Batık işadamının cezaevi anıları …


Sayın admin,,

30.10.2008 tarihinde karşılıksız çek suçundan tutuklanıp ümraniye ceza evine girdim. İnanın koğuş çekçilerden geçilmiyordu içlerinde gerçekten iflas etmiş insanlar olduğu gibi dolandrma amaçlı olan insanlarda vardı tam 7 ay içerde yattım. Benim için ve ailem için çok acı bir durum bu

Ticaret hayatına 1990 senesinde başladım babadan kalma 1 presle 1992 senesinde kuveyt savaşı çıktı işler kriz sonra 1994 senesinde Tansu Çiller krizi.
elimizde avucumuzda ne varsa sattık. 1999 senesinde deprem işler yine durdu. 2001 senesinde anayasa kitabının fırlatılması ve yine büyük bir kriz Ticaret hayatımız hep ekonomik krizlerle geçti. Bizler hep daha büyümek isteyen daha çok eleman ve istihdam sağlamak isteyen insanlarız. Her zaman geleceğe yatırım yapmak zorundayız ki ayakta kalabilelim en son 2001 krizinde dışarda tam 150 ye yakın çekim vardı.
krizle birlikte işler durdu ben tesisimi 100 e yakın elemanımı kaybetmemek için savaşıp durdum batmamak için çırpındım 2006 senesine kadar şirketi ayakta tuttum ama 2006 senesinde maalesef iflas ettim dışarda kesilmiş 120 ye yakın çekim vardı yaklaşık 1.200.000(birmilyon ikiyüzbin tl)şimdiki parayla bunlardan 900.000 tl yakınınını neyim varsa satarak ödedim kalanı içinde ödeme gücüm kalmadı. çekler yazıldığında evet banka çekleri istedi fakat bütün yapraklarım dışarda olduğu belirttim. toplam 26 dosyadan ceza aldım ve ceza evine girdim.

Sayın admin şimdi soruyorum size ticaret yapmak suçmu bu ülkede .bu krizleri bizlermi yaratıyoruz krizleri ülkenin başındakiler yaratıyor bizler anayasa kitaplarını biryerlere atmıyoruz bizler gecemizi gündüzümüzü birbirine katıp istihdam yaratıp vergimizi ve ssk larımızı ödemeye çalışıyoruz. İnanın cebimizde kuruşsuz kaldığımız günler çoktur. Amaç dolandırmak değil amaç ticaretimizi yapmaktır. hapishanelerde söylendiği gibi 1100 kişi yoktur çok daha fazla insan vardır.

hapishanede aynı suçtan ceza almış insanlar bazı mahkeme kararı ile çıkmakta iken bizler aynı suçtan içerde tutulduk bu nasıl bir anayasa hakkıdır. Anayasada suçlar eşit değilmidir. Anayasa kişilere göre değişmektemidir. Mahkemeler kafalarına göre birilerini cezalandırmakta birilerini cezalandırmamaktadırlar. Peki bizim suçumuz ne ?

Pendik Asliyesinden ceza evinde iken tebliğ aldım. Süresi içinde itiraz etmeme karşın sanki 100 kişi öldürmüş gibi bizi cezalandımaya ve itirazımızı kabul etmemek için direnmekteler hemde mükerrer çek cezası 1 yıl olarak. Yukarıda da söylediğim gibi ben çekler yazılmaya başladığında dışarda 120 ye yakın çekim vardı bu nasıl bir mükerrer anlayış. ve bunların çoğunu da ödedim ama hakim kabul etmiyor kafasına koymuş cezalandıracak ne yapsak boş keşke hakimleride ticaret sahibi yapabilseydik bakalım o kadar kolay orda oturmakla işler yürütülebiliyormu bu TÜRKİYE de
Bugün yine kartal ve beyoğlu mahkemelerinden tebliğ aldım kanuni olarak 3 taksit yapma hakkım olmasına rağmen (öyle biliyorum) kartal daki infaz savcısı taksitlendirme yapılamadığını söylüyor tek seferde yatırmamı istiyor sayın admin ben 7 aydır ceza evinde borçlarımı ödemek için ne gerekiyorsa yaptım ve çıktım yoksa cezam 5 yıl idi. hiçbir şeyim kalmadı taksit yapılmasını istedim ama kabul etmediler bu nasıl bir anlayış bu nasıl bir türkiye bazıları bu suçtan bazı mahkemelerce dışarda bedavadan gezecek biz cezamızı taksitlendirelim diyoruz HAYIIIRRR sen yat . LÜTFEN BİTSİN ARTIK BU İŞKENCE 31.12.2008 itibari ile komple bir af gelsin bu işkence bitsin ayrıca yeni yasa ile kimse çek karnesi alacağını da zannetmiyorum. Piyasa daha da kilitlenecektir. Kimse parası olsa dahi bu sıkıntıya giremez piyasa zar zor çeklerle dönüyordu ama inanın bu PİYASAYI İYİCENE KİLİTLEYECEKTİR.

saygılarımla,,,

cabir KESKİN, 3.haziran.2009

Cabir KESKİN rumuzlu okuyucu tarafından  “karşılıksız çek ve yasal düzenlemeler “ bloguna bırakılmış yorumlardan alıntıdır.

29 responses to “Batık işadamının cezaevi anıları …

  1. Son günlerde istihdam sorunu tartışılırken “zor durumdaki işadamlarının” sorunlarını da gözden uzak tutmamak gerekiyor. Levent Bey bir işadamı. Olaylara bir de işadamı yönünden bakın diyerek aşağıdaki mektubu göndermiş.

    “Sayın Başbakan ‘her krizde önce işçi kapının önüne konuyor’ demiş.

    Peki, kendileri batan kaç işadamını hapse koymuşlar. Kaçını karşılıksız kalan çekleri yüzünden kaçak, evi barkı dağılmış, evindeki çocuk pusetine kadar icrayla götürülmüş, haberi var mı acaba?

    Sanayiciyken 50 yaşından sonra garsonluk yapmak, bir odada yatıp kalkmak ne demek kendisi biliyor mu acaba?

    İflas etmiş bir işadamı olarak yazıyorum.

    200 kişi çalıştı yanımda, diğer şirketlerle birlikte yanımda çalışan 250 kişiydi.

    SSK borcum hiç olmadı.

    Bağ-Kur borcum olmadı.

    Vergi borcum yok. Aksine devreden KDV alacağım devletten 400 bin lira civarında.

    Tekstil sektöründeydim. Düşük kur – yüksek faiz politikası bizi bitirdi.

    Sonra demir sektörüne geçtim, demir yüzde 100 zamlandı. Siparişleri yapamadık.

    TIR’larımız vardı. Yok K1 belgesi, yok o, yok bu diye.. petrol de fırlayınca 120 dolara 2007-2008 civarı ben ellerimi kaldırdım.

    Dershanemiz var. Beş kuruş para ödeyen yok. Kirasını zor çıkartıyor. Bizim yalılarımız, konaklarımız olmadı.

    Ama şu anda yatacak döşeğimiz bile yok.

    Bir de bu açıdan baksanız diyorum.”

    ***

    Levent Bey haklı. Merkez Bankası’nın yüksek faiz – düşük kur politikası Türkiye’nin rekabet gücünü azalttı. İthalatı kolaylaştırdı. İhracatı kârlı olmaktan çıkardı. Türkiye’de kaynak dağılımını bozdu. Pek çok firma bu nedenle zor duruma düştü. İşsizliğin çoğalmasının bir nedeni de Merkez Bankası’nın izlediği yanlış para politikası oldu. Ama Merkez Bankası’nın bu yanlış para politikasını TÜSİAD ve TOBB destekledi. Faizler yüksekken Ak Parti hükümetini destekleyenler, faizler düşünce hükümetle çatışmaya başladılar.

    Peki, işadamı Levent Bey’in sorununu kim çözecek? Bu sorunu, meslek örgütü olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) çözmesi gerekiyor. Çünkü işadamlarından topladıkları paraları, onlar, zora düştüklerinde kullanmaları için TOBB kuruldu. TOBB’un her işadamından, bir yılda, yaklaşık iki bin ile üç bin lira arasında para topladığı ileri sürülüyor. O halde bu toplanan paralar zor durumdaki işadamları için kullanılmalıdır. Sanayiciyken, birdenbire garsonluk yapmak zorunda kalan işadamına, meslek örgütü TOBB sahip çıkmalıdır. İyi gün dostu meslek örgütü olmaz. Anlaşılan “Her işletme bir işçi alsın” görüşüne sıcak bakmayan TOBB’un kendi üyelerine de pek faydası yok. “O halde TOBB niye var” sorusunu işadamlarının sorması gerekiyor. Dışarıdan da biz soralım. “Hakikaten üyelerine kötü günlerinde sahip çıkmayacaksa TOBB niye var?”

    suleymanyasar34@gmail.com

    SULEYMAN BEY MEKTUBUMU YAYINLAMIS TESSEKUR EDERIM KENDISINE

  2. arkadaşlar merhaba

    arkadaşım bankadan teminat mektubu almıştı bende kefil olmuştum ve arkadaşım teminatları ödememiş banka içraya koymuş banada dava acılmış dava yılı 2007 benim şimdi haberim oldu ben şimdi ne yapmalıyım bu konuda bilgisi olan varsa beni aydınlatırsa çok sevinirim

    • serdar(sargoz)

      Oğuzhan,

      İcra takibi başlamıştır. Takip kesinleşmiş ise haciz yapılmıştır. 3 yıl olmuş. Şahsi kefaletin olduğu için sana ait menkul ve gayrimenkuller üzerinde haciz olabilir ama kaldırılabilir. İcra dosyasını bulursan incele. Kefillikte hapis cezası yok.

  3. borca hapis ve ev eşyalarının haciz edilmesini kınıyorum
    öğrenilmiş/öğretilmiş çaresizlikten nefret ediyorum
    ya siz……………………………………….

  4. dernek adına istanbuldaki avukatı kim niye tuttu.bilen varsa söylesin

  5. Biri maaşımı alamadım hakkımı alamadım diye isyan etmiş bellıkı yazı sahıbını tanıyor birinci ağızdan olayları yaşamış şikayet ediyor, ya diğer yazarlar çıkmışlar adam 7 ay hapıs yatmış diye adamı savunuyorlar , adam kendi ceremesını kendı cekmış bırde işçisine cektırmış bellıkı neden mağduru savunmuyorsunuz , aynı fıkra yanı hırsızı sorgulayan yok adam 150 kişi var magdur demeye getirmiş eğer doğruysa bu yazılanlar bir salim kafayla dusunmek lazim, işverensiniz diye haksız işverenimi tutacaksınız.Adam kendiside yazmış zaten içeride çekten yatanların bi kısmı masum demeye getirmiş , bir kısmıda dolandırıcı demiş ama elemanın yazdıgına bakılırsa kendısıde baya insanlara cektırmış tabi işler iyi ikende işçilere maaş vermeyip makına ,araba ıvır zıvır aldıysa , bunu en iyi kendısı cevaplar çıksın cevap versın .

    • küçük beyinli insanlar şahısları ,
      orta beyinli insanlar olayları,
      büyük beyinli insanlar ise sistemi konuşurlar.

  6. Anlaşılan burası işverenlerin yazdığı biryer ve cem arkadaş arı kovanına çomak sokmuş, her nekadar mevzuya bahıs olan bu insanları tanımasamda , işçi işveren ilişkisinde düz mantık düşünerek şu kanıya varılır , işçi benim işini yapar bende işçiye maaşını öderim , olay budur ödemezsen haksızsın , ha ödeyemessen onunda kolayı var , bi tarih verirsin yada işler düzelince ödeyeceğini söylersin hiç bir işveren yatan elemana maaş vermez .
    Ve şöyle düşünün bir işçi 1000 lira maaş alıyor ve ay sonunda 2000 liralık bir harcama yaptı , bunu iş verenden talep edebilirmi ? tabıkıde edemez etse bile hesabına mahsup birşeyler alır ve o maaşından kesilir , ama işveren hesapları şaşırıpta borca bulaştımı ozaman malesef hiç kabahatı olmayan işçi ceremeyi öder , Serdar(sargos) arkadaş söylemin çok çocukca ne yani okadar çeki kes borç batağına gir diye işçinmi söylediki size cem gibiler yüzünden borç batağında ve mahkemelerde yüzdünüz , eğer böyleyse devret dükkanı ona o çeksin ceremeyi ,sen zaten beceremiyorsun demektir , çok komik bir yaklaşım sizinkisi , işverenlik bu değil zaten cem uzanı örnek alan bir işverenlik anlayışıda bukadar olabilir, o yedi geziyo siz yediniz yatıyorsunuz bude zorunuza gidiyor.

    • işçi – işveren ilişkisi ile sınırlı yorumlar yaparsak,
      kendi içinde döner dururuz böyle..
      “işçi haklı,hayır işveren haklı”diye..
      sn.ersin k.

      • nasrettin hocanın fıkrasındaki gibi hırsızı sorgulayan yok
        düşür milleti birbirine,arada malı götür
        oh ne ala memleket
        siyasetçi olmak varmış bu memlektte
        yanlış olmuşuz

        • BIM marketlerini Başbakanın 28 yaşındaki oğlu aldı. Bildiğimiz gibi ilaçlar artık marketlerde de satılacak.Tabi her markette değil. Şimdilik sadece BİM Marketlerinde. Bugünkü bu görüntünün temelleri taa iki yıl öncesinden atılmaya başlanmıştı. 2-3 yıl öncesine kadar BİM marketleri bu kadar yoğun değildi. Bugün 30 bin nüfuslu küçük bir ilçede bile 6-7 bazılarında 8-9 şubesi olan BİM marketleri, bu ilaç paradigmasının uzantısı olarak çoğaltılması işlemi bilinçli şekilde gerçekleşti. Bildiğimiz gibi Cüneyd Zapsu denen biri BİM hisselerini sattı ve bu satış akabinde en büyük payı Sayın Başbakanın 28 yaşındaki oğlu aldı. Hani şu 26 yaşında 13 tane şirketin CEO sunu yapabilecek beceri ve kapasite(!)deki oğlu… Ve bunun diğer temelleri hükümet ile Eczacılar arasında bir ay öncesinde yaklaşık 2000 kalem ilaç üzerinde fiyat anlaşmazlığı yüzünden çıkan sonuçta atıldı. Hayırlı olsun!

    • serdar (sargoz)

      Sevgili Ersin,

      Konu Cem Bedir değil. Ona iş vermekte değil. Hatta ona iş verdik diye hapishanelerde süründük hiç değil. Konu başlığının yazarı Cabir Keskinin şahsı yada çevresine olan borçlarıda değil. Benim anlatmak istediğim ve senin anlamadığın; işveren, işverenin yanında yetkili müdürlük yapan, risk alan, sorumluluk alan, imza atan, üreten, alan ,satan, vergi ödeyen kısaca istihdam yaratan insanların işleri bozulduğunda, çekleri karşılıksız kaldığı için hapse atılmaları. Kısaca konu sistem ve çarpıklığı. Yıllardır bu ülkede istihdam yaratan insanlar ekonomik suçtan hapse atılıyor. Ama babadan kalma 3-5 dairenin kirasını yiyen, faizde para işleten, onun bunun sırtından para kazanan ama 1 tane bile Cem Bedire işvermeyen, 1 kuruş vergi 1 kuruşta SSK ödemeyen insanlar bu sistemin rahatlığını yaşıyor.

      Biraz daha aydınlanman için sana bazı Türkiye gerçeklerini yazayım. Türkiyede sirkülasyonda toplam 750 Milyar T.L var. Bunun 260 Milyar T.L si çekten oluşuyor. Kısaca az önce özetlediğim işveren insanlar piyasadaki paranın 1/3nü imzaladığı çekler ile sirküle ediyorlar. Bu Türkiye’nin ekonomik gerçeği. Bu insanlar bu çeklere imza atıp özgürlüklerini riske atmasa ne sen nede senin gibi düşünenler evlerine ekmek götürecek 1 kuruşu bulamaz. Bu nedenle yazarken ve eleştirirken biraz saygılı birazda düşenceli olmamız gerekiyor. Çek Borcu için yıllarca hapis yatmak kolay değil.

      Kredi kartı borçlarını ödemeyen insanlarıda hapse atsalardı eminim bu şekilde yazamazdın. Dışardan kavalın sesi hoş geliyor.

      • Serdar bey , konu o değil bu değil falan yazmışsınız ama , öyle cumleler kuruyorsunuzki işçi kesimi aşağılıyorsunuz , sankı aslanın ağzından ekmegı alıyorsunuz ve gidip işçinize bedelsiz veriyorsunuz, siz çek kesmekle bu kadar riske girdiginizi biliyorsunuzda , sizinle çalışan eleman , sizin kestiğiniz çeklerin patladıgında kendısınınde bu bedelı odiyecegını bılmıyormu , oda bu riski almamışmı , unutmayın siz ticaret yaparken elemanınızı kara ortak değil riske ortak ediyorsunuz, fazlada kazansanız azda işçinin alacagı maaşı ama işler bozulunca ihale sizinle birlikte onada kesiliyor ,siz hiç başkasının hataları yuzunden böyle ihalenın altında kaldınızmı?? birde başka yazınızda demişsiniz , biri batık içeride yatıyor öteki başka işyerınde çalışıyor , sayfanın en altında Cengiz bey iyi demiş size ne yapacaktı işçi , işverenı kestıgı çeklerden içeri girmiş , işçi işsiz kalmış , tazmınat maaş hepsi içeri de kalmış ,bu adama yazık değilmi hiç , neden ısrarla hep aynı taraftan bakıyorsunuz konuya , birde beyinlerinın buyuk oldugunu sanan cılız sesler var onlarda aradan kişileri konuşmayalım diyor ,konu sistemse bu iki aktör zaten sistemın içinde başrolde siz işçiyi figüran olarak göruyorsunuz ,sizin için iş varken çalışan , ama işler bozulup dukkan batınca başka yere kapak atan menfaatkar yani.Unutmayın kestiğiniz ve kestiğimiz çeklerin bedelini sadece ama sadece biz ödemiyoruz , istemedende olsa etrafımızdaki tüm insanlara zararımız dokunuyor , batık işadamı batıyor ama murettebatta onunla birlikte alacaklı ve issiz kalıyor , ha ne yapıyor gidip başka iş bulup devam ediyor , eğer size kestiğiniz çekin karşılıgında içerde yatmak ağır geliyorsa , buyrun bir firmada maaşlı çalışmaya davet ediyorum sizi, her halukarda hapis riski yok .siz 711 kodunu bılıyormusunuz , eğer bu ülkede ticaret erbabının bir çoğu ahlaklı olsaydı 711 patlamazdı , patlayan 711 vakalarının %90 gerçek değil bunu sizde biliyorsunuz , ve bu yolu kullananlarda dürüst esnaf erbabı değil ,birde hapis cezası kalksa bak sen piyasada patlayan çekler %100 artar kimse ödemez çekini .

        • bu ne ya
          hangi yörenin oyun havası bu
          tatanga hangi kabilenin üyesi
          dur dur ben tahmin edebiliyorum
          çok belli oluyor dimi aslında

          • Beyninin kocaman oldugunu sanan ama azıcık çalıştığını bilmeyenler için Google bazen iyi kaynak olabilir , Tatangaları tanıyabilirsiniz ozaman,

          • bir taraftar gurubuymuş tatanga
            bende doğru tahmin etmişim zaten
            körü körüne bağlanmak esastır taraftarlıkta
            türübünlere oynayanların oyununa gelmeyin tatanga bey
            bulunduğunuz yerden saha içine yorum yapmak kolay
            ülkenin gerçeklerinden çok uzaksınız
            sayfalar dolusu anlatsakta anlamazsınız
            kusura bakmayın ama zihniyetiniz bozuk bikere
            fazla değil yakın bir gelecekte işverende kalmıyacak zaten
            bulabilirsek üç beş kuruşa sermaye babalarına uşaklık edeceğiz
            ama o minik beyinler almıyo işte
            hapis olmazsa borç ödenmez diyen bütün ahlaki kavramları hiçe sayan bu ilkel zihniyet karşısında
            yapabilecek birşey yok malesef
            kaderimize boyun eyeceğiz.

        • serdar (sargoz)

          Sevgili Tatanga,

          Ben 10 sene aralıksız çek ödedim. Hiçbir çekide hapis cezası baskısı altında falan ödemedim. Ticari gerçeklerden çok uzaksınız. Bu ülkede çekler nasıl patlıyor,kim çeki nasıl kullanıyor bilmiyorsunuz. Erken ibrazın ne olduğunu, vadesinden 3 ay önce yazdırılıp haciz yapılmasının ve bir gecede herkezin nasıl alacak kuyruğuna girdiğinide bilmezsiniz. Siz ve sizin gibi düşünenler ancak mevcut düzene ve bu düzenin getirdiği ranta hizmet eder. İşçi aşağılama konusuna gelince; Kendini işçi zanneden bir saygısız bu sitede yazılanlara bi halt bilmeden yalan yanlış deme cürretini kendinde bulursa; sırf çek yazdı diyede 7 ay hapis yatmış eski patronuna az bile yatmış diyorsa benim cevaplarımı sonuna kadar hak eder. Kusura bakmayın. Burası işçi işveren hesaplaşma platformu falan değil.

          • Cem B e dir

            Sırf çek yazdı diye demiyorum bunları yazdıklarımı okumuyormusun ,diğer yazdıklarımada cevap versene , adamın yaptıgı bırsuru yanlışları yazıyorum , sen nasıl bır anlayışa sahıpsın devamlı aynı yönden bakıyorsun ,bir gecede bir firmadan öbürüne geçirdi hepimizi , gaspedilen özlük haklarından bahsediyorum ben ve benim gibi 20-30 kişinin , işler iyiykende krız yokkende kimseye maaş vermediğinden bahsediyorum, adam odeme yapmadı , herseyı başkasının uzerıne yaptı diyorum , bunlarada bir cevap ver

  7. Sevgili Cabir beyin yazısını okudum , aynen lafontein den masallar gibi , burası yalan yanlışların yazıldığı bir platformmu, soruyorum Cabir efendiye en son bır elemanının maaşını tam nezaman vermiş, kriz varkende yokkende çalışanlarına maaş vermeden kaç araba değiştirmiş kaç makına almış , iceri girdiğini burdakı yazıda ogrendım , ailesi adına uzuldum, fakat kendisi karakterındekı bır insan için 7 ay çok az bir sure , çevresindeki herkeze borç takan , ve borcunu ödeme alışkanlığı olmayan bu tip insanlar , hesapsız hareketlerıyle ticareti bılmemelerıyle hem kendi sonlarını hazırlıyorlar hemde yanlarında çalışan insanları perişan ediyorlar, helalleşmen gereken enaz 150 insan tanıyorum Cabir bey madem dışarıya cıktın , bu tip hikayeler yazacagına nete , insanlarla helalleş.

    • sn.cem bedir;
      yorumunuzdan sn.cabir’i tanıdığınız anlaşılıyor.
      ben tanımam kendisini,
      ama bazen gördüğümüz şeyin
      aslen gördüğümüz biçimde
      olmayabileceğini düşünürüm.

      bahssettiğiniz konuma
      insanların keyfi olarak
      geleceklerini düşünemiyorum.

      hani okadar da kolay değildir,
      belirli bir yaşam standardından
      aşağılara inmek,cezaevlerinde
      kalmak(1 gün bile olsa)

    • evet
      burası yalan yanlışların yazıldığı bir platform
      yalanları,yanlışları burada hepbirlikte düzeltmeye çalışıyoruz
      başka türlü ortak doğrulara nasıl ulaşabiliriz ki
      cabir bey kötü biri değil bence
      cem beyde kötü biri değil
      sorun şu;
      onları biraraya getiren sitem düzgün çalışmıyor
      sisteme hesap sorabilmek için organize olmabilmek gerek
      bunu beceremiyenlere, şahısları hedef almak kolay geliyor tabikide
      cabir beyde haklı söylemlerinde,cem beyde haklı
      sisteme sorsan belki o da haklı kendine göre
      yada içlerinden biri haksız,yada hepsinde haksız taraflar var
      aslında nerden baktığınıza bağlı birazda
      burda sorunu,yanlışı,yalanı önümüze koyuyor,hepimiz karşısına geçip ordan bakıyoruz
      yani aynı yerden bakmaya çalışıyoruz
      cabir bey hikayesini nete yazdı
      peki siz helalleşme çağrısını nerden yaptınız acaba
      cabir beye nerden seslenme imkanı bulabildiniz cem bey size soruyorum

    • serdar (sargoz)

      Biri batmış iş adamı. Herşeyini kaybetmiş. Çekten içeri girmiş. 7 ay = 210 gün = 5040 saat içerde yatmış. Bu arada sata ödeye sata ödeye çıkabilmiş. Çıkmışta ne olmuş, dışardada eziyete devam.Para yok, itibar yok, iş yok, haciz icra gırla… Dışardan bakana masal gibi geliyor ama gerçek.

      Diğeri batık iş adamının çalışanı. Çalışmış maaşını alamamış. Bugün biryerlede çalışıyor yine.

      Çalışan kişi batık iş adamını ticareti bilmemekle itham ediyor. Doğru, 1990 yılından beri bilmeye bilmeye adam bu hale gelmiş. Bu siteyide yalan yanlışların yazıldığı bir site olarak görüyor. Buda doğru, bizlerde bu ülkenin gerçeklerini yaza yaza yalancı olduk aslında.

      Bak Cez Uzana, pariste parti veriyor. Bak ardaya, adam sinema kapatıyor. Bak birilerinin yakınlarına, holding oldular, gemiciklerini yüzdürüyorlar. Bak bize…Cem Bedir gibilere iş verdik diye yalan yanlışın içinde hapishane köşelerinde ceza mahkemelerinde icra müdürlüklerinde sürün babam sürün.

      Aslında doğruları bizde öğrendikde iş işten geçti birkere…Yalana devam.

      • sn serdar çok güzel özetlemişsin,üstüne söyleyecek söz bulamadım

      • Ya adam sata sata ödedim demiş sizde inanıyorsunuz , neyini satmış bir iğne bile satmadı herşeyi başkalarının üzerine yaptı, Kimseyede bir şey ödemedi , ayıptır ya yalan yanlış dramatik yazılar yazıp ,burda insanları kullanma, çık burda o uyduruk yazıyı yazdıgın gibi şunları şunları sattım de , ama benımde söyleyeceğim gerçeklere hazırlıklı ol , çünkü acı gerçekler hepsi , eğer hapishanelerde 10 bin kişi varsa bu işten yatan sen en suçlularındansın bunuda kafana yaz , bizi bir gecede bir firmadan digerine haberimiz olmadan nasıl gecirdiğinide anlat , özlük haklarımızın nasıl uçup giittiğinide yaz yaz herkez bilsin bunları .

  8. KILIÇDAROĞLU’NUN ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİ İÇİN YAPILACAK REFERANDUMA İLİŞKİN TELEVİZYON KONUŞMASI
    Salı, 16 Ekim 2007 21:45
    İSTANBUL MİLLETVEKİLİ VE CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİ İÇİN YAPILACAK REFERANDUMA İLİŞKİN TELEVİZYON KONUŞMA METNİ

    Sevgili Yurttaşlarım, sözlerime geçmiş Ramazan Bayramınızı kutlayarak başlamak istiyorum.

    Önümüzdeki Pazar günü yani, 21 Ekim tarihinde yapılacak bir anayasa değişikliği dolayısıyla siyasi iktidar sandığa gitmenizi ve “evet oyu” kullanmanızı istiyor.

    Sevgi yurttaşlarım,

    CHP olarak biz, bu referanduma karşıyız! Şimdi sizlere niçin karşı olduğumuzu, çok kısa başlıklar halinde sunmaya çalışacağım.

    1. Anayasalar toplumların uzlaşma belgeleridir. Bunun içindir ki, Anayasa değişiklikleri, ön yargıyla hazırlanmaz, intikam alma duygusu ile hazırlanmaz. Toplumsal gerilimlerin olduğu zamanlarda hazırlanmaz.

    Şimdi bu Anayasa değişikliği hangi ortamda hazırlandı, ona bakalım. Cumhurbaşkanlığı tartışmalarının yapıldığı ve AKP iktidarının “illa benim adayım cumhurbaşkanı olacak” dediği bir ortamda, bu Anayasa değişikliği gündeme geldi. Toplum adeta ikiye bölünmüştü. Daha da önemlisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi seçim kararı almıştı. Seçim ortamına girilmişti.

    Demokrasisi kökleşmiş, halkına saygı duyan hiçbir parlamento bu ortamda Anayasa değişikliği hazırlamaz. Çünkü bu ortamda hazırlanacak bir Anayasa değişikliği ön yargılardan uzak olamaz. Halk yeteri kadar Anayasa değişikliklerini tartışamaz. Halka sağlıklı bilgi verilemez. Şimdi elimizi vicdanımıza koyup düşünelim. Bu Anayasa değişikliklerinden kaç vatandaşımızın doğru dürüst bilgisi var. Kaç televizyon kanalı halkı aydınlatmak için doğru dürüst bir program yaptı.

    Daha da önemlisi bu Anayasa değişikliklerinde bir toplumsal uzlaşma sağlandı mı? Açık yüreklilikle cevap vermek gerekirse, bunların hiçbirisi olmadı. Açıkçası uzlaşma aranmadı. Sivil toplum kuruluşlarının, işçilerin, işverenlerin, çiftçilerin, esnafın, sanatkârın, emeklilerin yani bizi biz yapan toplumsal katmanların hiçbirisinin görüşü alınmadı.

    Halkı oluşturan toplumsal kesimlerin görüşünü almadan bir Anayasa değişikliğini kendince hazırlayıp halkın önüne koyarak, yani daha açıkça söylemek gerekirse, halka dayatarak, bu değişikliğe “evet oyu ver” dendiği içindir ki, biz CHP olarak bu referanduma karşıyız.

    2. Anayasaları toplumsal uzlaşma ile hazırlamanın temel mantığı, ortak aklı oluşturmaktır. Atalarımız ne güzel söylemiş, “bir elin nesi var, iki elin sesi var!” Ortak aklı kullanmaktan niçin korkuyoruz? Sizin önünüze konulan bu Anayasa değişikliklerini referandum öncesinde niçin tartışmadık? Hatta ve hatta tartışarak niçin olgunlaştırmadık? Niçin bize bu olanak sağlanmıyor? Çünkü bize deniyor ki, “siz düşünmeyin, siz tartışmayın, siz ortak aklınızı oluşturmayın, biz sizin yerinize düşünürüz, sizin adınıza Anayasayı da değiştiririz.” Bu anlayış çağ dışı bir anlayıştır. Biz bu çağdışı anlayışa karşı çıktığımız içindir ki, bu Anayasa değişikliğine “hayır” diyoruz.

    3. Sevgili Yurttaşlarım,

    “Cumhurbaşkanını halk seçsin” söylemi kulağımıza hoş geliyor. Şimdi ben size bir soru sorayım, sorum şu: “Halk olarak sizin cumhurbaşkanı adayını belirleme yetkiniz var mı?” Ben size açık net cevabını vereyim. “Oy vereceğiniz Anayasa değişikliği kabul edilse dahi, sizin böyle bir hakkınız şimdi olduğu gibi yine olmayacak.” Örneğin cumhurbaşkanı adaylarını yine milletvekilleri ya da siyasi partiler belirleyecek ve sizin önünüze getirip “adaylardan birini seçin diyecekler.” Yani diyelim ki, işçi sendikaları, işveren sendikaları, barolar, ziraat odaları hepsi birleşip bir cumhurbaşkanı adayı bile gösteremeyecekler. İşte biz CHP olarak referanduma bu nedenle karşıyız.

    4. Sevgili yurttaşlarım,

    Yine çok güzel bir atasözümüz var. “Dere geçilirken at değiştirilmez.” 21 Ekim’de sizin önünüze konulacak Anayasa değişikliği metni, siz oy kullanmaya devam ederken AKP, MHP ve DTP tarafından değiştiriliyor. Yani bir anlamda binlerce vatandaşımız düşüncesini oy kullanarak beyan ederken, şimdi vatandaşa deniyor ki, “sen oy kullandın ama kusura bakma biz görüşümüzü değiştirdik. Senin iradenin bizim açımızdan hiçbir önemi yok.” Kim söylüyor bunu? AKP, MHP ve DTP söylüyor. Şimdi elinizi vicdanınıza koyarak şu sorunun yanıtını verin: Vatandaşın iradesine saygı duymayan bir siyasi parti demokrat olabilir mi? Biz elimizi vicdanımıza koyup açık ve net söylüyoruz, hayır demokrat olamaz! İşte bunun için CHP olarak biz bu değişikliklere hayır diyoruz.

    5. Bakınız değerli vatandaşlarım,

    Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması hakkındaki kanuna göre, Anayasa değişikliklerinin Mecliste kabul edilip Resmi Gazetede yayımını izleyen 120 gün içinde yani 4 ay sonraki ilk Pazar günü referandumun yapılması gerekir. Şuanda sizin oyunuza sunulan metin AKP, MHP ve DTP’nin oylarıyla değiştiriliyor. Şimdi yeni bir soru soruyorum: “Mademki halkoyuna sunulacak bir kanun son dakikaya kadar değiştiriliyorsa, bu 120 günlük süre niçin öngörüldü?”

    Değerli yurttaşlarım, 120 günlük süre, oturup tartışalım, doğruyu bulalım diye verildi, son dakikaya kadar değişiklik yapılırsa bu halk neyi tartışacak? İşte dünyada örneği olmayan bu hukuk garabetine karşı çıktığımız için CHP olarak hayır diyoruz.

    6. Değerli yurttaşlarım, siyaset sorunları çözme sanatıdır. Siyasetin kendisi sorun üretirse, halkın gerçek gündemini görmeyiz ve toplumun sorunlarını yeterince algılayamayız. Şimdi sormak istiyorum, sizin önceliğiniz işsizlik midir, yoksulluk mudur, terör müdür, gittikçe azgınlaşan sözde soykırım iddiaları mıdır, yoksa seçimlerin kaç yılda bir yapılacağı mıdır? Kaldı ki, Anayasaya göre Meclis zaten istediği zaman seçime gidebilir.

    Sevgili yurttaşlarım, isterseniz daha net olsun diye Anayasa ile ilgili bir soru sorayım: Sizin önceliğiniz milletvekili dokunulmazlığı mıdır, yoksa Meclisin kaç milletvekili ile toplanacağı mıdır? Bu soruyu şunun için soruyorum, önünüze konulan Anayasa değişiklikleri sizin gündeminizin dışındadır ve bu ülke için hayati önem taşıyan değişiklikler değildir. Sizin sorunlarınız sizin tarafınızdan dile getirilmesin isteniyor. Sizin sorunlarınıza ve sizin önceliklerinize hitap etmediği için biz CHP olarak bu referanduma karşıyız.

    7. Sevgili Yurttaşlarım,

    Diyeceksiniz ki, “CHP olarak hep eleştiriyorsunuz, peki sizin çözümünüz ne?” “Mademki ortada ciddi bir sorun var, bu sorunu en anlaşılır, en doğru, en kabul edilebilir şekilde nasıl çözebiliriz?” Bunun çözümünü ısrarla söyledik, bir kez daha söyleyelim. Bu Anayasa değişikliklerini tümüyle geri çekelim. Doğrusu budur. Ne demiştik, ön yargı ile hırsla, kinle, günlük siyasi beklentilerle anayasalar değiştirilmez. Aksi yapıldığı içindir ki, siz bir taraftan oy kullanırken öte yandan oy kullandığınız metin değiştiriliyor. Biz bunun için diyoruz ki, Türkiye bir hukuk devletidir, elbette ki Anayasası da değişebilir, ama bunun yolu ön yargı değildir, uzlaşmadır. Halk olarak tasada ve kıvançta beraber olmaktır. Bu anlayışı egemen kılmalıyız. Bakınız değerli yurttaşlarım, 1982 Anayasasının 70’i aşkın maddesi değiştirildi. Şimdi şunu sormak istiyorum, Türkiye’nin demokratikleştirilmesi ve özgürleşmesi için bu değişiklikler nasıl yapıldı? Bütün siyasal partilerin uzlaşması ile gerçekleşti. Demek ki kimse demokrasiye karşı değil, demek ki kimse özgürlüklere karşı değil. Yeter ki AKP iktidarı, Anayasa dayatmalarını gündeme getirmesin.

    Sevgili yurttaşlarım, bakın bir konuya daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Yapılan değişiklikler kabul görür ve bunun sonunda da yeni hukuki uyuşmazlıklar çıkar ve Türkiye bir hukuksal kaosa sürüklenirse bunun sorumlusu CHP değil, AKP, MHP ve DTP olacaktır.

    Sevgili yurttaşlarım, en içten, en samimi duygularla görüşlerimizi sunmaya çalıştım. Gelin ortak aklı reddeden, uzlaşmayı reddeden, toplumsal barışımızı dinamitleyen bu hukuk garabetine ortak olmayalım. Sandığa gitmeyerek veya hayır oyu kullanarak çağdaşlaşmanın, demokratikleşmenin hukuka saygılı olmanın kapılarını açalım.

    • Çek Kanunu Tasarısı TBMM’de

      Karşılıksız çek bedelini faiziyle ödeyen kişiler hakkındaki soruşturma, dava ve mahkumiyet kararlarının ortadan kalkması ile ticari hayatta karşılaşılan sorunların çözümü amacıyla bu yıl sonuna kadar çeklerin, üzerindeki yazılı tarihten önce bozdurulamayacağını öngören Çek Kanunu Tasarısı, TBMM Adalet Komisyonunda 3 Haziran Çarşamba günü görüşülmeye başlanacak.

      Ticari yaşamı önemli ölçüde etkileyecek düzenlemeler içeren tasarıya göre, bankalar, önce çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını kontrol edecek, ayrıca kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterecek.

      Bankalar, çek hesabı açtırmak isteyenlerin yasaklılık durumuna ilişkin adli sicil kayıtlarını, açık kimliklerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı veya pasaport örneklerini, yerleşim yeri belgelerini, vergi kimlik numaralarını isteyecek, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını alacak.

      Çek hesabının kapatılması halinde, bunları, hesabın kapatıldığı tarihten itibaren 10 yıl süreyle saklamakla yükümlü olacak bankaların dışında hiçbir gerçek ve tüzel kişi çek defteri bastıramayacak.

      HAMİLİNE ÇEKLER FARKLI BASILACAK

      Hamiline düzenlenecek çekler, açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılacak. Bu çeklere ilişkin işlemlerin işlendiği ayrı çek hesapları açılacak ve hamiline düzenlenecek çeklerin yapraklarında ”hamiline” ibaresi matbu olarak yer alacak.

      Karşılığı bulunan çek, hesabın bulunduğu bankaya ibraz edildiğinde hamilin vergi kimlik numarası saptandıktan sonra ödenecek.

      KARŞILIKSIZ HER ÇEK YAPRAĞI İÇİN BANKAYA CEZA

      ”Karşılıksızdır” işlemi, muhatap bankanın hamile kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın dışında, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak yapılacak.

      Banka, karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı ile ilgili olarak ödemekle yükümlü olduğu miktarı, ancak ibraz eden hamile talep ettiği takdirde ödeyecek. Buna göre, banka, hamile, talep ettiği takdirde süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için; karşılığının hiç bulunmaması halinde, çek bedeli 475 lira veya üzerinde ise 475 lira, bu tutarın altındaysa çek bedelini ödeyecek.

      Karşılığının kısmen bulunması halindeyse banka, çek bedeli 475 lira veya altındaysa, çek bedelini aşmamak koşuluyla kısmi karşılığı 475 liraya tamamlayacak bir miktarı; çek bedelinin 475 liradan fazla olması halinde çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmi karşılığa ilave olarak 475 lira ödemekle yükümlü olacak.

      BANKALARIN BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ

      Bankalar, hamiline çek hesabı sahiplerinin açık kimlik, adres, vergi kimlik numarası, bu hesaplardan ödeme yapılan kişilere ait bilgiler ile bu kişilere yapılan ödemelerin tutarlarını ve üzerinde vergi kimlik numarası bulunmayan çeklere ilişkin bilgileri, Gelir İdaresi Başkanlığına elektronik ortamda bildirilecek.

      Bankalar, hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan, hamiline çek düzenlendiğini tespit etmeleri halinde, mevcut delilleriyle birlikte durumu, tespit tarihinden itibaren en geç 1 hafta içinde Cumhuriyet başsavcılığına ve Gelir İdaresi Başkanlığına bildirmekle yükümlü olacak.

      Banka, çekle ilgili olarak karşılıksız işleminin yapılması halinde hesap sahibiyle ilgili bilgileri, ibraz tarihinden itibaren 10 gün içinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirecek.

      KARŞILIKSIZ ÇEK VERENE HESAP AÇMA YASAĞI

      Karşılıksız çek veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine her bir çekle ilgili olarak bin 500 güne kadar adli para cezasına hükmolunacak. Ancak hükmedilecek adli para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamayacak. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına hükmedecek.

      Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı ile ilgili herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunulmadığı sürece, kişinin çek hesabı açtırırken bildirdiği adrese Tebligat Kanununa göre derhal tebligat çıkarılacak. Adresin bankaya yanlış bildirilmesi veya fiilen terk edilmiş olması halinde de tebligat yapılmış sayılacak.

      Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına ilişkin bilgiler, Merkez Bankasının ilgili birimine elektronik iletişim araçlarıyla bildirilecek. Bu bilgiler, Merkez Bankası tarafından internet ortamında yayımlanacak.

      ETKİN PİŞMANLIK

      Karşılıksız çek bedeli, faiziyle tamamen ödenmiş olması halinde etkin pişmanlıktan yararlanılabilecek.

      Buna göre, karşılıksız çek bedelini düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek faizle tamamen ödeyen kişi hakkında, ”soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından davanın düşmesine, mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına” karar verilecek.

      Bu durum şikayetten vazgeçme halinde de uygulanacak.

      YASAKLIYA ÇEK DEFTERİ VEREN BANKACIYA CEZA

      Tacir olmayan kişiye, tacir çek defteri veren banka görevlisine 50 günden 150 güne kadar adli para cezası uygulanacak.

      Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağıyla ilgili bankaya gerçek dışı beyanda bulunan kişi, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilecek.

      Beyanname almadan veya beyannameye rağmen, hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunan kişiye veya bu kişinin yönetim organında görev yaptığı veya temsilcisi ya da imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri veren banka görevlileri 50 günden 150 güne kadar adli para cezasına çarptırılacak.

      Kısmenveya tamamen karşılığı bulunmayan çekle ilgili olarak talebe rağmen, ”karşılıksızdır” işlemi yapmayan banka görevlisine, şikayet üzerine 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası uygulanacak.

      Hakkındaki çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına rağmen çek düzenleyen kişiye, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak. Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilen kişi adına çek hesabı açan banka görevlisi hakkında da aynı ceza uygulanacak.

      YENİ ÇEK DEFTERLERİ BASTIRILACAK

      Kanunun yayımını izleyen 1 ay içinde Merkez Bankasınca yayımlanacak tebliğde belirlenen esaslara uygun olarak yeni çek defterleri bastıracak olan bankalar, 2009 yılı sonuna kadar müşterilerine yeni çek defterleri verecek ve eski çek defterlerini imha edecek.

      Bankaların, müşterilerine verdikleri çek defterlerinden keşide edilen çekler, Türk Ticaret Kanununda aranan koşulları taşıması kaydıyla geçerli olacak. Ancak üzerinde yazılı düzenleme tarihi henüz gelmemiş olsa bile bu çeklerin en geç 1 Temmuz 2010 tarihine kadar muhatap bankaya ibraz edilmesi gerekecek.

      Yürürlükteki kanuna göre açılmış davalar, asliye ceza mahkemesinde görülerek sonuçlandırılacak.

      Ekonomik sıkıntılarla çeklerin zamanında ödenememesi sonucunda ticari hayatta karşılaşılan sorunlara ve mağduriyetlere çözüm üretilmesi için de düzenleme yapılan tasarıya göre, bu yılın sonuna kadar üzerine yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersiz olacak.

      ”FARKLI BİR SONUÇ ORTAYA ÇIKABİLİR”

      TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yürürlükteki kanunun sorunları çözemediğini, beklentileri karşılayamadığını; yoğun bir toplumsal talebe dönüşen yeni Çek Yasası arayışı olduğunu söyledi.

      İyimaya, tasarıyla ilgisi olanlara görüşlerini bildirmeleri için yazı gönderildiğini, toplantıya davet ettiklerini anlattı.

      Özellikle 2-3 konunun kamuoyunu yakından ilgilendirdiğini, gerek çek suçları gerekse cezalar bakımından yeni bir sisteme geçildiğini ifade eden İyimaya, ”Peki, bu yeni sisteme geçilirken eski suçlar ve cezalar; hüküm kurulmuş olsun, takip devam ediyor olsun veya henüz işleme başlanmamış olsun, ne olacak? İşte tasarının can alıcı noktası burası. Ben, dahi ne olacağını bilmiyorum. Anayasanın 38. maddesi, suç ve cezalarının ihdasında var olan bilimsel ilkeler, tarafların karşılıklı menfaatleri dengelenerek, Komisyonumuzda bu konuda ya Bakanlar Kurulunun benimsediği çözüm doğrultusunda bir görüş ya da farklı bir sonuç ortaya çıkabilecektir” diye konuştu.

      İyimaya, düzenlemenin büyük ölçüde amaca elverişli olduğunu belirtti ve ”Tüm sorunları çözebilecek mi? Mükemmelliyetçiliğin modern hukukta da modern uygarlıkta da yeri yok” dedi.

      AA

      2009-06-01 15:45:51

      ——————————————————————————————————————————————————————-

      Ödenmeyen çekler nedeniyle 1461 kişi hapse girdi

      2009’un ilk 7 ayında 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi Hakkında Kanun”a aykırılık nedeniyle 1461 kişi hapse girdi.

      MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın “ekonomik krizin çekle ödemelere etkisine” ilişkin Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e yönelttiği soru önergesine verilen yazılı yanıtta, 2009 yılının ilk 8 ayında toplam 1461 kişinin söz konusu yasaya muhalefetten hapse girdiği belirtildi.

      Bu kişilerin büyük çoğunluğu, “karşılıksız çek kestiği” için hapse mahkum oldu.

      Yanıtta, 1994-2007 yılları arasında söz konusu yasa çerçevesinde açılan dava sayılarına da yer verildi.

      Buna göre, ekonomik sorunların yaşandığı yıllarda açılan dava sayıları önemli artış gösterdi. 1994 yılında 180 bin 656 olan dava sayısı 1997 yılında 186 bin 443 oldu. 1998 yılında 262 bin 611’e çıkan dava sayısı 1999 yılında 320 bin 320’ye ulaştı. 2001 yılında 307 bin 381 olarak gerçekleşen dava sayısı, 2002 yılında itibaren düşmeye başladı ve 2005 yılında 97 bin 725 dava açıldı. Dava sayısı 2007 yılında ise yeniden yükselmeye başladı ve 142 bin 174’e çıktı.

      Ajanslar

      2009-08-19 13:50:07

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s