Karşılıksız çek vererek dolandırıcılık yapmak


Karşılıksız çek vererek dolandırıcılık yapmak

Çekini ödeyememek ile Çeki ödememek arasında kesin bir ayrım vardır. Ticari ilişki sonucunda borcunu ödeyememek  ayrı bir olaydır. Yargıtay bunu kabahat olarak tanımlamıştır.

Karşılıksız çek vererek dolandırıcılık yapmak, tanımı belli ayrımı kolay bir suçtur.

Aşağıda bir haberi paylaşıyorum.

İstanbul’da, mali polisin 3 aydır takip ettiği karşılıksız çek vererek dolandırıcılık yapan şebekenin lideri trafik uygulamasında yakayı ele verdi.

Uzun süre teknik takip altında tutulan şüpheli hakkında çok sayıda arama kararı bulunduğu öğrenildi. Şebeke lideri tutuklanarak cezaevine gönderildi. Takip ettikleri şüphelinin ilçe polisi tarafından yakalanmasının şaşkınlığını üzerinden atan şube polisleri, şebekenin diğer üyelerine operasyon yaptı.

Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerine ulaşan şikayetler doğrultusunda sahte çek vakalarıyla ilgili polis masası harekete geçti. Yaklaşık 3 ay süreyle yapılan teknik takip ile haklarında şikayet bulunan şüpheliler adım adım izlendi. Takip altında tutulan kişilerin çoğunluğunun haklarında arama kararı bulunduğu tespit edildi. Bunun üzerine soruşturmayı derinleştiren polis, şüphelilerin iş bağlantılarına ulaşarak karşılıksız çek vakalarının birbirleriyle ilgili olup olmadığını araştırdı. İncelemelerde piyasayı yüklü miktarda dolandırdıkları ve karşılıksız çek verdikleri iddia edilen kişilerin birbirleriyle bağlantılı oldukları belirlendi.

– ŞEBEKE LİDERİ RADARA YAKALANDI –

Mali polisin tespitleri çerçevesinde operasyon sürerken ilginç bir olay yaşandı. Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin soruşturmasının devam ettiği sırada takip altında bulunan şebeke lideri Mehmet Ç. Bayrampaşa’da trafikte aşırı hız yapınca polis tarafından durduruldu. Bayrampaşa bölgesinde yapılan rutin uygulama sırasında hakkında arama kararı bulunduğu öğrenilen Mehmet Ç. gözaltına alındı. Şüpheli çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayın öğrenilmesinin ardından şebekenin diğer üyelerinin yakalanması için operasyon yapan polis Eyüp, Gaziosmanpaşa, Büyükçekmece, Küçükçekmece, Pendik gibi ilçelerde eş zamanlı baskınlar yaparak 10 kişiyi gözaltına aldı. Emniyete getirilerek sorgulanan şüphelilerin piyasada karşılıksız çek vererek dolandırdıkları iddia edildi. Çekler vererek mal aldıkları ve bir süre sonra ortadan kayboldukları tespit edilen şüpheliler hakkında çok sayıda kişi ve firma tarafından şikayet başvurusu bulunduğu öğrenildi.

-GÖZALTINDAKİLERDEN BİRİ BANKA ÇALIŞANI –

Şebeke üyelerine yapılan baskında gözaltına alınan kişilerden birinin bir bankada çalışan memur olduğu belirtildi. Operasyon sırasında evine yapılan baskınla gözaltına alınan memurun, şebeke üyelerine iş adamlarının ve firmaların bilgilerini verdiği iddia edildi. Firma ve iş adamlarından gelen şikayetler doğrultusunda şu ana kadar kesilen karşılıksız çekler nedeniyle piyasanın ne kadar dolandırıldığının tespit edilmeye çalışıldığı belirtildi. Çek kesilerek firmaların ne kadar zarara uğratıldığı soruşturmanın tamamlanmasıyla birlikte ortaya çıkacak. Emniyette işlemleri tamamlanan şüpheliler Bakırköy Adliyesi’ne sevk edildi.

(CİHAN)

Bu örnekde görülen çeteyi karşılıksız çek ‘suçundan yargılamak adaletsizliktir. Çünkü beraat edeceklerini biliyoruz.
Çek yasasındaki cezaları ağırlaştırmakda çare olmayacaktır.  Bu suçun adı dolandırıcılıkdır , ağır cezası vardır.
Bir ticari ilişkiden oluşan borcun ödenememesi nedeniyle hapis cezası verilmesi yanlıştır. Karşılıksız çek bir suç değil kabahatdir.
Türkiye’de çek vadeli olarak kullanılmaktadır. Bu kabul edilmiştir. Yeni tasarıda açıkca görülmektedir.  Bu şekilde kullanılacağı çek, bir bonodur. Çek yasasına göre değerlendirilemez.
Çek karşılığı banka tarafından garanti edilmiş bir ödeme aracı olmalıdır.  Alacaklı ve borçluyu mağdur etmeyecek ticarete katkı sağlayacak yöntem budur.
2003 yılından beri karşılıksız çek’in cezası para cezasıdır. Ödenemeyen bir borcun karşılığı olarak aynı tutarda bir para cezası verilmektedir.  Bu para cezası dayanak gösterilerek hapis cezası uygulanmaktadır. Bu açık net olarak bilinmelidir. Çek yasası ‘nda hapis cezası yıllardır yoktur.

Beşinci yılını dolduran bir yasanın değişmesindeki ana neden, çek yasasındaki cezaların yeni Türk Ceza Kanunu ile uyumsuz olmasıdır. Süren tüm  karşılıksız çek davaları düşürülmelidir. Pek çok mahkeme bu yönde karar vermiştir.
Yargıtay başkanının “karşılıksız çek, suç değildir. Kabahatdir” açıklamasından sonra beraat kararları gelecektir.
Türkiye ekonomisinin, çağdaş bir çek yasası’na gereksinimi vardır. Borcun teminatı özgürlük olamaz.

Hukuk’ a uygun tüm demokratik haklarınızı kullanmaya davet ediyorum.  Her tacir gerçeği bir arkadaşına anlatsa, Türkiye’de doğruları herkes öğrenir.

Türkiye’nin meclisi, yargıtay başkanı’nın red ettiği bir suçtan dolayı  vatandaşını cezaevine gönderemez.

Hukuk ve adalet herkes için gereklidir. Bana birşey olmaz demeyin.

Bizi okuyunuz, izleyiniz ve yorum bırakınız.  Desteğiniz için teşekkür ediyorum.

6 responses to “Karşılıksız çek vererek dolandırıcılık yapmak

  1. herkese merhaba…
    sayın vekillerimiz…
    size bir kaç sorum olacak…

    bu ülkede torpil yapan ————————————-şerefsiz olsunmu
    bu ülkedeki ihaleleri kendi yandaşlarına verdirten———-şerefsiz olsunmu
    tanıdığına akrabasına devletin işlerinde ayrımcılık yapan—şerefsiz olsunmu
    tayin olaylarında onu şuraya bunu buraya diye baskı yapan—şerefsiz olsunmu
    devletin menfaatini değilde kendi çıkarlarını düşünen——-şerefsiz olsunmu

    hadi olsun de…

    arkadaşlar…bu yazımda kimseye hakaret içeren bişey yok…

    eğerki memlektin anasını ağlatanlara şerefsiz diyorsanız
    bu mesaja evet yazın…

    bende sayın vekillerimizi alt komisyona havale ediyorum….
    hatta en alt komisyona yerin yedi kat dibine havale ediyorum…

  2. BURHAN İŞCAN

    Cumhuriyet 16.05.2009
    PARA-META-PARAMUSTAFA SÖNMEZ

    Ezber Bozmadan Yol Alamayız

    Bu yılın 4 aylık bütçe açığı 20 milyar TL’yi bulmuş. 2008’in aynı döneminde açık 5.4 milyar TL idi. Yani gelirler yüzde 4 artarken giderler yüzde 24’e fırlamış. Açık büyük: 5’ten 20’ye… Yaklaşık 3 kat artış!.. Peki sonra ne olacak? Açık nereden kapatılacak?

    14 Mayıs tarihli Milliyet’teki köşesinde Güngör Uras Hocam diyor ki,

    “Bütçe açığının küçülmesi için (1) Ya vergi gelirleri arttırılmalıdır. Ki, buna imkân yok. (2) Ya da harcamalar kısılmalıdır. Ki buna da imkân yok. Bütçe açığı önümüzdeki günlerde büyüyecek demektir. Bütçe açığını devlet borçlanarak kapatmaya mecburdur. Devlet önümüzdeki günlerde daha fazla bono ve tahvil satarak borçlanacaktır. Devletin satacağı bono ve tahvilin ana müşterisi bankalardır.”

    Güngör Hocam beni bağışlasın ama, bu yaklaşım, içinden geçtiğimiz olağanüstü dönemin dayattığı şartlara fena halde teslim olmak demektir. Vergide yapacak bir şey yok, harcamada yapacak bir şey yok, geriye kalan borçlanma.. Onu da yapacaklar ve bankalar giderek artan faizlerle devleti fonlayacak.. Peki sonra?

    Sonrasını söyleyelim; bütçede faizin payı yeniden yüzde 30’lara çıkacak. Yükselen faizler, özkaynağı yetersiz reel kesimi, sanayiyi iyice kurutacak, ekonomi daraldıkça daralacak, işsizlik inanılmaz boyutlara çıkacak; bütçeden faize ayrılan pay arttıkça sağlığa, eğitime, tarıma, yoksullara ayrılan destek kırıntıları bile kesilecek ve alavere dalavere Kürt Memet nöbete misali, fatura yine fakir fukaraya çıkarılacak…

    ***

    Şartlar ne kadar zor olursa olsun, bu ezberin bozulması gerekiyor. En azından bu ölçüde teslimiyet içinde olmamak gerekiyor. Olağanüstü dönemler, olağanüstü çıkışlar radikal duruşlar gerektirir.

    Sormak gerekir: Neden vergide, harcamada yapılacak şeyler olmasın? Bugünkü adaletsiz ve neoliberal telkinlerle daraltılmış vergi ve harcama yapısı neden kader olsun? Neden vergi ve harcamaları hem nicelik olarak arttıran ama herkesten gücüne göre alan, hem de adilleştiren vizyonlar olmasın?

    Türkiye’de vergi yüküne baktığınızda, hiç de anayasanın öngördüğü gibi herkesten gücüne göre vergi filan alınmıyor. Nüfusun yüzde 1’lik bir mutlu azınlığı var ki, banka mevduatlarının yüzde 75’inin sahibi ve kredilerin neredeyse yüzde 70’ine hükmediyor. Borsada yüzde 1’lik hesap sahipleri, portföyün yüzde 81.5’ine sahipler. TÜİK, son olarak 1994’te açıklamıştı: Süper zengin yüzde 1’lik azınlık, Türkiye gelirinin yüzde 17’sine sahip diye. İstanbul’un yüzde 1’i İstanbul gelirinin yüzde 30’una yakınını alıyor sonucuna ulaşılmıştı. Sonradan bu edepsiz fotoğraf, fazla isyan ettiren, provokatif bulunmuş olmalı ki, o günden bu yana yüzde 1’lik dilimlerle gelirin bölüşümünü açıklamıyor TÜİK… Önce bu yüzde 1’lik azınlıktan hakkıyla vergi alınıyor mu, ona bakılsın. Madem olağanüstü bir dönemden geçiyoruz, o zaman bu döneme özel, yüzde 1’lik azınlıktan servet vergisi alınsın. İmkânsız mı?

    Koca koca bankaların kurumlar vergisi ile bütçe gelirlerine katkıları devede kulak. Kuyumcu, müteahhit, kapitalistleşmiş mimar, doktor, avukat, mimarın (serbest meslek sahibi adı altında) ödediği vergi, ortalama ücretli vergisi kadar değil. İstenirse buralardan o kadar vergi çıkar ki…

    Ya kaçırılan vergiler?.. Bir beyan edip 5 gizleyenler… Ciddi ve yansız bir denetim, vergilerde devasa artışlar sağlamaz mı?

    ***

    Gelelim harcamalara… Neden harcamalar kısılamıyormuş? Milyonlarca dolarlık silah; tank, top, tüfek, biber gazları alımlarını azaltın, bakın ne kadar tasarruf çıkar.. Neden olmasın? İthalat yerine yerli üretime yeniden dönülürse milyarlarca liralık kamu harcaması da azalır.. Bürokraside, bakanlık harcamalarında dünya kadar lüks kalem var. Örtülü ödenekler, Gladyo harcamaları… Bütün bunlardan o kadar tasarruf çıkar ki, şaşar kalırsınız…

    ***

    Bunlar çok söylendi, çok yazıldı. Bugüne kadar bir arpa boyu yol alınamamış olması belki usandırdı herkesi… Ama, yine de alınamayan sonuçlar, doğru bildiğinizi söylemekten alıkoymamalı… Yol almak isteniyorsa, bir yerlerden başlanmalı, ezberler bozulmalı…

    Şartlara teslim olunmamalı, şartlar değiştirilmeli…

    MAYIS 2009 TARİHLİ CUMHURİYET’TEN ALINTI
    İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (İSMMMO), bankaların, geri ödenemeyen krediler yüzünden son bir yılda el koydukları gayrimenkul sayısının 2,744’e ulaştığını belirtti.
    Geçen yıl haziranda hacizli gayrimenkul sayısı 1,100 düzeyinde bulunuyordu. İSMMMO’nun “Bankanızdan Satılık Fabrika” raporuna göre, gayrimenkullerin muhammen satış bedeli ise 627 milyon lira düzeyinde bulunuyor. Son bir yılda en dikkat çekici gelişme ise el konulan fabrika sayısının 51’e yükselmesi oldu. El konulan fabrikaların muhammen bedeli de 235 milyon TL.

  3. HİÇBİR MAHKEME, ÇEKİ KARŞILIKSIZ ÇIKAN TÜCCARIN BAĞLI OLDUĞU VERGİ DAİRELERİNDEN, KAÇ YILDIR BU İŞİ YAPIYOR, DEVLETE NEKADAR VERGİ ÖDEMİŞ, KAÇ KİŞİ ÇALIŞTIRIYOR DİYE SORMUYOR. DİREK SAHTEKAR, DOLANDIRICI DAMGASI YÜZÜNE YAPIŞTIRILIYOR. İŞİ BOZULAN, ESNAFIN DÜŞTÜĞÜ BU DURUM ONUR KIRICIDIR.
    DÜZENLEMEDEKİ AMAÇ, DEVLETİN MAĞDUR OLAN BORÇLUDAN HAPİS TEHDİDİYLE PARA ALMASI OLMAMALIDIR. BU, ALACAKLININ MAĞDURİYETİNİ DE GİDERMEZ. ÖNCE ESNAFIN TİCARİ KARİYERİ, ŞEREFİ, ONURU KURTARILMALIDIR. MADEM Kİ ÇEK TACİR İNSANLARIN ÖDEME ARACIDIR, SORUN HER İKİ TARAFINDA SORUNUDUR, DEVLETİN ARADAN KİŞİNİN ÖZGÜRLÜĞÜ KARŞILIĞINDA PARA İSTEMESİ DAHADA VAHİMDİR.
    TÜRKİYEDE EKONOMİNİN DÜZELMESİ İÇİN, ÖNCE FİNANS SEKTÖRÜNÜN KUCAĞINDAKİ VATANDAŞINI KURTAR. YOKSA HİÇBİRŞEY DÜZELMEZ BU ÜLKEDE. HAYATI KARARMIŞ, GELECEKTEN UMUDU OLMAYAN, BOŞ BOŞ BAKAN, EVİNDEKİ EŞYASINI HACZETTİRDİĞİNİZ, AİLE DÜZENİN BOZDUĞUNUZ, İNSANLARA BİR SORUN BAKALIM, ONLAR NE DİYOR.
    Demokrasi millete kabahat bulan bir rejimin adı değildir. Demokrasi milletin hatasını araştıran bir rejim de değildir.
    ADALETİ EŞİT PAYLAŞTIRMAKTIR…..

  4. bu dakıkadan sonra bir sey beklemek hayal olur adamlar diyor kı paravan sirket kurup insanları kullanan kocabaslar sucsuz aradakı şirket sorumlusu mağdur …tıcaret yapıp da iflas edip mağdur olup da cekını odeyemeyen dolandırıcı bunlar içeri diyor daha ötesi yok bunun ..hep soyluyorum vekillerin vasfı ne ki ne cıkarsınlar…

  5. hıc bır şey cıkmaz herkes içerı bu alt komısyondanda ust komusyondanda bırsey cıkmaz

  6. selim cantaş

    Evet umut Yargıtayda çünkü alt komisyon bir şey yapmadı tasarıda bankacılar için öngörülen cezayı hafifletti alacak verecek davasına olan konu olan çeke adli para cezasına devam dedi bu durumda bize göre 31/12/2008 sonu itibaryle akim kalan bu yasaya Yargıtay Ceza Genel Kurulu nasıl tepki verecek merakla bekliyoruz