Sabah ayazında yola koyulacağız. AIHM ‘ e kadar uzanacağız. …


Barolarda destek aramaya devam ediyorum. Kendilerine sormadığım için dostların adını açıklamıyorum. Özel kısımları çıkartarak, konu ile ilgili yorumlarını paylaşıyorum.

 

Çek  ilgili kitapları olan  bir hukukcu dostumuz. Benimde kapı komşumdur.


Çek hukuken “nakit para”ya eşdeğer sayılan bir “ödeme aracı”dır. Türkiye’deki sorun Avrupa ülkelerinin aksine çekin bir kredi aracı haline gelmiş olmasıdır.

Fransa’da çek keşide edip sonra hesaptan provizyonu kısmen dahi çekerseniz 375.000 Euro para cezası alırsınız.  Yine Fransa’da vadeli çek keşide ettiğiniz tespit edilirse çek bedelinin %6’sı kadar para cezası alırsınız

Tüm bu cezaların nedeni çekin hukuken “nakit para”ya eşdeğer olmasıdır.

Çekin hukuken ve fiilen nakit paraya eşdeğer kabul edilmesi halinde karşılıksız çeki suç saymak mantıklıdır.  Çünkü bu durumda karşılıksız çek keşide etmek sahte para vermek gibi bir şey olur.
Oysa Türkiye’de çek bononun yerini almıştır, “vadeli senet” olarak kullanılmaktadır. Bir bono keşide eder ve bedelini ödemezseniz hapse girmezsiniz. Ama vadeli çek keşide eder ve karşılıksız bırakırsanız hapse girersiniz.

Yapılması gereken ya çeki Avrupa ülkelerinde olduğu gibi “nakit paraya eşdeğer ödeme aracı” haline getirmek  Ya da Türkiye’de bir “kredi aracı” olarak kullanıldığını dikkate alıp ona göre düzenleme yapmaktır.

Gerçek olan şu ki, hiçbir Avrupa ülkesinde çek “kredi aracı” olarak kullanılmamaktadır. Avrupa ülkelerinin yargı içtihatlarını tarayın, karşılıksız çek keşidesi ile ilgili çok az sayıda karar bulursunuz

AIHM ve insan hakları konusunda uzman bir  hukukcu dostumuz. Kendisi eğitimci ve kitapları vardır.


Çek-ceza hukuk skandalı çok yönlüdür.
İlk bakışta görülen hukuksuzluklar:
 
1. Tüzel kişiler adına çek imzalayan kişilerin şahsen hukuki sorumlulukları yoktur. Kimse o tüzel kişinin bu borcu için o kişiler hakkında icra takibi yapamaz, dava açamaz. Ama 3167 s.y. ya göre bu kişilere adli para cezası verilebilmekte, ödenmemesi halinde hapis edilebilmektedirler. Hapis tehdidi ile şahsen borcu olmayan para ödettirilmektedir.
 
2. 1215 yılında MAGNA KARTA ile , daha sonra İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ ve ANAYASALARLA konulan <kimse hakim kararı olmadan hapsedilemez > kuralına aykırı olarak İnfaz Kanununun 106. maddesi uyarınca SAVCI kararıyla insanlar hapsedimektedir.
 
3. Devlet, zorbalıkla (hapis tehdidi ile) haksız kazanç sağlamaktadır. (Bunu kişiler yapsa adına gasp derler. En ağır cezayı verirler.)

4. Ceza yargılamasındaki köklü uygulamaya göre sanığa tebligat yapılmalı ve hakim önüne çağırılıp ifadesi ve savunması alınmalıdır. ÇEK yargılamasında sanığın eskiden Bankaya bildirdiği adrese Tebligat Yasasının 35. maddesine göre tebligat yaparak karar verilmektedir. Sanığın ne davadan ne karardan haberi olmadan hakkındaki karar kesinleşmekte ve Savcı kararı ile hapse dönüştürülmektedir.
 
5. Cezaevleri adam almıyacak kadar doludur. Bunların çoğu çek mahkumlarıdır.
 
6. Dava dosyaları iki Yargıtay C: Başsavcılığı 10. kısımda birikmekte orada 2 – 3 sene baklamaktadir.
 
7. Asliye Ceza Mahkemelerinde görülen davaların çok büyük çoğunluğu çek davalarıdır.
 
8. Devlet İcra Daireleri dışında alacaklının tahsildarlığını yapmaktadır.
 
Daha birçok olumsuzluk ve hukuksuzluk saptanabilir.
 
Bütün bunlarla mücadele etmek hukukçunun görevidir.

 

ticari davalar konusunda uzman, bir başka değerli hukukcu dostumuz

 AİHM bir temyiz mercii ya da karar bozan yer değildir. Veilmiş bir hapis cezasının haksız bulma veya kaldırma yetkisi yoktur. AİHM ‘de sadece AİH Sözleşmesi ile korunan konularda başvuru mümkün. Karşılıksız çek konusunun bu haklardan birinin kapsamına girdiğini düşünmüyorum.  Bu nedenle ortalama 3-5 yıl sürecek bir başvuru sürecinin başarısı yanında süreç olarak uzun sürecek olmasının da kişileri tatmin etmeyeceği inancındayım.

 

kendilerine vakit ayırdıkları için tekrar teşekkür ediyorum.

Reklamlar

18 responses to “Sabah ayazında yola koyulacağız. AIHM ‘ e kadar uzanacağız. …

  1. Sabah ayazında yola koyulacağız. AIHM ‘ e kadar uzanacağız. …
    BUNU SLOGAN YAPTIK. VE BU SÖZE SADIK KALDIK.

  2. NE YAPMALI ?
    Hepinizin gösterdiği ilgiye,bana cesaret veren sözlerinize ,göstermiş olduğunuz teveccühe ,Sayın Adminin tevazu dolu nezaketine teşekkür etmeyi borç bilirim .
    Şimdiye kadar genel teammülün dışında bir dayanağı yazılarımın içine sokmamaya fazlasıyla özen gösterdim .En başta da söylediğim gibi kişilerin adlarıyla ,olayların akışıyla ,içinde bulunduğumuz zaman içindeki değerlendirmelerle uğraşım söz konusu değildir .
    Tamamen olayların sonuçlarıyla ilgilenme taraftarıyım.Çünkü bizden bağımsız gelişen bir olgunun ,gelişme ve nihayetlenme sürecinde müdahale şansımız olmayan ifadelerinin sadece sonuçlarını irdeleme tasarrufuna sahip olduğumuz aşikardır.
    Gelişmeleri yeniden değerlendirmenin kimseye fayda getirmeyeceğinin farkında bir kişi olarak ,sorunlarımızın içinde birbirinin alt kümelerini yaratacak polemikleri ortaya çıkaracağını düşünüyorum.Bu sebeble yeni başlayan Temmuz ayının, tartışma ve fikir beyan etme seviyesinin blog katılımcılarının ve Sayın Aminimizin de değerli katkılarıyla yüksek ve hukuk üslubu taşıyan bir yöne doğru gidişini görmeye vesile olmasını diliyorum.
    Bir yazımda altını çizmeye çalıştığım şeylerden diğeride benim hukukçu olmadığım gerçeğidir.Bu bağlamda araştırdığım ve okuduğum ifadeleri sadece kendi zihnimin süzgecinden geçirdiğimi belirtmek isterim.Bu açılım ,ortaya attığımız ve bir tartışma zeminini olanaklı kıldığımız değerlendirme sürecinde hukuk bilgimiz kifayetsiz kaldığı zaman ,başta Sayın Adminimize ve akademik kariyer sahibi blog takipçilerine açık bir davet anlamı taşımaktadır .
    Şimdiye kadar yazılanlar çizilenler ,yapılanlar edilenler,okunanlar yorumlananlar vardır .Yeni bir sayfa açma niyetinin eskisinin üzerine değil birikimlerin özet başlıklarıyla olması taraftarıyım.
    Peki ama ne yapılmalıdır ?
    Bu sorunun birden fazla olan yanıtlarını vermeye başlamadan önce ki bunun ayrı bir değerlendirme sayfası olarak açılması Sayın Aminden istirhamımızdır ,”neleri yapmamalı”sorusuna sizleri muhatap kılmak istiyorum .
    Öncelikle trajik hikayeleri yazmanın okumanın altına yorum yapmanın ve kendimizi bu tragedyanın kahramanlarıyla ortak frekans içinde hissetmemizin bir fayda getirmeyeceğini düşünüyorum .Bunun için az yada çok bir emek ,vakit harcanıyor .Böyle yapmak yerine dayanağını yasadan veya kişilerin ortak vicdanından alan bir sistemi işletmemizin yararına dikkat çekmek istiyorum .
    Diğer blogların da takipçisiyim .Yeniden Ankara eylemleri, yada sivil toplum kuruluşları ziyaretlerinden söz ediliyor. Sayın blog sakinleri saklanbaç oyunu körebe kurallarıyla oynanmıyor ne yazık ki .Karşımıza aldığımız ,sistemin( bana göre kokuşmuş iğrenç kapitalist bir düzendir ) oyununun içinde asimüle olmamamız bu şekilde işten bile değildir.Ziyaretlerin 100/200/3000 gibi sayısal ifadelerle yapılmasının bir fayda getirmeyeceği artık bellidir.
    Peki ama şimdi ne yapalım ;
    Öncelikle uzman hukukçularla birlikte alacaklıları da incitmeyen bir konsorsiyum etrafında birleşmemizin zamanının geldiğini düşünüyorum .
    Bu ne bankalara veya sermayedara saldırı ne de kendimize garip pesimist bir biçimde marjinal tavır takınmamız demektir.
    Çeşitli düşünceler ileri sürülebilir ama “Adalet komisyonu olarak adlandırılan (Bence konumuz için “ticaret ve çekle ödemeleri düzenleme komisyonu daha doğru bir fikirdir )kuruma mantıklı ve alternatif fikirler sunmak “Bizi kurtarın biz mağduruz “söyleminden daha inandırıcıdır.
    Ben huzurunuzda ilk olarak burada telafluz edilecek “Çek Sigorta Fonu” kavramını ortaya atmak ve geliştirilmesi konusunda değerli fikirlerinizi içeren bir beyin fırtınası başlatmak için Sayın Admin den icazet bekliyorum .
    Uzayan yazıma göstermiş olduğunuz ilgiye teşekkür eder ,Saygılarımı sunarım .

  3. AİHM için birlikte gidelim elimizden gelen her şeyi yapalım birlik olalım başka da hiç bir çare gelmez yani

  4. PARA- ADALET- DAVA –HAK- SEMBOLİK DERNEK- SEMBOLİK BAŞKAN-SABOTAJLAR- BİLİNÇSİZLİK- SABIRSIZLIK-İTEAATSİZLİK-EZBERDE ISRAR
    VE SONUÇ İŞTE SİZE 29 HAZİRAN 2009 UN YANİ DÜNÜN ÖZETİ

    17 HAZİRAN 2009 Meclis ziyaretlerine ilk gidişim sırasında bir kişi ile tanıştım. Bu kişi bence Türkiye için büyük bir şanstır, çok değerlidir. Adalet Komisyonu Başkanı Sayın İyimaya’dan söz ediyorum. Üstün hukuk bilgisine sahip bir hukuk adamı, olması gereken gibi devlet adamı. Bana tüyoları, yapmam gerekenleri anlattı. O gün sevinçle ve iştahla ayrıldım yanından. Söylediklerini başarabilirdim, başarmalıydım. Azmettim o gün.
    Yıl 1974 Profesyonel Ordunun kurulması ve biz astsubayların bazı haklarının verilmesi için yapılmış eylemler. Koordine eksikleri, başsızlık ve başıbozukluklar sebebi ile eylem amacı o kadar farklı algılandıki sormayın gitsin. Ordudan atılmalar ve hapislikler de cabası. Gayet masum ve iyiniyetle başlatılan eylemler, ihtilal yapılıyor abartılarına kadar yol aldı.
    Türkiye 68 kuşağına, talebesi olduğumuz ağabeylere ablalara çok şeyler borçludur.
    Benim içinde bulunduğum iki mücadele aslında tek mücadeledir. Bunun ismi YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARI dır. Bu politikalardan önde geleni gündem değişiklikleri ile gün geçirmektir. Dün biz bu politikanın kurbanı olduk.
    Sağlıkta yolsuzluklar, banka boşaltmalar, her alana yayılmış yolsuzluk ve rüşvet. Cari açığın kapatılması için ya IMF ye boyun bükeceksin, ya da bankalara. Hükümet gerekli tedbirleri almaktadır. Ancak tedbirler geç kalınarak alınmaktadır. Netice itibari ile faydası da cüzi olmaktadır. Ama mağdurlar oluşmuştur. Mağduriyet çığlıklarından kaçılmaktadır.
    Ezberleri bozarak hareket edilirse yol alınır. Sizlere 23 haziran davetini yaparken fiilde birliktelikle başarılı olacağım fikrindeydim. Çünkü 17 haziranda beklediğimiz doğrultuda bir yasanın hazır olduğunu ve bekletildiğini biliyordum. Yapılması gereken öndeki taşları oynatmaktı. Bunun içinde çoğunluk gerekliydi. 17 kişi ile ziyaretlere başladım. CHP Gurup Başkan vekili Sayın Kılıçdaroğlu’ndan randevu talep ettim reddedildi. Kendimi dernek başkanı olarak tanıtınca iş değişti. Bütün parti guruplarına rahatça girdik. 23 Haziran 09 bizim ezber bozduğumuz ilk gün oldu. En son uğradığımız Sayın İyimaya bu durumdan hoşnut kaldı ve bana yeni hedefimi çıtlattı.
    İşte o hedefe o gün de gidebilirdim. Gitmedim. Çünkü o gün için yeterli sayımız yoktu. 26 Haziran 2009 da toplanıp gidilseydi belki dünden çok daha iyi bir sonuç alınırdı. Yukarıdaki başlıktaki PARA bende olmayınca cumartesi, pazar tost satarak temini için beklemek zorundaydım. Pazartesi hükümetin gündemi değişti. Bir kere daha belli oldu ki Türkiye’de ADALET demek PARA demektir.
    Mağdur arkadaşlar takip yaparken acele ile ve ayrıntıları kaçırarak yapıyorlar. Ayrıntıların önemini bilmiyorlar. Haber takip etmede, mesajları okumada hep aynı hatalar. Cuma gününden randevu taleplerimi Yargıtay Başkanlığı’na, Başbakanlığa ve Adalet Bakanlığı’na yapmıştım. Hedefim buralardı. Herkes meclise fazla takıldı. Hazır olan yasa meclise gelmiyorsa sebep nedir? Sorumlu kimdir? Dün yargıtaydan aldığım cevap olması gerektiği gibi ve beklediğim gibiydi. “Hükümetin sorunu.” Ve daha hala 10 temmuz beklentisi. Armut piş ağzıma düş. Görürsem söylerim.
    Hükümet bizim mağduriyetlerimiz hakkında her şeyi en ince detayına kadar tamamen bilmektedir. Bunu görüştüğümüz AK Parti Milletvekillerinin hemen hemen hepsi teyit etmiştir. Hükümet, artık bankaların bu işte sorumluluklarının artmasını istemektedir. Bankaların da ellerini taşın altına koymasını istemektedir. Bankalar art niyetlerle buna yanaşmamaktadır. Ekonomimizi tehdit etmektedirler. Sicil Affı, Kredi Kartı ve Çek yasalarında bu durumu açık açık göstermekteler. Hükümet bu durumdan kurtulmak için IMF ile anlaşmak zorundadır. Bu durumdan da korkuları vardır. Bu yüzden zamana ihtiyaç vardır. Sayın Babacan’ın temasları bu doğrultudadır. Ama yanı sıra başka bir beklenti daha vardır ki o en güzelidir. Bizim hükümete yardım etmemiz. ÇEK MAĞDURLARININ LOBİ OLUŞTURMASI. Bu oluşum zamanı bizim lehimize çevirecektir.
    İşte bu oluşumu gerçekleştirebilmek için ezberlerin bozulması gerekir. Hala millet vekillerine 3167 yi, ilga olduğunu falan anlatmak ezberin tekrarıdır. Bunları her kes biliyor. Bilmedikleri bizlerin gündemin takipçisi olup olmadığımız. Gelişmelerin ne derece takipçisiyiz. Örneğin; bir CHP Milletvekiline soru yönetirken şunu sorabilmelisiniz, “26 Haziran 2009 da neler oldu, bizlere yasanız çıkmadan meclis tatile girmeyecek demiştiniz söz vermiştiniz, ne değişti” gibi. Bocalatıcı sorular. Yoksa, ezbere dayalı sorular onların işine gelir. Oyalayıp baştan savarlar.
    Sivil toplum örgütlerini de yanımıza almalıyız. Kendi sorunlarımızı, gündemin sorunlarıyla bütünleştirerek yapabiliriz bunu. Ezberle değil. Bizler İHADER i yanımıza çağırıyoruz. Benim arkadaşlarım, bana sormak ve fikrimi almak nezaketinde bulunmadan kovalıyorlar. Neden İHADER teröristleri savunuyormuş. Aynı kişiler benden DTP Milletvekilleri ile görüşmemi istiyorlar. Buyurun. SEMBOLİK DERNEK olursa, SEMBOLİK BAŞKANI olur. O başkana kendileri saygı duymayan insanlar, BAŞBAKANIN, BAKANLARIN ve MİLLETVEKİLLERİNİN saygı duymasını bekliyorlar. Bu olacak şeymidir. Milletvekilleri ile konuşmaya giriyoruz, benim önümden hareket etmelerle sözümü kesmelerle karşılaşıyorum. Görüntü şudur. SABIRSIZLIK, İTEATSİZLİK VE EZBERDE ISRAR. Bu görüntüye saygı duyulması beklenile bilinir mi.
    Bilindiği gibi, benim tek telefonum var. Ben bu telefon numaramı bütün randevularımın altına yazdığım gibi genel sekreterlere ve sivil toplum örgütleri temsilcilerine de veriyorum. Dün bu telefonum, sürekli olarak meraklı dostlarım tarafından sabote edildi. Randevu cevaplarımın hiçbirine ulaşamadım. Sık sık polis kordonunu aşıp, başbakanlığa ve bakanlığa gitmek zorunda kaldım. Ayrıca bakanlar kurulu toplantısının bitmesini sabırsızlılıklar sonucu beklemedik. Biz Güven Park’tan ayrıldık toplantı bitti. Bir bakana arabasına binmeden çiçek vermek, Sayın Çiçek’e soru yöneltmek gibi beklentilerim de havaya gitti.

    DOSTLARIM; ben bu davaya oğlum için girdim. Bu bildiğiniz bir ezberdir. Bilmediğiniz taraf, benim dava adamı olmamdır. Bülbülün çektiği dili belasıdır. Yolsuzluklarla uğraşacağım diye varımı yoğumu kaybettim. Kahraman olmak için değil. Hak peşinde koşmaktan. Ölümle de tehdit edildim, astronomik rakamlar da teklif edildi. Ama hala sokaklarda tost satan astsubay emeklisiyim. Bunların ne demek olduğunu biliyor musunuz?
    29-17= 12 bilemediniz 14 gün. Geldiğimiz nokta bu. Bu noktanın değeri sizce nedir?. Ben sizlerden herhangi bir menfaat mi talep ettim?. Yoksa amacımız mı başka? Blog adminleri bana saldırılara göz yumarken, disipline zararı da görmediler. Demokrasi hak aramak demektir. Birliktelikler gerektirir. 70 li yıllardaki soldaki çok seslilik ve disiplinsizlik, ülkemizdeki solu zayıflatmış ve siyasi dengesizliğin oluşmasına sebep olmuştur. Kol kırılmış yen içinde kalmamıştır.
    DOSTLARIM; duyumlarım 10-15 TEMMUZ arası hükümetin meclisi, hiç olmazsa kendi gurubunu toplayacağı ve bazı yasaları çıkaracağı yönündedir. Yada 4 ağustosta. Her iki duruma da hazırlıklı olun. Ben diğer davalarımın peşinde olacağım için sembolik başkanlığımı bırakıyorum. Tavsiyem daha disiplinli ve saygılı bir birliktelik kurun. HER KESİ KENDİNİZ GİBİ BİLMEYİN. Karşınızdaki kişilerin farklı olduğu düşüncesi ile hareket edin. Bunu başaracağınızdan eminim. Kulaktan duyma havadislere değil havadislerdeki gerçekliğe ve ayrıntılara değer verin.
    Sabrınız kalmadı biliyorum ama telaşeyle avucunuzun içindeki kuşu kaçırıyorsunuz. Dikkat edin.
    HOŞCA KALIN, SAYGILARIMLA BURHAN İŞCAN

  5. sevgili admin ,
    bu aihm projemizi hızlandırmamız gerek.lütfen bu sitenin diğer mesaj alanlarını şimdilik daha aza indirip AİHM konusu etrafında toparlanmayı sağlarsan çok sevinirim.Çok dağınık ve karmaşık bir mesaj ve bilgi ortamı var şu anda sanıyorum bu sitede..Artık bu iş tatil sonuna kaldığına göre ve hepimizin de öyle ya da böyle sorunumuz ortak olduğuna göre maksimum sayıyla AİHM iç tüzüğüne en uygun şekilde sağlıklı başvuracaksak lütfen o konuda bizleri yönlendirin.Eski , yeni her türlü yazıya bir sürü mesaj yazılmış..Eşgüdüm halinde neler yapabiliriz ona bakmamız lazım derhal…
    Bakın son 2 haftada bu ülke AİHM de 2 kez mahkum edildi.Hükümet dünyaya rezil olmaya devam ediyor hukuksuzluktan hala da umurlarında değil..Şu an her zamankinden daha fazla şansımız olabilir.Yeterki sağlıklı örgütlenelim bu konuda…Bu olay siyasi irade gerektirdiği için ne hükümet , ne meclis ne de yargıtay elini taşın altına sokmak istemiyor..
    Bence bu ülkede iç hukuk yollarının hepsi tükenmiştir..Başkaca alternatif kalmamıştır kanımca..O yüzden lütfen acilen ve ısrarla rica ediyorum…
    Madde madde sadece bir yerden atılacak adımları , matbu dilekçeler varsa onların birer örneği ve diğer gerekli evraklar …
    Lütfen bu karışıklığı ortadan kaldırın ve tek bir amaca odaklanalım..
    Bu yaz uzun olacak bizler için !!!!!!!!!!

    • gerçekten karışık yormları eskisi ve yenileri bir şekilde düzenli hale gelebilirse kafa karıştırcı olmayacaktır. arkadaşımızında dediği gibi bir noktaya odaklanıp.hedef ahim ise bir an önce belirleyici olabilirseniz sevinirim.çoğunluğun düşüncesi de bu yönde alduğunu sanıyorum

  6. AİHM için bende varım. Ne yapmamız gerekıyor acaba..

  7. admin yoksa uruguaya gecicem

  8. sevgili admin
    istanbulda avukatlık işlemleri için sana her şekliyle yardımcı olabilecek bir avulat dostum ve avrupa birligi konusunda uzman sayılabilecek ayrı bir dostum var talebin olursa iletişim kurdurabilirim

    • her türlü yardım makbule geçer. Mail adresin doğru mu ? mail gönderebilirmiyim sana ?

      görüstügüm bir sürü insan, ücret tarifesi göndermek dışında bir tepki vermedi.

      İşin hukuki tarafında, dilekce hazirlamak vs eksigimiz yok. Olayı sahiplenecek birisi arıyorum. Alternatifleri birlikte değerlendireceğiz zaten.

      • doğru
        hiçbir ücret talebi olmayacak

      • selamlar AİHM için bende varım

        • çek yasası ile insan hakları ihlalleri olmaktadır.

          —————————
          bir umudumuz sizdeydi sayın Kılıçdaroğlu.
          oysa son dönemde medyadaki demokrasi tartışmaları içinde hep sizi görmüştük,
          size bu tavrınızdan dolayı “gandi kemal” bile dedik
          umutlarımızı karartmayınız
          çek mağdurları ilginizi bekliyor

          insan haklarıyla insandır.

          insan hakları hemen şimdi

          Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU ; küresel ve yerel çıkar odaklarının baskısı ile ezilen çek mağdurları yardım istiyor. Çek Mağdurları sizi bekliyor.

          Çek Mağdurları, Burhan İŞCAN ve Av. Rahmi OFLUOĞLU sizi ziyaret ettiklerinde konu ile ilgilenme sözü vermiştiniz.

          Sözünüzü tutmanızı bekliyoruz.

          —————————————-
          Sayın Adalet Komisyonu üyeleri,

          Çağdaş bir çek yasası gerekmektedir.

          Durumu bilgilerinize sunarız.

          Ahmet İyimaya Başkan , Adalet ve Kalkınma Partisi, Ankara
          Hakkı Köylü Başkanvekili , Adalet ve Kalkınma Partisi, Kastamonu
          Mehmet Emin Ekmen Sözcü , Adalet ve Kalkınma Partisi, Batman
          İlknur İnceöz Katip , Adalet ve Kalkınma Partisi, Aksaray
          Ahmet Aydın , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Adıyaman
          Zekeriya Aslan , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Afyonkarahisar
          Yılmaz Tunç , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Bartın
          Mehmet Tunçak , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Bursa
          Mehmet Salih Erdoğan , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Denizli
          Celal Erbay , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Düzce
          Veysi Kaynak , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Kahramanmaraş
          Ali Öztürk , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Konya
          İhsan Koca , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Malatya
          Mustafa Hamarat , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Ordu
          Yahya Akman , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Şanlıurfa
          Halil Ünlütepe , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, Afyonkarahisar
          Turgut Dibek , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, Kırklareli
          Ali Rıza Öztürk , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, Mersin
          Rahmi Güner , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, Ordu
          Ali İhsan Köktürk , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, Zonguldak
          Hamit Geylani , Üye, Demokratik Toplum Partisi, Hakkari
          Osman Ertuğrul , Üye, Milliyetci Hareket Partisi, Aksaray
          Metin Çobanoğlu , Üye, Milliyetci Hareket Partisi, Kırşehir
          Rıdvan Yalçın , Üye, Milliyetci Hareket Partisi, Ordu

          ———————————————–
          Sayın Anayasa Komisyonu üyeleri, sizlerden çağdaş bir çek yasası için çalışmalarınıza devam etmenizi rica ediyoruz.,

          Burhan Kuzu Başkan , Adalet ve Kalkınma Partisi, İstanbul
          Güldal Akşit Başkanvekili , Adalet ve Kalkınma Partisi, İstanbul
          Ayşe Nur Bahçekapılı Sözcü , Adalet ve Kalkınma Partisi, İstanbul
          Ayhan Sefer Üstün Katip , Adalet ve Kalkınma Partisi, Sakarya
          Mehmet Daniş , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Çanakkale
          Mahmut Durdu , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Gaziantep
          Hacı Hasan Sönmez , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Giresun
          Haydar Kemal Kurt , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Isparta
          Mevlüt Akgün , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Karaman
          Hasan Kara , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Kilis
          Hüsnü Tuna , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Konya
          İsmail Bilen , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Manisa
          Enver Yılmaz , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Ordu
          Suat Kılıç , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Samsun
          Mustafa Çetin , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Uşak
          Atila Emek , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, Antalya
          Mehmet Ali Özpolat , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, İstanbul
          Atilla Kart , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, Konya
          Şahin Mengü , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, Manisa
          İsa Gök , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, Mersin
          Aysel Tuğluk , Üye, Demokratik Toplum Partisi, Diyarbakır
          Süleyman Nevzat Korkmaz , Üye, Milliyetci Hareket Partisi, Isparta
          Faruk Bal , Üye, Milliyetci Hareket Partisi, Konya
          Behiç Çelik , Üye, Milliyetci Hareket Partisi, Mersin

          ————————————————

          Sayın İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyeleri,

          çek yasası nedeniyle insan hakları ihlalleri yaşanmaktadır. Çek yasasına katkılarınızı bekliyoruz.

          Mehmet Zafer Üskül Başkan , Adalet ve Kalkınma Partisi, Mersin
          Halide İncekara Başkanvekili , Adalet ve Kalkınma Partisi, İstanbul
          Mehmet Ekici Başkanvekili , Milliyetci Hareket Partisi, Yozgat
          Abdurrahman Kurt Sözcü , Adalet ve Kalkınma Partisi, Diyarbakır
          Ayşe Jale Ağırbaş Katip DSP İstanbul
          Ahmet Koca , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Afyonkarahisar
          Kazim Ataoğlu , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Bingöl
          Mehmet Ocakden , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Bursa
          Murat Yıldırım , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Çorum
          Mithat Ekici , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Denizli
          Mustafa Ataş , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, İstanbul
          Erdal Kalkan , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, İzmir
          Fatih Arıkan , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Kahramanmaraş
          Ahmet Gökhan Sarıçam , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Kırklareli
          Kerim Özkul , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Konya
          Cemal Yılmaz Demir , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Samsun
          Ali Rıza Ertemür , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, Denizli
          Çetin Soysal , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, İstanbul
          Ahmet Ersin , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, İzmir
          Malik Ecder Özdemir , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, Sivas
          Akın Birdal , Üye, Demokratik Toplum Partisi, Diyarbakır
          Şenol Bal , Üye, Milliyetci Hareket Partisi, İzmir
          Gürcan Dağdaş , Üye, Milliyetci Hareket Partisi, Kars

          ————————————————-

          Sayın Sanayi ve Ticaret komisyonu üyeleri,

          Türk Ticaret hayatı çek yasası aksaması nedeniyle darbe almaktadır. Bir hukuk depremi yaşanmaktadır.

          Soner Aksoy Başkan , Adalet ve Kalkınma Partisi, Kütahya
          Hasan Angı Başkanvekili , Adalet ve Kalkınma Partisi, Konya
          Mahmut Mücahit Fındıklı Sözcü , Adalet ve Kalkınma Partisi, Malatya
          Osman Coşkun Katip , Adalet ve Kalkınma Partisi, Yozgat
          Ahmet Edip Uğur , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Balıkesir
          Kutbettin Arzu , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Diyarbakır
          Metin Kaşıkoğlu , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Düzce
          İbrahim Halil Mazıcıoğlu , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Gaziantep
          İsmail Katmerci , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, İzmir
          Eyüp Ayar , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Kocaeli
          Bayram Ali Bayramoğlu , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Rize
          Hasan Ali Çelik , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Sakarya
          Afif Demirkıran , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Siirt
          Mustafa Cumur , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Trabzon
          Kayhan Türkmenoğlu , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Van
          Fazlı Erdoğan , Üye, Adalet ve Kalkınma Partisi, Zonguldak
          Tacidar Seyhan , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, Adana
          Hüsnü Çöllü , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, Antalya
          Ergün Aydoğan , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, Balıkesir
          Mehmet Ali Susam , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, İzmir
          Mehmet Şevki Kulkuloğlu , Üye, Cumhuriyet Halk Partisi, Kayseri
          Mehmet Nezir Karabaş , Üye, Demokratik Toplum Partisi, Bitlis
          Yılmaz Tankut , Üye, Milliyetci Hareket Partisi, Adana
          Cemaleddin Uslu , Üye, Milliyetci Hareket Partisi, Edirne
          Alim Işık , Üye, Milliyetci Hareket Partisi, Kütahya

          ********

          Kemal KILIÇDAROĞLU, Sadullah ERGİN, Zafer ÇAĞLAYAN ve Ayşe ARMAN için açık mektup kampanyamıza destek veriniz. Çek yasası nedeniyle yaşanan insan hakları ihlallerinin durdurulmasını talep ediyoruz.

          ****

          Yaşasın tam bağımsız ve adil Türk Yargısı !
          Yaşasın tam bağımsız Türkiye !
          Yaşasın demokrasinin bekçisi, bağımsız Türkiye Büyük Millet Meclisi !

          insan haklarıyla insandır. İnsan hakları hemen şimdi !

          ***

          Bu bir “sivil direniş” dir. TC Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinden doğan haklarımızın, örgütlü olarak kullanılmasından ibaretdir.
          Bu bir “yurttaş hareketi” dir. Benzerleri Türk tarihinde yaşanmıştır : Tramvaycılar grevi, İpek işcileri grevi, Paşabahçe grevi, Askeri mahkemelere direnen anneler, Bergama köylüleri direnişi

        • AKPNİN YOLSUZLUK DOSYASI
          Pazartesi, 07 Ağustos 2006 13:12
          1 – İZMİR TCDD LİMAN İHALESİ

          TCDD İzmir Limanı için, yıllık 70 milyon dolarlık yükleme-boşaltma işleri için ihale hazırlığı yapılıyor. Daha sonra ihaleden vazgeçiliyor. İhalesiz olarak 15 yıllığına Reha Denizcilik ve Raden Lojistik isimli 2 şirkete veriliyor. Şirketlerin, 15 yılın sonunda arzu ettikleri takdirde 15 yıl daha işe devam edebileceği sözleşmede yer alıyor. (Toplam 30 yıl süreli) Toplam 2 milyar 100 milyon dolarlık iş ihalesiz veriliyor. Bu firmalardan biri, sözleşme tarihinden 2 gün önce kuruluyor, diğeri de İHALENİN YAPILDIĞI gün kuruluyor. Bu şirketin büyük hisseli ortaklarından biri AKP’nin Bakırköy İlçe Başkanlığı’nı yapmış olan Rahmi Genç’tir. NOT: TCDD yapılan işlerin usulsüz olmadığını açıklıyor

          2 – TCDD İSTASYON YENİLEME İHALELERİ

          TCDD’den 10 istasyon yenileme ihalesini, AKP Kadın Kolları MKYK Üyesi Emine Alioğlu alıyor. Bu AKP’li müteahhit hanım, o kadar fakir ki, sağlık harcamalarını devlete yıkmak için yoksulum diye devletten yeşil kart alıyor.

          3-TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU (TMSF) OTEL İHALESİ

          TMSF, Bank Kapital’in hortumlanması üzerine Ceylan Grubu’ndan, banka borcuna karşılık 52,5 milyon Dolara Antalya’daki Deluxe Resort Otel’i alıyor. Aynı TMSF, AYNI OTELİ ARADAN BİR SÜRE GEÇTİKTEN SONRA bir başka şirkete 25.3 milyon dolara Ulusoy Grubuna satıyor. Devlet bu işten 27 milyon dolar devlet zarar ederken, Bank Kapital’i hortumlayan Ceylanlara da 27 milyon dolarlık bir kıyak daha geçiliyor.

          4-BALIKESİR’DEKİ SEKA KAĞIT FABRİKASI İHALESİ

          Fabrika, 30 Haziran 2003 tarihinde 1.1 milyon dolara AKP’ye yakınlığı ile bilinen Albayraklar A.Ş’ye satılıyor. Oysa bu fabrikanın Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca belirlenen değeri, 51 milyon dolardır. Fabrikanın içinde 201 lojman vardır ve sadece bu lojmanların bedeli bile 1.1 milyon doların çok üstündedir.

          5 – MAVİ AKIM DOĞALGAZDA EK PROTOKOL OLAYI

          AKP’nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi GÜLER 19 Kasım 2003 tarihinde, Ruslarla doğal gaz konusunda yeni bir ek protokol imzalamıştır. Bu protokolün sonucu olarak, Türkiye, milyarlarca dolarlık zarara sokulmuştur. Bu konuda CHP’nin verdiği gensoru önergesi AKP’lilerin oylarıyla reddedildi. Oysa aynı konuda eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer, Yüce Divanda yargılanmaktadır.

          6 – MİLLETVEKİLİ TRANSFERLERİ ve YOLSUZLUKLAR

          •BOTAŞ’IN FERNAS ŞİRKETİ’NE İHALESİZ 24,5 MİLYON $’LIK İŞ VERİLMESİ OLAYI (Mehmet Nesir NAZIROĞLU – BATMAN)
          Fernas şirketi, CHP’den AKP’ye geçen Batman Milletvekili Mehmet Nezir NASIROĞLU’nun kuzenine ait. İhalesiz iş sözleşmesini BOTAŞ yapıyor. BOTAŞ Genel Müdürü; “ İşi yapsa da, yapmasa da Fernas şirketi’nin 24,5 milyon dolar ödeyeceğini ve bunun doğru bir karar olduğunu ” savunuyor. Mehmet Nezir Nasıroğlu, CHp2den istifa ederken, CHP’nin yeteri kadar solcu olmadığını gerekçe göstermişti…

          İhale karşılığı milletvekili transferi yeni değildir. Yakın tarihimizde yüz karası olaylardandır.

          •281 MİLYARLIK “HUZURLU ORTAM BULMA” OLAYI (Atilla BAŞOĞLU – ADANA)
          Parlamentoya girerken CHP, şimdi de AKP Adana milletvekili olan Atilla Başoğlu’nun Adana’daki şirketinde Maliye uzmanları vergi incelemesi başlatıyor. Atilla Başoğlu’nun firmasının adı “Yüksel Tekstil” dir. Vergi kaçırdığı gerekçesiyle, firmaya baskın yapılıp, hesaplar incelemeye alınıyor. 600 milyar liralık ceza kesiliyor. Ama her ne hikmetse, daha vergi incelemesi sonuçlanmamışken, Atilla Başoğlu, CHP’den istifa edip AKP’ye geçiyor. 600 milyarlık ceza, 319 milyara indiriliyor. Ve Atilla Başoğlu AKP’de “ huzurlu bir ortam buldum” diyebiliyor.

          •İKİNCİ BEYAZ ENERJİ YOLSUZLUĞU OLAYI (Cemal KAYA – AĞRI)
          Bu yolsuzluk olayında 3 AKP’li var. Ankara Cumhuriyet Savcılığı, İddianamede, 18 sanığı, “çete kurmak, ihaleye fesat karıştırmak, rüşvet”le suçluyor. İddianamede ayrıca, işadamı İbrahim Selçuk’un AKP Genel Sekreter’i İdris Naim Şahin’le görüşerek, Bakanlık Teftiş Kurulu’nu etkilemek için, baskı yaptığı da yer aldı. Ankara Cumhuriyet Savcısı Şemsettin Özcan’ın hazırladığı iddianamede, işadamı İbrahim Selçuk’un, AKP Ağrı Milletvekili Cemal Kaya ile olan telefon görüşmelerine de yer verilmiştir. Cemal Kaya’nın, Selçuk’u arayarak eşi üzerine kayıtlı Aram Şirketi’ne, EÜAŞ’dan ihale alma girişiminde bulunduğunun anlatıldığı iddianamede, “Bu amaçla Kargamış, Özlüce ve Urfa ihaleleri ile ilgili ayrıntılı görüşmeler yaptıkları, bu görüşmelerde sanık Selçuk’un, Milletvekili Cemal Kaya’ya yapması gereken kırımları dahi söylediği, Cemal Kaya’nın teklif edilen bazı ihaleleri küçük bularak, kendisine daha büyük ihaleler vermesini istediği ifade edildi. İddianamede, Selçuk’un, müfettişlerce hazırlanan teftiş dosyasının Adliye’ye intikal ettirilmemesi için Teftiş Kurulu Başkanı Cevdet Malkoç’a baskı yapması için, AKP Genel Sekreteri İdris Naim Şahin’le görüştüğü ve Malkoç’a Şahin aracılığıyla baskı yapıldığı dosyanın halen Teftiş Kurulu’nda incelendiği kaydedildi.

          Cemal Kaya da transfer edilen milletvekiliydi… Sonunda milletvekilliğinden istifa etmek zorunda kaldı…

          7 – EMLAK GAYRI MENKUL YATIRIM ORTAKLIĞI OLAYI ve TOKİ

          Emlak Gayrı Menkul Yatırım Ortaklığı (GYO) A.Ş.’nin, 2003-2004 yıllarında gerçekleştirdiği kat karşılığı arsa projelerinde, 1.1 milyar YTL (katrilyon lira) tutarındaki bir servetin müteahhit firmalara “örtülü kazanç” şeklinde aktarıldığı Yüksek Denetleme Kurulu raporlarında yer almıştır. Yüksek Denetleme Kurulu, Toplu Konut İdaresine ait Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığının projeleriyle ilgili Başbakanlık Teftiş Kurulu ile SPK’nın ortak soruşturma yapmasını istemiştir. CHP olarak yakından takip ettiğimiz bu ihalelerin arkasında AKP yandaşları bulunmaktadır. Beşi İstanbul Ataşehir’de, ikisi de İzmir Mavişehir ve İstanbul Yukarı Dudullu’da bulunan projelerin bedelleri, (yani daire satış bedelleri) AKP’ye yakın bir özel finans kurumuna yatmaktadır. Bu özel finans kurumuna (ASYA FİNANS) yatan paralarla ilgili olarak, Toplu Konut İdaresi herhangi bir faiz almamaktadır. TOKİ Başkanı gazetelere yaptığı açıklamada, bu paradan haberinin olmadığını açıklamıştır. Oysa, kamu paralarının bir kamu bankasına yatması, Hazin tek hesabı dolayısıyla zorunludur. AKP kendi getirdiği düzenlemelere dahi uymamaktadır. ASYA FİNANSA yatan para 280 trilyon civarındadır…

          8 – KAYSERİ ELEKTRİK DAĞITIM ŞİRKETİ KATKI PAYI KESİNTİSİ OLAYI

          Kayseri Elektrik A.Ş., %10 oranında enerji fonu katkı payı kesintisi yapmaktaydı. Ancak bu yüzde 10’luk oran, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’in oluruyla %1’e indiriliyor. Oysa bu şirketten devletin 74 trilyonluk liralık alacağı var. Alacak davası 2002’den beri devam ediyor. Enerji fonunun yüzde 10’dan yüzde bire indirilmesi, bu şirkete ayrıca yıllık 20 trilyonluk bir kıyak sağlama anlamına geliyor…

          Kayseri Elektriğin daha önce Genel Müdürlüğü’nü yapmış olan Taner Yıldız, halen AKP Kayseri Milletvekilidir.

          9 – BİNGÖL DEPREM KONUTLARI OLAYI

          •Deprem sonrasında Toplu Konut İdaresince (TOKİ) toplam 2016 konutun ihalesi yapılmıştır. TOKİ; aynı alanda, aynı projeyi davetiye çıkarmak suretiyle değişik firmalara konut başına 38 milyar liraya ihale etmiştir. Ama aynı projeyi aynı alanda uygulayan TOBB ise, yaptırdığı 480 konut için ortalama 30 milyar liraya ihale etmiştir. Çünkü TOBB gazeteye ilan vererek açık ihale yapmıştır. 1536 konut için ortaya çıkan fark (1536 x 8 milyar TL =) 12 trilyon 288 milyar liradır… Bu para depremzededen alınacaktır….

          •Afet İşleri Genel Müdürlüğü “Evini Yapana Yardım” uygulamasıyla, tip projeyi uygulayarak kendi konutunu yapanlara 17 milyar liralık bir yardım yapmıştır (kredi olarak). Yurttaşlar da bu uygulamadan memnundurlar. Bu şekilde açılan konut kredisi sayısı 1314’tür. Fakat Yapı İşleri Genel Müdürlüğü her nedense bu uygulamayı dışlayarak, aynı projeyi konut başına ortalama 39 milyar liraya ihale etmiştir (En yüksek ihale bedeli 42 milyar liradır). Bu ihale davetiye usulüyle yapılmıştır. Konut başına oluşan fark (39 – 17 =) 22 milyar liradır. Bingöllünün cebinden faiziyle çıkacak miktar ise yaklaşık (1314 x 22 miyar TL = ) 28 trilyon 908 milyar liradır.

          10 – TEKEL TOKAT SİGARA FABRİKASINDA KULLANILMIŞ MAKİNA İHALESİ OLAYI

          Tekel, 10 Haziran 2004 tarihinde Tokat Sigara Fabrikası’na, sert paket kutulu sigara paketleme makinaları alımı için ihale açıyor. Ve sözleşme şartnamesinde “makinaların kullanılmamış ve yeni olması koşulu” bulunuyor.13 milyon 840 bin Euro’ya malolan makinaların kullanılmış olduğu anlaşılıyor. Çünkü Tekel Üst Kurulu yatırıma onay vermiyor.

          Ayrıca, Tekel’e tanesi, 1,7 milyon Euro’ya satılan bu makinalar, Beyaz Rusya’ya 570 bin Euro’ya satılmış.

          AKP, bu yolsuzluğu kapatmak için Meclis’e Torba Yasası ile bir madde getiriyor. Getirilen maddeye göre, Tekel tarafından ithal edilen kullanılmış makinaların, satın alınmasına izin verilmesi öngörülüyor. Böylelikle, yaklaşık 24 trilyonluk kullanılmış mal satan İspanyol Firması’na kıyak geçilecekti.

          Ama CHP’nin sert muhalefetiyle, ilgili madde, AKP tarafından Meclis Genel Kurulunda geri çekildi. Konuyu hala yakından izlemeyi sürdürüyoruz.

          11 – ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM’IN OĞLUNUN GEMİ KİRALAMA OLAYI

          Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırımın 24 yaşındaki oğlu Erkan Yıldırım, bir şirketten borç alıyor ve borç aldığı şirkete, Türkiye Denizcilik işletmeleri tarafından ihalesiz bir gemi kiralanıyor. Bu olayın gazetelerde yer alması üzerine, sayın Binali Yıldırım, Vatan Gazetesine bir açıklama gönderiyor. Açıklama aynen şöyle : “Kendimin veya oğlum Erkan Yıldırım’ın Santour ile ortaklığı söz konusu değildir. Ben hiçbir zaman bu firmada hiçbir pozisyonda çalışmadım. TDİ’den bu şirketin gemi kiralamasıyla hiçbir ilgimiz yoktur.” (14.Temmuz.2003 Vatan)

          Oysa Binali Yıldırım, milletvekili olmadan önce bu şirkette genel müdürlük yapmıştır. Hangi şirket, 200.000 euru’yu hiçbir karşılık olmaksızın 24 yaşındaki liseden terk çocuğa verir. Bakan çocuğuna bu para veriliyorsa bunun herhalde bir karşılığı vardır. Bunun karşılığı da, ihalesiz gemi almaktır herhalde…

          12 – MURAT AKSU – TÜRKİYE JOKEY KULÜBÜNÜN AVUKATI

          İçişleri Bakanı AKP’li Abdülkadir Aksu, bir şikayet üzerine Türkiye Jokey Kulübü hakkında soruşturma açtırıyor. Türkiye Jokey Kulübü sıkışıyor ve bir çıkış yolu arıyor. Hemen gidip, Bakanın avukat oğlu Murat AKSU’yu buluyor. Murat Aksu ile bir avukatlık sözleşmesi yapılıyor. Sözleşme bedeli aylık 7.5 milyar liradır. Türkiye Jokey Kulübü bu kararı 31.05.2003 günü 13 sayılı Yönetim Kurulu kararıyla alıyor.

          13 – JOKEY KULÜBÜ’NDEN SOSYAL HİZMETLER ve ÇOCUK ESİRGEME KURUMU (SHÇEK) PAYININ ALINMAMASI OLAYI

          SHÇEK Kuruluş Yasası’nın 18. maddesinin (h) bendine göre, kanuna göre şans oyunları tertip eden kurumların, hasılatından %1 pay almaktadır. Türkiye Jokey Kulübü, bu parayı ödememiş ve Tarım Bakanlığı’nı mahkemeye vermiştir. Ankara 6.İdare Mahkemesi, SHÇEK lehine karar vermiş ve bu kararın uygulanmaya konulması beklenirken, AKP’li Devlet Bakanı Güldal Akşit, özel bir avukatlık bürosunun talebi doğrultusunda, hem yargı kararının uygulanmaması için, hem de yargı kararını uygulamayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulmaması için yasaya aykırı talimat vermiştir. Bu özel avukatlık bürosunun ortaklarından birisi İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU’nun oğlu Murat Aksu‘dur. Kanunu uygulamayarak görevini kötüye kullanan Devlet Bakanı Güldal Akşit için, CHP soruşturma açılmasını istemiş, ancak AKP’lilerin oylarıyla soruşturmadan şimdilik kurtulmuştur.

          14 – MALİYE BAKANI’NIN OĞLUNUN MISIR İTHALİ OLAYI

          17 Nisan 2003 tarihinde Mısır İthali’nde Gümrük Vergisi %20’dir. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın oğlu 15 Temmuz 2003’te 4400 ton ADB menşeli mısır ithal kontrol belgesi alıyor ve 4 Ağustos 2003’te 4000 ton mısır ithal ediyor. Bu ithalat gerçekleştikten sonra, Gümrük Vergisi, 8 Ağustos 2003 tarihinde önce % 45’e, daha sonra da söz konusu vergi, % 70’e yükseltiliyor.. Böylece mahdum bey olağanüstü bir kar elde ediyor. Hem de birkaç ay içinde…

          Maliye Bakanı, konu ile ilgili yaptığı açıklamada “oğlum o mısırları, tavuklarına yedirecek” diye ilginç bir görüş sergiliyor. İfade edildiğine göre, 4 bin ton mısırla bir yıl boyunca 175 bin tavuğun beslenmesi söz konusudur. Bu işten Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın oğluna 360 milyar liralık bir kıyak geçilmiştir.

          15 – ÇORLU’DAKİ MOTİF TEKSTİL A.Ş.’NİN TPAO’YA BORCU KONUSU

          Çorlu’daki Motif Tekstil San.Tic.A.Ş., TPAO’dan doğalgaz alıyor. Borcu 1,5 trilyonu aşıyor ve ödeme yapmıyor. Bunun üzerine TPAO, doğalgazı kesiyor ve söz konusu firmayı icraya veriyor. Ancak araya, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan giriyor. Verdiği talimatla, borçlu firmaya gaz tekrar bağlanıyor. Oysa bir Başbakanın görevi öncelikle kamu çıkarlarını korumaktır. Devletin aleyhine olarak, birilerinin çıkarını korumak Başbakanların görevi değildir.

          16 – BAYINDIRLIK BAKANI MÜTEAHHİT UÇAĞI İLE SEYAHAT EDER Mİ?

          AKP’li Zeki Ergezen, pek çok özel seyahatini, başında bulunduğu Bakanlıktan iş almış müteahhitlerin özel uçağı ile yapmıştır. Bu konuda CHP’lilerin sorduğu bir soruya, Plan ve Bütçe Komisyonunda “evet geziyorum” demek zorunda kalmıştır.

          Türkiye’deki en büyük ihaleleri yapan bir Bayındırlık Bakanı müteahhitlere ait özel uçaklarla seyahat ederse, etik olarak doğru mudur? Acaba kendisi Bakan olmasaydı, aynı uçaklar tahsis edilecek miydi?

          17. BORÇLANDIRIP, DEĞERİNİ DÜŞÜREREK ÖZELLEŞTİRME…

          Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, özelleştirmeden sorumlu olduğu dönemde Ulaştırma Bakanlığı’na gönderdiği beş sayfalık “gizli” bir yazıda (7 Mart 2003 tarihli ve ‘B.02.01.ÖİB.0.10.02/1964 sayılı) “Özelleştirmeden önce Türk Telekom AŞ’nin makul ölçüde borçlandırılması”nı istemiştir.

          Abdüllatif Şener, bu borçlandırmanın gerekçesini de şöyle anlatmaktadır. “… borç yükü artmış Türk Telekom’un hisse değeri düşeceğinden, bu durum özelleştirme çerçevesinde yatırım yapacak yatırımcıların şirkete kabul edilebilir oranda ortak olmasının önündeki finansman probleminin azaltılmasına olanak sağlayacaktır…”

          Şimdi insan sormadan edemiyor. AKP bu ülkenin çıkarlarını böyle mi koruyacak? Borçlandır, değerini düşür, sonra da götür yabancıya sat…

          İşte AKP’nin özeleştirme mantığı

          18 – MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ OKUL İHALELERİ OLAYI

          İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının finanse ettiği, Eğitime Fiziksel Katkı Projesi kapsamında, 267 binadan oluşan toplam 135 okul, Milli Eğitim Bakanlığınca 62 paket halinde ihale edilmiştir.

          Milli Eğitim Bakanlığınca yapılan bu ihaleler ile ilgili olarak ciddi yolsuzluk iddiaları ortaya atılmıştır. Bunun üzerine Kamu İhale Kurumu duruma el koymak zorunda kalmıştır.

          Kamu İhale Kurumu 12. Ekim. 2004 tarihinde harekete geçmiş ve yoğun bir çalışma sonucunda 8. Kasım. 2004 tarihinde şu kararları almıştır.

          “Kamu ihale kurumunun yaptığı incelemeler sonucunda,

          1. 14 grup paket için yapılan ihalelerin mevzuata aykırılığını saptayarak, ihale sürecini durdurmuş ve bu ihalelerle ilgili olarak, Milli Eğitim Bakanlığından “düzeltici işlem yapmasını” istemiştir. Yani durdurulan ihalelerin yanlışlıkları tek tek sıralanarak bu yanlışların giderilmesi istenmiştir.

          2. İddialar kapsamındaki diğer 48 paket ihale için ise, (Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından ihale onayı verildiğinden) ihale süreci durdurulamamış, ancak “tespit edilen aykırılıkların değerlendirilmesi, gerekiyorsa inceleme ve soruşturma açılması için Anayasanın 112. maddesi uyarınca Başbakanlığa bildirilmesine” karar verilmiştir.

          Böylece Cumhuriyet tarihinde ilk kez, Kamu İhale Kurumu bir Bakanı açıkça suçlayarak, Başbakanlığa ihbar etmiştir.

          Şimdi buradan sormak gerekiyor.

          •Milli Eğitim Bakanlığı bu batağa hangi gerekçelerle batmıştır?
          •Kimler, hangi firmalar niçin kayrılmıştır?
          •Milli Eğitim Bakanı bu batağın üzerinde oturmaya daha ne zamana kadar devam edecektir?
          •Her fırsatta hortumları kestiğini söyleyen sayın Başbakan, bu konuda neler yapacaktır?

          CHP bu konuda soruşturma açma önergesi vermiş, ancak AKP’lilerin oylarıyla, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, soruşturmadan kurtulmuştur.

          19. ZEKİ ERGEZEN’İN 13 GÜNDE 219 YOL İHALESİ

          İlk AKP Hükümeti 18.11.2002’de kuruldu. Bu hükümet 31.12.2002 tarihine kadar (yani 13 günde) tam 219 adet yol ihalesi yaptı. İhale bedelleri toplamı 52 trilyon liradır ve ihale bedelleri vizeden kaçınmak için 750 milyar lirayı aşmayacak şeklinde ayarlanmıştır.

          Ve bu Hükümet yolsuzluklarla mücadele edecektir… Şimdi biz buna inanalım mı?

          Ankara : 18. Haziran. 2005

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s