Yeni Çek Yasası Ne Kadar Yenidir ?


Yeni Çek Yasası  Ne Kadar Yenidir ?

Çek zor bir konudur. Özel bir çek hukuku vardır. Okulda ezberletilir “çek nedenden ve vadeden bağımsızdır” . Türkiye’de kullanıma bakıyoruz. “Bir mal-para alışverişini belgeler, vadesi vardır. ” Yani yasada yazanın tam tersi geçerlidir.

Ara düzenlemede ve yeni yasa tasarısında açıkca görülüyor. Bu  “Türk usülü çek” kullanımı artık yasal kullanım şekli olarak kabul edilmiştir. Türkiye’de bankaların bastığı bonoya çek adını veriyoruz.

Vade tarihinde karşılığı olmayan çek’e karşılıksız çek diyoruz. Her karşılıksız çek iki mağdur taraf yaratır.  Parasını tahsil edemeyen alacaklı ve parasını ödeyemeyerek itibarını kaybeden borçlu birer mağdurdur. Karşılıksız çek’den doğan borcun tahsili için icra kanunlarında çok özel olanaklar vardır.  Durum böyle iken daha kolay olan ceza davası tercih edilmektedir. Ceza davası 3167 nolu çek yasasına göre açılır, basit yargılamaya göre yapılır. Savunma yapma koşulu yoktur.  Karar gününde borcunuzu ödemediyseniz çek tutarı kadar para cezası verilir. Para cezası, hapis cezasına çevrilir

Cezaevine giren bir borçlu ticari olarak bitik, finansal açıdan batakdır.   İşi durur ve alacaklıları paralarını tahsil edemez. Bir çeki yazılan işadamı, alacaklıların hedefi haline gelir.  Artık potansiyel bir batakdır.

İflas eden her işadamının cebinde tahsil edemediği çekleri vardır. Bu çekleri adli emanete bırakır ve cezaevine girer.

Karşılıksız Çek’ de cezaları arttırmak çözüm olmamıştır. Çözüm olmadığı için beş yıl içinde yasa tamamen değişmek zorunda kalınmaktadır.  Çek yasası’nın dayandığı çek kullanım şekli  gerçek değildir.

Çek nakit bir ödeme aracıdır. Vade yazıldığı andan itibaren kredi aracı olur.  Çeki basan banka, kredi koşullarına göre teminat sağlamalıdır. Çek’e itibarı ancak böyle sağlanacaktır.  Karşılığı banka teminatı olan çek,  bloke edilmiş nakitdir.  Cebinde tahsil edemediği çekler ile cezaevine düşen işadamı örneğini hatırlayınız. O işadamının cebindeki çekler banka garantili olsaydı, borcunu ödeyebilecek idi.

Yeni çek yasası taslağını herkesin okumasını öneriyorum. “Af çıkıyor,  sevinçden çıldıralım “ günlerinde iken  fikrimi baştan söyledim.  Bu taslak ile cezalar kolaylaşacak-artacaktır.  Dosyaların bir bölümü afedilecek ve tepkiler engellenmeye çalışılacaktır.

Yeni çek yasası tasarısı nedir ?

Yeni Çek Yasası ‘nı Emekli Albay Hilmi Ertunç ‘mu hazırladı ?

Yani cezalar sürecek, tepkiyi azaltmak için bir mini af basının ağzına lokma olarak verilecektir.

Ben varolan tüm dosyaların geçersiz kaldığını savunuyorum. Bu görüşü akademisyenler ve bazı mahkemelerde kabul etmiştir.

Çek vadelidir. Örnek eraat kararları

Çek yasası geçersizdir. Örnek beraat kararları

Çekde yeni mağdurlar yaratmamak için çek yasası iyileştirilmelidir.  Yargıtay başkanı’nın açıklaması manifesto niteliğindedir.  Çek yasası’nda iyileşme sağlanıncaya kadar mücadele sürmelidir.  Mini af, aşamalı af gibi vaatler hızımızı kesmemelidir.

Komisyonlarda yaşananlara, beyanatlara inanamıyorum ve kapılmakda istemiyorum. Bu komisyonlar farklı görüş temsilcilerinin katkılarını sağlamak üzere düşünüldü. Siyaset uzmanı değilim, hukukdan biraz anlarım. Komisyonlarda bir lobinin ya da bir parti grup kararının savunulması demokrasi değildir. Sadece güç gösterisidir.

Önümüzdeki günlerde neler olacaktır ?

Elbetteki benim görüşümdür  ve bir bölümü önceki yazılarımdan kopyalıyor olacağım.

İktidar, çekde cezayı savunmaktadır. Muhalefet tersini istiyor.  Koltuklar değişik olsaydı, yorumları aynımı olurdu bilemiyorum.

İktidarın çekde cezayı savunmasında, bankacılık lobisinin etkisinin az olduğuna inanıyorum. Bence ana etken, eski tür ticaret yapmayı seven ara toptancılardır. Bunların kültürüdür.

Çekde  banka teminatı arttırılacaktır.  Ne kadar artabileceğine banka lobisi karar verir. Çünkü ilk anda işlem hacminde azalma olabilir.  Banka teminatı yokolsa, çek almak kolaylaşsada işlem hacmi azalacaktır. Kimsede para kalmadı, çeke güven ise yokolmuştur.

İktidarın cezacı taslağı geçirememesinin nedenleri nelerdir.  ?

  • Siyasi gündemin sıcağında, yeni gürültü istenmiyor.
  • Avrupa Birliği ve AIHM görüşü bellidir.
  • Artan mağdur sayısı, vekilleri kıskaca almaktadır.
  • Bu çağdışı yasada ısrar etmek vicdanları rahatsız etmektedir.
  • Yargıtay başkanının istediğinin tersini yapmak zor bir hukuki sürece işaret eder. Bir ülkede adalet-hukuk  bir zümre, bir siyasi görüş için değildir. Sadece alacaklı için değildir. Sadece borçluyuda korumaz.

Bu iş bitecektir. Bunu biliyorum.

Olumsuz senaryo nedir.

  • Adli para cezası kalır.
  • Çaycı-Odacı affı olur.

Olumlu senaryo nedir ?

  • Adli para cezası gider. İdari para cezası gelir.
  • Kasıt unsuruna bağlı hapis cezası eklenir.
  • Bankaların sorumluluğunu koşulsuz artırmak yerine  garantili çek kavramı gelir. Kredibilitesi olan tacir, altın değerindeki bu çeklerden verir. Eski tür çekler sürdüğü için bankaların işlem hacmi azalmaz. Garantili çeklerden ötürü banka kredi işlem hacmi artar.
  • Tüm davalar tekrar görülür. Büyük kısmı zaman aşımından doğrudan düşer.
  • Yasa çıktığı gün tahliyeler başlar.

Ara senaryo ne olabilir ?

Yargıtay başkanının, Adalet bakanı ile görüşmeden muhtıra gibi bir açıklama yapacağını sanmıyorum. Ara senaryonun ne olacağına, Yargıtay ‘ın bu işde ne kadar yeralmak istediği  karar verecektir.

  • Yargıtay kanun boşluğundan ötürü, düşüm yönünde içtihat yayınlayacağını söylemiş olabilir.  Hukuka uygun olmasada,  siyaset böyle gerektirmiş olabilir, bekleme seçilmişdir.  Çek yasası çıktığı hafta emsal karar yayınlanır.
  • Toplu olarak tahliyeler ve beraatlar başlar.
  • Burada kritik olan şudur. Kanun boşluğu oluştuğu anda,  iddia makamı tekrar şikayetde bulunabilir. Bunun süresi bellidir. altı aydır.
  • 1.ocak.2009 psikolojik olarak kabul edilebilir bir sınırdır. Altı ayın bitimi ise 30.haziran ‘dır.
  • Yani yargıtay, yeni yasayı bekliyor ise, affı 2009 öncesi ile sınırlamak istiyor olabilirler.
  • Bu durumda yasa Temmuz ayından önce çıkmalıdır.  1.temmuz miladının ana fikri budur.
  • İlk taslakdaki, eski davalar eski yasada , yeni davalar yeni yasada sürer maddesini hatırlayınız.

Bir başka arayol

  • Yargıtay kozundan bağımsız olarak.  Cezalarda ara yol seçilir.  TCK ‘daki ceza sistemine geçilir. Çek Yasasında özel ceza hükümleri değil TCK hükümleri geçerli olur. Bu yargıyı rahatlatır, yasayı basitleştirir.
  • Şartlı tahliye,  infaz geciktirmeler, açık cezaevi gibi seçenekler gelir.  Bir kaç emsal dava beklenir ve toplu tahliyeler olur.

Diğer bir arayol

  • Cezalar aynen sürer.
  • Bir ceza erteleme ile af yapılır. Yaşanan ekonomik krizin etkilerini azaltmak, borcunu ödemek isteyen esnafa olanak tanımak için tüm çek cezaları bir yıl ertelenir.
  • Anında tahliyeler  başlar. Pek çok dava zaman aşımından düşer.

Gündem çok zekice oynanan hamleler ile meşgul edilmektedir. Meclis tatil edilecek-edilmeyecek tartışmalarını düşünün.  150.000-200.000 kişinin mahkumiyeti sözkonusu iken bunların yaşanması, olsa olsa bir  hamledir.

Sonuç ne olursa olsun. Türkiye bir gerçeği öğrendi. Özgürlük borcun teminatı olamaz. Bundan sonra pekçok şey değişecektir. Değişmelidir.

Değişim kaçınılmazdır.

Reklamlar

20 responses to “Yeni Çek Yasası Ne Kadar Yenidir ?

  1. Verdiginiz bu bilgiler icin cok tesekkurler. Cok faydali oldu.

  2. sayın ab haklısın ama bu yasa böyle çıkacaksa bizide uğraştırmasınlar çıkarsınlar ama düşünsünlerde ben diyorumki bir tv programına katılalım mayın için bir sürü program yaptılar bizim için neden yapmıyorlarr bununda üstünde duralım kimse ne yapacağını bilmiyor ne çıkaracaklarıda anlasınlar bu devlet dağdaki terösite af çıkarıyorsa inanın bu ülkede yaşamk bile istemiyorum yazıklar olsun yaptığım askerliğe bu vatanı korumak için dağlarda teröristle savaştığıma bu hükümetede yazıklar olsun

  3. yeni yasa kötü çıkarsa bunu cumhurbaşkanının imzasına kalmazmı onunda bu yasayı onaması gerekmezmi ozaman eğerki bizim lehimizde çıkmazsa yasa yani yasadaki boşluktan bizi yararlandırıp eski davalar düşmiyecekse ve daha ağır cezalar gelecekse hep beraber cumhurbaşkanını faksa ve meaillerle derdimizi anlatlım gerekirse gidelim toplanalım bu bizim son şansımız yasa çıkarsa artık kurtulma şansımız olmaz ne gerekiyorsa yapalım arkadaşlar dernek kuralım birşeyler yapalım hep burdan yazışma ile olmuyor burhan arkadaşımız gibi gerekirse bu hafta meclise gidelim toplu haldee davası olanlarla yakalaması çıkmammış olanlarla gidelim meclise

  4. af ın çıkma olasılığı nedir..

    • af çıkma olasılığı nedir?
      güzel bir soru hiç düşünmemiştim.
      bir olasılık hesabı yaparsak
      bir ülkede
      para = herşey ise
      özgürlük =hiçbirşey ise
      af = para
      yani paran yoksa af da yok.
      zaten açıkladılar bunu parayı faiziyle masraflarıyla ödiyen serbest bırakılacak diye
      ne duruyosunuz sevinin artık
      adalet var kanun var yasa var demokrasi var bu ülkede
      tabii parası olana

  5. Sevgili Admin hukuk bilginiz insanın içini rahatlatıyor .bunun içinde teşekkürler ..
    ama maalesef ben 3167 den başka bir sayı bilemiyorum ..Devletle ilk tanışma sayısı 🙂
    ..
    Şahsi fikrim aftan yana değildir ..Ben af edilecek bir hata yaptığımı düşünmüyorum ..
    Ama kanaatim mini bir affa gittiğimiz yolunda ( tatilden sonraya kalsa da )
    ..
    Ben kendi adıma af bile çıksa AİHM ye gitme fikrindeyim ..Af edilen SUÇUN dan dolayı af edilmiştir .BİZ SUÇ İŞLEMEDİK ..

    Amerika daki GM da battı …Onun imza yetkililerini demi içeri atacaklar ?Dolandırıcımı GM ? ( Türkiye den örnek vermemeye imtina ediyorum )
    Dolandırıcı olan açık hesabınıda ödemez ..Senedi de çeki de .Onun için bir ödeme aracı mevhumu yok ki …
    Dolandırıcı adam akılsız mı ?saklansın ?

    • tamamen haklısın.

      benim dikkat çektiğim şudur. Bu yasa çıkacaktır. Böyle acele ve yanlış çıkacağına çıkmasın daha iyi bile olabilir. Bunca yetkili bir ara çözüm bulmaya çalışıyordur.

      yapılan hamleler, AIHM yollarını kapatabilir. Hızlı davranmak gerekecek.

      Sözleşmeyi ve emsal kararları inceliyorum. Bir görüşe varmaya çalışıyorum.

      Bu arada Taksim ‘e sık gitmeyin 😦

      • admin bu yasa tatilden sonraya kalirsa artik tr ye gelmek hayal olur bekle bekle nereye kadar bugun yarin biktirdilar

        • yasanın gecikeceğini sanmıyorum.

          Fakat bulunacak çözüm ne olacak? onu ancak tahmin edebiliyorum ve paylaştım.

          • firari hakan

            admin komisyonda bir akrabam var oda ayni seyleri paylasiyor sizin dediklerinizle ortusuyor insallah dediginiz gibi olur yurdumuza doneriz..

          • hayırlısı …

          • TUZLA TERSANELERİNDEKİ ÖLÜMLER ve BAŞBAKANIN SAKLADIĞI GERÇEKLER…
            Cuma, 20 Haziran 2008 00:00
            TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı

            İSTANBUL MİLLETVEKİLİ VE CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN TUZLA TERSANELERİ KONUSUNDA DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI (20.6.2008)

            TUZLA TERSANELERİNDEKİ ÖLÜMLER ve BAŞBAKANIN SAKLADIĞI GERÇEKLER…

            Sayın Başbakan, 98 işçinin yaşamını yitirmesinin ardından en nihayet Tuzla’da önlem almanın gereğinden söz etti…

            Sayın Başbakan Tuzla tersanesini helikopterle havadan denetledikten sonra Dolmabahçe Sarayında tersane sektörü temsilcileriyle bir araya geldi…

            Sayın Başbakan bu görüşmede şunları söylüyor… “Burada yapılacak değerlendirme ve müzakere sonucunda, birlikte sorunlara çözüm bulmak mecburiyetindeyiz”…

            Bunun olması için öncelikle ayırım yapılmaksızın tüm tarafların dinlenmesi gerekiyor. Sayın Başbakan sıkıştığında “herkesi kucaklayacağından, ayırımcılık yapmadığından” söz ediyor. Peki, 98 işçinin yaşamını yitirdiği bir bölgede sendikal faaliyet gösteren Limter İş Sendikası niçin bu toplantıya çağrılmamıştır?

            Çünkü Sayın Başbakanın gerçekleri görmeye niyeti yoktur. Kendisine farklı çözümler öneren düşüncelere tahammülü yoktur. Çünkü Sayın Başbakan “eylem demokratı değil, söylem demokratıdır.” Yani kağıt üstünde demokrattır… Gerçekte ise aykırı hiçbir düşünceye tahammülü yoktur…

            Günaydın Sayın Başbakan…

            98 işçi ölürken duyarsız mıydınız?

            Sayın Başbakan iş kazası sonucu ölümleri de adeta meşru – olağan görüyor… Sayın Başbakan diyor ki, “iş kazalarına bağlı ölüm ve yaralanma olayları dünyanın her yerinde olabiliyor.” Bu demektir ki, Tuzladaki ölümler olağandır ve dünyanın her yerinde olan iş kazası ölümleridir…

            Sayın Başbakan acaba 98 iş kazası sonucu ölümün olduğu dünyada bir başka tersane gösterebilir mi?

            Sayın Başbakan yine AKP Hükümetini eleştirilerden uzak tutmak için Başbakan gibi değil de bir muhalefet lideri gibi konuşmaktadır. Sayın Başbakan diyor ki, “Tuzlada 47 tersane var. Bunların içinden ruhsatlı olanların sayısı, parmaklarımızın sayısını geçmeyecek kadardır.”

            Sayın Başbakana sormak gerekiyor…

            Bu tersaneler Ruhsatsız olarak başka bir ülkede mi faaliyette bulunuyorlar?

            Siz 6 yıldır bu ülkede Başbakan değil misiniz?

            Bu tersanelerin ruhsatsız çalışmasına sizin Hükümetiniz göz yummuyor mu?

            Başbakansanız, ruhsatsız çalışmanın suç olduğunu birileri size söylemiyor mu?

            98 işçi yaşamını yitirdi siz hala önlem almıyor, önlem almaktan söz ediyorsunuz…

            AKP Hükümetinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik, 18 Mayıs 2008’de yaptığı açıklamada, aynen şöyle diyor…

            “20 tersane olması gereken yerde 50 tersane olursa ve bu şekilde ruhsatlandırılırsa o karmaşa içinde ne yazık ki bu üzücü olaylar cereyan etmeye devam edecek.” diyor…

            Sayın Bakan son derece önemli bir konuya dikkat çekiyor ve Tersanenin yoğunluğunun ölümcül kazaları artırdığını ve önlem alınmazsa ölümlerin devam edeceğini söylüyor…

            Peki, Tuzla’da bu yoğunluğa kim izin verdi?

            Gemi İnşa Sanayicileri Tuzla Tersanesi büyütülürken herhangi bir uyarı yapmadılar mı?

            •Gemi İnşa Sanayicileri Birliği ilk uyarıyı 2004 yılında yapmıştır. Yazıyı gereği için iki Bakanlığa, bilgi için de 6 kuruluşa göndermiştir…(Ek:1)

            •AKP Hükümeti bu uyarıyı dinlememiş ve bildiğini okumuştur… (Ek 2 ve 3)

            •Gemi İnşa Sanayicileri Birliği son uyarıyı da 2007 yılında yapma ihtiyacını duymuştur. (Ek 4)

            Tuzla’daki ölümlerin sorumlusu AKP’dir…

            Sayın Başbakan “önce insan” diyorsa, dönüp ölümlere ortam hazırlayan yazışmalara ve birlikte toplantı yaptığı Bakanlara bir sorsun… Gerçeği daha iyi görecektir…Sayın Başbakan, Dolmabahçe toplantısında “İnsan hayatını ilgilendiren hiçbir soruna duyarsız kalmamız mümkün değildir” diyor. CHP Tuzla’ya ilk heyeti Ekim-2007 tarihinde gönderdi. O tarihten bu yana defalarca bölgeye gidildi ve taraflarla görüşüldü… Bugüne kadar 98 işçi yaşamını yitirdi… Ve en nihayet Sayın Başbakan “insan hayatını ilgilendiren hiçbir soruna duyarsız kalmayacağını” 19 Haziran 2008’de açıklıyor…

    • derwish senide göremiyoruz uzun zamandır …

  6. rıza
    Haziran 16, 2009, 6:46 pm üzerinde
    …..Arkadaşlar, az kaldı hiç bir hükümet bu kadar mağdur topluluğun isyanına sessiz kalamaz.Bakın kredi kartındada diretiyorlardı.Hatta sayın başbakan gerçekçi bulmadığını söylüyordu,hiç beklenmedik gündemde olmayan bi şekilde yapılandırma kararı alındı.

    ÖNCEDENDE YAZDIĞIM GİBİ 2 DAKİKANIZI ALICAK MAİLLERİNİZİ ….BİMER VE AKİM e …LÜTFEN GÖNDERİNİZ..
    ADMİN BU KONUDA ARKADAŞLARI TEKRAR YÖNLENDİRMENİ SENDEN RİCA EDİYORUM
    bu fikri yabana atmayın saniyelerde kalsa değerlendirin lütfen burhan işcan (0 537 3704830)olumsusluk yok yanlış anlaşılmasın ama gayrete devam

  7. İNŞİRAH SURESİ
    5- Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır.
    6- Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır.
    7- Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et.
    8- Ve yalnızca Rabbine rağbet et. Ona yönel tespihle yardım dile.

    KIYMETLİ KARDEŞLERİM;
    İNSANIN KENDİ KENDİSİNİ KANDIRMANIN nefsine olan düşmanlığı olduğunu, bu düşmanlığın verdiği zararın hiçbir düşman tarafından verilemiyeceğini belirtmiştim.
    Gül- bülbül hikayemde de inancın bir imtihan olduğunu bu imtihandan da inançla çıkılacağını belirtmiştim. Her kesin gördüğü ve kesin olarak Hz. İbrahim(A.S.) içinde yanacağı görülen ateş. Ve o ateş içinde rabbini tanıyan Halil, sıdık, veli ve Salih bir insan.
    İnsan oğluna ALLAH dört çeşit göz ihsan etmiştir. Yakını gören gözlerimiz. Geleceği gören ilim gözü ve gaybı gören basiret. BASİRET ilmin kuvvetiyle mümkündür.
    Yukarıdaki ayetlerde ALLAH bize şunu emrediyor. Boşaldıkca yeni bir yorgunluğa başla. Kim durup dururken bunu yapabilir. Dünyalık hırsıyla görmeden, bilinçsizce bunu yapanlar hüsrana uğrayanlarla, Allah’ın BU AYETTEKİ MAKSADINI BİLENLER.
    MESELELERE AT GÖZLÜKLERİ İLE BAKARSANIZ. Kendinizi mutsuz edersiniz. Poliyanna’cılık bir yaşam felsefesidir. Ve bir sanattır. Meselelere bakışın bir başka şeklidir. Buna da sadece GÖNÜL GÖZÜ gerekir. Her şeyden bir mutluluk payı çıkarmaktır.
    Mükemmel insan bu gözlerin hepsini kullanmasını bilen insandır.
    Meselelere sadece tedbirle yaklaşmak yanlıştır. Eşeği sağlam kazığığa bağla sonra tevekkül et mantığıdır bu. Meselelere önce inançla (tevekkülle) başlayıp sonra sağlam kazık aramak gerekir. Çünkü ALLAH dilerse kazığınız kofa çıkar.
    İlim gözü. Gördüklerimizi ilimle sentezlemektir. Basiret bu sentezi inançla yoğurmaktır.
    İnsan oğlu görmediği şeylere inanmaz. Böyle olunca da sadece bilmek yetmiyor. Bizler Allahın varlığını ilmen biliyoruz. Ama gözümüzle görmediğimiz için hareketlerimiz inancımıza ters düşüyor.
    Benim Pollyanna’cılık oynamak gibi bir lüksüm yok. Organize bir suç örgütünün ihbarcısı olarak can güvenliğimiz tehlikede. Oğlum onlarla birlikte aynı hapishanede. Bu durumda kendimi kandırmanın aptallığını bilmem anlıyormusunuz. Sizleri kandırmamın da bana hiçbir faydası olmayacağı gibi zararı da çoktur. Meselelere AT GÖZLÜĞÜ İLE DEĞİL, bu dört gözle bakmak için Ankara’ya gittim. Yakın gözle gördüklerimi ilim gözü ile birleştirdim. Hükümetin çıkmazı, ekonomik gerçekler, beklentiler, istatistikçi doneler, yargı ve hükümet çekişmeleri, ceza evlerinin durumu, mahkum sayısındaki artışın vereceği ağır yükler, hükümet ve muhalefet çekişmeleri, Avrupa Birliği’ne uyum aşamaları, icra dairelerindeki yaşananlar, haciz depolarındaki doluluk, ipotekli evlerin haciz yoluyla satılışı, intiharlar, vs. vs. Hiçbir hükümet bunları yadsıyamaz, duyarsız kalamaz. Vakit geçirmek çözümsüzlüğü artırır ve hükümetin de böyle bir lüksü yoktur. Sayın başbakan da bu telaş içindedir. Sorunun meclis tatile girmeden çözülmesini istemektedir.
    Ayrıca dün iki adet kanun fazla ses yapmadan çıktı. Bu iki yasada büyük toplum kesimlerine hitap etmekte ve genel sorun içermekteydi. Ama bizim meselemize burada ve diğer platformlarda sahip olmamız gibi bir çalışma olmadığı için, bu iki yasada olumsuzluklar içinde çıktı. Sağlıkta tam gün yasası ve kamu personel yasası.
    Meseleye dört gözle bakınca görüntünün de ötesini görürsünüz. Sizlere santraç tahtasını bu amaçla önerdim. Sentez ve analizleri iyi yapmanız için. Ben böyle yaptım. İhtimallerin tümünü inceledim. Bulduğum sonuç. Hükümet bu yükün altından en kısa zamanda çıkıcaktır. Beklentiler (sanayide, piyasalarda, heryerde ) bu doğrultu dadır. Hedef her kesi memnun etmektir. Azınlığı değil. Dün Sabah Gazetesinde bir yazı okudum. Kredi kartı yıkımında bankalar bu işte kendi payları olduğunu kabul ediyordu. Düşünün. Düne kadar KREDİ KARTI MAĞDURU yoktur, suçlusu vardır diyenler gerçeklerle karşılaşınca nasıl çark ettiler. Şimdi sorunun halli için nasıl birlikte çalışmaya girdiler. Bizim için de durum aynı. Ve ben bizim sorunlarımız için çalışmayı bu dört gözümle gördüm. Strese girip ne kendinizi nede sevdiklerinizi yıpratmayın. İnançla bekleyin. “Sizin güzel olacak zannettikleriniz aslında şer olabilir, şer olacağını zannettiğiniz bir şeyde hayrınıza olabilir” der rabbimiz. Sabır en büyük ilaç, zaman da en büyük hakemdir. Saygılarımla Burhan İŞCAN

    • burhan bey gerçekten azminiz mükemmel ben eminim bu sorundan içi yananların 100 de 10 u sizin gibi olsa kamoyu yapabilseler bu sorun çoktan biter di

  8. peki ne olacak şimdi sayın admin

    gelişmeler neler

    ne oldu ne bitti hepimiz çok iyi biliyoruz

    ama şuan neler oluyor bilmiyoruz

    hep geç öğreniyoruz ve geç kalıyoruz

    bugun üst komisyonda neler görüşüldü neler olacak

    neden bir bilgimiz yok

    • merhaba,

      Yazıyla ilgili soru görmek sevindirdi.

      Bana göre hükümet cezacı yaklaşımını yumuşatacak. Bunun için üç senaryo düşündüm. Onların daha farklı hamleleri olabilir.

      Bizim istediğimiz, kanun boşluğundan ötürü cezaların kalkması ve borçluya nefes aldıran bir çek yasasıdır.

      İktidarın birçok çıkmazı var. Bunları göstermeye çalıştım. Bizim birlikte olmamız, sesli olmamız çok önemlidir ve hayatidir.

      En iyi ve en kötü senaryoları KOLAYCA görmeyiz, sanıyorum.

      Orta yol bulmaya çalışacaklardır.
      -yumuşatılmış çek yasası
      -hapise devam
      -Meclisden mini af
      -yargıtay ın sağlayacağı bir büyük af.

      Yargıtay ne zaman karar çıkartır. Orada kilitleniyoruz.

      İsterse 3-4 yıl bekler.

      İsterse yasanın çıktığı hafta açıklar.

      Başkanın açıklaması önemlidir ve bir hukuk dersi niteliğindedir.

  9. Herkes ‘kendine göre’ algılar-yargılar!
    Her şey küçük bir “kedi” ile başladı… Ne zaman bir hayvandan bahsetsem ortalık karışıyor ama bu sefer durum farklı! Bu kedi bize “herkesin piyasaları hatta hayatı kendi gerçeklerine” indirgediğini ispatladı…

    Gelin kedimizi biraz daha tanıyalım… Avusturyalı bir fizikçi olan Schrödinger, kuantum gerçekliğini rasyonalize ederek anlatmak amacıyla bir deney tasarladı ve sanal bir kedi yarattı… Peki bu deneyin detayında ne vardı? Özellikle biz “bunu” finans piyasaları ile nasıl ilişkilendirdik?

    Deneyi tarif ederek başlayalım; Schrödinger’in kedisi ışık ve ses geçirmeyen bir kutuda yaşar ve kutunun içi dışarıdan kesinlikle görülemez. Kutunun içinde, kedinin sağlıklı besinle veya zehirle beslenmesine yol açan, radyoaktif maddenin gelişigüzel bozunması sonucu çalışan, bir sistem mevcuttur. Bozunma sonucu ortaya çıkan parçacıkların çarpmaları, kedinin besinle veya zehirle beslenmesine yol açar. Normal şartlar altında, düğmenin çalışması sonucu, kedi zehirlenir veya beslenir. ‘Kuantum gerçeğinde’ durum ‘sade gerçekten’ farklıdır. Schrödinger’in kedisi için, ‘bütün ihtimaller aynı anda’ var olur. Kedi ‘beslenir’, ‘zehirlenir’ veya aynı anda ‘hem beslenir, hem zehirlenir.’ Kutu ses ve ışık geçirmediğinden kedinin ‘ölü, canlı veya hem ölü hem canlı’ olduğu ortamı veya bu ortamın var olduğu kesitlerini biz dışarıdan algılayamayız. Kediyi gözlemlemek için kapağı kaldırmamız gerekir. Gözlemi yaptığımız an, ‘kediyi ya ölü, ya da canlı görürüz…’ Daha açıkçası; aynı anda var olan birçok gerçekliği veya ihtimali, algılama anında tek seçeneğe indirger ve durumu öyle algılarız… ‘Gözlemlediğimiz gerçekliği belirleyen veya değiştiren bizim gözlemimizdir…’ Yaptığımız gözlem sırasında çok boyutlu ihtimallerin var olma hatta aynı anda var olma gerçekliğini, gördüğümüz gerçeğe indirgeyerek, yaptığımız gözlemin bir parçası oluruz. Kediyi öldürürüz veya yaşatırız…

    Sevgili dostlar, yukarıdaki deneyi şimdi gelin piyasalara aktaralım ve soralım; günlük hayatta olayları ve hayatın gerçeklerini nasıl algılıyoruz? ‘Piyasa’, kedinin kutunun içinde bulunduğu gibi, ‘birçok dinamiğin, birçok durağan ile etkileşime girdiği ve bu etkileşimin, insana değin gerekçelerden oluşan bir sarmalın’ içinde oluştuğu, dinamik bir sistemdir. Bütün ihtimaller aynı anda var olmasına rağmen, piyasayı algılayanlar, yaptıkları gözlemler ile, kutunun kapağını kaldırarak olaya müdahil olurlar. Kutu kapalıyken bütün ihtimaller aynı anda var olabilir. Kapağı kaldıran bizler, bireysel veya toplumsal olarak yaptığımız gözlemin bir parçası olur ve ‘sadece kapağın açık kaldığı süre içinde gördüğümüz sahneyi’ gerçek olarak algılarız. ‘Aynı anda var olma’ gerçeği kapak kapanınca kaldığı yerden devam eder. Olaya dahil olduğumuz saniye, bizim piyasaları veya daha geniş bir açı ile bakmak gerekirse, hayatı algılayıp, sadece eldeki gözlem bilgisi ile hayati kararların çekirdeğini oluşturmaya adım attığımız, ilk andır. Algılama ile gerçek arasındaki uçurum büyüdükçe, hayatta ve en önemlisi piyasalarda bu uçuruma düşerek büyük zarara uğrarız. İnsan müdahalesinin olduğu piyasa gerçeğinde, ‘diğerlerinin algılamalarının oluşumuna müdahale edip, algılamalarını yanıltabilenler’ daha doğrusu kapağı kaldırıp anlık görüntüyü, tüm gerçek gibi algılatanlar, maalesef kârlı çıkarlar…

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s