Bilişim emekçileri, çağdaş işçi haklarının iki yüzyıl gerisindedir.


Demokrasi ve insan hakları arayışımız bir yaşam düsturudur.  Üyesi olduğum meslek örgütünde bir çalışma yapıldı.   Sizlerle paylaşıyorum.

  • “İnsan haklarıyla insandır” İnsan hakları ihlallerine her durumda direnmeliyiz. Çek mağdurlarının hak arayışı sadece çek mağdurları ile sınırlı olmamalıdır. Bunu yapabilmeliyiz.
  • Biz duyarlı olacağız. Toplumun duyarlı olmasını bekleyeceğiz.
  • Bilişim çalışanları , en yüksek eğitim, en yüksek ücret gibi parlak koşullarla çalışmaktadır. Oysa işin arkasında net bir yarış vardır. İnsanlar yarıştırılmakta ve  hak ihlalleri olmaktadır.
  • Bilişim çalışanları yüksek yıllık gelirleri, sınırsız çalışma saatleriyle kazanmaktadır.  Beyaz yakalılar arasında en düşük saat ücretine sahiptirler.
  • Herhangi bir sendikal güvence yoktur.
  • Sektörün herhangi bir iş güvencesi yoktur. Daralan piyasa,  emekçiler açısında acımasız koşullara razı olmak sonucunu getirmektedir.

EMO Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu tarafından hazırlanan Bilişim Çalışanları Anketi’nin sonuçları yayınlandı. 483 bilişim çalışanının katıldığı anket, bilişim çalışanları ve sektör hakkında önemli bilgiler veriyor.

İşsizlik ve hak gaspları artıyor
Anket sonuçları, bilişim çalışanlarının ekonomik durumlarının sanıldığının aksine pek parlak olmadığını gösteriyor. Bilişim çalışanları deyince, bembeyaz yakalarıyla plazalarda rahat çalışma koşullarındaki yüksek maaşlı çalışanlar akla geliyor. Ancak, bugün yoksulluk sınırının altında çalışan çok sayıda bilişimci var. Anket raporunda da belirtildiği gibi, giderek büyüyen yedek bilişimci ordusu ve kriz koşullarıyla beraber ücretlerde düşüşler gözlemleniyor. İşsizlik ve birkaç aydır ücretini alamayan çalışanların sayısı artıyor.

Bilişim emekçileri işçi haklarının iki yüzyıl gerisinde
Anket, bilişim sektöründe oldukça yaygın olan fazla mesailer üzerine dikkatleri çekiyor:
Çalışanların %37’si sık sık, %49’u ise proje teslim tarihleri öncesinde fazla mesai yaparken, bu çalışanlardan sadece %16’lık bir kesim fazla mesailerin nakdi karşılığını alabilmektedir. Ankete katılan bilişim çalışanlarının %75’i haftada 40 saatten fazla, %25’i ise 48 saatten fazla çalışıyor. İşçilerin 1886 yılının 1 Mayıs’ındaki “Sekiz saat çalışma, sekiz saat sosyal hayat, sekiz saat dinlenme ve uyku” talepleri dikkate alındığında trajikomik bir durum ortaya çıkmaktadır: Teknolojik ilerlemenin emekçileri, işçi haklarının iki yüzyıl gerisindedir!

Anket, fazla mesaileri ikiye ayırıyor. Birincisi görünür olan ve yukarıda söz edilen fazla mesailer. İkinci tür fazla mesaileri ise “gözle görülmeyen fazla mesailer” olarak nitelendiriliyor:
Bilişim çalışanları sektörde tutunabilmek için sürekli olarak kendilerini yenilemek zorunda hissetmektedirler. İşyerlerinin %68’inin böyle bir olanak sunmadığı dikkate alındığında, kendini yenileme ya da sürekli ilerleyen teknolojiye yetişebilme kaygısı çalışanları iş dışında “gözle görülmeyen fazla mesai”lere zorlamaktadır. Nitekim bilişim sektöründe yaşanan paradigmal kopuşlar (prosedürel dillerden nesne yönelimli dillere, masaüstü uygulamalardan web uygulamalarına gibi) bir kesimi sektör dışına itebilmektedir. Kaygının bu süreklileştirilmesi, sektörün dışına düşmemek için gerekli “gözle görülmeyen fazla mesailer” ve karşılığı ödenmeyen “olağan fazla mesailer” çalışanlar üzerinde yıpratıcı bir etki yaratmaktadır.

Örgütlülük zorunlu
Ayrıca anket sonuçlarından da görülebileceği gibi sürekli iş yeri değişiklikleri ve bunların çalışan ilişkileri üzerine etkileri, örgütlülüğün son derece zayıf olduğu bilişim sektörü için olumsuz faktörler olarak ortaya çıkıyor. Sektördeki çalışma saatlerinin fazla olması ve bunun bireyi ev-iş arasında sıkışmış bir yaşama zorlaması, bilişim çalışanlarının çeşitli örgütlenme faaliyetlerini olumsuz etkilemekte ve Internet üzerinden bir örgütlenmeyi zorunlu kılıyor.

http://www.sendika.org

Bu blogun ana izleyicileri sürekli örgütlenme tartışmaları yaşamaktadır. Ben bu konuda muhalif görüşe sahip olan tek kişiyim sanırım.  Bu görüşümü rapordada bulabilirsiniz.  Son paragrafı aynen çek mağdurları içinde kullanabiliriz.

Bilişim emekçileri örgütlenme raporu

Reklamlar

8 responses to “Bilişim emekçileri, çağdaş işçi haklarının iki yüzyıl gerisindedir.

  1. hüdai yıldırım

    MUSİBETLER KADERİMİZ OLMAMALI
    BİR MUSİBET BİN NASİHATA BEDELDİR. EĞER MUSİBET KADERDE İSE ….
    KÖRLÜKTE KALMANIN NEDENLERİ…
    Önemli olan bilgi değil, ilgidir.
    Bir fikri bir bilgi meydana getirir. Bilgi genel anlamda insanın fıtratında beyin denilen belleğinde vardır. İş zeka dadır. Zeka belleğin çalışma hızıdır ilgiyle harekete geçer. Allah insanın fıtratında bulunan bilgiyi ona İLHAM veya ESİNLENME yolu ile hatırlatır. Esinlenmek de Allah’ın ilk emri OKU ya uymakla oluşur. İnsanların okuma özürlü oluşlarına KÖRLÜK denir.
    Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir. (araf 179)
    Ayetten de anlaşılacağı üzere Allah insana duyular ihsan etmiştir. Bu duyuları da pekiştirerek çeşitlendirmiştir.
    Bunlar yakınlar(vücudumuzdakiler), ilmi olanlar, imani-kalbi olanlar, düşünce süzgeçli akli olanlardır. Allah duyularını bu çeşitlerle kuvvetlendirene yani tam manasıyla kullanana BASİR OLANLARI da verir. Bu HİKMETE erişmek dir. Hikmet meselenin aslı gerçeği dir.
    HİKMET: FERASET, İZAN,BELAGAT, HÜKÜM DEMEKTİR. Ön görülü olmaktır.
    Allah dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar. (bakara 2:269 )
    7 – Andolsun ki onların çoğunun üzerine azab sözü hak olmuştur. Onlar imana gelmezler.
    8 – Çünkü biz onların boyunlarına kelepçeler(GURUR-KİBİR) geçirmişiz. O kelepçeler çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar.
    9 – Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişiz, kendilerini sarmışızdır. Baksalar da görmezler.(SABİT FİKİR, ÖN YARGI, PEŞİN HÜKÜM)
    10 – Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar.(YASİN SURESİ)
    İşte insanın duyularını kullanmasının önündeki engeller bunlardır. İnsanı ilgisiz kılan da bu hasletlerdir.
    Bilginin elde edilişinin ikinci yolu da ilhamdır. Allah dilediğine ilham verir.
    BU GÜN BAKIYORUZ ÇEK MAĞDURLARI BLOKLARINA HALA KÖRLÜKTE ISRAR EDENLER VAR. BU ISRARCILARI 2009 VE 2010 YILLARINDA ÇOK UYARDIM.
    Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. (NEML 80)
    Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin? (ZUHRUF 40)
    EVET BİR MUSİBET BİN NASİHATA BEDELDİR.. HALA YAŞANANLARI DÜŞÜNÜP AKIL EDENLER YOK. HALA KÖRLÜKTE İSYAN…
    Ben | Ocak 1, 2011, 4:19 pm |
    Çek mağdurları nasıl birlik olur?
    Sistem aslında sistemsizlikte olabilir.
    Çek mağdurlarının birlik olabilmesi için sistem ne olmalıdır? Neden birlik olunamaz?
    Benim tahmin ettiğim sorunları sıralamaya çalıştım, diğer yorumcularda bu konuda düşündüklerini paylaşmak isterler mi?
    – Çoğu kaçak yaşamaktadır. Yakalanma korkusu vardır.
    – Maddi olanaksızlıklar
    – Lider eksikliği
    – Uzlaşmacı yapıya sahip olunmaması
    – Güvensizlik
    – Zaman ayıramamak
    – “Ben görmeden inanmam kardeşim” diyenler
    – Alacaklıların saldırından korkmak
    – Rezil olma korkusu
    – Blogların çokluğu
    – Yanlış yönlendirmeler
    – “Adam sende” cilik
    – Bilgisizlik
    – “Ben işimi kendim yaparım” düşüncesi
    TEKRAR EDİYORUM GELİN TANIŞ OLALIM… SANAL ALEMLERDEN GERÇEK ALEME ÇIKALIM. ÖNCE TANIŞ OLALIM. İŞİ KOLAY KILALIM.

  2. HÜLYA SERBEY

    Sayın Admin herşeyi çok güzel yazmışsınız.Sonuçta burada herkes aynı amaç uğruna çabalıyor.Ben diğer bloga da yazıyorum .Burada kimseye düşman da değiliz çünkü amaç bu çağ dışı cezanın önüne geçmektir.Zikrediğiniz avukatlardan bir tanesi hiç ummadığım anda kimine göre mucize halbuki sadece bir yargıtay kararı örneği idi taahüt verdiğimiz infazlı dosyalarda eşimin dosyalarına yendıden temyiz süresini açtı.Burada az bir kişiye de olsa fayda olsa kötümüydü bu sonuçBen şahsen tavır gibi şeylerde sergilemezdim.Fakat bir insana başka bir insanın yaptığı haksızlık ağrıma gitmedi desem yalan söylemiş olurum.Kaldı ki bunu yapmış olan o insanı hele bir zamanlar onunla az bir süre de beraber çalışmış olan insanı aşağılar gibi tavır gösteren burada hukukçu ve lider larak soyunan bir zattır. Herkesin kendine göre bildiği doğruları ve yanlışları vardır.Ben hukuktan o kadar çok anlamam.Fakat diğer blogu da incelerseniz burada dibe vurulan insanın orada nasıl teşekkür edildiğini okursunuz.Çünkü burada ki dilekçe örneği oradan da bazı mağdurlara fayda sağlamış.Hala karşılıksız çekin ne zaman cezai bir sürece girdiğini yok o dönemde sğ iktidar vardı gibi yorumları yapıpda bu işi şu anda bile siyasileştiren bu işe soyunan liderdir.Unutulmaması gereken bir şey vardır bu hükümetten evvel anayol sonra belli bir süre azınlık dsp hükümeti ve sonrasında dsp-mhp-anap koalısyonu vardı ve önemli bakanlıklar DSP nin kontrolundeydı. O zamanlar ne yapıldı koca bir hiç.Şimdi hayal hiç kurmayalaım bu ülkede sol iktidar asla iktidar olamaz olur diyenın aklkına şaşarım tek başına olamaz buna eldeki istatıstıkler sana cok kolay cevap vermektedir.Yanı önümzdeki dnem çok önemli bir şey gelişmedikçe yeniden bu hükümet iktidarda olacaktır.Ben bu hükümete asla oy atmadım atmam da fakat gerçekleri de görmemezlikten gelemeyiz.Bu yüzden yolumuzu da ona göre çizmeliyz. A- B veya C avukatı ben yıne ısrarla tekrar ediyorum bu davamızda avukatsız ilerlemek başka fakat adliyelerde işlem yaparken konu başka arasındaki farkı artık idrak edelim.Kalemlerde kimse burnundan kıl aldırmıyor. Biz öncelikle kendimiz dilekçemizi vermeye çalıştık .Çok uğraştırdılar sonrasında ALLAH razı olsun bu blog sayesınde avukat hanımı bulduk .Bazı dosyalarımıza vekaletını koymak zorunda kaldı ama diğerlerinde bize yol gösterdi.Ben şimdi buraya nasıl yazabilirim avukatlara ihtiyacımız yok.Bu nankörlüğü yapamam.Ve tam aksıne tanıdığım bir çok mağduru da toplantılara götürdüm .Çok güzel sohbetler edildi.Hukuku yasaları neler yapabılırız tartıştığımız gibi nasıl bir birliktelik yapabılırız onu tartıştık.Ve hala da tartışıyoruz .Yazdığınız gibi daha çok bloglar açılacaktır.Böyle giderse daha da açılır çünkü önüne gelen sahiplenmeye çalısıyor.Bence bu mücadelede emeği olan bu avukatlar ortak bir basın toplantısı yapsalar inanın cok daha fazla ses gelecektir. Burhan İşcan a kızılıyor ben kendisini oda beni kesinlikle tanımıza ve tek bir kelime konuşluğumuz yoktur. Fakat bugüne kadar söylediği çok şey doğru çıktı. Tepkıler gösterdi çok şeye fakat ona da yapılan şeyleri düşünmek lazım.Haklı olan herkes tepki gösterir.Tıpkı biz mağdurlar haklıyız diyoruz borca hapıse hayır deyıp tepkı verıyoruz.Şimdi tüm bu pozitif insanları aslında bir araya nasıl getırebılırız diye düşünmek lazım ve ben derim ki herkes önce şeffaf olsun.Ya ben hiç bir menfaat beklemeden varım desin yad olmasın.Buraya gercekleri yazsın.Biz onu bunu yaptık demekle olmaz.Yaptıklarınız ne ıdı yaptıklarınız yapacaklarınızın teminatı ise eyvah diyorum .Çünkü inanın çok maddi şeyler döndü.Burada tekrar ediyorum konu kimseye çamur atmak yaralamak değil kanun çıksa bende kurtulacağım sende ama bu blogları sadece sen ben okumuyoruz.unutmayalım bunu.Bu yuzden bizlere fayda veren insanları kırarken mesleki onurlarına laf atmayalım.Size çok acı bir şey yazayım adını vermeyeceğim ama burada ulu orta telefon vs neden yazıldı dıye yazanavukatlar magdurları koparma peşinde yazan bir vatandaşımız perşembe günü o avukat hanımı aradı .Benim dosyalarım için bakırköy adlıyesindeydık .Apar topar gelebılırsenız dedi av hanım arkadaş geldı ve hemen ona yardımcı olundu.Ve arkadaş yazdığından dolayı özür diledi. Kalkarken de ben siteye yazan Hülya yım dedi şaşırdı.Her insanı aynı kefeye lütfen koymayalım seneler sonra ilk defa dürüst bir avukata denk gelmemin mutluğu içindeyim.Ve tekrar rica ediyorum kimse kimsenın mesleki onuruna dalga gecer gibi yazmasın .Yoksa bu mücadele artık bir tabiri caizse sidik yarışına girer ve zarardan başka bir şey vermez bize.

  3. Ben | Ocak 1, 2011, 4:19 pm |

    Çek mağdurları nasıl birlik olur?
    Sistem aslında sistemsizlikte olabilir.

    Çek mağdurlarının birlik olabilmesi için sistem ne olmalıdır? Neden birlik olunamaz?

    Benim tahmin ettiğim sorunları sıralamaya çalıştım, diğer yorumcularda bu konuda düşündüklerini paylaşmak isterler mi?

    – Çoğu kaçak yaşamaktadır. Yakalanma korkusu vardır.
    – Maddi olanaksızlıklar
    – Lider eksikliği
    – Uzlaşmacı yapıya sahip olunmaması
    – Güvensizlik
    – Zaman ayıramamak
    – “Ben görmeden inanmam kardeşim” diyenler
    – Alacaklıların saldırından korkmak
    – Rezil olma korkusu
    – Blogların çokluğu
    – Yanlış yönlendirmeler
    – “Adam sende” cilik
    – Bilgisizlik
    – “Ben işimi kendim yaparım” düşüncesi

    • tamamen farklı sorunlar olmasına rağmen, bilişim emekcileri benzer örgütlenme sorunlarına sahiplerdir.

    • akşam “acil demokrasi” ile konuştuk. Ben yılbaşı programını kesip samanyolu tv izlemeye gittim.

      örneğin Rahmi OFLUOĞLU ‘nu ben severim. Başkası sevmeyebilir. Olabilir.
      Fakat Rahmi OFLUOĞLU bir programa çıkarsa bu çek mağdurlarının yararınadır. Bir kanun çıkarsa sadece KOSİAD üyeleri için çıkmayacak.

      örneğin Burhan İŞCAN ‘ı sevenler vardır, sevmeyenler vardır. Benimle sorunları olduğu için ben taraf olmak istemiyorum. fakat Burhan İŞCAN bir şeyler yapmaya çalışıyor. Sonuçta bir sonuç alınırsa sadece Burhan İŞCAN ‘ın oğlu değil herkes yararlanacak. Dolayısıyla amaçlar aynıdır.

      veya avukat Dilşat BİLDİK. Ben Dilşat hanım ile tanışmışlığım vardır. çay içmişliğimiz vardır. Rahmi beyle sorunları olabilir, olmayabilir, Sevenler olabilir, sevmeyenler olabilir. Eğer Dilşat hanım bir şey yapmak istiyorsa, bırakalım yapsın. Allah razı olsun demek gerekir.

      Fakat çek mağdurları arasında bir moda başladı. Zarar verecek. Her eli klavye tutan blog açıyor. Kendi yolunu çiziyor. İşin ucunda cezaevi olmasa, özgürlüktür deyip desteklemek gerekiyor. Fakat birlikte ses çıkartılmazsa cılız bir sürü ses olarak kalacağız.

      Herkes kendi blogunda, başrolda oynamak yerine büyük bloglarda yazar olabilse, çok daha fazla ses çıkartırız.

    • konunun bir kaç yönü daha var. Bu blogda genel havamız Av. Rahmi OFLUOĞLU ‘nu desteklemektir. Diğer bloglarda ise Av. Rahmi OFLUOĞLU ‘nu desteklememek yönündedir.

      Bazı zamanlar, bizim blogda OFLUOĞLU karşıdı yorumcular ağırlık kazanıyor. Tam o günlerde, diğer bloglarda OFLUOĞLU ‘nu öven yorumcular geliyor. Ben diğer blogları okumaya vakit bulamaıyorum. Bu bloga bile zar-zor vakit ayırabiliyorum. Acil Demokrasi ‘nin tespitidir.

  4. Bu konu kimsenin mi ilgisini çekmedi 😦

    1 yorum var. 1 yorumda benim yorumum ….

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s