Çek Kanunu paneli notlarımız “Prof. Dr. İzzet Özgenç: çek yasası uygulanamaz durumdaydı”


Bence kuşkusuz Marmara Üniversitesindeki Yeni Çek Kanunu panelinin en önemli cümlesi buydu. Ceza hukuku profösörü ve 5941 sayılı yeni çek kanununun yaratıcılarından birisi olan Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. İzzet Özgenç Yeni Ceza Kanunu Sistemi 5. Maddeye göre 1.1.2009 tarihinden itibaren 3167 sayılı çek yasasının uygulanamaz hale geldiğini ve bu çerçevede  5941 sayılı yasanın hazırlandığını belirtti.

Panel sonunda ben direk kendisine uygulanamaz hale gelmiş bir yasanın nasıl oluyorda tam 1 yıl daha uygulanabildiğini sordum. Sn. Hocamın cevabı net ve açık oldu: Kendisinin ve kendisi gibi düşünen birçok hukukçunun bu konuyu yargıtaya ilettiğini fakat yargıtayın yeni kanun çıkmadan bir değişikliğe gitmeyeceğini cevaben vererek 3167 sayılı yasayı uygulamaya devam ettiğini belirtti. Fakat bundan sonra yargıtayın yeni kanundaki kusur ilkesine göre dosyaları yeniden değerlendireceğinide  ayrıca söyledi.

Panelden aldığım diğer önemli notlara gelince…

-Katılım oldukça yüksekti.  Birçok hakim, savcı, avukat ve hukuk öğrencisi panele ilgi göstermişti. 

-Prof. Dr. Ünal Tekinalp (T .C. ADALET BAKANLIĞI TÜRK TİCARET KANUNU KOMİSYONU BAŞKANI) özellikle tacir ve hamiline çeklerin yeni kanundaki uygulama ve yapı farklarını anlattı. Buna paralel 3167 sayılı yasa ile çekin anormal bir ödeme aracı haline geldiğini, üzerindeki zırhlar ile diğer tüm ödeme araçlarını etkisiz hale getirdiğini ve özellikle vadesinden önce ibraz edilebilme yetkisinin dünyada eşi benzeri olmayan bir anormallik yarattığını belirtti. 5941 sayılı yeni kanunla birlikte hedeflerinin çeki EVERENSEL ÇEK KAVRAMI YATAĞINA GERİ OTURTMAK olduğunun altını çizdi. 3167 sayılı yasanın sadece çek hamillerini koruduğunu oysa aynı zamanda keşidecinin ve cirontocularında korunması gerektiğini, ibraz tarihinden önce sunulan çeklerin karşılıksız kalması durumunda hem HUKUKİ hemde CEZAİ takip yapılamayacağı konusunda uyarılarda bulundu. Bir başka önemli konunun çekdeki keşidecinin tam bilinmemesi olduğunu ve bu nedenle birçok ocakların söndüğünü ama artık çek keşidecisinin isminin çekte yer alacağını, şirket yönetim organlarının bu çekten sorumlu olduklarını ve çeki keşide edecek kişinin isterse tüm şirket hesaplarını çekin ödenmesi amacı ile dondurabileceğini belirtti.

Ceza Hukuku Profösörü  Prof. Dr. İzzet Özgenç ise konuşması içersinde özellikle biz çek mağdurlarını ilgilendiren noktalar konusunda açıklamalar getirdi:

– Türkiye’de tedavüldeki para 700-750 Milyar Türk Lirasıdır. Bunun 243 Milyar Lirası ÖZEL KİŞİLERİN BASTIĞI PARA yani ÇEK’DİR. Neredeyse piyasadaki paranın 1/3 miktarı çekten oluşmaktadır. Bu nedenle ileri vadeli düzenlenmiş çek sisteminin kalkması mümkün değildir. Özel kişilerin bastığı para ceza hukukuna alınırmı alınmazmı tartışılır ama Adalet Komisyonu alınır kararı aldı ve çekte ceza devam etmektedir. Çeke olan güvenin korunması önemlidir.

-Yeni Ceza Kanunu sistemine göre KUSUR ŞARTI ceza verilebilmesi için gereklidir. Kusur şartı 3167 sayılı yasa ile çelişmektedir. Bu nedenle 5941 sayılı yasa yürürlüğe girmiştir.  Suçun oluşabilmesi için kusurluluk şartı gerekmete ve kasta dayalı olması şarttır.  Biz bu konunun yeni yasada çelişki ve sorun yaratacağını adalet komisyonunda belirterek  karşılıksız çek suçunun kabahatler kanunu içersinde cezalandırılmasını ve taksirle işlenmiş bir suç olmasını istedik. Ama kabül edilmedi. Ayrıca yargıtay ile yaptığımız görüşmede çekin kastenmi yoksa taksirlemi karşılıksız kaldığını bilemeyeceklerini bu nedenle yapabilecekleri bir şey olmadığını ve karşılıksızmı değilmi ona bakabileceklerini söylediler. Gelişmeleri zaman gösterecektir.

-Yeni düzenlemeyle birlikte karşılıksız çek davalarına Sulh Ceza Mahkemeleri bakacaktır. Yargılamada Cumhuriyet Savcısının bulunma şartı yoktur.

-Rakamı belli olmayan taahhüt geçersizdir. Bu nedenle taahhütler dikkatli alınmadır. (Bu açıklamaya Bakırköy infaz savcısı tepki verdi ve 2 yıl sonra oranı belli olmayan bir temmerrüt faizi nasıl hesaplanır; Metriste halen 150 kişi tahliyeyi bekliyor, hangi bilirkişi bu rakamı hesaplayacak diye sordu. Sn. Özgenç kendisinin bir hesap uzmanı olmadığını, bu konuyuda tam bilmediğini ve hatta bu taahhüt konusunun son dakikada adalet komisyonuna meclis tarafından getirildiğini ve taahhüt verenlerin infazının durdurulması istendiğini belirtti. Bu konu özellikle salonda çok ciddi tartışmalara yol açtı ve sonuçsuz kapandı)

Sn. Özgenç kendisine yazılı iletilen sorulara cevapları yazılı olarak vereceğini belirterek paneli kapattı.

Panelin hukuk açısından daha detaylı analizini ve yorumunu  Sn. Av. Rahmi Ofluoğlu yapacaktır diye düşünüyorum. Ben panel hakkında şahsi yorum yapmayacağım. Fakat yeni kanunun halen Türk Ceza Kanunu ile çeliştiğini, karşılıksız çek suçunun kasıt olmadığı sürece hapis ile cezalandırılamacağını, vadeli kastın olmasınında mümkün olamacağını düşünüyorum Ama yargıtay nasıl düşünür onuda bilmiyorum.  Yorum sizin…

Serdar

Reklamlar

9 responses to “Çek Kanunu paneli notlarımız “Prof. Dr. İzzet Özgenç: çek yasası uygulanamaz durumdaydı”

  1. serdar bey bu konuyu cok yakından takıp edıyor tşk ederız serdar bey.

  2. bılende yazıyor bılmeyende ark lar musade edın de bılenler konuşsun ltf

  3. ya bu canlar 1 nisan’a kadar çıkamazsa ne olacak. insanlara yasa ile çıkma hakkı tanıyorsun, ama uygulayamıyorsun.. bu bile başlı başına bir insan hakları ihlali… malesef ülkede çok büyük bir karışıklık var.

    • Fatif bey,
      Türkiye’de hukuku neresinden tutarsanız elinizde kalıyor; çünkü siyaset ile hukuk iç içe geçmiş, bir şekilde durumlar idare ediliyor. A deseniz B elinizde kalıyor, bu sefer C sırtınıza biniyor… Çünkü yasalar temel hukuk mantığına paralel çalıştırılmıyor, siyasi baskı altında yürütülüyor.

      Sn. Prof. Dr.İzzet Özgenç hoca şuanki iktidara yakın bir isim. Başbakanın hukuk danışmanlığını yapmış, bence değerli bir akademisyen ve bilimadamı. Ama aynı zamanda siyasi bir kimliği var maalesef. Kabül edelim. Kasıt ilkesi aranır diyor ama çeklerin ödenmesini isteyen adalet komisyonu bir şekilde konuyu geçiştiriyor. Yargıtay yapacak bir şey yok diyor. Taahhüt konusundada aslında söylediği doğru. Yargıtay kararları bile var. Ama adalet komisyonu krizin getirdiği toplumsal baskıdan ve hapishanelerin durumundan mecburen bir tahliye sistemi üretiyor. Şimdide gemisini kurtaran kaptan misali işini bir şekilde çözüp yakınlarını kurtaran kurtaracak, birileri yardım alamaz ise sistemin parçası olarak içerde kalacak. Amacımız herkezi kurtarmak olmalı. Daha 2,5 ay var. Herkez borç harç bir avukat tutsun ve yakınını kurtarsın. Dernekte elinden geleni yapıyor. Bende adliyelerde gördüğüm tutuklu yakınlarına yardım etmeye çalışıyorum. Herkezi bir şekilde çıkarmamız lazım. Sonra hep beraber, çok geniş bir grup hareketi içinde hukuki mücadelemizi vereceğiz. Gerekirse İzzet Hocadanda yardım isteyeceğiz. Bir çözüm bulunacaktır. Moralinizi bozmayın.

      • serdar bey,
        burada herkesin üstün çalışmaları taktire şayan. bugün pek çok arkadaşımdan, ülkede ticaretin de neredeyse durma noktasına geldiğini, ocak başından beri siparişlerin ve satışların çok düştüğünü söylediler. bu daha önce de tahmin ettiğimiz, ülkemizde ticaretin 2 ay-1 yıl vadeli dönmesi nedeni ile krizin de 2010 da hissedileceği gösteriyor. devletin de vergi gelirleri düşmesi nedeni ile bazı vergileri artırması krizin 2010 da hissedildiğinin başka bir delili. malesef hükümet hala 8 yıl evvel yapılan ekonomi ve para politikası ile yönetiliyor. satacak yer kalmadı, bankalara sattıkları devlet tahvilleri ile işi biraz daha götürüyorlar. dünyada bankalar batarken, bizde bankaların yüksek kar açıklamaları normal mi? bankalar ekonominin bir parçasıdır. temel görevi halkın birikimlerini ekonomiye kazandırmaktır. hem işletmeci, hem esnaf, hem de banka kar ederse iş döner.

        sonuç olarak, ülkede gemisini yürüten kaptan, küçüğünden büyüğüne her kes günü kurtarıyor. bizim de bizden başka ne dostu var ne düşüneni. benim düşüncem, içeriden çıkan her kişi, kendisinden sonra içeride kalan kişileri çıkarıncaya kadar gerekli mücadeleyi vermesini sağlamaktır. her çıkan geride kalan arkadaşlarının adliyedeki işlemlerini hızlandırabilir. halkımızın değer yargıları ve kültürü birbirine kara günde yardım etmeyi gerektirir. eminim ki, hem adliyelerdeki personel, hem mahkeme heyeti hem de cezaevi personeli, kimsenin içeride 1 dk bile fazla kalmasını istemez. herkes yaptığı iyiliğin karşılığını bir bün mutlaka görür..


  4. Metriste halen 150 kişi tahliyeyi bekliyor, hangi bilirkişi bu rakamı hesaplayacak ?

    ne kadar basit bir mantık, doğru ve iş kuralıyla yapılırsa sistem kilitlenecek.

    • sn çek mağdurları

      chp milletvekili M.Şevki Kulkuloğlu nun önümüzdeki hafta içinde c.evi tahliye sıkıntıları
      ve benzeri konulardaki sorunlarla ilgili basın toplantısı düzenleyeceğini görüşmelerimiz sonucunda öğrendik.

      Lütfen sıkıntılarınızı derneğin mailine yollayın
      sesimizi duyurmazsak canlarımızın canı daha çok yanacak

      Buda bir eylemdir
      kanunun uygulamasının daha ilk adımda nasıl aksadığının anlatılmasıdır

      Kanundaki aksamalara en önemli kısmında sesimiz çıkmazsa yarın kime ne anlatacağız

      Metrisde tahliye bekleyen 150 kişinin yakınları
      birer mail yollasanız sesimiz gür çıkar

      Lütfen mağduriyetinizi anlatın

  5. serdar eline sağlık.

    benden kaynaklandı ve geç yayınlandı. arkadaşlardan gecikme için özür diliyorum.

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s