Kemal KILIÇDAROĞLU kampanyamız sürüyor.


Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU ‘na yazdığımız mektuba destek çalışmalarımız sürmektedir.

Bazı önemli yazıları paylaşmak istiyorum. Nereden nereye geldiğimizi anlatıyor. Özeleştirilerimizi yaparak demokratik katılımla büyümek istiyoruz.

Anayasa`nın 138. maddesi şu şekildedir. Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez
yaşanılanlar tam tersi yöndedir
infazın durdurulması kararı veren mahkemelere telkinde bulunulmaktadır
meclis,ekonomik gerekçelerle hukukun bağımsızlığının önüne geçmeye çalışmaktadır
anayasal suç işlenmektedir

Kemal Kılıçdaroğlu

Kemal Kılıçdaroğlu

yazının tümünü bu linkden okuyabilirsiniz.

özgür bloglar bize,tartışarak,mevcut dışında yeni yollar bulunabileceğinin kılavuzluğunu yapıyor
altarnatif bakış açıları ve bilimsel şüphecilik olmasaydı,biz hala kendimizi öküzün boynuzlarında ve düz bir tepsi içinde salınıyor hissedecektik
ırak a abd nin demokrasiyi getirdiğini ırak halkına özgürlüklerini vermek için saddamı devirdiğini
devlet babanın tüm çocuklaına ayni mesafede olduğunu
çek yasasında adil bir çözüm bulacağını,iyi niyetle düşünenlerimiz çoğunluktadır
ben azınlıkta olmayı tercih ediyorum
azınlıkta olmam,bunun beni toplumun genel yargıları dışında,”sivri uç”pozisyonunda bırakmasından rahatsız değilim
abd nin petrol için ırak a girdiğini düşünüyorum
yıllardan gelen yunan düşmanlığının,silahlanma yarışının bir parçası ve silah üreticisi dünya şirketlerinin oyunu olarak yorumluyorum

yazının tümünü okumak için burayı izleyebilirsiniz.

Eylemlerin etkisini, sadece katılımcı sayısı ile ölçmek yanlışdır. Katılımcı sayısına gereksiz önem veriyoruz.  Katılımı arttırmak için ” katılanlar iyi, katılmayanlar kötü”  ‘e varan benzetmeler hala yapılmaktadır.

Çek mağdurları ticaret yapmış, yönetici olmuş insanlardır. Bu kararı kendileri verebilir. Katılmama kararı verdilerse bunun bir nedeni vardır. Gereksiz ayrımlar ile bölünmeler yaratmak anlamsızdır.

Çek Mağdurları örgütlenmelerini internet üzerinden sürdürmek zorundadır. Eylemlerin finansmanı gibi sorunları, kendi dinamiklerinde çözmek gereklidir.

Çek Mağdurlarının mücadelesi basit bir hapisden kurtuluş arayışı değildir.  İnsan hakları ihlalleri vardır. Bu eksene oturtulmak zorundadır. Düzenin kurbanı olan mağdurlar düzenin silahları ile başarılı olamazlar.

Çek Mağdurları dışarı açılmalıdır.  Türkiye ‘de sürekli olarak hak arayışları için eylemler yapılmaktadır. Her eyleme katılacak bir iki kişi bulunmalıdır. Bu eylemlerde açılacak birer pankart  etkili olabilir.

yazının tümünü buradan okuyabilirsiniz.

adli para cezası devletin taraf olması gereken bir ceza değildir
kendi tanımı içinde bir tazyik unsurudur
borçlu alacaklı ilişkisine,olmaması gerektiği halde taraf olan devletin,haksız uygulamasıdır
insan hakları ihlalinin nedenidir
anti demokratik bir uygulamadır,insanlarımız bu demokratik olmayan haksız cezadan dolayı ……gündür cezaevindedir
çekte adli para cezası uygulaması derhal kaldırılmalıdır
adli para cezası uygulaması kaldırıldığı anda sorun çözülecektir
adalet ve demokrasiden bahsediyorsak imf ve dünya bankası gibi kime hizmet ettiğini bildiğimiz kurumların dayatmalarını iktidar kabul etmemelidir
tam bağımsız ülke olabilmenin koşulu budur
adil yargı,hukuk devleti koşulu budur
demokrasinin gereği budur
haksız yere cezaevinde yatan insanlarımızın sorunu derhal çözülmelidir
ticaret odalarının,esnaf derneklerinin üyesi olan mağdurların sorunlarına bu örgütler sahip çıkmalıdır
insanlarımız …..gündür haksız yere cezaevinde meclis nerede,odalar dernekler nerede,sivil toplum örgütleri nerede
meclis eyleminin sloganları bence bunlar olmalıdır
ortak aklı ve eylemi örgütlemeyi becerebildiğimizde,sorunlarımızı çözeceğimize inancım tamdır
suçlu değil borçluyuz
birlikte başaracağız

yazının tümünü buradan okuyabilirsiniz.

sürü psikolojisiyle algılıyoruz,bunun adı konformizm dir,yani genelin bakış açısı içerisinde olaylara bakma tarzıdır
çek mağdurlarının sayısı 1000 in çok üzerindedir ve bu lktidar,muhalefet,sokaktaki vatandaş tarafından bilinmektedir
o halde bizim meclis ziyaretindeki sayı takıntımız nereden kaynaklanıyor
bir işaretimizle onbinleri sokağa dökerizimi göstermeye çalışıyoruz
böyle düşünüyorsak yapacağımız eylem miting olmalıdır
yoksa tek parmak işaretimle milyonları harekete geçiririm,yasayı çıkarmak zorundasın mı demek isyiyoruz
akılcı olmalıyız
çek mağdurları aileleriyle birlikte milyonları ifade ediyor
sayının ötesinde yasasız bir cezanın aileleri ile birlikte mağdurları durumundalar
bunun ne anlama geldiğini önce bizler doğru algılamalıyız
gücümüz meclise toplayamadığımız 50 kişi asla değildir

yazının tümünü buradan okuyabilirsiniz.

Kemal Kılıçdaroğlu

Kemal Kılıçdaroğlu

Önerdiğim yazılar

Reklamlar

2 responses to “Kemal KILIÇDAROĞLU kampanyamız sürüyor.

  1. ÇEK MADURLARI KONUSUNDA BİZDE DEMOKRATİK AÇILIM İSTİYORUZ.

    • 14 Şubat 2009 22:11

      CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ”Çocuk denildiğinde benim aklıma 70 milyonun adlarını bilmediğim, yüzlerini bilmediğim çocukları geliyor. Başbakan’ın aklına kendi ailesi geliyor” dedi.

      Deniz Baykal, Kadir Has Kongre Merkezi’nde partisince düzenlenen aday tanıtım toplantısında, AK Parti iktidarı dönemindeki yolsuzlukların saymakla bitirilemeyeceğini iddia etti.

      Sabah-ATV satışında da usulsüzlükler yapıldığını savunan Baykal, şunları söyledi:

      ”Sabah-ATV grubuna TMSF borçları nedeniyle el koydu ve sonra bunlar satışa çıkarıldı. Bunları almak için ortaya çıkanlar Başbakan ile görüştükten sonra kenara çekildi. Dünyada ve Türkiye’de bunları almak için sadece bir talipli çıktı. O da tesadüfe bakın Başbakan’ın damadının başında bulunduğu şirket. Başbakan bu şirketten ‘Bizim Çalık’ diye söz ediyor. Başbakan, Türkiye’deki binlerce şirketin tümüne aynı mesafede olmalı, hepsine aynı şekilde sahip çıkmalı, birine değil. Böyle bir başbakanlık anlayışından iktidara gelmeden kurtuluş yok. Başbakan’ın çocukları maşallah almış vermiş. Peki 70 milyonun çocuğu ne olacak. Çocuk denildiğinde benim aklıma 70 milyonun adlarını bilmediğim, yüzlerini bilmediğim çocukları geliyor. Başbakan’ın aklına kendi ailesi geliyor. Türkiye’nin bütün evlatları benim çocuğum. Bu alışverişe karşı 750 milyon dolar ödeyecekler. Özel bankaların hiçbiri kredi vermedi. Ziraat Bankası ve Halk Bankası krediyi verdi. Bu olaydan sonra kriz ortaya çıktı. Halk Bankası esnafa, Ziraat Bankası çiftçiye kredi verecek, veremiyor. Çünkü krediyi damadın şirketine verdi.”

      ”KILIÇDAROĞLU BAŞKAN OLMADAN HİZMET ETMEYE BAŞLADI”

      Konuşması zaman zaman ”Hükümet istifa” ve ”Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganlarıyla kesilen Deniz Baykal, İstanbul Eyüp’teki bir arsanın ”ateş topu gibi” olduğunu ve ”elinde tutanı yaktığını” ileri sürdü.

      Partisinin İstanbul büyükşehir belediye başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun daha belediye başkanı seçilmeden millete hizmet etmeye başladığını ifade eden Baykal, şöyle devam etti:

      ”Eyüp’teki arazi 3 kişinin eline geçti. Yeşil alan olarak belediye meclisinde imar değişikliği yapıldı. Sonra buraya AK Parti il başkanlığı binası yapılacağı söylendi. Ama daha sonra ticari alan olarak kullanılmasına karar verildi. Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan’a ‘Ekrem Tosun kim?’ diye sordu. Oğlunun vekili olduğu ortaya çıktı. Başbakan il il dolaşıyor ama bunlarla ilgili tek kelime etmedi, bunları yalanlamadı. Vatandaşa İsmet Paşa döneminde karneyle alışveriş yapma dönemini anlatıyor. Gel günümüze gel, Eyüp’e gel, bunları anlat. Kemal Kılıçdaroğlu, daha belediye başkanı seçilmeden hizmet etmeye başladı. Yolsuzluk yapılan arsayı suçüstü yaptı ve millete kazandırdı. O arsa ateş topu gibi oldu. Apar topar Futbol Federasyonuna bağışlandı.”

      ”İKTİDARIN GİDİŞİ İYİ DEĞİL”

      İktidarın gidişinin hem kendisi hem de Türkiye için iyi olmadığını savunan Baykal, iktidarın Türkiye’nin başına çok iş açtığını öne sürdü.

      Baykal, milletin iktidara daha fazla destek vermesi halinde ülkenin başına çok daha büyük işler açacağını kaydederek, şöyle konuştu:

      ”Milletin bu konuda büyük bir önemi vardır. Türkiye’yi bunların elinde oyuncak olmaktan çıkarmak zorundadır. Türkiye kurumlarıyla, toplumu çeşitli kesimleriyle zıt düşen, gerilim içinde bir toplum, gerilim içinde bir ülke haline dönüştürülüyor. Buna mutlaka ‘dur’ demek zorundayız. Bu gidiş iyi bir gidiş değildir. Bunları bundan sonraki seçimlerde bir frenle eteğinden çekmeye ihtiyaç vardır. Bu seçimlerde Türkiye yeni bir rota belirlerse, yeni bir doğrultu çizerse toparlanır. Yoksa ekonomik krizi de siyasi gerginlikleri de yolsuzlukları da alır başını gider. Bunun acısını ızdırabını da bütün milletimiz çeker. Bunu yıllardır söylüyoruz. Bugün bir kez daha hepinizin dikkatini bu noktaya çekmeye çalışıyoruz.”

      CHP’nin devletin temellerinin doğru atıldığına, rejimin özünün doğru olduğuna inandığını kaydeden Baykal, CHP olarak ülkeyi bölme, parçalama, birbirine düşürme peşinde olmadıklarını söyledi.

      Bu düşüncede olanları, onlara cesaret verenleri, sırtını sıvazlayanları gördüklerini kaydeden Baykal, şunları söyledi:

      ”Onlara karşı Türkiye’nin bütünlüğüne sahip çıkma kararlılığı içinde mücadelemizi götürüyoruz. Önümüzdeki dönemde bu iktidara destek olunursa ciddi sıkıntıların artarak ortaya çıkacağına inanıyoruz. Bizim devletimizi kurarken, nur içinde yatsın, Allah rahmet eylesin, Mustafa Kemal Atatürk kimseyi kimseden ayırmamıştır. Bu vatanda yaşayan herkesi etnik kökü, kökeni ne olursa olsun, inancı, mezhebi ne olursa olsun, ayırmayı kesinlikle reddetmiştir. Demiştir ki ‘hepimiz eşitiz, hepimiz kardeşiz, hepimiz Türk milletinin parçasıyız’. Bu temeli bozmamak, bozmak isteyenlere fırsat vermemek lazımdır. Bozmak isteyenler var. Hala görmedin mi? Aman izin vermeyin.”

      ”BAZILARININ SİYASETİNİN TEMELİNDE RANT VAR”

      Baykal, kökü, kökeni ne olursa olsun herkesin Türk milletinin parçası olduğunu ifade ederek, devletin temelinde insanların inancına, dinine, mezhebine saygı duymak olduğunu belirtti.

      Türk vatandaşlarının din, inanç ve ibadet özgürlüğü olduğuna dikkati çeken Baykal, ”Herkes inancını özgürce yaşar. Devletin insanların inancına karşı herhangi bir şey yapmaya yetkisi, hakkı yoktur. İnanç insana aittir. Bizim siyasetimizin temeli insana dayanır. Bazılarının siyasetinin temelinde rant vardır, avanta vardır” dedi.

      Baykal, devletin bir vasfı, özelliği bulunduğunu, bunun da laik cumhuriyet olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

      ”Bizim devletimiz kendini bir dinle, bir mezheple, bir imanla tarif etmez. Devlet sadece bir dinin, mezhebin devleti olsaydı o zaman farklı inançtaki, mezhepteki insanların bu devletin vatandaşı olması mümkün olmazdı. O zaman insanların inancına baskı yapmak zorunda kalacaktık. Bizde baskı yok. İnanç özgürce yaşanacak. Devlet inançla ilgilenmeyecek, hizmetle ilgilenecek. Bu temel bir noktadır. Bunu da koruyacağız. Devletimizin laik olması, insanlarımızın inançlarına, Müslüman olmasına engel değil, mezhebine engel değil, dini yaşamasına engel değil. Tam tersine herkes dinini özgürce yaşayacak, biz de bunu saygıyla ve anlayışla karşılayacağız. İnsanların gerçek sorunlarının çözümüne hizmet edeceğiz.”

      CHP’nin son zamanlarda birdenbire bu konulardaki tartışmaların merkezine çekilmeye çalışıldığına işaret eden Baykal, şöyle konuştu:

      ”CHP bu konularda suçlanmak isteniyor. Bir kez daha açıklıkla ifade etmek istiyorum ki biz siyasi partiyiz. İnsanlarımız arasında hiçbir ayrım yapamayız. Bütün insanları, inançları, mezhepleri, kılık kıyafetleri ne olursa olsun saygıyla karşılamak boynumuzun borcudur. İnsanları dışlamayız, suçlamayız, kimsenin kılığından kıyafetinden dolayı onun siyasetine yönelik hüküm vermeyiz. Bugün burada başı açık kardeşlerim de var, başı kapalı, türbanlı, eşarplı kardeşlerim de var. Elbette olacak. Hep beraberiz. Hiçbirimiz diğerinden daha farklı değiliz, ayrılmış değiliz. Kimse de bizi ayıramayacaktır. Başı açık olan da başı örtülü olan da hep birlikte Türkiye Cumhuriyeti’ne, Türkiye’nin ulusal, milli bütünlüğüne ve Mustafa Kemal Atatürk anlayışına sahip çıkacağız.”

      Bazılarının CHP’nin de bu tür ayrımlar yapmasını istediğine dikkati çeken Baykal, sonuna kadar laik Atatürk cumhuriyetine ve insanların özgürlüğüne sahip çıkacaklarını belirtti.

      ”HALKINI SEVİYORSAN DERHAL İSTİFA ET”

      Baykal, Türkiye’den 1.5 milyon kişinin kredi kartı borçları nedeniyle ızdırap içinde olduğunu ifade ederek, hükümetin aylardır bu konuya ilgisiz durduğunu öne sürdü.

      Hükümetin bir CHP milletvekilinin kredi kartları borçlarına ilişkin verdiği kanun teklifine destek vermesini isteyen Baykal, bu konunun artık ailevi sorunlar nedeniyle ekonomik değil sosyal bir sorun haline gelmeye başladığını belirtti.

      Baykal, Tunceli Valiliğinin fakir ailelere yaptığı beyaz eşya yardımlarının zamanlamasını da eleştirerek, şöyle konuştu:

      ”Vatandaşa yardımcı olmayı büyük memnuniyetle karşılıyorum ama insaf ediniz. Fakire fukaraya yardımcı olmak, Tunceli’ye seçimin hemen öncesinde, kış ortasında buzdolabı, çamaşır makinesi dağıtarak mı yapılır? O dağıttığın eşyaları orada çalıştıracak düzen de yok. Akarsu yok. Bunun iyi bir yardımseverlik duygusundan kaynaklandığına inanmak mümkün mü? Bu parayı daha derli toplu kullanıp gerçek ihtiyaçlarına çare olmak, her aileden bir kişiye iş vermek, ihtiyaçlarını kendi kazandıkları parayla almalarına imkan vermek gerekmez miydi? Neden Tunceli? Kemal Kılıçdaroğlu Tuncelili, Kamer Genç Tuncelili. Bunlar yakışmıyor. Her aileden bir kişiye iş ver. Her aileye bir maaş girsin. İktidarın yapması gereken bu. Bunu da seçimden 1.5 ay önce değil çok daha önceden yapacaksın. Gerçekten halkını seviyorsan, gerçekten milletini seviyorsan, gerçekten onun dertlerini çözmek istiyorsan derhal istifa et.”

      Deniz Baykal, daha sonra, Kayseri büyükşehir belediye başkan adayı Ali Genç, Aksaray belediye başkan adayı İbrahim Çamkerten, Nevşehir belediye başkan adayı Süleyman Kurt, Kırşehir belediye başkan adayı Deniz Akpınar, Yozgat belediye başkan adayı Kadim Doğan, Sivas belediye başkan adayı Halit Mete Oltulu ve Niğde belediye başkan adayı Nadi Özdamar’ı partililere tanıttı.

      14.02.2009

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s