu cezada kalkarsa biz alacaklılar hiç paramızı alamayacak hale geliriz” demekteler.”

YASAL DÜZENLEME TEKRAREN ELDEN GEÇMELİ, MUTLAKA ALACAKLI KORUNMALI. BAŞININ ÇERESİNE BAK DENİLMEMELİ. AYRICA HAPİSLİK KALKMAMALI.

Yazının tümünü okumak için  bu linke tıklayabilirsiniz.

Daha önce çeşitli örnekler göstermiştim.  Basın, bu konuda çok bilgisizdir.  Basın bültenlerini kesip yapıştırarak sansasyonel manşetler atmaktadırlar.   Haberanaliz ‘in yorumuna benzer yorumlar yapılacaktır ve normaldir. Biz adaleti savunuyoruz ve haklı olduğumuza inanıyoruz.

  • Yeni çek yasası tasarısına göre hapis cezası sürmektedir.
  • Karşılıksız çek suçunda, sanığın savunması alınmaya gerek görülmeden çek tutarı kadar para cezası verilmektedir.  Borcunu ödeyemeyen kişi, iki misli borç  altına girmektedir. Para cezasını ödeyemeyen sanık, Hapis cezası almaktadır.
  • Karşılıksız çekin cezası idam bile olsa dolandırıcılar çıkacaktır. Sorunu cezaları attırararak çözemeyiz. Ticari hayatın gereklerine uygun çeki vadeli kabul eden kasıt unsuru arayan bir çek yasası gerekmektedir.
  • Çekin tarafları Borçlu, alacaklı ve bankadır. Devlet bu ilişkide taraf değildir.  Tarafların hepsinin haklarını koruyan ve ticari hayata katkıda bulunan bir düzenleme gerekmektedir.

Bir özlü sözde benden 🙂   Palan ‘a güvenip Eşek’i döven,  yolda kalır.

Reklamlar

45 responses to “Palan’ı görebilmek için Eşek’in kaçmasını bekleyenler.

  1. Günümüzde uygulanan çek kanunu ile yeni çek kanun tasarısı arasındaki farkı bazı noktalarda belirleme açısından; özellikle piyasada çok sık yaşanılan bir karşılıksız çek ile dolandırıcılık hadisesi örneği vermek istiyorum. Hem de tacir olarak görünerek.
    Şahıs basit usul bir işyeri açar ve daha sonra bu işyeri için tacir olarak gider ve bankada hesap açar. Bu hesaba da 10.000–15.000 TL gibi bir miktar para yatırır. Göstermelik iş yapar bir süre. Bankadan mal alabilmek için çek ihtiyaç duyduğunu belirterek çek talep eder. Tabii bankada bir süre parası durduğu için sicil de temiz olduğu için çek defterine kavuşur. Sonra bu çeklere belirli tutarlar yatırarak çevresindeki insanlara tahsil ettirir. Ve artık bankada ödenmiş çek sicili oluşmuştur. Çok iyi müşteriler sınıfına adım atmıştır. Sonra bankadan bu sefer şehir dışına mal almaya gideceğini ve 2 adet çek defterine ihtiyaç duyduğunu söyleyerek bankadan bu 2 çek defterini alır. Ve tabii ki final ulaştık. Şahıs çek defterleri ile beraber, o adresten kaybolur. Artık bu çek ile kimlerden mal alır, kimler hangi ümitlerle müşteri kazandığını zannederek çek vadesinde gerçeği anlar, artık bunu Allah bilir. Kime nasip kime kısmet demişler. Şimdi diyeceksiniz ki kim sorumsuzca satış yaparsa ona kısmet. Ama bu sorumsuz diye düşündüğümüz firmalardan biri(aslında geneli) çeki almadan önce çalıştığı bankaya çek yaprağı üzerindeki bilgileri vererek bankadan istihbarat almış. Çıkan istihbarat, şahısın ödenmemiş çeki olmadığını, aksine yakın zamanda da farklı miktarlarda çok sayıda çek ödemesi yaptığını öğrenmiş. Ve biliyoruz ki bu yapılabilecek tek istihbarattır. Tabii ki sizin müşterilerinizi araştırmak için kurduğunuz bir istihbarat departmanı yoksa.
    Bilmeyenler veya ticari faaliyetten uzak olanlar bunun bu kadar kolay olabileceğine inanmaya bilir. Ama bu iş gerçekten bu kadar kolay. Ve maalesef yeni tasarı ile bu faaliyete engel olunabilecek tek bir nokta yok. Eskisinin bu olayda yaptırımı ne ise yeni tasarının da o olacak. Ve olan zavallı bankalarımıza olacak. Piyasadan milyarlarca Türk Lirası dolandırılmasından daha da kötü olan, bankalarımızın çek yaprağı başına 430 TL, yeni tasarı ile 470 TL gibi çok büyük bir kayıp yaşaması. Siz boş verin piyasadan ve esnafın cebinden çıkan milyarlarca Türk Lirasını. Esnaf kendine bir çare bulur kurtulur. Azalmış sermayesi ile çeklerini ödemeye çalışır. Ödeyemezse, bankadan alır. Bankadan alamazsa, faktöring kurumlarında çek bozdurur. Onu da yapamazsa, tefeciden ister. Ve bunlardan biri veya bir kaçını yaptıktan sonra, bütün malı mülkü borçlarını örtemez duruma gelir. Ve son perde de, ben bu aileyi ortada bırakmak istemem der, hepsini öldürür ve en sonunda intihar eder. Bakın kurtardı işte esnafımız kendini, sonsuz refaha erdi. Acaba bu olay oluşurken, bunun silsilesi ile kaç kişi bu refaha erişti. Aman çok şükür Allahtan bankalarımıza bir şey olmadı. Onlar olmasa ne olurdu halimiz. Acaba buraya kadar okuyanlardan kaç kişi bu konunun bir senaryodan ibaret olmadığını, bugün yaşananlar olduğuna inanıyor veya yaşanıldığını biliyor.
    Şimdi gelin bir de İngiltere de bulunan duruma bakalım. Oranın vatandaşı için bankacılık sektöründe iki ayrı hesap türü var. Biri Tasarruf hesabı (Saving Account), diğeri Vadesiz hesap (Current Account). Tasarruf hesabı açmak diğer hesabı açmaya nazaran daha kolaydır. Tasarruf hesabı, genelde çocuk yaştakilere, yaşlılara ve çalışmayanlara açılan, hiç bir kredibilitesi ve özelliği olmayan hesaptır. Size sadece hesabınızdan para çekebilmeniz için bir bankamatik kartı verilir. Hesabınıza para yatırır, her ay hesabınızda işleyen para için faiz alır ve istediğiniz zaman bankamatik kartınızla hesabınızdaki paranın bir kısmını veya tamamını çekersiniz.
    Ve konumuzu asıl ilgilendiren diğer hesap, yani Vadesiz hesaba bakalım. Vadesiz hesap açmak biraz daha zordur. Bu hesabın en önemli özelliği, bankanın sizi kredibiliteli müşteri olarak görmesidir. Bir kaç ay sonra hesabınız işlemeye başlayınca bankadan kişisel kredi hatta ev kredisi dahi çekebilirsiniz. Banka hesap açılır açılmaz size çek garanti kartı (ki bu kart ile yazacağınız çeklerin karşılıkları garanti edilmektedir), kredi kartı, çek karnesi vermektedir. Yani banka size eğer çek defteri veriyor ise bunun sorumluluğunu üzerine alıyor. Ve bizim şanssız dürüst esnafımızın ve sanayicimizin yaşadığını maalesef yaşamıyor. Çünkü artık çekler in karşılıklarıyla ilgili sorun büyük oranda ortadan kalkıyor.
    Şu anda Türkiye de bu tür hadiselerden dolayı, ekonomik daralma ile beraber bu tür durumlarda bulunmaktadır. Yıllarca dürüst ticaret yapmış esnafımız ve sanayicimiz, bu gün gerek mevcut ekonomik şartlar, gerekse bu tür dolandırıcılık hadise si ile piyasanın daralmasından ötürü çeklerini ödeyememiş durumu düşmüştür. Ve maalesef dolandırıcılar bulunamazken, dürüst esnafımızın ve sanayicimizin adresi bulunabildiği için yargılanarak para cezasına çarptırılmaktadır. Zaten durumu olmadığı için çekini ödeyemeyen esnaf ve sanayicimiz, bu çek bedeli ile beraber cezayı da ödeyemediği için hapis cezası almaktadır. Gelişi güzel çek dağıtan bankalarımız, sadece çek yaprağı başına 430 TL ödeyerek sorumluluktan kurtulmaktadır. Eğer burada bir ticari ve ekonomik faaliyet var ise bu adaletsizliğin düzenlenmesi gerekmektedir. Ve bankaların sorumsuzca çek vermelerine engel veren düzenlemeler yapılarak, İngiltere de olduğu gibi çek defteri verdiği müşterisine kefil olmalıdır. Böylece ticarete daha yapıcı ve süreklilik verebilen bir ortam yaratılmalıdır.
    Umarım Türkiye’nin önünü açabilmek ve sosyal düzenimizi geliştirme uğruna bu kadar çaba sarf eden AK Parti hükümeti,bu konuda da banka lobilerinden etkilenmeyerek ufku görerek gerekli düzenlemeleri yapmalıdır.

    • teşekkür ederim. bu yorumu yazı olarak yayınladım.

    • huseyin
      su anda londradayim cebimde 14000 sterlin degerinde odenmemis musteri ceki var ve musteri bana nanik nanik yapiyor , sen neden bahsediyorsun ingilterede cek ve beyaz kagida ben sana para odiycem diye kagit vermenin arasinda hic bir fark yok,kensim isin icindeyim mahkemelik olursan adam ben sana bunu soyle odiycem diye taahut veriyor onunda yaptirimi yok

  2. ne kanun boşluğu kanun boşluğu yok dıyorlar baksana dunku toplantıda sen onlardan ıyımı bıleceksın

  3. 3 haziranda meclis adalet komisyonunda yeni cek tasarısı görülecekti..burada sorun şu bence cıkacak yeni tasarıda deniliyorki cek bedelini faiziyle odemeyene hapis cezası olacak yıne ama basın çeklerde hapis kalkıyor diye lanse ediyor bunu..bence arada bir fark yok eski yasa ile yeni yasanın tam aksine daha da ağırlasacak..asıl sorun 31 aralıktan sonra kanundakı boşluktan yargılanan insanların durumu …bunların durumunu yani bizlerin durumunu tartısıyoruz zaten burada..yoksa ben yanılıyormuyum…

  4. KONU: ‘ÇEK MAĞDURU’ iktidarla yüksek yargı çekişmesinin de mağduru olmamalı.

    . ‘ ÖZGÜRLÜKLERİN OLMADIĞI BİR ÜLKEDE VATANDAŞLARIN RUHUNU ÖLDÜRÜYORSUNUZ. RUHLARIN ÖLDÜĞÜ BİR ÜLKEDE YARATICILIK ARAMAK BEYHUDE BİR ÇABADIR.’ (AP Türkiye raportörü Oomen-Rujiten)

    Bilindiği gibi; 3167 sayılı çek yasasının cezai yaptırımları, uyum yasalarına uyumsuzluğu nedeni ile 31.12. 2008 tarihinden itibaren uygulanamaz hale gelmiştir. 1.1.2009 tarihinden başlayarak günümüze kadar 6 aylık bir bekleme süreci gelişmiştir. Bu süreçte; cezasız kalmış bir suçtan dolayı boşu boşuna hapiste yatanlar, sayıları 150 bini bulan bu mağdurların yakınları, ve onlara yakında katılması muhtemel yeni 150 binler ve yakınları , bu sürecin yani mağduriyetin bitme anını merakla beklemektedir.

    Ancak; AKP nin kapatılması davasından bu yana, AKP, Hükümet, Başbakan ve yüksek yargı arasındaki yaşanan çekişmede herkes ce malumdur. Son günlerde de basında bu çekişmelerin devam ettiğini yansıtan vurgular görülmektedir. Bahsettiğim sürenin uzamasının ve çözümün çözümsüzlüğe dönüşmesinin sebebini ben bu olguda hissediyorum. Bundan dolayıdır ki korktum. Kuşkular ve kaygılar arasında gidip geldim. Ben şahsen bu durumdan kurtulmak istiyorum. Bunun için; belkide beni küstah ve pervasız olarak nitelendirmenize sebep olacak dilekçelerimi veya yazılarımı ardı ardına sunmaya çalışıyor ve durumun vahametini arz etmeye çalışıyorum.

    Yargıtay 10. ceza dairesi, 2008 yılı son çeyreği içinde verdiği içtihat kararında ; 3167 sayılı yasanın cezai yaptırımlarının 31.12.2008 tarihine kadar uygulanacağı yönünde karar verirken, aynı ceza dairesi mahkemesi 2009 yılı başında cezai yaptırımlara (kıyas yasağına karşın kıyas yaparak) devam kararı vermiştir. Buna karşın; ‘ bağımsız yargı’ (?) ve inisiyatif kullanmasını bilen sorumluluk sahibi bazı hakimlerimiz ise cezai yaptırımların geçerliliğini kaybettiği kanısında olmuşlar ve karar vermişlerdir. Yargıdaki bu ikilem; gözlerin yargıtaya, ceza kurulunun vereceği karara dönmesine sebep olmuştur. Buradan lehe bir karar beklenir olmuştur. Anayasa mahkemesi ise, bu konuda; 3167 sayılı kanunun 4814 sayılı kanunun 14. maddesi ile değiştirilen 16. maddesinin 2. fıkrasında iptal istemi için davada kararı esasın incelenmesi sebebiyle askıya almıştır. Yüksek yargının başkanlarının ve mensuplarının mazeretleri ise dosyalardaki kalabalık ve yığılmadır. Ve mağdurları beklentisi Avrupa birliği kanunlarından, yargıçlarından medet ummaya dönüşmüştür.

    Sakarya ağır ceza mahkemesinin 2009/247 sayılı 16 mart 2009 tarihli kararında; ‘Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz.” düzenlemesinin bulunduğu, bu düzenleme dikkate alındığında yasama organının büyük çoğunluğunu oluşturan yürütmeyi (hükümeti ) temsilen Adalet Bakanlığının da itirazı reddeden mahkeme ve red kararında belirtilen Yargıtay Dairesinin inancına aykırı olarak çek kanununda verilecek adli para cezasının gün para sistemine uygun olması gerektiğini öngördüğü, bu durum karşısında subjektif değerlendirme niteliğinde olan “çekin ekonomik düzenin önemli bir ödeme aracı teşkil etmesi” bu nedenle 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesindeki düzenlemenin değiştirilmediği yani ayrık tutulduğu (temel düzenlemeden istisna edildiği) yönündeki değerlendirmenin mevcut yasal durum karşısında yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Yasa koyucunun atlama yaptığı, bir konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine ve yukarıda da değinildiği gibi bu konuda değişiklik yapmak için Başbakanlığa kanun tasarısı taslağıda sevk edildiğine göre yürütmenin, (hükümetin ) ve yasa koyucunun (TBMM’nin) muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması ve yeni yasal düzenleme yapılana kadar bu ceza hükmünün uygulanamaz olmasını sağlamak olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir.’ İfadesi mevcuttur. Bu ifade bence bir mesajdır. Hükümet ve yüce meclisimiz tarafından dikkate alınmalıdır.

    Öte yandan hükümet, meclise yeni bir yasa tasarısı sunmuştur. Bu tasarıda fark; cezai yaptırımların ağırlaştırılması, buna karşın TCK. Deki kasıt unsurunun bu kanuna sokulmasıdır. Bu tasarı beklentilere cevap vermeyecektir. Yasaların kabul edilebilir ve saygın olabilmesi için 1-ıslah edici 2-caydırıcı özelliklere sahip olması gerekir. Cezai yaptırımlar caydırıcılık özelliğini yasaya yansıtabilir; ancak yasa ıslah edici olmazsa, çek yasalarında olduğu gibi, sürekli sorunlar yaratmaya gebedir. Mahkemelerde kasıt unsurunun aranmasının yargıda tekrar dosya birikimine ve yeni ikilemlere yol açmaması mümkün değildir. Çünkü (kanımca) ıslah edicilik unsuru olmayan yasa, yasa değildir. Yukarıdaki bahsettiğim korkumu yok etmek bakımından yüksek yargının da böyle düşündüğünü umut ediyorum. Kanun koyucunun böyle bir yasa yapmasının beklentisinde olduklarını umut ediyorum.

    Hükümetten de böyle bir yaklaşımı umut ediyorum. Tırı vırı haberlerle halkımızı uyutan basınımız bile artık ağzına sakız yaptı. ‘karşılıksız çekte patlama var.’ Ülkemiz insanının en büyük zaaflarından biri borçlanmaktır. Zira ‘borç yiğidin kamçısıdır’. Bu zaaf sahtekarlık olarak algılanmamalıdır. Bu zaaftan dolayıdır ki; çek, artık teminatı hapislik olan borçlanma vasıtası olarak kullanılmaya başlanmıştır. Muhtemel bir beklentinin teminatı olarak özgürlüğün ortaya konulması bence kumar oynamaktır. Bu oluşum için çıkan yasalarda tuzaktır. Oynanan kumarın kaybını veya kazancını garanti altına almak için de kanun çıkartmak ve bu kanunlarda ıslah unsurunu beyhude aramak olacaktır.

    Umudum şudur. Sayın Başbakan Büyük İskender gibi yapsın, ve bu muammalar yumağını bir darbede yok edsin. Naçizane fikirlerim şunlardır. Çek ve senetle borçlanmaya ve bunların kullanılmasına acele son verilmelidir. Bunların yerine teminatı özgürlük olmayan, gerçek değerler olan kredi vasıtaları ( interaktif bankacılık ortamında bunlar zaten var) devreye sokulmalıdır. Borçlanmaya 3. şahısları mağdur etmeyecek, akılcı ve gerçek teminatları olacak şekilde kısıtlamalar getirilmelidir. Borçlanma teşvik edilmemelidir. Islah edicilik burada olmalıdır. Bu konuda oluşmuş kanunlar tümden iptal edilmelidir. Oluşmuş olan durumdanda, ekonomik suça ekonomik ceza uygulayarak (bire bir de değil, zaten borçlunun imkanı olsa borcunu öder), yani makul faiz, makul ceza, makul ödeme süresi ile kurtulunabilinir kanısındayım. Bu alacaklılar içinde bir fırsat olacaktır. Zira hapis yatan kişi asla borcunu ödemez. Alacaklıya kin duyar. Sadece geçiş dönemi için bir iki maddelik bu duruma uygun yasa çıkarılabilinir.

    Öte yandan; gerek TBMM, gerek hükümet, gerek başbakan ve gerek partisi ve gerekse yüksek yargı-mahkemeler bu toplumun içinden çıkma unsurlardır. Halkın içinden gelmişlerdir. Bu unsurlar; halkın sorunlarına ve beklentilerine uzak kalarak, kendi çıkarları için mücadele ederlerse toplumda kaosa sebep olurlar. Halkın; devlete, adalet sistemine ve hukuğa saygısını azaltırlar. Bu anlamda ; Sakarya 1.Ağır Ceza Mahkemesi Hakimlerimizin beklentisi mesajına dikkat edilmelidir. Bu mesaj bence takdir edilmelidir.

    Şimdi bana siz veya birileri sabırsızlığımı ima edebilirsiniz. Nasrettin Hoca’nın meşhur ve malum fıkrası ile cevap verebilirim. Hani; Timurlenk’in hocaya 100 değnek vurulmasını emrettiği fıkra ve hocanın kaygıyla vermiş olduğu cevap. ‘aman hünkarım! Ya siz sayı saymasını bilmiyorsunuz, ya da hiç sopa yememişsiniz.’ Benim ve sabırsızlıkla bekleyen mağdurların da cevabı böyledir. ‘ya siz hesap bilmiyorsunuz, ya zamanın değerini bilmiyorsunuz yada hiç hapis yatmamışsınız.

    Başbakan Batman’daki konuşmasında, sözlerinin sloganlarla kesilmesi üzerine Araf Suresi’nden alıntı yaparak “Gerek yok. Bazı insanlar vardır kulakları vardır duymazlar, gözleri vardır görmezler, dilleri vardır gerçekleri konuşamazlar.” dedi.

    Araf Suresi’nin bu kısmı aynen şöyledir: “And olsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık. (hazırladık) Kalpleri vardır bununla kavrayıp -anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvan gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.”.(03.05.2008 Basından alıntıdır)

    “Hile ve dolandırıcılık gibi bir suç unsuru bulunmadıkça, çeklerin ödenmemesi “ekonomik suç” değil, “ekonomik sonuçtur” ve yaptırımı da, faiz ve tazminattır. Para ve hapis cezası Dünya tarihinde ve halen yoktur..!”

    3167 sayılı Çek Kanunu ve TCK’nın ilgili maddeleri uygulanabilirliğini yitirmiştir.
    Ceza hukuku otoriteleri Sayın Prof. Adem Sözüer ve Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya’nın görüşleri de bu yöndedir. Türkiye genelinde Sarayköy, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Şişli 11. Asliye Ceza, Şişli 3. Asliye Ceza ve başka mahkemeler infazı durdurma kararı vermekteler. Hukukta, özellikle ceza yasalarında yorum ve kıyas olmaz.
    AP Türkiye raportörü Oomen-Rujiten : ‘TÜRKİYE’NİN EN ACİL SORUNLARINDAN BİRİSİ KUTUPLAŞMADIR. MODERN BİR DEMOKRASİ İÇİN BAĞIMSIZ YARGIYA İHTİYACINIZ VAR. TÜRKİYE’DEKİ SORUN HAKİKATEN BAĞIMSIZ BİR YARGINIZ VAR AMA TARAFSIZ DEĞİL. DEMOKRATİK SİSTEMİN KALBİNDE FERDİ VE KOLEKTİF HAKLAR OLMALI. ÖZGÜRLÜKLERİN OLMADIĞI BİR ÜLKEDE VATANDAŞLARIN RUHUNU ÖLDÜRÜYORSUNUZ. RUHLARIN ÖLDÜĞÜ BİR ÜLKEDE YARATICILIK ARAMAK BEYHUDE BİR ÇABADIR.’ (1.6.2009 basından)
    ACABA Avrupa Birliğine girme çalışmalarında , özellikle uyum yasalarında ne kadar samimiyiz? Yorum burada açık değil mi?
    Bu hanfendinin memleketinde uygulamaya bakın:
    AVRUPADA VE YABANCI DİĞER ÜLKELERDEKİ ÇEK UYGULAMALARI
    Nitekim yabancı hukuk çevrelerinde garantili çek uygulamasına da daha çok ‘çek kartı adı verilen ve çek defterleri ile birlikte
    Hesap sahibine teslim edilen bir belgeden yaralanmaktadır.Bu belge üzerinde özellikle çek kartı hamilinin ismi hesap numarası ve imza örneği ile muhatabın ödeme garantine ilişkin şartlar yer almaktadır .Böylece bir yandan düzenlenen çek üzerine çek kartının numarası yazılarak bu çek garanti kapsamına alınmakta ,öte yandan da çek lehtarı kart aracılığıyla hem muhatabın garanti şartları hakkında bilgi sahibi olmakta ,hem de keşidecinin imzasını kontrol edebilmektedir..’Mesela Bkz: Holanda ‘da çeki yazılan bir borçlunun borcunu ticaret mahkemeleri öder)(Av. Burak ERİM yazısından alınmıştır.)
    Sorunun çözümü ilgililerin samimiyetine, özverisine demokrasi ve hukuk anlayışına v.s vs. kısacası vicdanlarına kalmıştır.

  5. Eski yazılarımı hatırlayın. İktidar olmak muktedir olmak değil. gerçek fikirler efkar-ı umumiye den çıkar. yani EHLİ VUKUF tan çıkar. Ehli vukuf ta Av. Burak gibi kardeşlerimdir. Tebrikler ederim. YAZILARIMDA HEP SİZİN GİBİ KARDEŞLERİMİN DE OLABİLECEĞİ gerçeğini vurguladım. Beni haklı çıkartttınız. Saygılar, sevgiler. Darısı İLKELLİKTE KALANLARIN başına.

  6. admin,
    çok teşekkür ederim

  7. hayır hiç bir dava açmadım banka sadece bir dilekçe ile bankaya bildirmemi söylemişti bende sadece bankaya dilekçe verdim onlarda 711 e göre işlem yapmıştı

    • içinizi karartmayayım. Genelde, ben daha geniş düşünürüm.

      Çek yasasına göre ceza almak çok kolaydır. Haklı olsanız dahi hapis yatabilirsiniz.

      2006 yılında dava açmanız, en azından savcılığa şikayetde bulunmanız gerekirdi.

      Temyiz dilekçelerini ve tüm dosyaları bir avukat ile inceleyiniz. Özgürlüğünüz sözkonusu, dikkat ediniz.

      Bana ve buradaki arkadaşlar danışabilirsiniz. Fakat hukuki danışmanlık almanız gerekiyor.

      Olayın birdiğer kötü yanıda şudur.
      Eğer bir af çıkarsa, zaten bu çek cezalarınız düşecek. Fakat işin kötüsü zaten imzalamadığınız çeklerden ötürü siciliniz kötü kalacak.

      bizede bilgi verirseniz sevinirim.

  8. admin tşk ediyorum ben 2006 yılında bütün ceklerime rıza dışı elimden çıktı diye bankaya bildirmiştim bankada çekleri karşılıksız diye yazmadı fakat bütün çeklerden hapis kararları çıktı ben konyalıyım konyada olanları temize gönderdim fakat başka illerdekileri takip edemedim şimdi ise konya dışındaki çeklerden hapis cezaları infaza düşmüş dediğim gibi rızam dışı elimden çıktı dediğim çeklerden infazlar durdurabiliniyormu

  9. canatak abiciğim
    öncelikle tşk ederim
    imza ve yazı zaten onundur fakat ben bu süre içerisinde cezaevine girmem gerekmiyormu adli tıptan çıkana imza onun çıkana kadar benim ne yapmalıyım

  10. özcan arkadaş imza senın değilse hıc onemlı değil arkadaşının ismını verırsın mahkemede adlı tıpta tahmınım ımza orneklerınden hapsı o boylar elın kalem tutmmamişsa sorun yok

  11. arkadaşlar bana bir akıl verebilirmisiniz
    benim iş yerimden arkadaşım bir koçan çekimi almış bundan haberim yoktu çekleri imzamı taklit ederek kullanmış şidi ise bu çeklerden hapis kararları çıkmış ne yapacağımı bilmiyorum nasıl itiraz edeceğim itiraz ettiğim zaman tutuklanırsam ne olacak bilmiyorum bana bu konuda yardımcı olursanız sevinirim

    • merhaba,

      -davası sürenlerde imzaya itiraz ediniz.
      -dolandırıcılıktan karşı dava açınız.

      hapis kararları alındı ise itirazlarınız bir işe yaramayabilir. Lütfen bir avukat ile durumunuzu tam olarak paylaşınız.

      çek yasası, ilginç bir yasadır. itiraz edersiniz, kabul edilir. Ama hapis yatabilirsiniz.

      temyiz etme koşulları oluşmamış veya kaçmış olabilir.

      aman dikkat ediniz.

    • Bu arada 2009 yılında “çek elimden rızam dışında çıktı” itirazı yapamıyorsunuz. Bu madde askıya alındı.

      itiraz etseniz bile infazı engellemiyor.

  12. önder beyin yorumu çok dogru esas hesap vermesi gereken ve art niyetli olanların yüzde doksanı alacaklı gibi görünenlerdir malesef bu çek o kişinin eline nasıl ve niçin geçmiş soran varmı yok peki sen neden ödeme yapamamışsın sebep ne diye soran varmı yok yasalar tamamen çeki elinde bulunduran tarafın lehine bu kadar basit bizim adalet ve kalkınmamızın sonucu ancak bunu ne bürokratlar anlar ne meclistekiler nede yargıçlar bunu ancak yaşayan taraflar anlar . bu işin degerli karar vericileri tabiki herşeyi bilemezler ama hiçbirşey bilmiyorsa hocanın dedigi gibi damdan düşeni bulacak ve ondan ögrenecekler işte damdan düşenler bu ve benzer sitelerde hergün binlercesini anlatıyor okusunlar tabii adaletli olmak isterlerse . ama esas adalet allahın yüce adaletidir onlarda yaptıkları bu zulümün hesabını allahın adaletine verecekler hiç merak etmeyin

    • merhaba,

      çek ‘in tarafları alacaklı, borçlu ve bankalardır.

      Bu tarafların %90 ‘ı iyi niyetlidir. %10 ‘luk bir bölümü iyi tanımalıyız ve kabul etmeliyiz.

      Bu kabulü yaparsak, karşı tarafı daha iyi anlayacağız. Herkesi rahatlatacak çözüm için tarafların işbirliği gerekmektedir.

      -Sadece alacaklıyı koruyan bir yasa olmaz.
      -Sadece bankalara kar sağlayan bir çözüm olmaz.
      -Sadece borç ödememeyi tavsiye eden bir seçenekde olamaz.

      Ben özgürlüğü savunuyorum. Özgür irademle, tacirin özgür olacağı ve ticareti sürdüreceği çözümleri istiyorum. Çek yasası ticarete balta vurmamalıdır. Ticareti büyütmelidir.

      Adalet herkes için gereklidir.

  13. (gerçekte yaşanmış bir olay olayın mağdur tarafı benim çünkü.:):):):):)Var olan sistemde bir tacirin bir firmadan bayilik aldığını düşünelim tacir bayilik aldığı firmaya bayilik sözleşmesi gereği gayrimenkul ipoteği veriyor,bayiliği aldıktan sonra güzel güzel çalışmaya başlanıyor işler yolundayken sorun yok .Tacir firmadan alışverişlerinde vadeli çek kullanıyor.Ülkede hesap edemdiği ekonomik kriz başlıyor ve çeklerini ödeyemiyor.Bayiliği veren virma çekleri yazdırıyor,tacir sıkıntada ya çekleri ödeme gücü yok,firma bakın yasal haklarını nasıl sırayla aramaya çalışıyor.
    1-sözleşme gereği bayilik başlangıcında vermiş olduğu ipoteği çekler ödenmediğinden dolayı satışı için işlem başlatıyor.
    2-ödenmeyen çekler için icra işlemleri başlatıyor.
    3-ödenmeyen çekler için ceza davası açıyor.

    Daha sonra tacir (yani ben) dürüst tacir olarak borç namustur anlayışı ile sağdan soldan borç harç bulup borcunu kapatmak istiyor.Firma ile anlaşmak istiyor.Firma 1 BORÇ için 3 işlem başlatmış ya tacirden Borcun yasal faizini alıyor ve
    3 işlem başlatmış ya bu 3 işlem içinde yaptığı masrafları istiyor.Zaten sistem içersinde var olan yasalar gereği de borcunu ödemeğen tacir DOLANDIRICI ve DÜRÜST değil mantığı var ya.şimdi bir düşünelim borcunu ödeğemeyen tacir mi DOLANDIRICI ve DÜRÜST değil yoksa var olan yasalarda haklı taraf olarak gözüken firmamı 1 borçtan dolayı 3 işlem başlatıp sonra da tacirden var olan yasalardan dolayı kuyruğunu elinde tutan firmamı DOLANDIRICI ve DÜRÜST değil.Kararı yüce vicdanlara bırakıyorum.

    • Sabah gazetesinde çıkan haber ve linki aşağıdaki gibidir;

      Çek mahkûmları afla çıkacak
      Zübeyde YALÇIN/
      30.05.2009
      Krizle birlikte karşılıksız çıkan çeklerin sayısı artarken, hükümette af hazırlığı başladı. Adalet Bakanlığı ve Adalet Komisyonu’nda yapılan çalışma kapsamında karşılıksız çek verdiği için cezaevine girenleri affedecek, mevcut davaların da düşmesini sağlayacak bir düzenlemenin Meclis gündeminde bekleyen çek yasa tasarısına eklenmesi planlanıyor. Önerge kabul edildiğinde yaklaşık 1100 kişi cezaevinden çıkacak.

      http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2009/05/30/cek_mahkmlari_afla_cikacak

    • merhaba,

      Ticari kredi müessesi eskiden daha basit idi.

      Şimdi çek ile mal alabilmek için ipotek isteniyorsa, zaten çekin bir anlamı yok demektir.

      Ticari sorunları halletmenin yolu ticareti sürdürmektir. İcra kanunu, ceza kanunu buna uygun olmalıdır.

      umarım sorunlarınızı biran önce çözersiniz.

  14. Aslına bakarsanız karşılıksız çeklerin çözümü çok basit.Çözümü vadeli çeki tamamen kaldırıp,kart sistemi gelecek,ve bu karta da adına artık çek kart diğebiliriz.Bankalar kredi kartını artık nerdeyse bakkalarda pazarlayacak duruma gelmişler.Çek kart sistemi diğer kartlardan ayıran özelliği sadece tacir olan kişilere verilecek ,banka çek kart için limitler belirleyecek bu limitler kefilsiz,kefilli,teminat gösterilerek belirlenecek limitler olabilir.Fakat bu çek kartların faiz oranları makul oranlarda olup sistem bu oranları kontrol hakkı elde etmek için sigorta fonu oluşturup bankalara belli bir kısım için güvence vermelidir.Taksit yapabilme özelliği olacak bir kart olacaktır.Bu çek kartlar normal alışverişlerde kullanılmayacak şekilde düzenlenecek,sadece tacir mal alımları veya şöyle diğebiliriz sadece işletmesinde kullanacak sınırlamalar getirilecek.Bu çek kartlar elektronik ortamda kullanılacağı için devlet vergi kayıplarının da önüne geçmiş olacaktır.İşte bu noktada türk aklı bir çıkış noktası bulacaktır,o da vergi kaçırmayı düşünen işletmeler bu sefer senet-bono sistemine geçeceklerdir.Eğer satıcı tacir vergi kaçırmayan dürüst tacir ise kendini ve parasını sağlama alarak çek kartla işlem yapacaktır.Yok satıcı tacir niğeti vergi kaçırmak ise senet-bono ile satış yapar,bu satışının sonucunada kendisi katlanır borçlar kanuna göre tahsil etmeğe çalışır.Şimdi şunu da düşünmeliyiz yüksek miktarları olan ve bankanın limit belilemesinde yeterli olmayacak işlemler ne olmalıdır,bu durum da da zaten bankamın yetersiz kaldığı limitlerde ki firma büyük bir firma olacağı için ticaretini yapacağı tacir ile arasında ticari antlşmalar ve sözleşme yapma durumunda bir tacir dir ve bu firmala hukusal büroyla çalışır veye özel hukuk birimi vardır,var olan yasalar’a uygun ve işletmeği sağlama alacak ya teminat ya da sözleşme yapabilecek kabiliyeti olması gerek.

    Şimdi yukarıda bahsettiğim sistemi düşününce sizlere de mantıklı geleceğine inanıyorum.Birde tartışmalara konu olan ve yapılması düşünülen düzenlemeleri biraz yüzeysel olarak irdeleğelim,var olan yasada sistem yapılan ticari antlaşmalara uyulmadığı para cezası ve arkasından hapis cezası veriyor,bunun evrensel hukuka ne kadar aykırı olduğu tartışılmaz bir gerçektir.Peki yapılacak yeni düzenleme ne getiriyor koskoca bir HİÇ kesin çözüm sunuyormu HAYIR.Devlet in yani sistem in tüm vatandaşlarına eşit olarak görmek zorunda dır.Ekonomik krizler veyahut çeşitli olumsuz durumlardan ötürü borcunu ödemeğen tacire DOLANDIRICI ve SUÇLU gözüyle bakmaması gerektiği gibi,Alacaklı tacirinde hakkını korumalıdır.Devlet çek kart sistemini yasal düzenlemelerle hayata geçirirse kendisinin de vergi kayıplarını oto kontrolle kontrol edecektir.

    • merhaba ONDER,

      çekleri vadelidir kabul etmek, bir kredi aracı olarak yorumlanmasını gerektiriyor.

      Bu durumda banka sorumlulukları ve kontrolü artacaktır.

      Bugün, bazı dağıtıcılar bakkallara mal satarken kredi kartı istiyor. Kredi kartının karşılıksız çıkması gibi bir sorunda olmuyor.

      Bankacılık sektörünün sahip olduğu know-how bunu çözebiilir. Yeterki kanun koyucu bunu istesin.

      Bloga ilginiz ve katkılarınız için teşekkür ederim.

  15. sende karakterli dürüst bir insansın
    kaç derken kaçmıyacağını biliyordum
    karekterin müsade etmez buna
    benimde etmedi kaçmadım
    şu anki durumuma bakıyorum
    beni dolandıran hatır çeki verdiğim arkadaşım kaçtı ve durumu çok iyi
    ben kaçmadım başıma gelmeyen kalmadı
    en son karşılıksız çekten hapis cezaları aldım
    bu gün başıma aynı şeyler gelse yine kaçmazdım
    kaçamazdım doğrusu en basiti en kolayı olan bu yolu beceremezdim yapımda yoktu çünkü

  16. yaşayacak görecek şeylerimiz varmış demekki yaşayacaz ve görecez öğrenecez hayatın acımasızlıgını

  17. bende öğle dedim ama fazlasını istiyorlar
    fazlası nasıl olur deme umrunda olan başka canlar yokmu kendi canından başka
    aklına gelmemişti dimi
    bazı şeyleri yaşayınca görüyorsun

  18. sakın ali gülü dinleme
    kaç kardeşim kaçççç
    ne var ne yok sat
    aileni topla
    seni bulamıyacakları bir yere git
    eyer benim gibi kaçmayıp mücadele etmeye karşı taraflarla anlaşmaya borç yapılandırmaya kalkarsan bi süre sonra şu anki borcun iki katına çıkar herkez üstüne gelir laftan anlamazlar
    vade farkı kredi faiz derken işinlede uğraşamazsın
    parayı malı kaçırdığını anlarlar hazmedemezler indirirler biryerde seni
    ben kaçmadım başıma gelmeyen kalmadı sen kaç
    vakit varken hiç durma

  19. Merhabalar,
    Ben 3 çocuk babası işinde başarılı olmuş yıllarca çalışıp küçücük dükkanımı 15 yıl boyunca büyütüp yanımda 140 kişiye iş imkanı sağlayan biriydim.
    1,5 yıl evvel aldığımız büyük bir parti siparişte tüm malzememizi çeklerimizle almış üretimimizi yapıyorken Müşterimizden gelen bir telefonda sudan siparişin iptal olduğunu duyduk. Çeklerimizi ödeyebilmek için finan kuruluşlarından kredi kullanmak istedik hemde kendi çeklerimizi teminat vererek ! Borcumuz namusumuzdur dedik ve bu Finansçı girdabına girdik bikere bir baktıkki işi gücü bırakmışız finansçıların parası peşine düşmüşüz. Neyimiz var satıp ödeyebildiğimizi ödedik işimizde bozuldu bir yandan hacizler üzerine hacizler geldi darmadağın bir kişi ailesi dağılmış beçare şekile geldik, tamda bana yardım eli lazımken çeklerden dolayı hapislerde çıkmaya başladı, ve hala kaçamak çalışmaya çalışıyorum çoluk cocuğum panik atak oldu benle birlikte. Devletime sesleniyorum iyi bişey yapmak istiyorsan okulundan olmuş zavallı çocuklarımla birlikte at beni hapise çünki Cezayı bana vermediniz o çocuklara verdiniz. Sayın kanun koyucular Adeletiniz Zavallı çocukların geleceklerini yok ediyorse benim size saygım yoktur.
    teşekkürler.

    • öncelikle gecmiş olsun çok uzuldum bende aynı duruma girmek uzereyim şirketimiz patlıyacak elimizdekileri satıcaz ama borclarımızın hepsini kapatmayacak beynim durmus vaziyette aynı sekilde kardesiminde beyni durmus calısmıyor bu durumdan nasıl kurtulabiliriz acaba allahını seven bişeyler soylesin

      • Merhaba Cemşit,

        İlk yapmanız gereken sakin olmak. Belki önerim size ters gelecek ama hiç birşey ödemeyin. Eğer borcunuzun tamamını ödeyecek paranız yoksa ödemeleri tamamen durdurun. Tüm nakitinizi güvendiğiniz birisinin üzerine hemen geçirin. Kaçırabildiğiniz kadar malı da kaçırın. Daha sonra alacaklıların karşısına geçin ve işinize devam etmek istediğinizi ancak izin vermemeleri durumunda yapacak bir şeyinizin olmadığını söyleyin. Her zaman telefonlarını açın, sakın ha kaçmayın. Cesur olun ve güven verin. Ama taviz vermeyin. KESİNLİKLE KISMİ ÇEK ÖDEMESİ YAPMAYIN. HİÇ BİR İŞE YARAMAZ. Eğer alacaklılarınızın sayısı çok fazla ise ileride küçüklerden başlayarak ödeyin. Karşınızda az sayıda muhatap kalması daha iyidir. SAKIN KAÇMAYIN. Size açılacak davaların muhtemel mahkemelerini tespit edin ve buraları takip edin. Bu mahkemelere adresiniz de bildirin. Ortada olun, her davayı temyize taşıyın ve zaman kazanın. Şimdilik bu kadar.

        Not: Ben bütün bunlardan geçtim. 7 yıl sürdü. 1 ay kadar hapis de yattım. Ama sonunda bitirdim ve ayaktayım.

        • benim için çok degerli bilgiler verdiniz teşekkür ederim en önemliside sakin olmamı soylemeniz tabiki ama biraz gec kaldık sanırım ilk defa basımıza boyle birşey geldiği için biraz telaşlandık işyerimizi mülkiyetiyle birlikte degerinin altında bir fiyata iki bankaya olan borcumuzun kapatılması karsılıgı ve birazda cek karsılıgı verdik şimdi alacaklılar sıraya gececeler leş kargası gibi çökecekler allah sonumuzu hayır etsin diyorum

      • Geçmiş olsun arkadaşım,
        Ali Gül’ün tavsiyelerine ben de katılıyorum. Ben de aynı şeyleri tavsiye ediyorum. Mücadeleden vazgeçersen sorunlar katlanarak artıyor ve içinden çıkılmaz duruma geliyor. Elindeki kısıtlı kaynakları iyi kullan ve alacaklılara anlayışlı davranmazlarsa cezayı öderim borcu ödemem de…

        En önemli şey SAKİN OL, SERİNKANLI OL…

        Unutma utanacak bir şey yapmadın, ticaret yaptın hem de bu ülke ve insanları için.
        Bunu, zamanında kimse söylemedi bize…

    • merhaba Ali bey,

      öncelikle sakin ve soğukkanlı olunuz.

      ticaretden doğan sorunları, ticaret içerisinde çözmenizi öneriyorum.

      İş hukuka kalacaksa
      -çekli olmayan borçlarınızı erteleyin.
      -çek sayısını azaltınız. Vade uzatarak, faiz vererek çek sayısınız azaltınız.
      -elinizdeki tüm varlıkları, çeklerinizi geri almak için kullanınız.
      -iyi bir avukat ve mali müşaviriniz olsun.

      yeni çek yasasının “çok daha ağır ” olma olasılığı vardır. Lütfen dikkatli olunuz.

  20. SİGORTA KAPSAMINDAKİ ÇEKLER GARANTİLİ ÇEK
    (Kaynak :Prof DR. Abuzer Kendi Gelen)
    Çeklerin ödemelerinin teyitli bir çek aracılığıyla yapılabilmesi için çekin öncelikle bütün unsurların yerine gelmesi gerekmektedir, bu da her defasında büyük bir zaman kaybına yol açmaktadır.. bütün bunların sonucunda çek karşılığı varmıdır? güven unsurları nederecedir ? İşte bu tip durumların sonucunda garantili çek hususu gündeme gelmiştir bunun mukabilinde garantili çek’de banka paranın teminattaki kısmı kadar ödemeyi kabul etmiştir . Muhatabın bu taahhüdü bizzat çek yaprağı üzerinde yer alabileceği gibi, Taahhüdün çek dışında bir belgede ( çek kartı üzerinde ) de ifade edilmesi mümkündür.

    AVRUPADA VE YABANCI DİĞER ÜLKELERDEKİ ÇEK UYGULAMALARI

    Nitekim yabancı hukuk çevrelerinde garantili çek uygulamasına da daha çok ‘çek kartı adı verilen ve çek defterleri ile birlikte
    Hesap sahibine teslim edilen bir belgeden yaralanmaktadır.Bu belge üzerinde özellikle çek kartı hamilinin ismi hesap numarası ve imza örneği ile muhatabın ödeme garantine ilişkin şartlar yer almaktadır .Böylece bir yandan düzenlenen çek üzerine çek kartının numarası yazılarak bu çek garanti kapsamına alınmakta ,öte yandan da çek lehtarı kart aracılığıyla hem muhatabın garanti şartları hakkında bilgi sahibi olmakta ,hem de keşidecinin imzasını kontrol edebilmektedir..’Mesela Bkz: Holanda ‘da çeki yazılan bir borçlunun borcunu ticaret mahkemeleri öder)

    Türkiye’de ise çek kartı uygulaması yerine ,ödeme garantisinin hesap sahibine teslim edilen özel çek defterlerindeki her bir çek yaprağı üzerine yazılması tercih edilmiş ve garantili çeklerin normal çeklerden ayrılması amacı ile de bu tür çeklere her bir banka tarafından ‘mavi çek’ ‘prestije çek’ ‘gold çek’’garanti çeki’ gibi özel isimler verilmiştir..

    Gelelim asıl meseleleye ÇEK UNSURLARI:

    İLK ÖNCE ÇEKİN TANIMINI YAPALIM:
    ÇEK: Çek,Emre yazılı bir senettir.Bir başka değiş ile çek sadece bir bankaya hitaben yazılabilen paraya özel bir havale senedi, bir ödeme vasıtasıdır .
    Çekler ‘’nama ‘’emre’’veya ‘’hamile yazılabilir.kısacası yazdığımız çekler bankaya bir talimat vermektir :’’ bu miktar parayı hesabımdan ödeyiniz’’…çek budur …
    Bunun sonucunda eğer çek karşılıksız çıkar ise 10 gün içinde yazılmalı ve bu süre zarfında düzeltme hakkı kullanılmalı yani çek banka aracılığı ile KT ekranından düşümü yapılmalıdır eğer ödenemez ise o zaman çeki dava etme hakkı alacaklıya doğar bununda dava etme hakkı 6 aylık süreye tabidir .eğer bu süre zarfında dava edilen çek mahkeme kararı ile karşılıksız olduğu kanısı varılır ise o zaman Almanyasallarından bize gelmiş ; fakat orada ekonomik suçlara bu şekil hapis cezaları verilmez)(TÜRKİYEDE GENEL MANADA Trafik cezalarında veya çek kanununda öngörülmüş Adli para cezası yasalarımızda cezalandırılmak üzere alt limiti 20tl (üst limiti 100tl olmak üzere) verilmektedir bizde üst limitten ceza verilir ….

    Dava süresi geçirilmiş çekler bir senet şeklinde işlem görürür yani 6 aylık süre hafta sonları tatili hesaba katılır toplanıp çıkarılır eğer süre geçirilmiş ise çekin muhteviyatı ortadan kalkar ancak 1 yıl sonra: 365 sonucunda davacı alacaklıya şu davayı açmaya hak kazanır, TTK 644 davasında ispat yükü, senetle ispat çerçevesinde keşideciye düşen sebepsiz zenginleşme davasını öngören davayı açar buda adli para cezası 6 aylık sürede dava edilmediğinden sadece icra hükmüyle yöneliktir..Borçlu ; ANCAK TTK:ÇEKTEN CAYMA YAPARAK BORÇ KONUSU OLAN ÇEKE İTİLAF KONUSU OLUR burada da alacaklı genelde davayı kaybeder , ÇEKTEN CAYMA NEDİR? ÇEKTEN CAYMA ibraz müddeti geçen bir çek için geçerli bir hüküm ifade eder yada ÇEK ANLAŞMAZSIZLIĞI MALIN TESLİMATI VS..yani ÇEK İPTALİ DAVASI DEĞİLDİR çek iptali davası kıymetli evrak kaybolduğu zamanki hükmü ifade eder;yani iki satır bir yazı ile bankaya durdurulma talimatı verilir alacaklı kişi eğer iyi niyetli hak sahibi bir kişi ise bu konuda faturanom, curo vb deliller ile olay da dava yolu açıktır…

    Mesela çek keşidecisi çeke yer belirtmediği ve belirtilmeyen yer sebebi ile de mahkemede hakim bu çeke cezai işlem yaptırmaz sebep ise çünkü çek hakimin önüne gelene kadar yer ve zaman davacı tarafından bile yazılabilecektir dolayısı ile usulüne göre yazılmayan çek hükümsüzdür;ayrıca yok ayın 30’u..31 yazılırsa ne olur? Bu şekil yazmak çeki öldürmez : sorunun cevabı da hakim bu süreyi normal olan gün sayısına çevirir, 30 çekmeyen bir ay için 29.güne süre hesabı ile kaile alır..

    Çekte Cirolar neyi ifade eder?çekte ciro farklı farklı bir durum söz konusudur,örneğin

    Temlik cirosu (çeki devretme )Temlik cirosu ile senedin tesliminde kambiyo senedinden doğan tüm haklar ciro edilen kişiye geçer. kambiyo senedi(çek,senet,poliçe gibi) üzerinde “bedeli teminattır” veya “tahsil içindir” gibi kayıtlar bulunmaması halinde yapılan ciro temlik cirosu hükmünde sayılır.

    temlik cirosu, tam ciro ve beyaz ciro şeklinde yapılabilir. temlik cirosu ile devralınan senet, yeniden temlik, rehin ve tahsil cirosu ile devredilebilir.
    Meclisin şu anki üzerinde durduğu yani tartıştığı ve Adem Sözüerle ilgili başlayan konu ise yani çekin ödenmeden menni yani çek borçlusunun kötü niyetli olduğunun ortaya atıldığı konu gerçekte çek arkasında çeki veren kişinin TAM veya devir cironun yapılmamasıdır ..
    Burada kötü niyetli arz edilen çek keşidecisi onu yazanın eğer çekin arkasına çeki vereceği andan itibaren yazar ve yahut çek devredeni temlik cirosunu imzalar ise o zaman çek grafolojiye gidecek hakim evrak üzerinde belirli imza sayısını çekin sahibinden veya devredeninden isteyerek bu çekin kişi elinden mi? yoksa çalıntı olunduğundan mı ortaya çıkarılacaktır ;kısacası (TBMM böyle bir hükmü yani çeklerde ciro zorunluluğunu getirmekten çok çeki yazan kişinin alacaklısını ortaya sürmekte buda sanki çek verenlerin kötü niyetli olduğunun kanısına tekabül etmekte ve gerçektende meclis bu konu üzerinde durulmasının daha sağlıklı olacağını söylemektedir …buda Adliparacezası gibi bir yaptırımın olmasının parlamenterler açısından haklılığıdır ki halbuki bu gayet basit devir cirosu ile çölübilecek bir konudur…

    3167 sayılı ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLENMESİ VE ÇEK HAMİLLERİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN!da 26.2.2003 tarih ve 4814 sayılı kanunla yapılan değişiklere göre

    3167s.K m:16 a/I
    3167s.K m:16a/II
    3167S.KM:16/III
    Bu maddeler çekin karşılıksız kaldığı hükmü içerdiği zaman işleme tabi kanun hükümleridir arkadaşalar ne olursa olsun çekte dava edilen : dava edilmiş konusu çek ancak ve ancak borçlunun şikayetinden sonra ister para ödensin , ödenmesin çekin fotokopisinin savcılık dosyalarında bulunması ve davanın geri çekilmemesi alacaklı şikayetini çekmediği sürece çek davası düşmez adli para ve icra davası devam eder..
    Bunun sonucunda çek suçunun bitmesi alacaklı şikayetçinin bu davadan vaz geçmesi ile mümkün olur.
    ÇEK TEKERRÜR EDERSE NE OLUR : Çekin tekerrürü haline yönelik olarak öngörülen hapis cezasının ise uygulanma kabiliyeti neredeyse yoktur.Nitekim kanunda’’MÜKERRİR’’
    Ibaresinden neyin kastedildiği açıkca belirtilmediğinden hapis cezasının uygulanması bakımından ceza hukukundaki tekerrüre ilişkin hükümlere baş vurulması bir zorunluluk olarak karşımıza çıkacaktır.Oysa TCK 58/1 hükmü kapsamındaki karşılıksız çek keşide etme suçundan tekerrürden bahsedebilmek için öncelik ile karşılıksız çek nedeni ile verilen para cezasına ilşkin kararaın kesinlik kazanması şarttır.Bu durumda ise ancak böyle bir kararın kesinleşmesinden sonra işlenen karşılıksız çeki keşide etme suçu bakımından bir tekerürden söz edilebilecektir .Para cezası ile birlikte belirli bir süre çek hesabı açtırmadan da yasaklanacak olan keşidecinin ilke olarak yasaklılık döneminde çekle işleyecek bir hesap açtırması dahi mümkün değildir (ÇekK 13/II)Tüm bunedenlerle öngörülen hapis cezasına ilişkin hükmün uygulanma kabiliyeti hemen hemen hiç yoktur.
    Bununla birlikte karşılıksız çek için verilen ağır para cezasının Cumhuriyet Savcılınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren işleyecek otuz günlük süre içersinde ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrileceği (eski CİHK 5-yeni CGTHİNK106)kanun koyucu gözardı etmiştir.Zira ÇekK ile ilgili olarak hazırlanan önceki tasarıda verilecek para cezasının hapis cezasının hapis cezasına çevrilmeyeceğine ilşkin açık bir hüküm bulunmakta iken gerek son tasarıda gerek kabul edilen yeni Çek K ‘da bu yönde bir hükme yer verilmemişti.Hapis cezasına çevrilmede üst sınırın üç yıl olduğu da dikkate alınır ise(cgtihm 106/VII)kanun koyucunun hapis cezasını gerçekten kaldırmadığı ,tam tersine ödeme güçlüğü içersinde bulunan kişiler açısından daha ağır sonuçlar doğurabilecek yeni ve daha sakıncalı bir sistemi benimsediği sonucuna ulaşılması kaçınılmazdır (KAYNAK:prof.DR.ABUZER KENDİGELEN)
    2. çeke direk verilecek ceza sağlıklı bir hüküm değildir..

    HERŞEYDEN SONRA BU GÜNKÜ ÇEK DAVALILARINA NE OLUR?

    Dünyadaki hiç bir kanun borçluya borcunu ödeme demez , yada onun inisiyatifine bırakmaz ancak bizim gibi AB kapsamındaki iş yapan ülkeler Ekonomik bu tipten suçlara hapsi öngörmezler her şeyden sonra şu ana kadar çekten suç almış kişilerin bu yasaların çıkış ve kabulüne iyi bakması gereklidir ..Avrupa çeki yazılan tacir için verilen çek koçanı Sigorta işlemlere tabidir çek kanunu başta düzenlenir ve koçan sayfa başına üst limitleri yazılarak poliçeleşir bunun sonucunda yazılacak çek limitleri belirlediği her esnaf kendi bünyesinde çek yazar ancak meclisimiz kanunda bankalarımızın sorumluluğu 475 ytl olarak kılmıştır ve bu para kısmen ödenir bunun sonucunda çek koçanı olarak da devlet adliyeye ceza olarak bankaya bir koçanı iyade etmeme adına küçük bir ceza talep eder
    Bu parada ödenmez ise hapisi vardır
    Anayasa’nın “Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz ilkesi:
    GERÇEKTE TBMM İNSAN HAKLARINI ÖNE SÜRMEKTE BU NEDEN İLE AB UYUM YASALARINDA ÇEKE BİRİNCİ DERECEDEN HEMEN CEZA VERMEYEREK İLK ÖNCE ADLİ PARA CEZASININ ÖDENMESİNİ ORTAYA SÜRMÜSTÜR.. EĞER BORÇTAN DOLAYI O ANDA MAHKEMEDE İSTNAD EDİLEN SUÇ BİRİNCİ DERECEDEN HAPİS CEZASI HÜKMÜ VERİLMİŞ İSE BUDA AB HUKUKUNDA DAVA EDİLEN BİR KONU OLURDU ÖRNEK:CEZA 1 LİRA İSE 1000 YTL OLARAK TC DEVLETİ YİNE İNSAN HAKLARINI İHLAL ETTİĞİNDEN DOLAYI ÇOK BÜYÜK CEZALAR ALMASI DEMEKTİR Kİ O SEBEBLE YASA; BEN ÇEK BORÇLUSUNA ÇEKTEN DEĞİL ÇEK KANUNA MUHALEFET ETTİĞİ VE SONUCUNDA ÖDEMEDİĞİ ADLİ PARA CEZASININ 5275 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ 1. MADESİ GEREĞİNCE , 5237 SAYILI TCK DIŞINDAKİ , DİĞER KANUNLARDA YERALAN ADLİ CEZASININ ÖDENMEMESİ HALİNDE HÜKÜMLÜLER 1 GÜN KARŞILIĞI 100,00 HESABI İLE HAPİSEDİLECEĞİ ,TEBLİĞDEN KAYNAKLI BORCUN ,ADLİYEYE KARŞI BORÇLU ,BORCUNU ÖDEMEMİŞTİR AÇIKLIĞI GETİRİLEK AÇIKLANMIŞTIR..BUDA KISACASI ‘BORÇLUYA , BORCUNU ÖDE YOKYA HAPİS YATARSIN’ DEMEKTİR…. MÜFLİSLER VE HUKUKÇULAR TARFINDAN BİR YAPTIRIMIN DIŞINDA BU KONU’ HUKUKİ BİR TEHDİT ALGILAMSINA’ SEBEBİYET VERMİŞTİR..

    BORÇ İÇİN HAPİS CAİZMİDİR KURALI? Borç için hapsin caiz olmadığını bizim kanunlarımızda kabul eder ancak borçlunun,borcu ihlal ettiği sebebiyle borçulunun cezalandırılmasına karar verilir örneğin :Borçlu bir borca karşı ödemede tahütte bulunur ise ve borcu ödemez ise bu ,kredi kartı veya herhangi bir borca karşı Avukata verilen bir taahhüt o zaman alacaklının şikayeti üzerine tetik Mercii tarafından 1 aydan 3 aya kadar hafif hapis cezası ile cezalandırılır bunun dışında ise adli para cezası öngörülür adli para cezası bizim hukukumuza ALMAN yasalarından gelmiştir ..

    SON ÇIKACAK OLAN ÇEKE MUHALEFETLE İLGİLİ (16’CI yasa madde içeriği ) CEZALANDIRMAYA YÖNELİK İLGİLİ MADDELERDE TASLAKTA VAR GEÇMİŞE YÖNELİK ÇEK KESENLER HAPSE MUHATTAP EDİLMEYECEĞİDİR İBARESİ İKİDEFA FARKLI BELİRTİLMİŞ SANIYORUM SADECE İCRA CEZASI ALACAKLININ MAĞDURUYİYETİ ÖDEYEREK KURTULMAK İÇİN BİR MADDE VARDI..;ANCAK BU KADAR ÇEKİ YAZILAN VE ALACAKLI MAĞDUR YAPILAN YENİ YASANIN YARARDAN ÇOK YENİ MAĞDUR VE ALACAKLARIN ÇOĞALACAĞI GÖRÜŞÜNDE , ADLİ PARA CEZASININ YERİNE ;YANİ HAPİS GİBİ İLKEL BİR UYGULAMADAN ÇOK SİGORTA KAPSAMI GİBİ, MODERN BİR SİSTEMİN YİNE TAHSİLAT VE İŞLEMLERİN AVUKATLAR TARAFINDAN YÜRÜTÜLMESİ VE TBMM NİN YENİ BİR KANUN ŞEMASI TALEBİNDEDİR Kİ ÇIKACAK YASANIN HEMEN GÜNDEME GELMESİ ,GEREK İÇERDE TUTULANLARIN EMSAL KARARI AÇISINDAN BEKLETİLMESİ YANLIŞTIR ;YİNE DEĞİŞİK HÜKÜMLER VEREN MAHKEMELER EMSAL KARARI BEKLEMEK ZORUNDA OLMADIKLARI GİBİ YÜRÜLÜKTEN KALKAN BİR YASA İÇİN YÜRÜLÜKTEN KALKMIŞ YASA VE KURALLARINI UYGULAMALARI GEREKMEKTEDİR BUNA GÖRE SAVCILAR CUMHURİYETİN SAVCILARI OLARAK AYNI SUÇU İŞLEMİŞ BİREYLERE HEM TAKİPSİZLİK VEYA YİNE İNFAZ KARARI ÇIKARTMALARI GARİP BİR DURUM OLUŞTURUR, HUKUKA OLAN GÜVENİ YIPRATIR…
    Adlî para cezası
    1. Tanım
    Yeni TCK’nın 52/1’inci maddesinde adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan ve hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenen para olarak tanımlanmıştır.
    Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun (CGTİHK 106/1’inci maddesinde adlî para cezası, yeni TCK’nın 52/1’inci maddesinde belirtilen usule göre tayin olunan ve devlet hazinesine ödenen bir miktar para şeklinde tanımlanmıştır.
    Bu tanımlardan yola çıkılarak adlî para cezası, yeni TCK ile ceza hükmü taşıyan kanunlarda düzenlenen, suç karşılığı olarak mahkemece hükmolunan ve idari para cezası dışında kalan bütün para cezaları olarak tanımlanabilir.
    Adlî para cezası, Türk ceza hukuku sisteminde “kamu para ce¬zası”na karşılık gelmektedir. Ancak, yeni TCK sisteminde gün para cezası kabul edilirken, “nispi para cezası” öngörülmemiştir

    AV .BURAK ERİM.

    • paylaşım için teşekkür ederim.

      Abuzer KENDİGELEN hocamın bu makalesini görmemiştim. Kendisi ermiş gibi bir insandır.

      esen kalınız.

    • sonunda buldum 🙂

    • KEMAL KILIÇDAROĞLU İLE DENGİR MİR MEHMET FIRAT TARTIŞMASININ ÖZETİ VE SONUÇLARI
      Cumartesi, 27 Eylül 2008 00:00
      1. Hayali İhracat tartışması:

      Kemal Kılıçdaroğlu’nun iddiası: “Dengir Mir Mehmet Fırat’ın ortağı olduğu MENAS Şirketi hayali ihracat yaptı mı, yapmadı mı?”

      Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları ve belgeleri: Kemal Kılıçdaroğlu, 1994 yılında MENAS’ın Mersin ve İskenderun Gümrüğünden İngiltere ve Hollanda’ya yaptığı ihracatın, hayali olduğunu mahkeme kararları ile kamuoyuna açıkladı.

      MENAS’ın 1994 yılında İngiltere ve Hollanda’ya yaptığı ihracatın hayali ihracat olduğu, Hazine Kontrolörü Orhan Tur’un 24.10.2000 tarih ve 144/9 sayılı Raporu ile ortaya çıkmıştır.

      2000 tarihli bu rapor üzerine MENAS’ın İngiltere ve Hollanda’ya yaptığı ihracat karşılığında Merkez Bankasından aldığı Destekleme Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) primi, hayali ihracat yapıldığı gerekçesi ile Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Merkez Bankası tarafından geri alınmıştır.

      Bu aşamadan sonra MENAS, hayali ihracat yaptığı gerekçesi ile kendisinden geri alınan DFİF primini tekrar alabilmek için yargıya başvurmuştur.

      Bu konuda Mersin İdare Mahkemesi 16.8.2004 tarihli kararında;
      “Davacı firmanın 1994 yılı gümrük beyannamelerine konu ihracata ödenen parasal ihracat teşviklerine dair DFİF primini gerçekte ihracat işlemleri yapmadan para transferleri suretiyle haksız olarak elde ettiği sabit olduğundan mevzuata uygun olarak teşvikin geri istenilmesi yolunda tesis olunan dava konusu işlemde ve davacıya haksız olarak elde edilen teşvike dair cezai mahiyette uygulanan faizde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” denilerek MENAS’ın hayali ihracat yaparak Devletten para aldığını karara bağlamıştır.

      MENAS, Mersin İdare Mahkemesinin bu kararını, “…(MENAS) davalı idarenin eksik ve yanlış soruşturmasının birleşmesi sonucu deyim yerinde ise hayali ihracat yapan, kamudan ayrıca yararlar sağlamış bir ticari kişilik haline gelmiştir.” ifadelerinin de yer aldığı temyiz dilekçesi ile Danıştay’a başvurmuştur.

      Bu itiraza karşın, Danıştay 10. Dairesi, Mersin İdare Mahkemesinin kararını 31.3.2006 tarihinde oybirliği ile onamış, böylece MENAS’ın hayali ihracat yaptığı kesinleşmiştir.

      Daha da önemlisi, yargı kararı ile kesinleşen hayali ihracat olayının gerçekleştiği 1994 yılında Dengir Mir Mehmet Fırat, MENAS A.Ş.’nin Yönetim Kurulu 2. başkanıdır. Yani bırakın ortağı olmayı, şirketin 2. numaralı yöneticisidir.

      Dengir Mir Mehmet Fırat’ın savunması: Dengir Mir Mehmet Fırat ise hiç ilgisi olmadığı halde, MENAS Şirketinin Ukrayna’ya 2003 yılında gerçekleştirdiği ihracatın yargı sürecini anlatmıştır. Ukrayna Makamları, Türk Gümrük İdaresine gönderdiği 9.2.2005 tarihli yazıda, MENAS A.Ş’nin 2003 yılında Ukrayna’ya ihraç ettiği portakal, mandalina ve greyfurtlara ilişkin olarak, “İthal edilen eşyanın kıymetini kıyaslayınca, beyan edilen gümrük kıymeti düşük bulunmuştur. Bu yüzden Ukrayna Gümrük İdaresinin gerçek gümrük kıymetiyle ilgili ciddi şüpheleri bulunmaktadır.” şeklinde değerlendirmede bulunmuş ve olayın Türkiye ayağının araştırılmasını talep etmiştir.

      Sayın Fırat’ın CHP milletvekili aday adayı olarak suçladığı Gümrük Kontrolörü Bayram Çolak da, Gümrükler Genel Müdürlüğünün görevlendirme yazısı üzerine MENAS hakkında soruşturma raporu hazırlamıştır. Ukrayna ihracatına ilişkin soruşturma yargıya intikal etmiş ve MENAS şirketi lehine sonuçlanmıştır.

      Yani, Dengir Mir Mehmet Fırat milyonlarca yurttaşımızın gözünün içine baka baka farklı mahkeme kararlarını aynı olaya ilişkinmiş gibi sunmuştur.

      Sonuç: Kemal Kılıçdaroğlu, Dengir Mir Mehmet Fırat’ın, MENAS Yönetim Kurulu 2. Başkanlığını yürüttüğü dönemde hayali ihracat yaptığını 31.3.2006 tarihli kesinleşmiş Danıştay kararı ile ortaya koymuş, Dengir Mir Mehmet Fırat ise, 2003 yılında Ukrayna’ya gerçekleştirilen ihracat için Tarsus Ağır Ceza Mahkemesinin kararını açıklayarak 1994 yılındaki hayali ihracattan aklandığı izlenimi vermiştir.

      2. Müfteri siyasetçi tartışması

      Kemal Kılıçdaroğlu’nun iddiası: “Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat, sizin iftira attığınızı Sayın Başbakanın, yani Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ile kanıtlarsam, ne yapacaksınız?”

      Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları ve belgeleri:

      1.Dengir Mir Mehmet Fırat’ın, 4 Mart 2007 tarihli Başbakanlık Teftiş Kuruluna hitaben yazdığı ve “mesleğe giriş tarihindeki servet beyanı ile bugünkü servet beyanı karşılaştırıldığında, izah edilemeyecek haksız bir varlığa sahip olduğu ve varlığın eşi, çocukları ve kardeşleri üzerine de geçirildiği görülecektir” şeklinde ifadenin yer aldığı Gümrük Başkontrolörü Bayram Çolak’ı ihbar dilekçesini,
      2.İhbar dilekçesinin işleme konulmasını içeren, 5 Nisan 2007 tarihli Başbakan Recep Tayip Erdoğan imzalı onay yazısını,
      3.Başbakanlık Teftiş Kurulunun, adı geçen kontrolörün kendisi ve ailesinin haksız mal edinmediği sonucuna ulaşıldığını belirten, Sayın Başbakanın 18 Aralık 2007 tarihli onay belgesini,
      4.Başkontrolör Bayram Çolak hakkında, Dengir Mir Mehmet Fırat’ın ortağı olduğu MENAS A.Ş. ile ilgili soruşturmada, görevini kötüye kullanma suçunu işlediği hakkında Ankara Asliye Ceza Mahkemesine açılan davada, Bayram Çolak’ın beraatine ilişkin verilen kararın belgesini,
      açıkladı.

      Dengir Mir Mehmet Fırat’ın savunması: Kontrolöre iftira attığını kabul etmiş, ancak iftirayı Anayasadaki şikâyet hakkı ile açıklamaya çalışmıştır. Kontrolörün ailesinin kendisine açtığı davada aklandığını açıklamıştır.

      Sonuç: Dengir Mir Mehmet Fırat’ın iftirada bulunduğu, altında Başbakanın imzası olan belgelerle kanıtlanmıştır. Aslında sorun şu… İktidardaki bir partinin Genel Başkan Yardımcısı, nasıl olur da görevini yapan bir kamu görevlisine savaş açar?

      3. Uyuşturucu Kaçakçılığı tartışması

      Kemal Kılıçdaroğlu’nun iddiası: “Mehmet Mir Dengir Fırat’ın en büyük ortağı olduğu MENAS A.Ş’nin ürünlerini yurtdışına götüren TIR’da 89 kilo eroin yakalandı mı, yakalanmadı mı?”

      Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları ve belgeleri: Dengir Mir Mehmet Fırat eroin işinin ortaya çıktığı 27 Şubat 2008 tarihinde MENAS A.Ş.’nin ortağı olmadığını iddia etmiştir. Ancak Dengir Mir Mehmet Fırat’ın şirket ortaklığından ayrılmasına ilişkin karar Ticaret Sicili Gazetesinde 4 Haziran 2008 tarihinde ilan edilmiştir.

      Sayın Fırat yaptığı açıklamada 1 Eylül 2007 tarihi itibariyle şirketteki hissesini devrettiğini açıklamıştır. Sayın Fırat’ın hisse devri dilekçesinin tarihi 1 Eylül 2007’dir. MENAS Yönetim Kurulunun bu devirle ilgili kararı da aynı tarihlidir. Ancak 1.9.2007 tarihli olduğu söylenen Yönetim Kurulu kararının her nedense 8 aydan fazla bir süre beklediği görülmektedir. Ta ki, 9 Mayıs 2008 tarihinde Vatan Gazetesi muhabirinin Dengir Mir Mehmet Fırat’ı arayarak, MENAS ürünlerini taşıyan TIR’da 89 kilo eroin yakalandığını bildirmesine kadar… Bu telefondan hemen sonra MENAS Yönetim Kurulu 1 Eylül 2007’de aldığı kararı notere 9 Mayıs 2008 tarihinde onaylatmıştır. Temel soru şudur; bir hisse devri kararı niçin 8 aydan fazla bir süre onaylatılmadan bekletilir?

      Sayın Fırat, hisse devirlerinin bedelini aldığını banka dekontlarını göstererek hisse devir satışını kanıtlamaya çalışmıştır. Banka dekontlarının hiç birisinde “hisse devri bedeli karşılığında” ifadesi yer almamaktadır.

      Daha da ilginç olanı, hisse devri bedeli olarak söylenen 300 bin dolardan 200 bin dolarının, “hisselerini sattım” dediği tarihten önce olmasıdır. Yani 15 gün önce parayı almış, satış dilekçesini şirkete 15 gün sonra vermiş görünmektedir. Ve bu parayı hangi gerekçe ile aldığı da dekontlarda belli değildir.

      Özetle hisse devrinin yapıldığı iddia edilen 1 Eylül 2007 tarihi inandırıcı bir tarih değildir.

      Dengir Mir Mehmet Fırat’ın savunması: Edirne’de görülen uyuşturucu davasında sanık olmadıklarını belirtmiştir.

      Sonuç: Dengir Mir Mehmet Fırat hisse devrinin 8 ayı aşkın bir süre MENAS tarafından niçin bekletildiğini açıklayamamıştır.

      Kırmızı hat tartışması

      Kemal Kılıçdaroğlu’nun iddiası: “Dengir Mir Mehmet Fırat, AKP’nin 2. adamı konumunu kullanarak MENAS A.Ş.’yi Kırmızı Hattan çıkarmaya çalışmıştır.”

      Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları ve belgeleri: Kemal Kılıçdaroğlu, altında Dengir Mir Mehmet Fırat’ın adı bulunan ve MENAS’ın kırmızı hattan çıkarılmasının talep edildiği, 2 Ağustos 2007 tarihli belgeyi kamuoyuna sundu. Bu belgede MENAS’ın mallarını taşıyan araçların gümrükten aranmadan geçmesini sağlamak amacıyla Gümrükler Genel Müdürlüğünden talepte bulunulmuştur. İfade ayne şöyledir. “… İdarenizden sadır her türlü engelleyici idari işlemin durdurularak tarafıma bilgi verilmesini rica eder, saygılar sunarım” Bu yazının altında MENAS Yönetim Kurulu Başkanının adı, MENAS Şirketinin ünvanı yanında ayrıca Dengir Mir Mehmet Fırat’ın adı da büyük harflerle yer almaktadır. Kendisi MENAS’ın yönetiminde değildir. O halde niçin böyle bir belgenin altına AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’ın adı yazılıdır. Bunun temel amacı siyasi nüfuz kullanarak bürokrasiye baskı yapmaktır.

      Dengir Mir Mehmet Fırat’ın savunması: Hiçbir açıklamada bulunmamıştır.

      Çifte fatura tartışması

      Kemal Kılıçdaroğlu’nun iddiaları: “MENAS A.Ş. çifte fatura düzenlemiştir.”

      Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları: Dengir Mir Mehmet Fırat, MENAS A.Ş.’nin çifte fatura düzenlediğini kendi ağzı ile itiraf etmiştir, bu itiraf olayı Maliye Bakanlığı tarafından incelenmelidir.

      Dengir Mir Mehmet Fırat’ın savunması: Hiçbir açıklamada bulunmamıştır.

      DENGİR MİR MEHMET FIRAT ARTIK O KOLTUKTA OTURAMAZ…

      Dengir Mir Mehmet Fırat’ın 23.9.2008 tarihinde düzenlediği basın toplantısında Türk Halkına verdiği sözler Anadolu Ajansına aynen şöyle yansıdı: “İspata da lüzum yok, ama şüphe uyandıracak bir delil sunarsan, namusum ve şerefim üzerine yemin ediyorum ki milletvekilliğinden istifa edeceğim ve siyasetin adını ağzıma almayacağım. Bu kadar açık ve kesin bir talebi tahmin ediyorum ki bir siyasetçiden duymak pek kolay olmasa gerek.”

      Sayın Fırat haklıdır. Bu kadar açık ve kesin bir talebi bir siyasetçiden duymak pek kolay değildir.

      Şimdi, Dengir Mir Mehmet Fırat’ın;

      Bırakın şüphe uyandıracak delil, MENAS A.Ş.’nin hayali ihracat yaptığına ilişkin kesinleşmiş Danıştay kararı olduğunu,

      Siyasi nüfuzunu MENAS A.Ş.’nin Kırmızı Hattan çıkarılması için kullandığını,

      Bir ihbar dilekçesi ile kamu görevlisine iftira attığını kanıtlayan Başbakan onayı ve mahkeme kararının bulunduğunu,

      Ortağı olduğu şirketin mallarını taşıyan TIR’da eroin yakalandığını, belgelerle ortaya konulmuştur.

      Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat’ın yapması gereken, milletvekilliğinden istifa etmeyi düşünürken, öncelikle Türk halkından özür dilemek olmalıdır…

      Kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız.

      CHP GRUP BAŞKANLIĞI

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s