Çek Mağdurları Derneği, Üçüncü Ankara Buluşması 29.Haziran.2009. Kırık kalpler derneğinden istifa ediyoruz.


Fazla söze gerek yok.  Ucu yanık mektup gönderdik, mecliside ziyaret edeceğiz.  Çözülmeyecek Avrupa ‘ya da gideceğiz.

29.Haziran.2009 günü meclisi ziyaret ederek, mağduriyetleri anlatabilecek herkesi katılmaya davet ediyorum.

Bu iş er-geç çözülecektir. Fakat geç gelen adalet, adil değildir. Sorunları çözmeden meclisin tatile çıkması oy ziyanlığıdır.  Seçim sandıklarını yakmaktan ibaretdir.

DAVASINA İNANMIŞ MAĞDURLARI VE YAKINLARINI DA DAVET EDİYORUM.

İBRAHİMLER İÇİN BÜLBÜLLÜK YAPMAYACAKSANIZ ne gelin, ne de artık bu platformlarda bir tek yazı yazın. Beni de aramayın. Zira ben ŞEKİLCİLİK ARKASINDA GİZLENEN SAHTECİLİĞE VE SAMİMİYETSİZLİĞE TOKUM.

Kıymetli kardeşler, arkadaşlar; aihm işnizde de varım, örgütsel her hareketinizde varım. Yeterki organize olalım. Bu hafta meclisin son haftası görülüyor. Lütfen BU HAFTAYI İYİ DEĞERLENDİRELİM. BENİM TELEFONUM SİTEYE YAZILACAK. Katılacaklar beni sadece çaldırsada olur. Hiç bir şeyden korkmayınız. Bizler gayet tatlı ve nezih bir şekilde hak isteyeceğiz. Biz gelmedik dünyaya kavga için. bizim niyetimiz dava için. AİHM işini MECLİS bu yasayı çıkarmadan TATİLE GİRERSE yaparız. GÖRDÜĞÜMÜZ HER VEKİLE ÇİÇEK TAKIP SÖYLEŞİ YAPACAĞIZ. O KADAR. ANALAR BABALAR KARDEŞLER BU GÜNLER İÇİNDİR. bir vekile bir çiçek takmak. kızmak kavga etmek asla yok. sadece bu kadar. güzellikler içinde bir söyleşi, GELİN TANIŞ OLALIM İŞİ KOLAY KILALIM. Burhan İŞCAN

irtibat için Burhan İŞCAN

Dğer eylemlerimiz hakkında bilgi almak için bu yazıları okuyabilirsiniz.

Reklamlar

98 responses to “Çek Mağdurları Derneği, Üçüncü Ankara Buluşması 29.Haziran.2009. Kırık kalpler derneğinden istifa ediyoruz.

  1. Öncelikle yazınız için teşekkür eder çalışmalarınızda başarılar dileriz.

  2. Bu düzeni savunanlarında düzenin kurucularınında …
    parayı götürdükleri gibi küfürümüde yediler
    yesinler yiecekleri kadar
    … yiyecekler eminim

    • Bu kurallara uymanızı rica ediyorum.

      Kişileri hedef almayınız.
      Kimsenin e-posta sı, kişisel telefonu gibi bilgileri paylaşmayınız
      Küfür, hakaret elbetteki bize yakışmaz.
      Yorumlar onaylama için beklemeyecektir. Aykırı kullanım durumunda sileceğim.

  3. arkadaşlar az önce zaman gazatesi ekonomi sayfasında okudum 2 bim çek suçlusuna tahliye geliyor diye.yanlız uygulama yanlış arkadaşlar çek borcunu 1 yıla bölüyor olmadı bence benim borcum 65 bin tl nasıl öderim ben ayda 5,5 bin lirayı zaten sıfırı tüketdik kaldiki aylık 5,5 bin lira ödeme gücüm olsa ben çeklerimi yasaya gerek kalmadan öder geçerim konu hakkında detaylı bilgi sahibi olan varsa yazsın lütfen yada babacana fax ve telefon yağmuruna devam edelim metodun yanlış olduğunu mağdurların ödeme gücüne göre taksit yapılması gerektiğini hatırlatalım hepimizin ALLAH yardımcısı olsun

  4. BURHAN İŞCAN

    ÇEK MAĞDURLARI DERNEĞİNİZİN İLETİŞİM BİLGİLERİ
    DERNEK İLETİŞİM
    TELEFON;
    0216 455 39 63-64
    FAX:
    0216 4553964

  5. salih Muğlalı

    9 yıldır tefeci ve çetelerinin elinde oyuncak oldum. nerelere başvurdumsa derdimi analtıp, suçluları durduramadım. mahkeme sadece, “imza senin mi” diye soruyor. suça bakmıyor! çeteler haraç olarak, kuruş vermeden çok çek senetler imzalattılar. bu çetelerin bazıları İzmir!de tutuklu yargılanmalarına rağmen silah ile imzalatılan 1.000.000 Tl çok sayıda çek infazını durduramadık? borç yok, ticaret yok! çekler temyizden geldi ağustos başında ödencek ama nasıl? zaten tüm para ve tapularımıza el kondu. işimizi eşimizi aldılar. hukuk devleti nerde? hapise gircem bu hiç adil mi? önce adaleti sağlamak zor.
    Ticaret bile olmayan çek ile ilgili hapis yatmak çok yanlış. çekten hapis cezası kalkmalı, çekte banaka sorumluluğu çoğaltılmalı. İcra dairelerine, Mahkemelere ve Savcılığa gelen her çek önce Vergi Dairesine kayıt edilmeli, olur alınmalı. bu suçları önler. ticaret içermeyen hiç bir çek yasal olamaz. bu acil ve büyük sorundur. haksız hapis yatan insanlar çıkınca potansiyel suçlu olurlar. Devlet halkına zarar vermiş olur. çeke hapis ve adli para cezası çözüm değil, bizzat çözümsüzlük. mağdur devlete haram para vercek devlet bu yasal olmayan parayı halkına yedircek olmaz bu…
    yeni çek kanunun halka ve mağdurlara inerek hazırlanmalı ve hapis ve adli para cezası kalkmalı. çek sahibinin parası olsa hapise neden gircek ki, gider gerçek borçsa, alacaklıya öder. lütfen bu çek sorunu ve çete sorunu günümüzün en önemli ve çıbanlaşmış sorunudur. tepeden aşağı herkes görevini yapıp, bu sorruna akılcı ve kalıcı çözüm getirlmeli. emeği geçenlere teşekkür ederiz.

  6. PARA- ADALET- DAVA –HAK- SEMBOLİK DERNEK- SEMBOLİK BAŞKAN-SABOTAJLAR- BİLİNÇSİZLİK- SABIRSIZLIK-İTEAATSİZLİK-EZBERDE ISRAR
    VE SONUÇ İŞTE SİZE 29 HAZİRAN 2009 UN YANİ DÜNÜN ÖZETİ

    17 HAZİRAN 2009 Meclis ziyaretlerine ilk gidişim sırasında bir kişi ile tanıştım. Bu kişi bence Türkiye için büyük bir şanstır, çok değerlidir. Adalet Komisyonu Başkanı Sayın İyimaya’dan söz ediyorum. Üstün hukuk bilgisine sahip bir hukuk adamı, olması gereken gibi devlet adamı. Bana tüyoları, yapmam gerekenleri anlattı. O gün sevinçle ve iştahla ayrıldım yanından. Söylediklerini başarabilirdim, başarmalıydım. Azmettim o gün.
    Yıl 1974 Profesyonel Ordunun kurulması ve biz astsubayların bazı haklarının verilmesi için yapılmış eylemler. Koordine eksikleri, başsızlık ve başıbozukluklar sebebi ile eylem amacı o kadar farklı algılandıki sormayın gitsin. Ordudan atılmalar ve hapislikler de cabası. Gayet masum ve iyiniyetle başlatılan eylemler, ihtilal yapılıyor abartılarına kadar yol aldı.
    Türkiye 68 kuşağına, talebesi olduğumuz ağabeylere ablalara çok şeyler borçludur.
    Benim içinde bulunduğum iki mücadele aslında tek mücadeledir. Bunun ismi YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARI dır. Bu politikalardan önde geleni gündem değişiklikleri ile gün geçirmektir. Dün biz bu politikanın kurbanı olduk.
    Sağlıkta yolsuzluklar, banka boşaltmalar, her alana yayılmış yolsuzluk ve rüşvet. Cari açığın kapatılması için ya IMF ye boyun bükeceksin, ya da bankalara. Hükümet gerekli tedbirleri almaktadır. Ancak tedbirler geç kalınarak alınmaktadır. Netice itibari ile faydası da cüzi olmaktadır. Ama mağdurlar oluşmuştur. Mağduriyet çığlıklarından kaçılmaktadır.
    Ezberleri bozarak hareket edilirse yol alınır. Sizlere 23 haziran davetini yaparken fiilde birliktelikle başarılı olacağım fikrindeydim. Çünkü 17 haziranda beklediğimiz doğrultuda bir yasanın hazır olduğunu ve bekletildiğini biliyordum. Yapılması gereken öndeki taşları oynatmaktı. Bunun içinde çoğunluk gerekliydi. 17 kişi ile ziyaretlere başladım. CHP Gurup Başkan vekili Sayın Kılıçdaroğlu’ndan randevu talep ettim reddedildi. Kendimi dernek başkanı olarak tanıtınca iş değişti. Bütün parti guruplarına rahatça girdik. 23 Haziran 09 bizim ezber bozduğumuz ilk gün oldu. En son uğradığımız Sayın İyimaya bu durumdan hoşnut kaldı ve bana yeni hedefimi çıtlattı.
    İşte o hedefe o gün de gidebilirdim. Gitmedim. Çünkü o gün için yeterli sayımız yoktu. 26 Haziran 2009 da toplanıp gidilseydi belki dünden çok daha iyi bir sonuç alınırdı. Yukarıdaki başlıktaki PARA bende olmayınca cumartesi, pazar tost satarak temini için beklemek zorundaydım. Pazartesi hükümetin gündemi değişti. Bir kere daha belli oldu ki Türkiye’de ADALET demek PARA demektir.
    Mağdur arkadaşlar takip yaparken acele ile ve ayrıntıları kaçırarak yapıyorlar. Ayrıntıların önemini bilmiyorlar. Haber takip etmede, mesajları okumada hep aynı hatalar. Cuma gününden randevu taleplerimi Yargıtay Başkanlığı’na, Başbakanlığa ve Adalet Bakanlığı’na yapmıştım. Hedefim buralardı. Herkes meclise fazla takıldı. Hazır olan yasa meclise gelmiyorsa sebep nedir? Sorumlu kimdir? Dün yargıtaydan aldığım cevap olması gerektiği gibi ve beklediğim gibiydi. “Hükümetin sorunu.” Ve daha hala 10 temmuz beklentisi. Armut piş ağzıma düş. Görürsem söylerim.
    Hükümet bizim mağduriyetlerimiz hakkında her şeyi en ince detayına kadar tamamen bilmektedir. Bunu görüştüğümüz AK Parti Milletvekillerinin hemen hemen hepsi teyit etmiştir. Hükümet, artık bankaların bu işte sorumluluklarının artmasını istemektedir. Bankaların da ellerini taşın altına koymasını istemektedir. Bankalar art niyetlerle buna yanaşmamaktadır. Ekonomimizi tehdit etmektedirler. Sicil Affı, Kredi Kartı ve Çek yasalarında bu durumu açık açık göstermekteler. Hükümet bu durumdan kurtulmak için IMF ile anlaşmak zorundadır. Bu durumdan da korkuları vardır. Bu yüzden zamana ihtiyaç vardır. Sayın Babacan’ın temasları bu doğrultudadır. Ama yanı sıra başka bir beklenti daha vardır ki o en güzelidir. Bizim hükümete yardım etmemiz. ÇEK MAĞDURLARININ LOBİ OLUŞTURMASI. Bu oluşum zamanı bizim lehimize çevirecektir.
    İşte bu oluşumu gerçekleştirebilmek için ezberlerin bozulması gerekir. Hala millet vekillerine 3167 yi, ilga olduğunu falan anlatmak ezberin tekrarıdır. Bunları her kes biliyor. Bilmedikleri bizlerin gündemin takipçisi olup olmadığımız. Gelişmelerin ne derece takipçisiyiz. Örneğin; bir CHP Milletvekiline soru yönetirken şunu sorabilmelisiniz, “26 Haziran 2009 da neler oldu, bizlere yasanız çıkmadan meclis tatile girmeyecek demiştiniz söz vermiştiniz, ne değişti” gibi. Bocalatıcı sorular. Yoksa, ezbere dayalı sorular onların işine gelir. Oyalayıp baştan savarlar.
    Sivil toplum örgütlerini de yanımıza almalıyız. Kendi sorunlarımızı, gündemin sorunlarıyla bütünleştirerek yapabiliriz bunu. Ezberle değil. Bizler İHADER i yanımıza çağırıyoruz. Benim arkadaşlarım, bana sormak ve fikrimi almak nezaketinde bulunmadan kovalıyorlar. Neden İHADER teröristleri savunuyormuş. Aynı kişiler benden DTP Milletvekilleri ile görüşmemi istiyorlar. Buyurun. SEMBOLİK DERNEK olursa, SEMBOLİK BAŞKANI olur. O başkana kendileri saygı duymayan insanlar, BAŞBAKANIN, BAKANLARIN ve MİLLETVEKİLLERİNİN saygı duymasını bekliyorlar. Bu olacak şeymidir. Milletvekilleri ile konuşmaya giriyoruz, benim önümden hareket etmelerle sözümü kesmelerle karşılaşıyorum. Görüntü şudur. SABIRSIZLIK, İTEATSİZLİK VE EZBERDE ISRAR. Bu görüntüye saygı duyulması beklenile bilinir mi.
    Bilindiği gibi, benim tek telefonum var. Ben bu telefon numaramı bütün randevularımın altına yazdığım gibi genel sekreterlere ve sivil toplum örgütleri temsilcilerine de veriyorum. Dün bu telefonum, sürekli olarak meraklı dostlarım tarafından sabote edildi. Randevu cevaplarımın hiçbirine ulaşamadım. Sık sık polis kordonunu aşıp, başbakanlığa ve bakanlığa gitmek zorunda kaldım. Ayrıca bakanlar kurulu toplantısının bitmesini sabırsızlılıklar sonucu beklemedik. Biz Güven Park’tan ayrıldık toplantı bitti. Bir bakana arabasına binmeden çiçek vermek, Sayın Çiçek’e soru yöneltmek gibi beklentilerim de havaya gitti.

    DOSTLARIM; ben bu davaya oğlum için girdim. Bu bildiğiniz bir ezberdir. Bilmediğiniz taraf, benim dava adamı olmamdır. Bülbülün çektiği dili belasıdır. Yolsuzluklarla uğraşacağım diye varımı yoğumu kaybettim. Kahraman olmak için değil. Hak peşinde koşmaktan. Ölümle de tehdit edildim, astronomik rakamlar da teklif edildi. Ama hala sokaklarda tost satan astsubay emeklisiyim. Bunların ne demek olduğunu biliyor musunuz?
    29-17= 12 bilemediniz 14 gün. Geldiğimiz nokta bu. Bu noktanın değeri sizce nedir?. Ben sizlerden herhangi bir menfaat mi talep ettim?. Yoksa amacımız mı başka? Blog adminleri bana saldırılara göz yumarken, disipline zararı da görmediler. Demokrasi hak aramak demektir. Birliktelikler gerektirir. 70 li yıllardaki soldaki çok seslilik ve disiplinsizlik, ülkemizdeki solu zayıflatmış ve siyasi dengesizliğin oluşmasına sebep olmuştur. Kol kırılmış yen içinde kalmamıştır.
    DOSTLARIM; duyumlarım 10-15 TEMMUZ arası hükümetin meclisi, hiç olmazsa kendi gurubunu toplayacağı ve bazı yasaları çıkaracağı yönündedir. Yada 4 ağustosta. Her iki duruma da hazırlıklı olun. Ben diğer davalarımın peşinde olacağım için sembolik başkanlığımı bırakıyorum. Tavsiyem daha disiplinli ve saygılı bir birliktelik kurun. HER KESİ KENDİNİZ GİBİ BİLMEYİN. Karşınızdaki kişilerin farklı olduğu düşüncesi ile hareket edin. Bunu başaracağınızdan eminim. Kulaktan duyma havadislere değil havadislerdeki gerçekliğe ve ayrıntılara değer verin.
    Sabrınız kalmadı biliyorum ama telaşeyle avucunuzun içindeki kuşu kaçırıyorsunuz. Dikkat edin.
    HOŞCA KALIN, SAYGILARIMLA BURHAN İŞCAN

  7. sevgili admin ,
    bu aihm projemizi hızlandırmamız gerek.lütfen bu sitenin diğer mesaj alanlarını şimdilik daha aza indirip AİHM konusu etrafında toparlanmayı sağlarsan çok sevinirim.Çok dağınık ve karmaşık bir mesaj ve bilgi ortamı var şu anda sanıyorum bu sitede..Artık bu iş tatil sonuna kaldığına göre ve hepimizin de öyle ya da böyle sorunumuz ortak olduğuna göre maksimum sayıyla AİHM iç tüzüğüne en uygun şekilde sağlıklı başvuracaksak lütfen o konuda bizleri yönlendirin.Eski , yeni her türlü yazıya bir sürü mesaj yazılmış..Eşgüdüm halinde neler yapabiliriz ona bakmamız lazım derhal…
    Bakın son 2 haftada bu ülke AİHM de 2 kez mahkum edildi.Hükümet dünyaya rezil olmaya devam ediyor hukuksuzluktan hala da umurlarında değil..Şu an her zamankinden daha fazla şansımız olabilir.Yeterki sağlıklı örgütlenelim bu konuda…Bu olay siyasi irade gerektirdiği için ne hükümet , ne meclis ne de yargıtay elini taşın altına sokmak istemiyor..
    Bence bu ülkede iç hukuk yollarının hepsi tükenmiştir..Başkaca alternatif kalmamıştır kanımca..O yüzden lütfen acilen ve ısrarla rica ediyorum…
    Madde madde sadece bir yerden atılacak adımları , matbu dilekçeler varsa onların birer örneği ve diğer gerekli evraklar …
    Lütfen bu karışıklığı ortadan kaldırın ve tek bir amaca odaklanalım..
    Bu yaz uzun olacak bizler için !!!!!!!!!!

  8. SAYIN MALİYE BAKANI MEHMET BEY NEDEN İCRALARDA TAHSİLE KONAN ÇEK VE SENETLERİN FATURALARINI SORMUYORSUNUZ….TAHSİL EDEN KİŞİLERDEN VERGİ ALMIYORSUNUZ…HANGİ TİCARETE GÖRE EVRAK DÜZENLENMİŞ…BAKIYORMUSUNUZ…10 MİLYARI 6 AYDA 25 MİLYAR YAPAN TEFECİYE NEDEN HESAP SORMUYORSUNUZ….KANUNLAR HEP İYİYE TEFECİYE BİRŞEY YOK VERGİ HİÇ YOK….

  9. murat doğru söylüyosun dağa çıkalım…nasıl olsa pişmanlık yasası var…

    • adamlar dağdan indi mecliste millet vekili oldu
      yakında apo çıkar başımıza başbakan olur
      merak etmeyin bizde o zaman memleket bulursak çıkarız dağlarına bol bol

  10. Arkadaşlar boşuna kimse heveslenmesin buna bende dahilim.Ocak ayından bu yana yargıtay bizim lehimize karar vermediğine göre hepimiz ya kacak yasayacağız yada gidip aslanlar gibi cezamızı çekecez..
    Aslında bir yolu daha var :)dağa çıkalım, daha sonra pişmanlık yasası için başvuru yaparız nasıl olsa devlete silah çekenlere ceza yok arada bizde yırtarız…

  11. Askere silah çekenler saltanat içinde rahat rahat gezip dolaşıyorlar biz batmışız evimize ekmek götüremiyoruz devlet bizi hapse atacak..adalet bu olsa gerek..para olsa kendimizi elaleme rezil edip eve haciz getirtecek halimiz yok..bunun ne kadar utanç verici bir durum olduğunu yaşayan bilir.bu ceza kalkmıştır yada kalkmamıştır hiçbir hakim kafasına göre yorum yapamaz..

  12. BU ÜLKEDE BİNLERCE ÇEK MAĞDURUNU DÜŞÜNEN AV. RAHMİ OFLUOĞLUNA ve BURHAN İŞCANA TEŞEKKÜRLER…

  13. bu kanunu değişmesine oldukça sevindim

  14. bende çek mağduruyum…böyle kanun böyle devlet olurmu…..devlet hakimiyle savcısıyla askeriyle. tefecinin tahsilatçılığını yapıyor.tefeci 10 milyarı 6 ayda 25 milyar yapacak maliye ne aldın ne sattın sormayacak…sadece tefecinin çekini tahsil ediverecek hemde devletin savcı ve jandarmasıyla …YAZIKLAR OLSUN….inceleyin karşılıksız çeklerin çoğu tefecilerin elinde..böyle bir devlet olurmu…KARŞILIKSIZ ÇEKE KİMİ MAHKEME BERAT VERİYOR KİMİSİ HAPİS BÖYLE OLUNCA KÖTÜ NİYETLİ HAKİM VE SACILARA GÜN DOĞUYOR.. hapis ya vardır ya yoktur..yani kanunlarımızda lastikli ….adam öldüren tahrikten berat ediyor yaralayana ölüme teşebbüsten 25 yıl ..hapis ……parası olana kanun manun yok bu düzeni bozuk ülkede…BİRDE DEMOKRASİDEN BAHSEDİYOR ÜLKEYİ YÖNETENLER….DİKKAT EDİN TEFECİLERİN TAHSİLE KOYDUĞU ÇEKLERİN ÇOĞUNA HAPİS ÇIKIYOR…NEDEN ACABA…….

    • Bu hakimlerin verdikleri kararlardan sorumlulukları yok mu?Doktor yanlış teşhis yada tedaviden sorumlu tutulup yargılanıyor da hakim neden yargılanmıyor?Bunları denetleyen bir makam neden yok?

  15. BU ÜLKEDE CARİ AÇIK VAR, BU ÜLKEDE CARİ AÇIĞI KAPATMAK İÇİN BANKALAR VAR. BANKALARI BAŞ TACI EDENLER VAR. BANKALAR SENİN YASALARINI TANIMIYOR. VATANDAŞINI TANIMIYOR. NEDEN? SENİN BANKAN DEĞİL. OYAK BİLE İSRAİL OLDU. VE ŞİMDİ BANKALARIN YAPTIRIMLARI VAR. HÜKÜMETİN ELİNDE ÇARESİ VAR MI VAR. YA AT ÖLECEK, YA PADİŞAH ÖLECEK YADA BEN.
    ÇEK MAĞDURU BANKALARA KURBAN EDİLEMEZ. ÇEK MAĞDURU ÜLKESİNİN EKONOMİSİNİN BEL KEMİĞİ İDİ ÖYLE KALACAK. KAZANCI APTALLAR BİLE DEĞERLENDİRİR. KAZANÇ ELDE ETMEK AKILLILARIN İŞİDİR. BAĞDAN ÜZÜM KOPARMAK İÇİN BAĞ GELİŞTİRİLMELİ. HEM ÜZÜM KOPARIP HEM BAĞCIYI DÖVMEK NEDİR BUNUN ADI. SİCİL AFFI YASASINI, KREDİ KART YASASINI TAKMAYAN BANKALARIN AMACI TÜRKİYEYİ A.B. YOLUNDAN ÇIKARTMAKTIR. BİZ BUNU DÜNYAYA HAYKIRACAĞIZ. ALACAKLININ HAKKINI SAVUNDUKLARINI SÖYLÜYORLAR. GEÇ GELEN ADALET ADALETMİDİR. ADİL OLMADAN ADALETLİ NASIL OLUNUR. HANGİ ALACAKLI HAPİS YATAN BORÇLUDAN ALACAĞINI ALMIŞTIR. 180 GÜNÜN HESABINI KİM VERECEK. ARTIK BİZİMDE LOBİMİZ VAR. HUKUK SERVİSİMİZ VAR. VE DERNEĞİMİZ VAR. GÜÇLÜYÜZ. HAKKIMIZI SÖKE SÖKE ALACAĞIZ. ANKARA, MECLİS, HÜKÜMET, YARGITAY BİZ HAKKIMIZI ALMAYA GELİYORUZ. ELLERİMİDE GÜLLERİMİZ VAR BAYRAĞIMIZIN RENGİNDE. ÜZERLERİNDE GÖZYAŞLARI VAR YAKINLARIMIZIN. SİZE TATİL HEDİYESİ GETİRİYORUZ BUNLARI. DİKKAT EDİN DİKENLERİ VİCDANLARA ACI BATIYOR.
    DOSTLARIM BU MECLİS İSTERSE BİR GECEDE NELER YAPIYOR. KİMLER SONRADAN UYKUDAN UYANIYOR. HER KES GÖRDÜ.
    VE ŞİMDİ ANKARA ÇEK MAĞDURLARINI GÖRECEK. ADALETİ TANIYACAK.
    SUÇ DAYATMASI İLE DOLAYLI YOLDAN VERİLEN HAPİSLİĞİ, ANAYASANIN NASIL HİÇ EDİLDİĞİNİ ÖĞRENECEK HERKES. AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE NASIL MUHTAÇ EDİLDİĞİMİZİ ÖĞRENECEKLER. HAKİMLERİMİZİN YARGIÇLARIMIZIN NASIL ZAN ALTINDA BIRAKILDIĞINI ANLATACAĞIZ.
    VE GERÇEĞİ ÖĞRENECEK HER KES. BANKALARIN TAHAKKÜMÜNÜ. ASIL MAKSADIN ALACAKLIYI KORUMAK OLMADIĞINI ÖĞRENECEKLER.
    BİZ YARIN ANLATACAĞIZ BUNLARI, MEKAN MEKAN, SOKAK SOKAK, FERT FERT.
    BİZ VARIZ ARTIK. BİZ BİRLİĞİZ. 180 GÜNDÜR VERİLMEYEN ADALETİ ALACAĞIZ. KATILAN BÜTÜN DOSTLARIM SAĞ OLUN. NİĞDELİLER,UŞAKLILAR, VANLILAR EDİRNELİLER SAĞ OLUN TÜRKİYE ÇEK MAĞDURLARI. ZAFER ONA İNANANLARIN OLACAKTIR
    BURHAN İŞCAN

  16. Çek Yasasına Meclis yolu göründü

    26 Haziran 2009 Cuma

    > Şükran Kaban ANKARA
    Muhalefetin bazı hükümlerine karşı çıkması sebebiyle ekim ayına bırakılan ve çek mağduriyetlerini gidermek için düzenlenecek Çek Yasa Tasarısı’nı iktidar ve muhalefet yeniden gündeme aldı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, tasarıyla ilgili çalışmaların süreceğini ve ağustos ayında Meclis’in çalıştırılması durumunda tasarının ele alınabileceğini söyledi.

    MUHALEFET İLE İKTİDAR UZLAŞACAK
    Bakan Ergin, önceki gün TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay ve MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural TBMM’de bir araya gelerek yasanın bazı hükümlerinin yeniden düzenlenmesi ve bir an önce yasalaştırılmasını görüştü. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, yasayla ilgili çalışmaların süreceğini, parti gruplarının konu üzerinde çalışacaklarını söyledi. Bakan Ergin, ağustos başında yapılacak Meclis Başkanlığı seçiminden sonra Meclis’in bir hafta on gün çalıştırılması düşüncesi olduğunu belirterek, Çek Yasası’nın da bu süreçte ele alınabileceğini kaydetti. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da, sadece çek verenlerin değil, alacaklı olanların da mağdur edilmeden dengeli bir çözüm getirilmesinden yana olduklarını söyledi.
    26.6.2009 türkiye gazetesi
    arkadaşlar ne olur anlayın yapmak istediğimi
    BURHAN İŞCAN

  17. OYUNU KURALINA GÖRE OYNAMAK

    Meclise ilk gidişimde tektim. Sayın Köylü, Milletvekilimiz Öztürk ve Sayın İyimaya ile görüştüm. Bu görüşmelerden zafere yakın olduğumuz fikri sabit oldu. 23 Haziranda gidişimiz oyunun kurallarını gösterdi. Benimle olanlar hatırlar, bu kuraları Sayın İyimaya bize hatırlattı. Ondan sonra oraya gelenler kahretmeye üzülmeye başladı.
    Teorilerin uygulamalarda başarılı olup olamayacağı sınamalarla belli olur. Sınamaların en ilkel yolu deneme yanılma metodudur..En ileri yöntem ise sanal ortamda simüle programla test etmektir. Benim kendime has metodum ortamı satranç tahtası üzerinde farz edip, olasılıkları hesaplamaktır.
    Ortada iki teori vardır. Birincisi çekten dolayı alacaklı olanların, vekili avukatlarının ve finans çevrelerinin savunduğu teori. Bu teori çek suçlarına karşı caydırıcılık olarak. Ve çeke teminat olarak mutlak hapislik cezasının korunmasıdır. İkinci teori bizim teorimizdir. Bu teori suç sayılmayan bir eylemin suç olarak dayatılması ve cezasının da dolaylı olarak ve anayasa ihlal edilerek hapislik olarak verilmesidir. Ben şimdi bu teoriler üzerindeki haklılıkları yazmayacağım ben nerde hatalar yaptığımızı yazacağım.
    Bu güne kadar sizlere verdiğim mesajların algılanmadığını hatta yazılarımın hiç okunmadığını görüyorum. Sebep artık sabrımızın kalmamasıdır. Her kes müjdeli bir iki satır okumak ve bu kaostan kurtulmak düşüncesinde. Bu sabırsızlık bize oyunun kurallarını unutturuyor ve bizi zayıf bırakıyor.
    Son gidişimizde Sayın İyimaya bana; “komutanım(emekli asb. olmam sebebi ile); lobisel faaliyetleriniz ne kadar büyüklükte” diye sordu. İşte o zaman gerçeği gördüm. Oyunu en önemli taşlardan yoksun olarak oynuyorduk. Şahımız, kalemiz, filimiz ve atımız yoktu. Sayın Kılıçdaroğlu’na ve Oktay’a kendimizi tanıtırken buldum çareyi. ŞAH=DERNEK, KALE=TOPLULUK, FİL=LOBİ ve AT=MADDİ İMKANLAR işte biz bu taşlardan yoksun olarak başladık oyuna. Bu fark ediş bu taşlara sahip olmayı sağladı bize. Her fırsatta yeren muhalif arkadaşlara borçluyum bunu. Demokrasi mozaiğinin faydasıdır bu.
    Eğer satranç oynayacaksanız karşı tarafın taşlarını iyi değerlendirmelisiniz. O taşları kullanan kişinin zekasıda önemlidir. OYUNU KURALINA GÖRE OYNAMAK için bu taşlar çok gereklidir. Bu taşların olmaması zamanı uzatmaktadır. Bir gece içinde, meclis başkanının da haberi olmadan kararname çıkarıyorsa bu meclis, yasa da çıkarması anormal değildir. Yasa taslağı zaten tam anlamı ile hazır. Eksik olan ne, bizim eksikliğimiz. Kedi fare oyunu. Bu oyun bozulabilir. Bunu yapmak sizlere bağlı.
    Benim bu teorim 17 kişi ile ispatlanmıştır. Belgeleri mevcuttur. Sınamadan geçmiştir. Sonuca ulaşmak ve kesin netice almak hepimize bağlı. 29 haziranın önemini bir başka yazımda belirtmiştim. Lütfen bir daha okuyunuz. Kaybedeceğimiz hiçbir şey yok. Bir adım bile atsak kazanacak çok şeylerimiz var. Muhalif dostlarım bile olasılıkları görüp değerlendirmem açısından çok yardım ettiler.
    Keyfiyeti arz eder saygılar sunarım.
    BURHAN İŞCAN

  18. Bu ülkede kahraman olmak için ya hapiste ya cephede mağdur olmak gerekiyo arkadaşlar… Devleti hortumlayanlar,dolandıranlar şimdi keyif sürüyorlar. Bu ülkeye canı gönülden hizmet etmiş insanlarda hapislerde sürünüyor…. Bu mu adalet….Bu mu insan hakları…Ya insanları umutlandırmayın ya da verdiğiniz sözü tutun….Bir ülkeki kendi ekonomisini kendi eliyle baltalıyor işte bu ülke bizim ülkemiz:(

  19. T.C.
    ADALET BAKANLlGI KanunlarGenelMüdürlüğü

    Sayı : B.03.0.KGM.0.00.00.07/799/3333 Konu :Başvuru

    Sayın Burhan İŞCAN Kırmızıtoprak Mah.
    OsmançavLl” Sok. No: 19/6

    22/06/2009

    . .
    Başbakanlık I1iteşim Merkezine (~IMER) gönderdiğiniz ve ilgisi nedeniyle
    Bakanlığımıza iletilen, 3167 sayılı “Çekle Odemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun”la ilgili 18/05/2009, 20/05/2009 ve 08/06/2009 tarih li başvurularınız incelenmiştir.
    Yürürlüğe giren temel kanunlar ve ceza mevzuatına uyumun sağlanması amacıyla, Bakanlığımızca, üniversite öğretim üyeleri, Yargıtay üyeleri, Maliye Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Türkiye Bankalar Birliği temsilcileri ve Bakanlığımız görevlilerinden oluşturulan Komisyon tarafından taslağı hazırlanan “Çek Kanunu Tasarısı” kanunlaşması sağlanması amacıyla 11103/2009 tarihinde Başbakanlığa ve Başbakanlık tarafında da 08/05/2009 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderilmiştir. Söz konusu başvurular 12/06/2009 tarihli ve 741/3 151 sayılı yazımızla, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliğine gönderilmiştir.
    Bilgi edinilmesini rica ederim.

    1 ÇETlNTURK Bakan a.
    Tetkik Hakimi

    ADRES: Millı Mudafaa Caddesı No: 22 Kızılay 06659 ANK “IRA Tel :(0312)4177707
    Faks : (O 312)418 1840

    Ayrıntılı Bilgi İçin İıtibat :
    :Ş.KARAHAN Memur

  20. Dostlarım; YİNE YAZILARIM OKUNMAYACAK
    olsun, pazartesi günü aldığımız randevularda meclisin tatildemi çalışmada mı olduğu görülecek.
    Beni alaya ve t ye alabilirsiniz. Fakat YAPTIĞINIZ ŞEYİN SONUCU BİR ÇOK İNSAN İÇİN AĞIR OLACAKTIR.
    Özgüven, medeni cesaret, inanç bunlar sizleri yenecektir. İSTEDİĞİNİZİ SÖYLEYEBİLİRSİNİZ.
    FAKAT MADEM BU KADAR BİLGİLİYDİNİZDE NİÇİN SİZLER BİRŞEYLER YAPMADINIZ.
    AYNASI İŞTİR KİŞİNİN LAFINA BAKILMAZ.
    KÖTÜ SÖZ SAHİBİNİ GÖSTERİR. VEDE LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜMEZ.
    BEYLER İŞ GÖSTERİN. PARDON , DİYECEKSİNİZ Kİ YAPIYORUZ YA. YAPMAYA DEVAM EDİN. SİZİNKİSİ İŞİ BİLECEKSİN İŞE GİTMEYECEKSİN SORANLARA İŞE GİDİYORUM DİYECEKSİN HESABI.
    DOSTLARIM ANLAŞILMAYAN BİR ŞEY VAR
    BEN ÇALIŞMALARIMDA YALNIZ DEĞİLİM. BAŞTA SAYIN RAHMİ OFLUOĞLU VAR. KENDİSİ A.İ.H.M KONUSUNDA BİZE REHBER, BİZLER ONUN BU ÇALIŞMASINI BİR KENARA ATMIŞ DA DEĞİLİZ. BU KONUDA ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDİYOR. KENDİSİNE DESTEK VERİYORUZ. BEN ESKİŞEHİRDEYİM. ORGANİZASYONUN SADECE İSİM BABALIĞINI YAPTIM. ODA MECLİSTE KENDİMİZİ KABUL ETTİRMEK İÇİN BİRDEN AĞZIMDAN ÇIKTI. SAYIN RAHMİ BEYLE BUNUN NE KADAR İŞE YARADIĞINI GÖRDÜK. ŞİMDİ RAHMİ BEY BU OLUŞUMA RESMİYET KAZANDIRMAYA ÇALIŞIYOR. BU YÜZDEN BEN RESMİ OLMAMIŞ BİR DERNEK YERİNE BİRLEŞİM İSMİ İLE BİRLİKTELİĞİ KORUMAYA ÇALIŞIYORUM. OĞLUMU KURTARMAKTAN BAŞKA HİÇ ÇABAM YOK. YANİ KAHRAMANLIK GİBİ GAYEM YOK. HER ZAMAN DİNİ İNANÇLARIM GURUR KİBİR GİBİ ŞEYLERİ REDDEDER. AYRICA İNSANLARDAN MEDET UMMAYI DA.
    İSTANBUL VE İZMİR DE ARKADAŞLARIMIZ HARIL HARIL ÇALIŞIYORLAR. İRTİBATLAR KURUYORLAR. BENİM BAŞKANLIĞIM DA BU ANLAMDA SEMBOL OLMUŞ OLUYOR. YANİ BU ARKADAŞLAR BENDEN BİN KAT FAZLA ÇALIŞIYOR. OĞLUMUN KURTULMASINA SEBEP OLACAKLARI İÇİN ONLARA ŞÜKRAN BORÇLARIM ÇOK. HİÇ BİR ZAMAN ÖDENEMEYECEK BORÇ BU. ALLAH ŞEFAAT ETMEYİ İNSANA BU BORCU ÖDESİN DİYE VERMİŞ. DUALARLA ÖDEME.
    BU YÜZDEN TARTINIZDA KANTARIN TOPUZUNU KAÇIRMAYIN ALLAH ÖNÜNDE SEVGİNİZİ KAYBEDERSİNİZ. BANA GÖRE HAVA HOŞ. ALLAH HER KESE HER ŞEYİ GEREĞİNCE VERMİŞ. DÜŞÜNMEYİ FARZ KILMIŞTIR. NE KADAR AZ DÜŞÜNÜYORSUNUZ, VEYA BİZ SİZE BU ÖĞÜTLERİ DÜŞÜNÜP TUTASINIZ DİYE VERDİK ŞEKLİNDE AYETLERLE DÜŞÜNMENİN ÖNEMİNİ BELİRTMİŞTİR. KEYFİYET BİLGİLERİNİZE ARZ OLUNUR. BURHAN İŞCAN

    • Pazartesinin tatil olduğuna dair resmi bir açıklama falan yok. Kuyuya atılan taşa benzetiyorum.

      İmkanı olan, imkan yaratabilen vs.. Herkes lütfen pazartesi günü Ankara’da olarak son bir gayret daha göstersin.

      Bakın, sahte faturacıları bile kurtarıyorlar istedikten sonra…

      Bizim yaşadığımız yanlışı düzeltmek de birkaç saatlerini alır….

      Bu fırsatı kaçırmayalım

      • bizler borçlu olabiliriz.fatura hırsızları olmaktansa .borçtan hapis yatmak daha iyidir.bu ayıp bizlerin ayıbı değildir.

  21. “ÖNEMLİ OLAN BİLGİ DEĞİL İLGİDİR”

    Bilgi kütüphaneler dolusudur. Internet bu bilgilere hızlı erişim demektir. Önemli olan ilgidir. İlginiz yoksa evinizdeki kitaplığın değeri süs olmaktan öteye geçemez. Sizi sözde entelektüel gösterecek mobilyadan farksızdır. Şekilciliğin arkasındaki sahtekarlıktır bu davranış. İşte; internet bu tarz mobilyanın gereksizliğini gösterir. Bir tıkla istediğin kitap istediğin bilgi.
    Çağımızda bu oluşumun artık mobil olması gerekliliği öngörülmüştür. Yapılan bu yönlü çalışmalar interneti cep telefonlarına taşımıştır. İlgi bilgisiz kalmamak demektir. İnternetin özelliği ilgi ile bilgiyi buluşturmaktır. Bu buluşmanın önüne geçmek, bilgisiz kalmayı temenni etmekten başka bir şey değildir. İlkel kalmış, ilkellikte kalmanın basit yaşam şekline alışmış kişiler fikirde üretemezler. Sınırlı bilgilerle üretilmiş fikirlerin değerleri ancak o nispette olur. Bu şekilde fikir üreten kişilerin davranışlarının, başlarını kuma sokmuş deve kuşlarından farkları varmıdır. At gözlüğü ile meselelere bakmaktır bu. Bu davranışların nedeni hep ilgidir.
    Bu durumun feciata dönüşmesi; yönetici kişilerin bu yapıda olmasındandır. Düşünün siz astsınız, konulara ilginiz nedeni ile bilgi birikimine sahipsiniz. Üstünüz olan kişi ile bilgi sahibi olduğunuz konularda daima bir üstünlüğünüz söz konusu olacaktır. Bu da sizin için büyük bir avantajdır. Fakat çekememezlik ve üstünüzün bu durumu kabullenmemesi sorunlar yaratır.
    Ben kendimi hep; iyi bir doktor, avukat, yazar ve hatta profösör olarak değerlendirdim. Buna sebep olarak interneti iyi kullanmamdır.
    Sağlıktaki yolsuzlukları araştırdığım sıralarda, bilgisayar öğretmeni de olan oğlumdan yardım istedim. Ve onu o zamanlar bilgisayar kullanmasını bilmemekle suçladım. O sıralarda üretim yeri Brezilya’da olan medikal firmanın Türkiye Distirübütörü yolsuzluk yapıyordu. Bu yolsuzluk; Türkiye’de bu ürünlerin sahtesini yapıp ithal edilmiş gibi satmaktı. Bu şüphemden kurtulmak amacı ile Brezilyada ki bu şirketle mailleştim. Önce internet ortamında çok iyi bir İngilizce çevirmen buldum. Ona Türkçe yazdığım ve öğrenmek istediğim hususları yazdım. Kendisi sağ olsun çok kısa bir zamanda bana yazışma metinlerini gönderdi. Ve ben Brezilya’dan istediğim bilgileri öğrendim. Kuşkularımda haklıydım. Türkiye’ye bu ürün 10 sokulup, 100 dağıtılıyordu. Bu özelliğim bana ve devletime çok şeyler kazandırdı.
    Yolsuzluk ekonomisi politikalarının yapıldığı ülkemizde, insanların bilgi erişimine ulaşmasının önüne geçilmesi normaldir. İnsan karşısındakini de kendisi gibi zanneder. Bu husus kendini kandırmanın en bariz özelliğidir. Kendi kendini kandırmanın insan üstünde yaptığı yıkımı hiçbir düşman o kişi üstünde gerçekleştiremez.
    Ülkemizin Avrupa Birliği’ne giriş başvurusu; ülkemizdeki rüşvet ve yolsuzlukları çokluğu sebebi ile askıya alınmış, yöneticilerden; E-DEVLET oluşturmaları ile hızlı iletişim ağına sahip devlet yapısı oluşturmaları istenmiştir.
    İktidar olmak her şeye muktedir olmak değildir. Ama internet sayesinde bu da mümkündür. Bu hususu gözardı etmekten muradın ismini siz koyun.
    Yeni Anayasa Çalışmalarında bu husus mutlak gözetilmelidir. Bilgi edinmek insanlık hakkıdır. Bu haktan mahrum etmek insanlık suçudur. Ülkemizde yasa olsun diye çıkarılmış yasalardan biriside “BİLGİ EDİNME KANUNU dur.

    MADDE 1.- Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.
    Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik

    BİRİNCİ BÖLÜM
    Amaç, Kapsam ve Tanımlar
    Amaç
    Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı, gerçek ve tüzel kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin 9/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun uygulanmasına dair esas ve usulleri düzenlemektir.
    Kapsam
    Madde 2- Bu Yönetmelik; merkezi idare kapsamındaki kamu idareleri ile bunların bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşlarının, köyler hariç olmak üzere mahalli idareler ve bunların bağlı ve ilgili kuruluşları ile birlik veya şirketlerinin, T.C. Merkez Bankası, İMKB ve üniversiteler de dahil olmak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz olarak enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinde uygulanır.
    Hukuki dayanak
    Madde 3- Bu Yönetmelik, 9/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 31 inci maddesi uyarınca hazırlanmıştır.
    ŞİMDİ DÜŞÜNÜN VE BANA HAK VERİN
    1-Bu yasalar Avrupa birliğinin bize dayatmasıdır.
    2-UYGULANMAMASININ SEBEBİ NEDİR.? Cevap BİLGİ ve İLGİ
    SAYGILARIMLA
    BURHAN İŞCAN

  22. ankaraya katılmak istiyoruz ama firari oldugumuz ıcın katılamıyoruz katılan arkadaşlara başarılar kalbimiz sizinle sokakta bile gezemiyoruz

  23. T.C. BAŞBAKANLIK
    ANKARA

    KONU: Randevu Talebimiz

    SAYIN BAŞBAKANIM;
    Ben; “ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM” diye adlandırdığımız, sayıları şimdilik 150 bin olan ve yasalarımızda da “KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇLULARI” kabul edilen gurubun sözcüsü ve aralarında seçtikleri başkanıyım.
    Gayemiz, toplumda oluşmuş; “ÇEK MAĞDURU YOKTUR”, “DOLANDIRICILAR VARDIR” ön yargı ve sabit fikrini yok ederek, alnımıza sürülen kara lekeden kurtulmaktır.
    Hükümetinizin çıkardığı Yeni Türk Ceza Yasası cezada KASIT UNSURLARI nın gözetilmesini öngörür. Ancak bu husus, 3167 sayılı Çek Yasası Müeyyideleri içinde yoktur. Yasaların uygulamalarında kıyas yasağı da vardır. Yani karşılıksız çek suçlamalarında yargılama eksiktir. 3167 sayılı yasanın yeni ceza yasasına uyum çerçevesinde değiştirilmemesi sırf bu nedenden dolayı bizleri mağdur etmiştir.
    Öte yandan yasa değişecek af gelecek beklentisi de; suiniyetle çek kesme miktarını artırmıştır. Af gelecek, borçlu borcundan kurtulacak gibi safsataya dayalı teorilerde, bizler gibi borç kul hakkıdır ve namustur anlayışında olanlar için ayrı bir mağduriyet oluşturmaktadır. Zira kurunun yanı sıra yaşlarda yanmaktadır. Bu yüzden bizler 31.12.2008 tarihine kadar KASIT unsuru gözetilerek yeniden yargılanma beklentisi içinde idik.
    Bizler borçlarımızı ödemek ve kul hakkından kurtulup ismimizi temize çıkarmak istiyoruz. Ceremeyi kimseye çektirmek istemiyoruz. Bu da borçlu ile alacaklının, makul süre ve makul faiz gibi hususlarda anlaşması ile mümkün görülmektedir. Bizim bu teorimiz.ispatlanmıştır. Ancak 3167 sayılı yasa içine dolaylı yollardan koyulmuş HAPİSLİK CEZASI bu imkanı yok etmektedir. Ayrıca bu ceza Anayasa mızı da ihlal etmektedir.
    Bu hususları ve savunduğumuz diğer hususları detaylı bir şekilde sizlerle görüşebilmek, kamuoyunu da doğru bilgilendirmek gayesi ile 29.06.2009 tarihinde gurubum temsilcileriyle birlikte ANKARA da olacağız.
    Bu güne kadar sizin toplumumuza verdiğiniz mesaj ve hizmetleriniz bize rehber olmuştur. Bu sebep ve amaçla sizden o gün içinde görüşebilmek için randevu talep ediyorum.
    Saygılarımla Arz Ederim 27.06.2009
    Burhan İşcan
    ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM BAŞKANI

    EK:Birleşimin basın açıklaması
    İLETİŞİM BİLGİLERİ:
    Burhan İşcan ESKİŞEHİR

  24. 29 HAZİRAN 2009 GÜNÜ ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM’İN DEVLET KALBİ ANKARAYA VE MECLİSE YAPACAĞI ÇIKARMASININ KULİSLERDE YARATACAĞI YANSIMANIN ÖNEMİ

    DOSTLARIM;
    1-Meclis 1 temmuz 2009 tarihi itibari ile tatile girecektir. Henüz tatil resmen başlamamıştır.
    a)Mecliste MUHALEFET PARTİLERİN başkan ve gurup başkan vekilleri bize; “özellikle çek yasası mağduriyetleri giderilmeden meclisin tatile çıkmasını bizde istemiyoruz” sözü verdiler. Elimizde görsel ve belgesel ispatımız mevcuttur.
    b)Sayın Başbakanımız; “uyum yasalarından hazır olan taslaklar meclisten çıkmadan meclis tatil edilmeyecek” şeklinde söz verisi görsel ve yazımsal medyada yayınlandı.
    Pazartesi günü basın önünde; meclisin büyük çoğunluğunu kapsayan iktidar ve muhalefete bu söz verişler hatırlatılacaktır. Bize verilen sözler hak yaratmıştır. Ve bu hakkın takipçisi olmalıyız.
    2- Başarılı olamama olasılığımız azdır. Öyle olsa bile meclis 4.ağustos 2009 tarihinde başkan seçimi için toplanacaktır. Zorundadır. Hükümetin yetiştiremediği kanun tasarılarını bu tarihlerde meclise getireceği duyumundayız. Sırf bu nedenle bile PAZARTESİ bizler için önemlidir.
    3- Mağduriyetlerimizin çözümünde YARGITAY da taraftır. Bu husus Yargıtay ziyaretimiz sırasında dile getirilecektir. 6 Aylık zaman harcanmasının nedenleri hakkında bilgi edinilecektir.
    4- Toplumumuzda bize DOLANDIRICI gözü ile bakılmaktadır. “ÇEK MAĞDURLUĞU” bu yüzden algılanamamaktadır. Bu peşin hüküm, sabit ve önyargılı tutum yok edilmeye çalışılacaktır. Bu da; toplumumuzun bilgilendirilmesiyle olur. Bunun için medya gerekir. Medyanın ilgisini çekip toplumumuza bu mesajı iletmemiz gerekir. Ceza Yasası İçinde var olan KASIT unsurunun, 3167 sayılı yasa içinde olmaması başlıca dayanağımızdır. Yani YARGILAMA EKSİKTİR ve bu durum bağdan üzüm koparırken bağcıyı da dövmek anlamındadır. Kusur veya kabahat olarak nitelendirilecek durum suç olarak dayatılmak istenmektedir. Bu hususu toplanmasını umduğumuz, ve sizlerin beraberliğinde oluşturacağımız toplulukla mümkün olacak basın toplantısı önünde topluma sunmakla olur. Maksadımızın alnımıza sürülen kara lekeleri silmek istemi olduğu belirtilir.
    5-Bizler borçlarımızı kendimiz ödemek istiyoruz. Yani ceremeyi kendimiz çekmek istiyoruz. Ancak 3167 sayılı yasa içine dolaylı yoldan tutturulan HAPİSLİK cezası; borçlu ile alacaklının,MAKUL SÜRE,MAKUL FAİZ gibi unsurlar üzerinde yapacakları anlaşmanın önünü kapatmaktadır. Ayrıca hapislik cezası anayasanın da ihlali anlamındadır. Hapislikle Tazyik Teorisi uygulamada maksadına ulaşamadığı görülmüştür. Bu teori bizlere; işlerimizi,ocaklarımızı,eşlerimizi,aşlarımızı kaybettirmektedir. Ayrıca toplumsal barış ve huzura da balta vurmaktadır. Toplumumuz ve ekonomimiz üzerinde büyük zararları mevcuttur. Barış içinde, anlaşmalarla bu zararlar yok edilebilir.
    DOSTLARIM; BU NEDENLER VE ŞİMDİ AKLIMA HEMEN GELMEYEN BAŞKACA NEDENLERDEN DOLAYI 29 HAZİRAN 2009 TARHLİ BULUŞMA BİZLER İÇİN BÜYÜK ÖNEM ARZETMEKTEDİR. BU HUSUSUSATA ÖNEM VERMENİZİ DLİYORUM.
    AYRICA HER FIRSATTA BELİRTTİĞİM GİBİ BENİM SİZLERE FAYDASIZ UMUT VERME GİBİ BİR LÜKSÜM YOK. ÇÜNKÜ CANPAREM HAPİS VE ÇABALARIM BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ. SİZİ KANDIRMAM DEMEK KENDİMİ KANDIRMAM DEMEK OLACAKTIR. BU HUSUSA DA ÖNEM VERMENİZİ DİLİYORUM.
    KEYFİYETİ ARZ EDER SAYGILAR SUNARIM .
    BURHAN İŞCAN

  25. Kardeşlerim ;
    Diğer bloğa da yazdım …
    Yasa çıkmayacak .Ekim 2009 dan hatta Kasım 2009 dan önce beklemeyin ..İnsanları o zavallı insanları ( ki arasında ben de varım ) umuda sevketmeyin .Yazıktır …
    Tek umut Yargıtay ın içtihatıdır .Oraya yoğunlaşalım .Bu da sadece Sayın Rahmi Bey sayesinde olur ..Adem Sözlüer ( onunda birdenbire neden sessizleştiği ayrı bir tartışma konusudur)
    Yapmayın …Düşünün eğer “TBMM de kişiler bastırdığı zaman yasa çıkıyor” zannına ki bu ilk bakışta öyle gözüküyor insanları meylettirirseniz ,kişiler meclise akın ederler ..Milletinvekilleri buna göz yumarlar mı?
    Duygusal zaaflarımızı bir yana bırakalım .Hepimiz dertliyiz., öfkeliyiz ..ama Devlet duygusallıkla yönetilmez ..
    Yargıtay içtihadının olmaması halinde adresimiz toplu şekilde AİHM dir ..
    Gerçekçi olun

  26. Meciste oturan insanlar yatlarınla gezip tatil yaparken biz 24 aydır bu yasanın çıkmasını bekliyoruz……..siz dolandırıcılık yapıp zimmetine para geciren inasanların peşine düşmek yerine iflas edip zor duruma düşen insanları içeri atıyorsunuz.

    • eda hanım siz derken bizimi kastediyorsunuz
      burda bizden başkası yok ta o yüzden yani

    • esra hanım, elbirliğiyle dur diyeceğiz. Beklemek yerine mağdurlara özgürlük için çalışın.

      gelin “ucu yanık mektup” kampanyamıza katılın.
      gelin “vakit tamam. AIHM hakkı doğmuştur.” kampanyamıza katılın.

      hiçbirini yapmam diyebilirsiniz.

      Buraya bıraktığınız her yorum, yaptığınız her ziyaret bize mücadele gücü verecektir.

      ilginiz ve katılımınız için teşekkür ederim.

  27. sayın can atak; meclise ilk tek gittim 17.6 da,ikinci gidişimde burdaki edinimlerimi referans gösterdim 17 kişi katıldı. şimdi bu gidişimizi referans gösteriyorum ve iddia ediyorum. meclis 30.6 da çalışıp ertesi gün tatil olması bekleniyor. çıkarma hareketimizin bu beklentiyi boşa çıkarmasının büyük bir olasılık dahilinde olacağı kanısındayım. YA YASA, YA TATİL KENDİLERİ BİLİR. istanbul ve izmirde arkadaşlar çok hızlı ve başarılı çalışmalar yapıyor. yarın yeni şafak gazetesinde haberimiz çıkacak. ümitsizliğe kimse kapılmasın. bana inanın zafer çok ama çok yakın. kuruntularla kendinizi oyalamayın. başbakan yurt dışından dönünce bizi karşısında görecek. imkanı olanlar yukardaki yazıyı her yere faxlasın minnettar olurum. hepinize saygılar selamlar.
    burhan işcan

  28. Merhaba Arkadaşlar,
    Bayisi olduğum firma 2006 da tüm vadeli çeklerimi yazdırıp bankanın her çek başı için ödediği meblağları aldı.Çekden şikayet etti.Şu an dosya yargıtayda.Son çıkan çekte vade yasası bana
    uygulanır mı?Yani cezaların bozulması gerekmiyor mu?

  29. sayın can atak; meclise ilk tek gittim 17.6 da,ikinci gidişimde burdaki edinimlerimi referans gösterdim 17 kişi katıldı. şimdi bu gidişimizi referans gösteriyorum ve iddia ediyorum. meclis 30.6 da çalışıp ertesi gün tatil olması bekleniyor. çıkarma hareketimizin bu beklentiyi boşa çıkarmasının büyük bir olasılık dahilinde olacağı kanısındayım. YA YASA, YA TATİL KENDİLERİ BİLİR. istanbul ve izmirde arkadaşlar çok hızlı ve başarılı çalışmalar yapıyor. yarın yeni şafak gazetesinde haberimiz çıkacak. ümitsizliğe kimse kapılmasın. bana inanın zafer çok ama çok yakın. kuruntularla kendinizi oyalamayın. başbakan yurt dışından dönünce bizi karşısında görecek. imkanı olanlar yukardaki yazıyı her yere faxlasın minnettar olurum. hepinize saygılar selamlar.
    burhan işcan

  30. ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİMİ’NİN BASIN AÇIKLAMASI
    “BU GÜNKÜ İŞİNİ YARINA BIRAKMA”
    Türk Ceza Kanunu’nun 5. md.sinin yürürlüğe girmesi dolayısıyla 31.12.2008 tarihine kadar; 3167 sayılı yasadaki suç ve cezaların 5237 sayılı yasaya uygun hale getirilmesi söz konusu idi. Bu durum çek kullanıcıları arasında;
    1- Af çıkacak beklentisine
    2- 5237 sayılı yasanın 21. md. Si suçta KASTI zorunlu görmektedir. Bu bakımdan 3167 sayılı yasa müeyyidelerinin içinde bu hususun olmaması bakımından YENİDEN YARGILANMA beklentisine sebep olmuştur.
    5237 sayılı yasayı( yeni ceza yasası) çıkaran bu hükümettir. Aslında hükümetin muradı; yanlış uygulamalar sonucunda sorunlar yaratan “KREDİ KARTI” ve “ÇEK” mefhumlarının yanlışlıklarını da yok etmekti. Bunu da 31.12.2008 tarihine kadar yapmalıydı. Ancak ekonomide oluşan cari açığın büyüklüğü, IMF ile anlaşamama dolayısıyla; hükümet bankalardan ve finans sektöründen borçlanmaya gitmiştir. Hükümet; yağmurdan kaçarken doluya tutulmuş, IMF yerine bankaların yaptırımlarına maruz kalmıştır. Bu sebeple bahsettiğim iki mefhumun mağdurları bekletilmiştir.
    Yasa koyucunun atlama yaptığı, 3167 sayılı yasayı uyum çerçevesi dışına bıraktığı kabul edilemeyeceğine göre, yasa koyucunun muradının;3167 sayılı yasanın 16/1 md. Si ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması, uygulanamaz olması olduğu kabul edilmelidir.(bu fikir sanık lehine karar veren mahkemelerin kararlarında mevcuttur) Hükümet çözümü yargıya bırakmış, yargıda belirgin bir içtihat kararı vermemiştir.
    Çözümde paslaşmalar dolayısıyla oluşan beklenti süreci (geç kalmak), kötü niyetli kişilerce maksatlı olarak oldukça rahat kullanılmıştır. Af beklentisi ile de kullanılmaktadır. Global krizle birlikte, bu durum karşılıksız çeklerde %50 lere varan patlamaya sebep olmuştur.
    31.12.2008 tarihine kadar, yeni ceza yasasına uyumlu çek yasasının çıkmaması sebebiyle; 3167 sayılı yasadaki suç ve cezalar ilga olmuştur. Bu husus; çeşitli hukukçular, özelliklede İ.Ü.Hukuk Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Adem Sözüer tarafından her fırsatta belirtilmiştir. Bu durum sorunu büsbütün artırmış, çözülmeze götürmüştür. Çünkü beklentiler adalet önünde HAK ARAMA durumuna dönüşmüştür. MAĞDURİYETLER oluşmuştur. Çek mağduriyetleri kısır döngü sonucu ortaya çıkan bir zincirin sonucudur. Bu gün mağdur olmayan ve çek kullanan her kes yarın mağdur olmaya adaydır. Yasayı geciktirmenin sonucu ağır olacaktır. 1.1.2009 tarihinden bu yana 180 gün geçmiştir. Hapislikler sürmektedir. Lehe karar veren mahkemeler bile durdurulmuştur. Yargı önünde eşitsizlikler oluşmuş; ADALETE , HUKUKA ve HUKUKÇUYA güven ve saygı kalmamıştır. Yargı zan altında bırakılmıştır.
    BU NEDENLERDEN DOLAYI “ÇEK YASASI ve MAĞDURLARININ sorunu TOPLUMSAL SORUN haline gelmiştir.GEÇ GELEN ADALET, ADALET DEĞİLDİR.
    Karşılıksız çekten dolayı hapis cezası , kanayan bir yaradır ve Türk Hukuk Sistemi açısından bir yüz karasıdır! Kişi hak ve hürriyetlerine ve esasen mevcut Anayasamıza da aykırı olan bu uygulama 1 Ocak 2009 tarihi itibariyle yeni bir boyut kazanmıştır:
    Eğer hukuk devletiysek, bu suçtan dolayı, yeni bir yasal düzenleme yapılana kadar hiçbir mahkeme ceza veremez ve önceden verilmiş olan cezalar da hukuken yok hükmündedir. Ne var ki yargı tereddüttedir ve 6 aydır çelişkili kararlar verilmektedir. Bazı mahkemeler ceza vermeye devam ederken kendisinden bir çözüm beklenen YARGITAY, bugüne kadar yerel mahkemelere emsal oluşturacak bir karar da vermemiştir. Eğer hukuk devletiysek, bu suçtan dolayı, yeni bir yasal düzenleme yapılana kadar hiçbir mahkeme ceza veremez ve önceden verilmiş olan cezalar da hukuken yok hükmündedir.

    Ekonomik suçtan dolayı hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesinin gayri insani olduğu, mevcut düzenlemenin anayasaya aykırı olduğu konuları bir tarafa, ortada apaçık bir hukuksuzluk ve kaos vardır! Bu kaos hem adalet anlayışını zedeliyor, hem de apaçık bir ihlal niteliği taşıyor. ALTI aydır haksız yere cezaevlerinde tutulan insanlar, bu durumu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıdıklarında kesinlikle lehe bir karar çıkacak ve yüklü tazminatlar gündeme gelecektir. Zira Sakarya Ağır Ceza Mahkemesinin aynı konuda verdiği emsal kararlar var. Bu kararlar diğer mahkemeleri bağlayıcı olmasa da ceza hukukunun uygulanmasında yeknesaklık zedelenmiş ve kanun önünde eşitlik ilkesi bozulmuştur. Böyle bir netice, Meclisi ve hükumeti zor durumda bırakacağı gibi, uluslararası hukuk çevrelerinde ve kamuoyu nezdinde yargı organlarının saygınlığını da zedeleyici sonuçlar doğurabilecektir. Meclisin ve hükumetin bir an önce bu çarpık duruma el koyması ve hukuksuzluğu sona erdirmesi gerekiyor.

    1. TCK m. 21 bakımından : 3167 SK. m. 16/1’de karşılıksız çek keşide etme suçu, “şekli suç” niteliğinde düzenlenmiştir. Ancak, TCK ’nın genel hükümleri (m. 21) uyarınca, bir suçun oluşumu kastın varlığına bağlıdır. Kast “doğrudan”(m. 21/1) veya “olası kast” (m. 21/2) olabilir. Bu nedenle, bir kişinin karşılıksız çek nedeniyle cezalandırılabilmesi için, bu kişinin çeki keşide ederken, çekin karşılıksız kalacağı kastıyla hareket etmiş olması gerekmektedir. Başka bir deyişle, bunu bilmeli ve istemelidir. Dolayısıyla, yapılan yargılamada, artık kastın varlığı mutlak olarak araştırılmalı ve bunun sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
    2. TCK m. 52 bakımından Çek Kanunu’na göre, karşılıksız çek keşide etme suçunun cezası, çek bedeli tutarı kadar “adli para cezası” olarak belirlenmekteydi. Ancak, 1.1.2009 tarihinden itibaren TCK’nın adli para cezalarına ilişkin 52. maddesi uygulama alanı bulacağından, ceza miktarının ve niteliğinin belirlenmesi değişmiş bulunmaktadır.
    Bu değerlendirmeler ışığı altında bugüne kadar 3167 Sayılı Kanuna göre verilen çek cezaları, 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan TCK 5nci maddesi uyarınca , aynı kanunun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir ve sanık/hükümlü lehine olan yeni hükümler uygulanarak bugüne kadar verilmiş olan cezaların infazı durdurulmalıdır.
    Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek, gerek Anayasa’da yapılan temel haklar ile ilgili düzenlemelere, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz, kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hüküm olunamaz kuralına da aykırıdır.
    Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
    Bu değerlendirmeler ışığı altında bugüne kadar 3167 Sayılı Kanuna göre verilen çek cezaları, 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan TCK 5nci maddesi uyarınca , aynı kanunun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir ve sanık/hükümlü lehine olan yeni hükümler uygulanarak bugüne kadar verilmiş olan cezaların infazı durdurulmalıdır. Çünkü ceza kuralları uygulanmak için konur. Uygulanmayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir.
    Kamuda AF BEKLENTİSİ BORÇTAN KAÇMAK veya BORCUN ÖDENMESİNDE TAZYİK YAPTIRIMININ ORTADAN KALKMASI olarak değerlendirilmektedir. Bu durum NAMUSLU ve BORCUNA SADIK olan ÇEK BORÇLUSUNUN ALEYHİNEDİR. ONU YOKETMEKTEDİR.
    “HER İNSAN KAZANCI DEĞERLENDİRİR APTALLAR BİLE, ZARARI KAZANCA ÇEVİRMEK AKILLI İNSAN İŞİDİR. APTALLARLA AKILLILARI AYIRAN ÖZELLİK BUDUR. Zor durumda olan borçlunun zamana ihtiyacı vardır. Bu durum borçlu ile alacaklının anlaşması ile kabildir. Hapislik yaptırımı fırsatçıların lehinedir. Anlaşmanın önüne geçmektedir. AMAÇ BAĞDAN ÜZÜM KOPARMAK OLMALIDIR. BAĞCIDA DÖVÜLMEMELİDİR. BAĞ GELİŞTİRİLİP BAĞDAN ÜZÜM ALANLAR ÇOĞALMALIDIR. HAPİSLİK DURUMUNDAN HİÇ KİMSE FAYDA SAĞLAYAMADIĞI GİBİ ÜLKE EKONOMİSİNEDE BÜYÜK ZARARLARI VARDIR.
    YILLARCA EKONOMİNİN YÜKÜNÜ SIRTINDA TAŞIMIŞ, İSTİHDAM YARATMIŞ, İŞİNİ AŞINI BÜLEŞMİŞ İNSANLAR ŞİMDİ HER ŞEYLERİNİ KAYBETMİŞLER ÜSTÜNE “DOLANDIRICILIK” GİBİ KİSVEYLE HAPSE GİRMİŞLERDİR.
    MECLİS BU BÜYÜK AYIBI DÜZELTMEDEN TATİLE GİREMEZ. GİRERLERSE HER YERDE BİZİM HAYALİMİZ ONLARIN VİCDANLARINI ZORLAYACAKTIR. HAPİSLİĞİN VE CEZANIN EN BÜYÜĞÜ VİCDAN AZABI ÇEKTİRMEKTİR

    SAYGILARIMLA
    BURHAN İŞCAN
    ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM BAŞKANI

  31. az önce para cezasını ödeyip geldim
    alacaklılarda artık müsait bir yerlerine kına yakarlar…

    • Alacaklıya da makbuzu gönder kınadan daha etkili olur.

    • bu yasa çıkmazsa kına ticaretine başlicam.

    • davanız herhalde yıllarca sürdü. Alacaklı parasını bekledi, borçlu ödemeye çalıştı. gerginlik, sinir …

      sonunda para toplandı. Borçlu ödemeye gitti. Devlet el koydu 😦

      çek yasası gerçekten yanlışdır arkadaşlar.

      • onu tayyibe sormak lazım…

        bir gün biride tayyibe el koyacak bakalım ne zaman.

        devlet acele bir yasa çıkartmalı ve
        bu güne kadar alınan para cezalarını derhal borçluya iade etmeli..

        ve
        hapis yatanların borçlarını üstlenmeli..

        • borçlarımı üstlenmese de olur.
          ödediğim cezaları alacaklılara versin yeter.

          böyle saçmalık olur mu, ben onları alacaklılara veriliyor diye ödemiştim. öğrenince şok oldum.

          • cezanın nereye verildiğini bilmiyor musunuz?Avukatınız da anlatmamıştır umarım vah halimize..

          • avukatım falan yoktu ki. ben içeri alınınca kardeşim gidip yatırdı.
            çoook sonra bloglardan öğrendim paranın nereye gittiğini…

          • gülmekmi lazım, ağlamak mı ?

          • firari hakan

            eski turk filmleri gibiyiz yahu zubuk kose kapmaca dutturu dunya 🙂 benim yurdum baskaaaa

          • komedi=trajedi+zaman

          • 25 OCAK 2008 TARİHLİ YAZILI BASIN AÇIKLAMASI
            Cuma, 25 Ocak 2008 03:00
            Sayın Başbakan 24.10.2008 tarihinde yurt dışına eğitime gönderilen 1000 öğrencinin Yönlendirme Program Tanıtım Toplantısında konuşurken şunları söylüyor…

            “Biz batının ilmini sanatını almadık. Maalesef, değerlerimize ters düşen ahlaksızlıklarını aldık…”

            Bilim ve sanat ahlaki değerler üzerinde yükselir. Ahlaksızlığın olduğu yerde bilim de sanat da olmaz.

            Ahlakı dışlayan bir toplum bilim ve sanatta gelişemez. İnsanlığın milyonlarca yıldır süren evrimi bunu ortaya koymuştur.

            Sayın Başbakan bu söylemiyle batıyı, bilim ve sanat yanında “ahlaksızlığın odağı” olarak da göstermiştir.

            Bu anlayış, AKP’nin AB sürecindeki ikiyüzlülüğünü göstermesi açısından ilginçtir. Başbakan bu söylemiyle, AKP’nin AB sürecindeki takiyye anlayışını somutlaştırmıştır.

            Bu anlayış aynı zamanda bugüne kadar görev yapan tüm Cumhuriyet Hükümetlerine hakarettir. Çünkü Başbakan, söylemindeki tarihi Büyük Şairimiz Mehmet Akif’ten başlatmıştır. Bu söylem Cumhuriyet değerlerine açıkça bir saldırıdır.

            Bugüne değin, batıdan bilim ve sanat değil de ahlaksızlığın alındığını söyleyen başbakana sormak gerekiyor…

            1.Hangi batı ülkesinde “otobüs biletlerinde kalpazanlık yapmaktan sanık” bir başbakan vardır? Batının ahlakı buna izin veriyor mu?

            2.Hangi batı ülkesinde yolsuzluklara adı karışan politikacı el üstünde tutuluyor, bakanlık koltuğunu daha da sağlamlaştırıyor? Batının ahlaki değerleri buna izin veriyor mu?

            3.Hangi batı ülkesinde yargı kararlarını uygulamamak bir marifet sayılıyor? Batının ahlaki değerleri buna izin veriyor mu?

            4.Hangi batı ülkesinde, Parlamento görüşmelerinde olmadığı halde sahte pusulalarla kendisini varmış gibi gösteren milletvekilleri var? Batının ahlaki değerleri buna izin veriyor mu?

            5.Hangi batı ülkesinde bir başbakan Parlamentoyu kendi çalışma organıymış gibi görür. Örneğin, Parlamentonun toplanma tarihini yurt dışından, Parlamentonun bilgisi dahi olmadan açıklar? Batının ahlaki değerleri buna izin veriyor mu?

            6.Hangi batı ülkesinde “naylon fatura düzenlemek ve kullanmaktan yargılanan bir kişi Maliye bakanlığı koltuğuna oturtulur? Batının ahlaki değerleri buna izin verir mi?

            7.Hangi batı ülkesinde bir başbakan, şehidine “kelle”, çiftçisine “ananı da al git” rektörüne “otur oturduğun yerde der ve konuşmalarında “şerefsiz”, “….. gibi sözcükleri kullanır.

            8.Hangi batı ülkesinin Başbakanı, Birleşmiş Milletlerin terörist olarak nitelediği bir kişi için “param kadar kefilim” der.

            9.Hangi batı ülkesinin Başbakanı kapalı kapılar ardında başka bir ülkenin yöneticileri ile pazarlık yapar ve kendi ülkesinin Parlamentosundan Cargill şirketi için 4 defa yasa çıkarma cüreti gösterir.

            10.Hangi batı ülkesinin başbakanı, sabah görüşmediğini söylediği bir kişi için, akşam görüştüm der…

            11.Hangi batı ülkesinin başbakanı ve bakanları 1 milyar dolar kredi için kendi ülkesinin güvenliğini tehdit edecek bir anlaşmanın altına imza atar…

            12.Hangi batı ülkenin başbakanı, kendi ülkesinin Genelkurmay Başkanı ile görüşmek için başka bir ülkenin savunma bakanına mektup yazar…

            13.Hangi batı ülkesinin başbakanı, kendinin haksız mal edinmesine ilişkin bir davada kamuyu temsil eden görevlilere iktidara geldikten sonra diyet borcu öder…

            14.Hangi batı ülkesinde başbakanın danışmanı, asker gönderme gibi ciddi konularda yabancı misyon temsilcileri ile görüşmeler yapar… O ülkede başbakan önce bu görüşmeler hakkında bilgisi olmadığını açıklar, aradan birkaç gün geçtikten sonra görüşmelerden haberi olduğunu açıklar…

            15.Hangi batı ülkesinde, Başbakan maaşıyla geçinemediği için şirketlerini kapatmadığını halkına beyan eder…

            16.Hangi batı ülkesinde, Başbakan ve bakanların mahdumlarına “Allah yürü ya kulum” der.

            17.Hangi batı ülkesinde bir Başbakan, Kuzey Irak’taki ve Türkiye’deki terörist sayılarını kamuoyuna yanlış açıklayarak, ülke güvenliği konusunda bir zafiyet olduğu izlenimi verir…

            18.Hangi batı ülkesinde adı “Yolsuzlukla Mücadele Yasası” olan bir düzenleme ile, kara para aklama, ihaleye fesat karıştırma, sahte özel evrak tanzim etmek, kamu taahhütlerinde hile, ağır nitelikli dolandırıcılık suçları affedilmek istenir.

            19.Hangi batı ülkesinde, Japon hibesi kullanırken rüşvet alınmayacağına ilişkin hükümler içeren bir uluslar arası sözleşme TBMM’ye sunulabilir.

            Özetle belirttiğimiz bu davranışlar batılının gözünde “ahlaksızlık” olarak algılanıyor. Türkiye’de bunları yapanlar da açıkça ortada… Türkiye’de bunları yapanlar, gerekçe olarak “batının ahlaksızlığı aldık” diyorlarsa, doğruyu söylemiyorlar. Çünkü batıda bu tür ahlaksızlıklar yok… 25.Ocak.2008

            Kemal KILIÇDAROĞLU

            CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili

    • tebrikler

  32. meclis tatile girdi sanırım yeni yasa ekım ayına belki de kasım ayına kaldı…artık tek umut yargıtaydan cıkacak bir ictihat kararı ..beklemekten baska caremız yok..benimde 200 bin liraya yakın ceklerım var ve ben kımseyı dolandırmadım…mal yaptırdığım bir fırmaya senelerce calıtığım fırmaya avans ceklerı verdim ..malımı alamadım ve battım bır nevi onlar yuzunden sonra malımı verdiler ve ceklerı onlara odedim tahsilat makbuzu karsılığında…mahkemedede anlattım ceklerime odemeden men talımatı vermiştim ..malımı alınca fırmaya ceklerı odedim bana ceklerimi getireceklerini soylediler ama cekleri halk bankasına kredide kullanmıslar…ve o fırmada battı ve bana halk bankası dava actı hepsi yargıtayda su anda yenı yolladım bana hakımlerın soyledığı bankaya tekrar odeyeceksin..ben onlara halk bankasından bana 5 ay boyunca tek bir tebliğ gelmedi tıcarette biz kıme verdiysek cekı ona oder ız oda cekımızı getırı dedim tabıı yasalarda sokak tıcaretı gecmiyor maalesef…ama ben banka avukatına da soyledimö neyımı bulursan al hayatım boyunca almayacam uzerime bir sey cunku bu benım borcum degıl adlı para cezasını verırım size faziyle odemem bunu diye…tıcaretıme baskasının adı uzerinde devam ediyorum ..aslında bu ulkede cozumler cok..ama insanlar kasıtlı kredi kartlarını patlatıyorlar ve suc degıl ama cek suc …cek için nakıt para denılıyor..şimdi sorarım birinden nakıt borc alıp odeyemezsınız suc mudur kabahatmıdır…odeyemıyorsunuz magdursunuz demek ne sucu ..her cekın temelı arastırılsın derşm ben ama savcılar bunu yapmıyor bu cek ne amacla verılmış ..akıd varmı yokmu ve sonra insanlara suclamada bulunun

  33. ESKİŞEHİR, İSTANBUL, VE İZMİR DIŞINDAKİ İLLERDE BİZİ TEMSİL EDECEK ARKADAŞLAR ARIYORUZ. TEŞKİLATLANMA İÇİN ÖNEMLİDİR. İSTEKLİLERİN BANA ULAŞMASINI ÖNEMLE RİCA EDERİM.
    BURHAN İŞCAN

  34. özgürlük savaşçılarına selam olsun. Sayın BURHAN İŞCAN, sayın Av.OFLUOĞLU, sayın M.ÖZBEY, sayın ADMIN veeeeeeeeeee diğer direnişçilere bin selam olsun. Ekonomik bir sonuç olan karşılıksız çek eylemine verilen çağdışı hapis cezalarında mutlu sona adım adım yaklaşıyoruz.YAŞASIN ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ. YASASIN İNSANLIK ONURU.İnşallah pazartesi günü bende Ankarada olmayı düşünüyorum.Ayrıca ben mahkumiyeti olan biri değilim,belki adayım.Ama önemli olan adeletsizliğe direnmektir, başkaldırıdır.Gücüm yettiğince yanınızda olmaya çalışacağım inşallah.AİHM için benide listeye ekleyebilirsiniz

  35. insani olarak düşündüğümüzde
    biz bir insanı para için cezaevine atarsak
    demek oluyorki biz borç yerine,
    ceza vermişiz
    ve alacağımızı helal etmek gerekir…
    helal etmesekte diğer dünyada
    borçlununda bize bir çift sözü olur…

    kardeşim sen beni neden dünya malı için ceza evine attın….

    asıl günahı işleyen borçlu değil alacaklıdır

    hapis = borç ifa

  36. devletin her yanlışı için
    illaki eylemmi yapmak lazım
    camları kırmak duvarları yıkmak mı lazım

    boşbakanlar:! bilmiyorlarmı bu yasa yanlıştır
    af buyurun eşşeklermi.
    iyi valla millet toplanmadan eylem yapmadan bir yasa çıkaramayacaklarmı..

    o zaman her yasa için bir eylem yapılsın
    her kes çoluğu çocuğu toplayıp meclise gitsin yalvarmaya?
    yine söylüyorum…
    eşşeklerimi yanlış yanlış değilmi.

    çıkarsınlar bir yasa ödenen para cezaları devlete değilde
    borçluya ödenecek…
    yada hapis yatan bir insanın borcunu devlet ödeyecek…
    özgürlük para ile kıyaslanmaz……..

  37. canatak nickli arkadaş derdiki

    tefeciye fax cek sana ödemiyorum devlete ödüyorum

    de

    bunalıma girsin :):):)

    :D:D:D:D:D

    • abi kalpten gider sonra
      başımıza iş açılır

      biz devlete öderiz devlet ister ona öder ister ödemez.
      devletle kendi aralarında hallederler……..

  38. arkadaşlar her kese iyi günler diliyorum.
    benim para cezası son ödeme günü pazartesiye
    denk geliyor

    taksit mi yapayım yok sa bir seferde hepsini
    ödeyeyimmi.

    yani tümünü ödersek belki yarın hapis cezası kalktı derler

    taksit yaparsak birinci taksitten sonra
    hapis cezası kalkarsa
    kalan taksitlerde af olurmu.

    şuan kararsızım
    vereceğiniz bilgiler benim için çok önemli

    not: çok değerli alacaklı arkadaşlar
    mahkemeye vermeselerdi
    şuan devlete vereceğim parayı
    onlara verirdim..
    ne yapalım onlarda şanslarına küssün.

    önce alacaklıların insan olması lazım..

    neyse arkadaşlar sizden yorum bekliyorum

    • ARKADAŞIM KİMSEYE İNANMA
      SEN PARANI AL BANA GEL BİLDİĞİM ÇOK İYİ AVUKATLAR VAR
      SENİ ŞIP DİYE BU DERTTEN KURTARIRLAR
      RUHUN BİLE DUYMAZ
      GEL SEN Bİ HELE HALLEDRİZ
      SIKMA CANINI

      • kim takar avukatları.

        a.b canım benim:

        senin hava attığın yerde
        benim rüzgarım eser…..

        ha bu arada bildiğin
        4×4 avukatlar var ise
        onlara benden lolipop
        verde oyalansınlar.

        (a.b. şimdi diyeceksin bu nasıl cevap yaw)
        şimdi ben soruyorum sana
        benim sorum neydi sen ne yazdın…

    • ben olsam alacaklılarla anlaşıp borcu öderdim.

      • ben olsam alacaklılarla anlaşıp borcu öderdim…

        sen olsan: 50 liraya 150 lira verirmisin
        sen olsan: paradan dolayı bir insanı hapise attırmak istermisin
        sen olsan: vadesi gelmeden çek yazdırımısın
        sen olsan: alacağın için biraz sabretmezmisin
        sen olsan: bir insanı hapislemi korkuturdun

        ben olsam:
        alacaklıya 5 kuruş bile ödemem
        çünkü hak etmiyor…

        • ben fikrimi söyledim sayın s.ahmet,

          cezayı yatırdığında borç bitmiyor.
          haciz, icra vs bin türlü rezillik devam ediyor. sonuçta borçlusunuz…

          aynı şeyleri defalarca yaşamış bir insan olarak kızgınlığınızı anlıyorum.

          insan bunlara para ödeyeceğime çöpe atarım bu parayı demek istiyor.

          ama mantıklı olan bence;
          alacaklıya ceza kadar parayı size ödeyeyim, böylece sulh yoluna gidelim teklifi götürmektir.
          alacaklınızın yaklaşımı tavrı nedir bilemem. benimki genel anlamda bir öneri sadece.
          yok ben alacaklıya bir kuruş ödemem diyorsanız, bence cezayı ödemeyi de bekletin.
          nasıl olsa elinizde para var. ne zaman durum netleşirse o zaman ne yapacağınıza karar veririsiniz.
          zaman geçtikçe ceza tutarına faiz binmiyor sonuçta..
          sizin seçiminiz…

          • haklısınız ama…
            ya inan artık hükümet konaklarını bile görmek istemiyorum…

            zaten dava 2002 yılına ait
            çeklerin tahsil zamanı geçmiştir
            yani anlayacağınız
            icra ile tahsil etme olayı zaman aşımına uğramıştır…
            çeklerde 6 ay
            senetlerde 3 yıl dolduktan sonra zaman aşımına uğrar…

          • acil demokrasi

            sayın s.ahmet
            sanıyorum çeklerde 6 ay konusunda yanılıyorsunuz
            6 ay ceza şikayetine ilişkindir
            çek ve senetlerde icra takibinde zaman aşımı yanılmıyorsam 5 yıldır
            sizin çekiniz 2002 tarihliyse bu anlamdada zaman aşımı kazanılmlş olabilir
            selamlar

          • demokrat kardeşim:

            İcra dosyanızda takip edilen borçlu keşideci ise, en son işlem tarihinden itibaren 3 yıl, eğer ciranta ise en son işlem tarihinden itibaren bir yıl içinde zamanaşımına uğrar.Eğer icra dosyanıza konu edilen evrak bono değil çek ise, en son işlem tarihinden itibaren takibiniz 6 ayda zamanaşımına uğrar.
            İcra dosyanızı yeniledikten sonra borçluya gönderilen yenileme dilekçesi üzerine, borçlunun 7 gün içinde zamanaşımı itirazında bulunması gereklidir.Eğer borçlu tarafından zamanaşımı iddiasında bulunulursa (icra Mahkemesine yapılacaktır) bu takdirde takibiniz zamanaşımı nedeniyle iptal edilir.
            Bunu önlemenin tek yolu ise yukarıda verilen süreleri dikkate alacalarak, icra dosyasında alacağın tahsiline yönelik talep eçmektır diye düşünüyorum
            (alıntıdır)

          • icra takibinde pratik olarak bir zaman aşımı olmaz.

            Alacaklı istediği zaman, bir dosyayı uyandırabilir.

            o nedenle sulh iyidir.

            Her türlü şeyin bittiğini, zaman aşımına uğradığını düşünün. Alacaklı o dosyadaki borcu ispatlamak için icra dosyasını delil olarak gösterir. Kambiyo senedine bağlı olmayan icra takibi başlatır.

            Karşılıksız çek ‘deki hapis garabeti biterse, bazı avukat arkadaşlar icra hukukunu tekrar okumak zorunda kalacaklar.

            İİK, Türk hukuk sisteminin en ayrıntılı kanunudur. İnanılmaz detayları vardır.

            Şuana kadar herkes, ver dilekçe, aç ceza davası bekle . yapıyordu. ACM uğraşsın dursun.

            Borç takibi icra dairelerinin işidir. Asliye Ceza Mahkemeleri alacak tahsili yapmak için kurulmadı.

          • admin bey:
            borçlarda zaman aşımı yokmudur
            yani bir çek alacaklısı
            bir ömür boyunca
            istediği zaman
            dava açabilirmi
            diyorsunuz..

          • bakın şimdi çekden doğan ceza davası ayrıdır.

            İcra dairesinde süren takip ayrıdır. İcra takibini ilelebet sürdürmek için yöntemler vardır.

            Avukatlar uğraşırmı ? uğraşmaz.

            her zaman önceliğiniz, alacaklı ile anlaşmak olsun.

            Bir icra takini öldürmek içinde yöntemler vardır . Nasıl canlandırmak için yötemler varsa, öldürmekde mümkündür.

          • admin bey:

            küçük ayrıntıları yazarmısın…

          • acil demokrasi

            admin teşekkürler

          • öldürmek için ayrıntıları soruyorsun galiba ?

          • evet takibin ölmesi için

          • ilk aklıma gelenleri yazıyorum.

            epeyce avukat tanırım. Avukatların genel işi alacak takibidir. İstisnalar hariç, avukat alacak takibini şu şekilde yapar.
            -Borçlu masrafları verir.
            -ihtiyati haciz yapılacak ise teminatı alacaklı verir.
            -İlk tahsilat alacaklıya verilir. Teminat çözülür.
            -Faizsiz alacak tutarı müşteriye ödenir.
            -Geri kalan tüm tahsilat avukat ın hakkıdır.

            Bu nedenle, iyi niyet anlaşması yapın.

            -abi teminatı kaldıralım. Gel anlaşma yapalım.
            Masraf+borç+avukat parası ödeyeyim.
            -Yazılı anlaşma yapmanız gerekir.
            -Avukat ile doğrudan anlaşma yapın.
            -İcra başladıktan sonra, alacaklı ile doğrudan anlaşamazsınız. Aradaki avukat isyan eder.
            -Avukat ‘a güvenerek parayı avukatın hesabına yatırın.

            bu yasakdır.

            icra dosyası üzerinden iş yapmayın.

            icra dosyası artık batıldır.

            avukat parayı daireye yatırsa, harç ödemek zorunda. alacaklı para alamaz.
            takibi eski borçtan sürdürse, itiraz edersiniz. borcum o kadar değil. bak ödedim. elimde sözleşmem var.
            -avukatlar sıkı disiplin kuralları ile çalışmak zorundadır. Baroların içinde çok iyi işleyen disiplin kurulları vardır.

            siz siz olun, alacaklı avukatlarının huyuna gidin. Anlaşmaya çalışın. Kesinlikle borcun yarısını ödeyince davadan vazgeçme koşulu ekleyin.

            Avukat ile yaptığınız anlaşmayı, ceza davasında süre istemek için kullanabilirsiniz.

          • sn.admin:
            zaman aşımı
            ne kadardır

          • neyin zaman aşımı ?

          • sn.admin
            şuan 230 bin tl den bahs ediyoruz.

            eski para 230 milyar

            dava 2002 yılın ait

            icrada davası 2003
            yılında açıldın

            sonrasında takip etmediler…
            aradan 5-6 yıl geçmiştir

          • Kısa yanıt : “Kimse uğraşmaz.”

            Dosyanız hangi adliyede bilmiyorum. Sultanahmet adliyesinde arşiv adı verilen bir yerdir. Bir yıl önceki dosyalar oraya konur. Bir dosya oraya girdimi, çıkartmak bayağı bir işdir. Şimdilerde UYAP yapılıyor işler değişiyor diyorlar. Ama iş yine o arşivde bitiyor.

            Kimsenin gözüne batmadığın sürece, avukat durup dururken o fareli arşivden dosya çıkarttırmakla uğraşmaz.

            Borç büyüdükce, takibi zorlaşır. Kimse girmek istemez. Harç yatırsa, dünyanın parası olur.

            Borçlulara herzaman öneriyorum. İşi gücü bırakın ceza davalarından kurtulun. Para cezasını yatıracağınız zaman alacaklı avukata söyleyin. Bak yatıracağım. İstiyorsan sen al, şikayeti geri al. demenizi öneriyorum. Şikayeti geri alırken borcu bitmiştir yazısı alın. Herahngi bir şekilde usülsüz icra takibi yapılırsa anında şikayet edersiniz.

            iş karşılıklı anlayışda bitiyor. Ticaret tek başına yapılmaz. Birlikte yaşama, paylaşma sanatıdır. Varlık paylaşılıyorsa, yoklukda paylaşılaaktır.

          • sn.admin:
            tabiki her şey karşılıklı dahada güzel olur
            ama ol deyincede her şey güzel olmuyor ki…

            değerli zamanınızı bize ayırdığın için çok çok teşekkür ediyorum.

            sn.admin:
            benim sormak istediğim.

            varsayalım sizin
            elinizde bir çek var
            vade tarihi 2002-09-30
            siz bunu nasıl tahsil edebilirsiniz…

            bu çek zaman aşımına uğramış mı ?

            yoksa yeni çekler gibi hemen götürülüp icra verilirmi.

            yada kaç yıldan sonra zaman aşımına uğrar

            icra davalarında
            çekin aslımı dosyaya konur yoksa kopyasımı
            dosyada kalır.

          • sevgili admin:
            şöylede düşünebiliriz

            kimbilir belkide alacaklı art niyetlidir
            zaman geçmesini ister
            amacı daha fazla
            faiz almak…

          • bu konuda, görüş kesindir.

            Elinizdeki bir çek, zaman aşımına uğrayıncada bir borcun ispatıdır. Aksini ispatlaması gereken keşidecidir.

            çek imha edilinceye kadar, her türlü tahsil edilir. Bu nedenledir ki , açıktan çeki öderseniz çekin değeri azalmaz. Davalar yine sürer.

          • sayın admin:
            demek istediğiniz

            insanlar cezaevine
            girseler bile
            çıktıklarında
            kuzu kuzu
            ödeyecekler borçlarını

            cezasını çekipte borcunu ödeyen birini gösterin…?

          • S.Ahmet, zaten cezanın anlamsızlığı bu.

            Çek yasası bir garabetdir.

            cezayı ödediğin zaman, borcun bitmiyor. ben söylemiyorum. yasalar böyle …
            yani zaten ceza, alacaklıya gitmiyorki. gerçekten anlamsız bir durum.

            değiştirmek lazım.

          • değiştirmek yanlız yetmiyor
            ya devletin el koyduğu paralar

            derhal alacaklıya iade edilmeli

            eğer iade devleti batıracaksa
            ne olursa olsun iade etmeli

            tüm dünyanın gözleri önündede bizden
            özür dilemeli

            parası olmayıpta ceza yatanların borcunuda üstlenmeli
            demokrat devlet sosyal devlet budur
            sadece hapisin kalkması yetmez

            yaptığı hatalarıda telafi etmeli…

            onun bunun devleti…………..

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s