Çek kanunu için yerel mahkemeden iptal isteği


TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
İZMİR
26. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ

DOSYA NO: 2009/1042

ANAYASA MAHKEMESİ’NE İPTAL BAŞVURUSU

HAKİM : YAHYA KESİM 30968
CUMHURİYET SAVCISI : KEMAL ÇAKIR 32637
KATİP : FİRDEVS NEHİR 111810
KATILAN : xx
VEKİLİ : Av. R.T.
SANIK : E.U.
MÜDAFİİ : Av. K.A.
SUÇ : Karşılıksız Çek Keşide Etmek
SUÇ TARİHİ : 05/05/2009
SUÇ YERİ : İzmir
YASA MADDESİ : 3167 Sayılı Yasanın 16/1-3 maddeleri

Sanığın Türk Ekonomi Bankası Işıkkent Şubesindeki hesaptan katılana verdiği 05/05/2009 keşide tarihli ve 7.960 TL miktarındaki çekin karşılıksız çıkması nedeniyle Karşılıksız Çek Keşide Etme suçunu işlediği iddiasıyla 22/10/2009 tarihli iddianame ile mahkememize kamu davası açılmıştır.
Sanığa CMK 195 meşruhatlı davetiye … İZMİR adresinde kendisine tebliğ edilmiştir.
Sanık müdafii K.A. 30/12/2009 tarihli celsede Denizli 5. Noterliğinin 03/06/2009 tarih ve 9279 Yevmiye Nolu vekaletname ile 5941 Sayılı Çek Kanunun geçici 2/b fıkrası gereğince çek bedelini ibraz tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte toplam bedelinin 1/3′ünü 20/12/2010 tarihinde, kalan 2/3′ünü ise 20/12/2011 tarihinde ödemeyi taahhüt ettiklerini, aynı yasa maddesi gereğince yargılamanın durdurularak sanığın taahhüt tarihlerinin beklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 30/12/2009 tarihli 2 nolu ara kararı ile Anayasa Mahkemesine İptal Davası açılmasına karar verilmiştir.

İPTALİ İSTENEN YASA MADDESİ
5941 Sayılı Çek Kanunun geçici 2/1-b maddesindeki Bu kanunun ö.maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarı belirli vadelerle ödeyeceğini taahhüt etmesi ve taahhütnamenin kendisi veya yasal temsilcisi tarafından … mahkemeye verilmesi halinde, anlaşma aranmaksızın taahhütnamede belirtilen süre sonuna kadar … kovuşturmanın durmasına … karar verilir hükmü.

AYKIRILIĞI İDDİA OLUNAN ANAYASA MADDELERİ :
– Anayasamızın 14 l/son maddesindeki Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir hükmü.
– Anayasamızın Cumhuriyetin temel niteliklerinden Hukuk Devleti ne ilişkin 2.maddesi.

İPTAL GEREKÇELERİ :
5941 Sayılı Çek Kanunu 20/12/2009 tarihli 27438 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yasanın geçici 2.maddesinin 1.fıkrasının a bendinde; şikayetçi ile sanığın anlaşması halinde herhangi bir süre öngörülmeksizin, bu anlaşmanın sonuna kadar davaların durdurulmasına karar verilmesi, b bendinde ise; sanığın tek taraflı olarak 2 yıl süre ile taahhütte bulunarak taahhüdün sonuna kadar davanın durdurulmasına karar verilmesi hükmü getirilmiştir.

Yasalar ile ilgili kurumların normal şekilde çalışıp görevlerini yapmalarının sağlanması yerine, bu kurumların görevlerini yapmamaları yargıya iş yükü olarak fatura edilmektedir.
Ülkemizdeki Karşılıksız Çek davalarının yargıyı kilitleyecek sayıya ulaşması, Bankaların tamamen özensiz ve suç işlemeyi
teşvik niteliğindeki ihmallerinin sonucudur.

Bankalara hiçbir şekilde bu konuda denetim getirilmemektedir. Bu yasada da göstermelik önlemler alındığı gibi; özellikle tamamen suçsuz kişilerin suçlu duruma düşürüldüğü sahte çek hesabı açılmasının önlenmesiyle ilgili hiçbir önlem yine alınmamıştır. Buna ilişkin 11/12/2009 tarihli başvuru İptal Başvurusunun eki olarak eklenmiştir.

Tasarıda her bir çek yaprağı için Bankaların sorumlu olduğu miktar 1.000 TL iken 600 TL’ye indirilerek yasalaşmıştır. Bu şekilde Bankaların mevcut uygulamalarına devam etmesine yasal olanak hazırlanmıştır.

Belediyelerin 3194 Sayılı İmar Yasasının 42.ve devam maddelerine göre kaçak yapıları yıkmalarının yasanın amir hükmü olduğu halde bunun sağlanması yerine, Belediyelerin açık ihmallerine göz yumularak bu konuda hiçbir yasal düzenleme yapılmadan 5237 Sayılı TCK’nın 184.maddesi getirilmiş, yine Mahkemelere binlerce dava açılması yoluna gidilmiştir.

Bildirilen örnekler ile ilgili kurumların normal işlevlerini yerine getirilmesi sağlanmak yerine, yargı bağımsızlığına müdahale boyutunda yasal düzenlemeler ile yargı işlemez hale getirilmiştir.

Bahse konu yasanın geçici 2/1-a maddesinde tarafların anlaşması halinde hiçbir süre dahi yoktur. Yani taraflar 10 yıllık bir anlaşma yapmaları halinde bu süre dahi beklenecektir. Özellikle bu hususun Mahkemelerin işleyişinin hiçbir şekilde dikkate alınmadığının açık bir göstergesidir.

Yasanın düzenlenmesindeki temel gerekçe Dünyada da etkisini gösteren küresel ekonomik kriz nedeniyle Cezaevine düşen sanıklardır.

Dünyadaki küresel kriz 2008 yılında ortaya çıkmasına rağmen şu anda Cezaevinde bulunan sanıkların suç tarihi en yakın olarak 2006 yılıdır. Zira; bir çek dosyasının temyiz süresi dahi 2-3 yılı bulmaktadır.

Sanıkların taahhüdünü yerine getirmemesi halinde yasada hiçbir yaptırım öngörülmemiştir.

İcra Dairelerinde dahi taahhütte bulunmasından sonra taahhüdün yerine getirilmemesi durumunda Taahhüdü İhlal suçu öngörülmüştür.

Taahhüt için hiçbir peşin ödeme ya da teminat koşulu da getirilmemiş, tamamen sanıkların keyfi davranışlarına zemin hazırlayacak düzenleme yapılmıştır.

Yasal düzenleme ile çeke olan güven ortadan kaldırılarak ülke ekonomisine de ciddi bir darbe indirilecektir. Zira; düzenleme ile ödenmeyen çeklere odaklanıldığı halde ödenen çek miktarları ödenmeyenlere göre oldukça fazladır. Edinilen bilgiye göre ödenmeyen çek oranı toplam tedavüldeki çeklerin % 5′idir.

Söz konusu yasal düzenlemenin tamamen Mahkemelerin işini geciktirme ve aksatma sonucunu doğuracağı açıktır.
Anayasamızın 14l/son maddesi davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargıya görev olarak vermiştir. Bu yasa ile çek davalarının sonuçlanması engellenmiş, Anayasa hükmü açıkça ihlal edilmiştir. 2 yıllık bir süre ile davaların sonuçlanması engelleneceği gibi ayrıca; yeni tebligatlar yapılacak, bunlarla ilgili tüm mahkemeler emek ve mesai sarf edecek, ilave masraflar da çıkacaktır.

Ayrıca; bu şekilde davalar geciktirilerek Hukuk Devletine olan güven duygusu zedeleneceği gibi Mahkemelerin bu dosyalarla uğraşarak asıl çözmesi gereken diğer dosyalara da zaman ayıramayacağından, asıl fonksiyonlarını yerine getiremeyeceği ve bu şekilde Hukuk Devleti ilkesinin de ihlal edildiği açıktır.

Açıklanan Nedenlerle; belirtilen yasa maddesinin Anayasamıza aykırı olduğu kanaatine varıldığından, Anayasa Mahkemesine İptal Davası açılmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ VE TALEP:
5941 Sayılı Çek Kanunun geçici 2/1-b maddesindeki bu kanunun ö.maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarı belirli vadelerde ödeyeceğini taahhüt etmesi, ve Taahhütnamenin kendisi veya yasal temsilcisi tarafından … Mahkemeye verilmesi halinde, anlaşma aranmaksızın, taahhütnamede belirtilen süre sonuna kadar … Kovuşturmanın durmasına … Karar verilir hükmünün

Anayasamızın 141/son maddesindeki Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir hükmüne ve Hukuk Devletine ilişkin 2.maddesine aykırı olduğundan Anayasamızın 152/1 maddesine göre Anayasa Mahkemesine iptal davası açılmasına,

Anayasa Mahkemesi Başkanlığına sunulmak üzere gerekçeli iptal başvurusu ile birlikte dosyanın onaylı suretinin Anayasa Mahkemesi Genel Sekreterliğine gönderilmesine karar verildi. 30/12/2009

Reklamlar

10 responses to “Çek kanunu için yerel mahkemeden iptal isteği

  1. HUKUK- ADALET, SİYASET VE PARA

    Adalet mülkün temelidir.-Atatürk

    TÜRKİYEDE YARGI BASKI ALTINDADIR. MAĞDURLAR AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNDE HAK ARAYIŞINA YÖNELMEKTEDİR. BU DURUM DEVLETİMİZİN İTİBARINI ZEDELEYECEĞİ GİBİ EKONOMİK YÜK DE GETİRECEKTİR. HER BAKIMDAN DEVLETİN ZARARINADIR.

    1.1.2009 TARİHİNDEN İTİBAREN KARŞILIKSIZ ÇEK SORUNU TOPLUMSAL BİR SORUN OLMUŞTUR.

    HUKUK İFLAS ETMİŞ HUKUKCUYA OLAN SAYGI BİTMİŞTİR.
    31.12. 2008 Sonuna kadar Ceza Yasasına uyumlu bir çek yasası çıkmadığı için 3167 sayılı yasa içindeki cezai müeyyideler ilga olmuştur. Bu durum hukukcuları ikiye bölmüştür. Bazı mahkemeler sanık lehine kararlar verirken bazı mahkemeler mevcut uygulamaya devam etmiştir. BU DURUM YARGI ÖNÜNDE VATANDAŞLARIN EŞİTLİK İLKESİNİ BOZMUŞTUR. FACİA BURDA BAŞLAMIŞTIR. 9.06.2009 tarihinde Habertürk Gazetesi Ekonomi Yazarı Sayın Muharrem Sarıkaya yazdığı bir röportaj yazısında, bu durumu meclis adalet alt komisyon başkanı Sayın Hakkı Köylüye sorduğunu, “Yargıtay başkanlığından rica ettik bu tür uygulamalara son verilmesini istedik” cevabı aldığını yazmıştır. ADALET BAĞIMSIZ DEĞİLMİDİR? ADALET ÜZERİNDE SİYASİ BASKI SÖZ KONUSUMUDUR? HANİ YARGITAY BAĞIMSIZDI ?
    Maalesef bu sorularıma yetkililerden hala bir cevap alabilmiş değiliz. 29.06.2009 günü Yargıtay Başkanlığına bu soruyu sordum ve cevap istedim. Hatta randevu talep ettim. Ancak aldığım cevap bu işi siyasiler halletmeli olmuş ve randevu teklifim reddedilmişti. 7.6.2009 tarihli Yargıtay Başkanlığı’nın çek yasası için önerileri ve Yargıtay Ceza Kurulunun halen lehe karar vermemesi arasında yaşanan çelişkinin de izahı yoktur. Yargıtay markalar yasası için sanık lehine karar vermiş, özel yasaların ceza yasasına uygulanmadığı için özel yasalarda cezai müeyyidelerin . 31.12.2008 tarihinden sonra hükümsüz olduğu hakkında karar vermişti. Ayrıca Yargıtay 10. ceza dairesi 2009/102 nolu kararında sanık lehine; saniklarin savunma hakki kisitlanarak yazili biçimde hüküm kurulmasi geçersizdir kararı ile bozma vermiştir. BÜTÜN BUNLAR YARGITAYIN BASKI ALTINDA TUTULDUĞUNUN DELİLLERİDİR.
    PARA GALİP GELMİŞTİR. TÜRKİYEDE PARA = ADALET OLMUŞTUR.
    Hükümet yeni çek yasasında bütün tarafları memnun edici çözüm yolunun, bankaların sorumluluklarını artırmak olduğu fikrini kabul etmiştir. Ancak bankalar sorumluluk almaktan çekinmektedirler. Buna karşı lobi oluşturdular. Basın baskı altında tutuldu. Bankalara karşı halkın hakkını savunmaktan kaçmak zorunda kaldı.
    Hükümet başkanı, başbakan bir meclis konuşmasında “T.B.M.M. ÜZERİNDE BİR İRADE YOKTUR. ÇÜNKÜ MECLİS İRADESİ HALKIN İRADESİDİR.” Demişti. Oysa uygulamada. BANKALAR HALKIN=MECLİSİN İRADESİNİ HİÇE SAYMAKTADIR. Önce sicil affı yasasına, sonra kredi kartları yasasına muhalif oldular hala bu yasaları uygulamakta aksaklıklar yaparak suç işlemekteler. Şimdilerde ise ATM krizi yaşatmaktalar ve halkı sömürmekteler.
    Çek, bir ödeme aracıdır, senet ve poliçe gibi kredi vasıtası değildir. Bono ve poliçe borçlunun peşin yerine, vadeli olarak ödeme yapmasını sağlar. Bu nedenle, üzerinde borcun ödeneceği tarihi belirten bir vade konur. Çek ise, alan ve veren bakımından nakit para hükmündedir; dolayısıyla da, vade taşımaz, sağ üst köşeye konulan tarih kesinlikle vade olmayıp, çekin düzenlendiği (keşide edildiği) tarihi gösterir ve bu tarih 10 günlük ibraz süresinin hesap edilmesini sağlar. Hal böyle iken, iş hayatında vadeli mal alanlar, satıcılara verdikleri çeklerin üzerine, her iki tarafça vade olarak kabul edilen tarihler koyuyorlar. İleri vadeli çek uygulaması (posdate çek)
    Çekle ilgili böylesine hatalı ve çarpık uygulamanın bu kadar yaygınlaşmasında bankalar başlıca rolü oynuyor. Şöyle ki; bankalar güya vadeli olan çekleri bonoymuş gibi kredi konusu yapıyor ve bu yanlış uygulamadan vazgeçmiyorlar. Ancak, bankalar işine geldiği zaman çekte vade olmadığını çok iyi hatırlıyor Çekle ilgili hatalara, bir önceki iktidar tarafından hazırlanıp, son iktidar döneminin hemen başında aceleyle Meclis`ten geçirilen 8/2/2003 tarih, 4814 sayılı yasa ile devlet de iştirak etmiştir. Çünkü, eski 3167 sayılı yasa, çekini ödemeyen keşideciyi hapse mahkum ederken halen yürürlükteki 4814 sayılı yasada bu hüküm adli para cezasına dönmüştür. Böylece, çek keşidecisi (borçlusu) için en büyük caydırıcılık unsuru devletin hazinesine gelir kaynağına dönüşmüştür. Bu yetmezmiş gibi, aynı yasayla keşideci, kaybettiği veya rızası hilafına elinden çıktığı gerekçesiyle bankaya tevdi ettiği çekin ödenmesini engelleyebiliyordu. Bankalar bu yöndeki müşteri talimatlarına uymak zorundaydı.
    Şimdiki şekliyle postdate çek ticaret hayatında art niyetli borçluların önünü açmak; tahsilat mafyasına iş oluşturmak, iş hayatında ahlakî zaafa zemin hazırlamak ve ticareti sınırlamak gibi sonuçlar meydana getirmektedir. Çekin güvenilir bir enstrüman olmaktan çıkışının makro düzeyde bir başka etkisi de, küçük firmaların giderek piyasadan silinmesidir. Çünkü, ülkemizde büyükler çeki ne alırlar ne verirler.
    Bu nedenlerle hükümet yaptığı yanlışı düzeltme, sağlıklı bir yasa çıkarmayı hedefleme peşine düştü. İlk olarak 5838 nolu yasa ile girişime başladı. Ne yazık ki geç kalınmıştı. Hala da ortada bir çek yasası yok. EN ÖNEMLİSİ DE POST DATE ÇEK UYGULAMASI BİLİNDİĞİ HALDE(sadece ülkemize mahsus bir uygulama) düzenlemesinin yapılmaması, bu çekleri kullanan tacirin ödeme güçlüğünün suç olarak cezalandırılmasıdır. (TCK.MD.2). Bu beceriksizlik veya bilgisizlikten mi kaynaklanmaktadır.HAYIR.
    . “HÜKÜMETİN ÇIKMAZI” Hükümet cari açığı kapatmak için iki yoldan en masum olanını seçti. BU masum olarak addettikleri yağmurdan kaçayım derken doluya tutulma gerçeğini yaşattı hükümete. Yani IMF ve onun yaptırımlarından kaçarken bankalara yakalandı ve onların yaptırımlarına maruz kaldı.DEVLET ELİYLE SOYGUNA İMKAN VERİLDİ.
    Öte yandan Yargıtay Başkanı’nın önerilerinin büyük bir kısmı da post date çek uygulamasına cevaz verilmemesine yöneliktir. Bunun uygulamasındaki hukuki zorluklara değinilmiştir.
    Yargıtay, “çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluğun suç olmaktan çıkarılarak, bu durumun, “idari para cezası“ veya “idari tedbiri gerektiren bir kabahat“ ya da her iki unsuru kapsayacak şekilde düzenlenmesini istedi. “Zira, ileri tarihli çek uygulaması çekin işlerliği ve güvenirliğini ortadan kaldıran bir uygulamadır. Türkiye;de yanlış yerleşmiş bir teamüldür
    Post date çek diye bir uygulama ticaret kanunumuzda yok. Çekte vade olmayacağı ve ibraz anında ödeneceği de hem TTK’nın hem de en ufak bir zikzak dahi çizmeyen yerleşik Yargıtay içtihatlarının bir neticesi. Çek bono amaçlı kullanılamaz. Kullanılırsa kanuna karşı hileye teşebbüs edilmiş olur ve ona teşebbüs eden tacir de sonucuna katlanır. Vadeli kıymetli evrak düzenlemek isteyen çek değil, bono tanzim etmelidir. Çek nakit para gibidir ve çek müessessinin ihdası da vadeli bir borç ilişkisi kurmak değildir. Çek keşidecisi lehdarın rızası ile post date koymaktadır. Yasaların vermiş olduğu her hakkı kendimiz açısından doğru kabul edip kullanmamalıyız. Hak aramak başkasının hakkına tecavüz etmek ile olmamalı . Uzun vadeli verilen çekler(her ne kadar çekte vade olmasada) karşılık ticari güven kuralına binaen verilen çeklerdir Unutulmaması gerekir ticaret güven ile oluşur ve Robert BOSCH bir sözünü hatırlayalım “İnsanların güvenini kaybetmektense ,para kaybetmeyi tercih ederim.” çeki alan kişi bu vadeyi kabul etmektedir.
    İLERİ TANZİM TARİHLİ (POSTDATE) ÇEK
    Keşide tarihinin çekin zorunlu unsurları arasında yer almaktadır.Bu tarihin ibraz süreleri bakımından önemli olduğu aşikârdır. Keşide tarihinin gerçeği yansıtması zorunluluğu bulunmadığından ileri bir tarihin yazılması mümkündür. Bu durumda ibraz süresi gizli olarak uzamakta ve bir nevi ödeme aracı olan çek fiili anlamda kredi aracı işlevine dönüşmektedir. TK. m. 707/11’ye göre bu tür çekler geçerli olduğuna göre, çek de olmayan vade mi meydana getirilmiştir. Cevabımız elbette hayırdır. Keşide tarihi ileri bir tarihte olsa bu tarih gelmeden bankaya ibraz edilebilir. Karşılığı varsa banka ödemek zorundadır. Karşılığı yoksa müracaat hakkı kullanılabilir ve karşılıksız çek suçu oluşur.
    ÇEK KEŞİDE ETME ŞARTLARI
    Çek için sadece şekil şartlarının varlığı yetmez. Öncelikle keşideci ile ilgili banka arasında bir çek anlaşması (TK. m.695/I) yapılması gerekir. Bu sözleşme herhangi bir şekle tabi değildir. Bu anlaşma neticesinde keşideci muhatap banka nezdinde karşılık bulundurma yükümlüğü altına girmiş olur. Çek anlaşmasına konu olarak çek keşide etmenin diğer şartı da bankada karşılık bulundurmaktır. Karşılığın ibraz süresi içinde mevcut olması yeterlidir. Banka karşılığı bulunduğu takdirde çeki ödemek zorundadır. Ancak karşılığı olmasa da, Çek Kanunu gereği her çek yaprağı için belirli miktara kadar olanların ödenmesi yükümlülüğü bunun istisnasını oluşturur.
    Çek, ödeme aracı olduğundan teminat olarak verilemez.
    Yargıtay, çeşitli kararlarında, üzerine “bedeli teminattır” ibaresi yazılmış olan çeklerin, geçersiz olacağına hükmetmiştir. Ancak, üzerine bu doğrultuda hiç bir sey yazmadan keşide edeceğiniz çek, tabii ki geçerli olacaktır.
    Çekte vade de olmaz, ancak postdate çek (ileri tanzim tarihli) düzenlenmesi mümkündür.
    Ticaret kanunu hükümlerine göre çek ödeme aracidir. dolayisiyla teminat araci degildir.Kanun çekin ibrazi için degisik süreler öngörmüstür. Buna göre muhatap banka ile keside yeri ayni ise ibraz süresi 10 gündür. Muhatap banka ile keside yerifarkli olakla beraber ayni kitada ise 1ay,farkli kitalarda ise 3ay içerisinde bankaya ibrazi gerekir. Aksi takdirde çek kambiyo vasfini yitirecektir. Bankaya süresinde ibraz edilen çeklerde ise kambiyo evrakina dayali islem yapma süresi ise 6aydir. Busüre geçirildikten sonra ancak adi evraka iliskin islemler yapilabilecektir.
    İNTİKAL MADDELERİ
    Çek, Türk Ticaret Kanunu’na göre kıymetli evrak mahiyetinde bir kambiyo senedidir ve hukuki niteliği itibariyle bir havaledir. Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Diğer kambiyo senetlerinde olduğu gibi çekte de sıkı sıkıya şekle bağlılık esası geçerlidir. Zorunlu unsurlardan birinin bile eksikliği çekin bu niteliğini ortadan kaldırır. Çekin zorunlu unsurları Türk Ticaret Kanunu’nun 692-693. maddelerinde gösterilmiştir.
    Çekle ilgili düzenlemeler Türk Ceza Kanunu’nda, Çekle ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında 3167 sayılı Kanunda, Türk Ticaret Kanunu’nda ve İcra İflas Kanunu’nda yer almaktadır. Türk Ceza Kanunu açısından çek resmi evrak sayılmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 349/2. maddesine göre “Emre veya hamiline yazılı olarak tanzim edilen kambiyo senetleri resmi evrak hükmündedir.” Bu nedenle çekler üzerinde işlenen sahtecilik suçları resmi evrakta sahtekarlık hükümlerine tabi olacağından, Türk Ceza Kanunu’nun 342. maddesinin uygulanmasını gerektirmektedir. Ayrıca çekin talimata aykırı olarak doldurulması Türk Ceza Kanunu’nun 509. maddesini de devreye sokabilecektir. 3167 sayılı Kanunda karşılıksız çek keşide edenler yönünden caydırıcı olabilecek cezai yaptırımlar getirilmektedir. Bu kanun Türk Ticaret Kanunu’na göre hem özel kanun, hem de daha sonraki kanun olması dolayısıyla öncelikle uygulanması gerekmekle beraber, kanunun 1. maddesindeki “Bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır” hükmü nedeniyle çek yasasında hüküm bulunmayan hallerde Türk Ticaret Kanunu’nun çekle ilgili hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Şunu belirtmek gerekir ki, bu kanunun uygulanması bakımından çek Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olmakta devam etmektedir. Karşılıksız bir çek dolayısıyla cezai takibat yapılabilmesi için ilk şart, şekil açısından Türk Ticaret Kanunu’na göre geçerli bir çekin bulunmasıdır. Çekle ilgili düzenlemelerin değişik kanunlarda yer alması, uygulamada bu işe bakan dairelerden değişik kararlar çıkmasına neden olduğundan, bu durum çeklerde özellikle keşide yerinin kısaltma biçiminde yazılması halinde gösterilmiş sayılıp sayılmayacağı konusunda içtihat birliğini sağlamayı zorunlu kılmaktadır. Bir belgenin çeşitli kanun uygulamaları bakımından, yine kanunda tanımı yapılmış ve unsurları gösterilmiş olan çek niteliğinde olup olmadığını tartışıp saptamanın hukuki bir sorun olduğu da kuşkusuzdur. Sıkı şekilcilik kanunun aradığı zorunlu unsurları çek yaprağı üzerine yazmayı gerektirir. Zira çek keşideci ile lehtar arasında havale ilişkisi doğuran bir akittir. Keşideci çeki düzenlemekle o konudaki iradesini beyan etmiş olmaktadır. irade beyanı olmadan çekin vücut bulması mümkün değildir. Bu irade beyanının anlaşılabilir olması en önemli özelliğidir. Kanun beyan için yazılı olması dışında başkaca bir şekil şartı koymamıştır.
    KARŞILIKSIZ ÇEKE HAPİS CEZASI ANAYASAYA AYKIRIDIR
    Prof. Dr. Hayri Domaniç
    Ödenmeyen çekleri imzalayanlara 1-5 yıl hapis cezası öngören 3167 sayılı kanunla, bu kanunu daha ağır cezalarla yenileyen 4814 sayılı ve 26.2.2003 tarihli Kanun ve çekte hapis cezasının sözleşmelerden doğan borçların yerine getirilmemesi nedeni ile kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılamayacağını emreden anayasanın 38. maddesine aykırı sayılmayacağına karar veren Anayasa Mahkemesi, Ağır şekilde hatalıdır.
    10.1.2003 TARİHLİ “GENEL GEREKÇE”nin ÖNEMLİ BÖLÜMÜ ŞÖYLEDİR:
    “Ceza hükmü içeren özel ceza kanunları hükümlerinin, uygulanacak cezanın ülkedeki tüm ceza kurallarının bütünü dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir. Çağdaş ceza hukukunda, ekonomik ilişkilerin gelişmesi ve çeşitlenmesi sonucu bu ilişkilerden doğan ve netice itibarıyla, cezaî müeyyideyi gerektiren eylemlere hürriyeti bağlıyıcı cezanın başvurulacak en son çare olarak öngörülmesi,
    ‘EKONOMİK SUÇA EKONOMİK CEZA’ ilkesinin doğmasına yol açmıştır.
    Bu gelişme nedeniyle karşılıksız çek keşide etmek suçunu ilk defa işleyenlere hürriyeti bağlıyıcı ceza yerine çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası verilmesi,
    Ancak çeke güvenin zaafa uğratılmaması ve cezada etkinliğin arttırılması bakımından, bu suçtan mükerrirler hakkında (1 yıldan 5 yıla kadar) hapis cezası verilmesi uygun görülmüştür.”
    B- Anayasa Mahkemesi de Resmî Gazete’nin 26.04.2003 Tarihli Sayısında Yayımlanan 11.12.2002 Tarihli 2002/165 K. Sayılı Kararında Çeklerin Sözleşme Olmadığını Bu Nedenle, Sözleşmeden Doğan Borçların Yerine Getirilmemesi Nedeni ile, Hapis Cezası Verilemeyeceğini Emreden Anayasanın 38. maddesi Dışında Kaldığını ve Karşılıksız Çeke Hapis Cezasının Doğru Olduğunu Başkan Vekili Haşim Kılıç’ın Muhalefeti ve Oyçokluğu İle Açıklamıştır.
    Kararın gerekçe bölümü şöyledir:
    “Türk Ticaret Kanunu’nda kambiyo senetleri arasında düzenlenen çek; Temel ilişkide bir sözleşmenin bulunup bulunmadığından bağımsız olarak, Kambiyo hukukuna özgü borç doğuran özel bir havaledir.
    Hatır senetlerinde olduğu gibi, taraflar arasında herhangi bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığı veya temelde yer alan sözleşmenin geçersiz olduğu durumlarda çek, başlı başına borç kaynağı biçiminde ortaya çıkabilmektedir.
    Ayrıca, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan bir borç için dahi çek keşide edilebilmektedir.
    Çeki elinde bulunduran hamil, keşideci ile lehdar arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan bir alacağı değil, doğrudan doğruya çekten doğan bir hakkı iktisap etmektedir.
    O halde, çek ilişkisi bizzat sözleşme olmadığı gibi, çekin temelinde her zaman bir sözleşme bulunması da zorunlu değildir. Temelde bir sözleşme ilişkisinin bulunduğu durumlarda ise, çekte bu ilişkiden bağımsız ve sözleşme olarak nitelendirilemeyecek bir kambiyo taahhüdü söz konusudur.
    Borçlu, temel ilişkisi ne olursa olsun borcunu ödemek için çek kullandığında, asıl borç ilişkisi dışında kambiyo ilişkisi doğmaktadır.
    İtiraz konusu kuralın, Anayasa’nın 38. maddesi’nin sekizinci fıkrası kapsamında değerlendirilebilmesi için ilişkinin yalnızca sözleşmeden doğması ve borcun yerine getirilememesi gerekmektedir.
    Oysa çek temelde sözleşmeden bağımsız olarak kambiyo hukukuna özgü borç doğuran bir havaledir.
    Bu nedenlerle kural, Anayasa’nın 38. maddesi’nin sekizinci fıkrasa aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.”

    C- Çekte Hapis Cezasını Tekrarlayan 4814 Sayılı Kanunla Bu Doğrultudaki Anayasa Mahkemesi Kararına Eleştiriler İle Yasal ve Doktrinal Dayanakları:
    “EKONOMİK SUÇA EKONOMİK CEZA” gerekçesi ile hapis cezasını tespit eden, 4814 sayılı kanunla bu doğrultudaki Anayasa Mahkemesi kararı hatalı olup, DÜNYA MEVZUATINA AYKIRI VE ACEMİLİK ÜRÜNÜDÜR..
    Hile ve dolandırıcılık gibi bir suç unsuru bulunmadıkça, çeklerin ödenmemesi “ekonomik suç” değil, “ekonomik direncedir” yaptırımı da faiz ve tazminattır. Para ve hapis cezası Dünya tarihinde ve halen yoktur. Anayasa Mahkemesi kararlarına da yansıyan “ekonomik suça ekonomik ceza” hiçbir yasal dayanak gösterilmeden yakıştırılmış bir acemilik ürünüdür, böyle bir prensip Dünyada yoktur. “Ekonomik suç” ile mal, hizmet ve para borçlarını “ödemede temerrüt dirence” karıştırılmıştır. Parasal direncelerin yaptırımı parasaldır, faiz ve tazminattır. Hapis ve hatta para cezası yoktur. EKONOMİK DİRENCEYE ALACAKLI YARARINA PARASAL YAPTIRIM UYGULANACAKKEN “EKONOMİK CEZA” DEVLETE ÖDENMEKTE OLUP, ALACAĞI DİRENCEYE UĞRAYAN ALACAKLIYA HİÇ BİR FAYDASI YOKTUR. Çek bedeli borcunu ödemeyen borçlunun para cezasını Devlete ödemesi de söz konusu değildir. Çek Kanununun Yeni 16. maddesi’ne göre 80 milyar lirayı aşmamak üzere karşılıksız kalan çek bedeli kadar para cezası da, çekin temsilciler tarafından imzalanması halinde iki üç katına çıkabilmektedir. Zira 16. madde hem temsil edene hem temsil edilen kişiye ayrı ayrı çek bedeli kadar para cezası uygulamaktadır. KUR’AN-I KERİM’in AHZAP Suresinin 72. Ayeti diyor ki;
    İnsan ZALUMEN CEHULA yani İNSAN ÇOK ZALİM ve ÇOK CAHİLDİR.
    Çeklerin mutlaka bir sözleşmeye dayalı olmasını emreden bunca kanun maddeleri ile parasal borçlarda dirence nedeni ile hapis cezası verilemeyeceğini emreden Anayasa’nın 38. maddesine rağmen, çekin bir sözleşme olmadığını gerekçe alan 16. madde’nin mimarları da aynı görüşü paylaşan yargı üyelerinin tutumu da 72. Ayeti anımsatmaktadır.

    BANKALARIN SORUMSUZLUKLARI
    Ödenmeyen çeklere hapis cezası getirerek çok müşteri edinmek ve para kazanmak amacındaki bankaların zulüm örneklerindendir. Bunca yasal dengesizliğe ve karşılıksız beher çek için 80 bin liraya kadar para cezası ile hapis cezasına neden olan bankaların karşılıksız çeklerde riski de yaprak başına 300 liradan ibarettir.
    Avrupa Birliği (AB) Devletleri’nin hiç birinde, kötü niyet ve dolandırıcılık gibi suç unsurları olmadıkça tarihte ve halen karşılıksız çek için hapis cezası yoktur. Arjantin, Brezilya, Japonya gibi devletlerin çek kanunlarında da hapis cezası söz konusu değildir.
    TK. 707, çeklerin vadeli olmasını yasakladığı halde uygulamamızda karşılıksız çeklerin hemen hemen tümü vadelidir. Vadeli çekin vade beklemeksizin ibrazı TCK. 508 gereğince suç olduğu halde, avukatlarla hakimler bunu da nazara almamakta hemen hapis cezası uygulamaktadır. ZALUMEN CEHULA.
    “Ekonomik suça ekonomik ceza” aynı zamanda aldatıcıdır. Çünkü para cezası savcının talebi üzerine ödenmezse 657 sayılı İnfaz Kanun’un 5. maddesi gereğince, üç lira için bir gün hapis olmak ve üç seneyi geçmemek üzere hapse dönüşür. Yeni Çek Kanunun gerekçesinde yer alan ve çeklerde karşılıksızlığın tekrarı halinde hapis cezası öngören bölüm de çelişkilidir. Madem ki, “ekonomik suça ekonomik ceza prensip edinilmiştir” karşılıksız çeklerin tekrarlanması halinde de “suç ekonomiktir” cezanın da parasal olması zorunludur. Yeni Çek Kanunu ve gerekçesi, kanunları inceleme yetersizliğinden kaynaklanan tam bir acemilik ürünüdür.
    2) Çeklerin birer havale ve sözleşme senedi olduğunu düzenleyen başlıca yasalar:
    a) Çekler dahil Kıymetli Evrakı tarif eden TK. 557:
    Kıymetli evrak ÖYLE SENETLERDİR Kİ, bunlarda mündemiç olan hak senetten ayrı olarak dermeyan edilemediği gibi başkalarına da devredilemez.
    Şeklinde olup, çekin SENET olduğunu açıklamaktadır.
    b) Çekin şekil şartlarını düzenleyen TK. 692’nin 2. bendine göre çek;
    “Kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedelin ödenmesi için HAVALE”dir.
    c) Borçlar Kanunu 457’ye göre de;”HAVALE BİR AKİTTİR” sözleşmedir.
    d) TK. 694 hükmü de çeklerin HAVALE SENEDİ olduğunu tekrarlamıştır.
    e) Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 9.7.1958 tarihli ve K. 28 sayılı kararına göre de:
    Çek mahiyeti itibariyle BORÇ İKRARINI HAVİ bir vesika değil, HAVALE BENZERİ bir ödeme vasıtasıdır.
    f) Hususî ve resmî evrakta sahtekarlık suçlarını cezalandıran Türk Ceza Kanunu’nun 349. maddesi’nin 2. bendi de, TK. 557 gereğince çekleri de kapsayan “Emre veya hamile yazılı olarak tanzim edilen KAMBİYO SENETLERİ”ni daha ağır cezalara tabi tutmuş ve ÇEKLERİ de SENET VE SÖZLEŞME saymıştır.
    g) “KAMBİYO SENETLERİ (ÇEK, POLİÇE VE EMRE MUHARRER SENET) HAKKINDAKİ HUSUSİ TAKİP USULLERİ”ni düzenleyen İİK. 167-176 hükümleri de çekleri senet ve sözleşme saymış ve özel bir icra takip usulüne tabi tutmuştur.
    h) 57 maddeden oluşan 1931 tarihli Milletler Yeknesak Çek Kanunu (Loi Uniforme Concernant le Cheque) de 1 ve 3. maddelerinde çekin bir banka üzerine yazılan özel bir havale sözleşmesi olduğunu açıklamıştır.
    HAYRİ DOMANİÇ de, 1990 YAYIMI KIYMETLİ EVRAK HUKUKU adlı kitabının 529. sayfasında:
    “Çek, münhasıran bir bankaya hitaben yazılabilen, kanuni şekil şartlarına tabi, kıymetli evrakta madut ve sadece nakde taalluk edebilen hususî bir HAVALE SENEDİDİR.”
    Şeklinde bir tarif yapmış, çekin bir senet ve sözleşme olduğunu belirtmiştir. Hocamız Ord. Prof. Dr. Halil ARSLANLI’da 1960 yayımı Ticari Senetler adlı eserinde ÇEKİN BİR HAVALE SÖZLEŞMESİ ÜRÜNÜ olduğu beyan etmiştir.
    Prof. Dr. Reha POROY ile Prof. Dr. Hamdi YASAMAN’ ın müşterek eseri KIYMETLİ EVRAK HUKUKU adlı kitap da çekler bir havale ve senet olarak tarif edilmiştir.
    Ziraat Bankasının, 1988 yayımı “Tevdiat ve Banka Hizmetleri Mevzuatı” adlı kitapçığının 1 ve 2. sayfalarında da çek, bir havale ve senet olarak tarif edilmiştir.
    Özetle, 26.2.2003 tarihli ve 4814 sayılı Yeni Çek Kanunu’na kadar çekin sözleşme niteliğinde bir havale ve senet olmadığını savunan yasal, yargısal ve doktrinal bir görüş yoktur.
    Bir kimsenin diğer bir kimseye çek vermesinde amaç:
    – Ya çek lehtarına olan bir borcun ödenmesi;
    – Veya çek lehtarına bir miktar paranın borç verilmesi;
    – Yahut çek lehtarının ileride teslim etmeyi vaadettiği mal ve hizmetlerden doğacak borçların karşılanması;
    – Veyahut bir miktar paranın borç verilmesi;
    gibi hukukî sebeplere dayalı ve yönelik olabilir.
    BK. 17’ye dayalı tüm bu hukuki sebepler da yazılı veya sözlü sözleşmelere dayalıdır. Dolayısı ile Anayasa’nın 38. maddesinde yer alan ve:
    ANAYASA MAHKEMESİ GÖREVİNİ YAPMAMIŞTIR.
    4814 sayılı Yeni Çek Kanunu Anayasa’ya aykırıdır.
    “Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.” diyen emredici kuralın kapsamındadır. Bu nedenle, çek bedelinin ödenmemesi hapis cezasını gerektirmez. Dolayısı ile bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngören 4814 sayılı Yeni Çek Kanunu Anayasa’ya aykırıdır.
    Yeni Çek Kanunu’nun gerekçesinde yer alan “ekonomik suça ekonomik ceza” hem komik derecede yanlış, hem de çeke dayalı ekonomik suç tekrarlandığı takdirde, karşılıksız çek düzenleyenlere 1-5 yıla hapis cezası kuralı ile çelişkilidir.

    Zira, “ekonomik suç” kavramı, hırsızlık, dolandırıcılık, evrakta sahtekarlık gibi haksız yararlar sağlayan suçları da kapsar ve tüm Dünya kanunlarında hapisle cezalandırılmıştır.
    ÇEK YASASI İÇİNDE CEZALARIN TUTULMASI ABESLE İŞTİGALDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.

    “Ekonomik suça ekonomik ceza” aynı zamanda aldatıcıdır. Çünkü para cezası ödenmezse 657 sayılı İnfaz Kanunu’nun 5. maddesi gereğince hapis cezasına çevrilir.
    Yeni Çek Kanunu’nun gerekçesinde yer alan ve çeklerde karşılıksızlığın tekrarı halinde hapis cezası öngören bölüm de çelişkilidir. Madem ki, “ekonomik suça ekonomik ceza prensip edinilmiştir” karşılıksız çeklerin tekrarlanılması halin de “suç ekonomiktir” yaptırımın da parasal olması zorunludur. Yeni Çek Kanunu ve gerekçesi tam bir acemilik ürünüdür.

    SORUN HÜKÜMETTEN KAYNAKLANMAKTADIR. HÜKÜMET TÜCCARA, SANATKARA, ESNAFA VE ÇİFTCİYE UYGUN KREDİ BULAMAMAKTADIR. BU YÜZDEN POST DATE ÇEK KULLANIMINA GEREK DUYULMAKTA, BU UYGULAMADAN VAZGEÇİLMEMEKTEDİR. SORUN VE ÇÖZÜM POSTDATE ÇEKİN GÜVENİRLİLİĞİNDE YATMAKTADIR. BU ÇEKLERİN GÜVENİRLİĞİ YANİ TEMİNATI NASIL OLMALIDIR SORUSU SORUN OLMAKTADIR. ÇÖZÜM YA BU UYGULAMAYA SON VERİLECEKTİR. YADA POSTDATE ÇEKİN GÜVENİRLİĞİ YANİ TEMİNATI ÖZGÜRLÜK OLMAYACAKTIR. ÇÖZÜM GARANTİLİ ÇEK UYGULAMASINA BAĞLIDIR. BU UYGULAMAYI BAŞLATMAK BANKALAR İÇİN MÜŞTERİ KAYBETMEK OLACAKTIR.
    SAYGILARIMLA
    BURHAN İŞCAN 13.10.2009

  2. KORKUNUN ECELE FAYDASI

    insanların çoğu /kaybetmekten korktuğu için,sevmekten korkuyor/sevilmeye layık görmediği için/Düşünmekten korkuyor,sorumluluk getireceği için/Konuşmaktan korkuyor,eleştirilmekten korktuğu için/Duygularını ifade etmekten korkuyor,reddedilmekten korktuğu için/Yaşlanmaktan korkuyor,gençliğinin kıymetini bilmediği için/Unutulmaktan korkuyor,dünyaya bir şey vermediği için/Ve ölmekten korkuyor,aslında yaşamayı bilmediği için.” İngiliz şair ve oyun yazaru W.Shakespeare yazmış bu sözleri.Gerçekten de korkularımız yönetiyor bizi.Korkularımızla yüzleşsek,hesaplaşabilsek demek ki, daha mutlu olabileceğiz.Gerçek BU.

  3. SAYIN HUKUKCU;

    DEMOGOJİ Yapmayı bile beceremiyorsunuz. BİLGİ tıpkı toprak, su ve hatta hava gibi tabiatta var olan şeylerdendir. Kainatı yaratan bu yüzden, son peygamberine ve en azizine ilk emir olarak şunu vahyetmiştir.
    “Oku; yaradan rabbinin adı ile oku. O insanı bir kan pıhtısından yarattı. Rabbin kerem sahibidir. Ki o kalemle yazmayı ve insana bilmeyi öğretti.”

    BİLGİ İHTİYAÇ OLDUĞU İÇİN İSTEK YANİ İLGİ GEREKTİRİR.

    İhtiyacınız yoksa; doğada bol bulunan ve ihtiyacaımız olmadığı için kullanmadığımız maddelerden hiç bir farkı yoktur.

    BU İHTİYACIN VAR OLDUĞUNU GÖSTERMEK İÇİN ALLAH İLK EMRİNİ BU ŞEKİLDE VERMİŞTİR.
    Ahzap suresindeki, aramızda meşhur olmuş ayeti hatırlayalım. “İNSAN ZULMEN CEHULA”. İnsanın zulmü cehaletindendir.

    BEN YAZILARIMDA; özetle bilginin önemi, ona olan ihtiyaçtan ve bu ihtiyaç yüzünden oluşan ilgiden ileri gelmektedir diyorum.

    EĞER BİLGİYE İHTİYACINIZ VARSA İLGİNİZ OLUR. ÖNEMLİ OLAN BUDUR.

    AZAZİL örneğini vermiştim. Azazil cin taifesinin ileri gelenlerinden en büyüğüdür. İlimde o kadar ilerlemişti ki, meleklere bile dersler veriyordu. Bu durumu onu şımarttı. Kendini ilah olarak görmeye başladı. Oysa yaratan GANİ dir. Yaratmakta üstündür ve ALİM dir. Yani bilgiye Azazil’den daha çok ihtiyacı olan ve bu yüzden ilgi duyan murad eder ve Allah onu ona bağışlar. zira “HER İLİM SAHİBİNİN ÜSTÜNDE BİR İLİM SAHİBİ VARDIR.” İşte AZAZİL’i, İBLİS(LENETLİ) yapan bu husustur.
    Yaşamı için bilgiye ihtiyaç duymuş ve bilgi edinmiş, ancak onu yaratanı tanımak için bilgiye ihtiyaç duymamıştır.
    BU BİLGİYE OLAN İHTİYAÇ DUYMAMADAN DOĞAN İLGİSİZLİĞİ, EN BÜYÜK EKSİKLİĞİNE VE BU YÜZDEN LANETLENMESİNE SEBEP OLMUŞTUR.

    Allah bu yüzden EMRETMEZ. Sadece düşünmemizi nasihat eder. Ve ne kadar az düşünüyorsunuz der. VE BU YÜZDEN İLMİ DİLEYENE HEMEN, MAL MÜLK VE DİĞER ZENGİNLİKLERİ DE DİLEDİĞİNE VERİR

    “Korle goren, inanip yararli is isleyenlerle kotuluk yapan bir degildir. Ne kadar kisa dusunuyorsunuz?”

    “ALLAH RAHMANDIR:RAHMET ETMEK İÇİN YARATANDIR. YARATTIĞININ RAHMETİNDEN AZEMİ FAYDALANMASINI İSTEMEK ONUN ŞANINDANDIR.”
    Bu yüzden yarattığının kamil olamsı en büyük arzususdur. Rahman suresinde kendinin tanınması için; tıpkı Kur’an’ın diğer yerlerinde olduğu gibi, bol bol misaller verir ve sıklıkla “böyleyken rabbinizin nimetlerini inkar mı ediyorsunuz” der.
    Peygamberimiz(a.s.) de bu yüzden sıklıkla şu duayı ederdi. “rabbim; ilmimi, görüşümü ve sabrımı artır.”

    DEMOGOJİ YARATMAYI BİLE BECEREMİYORSUNUZ DEMEKTE MUARADIMDA ŞUDUR.

    Ben meclise; iddia ettiğiniz gibi, birilerinin güdümüne girmek için gitmedim. Bilgi edinmek için gittim. Konumuzla ilgili bilgilerde sırf meclisle kısıtlı değildir. Tüm taraflara sormak, tarafların görüşünü almak, ÖZETLE; SEBEP VE SONUÇ İLİŞKİSİNİ İYİ ANALİZ ETMEK İHTİYACINI DUYDUM. Bu nedenden dolayı teferruatlı araştırma, sentez ve analiz etmek gerekirdi, onu yaptım. Konuyla ilgili geniş araştırma yaptım.

    Hatırlayın; İStanbul Ticaret Odasına yaptığımız ziyareti. Ben bu ziyaretleri popilist bir yaklaşımla yapmadım. Sonucu etkileyebilecek sebepleri ve onların nedenlerini araştırmak için yaptım.

    Zira isanı Azazilden ayıran en büyük fark; SABİT FİKİR, ÖN YARGI VE PEŞİN HÜKÜMLE hareket etmemesidir. Bu hususlar insanı kamil yapar.

    Bu hususlar bilgiye ihtiyacı doğurur.

    BİR İKİ ÖRNEKLE SÖZLERİME SON VERİYORUM;

    SAYIN BURHAN İŞCAN,

    AK Parti İletişim Merkezi’ne yapmış olduğunuz 858733 numaralı başvurunuz, Devlet Bakanlığı (Ali Babacan)’na iletilmiştir. Bakanlığın ilgili biriminden gelen cevap aşağıda yer almaktadır.

    Devlet Bakanlığı (Ali Babacan) Cevabı:

    Sayın Burhan İŞCAN,

    İlgi :04/11/2009 tarihli başvurunuz.

    Görüş ve önerileriniz çalışmalarımızda değerlendirilmek üzere not edilmiştir. Şikayetçi olduğunuz konularda yasal düzenlemeler içeren Çek Kanunu Tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde görüşülmektedir.

    Bilgilerinizi rica ederiz.

    Adalet Bakanlığı Cevabı:
    Sayın İşcan
    Öncelikle özenli ve içerikli başvurunuz için teşekkür ediyoruz. Çek uygulamalarında sorunların varlığı hükümetimiz ve Bakanlığımızca da bilinmektedir. Bundan dolayı Çek Yasası Tasarısı Bakanlığımızca hızlı bir şekilde tamamlandı ve TBMM Adalet Komisyonuna gönderildi. Ancak Meclis’in tatile girmesi, yoğun gündem ve son dönemde de bütçe çalışmalarından dolayı bir hız kesme ile karşılaştık.

    Diğer yandan Bakanlığımızda farklı sorunların ve karışıklıkların çözümünü öngören çalışmalar da sürmektedir. Buradan bir müjdeli haber de vermek isteriz. Kısa bir süre sonra Çek konusu Meclis gündemine geliyor. İyi günler dileriz.

    Devlet Bakanlığı Cevabı:
    Sayın İşcan,

    Zengin içerikli ve duyarlı mektububuz için teşekkür ederiz.

    İstekleriniz ilgililere iletilecektir.

    Bu vesileyle sağlıklı ve mutlu günler dileriz.

    Bilginize sunar sistemimizi kullandığnız için teşekkür eder, iyi çalışmalar dileriz.
    Saygılarımızla…

    Sayın BURHAN İŞCAN,

    “HUKUK- ADALET, SİYASET VE PARA

    konulu, AK Parti İletişim Merkezi’ne yapmış olduğunuz 851089 numaralı başvurunuz, Adalet Bakanlığı na iletilmiştir. Ilgili birimden gelen cevap aşağıda yer almaktadır.

    Adalet Bakanlığı Cevabı:
    Sayın İşcan
    Çek Yasası Tasarısı TBMM’de komisyonda bulunuyor bildiğiniz gibi. Diğer yandan ek düzenlemeler üzerinde de çalışmalar sürüyor. En kısa sürede yasalaşacağı düşüncesindeyiz. İyi günler dileriz.

    Bilginize sunar sistemimizi kullandığnız için teşekkür eder, iyi çalışmalar dileriz.
    Saygılarımızla…

    SAYGILARIMLA
    BURHAN İŞCAN

  4. GÜNÜMÜZDE ,BİLGİNİN ÖNEMİ yaniİLGİDEN DAHA ÖNEMLİ OLDUĞU!!
    SAYIN İŞCAN:

    Gündelik dilde bilmek fiili bir çok anlamada kullanılır, yüzmeyi bilmek ,dili konuşmayı bilmek bunları bilebiliriz ,Matematiği bilmeye biliriz,ama matematiği çok iyi bilen kişiler vardırma tetiği sevmesek de bilmeksek de Yani iki sayıyı çarpmayı bilebiliriz. Yani iki sayıyı bir biri ile çarpabiliriz sonucu hatasızca hesaplaya biliriz Türkçe biliriz:
    Kısacası: örneğin Demokrasinin nasıl bir şey olduğunu ,coğrafyanın nasıl bir tanımı olduğunu,ileriki yıllarda hangi mesleklerin gözde olacağını biliyorsak bu konular hakkında bilgimiz va demektir.
    Gazeteci Uğur Mumcunun : BİLGİ SAHİBİ OLMADAN, FİKİR SAHİBİ OLMA SÖZÜ bu sebeple önemli bir özlü söz, olmak üzere bir çok konuda yazar,bilim adamı tarafından telaffuz edilmektedir..
    Bilginin günümüzdeki diğer kullanımı: Malumattır, son yıllarda bakıp görmeliyiz ki, İngilizce kelime olan, “iformatinon” kelimesi , önümüze Enformasyon,tam da malumatın karşılığıdır.
    Yani gündelik yaşamda bilmek zorunda olduğumuz bilgi sahibi olmak zorunluluğu bazı konular vardır bu ilgiden daha önemlidir çünkü kimi zaman ilginizde olsa bir Doktorun sahip olduğu bilgiye sahip olamazsınız;.ama yinede bilmek zorunda olduğunuz ve sorumlu bilgelikleriniz vardır.
    Kısacası :Bilgi bir şeyin yada olayın özelliğini tanımlar ve Bilginin önemi bir yargıda bulunmak bir karar vermek için gerekli olamazından kaynaklanır.
    Bilginin önemi günümüzde kat kat artmakta olan bir şeydir çünkü bilginin ilgiye karşı üstünlüğü bir konuda karar vermek maksatlı gerekli olan bir şey olmasıdır yani bilgi karar vermek için gerekli bir şeydir dolayısı ile bilgiyi tarif ederken kullanabileceğimiz en önemli ölçütte, onun karar verme sürecindeki rolü iyi bilmekten geçer.

    Şimdi bu ne demektir?

    Hiç bir bilgiye ihtiyacınız olmadan verebileceğiniz bir karar olabilir mi?

    İnsanlar gündelik hayatın Rutun işlemlerini yerine getiriken sayın işcan önemli yada önemsiz çeşitli kararlar verirler, mesela hafta sonu toplantıya gidip gitmeyeceğimiz, çek mağdurların meclis için yapacakları eylem çalışmaları, Sayın İşcan, bu toplantıya katılırken giyeceği elbise kararı vardır.Bir de evlilik gibi oy atma gibi hayatımızda seyrek ve önemli bir takım kararlar vardır. Fakat bunların içinden bizler ne yaparız gider bir tanesini seçeriz kimi zaman ilgimizde olsa bilgimiz bunun önüne geçmeyi başarır.
    Ve bu sebeple yapacağımız bu işler adına Sayın, İşcan, karar vermemiz gerekir, ve bu kararları verirken İşcan, diğerlerinden daha fazla bilgiye ihtiyaç duyarız,Mesela örnek: Sayın İşcan’a bir bakan tarafından bir yerde gizli bir Randevu verilse Sayın İşcan, bu randevuya Evden çıktıktan sonra,gitmek istediği yere hangi yoldan ve hangi araçla gideceğine karar verdikten sonra burada sahip olduğu bilgiyi de arkadaşları anlatmıyorsa(farzı misal örnektir) her neyse bu kadar basit konuda bile ne kadar çok bilgi kullandığımız ortadadır bri yöne gidecekken dahi bir aracın hangi istikametten gideceğimizi biliriz ,bu bilginin eseridir ilgi olmasa da bilgili olunmak zorundadır yani bilgiye bağlıyızdır.
    Maddi cihazlar: Telefon,Radyo,Televizyon gibi cihazlarlar gibi kavramsal araçlarda bizlere yararlı mekanizmalardır
    Mesela hesap makinesi,geçmişte kullandığımız telefonlar sadece sesli bir iletişim sağlarken günümüzde, bilgisayar teknolojilerin ilerlemesi ile Bay işcan,mültimedya cihazlarına dönüşmüşlerdir
    PEKİ İLGİYE GÖRE, BİLGİ NEDEN ÖNEMLİDİR?

    Yukarda bahsettiğim örneklerin dışında bilgisayarlar ve saire Maddi cihazlar yokken Bay işcan, yinede bilgi sahibi olmak ve karar vermek sahibi idik
    BİLGİNİN İLGİYE GÖRE BİR DEĞİŞİM ZORUNLULUĞU VARDIR.!
    İnsan oğlu ilk önce ,Avcı Toplayıcı toplayıcılık yapmıştır, hala bu ilkel topluluklar vardır ve bu toplumlarda ekonominin temel adı tarımdı burada en kıymetli faktör topraktır insanlar hayvan gücünü kullanmayı öğrendiler,Zamanla rüzgar ve akarsuların enerjisinden Tarım Devriminden sonrada ikinci büyük devrim Sanayi devrimi olmuştur ki, Bay İşcan yavaş yavaş el sanatları geliştirildi ,tarım devriminden sonra sanayi devrimi gerçekleşmiştir buda iki yüzyıl önceki sanayi devrimini özellikle, İngiltere’de fabrikaların ortaya çıkışında KITAAVRUPASINDA VE kuzey Amerika’da yayıldı.Tarım devriminden sonra ikinci büyük devrim sanayi devrimi olmuşturşehirler daha önce hayal edenmeyecek kadar büyüdüler nüfusun büyük bir bölümü sanayi i
    Şcisi haline geldi sanayi üretimi ekonominin temeli oldu tarımın payı ve önemi azldıtoprağın önemi azaldı ve sanayi toplumununda yeni kaynak enerjidir sayın işcan.
    Buna müteakip tarım toplumları ile sanayi toplumları arasında farklar vardır tarım toplumunda hayatın doğal ritmi zamanın doğal ritmiyle uyumlu iken çiftçiler mevsimlere göre hareket etme kavramları varken, sanayi toplumlarında bu kavramların yerini fabrika giriş çıkış saatleri yani zamanı algılayışımız değişmiştirbenzer şekilde bütün algılayışımızda değişti..

    BİLGİNİN ÖNEMİ!
    İLK YAPILAN BİLGİSAYARLAR ÇOK HANTAL VE YETERSİZDİLER 1980 YILLARDA KİŞİSEL BİLGİSAYARLAR YAPILMIŞTIRVE YAYILMIŞTIRBUNDAN YILLAR ÖNCE BİLGİSAYAR KULLANACAK ÜLKELER BEŞ PAMAKLA SAYILABLCEK KADAR AZDIR VE BİLGİSAYAR DEVRİMİ İLE BİRLİKTE UCULADI VE EVLERE GİRDİ BİZLERDE ONA SAHİP OLMAYA BAŞLADIK.
    İŞTE BU BU SÜREÇTE YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ ORTAYA ÇIKTI

    BİLGİ TOPLUMU
    Sanayi toplumunun insanlığa son aşaması olarak düşünülüyordu toplum büyük bir gelirini sanayiden elde etmekteydi sanayi sektörünün payı azalmayacak ve artacak görüşü hakimdi ancak böyle olmadı sanayi payı toplam paylar içinde %50 geçmemiştir ve bilgisayarlar sanayi robotlarının gelişmesini ve icatı nı sağladıbununla birlikte sanayide çalışan nufusun sayısı giderek düşmektedir bilgi sanayi mallarına olan ilgiyi düşürdü ve ilginin önüne geçerek bilgi kavramının önemini vurguladı yani bilgiş sektöründe çalışanların payı hızla arttı.Sanayi Toplumunda enerjiye ve ilgiye sahip olanlar kuralları koyarken Bilgi toplumunda ise bilgiye sahip olanlar kuralları koymaya başladılar ve bilgi toplumunda sanayideki gibi sadece hazır ilgiye sahip olanlar kaybederek ,bilgiye sahip olanlar akıllı ,çağdaş, lokalite ve üstün zekaları ile işler yapmaya başladılar.
    Tarım toplumunda toprak işlenirdi bunu işlemek için demir kullanır ve demiri de üreten zanaatkarlar vardı onlar küçük bir oranda bir guruptular Dünyadaki en büyük imparatorlukular tarım toplumların sayesinde kuruldu bu imparatorluklar vergiyi kaydetmek için ise bilgiye ihtiyaçları vardı tarım toplumunda da bilgiyi işleyen kişi ve guruplar vardı ama bunlar küçük bir guruptu.
    Burada Sanayi toplumunda malzeme işlemek ön planda iken marifetler ve icatlar ile ilgi Bilgi toplumunda ise işlenen şeyler ,harfler,rakamlar,sesler,görüntüler gibi sembollerdir.
    Tarım toplumunda sıradan bir evinde el işçiliği ürünü olan çeşitli malzemeler rastlamak olandır.Sanayi toplumunda ise bir evde bulunan eşyaların çoğunluğu sanayi ürünüdür buna karşılık sanayi toplumuna ait evlerde Kitap, Radyo, telefon dışında sembol işleme aaç ya da ürünleri yoktu. Halbuki bundan yıllar önce toplum çoğunluğu oluşturanlar pasif birer sembol üreticisi idi Maatba radyo ve tv gibi ortamlar sembollerin ancak bir merkezde işlenip,kitle halinde tüketilmesini sağlayabilir .Bu gün koşullar değişti artık ilginin yerini bilgi almıştır
    Sanayi toplumundaki sembol Fabrika iken,Bilgi toplumundaki semboller bilgisayar merkezleridir yani.: Bir kişi evinden internete girip başka ülkelerde yayınlanan gazeteleri okuyabilir dergileri izleyebilir ilgi duyacağı şeye ise bilgi sahibi olamk kaydı ile mesela kredi kartı numarasını bilgisayardan girerek satın alamk amaçlı alış veriş yapabilir,istediği bilgiyi yazıcından döküp çıkartabilir bankaya faturalarını ödeyebiliriz
    Bilgi toplumunda evlerde kullanılan CD LER, DVDler Bilgisayar disketleri benzeri ortalar mevcuttur.artık işlenmiş sembolleri sunulmak anda tüketmek zorunda değiliz ilgimiz olmasa da sahip olduğumuz bilgi sayesinde bunu başarıcaz, bilgi toplumu bireyleri aktif birer sembol üreticisidirler isterlerse evlerinde sütüdyo kurup dünyay kadar yayın yapabilirler, bil toplumunun yaşayanların en önemli bölümü geçimlerini sembol işleyerek kazanırlar. Halbuki tarım tolum zenginliği toprak çoğunluğu sanayi toplumu ise ilgidir oysa bil toplumu zenginliği bilgelik ve bilgi sahibi olmaktan geçer.
    Yani Sayın İşcan siz yüzyılın çevirilerini alıp okuyun özellikle;
    ALVİN TOFFLER VE PETER DRUCKER BİLGİ İLGİNİN YERİNİNİ ALDIĞINI İDDA EDEN ÜNLÜ BİLİM ADAMLARIDIR ÇÜNKÜ ASLINDA İLGİ:BİR MOTİVASYON OLAYIDIR. SAYGILARIMLA

  5. Herkese merhabalar!

    Sayin admin ve sayin diger benim gibi cek magduru arkadaslar!
    Sormak istedigim birsey var. Tabiki karsiliksiz cek hakkinda. Ben suanda yurtdisindayim ve karsiliksiz cek yuzunden Ulkeme donemiyorum ve suan hala devam etmekte yada bitmis olan bu dava yuzunden 😦 Maddi olarak durumum iyi omadigindan gercekten iyi olmadiginda hatta burda hala issizim belki isim olsaydi. Cekimin karsiligini ödeyebilirdim. Dava sonuclandiktan sonra acaba borcumu ödeyebilirmiyim? yada hapis karari verilirse, hapise girmek zorundamiyim yoksa ödeyecegimi soylersem bu birsey degistirirmi? ve acaba 2 yil icinde ödemem mi gerekiyor? Babam beyin kanamasi gecirdi ve birakin davayi takip etmeyi onun yanina bile gidemedim! Iste bizim devletimiz boyle bir devlet…

    Ve sormak istedigim son bir soru: Eger ülkeme dönemezsem ve eger pasaportumun suresi bittiginde burdan elcilikten pasaportumun suresini uzatmak istersem bana sorun cikartirlarmi?

    Tesekkur ederim!

    Allah hepimizi sabir versin!

    • Hasan,
      çek yasasını beğenmemekle beraber bazı lehe maddelerinden faydalanabiliyoruz.Dolayısıyla sizin çekiniz cezadan sonra yargıtaya temyize yollndımı?
      yARGITAY KENDİSİNDEKİ BÜTÜN DAVALARIMAHKEMELERİNE GERİ İADE EDİYOR.Benim size tavsiyem bir an önce dernek avukatlarıyla iletişime geçin ve ülkeye gelin çalışmaya başlayın.Paranız yoksa taahhütte edebilirsni.Beklemeden gelin ve sorunlarınızı çözün

      • Cevabiniz icin cok tesekkur ederim Su hnm. Inanin davamin ne oldugu konusunda pek bir bilgim yok. Ancak en son devam ettigini biliyordum ama suan da karar verildimi yoksa verilmedimi bir bilgim yok. Bende ülkeme dönmek istiyorum ancak burada da ailem var. Eger Türkiye’ye dönersem ve yurtdisi yasagim olursa burda ailem ne olacak?

        Ben Tükiye de degilken bu dava acilmis ve ailemin adresine polis birakip gitmis. Kasim 2008 de dava acilmis. Babam beyin kanamasi olmadan önce bir avukat’a gitmisti ve bizden 2000 tl istemisti. Zaten param olsa avukat bile tutmama gerek yok ki, mahkemeye gider öderdim.

        Sormak istedigim bir kac sorum var. Yardimci olursaniz sevinirim.

        Buradan ne gibi bir sey yapabilirim?
        Burada yazilari surekli takip ediyorum ve sanirim AIHM gidilebilecegi söyleniyordu. Tabi suan da maddi durumum iyi degil ancak ileride oldugunu varsayarsak. AIHM gidebilirmiyim?
        Yada mahkeme karari verildikten sonra acaba cek karsiligini taksitle yada hepsini daha sonra ödeyebilirmiyim?

        Tesekkurler!

  6. burada 1 milyon kişiden bahsediyoruz. aileleri ile birlikte bu yasadan etkilenen 10 milyon kişi…. ülkenin 7’de biri…… her 7 ailenin birinde feryat var….bu korkunç bir feryat… bu sessiz feryat daha nereye kadar gidecek….. bu feryat neden bu kadar sessiz….. neden…..

  7. Aslında İzmir 26. ASCM itirazında haklı. Önce hakim ve savcıya al sana yetki önce yargıla sonra eti senin kemiği benim deniyor sonra bir dur, bu iş çığrından çıktı, milleti mahvettik, biraz bekleyin nefeslensinler sonra hırpalarız deniyor. Mahkemelerde şaşırdı bu duruma….

    Bankalar özerk kurumlardır. Çek yaprağını basarlarki millet üzerine rakam yazsın sonra para gibi sirküle etsin diye. Alan verende özerktir. Canları istediği gibi çeki alıp verirler. Faktoringlerde özerktir. Çeki kırdıranı bir buldularmı yapışırlar yakasına, posası kalana kadar sağarlar. Bu ana kadar herkez hayatından mutludur aslında.

    Sonra iş terse gider.Artık çek karşılıksızdır. Koşarlar hemen savcının kapısına, kurtar bizi bu çekten diye. Bu sırada avukatlar avuçlarını ovuşturur. Akmasada damlar misali. ASCM ler bu işe bakar bu ülkede. Aralıksız günde 130 dava göreni vardır. Kalemleri çek uzmanı olmuştur. Baktıkları diğer davalar çek davalarına kıyasla o kadar azdırki ayda 1 diğer davalara özel gün verseler işleri yürür. Sonra iş yargıtaya gider. Onlarda günde 2.700 kararı her 5.6 saniyede 1 inceleyip karar verirler.

    İşte böyle birşeydir çek ve çek kullanımının günlük hayatımıza yansıması. Gevrek yapısını sabah simidinden, tadını güzel Rizenin ilk yaprak çayından, alışkanlığınıda yahşi batının ilk şerbeti cola turkadan almıştır. Billur tuz gibi akar akar akar durur…

    • çek kanunu, kolay ve sert ceza verebilmek için hazırlandı. çeyrek asırdır bu böyle sürüyor. Ana fikir değişmedikce çözüm olmayacak.

      çek yasası adil değildir.
      karşılıksız çek nedeniyle mağdurlar yaratılıyor.
      çek alan-veren herkes potansiyel birer mağdurdur.

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s