Adalet komisyonu raporu nasıl bir şeydir ? Meraklısı için 2003 yılı …


Bu tartışmaların, bir önceki yasa içinde yapıldığını görmek ve ibret almak isteyenler okuyabilir …

ADALET KOMİSYONU RAPORU

Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu

20.2.2003

Esas No. : 1/433

Karar No. : 16

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Komisyonumuzun 30.1.2003 tarihli 9 uncu birleşiminde Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek ile Adalet Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığı, Türkiye Bankalar Birliği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanlığı, Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı temsilcilerinin ve Yargıtay 10. Ceza Dairesi Başkanının da katılmalarıyla görüşülen ve geneli üzerindeki görüşmeleri tamamlanarak maddelerine geçilmesi kabul edilen ancak, maddelerin ayrıntılı bir biçimde incelenerek düzenlenmesi amacıyla üç kişilik bir alt komisyona havale edilen “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı”, alt komisyonca etraflı bir şekilde incelenerek yapılan çalışmalar sonucunda Komisyonumuza sunulan rapor ve metin dikkate alınarak Komisyonumuzun 20.2.2003 tarihli 11 inci birleşiminde Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek ile Bakanlık temsilcilerinin katılmalarıyla incelenip görüşülmüş, maddeler üzerinde yapılan kabul, ilave ve değişiklikler sırasıyla aşağıda açıklanmıştır.

Tasarının 1 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.

Tasarının çerçeve 2 nci maddesiyle değiştirilen 3167 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin son fıkrasının sonuna karşılıksız çıkan çeklerde çek hamillerinin alacaklarına bir an önce ulaşabilmelerini sağlamak amacıyla çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması halinde hamilin talebi üzerine keşidecinin bankaca bilinen adreslerinin kendisine verileceğine ilişkin bir cümle ilave edilmiştir.

Tasarının çerçeve 3 üncü maddesiyle değiştirilen 3167 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki “karşılık istenmek” ibaresi daha açık bir şekilde ifade etmek amacıyla “karşılığı sorulmak” şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarının 4 üncü maddesi aynen kabul edilmiştir.

Mevcut Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca bankalararası takas odalarında, bankaların karşılıklı olarak birbirlerine ibraz ettikleri çekler için muhatap banka tarafından provizyon alınması sırasında kısmen karşılığı olduğunun tespit edilmesi halinde bile, bu hususun önce çeki takasa getiren bankaya bildirilmesi ve daha sonra hamilin haberdar edilmesinin uzun süre alacak olması, özellikle elektronik ortamda işlem yapılan bankalararası takas odalarında sistemin işleyişinin mutabakat esasına dayanması nedenleriyle, muhatap bankaya doğrudan ibraz edilen çeklerde olduğu gibi, herhangi bir ödeme yapılması mümkün olmamaktadır. Ancak, çek hamilleri takasta karşılıksız kalması nedeniyle tahsil edemedikleri çekleri için daha sonra muhatap bankaya başvurmak suretiyle 10 uncu maddede belirtilen sorumluluk miktarı dahil çekin kısmî karşılığını tahsil etme olanağına sahiptir. Bu husus dikkate alınarak ileride hukukî bir ihtilaf doğmaması açısından ve mevcut uygulama esas alınarak Tasarının çerçeve 5 inci maddesiyle 3167 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine eklenen fıkradan sonra; ibrazında kısmen karşılığı bulunduğu belirlenen çek tutarının, muhatap bankaca hamile ödenebilmesi amacıyla hesapta bulunan kısmî karşılık tutarının hamil lehine onbeş gün süreyle bloke edileceğine ilişkin yeni bir fıkra eklenmiş ve çerçeve maddede bu doğrultuda değişiklik yapılmıştır.

Tasarının 6 ve 7 nci maddeleri aynen kabul edilmiştir.

Tasarının çerçeve 8 inci maddesiyle değiştirilen 3167 sayılı Kanunun 9 uncu maddesindeki “düzeltme hakkının kullanılamaz hale geldiği tarihten” ibaresi Merkez Bankası ile diğer bankaların karşılıksız çıkan çeklerden bir an önce haberdar edilmeleri ve sistemin daha iyi çalışması amacıyla “ibraz tarihinden” olarak değiştirilmiştir.

Tasarının çerçeve 9 uncu maddesiyle değiştirilen 3167 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının başında yer alan “üzerinde yazılı keşide gününe göre” ibaresi gereksiz bulunarak metinden çıkarılmış, bankaların sorumlu olduğu “yüzellimilyon” lira az bulunarak “üçyüzmilyon” liraya çıkarılmış ve bu miktarın her çek yaprağı için olduğu hususuna açıklık getirilmiştir.

Tasarının 10 uncu maddesi aynen kabul edilmiştir.

Tasarının çerçeve 11 inci maddesiyle değiştirilen 3167 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “üçyüzellimilyon liradan üçmilyar liraya kadar” olan para cezası az bulunarak “birmilyar liradan beşmilyar liraya kadar” şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarının 12 ve 13 üncü maddeleri aynen kabul edilmiştir.

Tasarının çerçeve 14 üncü maddesiyle değiştirilen 3167 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin birinci fkırasının başında yer alan “Keşide gününe göre ibraz süresi içinde” ibaresi açıklık getirmek üzere “Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkranın sonuna yetkili temsilcisi tarafından yararına çek keşide edilen hesap sahibi gerçek kişi hakkında da bu fıkra hükümlerinin uygulanacağına ilişkin bir cümle ilave edilmiştir.

Tasarının 15 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.

Tasarının çerçeve 16 ncı maddesiyle 3167 sayılı Kanuna eklenen 16b maddesinin birinci fkırasının son cümlesinde müşteki ve mağdurların davalarını daha kolay ve çabuk takip etmelerini sağlamak amacıyla değişiklik yapılmış, dört ve beşinci fıkraları metinden çıkarılmış, bu iki fıkra yerine yargılamada sürat sağlamak amacıyla bu suçlardan dolayı yapılan yargılamada Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 225 inci maddesinin uygulanabileceğine ilişkin bir fıkra düzenlenmiştir.

Tasarının 17, Geçici 1, Geçici 2, Geçici 3, Geçici 4 ve Geçici 5 inci maddeleri ile yürürlüğe ilişkin 18 ve yürütmeye ilişkin 19 uncu maddeleri aynen kabul edilmiştir.

Çağdaş ceza hukukunda ekonomik ilişkilerin gelişmesi ve çeşitlenmesi sonucu bu ilişkilerden doğan ve netice itibarıyla cezaî müeyyideyi gerektiren eylemlere hürriyeti bağlayıcı cezanın başvurulacak en son çare olarak öngörülmesi nedeniyle doğan, ekonomik suça ekonomik ceza ilkesi uyarınca karşılıksız çek keşide etmek suçunu ilk defa işleyenlere hürriyeti bağlayıcı ceza yerine çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası verilmesi, ancak çeke olan güvenin zaafa uğratılmaması ve cezada etkinliğin arttırılması bakımından, bu suçtan mükerrirler hakkında hapis cezası verilmesi, bankaların çek defteri verirken gerekli araştırma ve değerlendirmeyi yapması zorunluluğunun yanında, maddî anlamda sorumluluklarının artırılması suretiyle çek hesabının açılması ve çek defterinin verilmesinde daha çok özen göstermeleri ayrıca, 3167 sayılı Kanunla ilgili olarak açılan ceza davası sayısı nedeniyle gerek yerel mahkemelerin gerek Yargıtayın iş yoğunluğu ve kamuoyunun beklentileri dikkate alınarak hazırlanan Tasarının, biran önce kanunlaşmasını uygun gören Komisyonumuz, İçtüzüğün 52 nci maddesi gereğince Genel Kurulda öncelikle görüşülmesinin önerilmesine karar vermiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak üzere saygı ile arz olunur.

Başkan                                    Başkanvekili                            Sözcü

Köksal Toptan             Halil Özyolcu                          Ramazan Can

Zonguldak                   Ağrı                                         Kırıkkale

(Toplantıya katılmadı) (Toplantıya katılmadı)

Kâtip                         Üye                                         Üye

Hasan Kara                Mehmet Ziya Yergök              Feridun Fikret Baloğlu

Kilis                            Adana                                     Antalya

(14. md. ile karşı oyum var.

Karşı oy ektedir)

Üye                            Üye                                         Üye

Orhan Yıldız              Semiha Öyüş                           Feridun Ayvazoğlu

Artvin                         Aydın                                      Çorum

Üye                             Üye                                         Üye

Muzaffer Külcü          Mahmut Durdu                       Esat Canan

Çorum                         Gaziantep                                Hakkâri

(Toplantıya katılmadı)

Üye                             Üye                                         Üye

Sadullah Ergin                        Recep Özel                              Ahmet Güryüz Ketenci

Hatay                          Isparta                                     İstanbul

(Toplantıya katılmadı)

Üye                            Üye                                         Üye

Mehmet Yılmazcan    Hakkı Köylü                           Harun Tüfekçi

Kahramanmaraş         Kastamonu                              Konya

Üye                             Üye                                                     Üye

Muharrem Kılıç           Orhan Eraslan                                     Ömer Kulaksız

Malatya                       Niğde                                                  Sivas

(9. ve 14. maddeye muhalifim

gerekçesi eklidir)

Üye                                         Üye                                         Üye

Mehmet Nuri Saygun              Zeyid Aslan                            Bekir Bozdağ

Tekirdağ                                  Tokat                                       Yozgat

(14. md. kısmen muhalifim.   (Toplantıya katılmadı)

Karşı oyum ve

muhalefet açıklamam ektedir)

KARŞI OY YAZISI

Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının 3167 sayılı yasanın 10 uncu maddesini değiştiren çerçeve 9 uncu maddesine ve 3167 sayılı yasanın 16 ncı maddesini değiştiren çerçeve 14 üncü maddesine aşağıdaki gerekçelerle muhalefet şerhimi sunuyorum.

Tasarının çerçeve 9 uncu maddesi bankaların sorumluluğunu düzenlemektedir. Bu maddenin düzenlenmesinde göz önüne alınması gereken husus çekin niteliği, işlevi, çekten beklenen yarar ve çekte var olan keşideci, lehtar ve muhatabın menfaatlerinin ve sorumluluklarının uzlaştırılması hususudur.

Bilindiği gibi çek bir ödeme vasıtası olması yanında bir anlamıyla yasayla koruma altına alınmış bu yönüyle de diğer kambiyo senetlerine göre de güçlendirilmiş bir ekonomik enstrümandır. Bir anlamda ekonomiye konulmuş bir paradır. Çekin ekonomiden ya da ticari hayattan çekilip alınması halinde ekonominin daha da küçüleceği tabiidir.

Diğer kambiyo senetlerine göre cezai müeyyideye bağlanması nedeniyle güçlendirilmiş, dolayısıyla tedavülü daha hızlı hale gelen çekin ekonomide tutulmasında yarar vardır.

Bu nedenle çekin taraflarından biri olan muhatap bankanın sorumluluğunu yüksek tutmak bu faydayı temin etmekten uzaktır. Çekin karşılıksız çıkması halinde en büyük kusur sahibi kuşkusuz ki çeki keşide edendir. Bankaların sorumluluğunu her çek yaprağı başına 300 milyon TL’ye yükseltilmiş olmakla karşılıksız çek keşidecisinin kötü niyetini bankaya yüklemiş olmaktayız. Yani sorumluluk adil olarak dağıtılmamaktadır. Uygulamada bu düzenleme sıkıntı yaratacaktır.

Şöyle ki bu düzenleme sonucunda iki durum ortaya çıkabilecektir. Birincisi ya, sorumluluğu çok ağır bulan bankalar mudilerine çek vermeyeceklerdir. Ki o zaman çekten beklenen yararın doğması olanaksız hale gelecektir. Ekonomiye koymuş olduğumuz böyle bir enstrümandan yoksun hale geleceksiniz, veyahut da karşılıksız çıkan on binlerce çekten sorumlu buldukları miktarı ödeyen bankalar sarsıntı geçireceklerdir. Türk Bankacılık sisteminin bunu taşıma olanağı yoktur.

Anlatılan gerekçelerle bankaların sorumlu olduğu miktar olarak 300 milyonu yüksek buluyorum. Hükümet tasarısındaki gibi sorumluluğun 150 milyon TL. olması gerekir. Eğer bankaların daha dikkatli çek hesabı açması amaçlanıyorsa her çek yaprağı başına da 150 milyon TL.’nin yeterli olacağı kanısındayım.

Kanun tasarının çerçeve 14 üncü maddesi ile 3167 sayılı yasanın 16 ncı maddesinde yapılan değişiklikte 1. fıkranın son cümlesinin “Bu suçtan mükerrirlere 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir.” Kısmının “bu suç 1. defa işlendiğinde yukarıdaki para cezası verilir, 1 defadan fazla karşılıksız çek keşidesi halinde 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir” şeklinde düzenlenmesinin daha doğru olduğu kanısındayım.

Zira, bu suçtan mükerrirlere demekle 3167 sayılı yasadan hapis cezası fiilen çıkarılmış olmaktadır. Çünkü tekerrürün var sayılabilmesi için T.C.K. 81 inci maddesine göre bu suçtan bir kişinin hüküm giymesi cezanın infaz edilmesi ve adli sicile geçmesi ve 5 yıl içinde bu suçu tekrar işlemesi gerekmektedir. Bu durum uygulamada fiilen olanaksızdır. Şöyle ki aynı anda onlarca karşılıksız çeki keşide eden kişi daha önceden böyle bir suçtan mahkûmiyeti bulunmadığı için mükerrir sayılamayacaktır. Zaten yasa tasarısının çerçeve 8 inci maddesi karşılıksız çek keşide edenin bir daha çek keşide etme hakkını elinden almış olmakla 5 yıl içeresinde yeniden çek keşide edemeyeceğinden fiilen hapis cezası kaldırılmış olmaktadır. Oysa ülkemizin içinde bulunduğu koşullar nedeniyle 3167 sayılı yasadaki hapis cezasının korunmasına ihtiyaç vardır. Çünkü hukukun amacı güçsüzü ve mağduru korumaktır. Burada mağdur olan karşılıksız çek hamilidir. Karşılıksız çek keşidecisi değildir. Ekonomik dalgalanmalar nedeniyle çek keşidecisinin bir defaya mahsus çekini ödemekte acze düşeceğini var saysak bile, eğer keşideci iyi niyetli ise daha fazla karşılıksız çek keşide etmeme durumundadır. Çeki karşılıksız çıktıktan sonra dahi veya karşılıksız çıkacağını bile bile yeni çekler keşide etmesi halinde keşidecinin iyi niyetli olduğundan bahsedebilme olanağı yoktur.

Uygulamada bu düzenleme on binlerce üreticinin eline verilmiş karşılıksız çekler sonucu ürünlerinin dolandırılmasına seyirci kalma sonucunu doğuracaktır. Bu nokta da hukuku korunması gereken yasa nedeniyle çeke güvenerek elindeki malını ürününü veren çek hamilidir. Yoksa ödemeyeceğini bile bile çeki bir sebepsiz zenginleşme vasıtası sayan ve birden çok karşılıksız çek keşide eden keşideci değildir.

Bu nedenle tasarının çerçeve 9 uncu ve 14 üncü maddelerine muhalif olduğumu arz ederim.

Orhan Eraslan

Niğde Milletvekili

KARŞI OY YAZISI

“Çekle ÖdemelerinDüzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı”nda çek keşide edenlere bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verileceğini düzenleyen 14 üncü maddesine aşağıda belirteceğimiz gerekçelerle karşıyız. Şöyleki:

Tasarının 14 üncü maddesiyle 3167 sayılı Kanunun 16 maddesi değiştirilmiştir. Buna göre “Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak verilecek para cezası seksen milyar liradan fazla olamaz. Bu miktar 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir” denmektedir. Bu düzenlemenin doğru olmadığı görüşündeyiz. Zira;

Güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık gibi ayrıca ceza kanunlarında cezalandırılan bir suça neden olmadıkça sırf hukukî ilişkilerden doğan çek borçlarını ödeyemeyenlere hapis cezası verilmesi uygulaması, başta Avrupa Birliği Mevzuatı olmak üzere dünya mevzuatında bulunmamaktadır. Çek bedelleri de dahil olmak üzere para ve mal borçlarının ödenmemesi nedeniyle, hapis cezası verilemeyeceği Türkiye’nin de taraf olduğu birçok milletlerarası anlaşmalarda yer almaktadır. Örneğin Türkiye’nin de imzaladığı 1948 tarihli “İnsan Hak ve Ödevlerine İlişkin Amerikan Bildirisinin” XXV. Maddesinin 2 nci bendi: “Salt medenî nitelikli yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden dolayı kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz” şeklindedir. Keza 1967 tarihli “Medenî ve Siyasî Haklara İlişkinMilletlerarası Antlaşmanın” 11 inci maddesi de “Hiç kimse sadece akdi bir borcu yerine getirmediği için hapsedilemez” şeklindedir. Yine “İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına ilişkin Sözleşme ile Bu Sözleşmeye Ek Birinci Protokolde Tanınmış Bulunan Haklardan ve Özgürlüklerden Başka Haklar ve Özgürlükler Tanıyan 16.9.1963 tarihli Dört No’lu Protokolün” 1 inci maddesi de: “Hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirmemiş olmasından dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılamaz” şeklindedir. Milletlerarası bu antlaşmalarla AB yasalarına uyum maksadıyla 3.10.2001 tarihinde Anayasanın 38 inci maddesine eklenen hükümde “Hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz” şeklindedir. Her ne kadar Anayasa Mahkemesinin çekte hapis cezasını onayladığı basında açıklanmış ise de gerekçeli karar henüz Resmî Gazetede yayımlanmamıştır.

Tüm Avrupa Ülkelerinde borç için hapis yaptırımı yıllar önce kaldırılmış olmasına rağmen imzacısı bulunduğumuz ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere ve Anayasamızın emredici hükmüne rağmen ticarî hayatın ve iş hayatının zarar göreceği gerekçesiyle çekte hapis cezası verilmesini kabul edilebilir bulmuyoruz. Bütün dünyada, gelişmiş ülkelerde de, gelişmekte olan ülkelerde de hatta az gelişmiş ülkelerin hiç birinde de çekte hapis cezası bulunmazken Türkiye’de ticarî hayatın hapis tehdidiyle ayakta kalacağını ve istikrara kavuşacağını savunmanın doğru ve haklı bir mantığı olamaz.

Diğer taraftan aynı maddenin son paragrafında “kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan her çek yaprağı ayrı bir suç oluşturur” denilmektedir. Buna da katılmıyoruz Şöyle ki:

Ticarî hayatta çek, vadeli bir ödeme vasıtası haline gelmiştir.Yıllardır uygulama bu yoldadır. Bir ticarî ilişki içinde keşideci birkaç çek yaprağını aynî borç için ve vadelendirerek keşide etmektedir. Madde metninde de belirtildiği gibi her çek yaprağı için ayrı bir suçun oluştuğu kabul edilir ise bir tek ticarî işlem sonucu keşideci birden çok suç işlemiş olacak ve birden çok tecziye edilecektir.Bu durum ise hukuk ve ceza mantığı ve uygulamaları ile çelişmektedir.

3167 sayılı Yasanın düzenlenmesinden önceki uygulamaya bakıldığında, aynî ticarî ilişki için aynı anda düzenlenen muhtelif çek yapraklarının karşılıksız çıkması halinde keşideci bir tek kez suçlu bulunmakta idi. Bu uygulamanın günümüz ekonomik koşullarında ve de özellikle çekin uygulaması dikkate alındığında halen geçerliliğini korumakta olduğunu görmekteyiz.

Bu nedenle de maddenin son bendinin kaldırılmasının doğru olacağını iddia etmekteyiz.Bu madde yerine yukarıda bahsettiğimiz sistemi benimseyen bir ifadenin yer alması en uygun olanı olacaktır. Ancak böyle bir uygulamanın metne dahil edilmesinin istenmemesi halinde ise sadece son bendin metinden çıkartılması dahi yeterli olabilecektir.

Yukarıda belirtilen gerekçeler ile Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanunda DeğişiklikYapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının 14 üncü maddesine karşıyız.

Gereğini bilgilerinize arz ederiz.     20.2.2003

M. Ziya Yergök                      M. Nuri Saygun

Adana                                     Tekirdağ

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s