İstanbul Barosu, yeni Çek Yasası konusunda görüş bildirdi.


İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI’NIN 3167 SAYILI ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLENMESİ VE ÇEK HAMİLLERİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN’DA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI VE GEREKÇESİ’YLE İLGİLİ GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ
İstanbul Barosu Başkanlığı kamuoyunda Çek Yasası olarak bilinen yasada yapılacak değişiklikleri ilişkin görüş ve önerilerini saptayarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu Başkanlığı’na gönderdi.

Başkanlığın 17 Haziran 2009 tarih ve 26407A.B. sayılı yazıyla gönderdiği söz konusu yasa tasarısı ve gerekçeleriyle ilgili Baro görüşü şöyle:

… 

Tasarıda çek hamillerinin korunması ve çekin ticari hayatta kullanılmasının sıkı yasal koşullara bağlı tutulmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır

Ülkemizde son yıllarda karşılıksız çek suçunun devamlı surette arttığı gerçeği göz önüne alındığında, tasarının çek kullanımını disipline eden hükümlerini olumlu buluyoruz.

Ancak; yine ülkemizdeki nakit sıkışıklığı ve çekin adeta vadeli ödeme aracı olarak kullanımının yaygınlığı banka kredilerinin esasını oluşturması gibi unsurların tasarıda dikkate alınması gerekmektedir.

Teklif/Karşılıksız çek yasasının gerekçeler kısmında belirtilen ilgililerin yükümlülüklerine azami özen göstermeleri bakımından bu miktarın çek bedelinin en az %5’inin banka tarafından hamiline ödenmesi zorunluluğu getirilmelidir. Bu teklifimizin temel gerekçesi bankanın çek hesabı açılması ile başlayan kredi ilişkisi ve çek defteri sahibinin ticari faaliyetlerinin yeterince mercek altına almasına kadar uzayan süreçteki sorumluluklarını azami düzeyde uygulamasını sağlamaktadır.

Tasarının 5 md. de düzenleme tarihinden önce bankaya ibraz edilen çekin kısmen veya tamamen karşılıksız çıkması halinde ceza sorumluluğunun bulunmadığı hükmü isabetli olup, muhafaza edilmelidir.

İstanbul Barosu internet sitesinden alıntıdır.

çelişkileri barındıran yasa tasarısı  için çelişkilerle dolu ve yüzeysel  bir açıklama olmuş.

Reklamlar

30 responses to “İstanbul Barosu, yeni Çek Yasası konusunda görüş bildirdi.

  1. canatak bey sizide merak ediyoruz. nerelerdesiniz ?

  2. ARKADAŞLAR
    burhan işcan

  3. Kıymetli kardeşler, arkadaşlar; aihm işnizde de varım, örgütsel her hareketinizde varım. Yeterki organize olalım. Bu hafta meclisin son haftası görülüyor. Lütfen BU HAFTAYI İYİ DEĞERLENDİRELİM. BENİM TELEFONUM SİTEYE YAZILACAK. Katılacaklar beni sadece çaldırsada olur. Hiç bir şeyden korkmayınız. Bizler gayet tatlı ve nezih bir şekilde hak isteyeceğiz. Biz gelmedik dünyaya kavga için. bizim niyetimiz dava için. AİHM işini MECLİS bu yasayı çıkarmadan TATİLE GİRERSE yaparız. GÖRDÜĞÜMÜZ HER VEKİLE ÇİÇEK TAKIP SÖYLEŞİ YAPACAĞIZ. O KADAR. ANALAR BABALAR KARDEŞLER BU GÜNLER İÇİNDİR. bir vekile bir çiçek takmak. kızmak kavga etmek asla yok. sadece bu kadar. güzellikler içinde bir söyleşi, GELİN TANIŞ OLALIM İŞİ KOLAY KILALIM. Burhan İŞCAN

  4. bu siteyi kuran arkadaşlara göstermiş oldukları duyarlılıklarından dolayı çok teşekkür ederim inşallah herşey gönlünüzce olur

  5. SAMİMİYSENİZ BU YAZIMI TEK KELİME KAÇIRMADAN OKUYUN

    YANLIŞ YAPTIM-YANLIŞ YAPTIK HEMEN DÜZELTELİM Mİ?

    Evet yanlış yaptım; sizlere mesajlarımı uzun uzun yazdım. Ayrıntıları göstermeye çalıştım, gösteremedim, göremediniz. Keşke kısa mesajlar verme alışkanlığı edinseydim.
    Evet yanlış yaptım; bloglara ve bloglarda paylaşım yapan sizlere fazla güvendim, verdiğim mesajların algılandığını, mağdurlarında organize edilmiş olduğunu zannettim. Geç katılmanın etkisizliğini fark edemedim.sorunları ve çözüm yollarını tam anlamıyla biliyoruz ve üstesinden geleceğiz hissine kapıldım. Bireysel bazı mücadeleleri toplumsal olarak yorumladım. Hepsinden kötüsü zafere çok ama çok yaklaşmışken, uzaklaşıyor olmamızı fark edemedim.. Mağdur yakınlarının yeterince fedakarlık yapmadığını göremedim. Düşene bir tekmede yakınlarımızdan geldiği hakikatini unuttum.
    Akşam haberlerinde fark ettim tüm bu yanlışlıklarımı. A.B. Rumuzlu Dostum sağ ol. Uyarını geç de olsa fark ettim. Zafere yakın olmanın, zafer kazanmak olmadığını anımsattın bana. Evet bu yanlışlarımız avucumuz içindeki kuşu kaçırmamıza sebep olacaktı. Bir tek doğru hareketim vardı oda sizlere telefon numaramı vermek.
    Bir anne telefon etti dün akşam. Umut arıyordu telefonumdan. Ve kendini ele verdi. Sevdiklerimiz için yeterince fedakarlık yapmıyorduk. Ben de haklı olarak yazılarımdaki mesajlarımı veremediğimi, zira yazılarımın okunmadığı fikrine kapıldım. Zira gül ve bülbül hikayesi sevdiklerimiz için fedakarlık yapmanın mesajıydı. Okunmamış ki ben mecliste tek başınaydım yada ferdi bazı mücadeleler vardı. Ve bu anne şimdiki davetim için mazeretler sıralıyor arkasındanda evladına sevgisini anlatıyor, mahpusluğuna dayanamıyorum diyordu.
    Akşam haberlerinde organize olmuş mücadele örneği seyrettim. BBDK önünde kendilerini zincire vurmuş KREDİ KARTI MAĞDURLARI mücadelesi. İster istemez haber yapılıyor. Aklıma A.B. rumuzlu dost geldi.(dost acı söyler). Keşke telefonla ulaşsaydı bana. Hatam sizlerin organize olmadığınızı fark edemeden, sizleri veya yakınlarınızı ellerinizde çiçeklerle mecliste beyhude beklemek oldu.
    Kredi kartlarıyla ilgili yasa haftaya genel kurulda ve çıkacak. ÇEK YASASI tam anlamıyla hazır ve lehe ama bekletiliyor. Bizler fedakarlık yapmazsak bu yasa EKİM ayına kalacak söylentileri var. Benim için çok zayıf bir ihtimaldi. Sayın Adalet Komisyon Başkanı Vekilimiz Ahmet İyimaya ile görüşmemden intibaım buydu. Ama şimdi zayıf gördüğüm ihtimal kuvvetleniyor görüntüsü var. Avucumuz içindeki kuşu kaçırıyor muyuz? Yoksa bu kuşa daha güvenli bir ortam mı gerekiyor? Benim mecliste edindiğim intibaa, yasanın hazır olduğu idi. Hazır olmayan tek şey FİNANS VE KAYNAK AKTARIMI idi. Bankalarda buna yanaşmıyordu. 17. haziran 2009 tarihli Sabah Gazetesi’nde; kredi kartları mağdurluğunda bankaların da suça ortak olduklarını kabul ettikleri için bankaları da hazır zannettim. Sayın A li BABACAN’dan görüş beklenilmesi de bu finans sorunu içindi.
    BİZDEN SİHİRBAZLIK YAPMAMIZ BEKLENECEK
    Sayın vekilimiz Hakkı KÖYLÜ’nün üstüne basa basa söylediği tek şey çek yasasındaki hapisliğin (dolaylı yoldan) BORCUN ÖDENMESİ İÇİN VAZGEÇİLEMEZ BİR TAZYİK UNSURUDUR. Sayın Köylü’nün hukuk anlayışının derecesi de tam bu noktada başlıyor. TEORİ ve UYGULAMA
    Teorinin doğruluğu uygulamada belli olur. Uygulamalar ortadadır. Uygulama yanlışsa teoride kağıt üzerinde doğru olarak kalır. Gerçeklik payı o kadardır. İlkel toplumlarda teoriler deneme yanılma yöntemi ile sınanır. Bilim Teknolojileri Çağında (keşke bu çağın farkına varsak) bilgisayar üzerinde sanal ortamlarda, SİMÜLASYON PROGRAMLARI ile sınanır. Ve Sayın Köylü BANA “niçin temyiz yoluna başvurmadınız? Zaman kazanırdınız” demiştir. ÇÖZÜMÜ YARGITAYDA ARAYAN DEVLETÇİLİK ANLAYIŞI. Bu yasadaki hapislik teorisinin hapishanelerde ve kaçak yaşayan çek mağdurlarının sayısı ile yanlışlığı ortadadır. Problem de buradadır. SAYI NE KADAR? Sayı bin kişi olmuş, 100 bin kişi olmuş fark etmez. Geçerli olan ERAZYON ve onu görmektir. Kapanan fabrikalar, işyerleri, dağılan aileler,ocağı sönen yuvalar,ortada kalan çocuklar ödenmeyen ve çığ gibi büyüyen borçlar, davalar ve hapislikler. BİZİM SORUNUMUZDA İŞTE BU. Bu manzarayı, teorinin çöküşünü gösterememek. Hükümet bu yüzden BU NOKTADA BİZDEN SİHİRBAZLIK BEKLEMEKTEDİR. Bir başka yanlış teori. İleriyi göremeden atılan bir teori. Sayın Hakkı KÖYLÜ ifade ediyor teoriyi. “Her şeylerini satıp ödesinler borçlarını”. İçimizde kaç simyager var acaba,taşları altına çevirecek. Kendileri babaysa (ki yüzlerine söyledim) evladı için bu fedakarlığı yapmaz mı ki. Param veya satılacak bir şeylerim olsa evladıma değişir miyim? Nedendir çırpınmalarım. Çarenin bolluğunda çaresiz kalmak acıdır. “benzin vardı da biz mi içtik” cevabımız da bu. Çekinin üzerine trilyon yazıp ben bunu 5 senede kazanamam anlayışında ki dolandırıcılarla bir tutmak anlayışı. Akla karayı ayırtamamak.
    Ve sorulan bir başka soru; “Neden bu duruma düştünüz?” En akıllıca sorulacak soru bence bu ve bütün teorilerde bu soru üzerinde yoğunlaşıp kurulmalı.
    CEVAPLAR:1- YANLIŞ BİR TEMAYÜLÜN SÜRDÜRÜLMESİ 2-HAKİKİ DOLANDIRICI İLE(KALPAZAN) BORÇ KUL HAKKIDIR, NAMUSTUR GÖRÜŞÜNDE BORCA SADIKLARI AYIRAMAMAK.
    Hükümetin çıkmazı; Yanlış devletçilik anlayışı, ERAZYONU gördüğü halde önleyici finansı bulamamak, hazır finansa uzak anlayışı ile bakmak, ADALETE, HUKUKA VE HUKUKÇUYA GÜVENİN VE SAYGININ BİTTİĞİNİ görememek, “DEVLET BABA” imajının yıkılmasına seyirci kalmak.
    HAPİSLE TAZYİK FİNANS KAYNAĞI YARATMAZ. Aksine alacaklı ile borçlu arasında kin gütmeye, toplum barışını yok etmeye huzursuzlukların oluşmasına yol açar. Hapishanede borç ödenmeyeceği gibi, hapisten çıkan da borcunu ödemez. Katillerle, din ve devlet düşmanlarıyla, dolandırıcı ve sahtekarlarla bir arada hapiste tutulmanın verdiği alışkanlık nedendir. “Üzüm üzüme baka baka kararır.”
    GEÇ GELEN ADALET ADALET DEĞİLDİR.
    İDARİ PARA CEZASI; alacaklı ile borçluyu anlaşmaya mecbur edecektir. Bu da borcun yeniden yapılanmasını dolayısıyla parça parça da olsa ödemeyi sağlayacaktır. Aranan finans budur. Cereme ve külfet olmadan bulunan finans. Bu teori şu anda sessiz sedasız uygulanmaktadır. Doğruluğu ispat edilmiştir. Ancak 3167 sayılı yasanın halen uygulamada kalması engeller oluşturmaktadır. Zira hapislik yanlısı avukatların yönlendirilmesi ile hapisliklerden medet, ölü gözünden yaş beklenmektedir.
    Ekonomide kendi kendine oluşacak güven ortamını da sağlayacak bu teoridir. Ben simüle ettim. Deneme yanılma yöntemi de doğrulanmıştır. Ve bu teori %80 i yabancıların elinde olan bankalara da muhtaç etmez. Kendi yağımızla kavruluruz. Global ekonomik krizin etkisiylede vurulan çek oranında %47 oranında (hükümete göre) artmaktadır. Bu durum yılın ilk beş ayı içindir. Önceleri bu duruma sessiz kalan sanayi kesimi bile artık sesini çıkartmaktadır. Öyleyse önümüzde çözümsüzlükten doğacak felaket vardır. Sanayi duracak işsizlikler artacaktır. Bu krizi ancak TOPLUMSAL UZLAŞI önleyebilir. Bunun içinde 3167 sayılı yasa yok edilmelidir. Benzeri de olmamalıdır. Meclisin bu sorunun hallini tatil sonuna bırakması felakete çanak tutmak olacaktır.

    EVET DOSTLARIM; zaman 22 haziran 2009 PAZARTESİ sabahı, yer meclis bahçesi ana bina basın girişi önü, eylem; çiçek sunmak- bu teoriyi anlatmak- mağdurlukları dile getirmek.
    Ben Sayın Hakkı KÖYLÜ Milletvekilimizin TEORİSİ’NİN yanlışlığını, davamız teorisinin haklılığını anlatmaya (elimde çiçeklerle) yine meclise gidiyorum.
    DAVASINA İNANMIŞ MAĞDURLARI VE YAKINLARINI DA DAVET EDİYORUM.
    İBRAHİMLER İÇİN BÜLBÜLLÜK YAPMAYACAKSANIZ ne gelin, ne de artık bu platformlarda bir tek yazı yazın. Beni de aramayın. Zira ben ŞEKİLCİLİK ARKASINDA GİZLENEN SAHTECİLİĞE VE SAMİMİYETSİZLİĞE TOKUM. Burhan İŞCAN

    • türkiyenin dalgalı ekonomisi ve birde buna eklenen istikrarsız bir ekonomi düzeni karşısında küçük esnafın sözlerinde durması ve borçlarını zamanında ödemesi kadar zor bir durum olamaz.iyiniyetin bozuk ekonomi düzeninde işe yaramadığıda ortada.bu kadar insanın karşılıksız çekten aranması sanırım bu kişilerin hobileri olamaz.ben ülkem insanına güveniyorum.borcu için satacağı bir şeyde kalmadı sanırım.üç beş art niyetli insanların yaptığı dolandırıcılık ve esnaflığa yakışmayan davranışı genelleştirerek ,esnafımızı rencide etmeye kimsenin hakkı olamaz.ekonomi de istikrar var ve herşey düzgün gidiyorda bu esnaf inadınamı para ödemiyor.böyle bir yaklaşımı kim düşünürse burada kınıyorum.yetkililerin bu meseleye insancıl bir çözüm bularak,bu meseleyi bitirmesini dilerim.karşılıksız çeke hapis yolu ile cezalandırmak ne kadar mantıksızsa bu suça idari para cezası getirmekte o kadar mantıksızdır.parasını ödeyemeyen adama para cezası:)

  6. KIYMETLİ KARDEŞLERİM;
    22 HAZİRAN 2009 tarihinde pazartesi günü yine mecliste olmayı düşünüyorum. BU SEFER BANA KATILMANIZI RİCA EDİYORUM. Çünkü meclis ana bina önünde canlı yayın ekipleri her an için haber bekliyorlar. Röportajlar yapıyorlar. ufak bir gurup oluştursak ses getirir, maksadımızı hem basın yoluyla hem de direkt bildiririz. özellikle anneler, babalar hatta küçük çocullar çok etkili olur. Tanışıp toplanmak için çam sakızı çoban armağanı hediyelerimiz mutlak olsun. Bir kutu çorum leblebisi gibi. Her kez şehrine, imalatına özgün bir şeyler getirsin. ziyaretci kapısından girdikten sonra, ana bina önünde- basın kapısı önünde buluşuruz. Mektuplarınızı da getiriniz. Herhangi bir taşkınlık yapmadan, sessiz fakat anlamlı bir eylem yapalım. Hukuk Tarihimizin bu kara sayfasını hep birlikte yırtıp atalım.
    KIYMETLİ BLOG ADMİNLERİ; Yazarlıklarınızı ve edebiyatlarınızı konuşturma zamanıdır. Örnek mektupları sizler hazırlayınız. EZBERLERİ HEP BERABER BOZACAĞIZ. Varlığımızla ekonomiye katkılarımızı, yokluğumuzla oluşan zararları anlatmanın zamanıdır. BURHAN İŞCAN
    not: olumsuzluk yok. yanlış anlaşılmasın. ihtiyatlı ve kararlı olmak açısından düşündüm. hem herkes mutmin olur.

  7. 70 GÜNDÜR HER YERDE “DEVLET BABA” YI ARIYORUM
    Kendisin tanıyanların, görenlerin, yerini bilenlerin bana insaniyet namına bildirmelerini, yada kendisine aşağıda yazdığım mektubumu iletmelerini saygılarımla istirham ederim.
    KIYMETLİ DEVLET BABACIĞIM;
    Ben; kendisi de baba olan bir evladınızım. Oğlum ve ben, iki evladınız; sizin büyüklüğünüze, şefkatinizin, hamiliğinizin ve vasiliğinizin sembolü olan sosyal güvenlik yapınıza(kurumunuza) zarar verenleri, onları cezalandıracak diğer evlatlarınıza bildirdik. İhbar ettik. Yaklaşık üç yıldır bunlarla mücadele etmekteyiz.
    Fakat bu kötü çocuklarınızla uğraşmak bize büyük kayıplar verdirdi. İki şirketimiz iflasın eşiğinde. Onların çok kalabalık ve örgütlü olmasına karşın; ben ve oğlum önce rabbimize sığındık ve güvendik. Sonrada size güvendik. Başka devlet babalar bizim gibilere ödüller veriyorlarmış. Bizim için; rabbimizin sevgisini kazanmak, sizin kıymet ve bekanızı yüceltmek en büyük ödüldür. Ne var ki; bu uğraşıda, üzerimize konulan ambargolar ve tahakkümler sonucunda her şeyimizi kaybettik. Alacaklarımızı alamadık, borçlarımızı veremedik. Oğlum 50.000 TL çek borcu cezası yüzünden Eskişehir H Tipi Ceza Evi’nde tutukludur. Tutuklattığı kişilerin baskı ve tehditleri altındadır. Ona orada İSPİYONCU gözü ile bakılmakta, ve öyle muamele edilmektedir.
    Devlet Babacığım; oğlum ne dolandırıcı nede ispiyoncudur. Ona yapılan bu haksız muameleler bir baba olarak beni derinden yaralamaktadır. Büyük babamız olmanız sebebiyle muhakkak ki sizi de üzecektir. Bizim can güvenliğimiz yoktur. Savcı evladın vali evladına, vali evladında savcı evladına bizi havale edip duruyor. Ortada ne alınmış dilekçem, nede yapılan bir yardım var..18 Haziran 2009 günü açık görüşte oğlumla görüşme yaptım. Ceza evi girişlerinde bize yapılan işkenceleri anlatamam. Oğlumu tek kişilik koğuşa almışlar, sözde koruyorlar. Yan koğuşlardan mafya mensupları; 3 milyon TL geleceğini, bunun yarısını oğluma vereceklerini, yarısını da kendileri alacaklarını, ayın 24. deki mahkemede lehe konuşmasını aksi halde kendisini de bizi de vuracaklarını söylemişler. Bizim için önemli olan rabbimizin sevgisidir. Biz ; “bir elime güneşi, diğerine de dünyayı verseniz davamdan vazgeçmem” diyen peygamberin inançlarına, sevgisine sahip ümmetin mensuplarıyız. Oğluma bu şartlar altında zorla bir şeyler yaptırmalarından korkuyorum.
    Sizi bulmak, sıkıntılarımı anlatmak gayesi ile 17 haziran 2009 da TBMM ne geldim. Zira; başbakanımız evladınız, “en büyük irade meclistir” işaretiyle sizin yerinizi bildirmişti. O gün orada sizi aradım durdum. Yanımda çek mağduru kardeşlerimin size gönderdiği sol üst ucu yanık mektuplar da vardı. Eskişehir AK Parti Milletvekilim Sayın Nedim ÖZTÜRK beni önce sizin sofranızda ağırladı. Sonra meclis ana binasında. Ona kulis salonunda sıkıntılarımı açtım. Sizi sordum. Sizin karşı salonda olduğunuzu, çalıştığınızı, vekilim olarak kendisinin, sıkıntılarımı size aktaracağını sözünü verdi. Orada daha başka milletvekillerimiz lede görüştüm. Onlara ÇEK MAĞDURU kardeşlerimin selamlarını ilettim, sıkıntılarımızı dile getirdim.
    Bu gün 70. gün DEVLET BABACIĞIM. Oğlum hem çek mağduru, hem insaniyetlik mağduru. Birileri sizin adınıza devlet suçu işliyor babacığım. Yaptıkları ayıbı, size mal etmek istiyorlar. DEVLET AYIBI. Benim bu mektubu yazmamdaki amaç çekilen bu sıkıntıları anlatmak değil. Oğluma baskı yapılarak alnımıza sürülmek istenen leke yüzündendir. Çek mağduru kardeşlerimin de 170. günü. dolmuştur.
    Kıymetli Devlet Babacığım; sizin dünya devlet babaları arasındaki üstün yerinizi ve saygınlığınızı biliyorum. Size olan güvenim tamdır. Ancak meselelerimin acil çözüme ihtiyacı vardır. Zira bizler işlerimizi aşlarımızı kaybettik. Onurumuzla tekrar ekonomiye dönüp katkı sağlamak istiyoruz. Babalık yapıp bizi hoşgörünüz. Borçlarımızı ödeyelim. Yuvalarımızı, işlerimizi tekrar kuralım. Eskiden olduğu gibi tekrar vergilerimizi verebilelim. Ancak hapiste bu işler olmuyor. Başka devlet babaları böyle yapmıyormuş. Sizin de bize karşı müşfik ve alicenap olduğunuzu biliyorum. Temsilci evlatlarınızın sizi iyi temsil edememesi yüzünden imajınızın zedelendiğini de biliyorum. Bir baba olarak babalığın güçlüğünü de biliyorum. Ama babacığım bizleri merde namerde muhtaç etmeyiniz. Bize acil yardım ediniz.

    Bu mektubumun, bu sefer elinize geçeceği umuduyla, önünüzde hürmetle eğilir selamlarımı arz ederim. BURHAN İŞCAN (0 537 3704830)

    NOT: Bu mektubumun ekleri vardır. Ekleriyle birlikte; BİMER, AKİM, Milletvekilleri, parti genel merkezleri, sivil toplum örgütleri ve ulaşabildiğim her yere cebimdeki son paralarım nispetince gönderilmiştir.

  8. BARO DEDİĞİN AVUKATLARIN ODASI ONLARIN İŞNE GELİRMİ ÇEKTEHAPİS CEZASININ KALKMASI ADM OH NE GÜZEL SIKIŞAN BİRİNİ BULDUM DİYE SEWİNİYO EK GEÇİM KAYNAKLARI İCRALAR ,BAŞKA DAVALARA BAKSALAR KAFALARINI ÇALIŞTIRMALARI GEREKECEK. ÇEK DAVALARINDA İCRALARDA OH NE GÜZEL Bİ KEK GELDİ KOPARALIM MANTIĞNDALAR,EŞİM KARŞILIKSIZ ÇEKTN İÇERİ GİRDİ , KARŞI TARAFIN AVUKATI ALACAKLISININ ALACAĞINDAN ÖNCE 10000 TL AVUKATLIK PARASI NI PEŞİN ÖDE ,ALACAK DOSYASINA OZAMAN TAKSİT YAPARIM DEDİ,BİZİMKİDE TAHLİYE İŞLEMLERİNİ YAPARIM AMA 4000 TL VERİCEN DEDİ(KARŞILIKSIZ ÇEK MİKTARI35000) ,KİM KARLI BU SEKTÖRDE ?KİM İSTER AFFIN ÇIKMASINI? BUNLARMI HUKUK ADAMI? ÇOK TA UMURLARINDA KİME NE OLMŞ BARONUN GÖRÜŞÜ EN SON ALINMASI GEREKEN YER ,NERDE BİZİM HER ŞİRKET KURULURKEN ŞART OLAN TİCARET ODALARI ?

  9. ne oldu af çıkmadımı o kadar veryansın yaptılar ümit bağladık bekledik ne oldu şimdi bir bilen varmı

  10. Çek mağduru olmak.Kimse sormuyor nasıl oldu bu insan çek mağduru???? ben bildiğim bir arkadaşın başına geleni söyliyeyim.Aylık en az 200-300 milyar ödeme yapan bu firma çalıştığı firmanın ki aylık o fşrmaya 80 milyar ödeme yapıyordu çalışma şartlarını değiştirdiler.Bu arkadaşa aylık 100 – 150 milyar zarara maloldu.Yapılan görüşmede ticaret yaptıklarını ve bir şey yapamayacaklarını söylediler.Ne yaptıklarına gelince rakip firma ilede anlaşarak zarara uğrattılar.Bu firma vadesi gelmeden şıkışık zamanlarında çeklerini öder ki iki kere karşı firmanın haczini durdurmuştu.Tabi çek ödeme sıkıntısı yaşayınca ilk hacize gelince diğer firmalarda daha hakkı alınmamış yani aslında borç olmayan çekleri üçüncü kişilere geçince hacize geldiler.Ne yaparsanız yapın kazanılmamış bir paranın karşılığını istiyorlar.Vadesi gelmemiş çeklerin hepsi hacze geldi ve sonuç hüsran.Bu arada firma 600 milyara yakın ödeme yaptı isede işin ucu kaçtı ve firma pause.Para kazanmak için iş yapamıyor çünkü aranıyor yada haciz.nemi olacak 5 yıl hapis diyelim.Yattı çıkacak borç bitmemiş nasıl çalışacak.Yanında cabasıda 5 yılda neler olacak belli değil.Sadece haksız yere parasını almak için batan bir firmaya neler yapılmalı ….. bakara suresi 280 ayet i okusunlar.hak baki kalır sadece çalışmak için fırsat verseler borç ödenir…Milletvekilleri veya büyükler … tuzları kuru bunların tok açın halinden ancak Allah isterse anlarlar Allah hidayet versin

    • ticaretin islami şekli olmaz derler ama bakın islam dışı oluşturulan ve kuralları konulan ticaretde işe yaramıyormuş.bir çok insan hapiste,aranıyor,yada arandığı için işinin başına geçip borcunu ödeme fırsatı bile verilmiyor.bununda adı insan hak ve özgürlükleri adına çıkarılmış yasa.ekonomi kötü,bu kötü ekonomide ayakta kalma azmi gösteriyorsunuz ve biz devlete yük olmuyorsunuz demezlerde ,borcunu ödeyemedi yakala tık içeri derler.gün avukatların günü.bu bozuk ekonomi düzeni değişmediği sürece zulmü para kazanma fırsatı olarak bilen insanların sayısı artacaktır.sanırım hükümet bu yanlışı engelleyecek ve zulme bir son diyecek anlayışı içindedir.mesele üzümmü yemek yoksa bağcıyımı dövmek lütfen bir daha düşünün

  11. ceketimi yağmurlara astığımdan beri
    tehlikeli şiir okur sataşırım dünyaya ben….

    karşılıksız çek
    karşılıksız aşk gibidir

    suç değildir…
    suç sayan suçludur

    devletinizin
    mağdur ettiği
    tüm olmayan çek suçundan dolayı

    bütün dünyanın gözü önünde
    özür dilemeli…

    aldığı para cezalarını derhal iade etmeli
    hapise boş yere attığı insanlara
    tazminat vermeli…
    bu kadar açık ve net…

    görüyorsunuz değilmi nasılda teğet geçiyor
    nasılda yandan geçiyor
    tabi millet vekillerinin yakınları için diyen demiş
    memleketin anasını ağlattınız…

    teşvik kredilerinizide vekillerin en yakınları alabiliyor..

    ama ben batsamda
    bintanede karşılıksız çekim olsa
    senin kredini kullanmam

    ”işiniz soygun gücünüz saygun”
    ”sen akp sin büyük götür”
    ”her şey para için”

    eğer şerefli bir hükümet bir devlet olsan
    olmayan bir suçtan insanları cezaevinde yatırmassın

    suç sayılsa bile paranın karşılığı cezaevi olmaz
    insan değilmisiniz

    dini imanı siyasete alet edip nasılda milleti
    kandırdınız…
    bizim inancımız senin inacını 5 e katlar
    senin gibi reklam yapmıyoruz

    sen gemiciklerinle oyun oyna

    bak emin olun siz vekil olacak adamlar değilsiniz
    abdullah gül hariç

    para için insan cezaevine atılmaz

    helal olsun size

  12. şişli 8 asliyeden infaza itiraz dilekçeme dün cevap geldi
    her yönden reddildi
    yasal boşluk yok yasa yürürlükte ayrıca
    vadesinden önce yazdırılmış ama yeni düzenleme usul yönünden geriye işlemez
    sonuç
    türk milleti adına karar
    itriazın hertürlü reddine ve infazın devamına ilanen tebliğ olunur.
    kelem ellerinde istedikleri gibi yazıyorlar fermanımızı

  13. BİR SORU BİR CEVAP
    güneşli bir günde arabamla yola çıktım.
    epey bir yol gitmiştimki hava birden bozdu.
    karlı,puslu bir hava çöktü
    üstelik karanlık,göz gözü görmüyor
    yollar desen berbat
    benzinimde bitiyor
    daha kötü ne olabilir derken
    başka bir araba kütt arkadan vuruyor
    bende direksiyon hakimiyetini kaybedip
    o anda karşıya geçmeye çalışan yayalara çarpıyorum
    çok şükür ölü yok
    hepsi yaralı kurtuluyor
    ve benden davacı oluyorlar
    şimdi şuçlu kim
    a)şöför yani benmi
    b)bana vuran şöförmü
    c)kötü havamı
    d)bozuk yollarmı
    e)yoluma çıkan yayalarmı
    f)hiçbiri

    Bu sorunu doğru cevabı (f) şıkkı nedenmi?

    ÇÜNKÜ KASIT YOK
    KASIT YOKSA SUÇ UNSURUDA OLMAZ
    KASITSIZ OLAN TEK SUÇA HAYIR DEMEK İÇİN
    ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR DEMEK İÇİN
    BİZ KAÇACAK BİR ŞUÇ İŞLEMEDİK DEMEK İÇİN
    1 TEMMUZDA TAKSİMDE ASKER OCAĞINA TESLİM OLDUĞUMUZ GİBİ
    ONURUMUZUDA YANIMIZA ALALIM HEPBERABER TESLİM OLALIM

    • evet barodan da bu görüş beklenirdi ee tabi onlarda haklı bu kadar dava varken bu davaların düşmesi işlerine gelmez yoksa avukatlar nasıl para kazanacak öyle değil mi 😦

      • günaydın herkese şimdıde tatıl sonrasınamı ertelendı goruşmeler İÇTİHAT DENIYORDU ARTIK O OLAYDA BITTI DEMEKK

        • HERKES UYUYORMU

          • günaydın Can bey, uyandık 🙂 Toplantı ile ilgili bir bilgi var mı elinizde ? benimle paylaşabilirmisiniz ?

          • ADMIN HICBIR BILGI YOK FULL CALIŞIYORUM AYNI OZGUR ZAMANIMDAKI GIBI ARTIK HAPİSLIKTE O KADAR ONEMLI DEĞİL KIZIM YINE 1 YILDIR EVE GITMEMEME RAĞMEN BURS KAZANDI SBS DE DERECEYE GIRECEK KADAR IYI SINAVIGECTI ARTIK ICERI GIRMEK PEK KOYMUYOR OKULLAR TATILDEYKEN BU HAPİSLIK İŞİNI BITIREYIM DIYORUM ONDAN SONRA ALACAKLILAR KUCUK ATIFI ALSINLAR

          • Kızınızı benim için kutlayınız. Başarılarının devamını dilerim.

            Bakın işleriniz düzelmeye başladı. Geriside gelecek …

          • TUZLA TERSANELERİNDEKİ ÖLÜMLER ve BAŞBAKANIN SAKLADIĞI GERÇEKLER…
            Cuma, 20 Haziran 2008 00:00
            TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı

            İSTANBUL MİLLETVEKİLİ VE CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN TUZLA TERSANELERİ KONUSUNDA DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI (20.6.2008)

            TUZLA TERSANELERİNDEKİ ÖLÜMLER ve BAŞBAKANIN SAKLADIĞI GERÇEKLER…

            Sayın Başbakan, 98 işçinin yaşamını yitirmesinin ardından en nihayet Tuzla’da önlem almanın gereğinden söz etti…

            Sayın Başbakan Tuzla tersanesini helikopterle havadan denetledikten sonra Dolmabahçe Sarayında tersane sektörü temsilcileriyle bir araya geldi…

            Sayın Başbakan bu görüşmede şunları söylüyor… “Burada yapılacak değerlendirme ve müzakere sonucunda, birlikte sorunlara çözüm bulmak mecburiyetindeyiz”…

            Bunun olması için öncelikle ayırım yapılmaksızın tüm tarafların dinlenmesi gerekiyor. Sayın Başbakan sıkıştığında “herkesi kucaklayacağından, ayırımcılık yapmadığından” söz ediyor. Peki, 98 işçinin yaşamını yitirdiği bir bölgede sendikal faaliyet gösteren Limter İş Sendikası niçin bu toplantıya çağrılmamıştır?

            Çünkü Sayın Başbakanın gerçekleri görmeye niyeti yoktur. Kendisine farklı çözümler öneren düşüncelere tahammülü yoktur. Çünkü Sayın Başbakan “eylem demokratı değil, söylem demokratıdır.” Yani kağıt üstünde demokrattır… Gerçekte ise aykırı hiçbir düşünceye tahammülü yoktur…

            Günaydın Sayın Başbakan…

            98 işçi ölürken duyarsız mıydınız?

            Sayın Başbakan iş kazası sonucu ölümleri de adeta meşru – olağan görüyor… Sayın Başbakan diyor ki, “iş kazalarına bağlı ölüm ve yaralanma olayları dünyanın her yerinde olabiliyor.” Bu demektir ki, Tuzladaki ölümler olağandır ve dünyanın her yerinde olan iş kazası ölümleridir…

            Sayın Başbakan acaba 98 iş kazası sonucu ölümün olduğu dünyada bir başka tersane gösterebilir mi?

            Sayın Başbakan yine AKP Hükümetini eleştirilerden uzak tutmak için Başbakan gibi değil de bir muhalefet lideri gibi konuşmaktadır. Sayın Başbakan diyor ki, “Tuzlada 47 tersane var. Bunların içinden ruhsatlı olanların sayısı, parmaklarımızın sayısını geçmeyecek kadardır.”

            Sayın Başbakana sormak gerekiyor…

            Bu tersaneler Ruhsatsız olarak başka bir ülkede mi faaliyette bulunuyorlar?

            Siz 6 yıldır bu ülkede Başbakan değil misiniz?

            Bu tersanelerin ruhsatsız çalışmasına sizin Hükümetiniz göz yummuyor mu?

            Başbakansanız, ruhsatsız çalışmanın suç olduğunu birileri size söylemiyor mu?

            98 işçi yaşamını yitirdi siz hala önlem almıyor, önlem almaktan söz ediyorsunuz…

            AKP Hükümetinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik, 18 Mayıs 2008’de yaptığı açıklamada, aynen şöyle diyor…

            “20 tersane olması gereken yerde 50 tersane olursa ve bu şekilde ruhsatlandırılırsa o karmaşa içinde ne yazık ki bu üzücü olaylar cereyan etmeye devam edecek.” diyor…

            Sayın Bakan son derece önemli bir konuya dikkat çekiyor ve Tersanenin yoğunluğunun ölümcül kazaları artırdığını ve önlem alınmazsa ölümlerin devam edeceğini söylüyor…

            Peki, Tuzla’da bu yoğunluğa kim izin verdi?

            Gemi İnşa Sanayicileri Tuzla Tersanesi büyütülürken herhangi bir uyarı yapmadılar mı?

            •Gemi İnşa Sanayicileri Birliği ilk uyarıyı 2004 yılında yapmıştır. Yazıyı gereği için iki Bakanlığa, bilgi için de 6 kuruluşa göndermiştir…(Ek:1)

            •AKP Hükümeti bu uyarıyı dinlememiş ve bildiğini okumuştur… (Ek 2 ve 3)

            •Gemi İnşa Sanayicileri Birliği son uyarıyı da 2007 yılında yapma ihtiyacını duymuştur. (Ek 4)

            Tuzla’daki ölümlerin sorumlusu AKP’dir…

            Sayın Başbakan “önce insan” diyorsa, dönüp ölümlere ortam hazırlayan yazışmalara ve birlikte toplantı yaptığı Bakanlara bir sorsun… Gerçeği daha iyi görecektir…Sayın Başbakan, Dolmabahçe toplantısında “İnsan hayatını ilgilendiren hiçbir soruna duyarsız kalmamız mümkün değildir” diyor. CHP Tuzla’ya ilk heyeti Ekim-2007 tarihinde gönderdi. O tarihten bu yana defalarca bölgeye gidildi ve taraflarla görüşüldü… Bugüne kadar 98 işçi yaşamını yitirdi… Ve en nihayet Sayın Başbakan “insan hayatını ilgilendiren hiçbir soruna duyarsız kalmayacağını” 19 Haziran 2008’de açıklıyor…

        • kardeşim günaydın;
          görüşmeler ekimemi kaldı ?

          • sayın admin, sayın canatak bey uğraşlarınız için teşekkür ederim bu yaz da yalnız ve sıkıcı bir şekilde çocuk özlemiyle eş dost akraba özlemiyle evde tek başına polis korkusu içerisinde geçeceğe benziyor.
            benim iki adet iş yerim vardı iş sıkıntım yoktu işlerimde gayet güzeldi bir gün bizim buraların tanınmış mafyaları iş yerime geldi bana dediler kardeşim bizde senin iş yerine ortağız %25 i bizim dediler yoksa asarız keseriz şunu yaparız bunu yaparız dediler tabi bu kişiler kaçakçılık ve organize suçlar müdürlüğü tarafından takiptelermiş aynı günün gecesi beni 2 adet polis aldı bana dediler ne istediler senden diye sordular bende dedim benim ortaklarımmış dedim nasıl dediler adamlar dedim bena % 25 hisse vermessen şeni şöyle yaparız böyle yaparız diye tehdit ettiler dedim dediler hiç bir şey yapamazlar sen bize yardımcı ol bizde sana yardımcı olacağız dediler bende tamam dedim ve ayrıldım bu mafya denilen kişiler iş yerime her gün gelmeye başladılar ve gene beni devamlı tehdit etmekteler bende bunları polisle paylaşmaktayım bir gün gene geldiler bende personelimi topladım bunlara iyi bir ders verelim dedim ve dediğim gibi yaptık tam 8 kişilerdi tabi hepsi silahlı kimini dövdük kimi kaçtı kimi silah çekti ALLAH tan silahları tutukluluk yaptı hiç zaiyat vermeden atlattık tabi bu arada polisi aradık olaylar bittikten sonra geldiler bizde aynı gece polise olay hakkında şikayetçi olduk ertesi sabah polis tam 100 kişi üzerinde kişi topladı hepside cezaevine girdi bu olay 2007 yılında oldu tabi bu mafyaların yakınları beni rahat bırakmadılar davadan vaz geçmemi yoksa beni rahat bırakmayacaklarını söylemekteler bende ister istemez kaçmak zorunda kaldım iş yerlerimi kapatmak zorunda kaldım tabi ne alacaklarımı toplayabildim nede borçlarımı ödeyebildim vermiş olduğum çeklerden tutuklamalar çıktı şimdi hem o mafya yakınlarındak kaçıyorum hemde polisten kaçıyorum borçlarımın büyük bir bölümünü bütün mal varlığımı satıp ödedim fakat hala yarısı duruyor ödeyemedim şimdi eğer yakalansam bu mafyalarla aynı cezaevine girecem düşünün o adamlar o cezaevinde beni sağ bırakırmı bu adamların kolları uzun nereye gitsem muhakkak duyacaklar benim nerde olduğumu o yüzden tam 2 yıldır çocuklarımdan ayrı ailemden ayrı başka bir evde tek başıma kalıyorum ama dayanacak gücüm kalmadı tek umudum bu çıkacak olan yasaydı şimdi o da başka bir bahara kaldı şimdi ben türk polisine yardım ettiğim için suçlumuyum taktiri size bırakıyorum hepimizi ALLAH kurtarsın saygılarımla

  14. Sevgili admin,
    açıklamayı koyduğunu görmemiştim pardon. haberleşme bölümüne ben de koydum. (sil istersen)
    ben olumlu bir tavır göremedim açıklamada, senin görüşün nedir?

    • Yakın gelecekte iki tür çek olabilir.
      -Bankadan ödeme garantili çek
      -hapis cezası ile teminat altına alınan “sıradan vadeli çek”

      Bankaların işlem hacimleri daralmasın diye fikir bulmak gerekiyormuş.

      Sizlerin önerisi varmıdır ?

      görünen şu ki . Taraflar yorumlarını halka açıklıyor. Bu işin çözümü kolay değildir ve kimse sorumluluk almak istemiyor.

      • hapis cezasına devam etsinler işlem hacimleri düşmez, hatta biraz allayıp pullayıp cezaları artırırlarsa artar belki de (!)

        çek meselesi ticari hayatın unsurlarından sadece birisidir. sermaye birikimi yeterli olmayan bir ülkede bu fiili yapı doğmuş biz de debelenip duruyoruz.
        nasıl olsa krizler tarihinde küçük birer istatistiki rakam olarak yer alacağız.

        gerçekten bıkkınlık geliyor bazen…

  15. öncelikle bu siteyi açan ve çek magdurları için yardımcı olan tüm arkadaşlara teşşekkür ediyorum.bende esnaftım 14 yıl çeklerimi ödedim diğer magdur arkadaşar gibi bende alacaklarımı gününde tahsil edmediğim için iş yerim battı ailem dağıldı icra üstüne icra birde bu yetmezmi gibi çek suçundan yargılanmaya başladım. ey hükümet ey değerli miletvekilleri ben bu vatan için güneydoğuda askerlik yaptım ve yaralandım teröriste karşı mermi attım gece dağlarda yattım aç kaldım susuz kaldım şimdi bana açıklayın bakalım teröriste af var vatanı için çarpışmış yaralanmış ve vatanı için çalışan vergisini ödeyen esnaf olan işletmeci olan kişi dolandırıcı vatan haini bu devlete mermi sıkan terösite af böyle devlette olmasın böyle vekilde olmasın ozaman yapacağınız tek şey af yasasını çıkartmak çek magdurlarının en önemlisi evde babasını annesini bekleyen ailelerin göz yaşlarının dinmesi bir kerede miletinizi dinleyin bir kezde devlet baba olun ekonomik kriz içindeki küçük esnafı koruyun biz sizden borcumuzu ödemiyecez demiyoruz üstünede yatmak istemiyoruz ama bize şans verin bizde ödüyelim çalışamıyoruzki zaten icralıkız artı aranmammız var nasıl çalışacaz içeri girince sanki borç ödenecekmi ozaman adli para cezası veriyorsanız madem vereceksiniz 5 yıl taksit yapın bize imkan sağlayın onudamı yapamıyorsunuz veya deyinki kardeşim ya parayı öde yada yat ama yatarsan borcun bitcek bizde girelim yatalım ama çıkınca borcumuzun bittiğinide bilelimki en azından borç için yattık çıktık diyelim böyle saçma kanun görmedim hem hapis yat hem borcun dursun gene ödemek için uğraş çıkartın artık bu yasayıda bizde rahat rahat gezelim çalışalım borcumuzu ödemeye çalışalım allah tüm çek magdurlarına kolaylık versin işallah bu sefer milletvekillerii bizi dinleyecek….

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s