sistem mağduruyuz, çek mağduru değiliz.


Yeni Ekonomik Sistem, uyuşmayı teklif ediyor:

Mahkemeler ekonomik dereceden kişi davaları ile şişmiş o kadarki, ara duruşmaya alınan kararlar, gerekçeli kararlar,yükümlülüklerini yerine getirilmeyen dava tanımları ,borçlu veya sanık konumunda olmalarla dolu bir sistem aranalar ve içeri düşenlerde cabası yani sanal kelepçe aslında bu ceza işlem o kadar saçma sapan , insanlar psikolojikman bitmişler bizler nasıl bu hale geldik kim bizi bu hallere getirdi aslında kimse kimseyi düşünmüyor bir uyuşukluk var toplumda kredi mağduru sanatçılar bir araya gelip kredi kartı reklamlarınından tiyatro yapmışlar”yiyoz,içiyoz,ödeyemiyoz”,ülkenenin bir çok alınaında yatırım yapmış yurt dışında eğitim almış girişimcileri bürosuna çekilip kafalarına bir kurşunla son verdiğini okuyor insanlar gazete manşetlerinde , ülke şartları her gün kötüye giderken hala ekonomik maksatlı yaptırımlar teşvikler yerine insanları sahtekarlığa teşvik veriyor 1koy anadınmı ?5 kazan , çek yasası da böyle bir şey aslında ,Erimin tanımladığı gibi bul karayı ,alparayı ? bu hale getirildi ekonomik değerler evinizdeki televizyon ekonomik olarak her gün değişen bir şey değildir belki giydiğiniz ayakkabı ,pantolon ama ekmek bu her gün olmalı ,çocuksa, süt olmalı ,okula haşlık olmalı kısacası dayanıklı tüketim malları ile dayanıksız gündelik tüketim malları arasında ödeyeceğiniz faturalar mal ve hizmet karşılığı yapacağınız işler adına parada lazım birde krizin getirleri borçlanmalarda var gel çık işin içinden kredili yaşama alıştırdılar bizi ozamn da söyledik işte yineliyoruz enflasyon tetiklemesi hadisesiydi bu yani eflasyon sıfırlanacak , herkes kredi alacak bu kerediler ev, abralar yenilenecek bankalar kazanacak bankalar üzerinden borçlanan halk faiz ödemeleri yapacağı için açıklar kapanacak kimin açıkları Bankaların açıkları ülkenin 30 yıllık açıkları iç ve dış borcun açıkları bütün bunlar borçlandırılan halk ödeyecek , ödeyemez ise malını mülkünü aldığı satına el konulacak işte tablo ortada üretim azaldı ve lüx tüketimi artırdı neden?

Bana bu ülkede eflasyon var dedirtemezsiniz benim hükümetim açık vermez bu açıkları halk ödeyecek işte sistem bu ! hükümetler teşvikleri bu yönde yapınca , halk buna talep etti kaçınızın işyeri ayakta kaldı ?kaçınız şu anda kuru ekmeğe muhtaçsınız? Ne hale geldiğimizi görelim bak kardeşim tuzu kurular öyle değil tabi sistem onlar için tıkıt tıkır; neden? Çünkü mal ve hizmet akdi onların elinde bizim gibi uyuşturulmuş zavallıları bulmuşlar , Avrupa mal gönderiyor tüket ,ABD para gönderiyor borçlan peki ya sonra? Sonrası gayet açık ödeyemediğin borçlar için hükümet olarak sat ülkenin bütün para basan kuruluşlarını yer gök sat gitsin , milli ekonomide işte can vereceklerde hapisliklerle uyuşsun psikolojikman dağılsın madem yapamıyorsunuz bu siyaseti bırakın kardeşim? o koltuklardan çekin elinizi ,eteğinizi bu milletin anası alıyor sabah akşam vergi ödiyecem diye köle ettiniz bu milleti sisteme bu maaşları hak etmiyorsanız bırakın kendine yüzde bin zamlarla kriz yokken işçiye emekliye memura 3 kuruşu çok görüyorsunuz, bırakın daha iyiler o koltukları işgal etsin..! uyuşmamın tek yolu var kendimizi toplamak ve mücadele etmek her şeyle bencillik yapmadan paylaşarak yoksa gelecek nesille iyi bir dünya bırakamıyacaz ve bunların sorumlusu bizler olucaz..

hukukcu rumuzlu okuyucu tarafından  11.ocak.2009 tarihinde yorum olarak bırakılmıştır.

Reklamlar

One response to “sistem mağduruyuz, çek mağduru değiliz.

  1. Murat İŞCAN

    VİCDAN EN BÜYÜK YARGIÇTIR.

    Vicdani kanı yargısını oluşturma tekeli, duruşma yargıcınındır

    Ceza yargılamasında kilit kavram `vicdani kanı`dır. Neden?

    Çünkü, vicdan, göremediğimiz, ama ahlak ve adalet alanında güvendiğimiz biricik varlıktır. Sürekli yargıda bulunur; insanı yönlendirir.

    Çünkü, temiz bir `vicdan, en yumuşak yastıktır` (İncil); `bin kılıca bedeldir` (Bonaparte). `Kötülükler, vicdanın göz ardı ettiği ürünlerdir` (Disraeli).

    Çünkü, `vicdanın buyruğunu dinleyen insan, yorulmaz` (Bacon) ve kolay yanılmaz.

    Çünkü, `vicdan, adaletten (ve de Pascal`ın anlatımıyla `insana özgü uzman mahkemelerden`) daha güçlü olduğundan, kimi zaman kendini bile yargılar ve mahkûm eder` (Kant). Dünya tarihi, bir bakıma vicdani yargı(lama)ların tarihidir.

    İşte bu nedenlerle yargılama hukukunda adalet dağıtımı, içimizdeki `Tanrı`nın sesi olan` (de Lamartine) bu en büyük yargıca teslim ve emanet edilmiştir.

    Vicdani kanı/yargı kavramının yapısıyla ilgili kural şudur: `Yargıcın vicdani kanısı`, özünde bir `gerçeklik yargısı`dır.

    Peki, vicdanın gereksinmesi ne(ler)dir?

    Akıl, sağduyu. Vicdan, ne öğrenim ister, ne de uzmanlık.

    Yargılamanın hangi evresinde işlev görecek vicdan?

    Duruşmada.

    Niçin?

    Gerçekleşen olayla/eylemle ilgili kanıda/yargıda bulunmak için.

    Özetle vicdani kanı yargısı, sadece duruşma denilen `öğrenme` (cognizione) yargılamasının yapıldığı aşamada oluşturulabilecek; duruşma dışında asla oluşturulamayacak ve oluşturulmaya da kalkışılamayacaktır.

    Bu yüzden yargılamanın en yaşamsal iki kavramından birincisi, `vicdani kanı yargısı`dır.

    İkincisi de, buna bağımlı olarak olayın olabildiğince gerçeğe uygun olarak yeniden yaşanmasını sağlayan `duruşma`dır.

    Her yargılama, her zaman, doğru ya da yalan olmak üzere iki yanlı, iki olasılıklı, birbirine karşıt, ama taraflar ve yargıç için ortak bir `kuşku`yla başlar.

    İşte bu kuşku, sadece duruşma sürecinin sonunda tarafların da katkılarıyla ortaklaşa yenilecektir.

    Eğer, duruşma denilen laboratuar sağlıklı verilere dayanmış, aygıtlar sağlıklı çalışmışsa, kuşkulu durum, tutarlı biçimde çözülecek; suç denilen olayın işlenip işlenmediği gerçekçi biçimde saptanacaktır.

    Demek, vicdani kanı/gerçeklik yargısı, budur.

    Bu yargı, mantıktaki küçük önermenin karşılığıdır.

    Doğru saptanışsa gerisi kolaydır.

    Dikkatinizi çekmek isterim.

    Yargıç bu aşamaya kadar, bir hukukçudan çok sade bir insandır. Mantıklı, sağduyulu bir insan. O kadar.

    Çünkü bu saptamayı yapabilmek için hukuk öğrenimine gereksinme yoktur.

    Katılımcı demokrasinin gereği olarak halk adına yargılama yetkisini yürüten ve halkın yargı(lama) erkindeki temsilcisi olan jürilerin varlık nedeni ve temel dayanağı da işte budur.

    Duruşma sonunda iddianın gerçekleştiği saptan(a)mazsa, daha sonraki aşamalara geçilmeyecek, aklanma kararı verilecektir.

    Bu yüzden ille de hukukçu/uzman yargıç aramaya gerek yoktur.

    Jürili yargılamalarda yapılan da budur ve doğrudur.

    Jürinin bulunmadığı davalarda ise elbette bu konuda uzman/hukukçu yargıç da, sade yurttaş olarak, insan-yargıç olarak karar verebilir.

    İddia edilen olayın gerçekleştiği saptanırsa, saptanan olaya ilişkin küçük önerme, hukuk normlarına ilişkin büyük önermelere göre değerlendirilecek; olay hakkında hukukun tanısı konacak, hukukun ne dediği söylenecektir: Sahtecilik, hırsızlık, dolandırıcılık gibi.

    İşte bu aşamada hukuk öğreniminden geçmiş uzman-hukukçu yargıca gereksinme vardır.

    Kuşkusuz bu tanıyı koyarken, tarafların görüşleriyle bağlı değildir, yargıç.

    Toplu yargıçların katıldıkları bir yargılama söz konusu ise, tanı gizli görüşmede konulacak, açık yargılamada bildirilecektir.

    İlk yargıda (mahkeme) vicdani kanı yargısı, ilkelere uyularak ve doğru biçimde oluşmuşsa, hukuksal tanı yanlış bile olsa, üst (istinaf) ve son yargıda (yargıtay) kolayca düzeltilebilir.

    Ancak, laboratuar sağlıksız verilerle, sağlıksız aygıtla çalışmışsa, kısaca ilkelere uyulmamışsa vicdani kanı yargısı yanlış olacak, hiçbir aşamada düzeltilemeyecektir.

    Demek önemli olan, vicdani kanı/gerçeklik yargısıdır.

    Bu yanlışsa, her şey yanlış olacaktır; yanlış olmaya mahkûmdur.

    Bu yanlışın hukuktaki adı, `yargısal yanılgı` (adli hata)dır.

    Yargısal yanılgı, insanlara özgü bir yargılama gerçeğidir.

    Bu açıdan her yargılama, bağrında bir `Dreyfus davası` olasılığını barındırır.

    Bu olasılığın gerçekleşmemesi, vicdani kanının sağlıklı oluşabilmesi için, sağlıklı bir duruşma düzeneğinin işletilmesi zorunludur.

    Bu yüzden hukukta bütün yargılama normları, `duruşma evresi`nin en yetkin, en sağlıklı biçimde gerçekleştirilmesi için ádeta seferber olmuşlardır.

    Temel kural şudur: Vicdani kanı, hukuka uygun olarak elde edilmiş ve sadece duruşmada tarafların ve yargıcın bilgisine ve tartışmalarına özgürce sunulmuş ve kendilik niteliğini taşıyan kaynak kanıtların özgürce değerlendirilmesiyle oluş(turul)acaktır.

    Ancak özgürce değerlendirme demek, başına buyruk bir etkinlik demek değildir, kuşkusuz.

    Bu etkinlik bir dizi ilkeyle sınırlanmıştır.

    Her şeyden önce vicdani kanı yargısının temeli olan `tekelcilik ilkesi` çevrime girer.

    Hem de iki boyutuyla.

    Tekelcilik ilkesinin birinci boyutu, yöntemle ilgilidir: Duruşmaya taşınmamış, tarafların bilgisine sunulup tartışılmamış hiçbir kanıt, yargıç tarafından gözetilem(e)yecek ve değerlendiril(e)meyecektir (Ceza Yargılama Yasası, [CYY], m. 217).

    Tekelcilik ilkesinin ikinci boyutu, vicdani kanı yargısının aidiyeti ile ilgilidir: Vicdani kanı (yargısı), sadece ve sadece duruşmada hazır bulunan yargıcın kendi kanısıdır/yargısıdır. Onun, bunun, ötekinin değil. Hatta hangi yargı katında olursa olsun, duruşmada bulunmayan yargıçların da değil. Tersi olsaydı, dolaylı yollardan, yani bir başka yargıcın gözüyle, kulağıyla, düzenlediği tutanakla kanıtlarla ve taraflarla ilişki kurulmuş, önyargılı ve sağlıksız bir vicdani kanı oluşturulmuş olurdu.

    Bunu engellemek için CYY`ler, bir oturumda bitmeyecek duruşmalarda, `yedek yargıç` kurumunu öngörmüşlerdir (Eski CYY, m. 381/2, Yeni CYY, m. 188/3).

    Demek, vicdani kanı yargısı duruşma dışından gazel okuyanların yargısı değildir.

    Hukukçu olan da olmayan da lütfen bunu hiç unutmasın.

    SAMİ SELÇUK

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s