çek kanunu beni kurtarırmı ? mağdurluk kaderim midir ?


örnek bir vaka üzerinden gidelim

çeklerim yazılmaya başlayınca işimi kapattım, saklandım.  Davalara girmedim.  Eski adresime karakoldan kağıtlar geliyormuş.

  • çeşitli firmalara yazılmış 50 çekim vardı.
  • Bunlardan 10 tanesi firma çeki ve vekaletle imzaladım.  Şirket babamın ve kardeşimin üzerinedir.
  • Diğer çekler benimdir.
  • Bazı çekleri elden ödedim, makbuzlar var.
  • İcralara parça parça ödemeler yaptım.
  • Vadesinden önce yazılan çeklerim var.
  • Hiç bir duruşmaya girmedim. Tebligat almadım.

Değerli abilerim ne yapmam gerekiyor ?  Kime başvuracağım. Yeni çek yasası ile kurtulabilirmiyim ?

Reklamlar

22 responses to “çek kanunu beni kurtarırmı ? mağdurluk kaderim midir ?

  1. Degerli arkadaşlar bende uzun zamandır çeklerimle büyük sorunlar yaşıyorum.Piyasada yaklaşık 11 Adt çekim vardı bunları iflas ettiğim için ödeyemedim.2008 temmuz ayında iflasımdan sonra çeklerimle ilğili hukuki işlemler başladı fakat bu tarih itibariyle yaklaşık 5 adt çekimi ödeyerek bankaya ibraz ettim.diğer çeklerimide küçük meblalar halinde ödüyordum fakat bir alacaklı hakkımda tutuklama kararı çıkartmış.Bu nedenle görüldüğüm yerde tutuklanma durumum var.Şu an bir fabrikada çalışıyorum ama sicilimden dolayı fabrikada işime son verecek tutuklama kararını çıkartan arkadaşla görüşme imkanı bulamadım avukatı araçılığıyla bu borcu ödeyecegimi sadece biraz zaman istediğimi bildirdim bu nun üzerine alacaklı ya param yada hapis diyor.Bu durumda hukuktan yararlanarak borcumu zamana yaymak mümkünmüdür.Bu konuda bana yardımcı olursanız minnetter kalırım.Bizler neden mağduruz bunuda öğrenmiş oldum.Yasalar sadece suçluyu korumak için yapılmış Hepinize allah sabır versin arkadaşlar Saygılarımla…

    • Bülent bey,

      Öncelikle yasalar güçlüyü korumak için yapılmış olarak düzeltiyorum :).

      Borcunuza taahhüt verebilirdiniz onun zamanı 1 Nisan da sona erdi.Size tavsiyem eğer alacaklı ile hiç bir şekilde anlaşamıyor iseniz adli para cezasını 12 takside kadar hakim bölebiliyor.Zaten en kötü 4 taksit yapılıyor.Ama bence bunu ödeme gücünüz var ise alacaklı sizinle haydi haydi anlaşır.

      • Suheyl Bey;

        Zaten Tüm güçlüler Suçlu değilmi:) Bakın Anayasaya kendilerine bile artık hayrı kalmadı hukukun; sizce ne yapmalı.Benim iflas etme sebebim dolandırıldığım için bana çek verildi tamamı karşılıksız çıktı adamlar dolandırıcı şebekeymiş.Bu adamları şikayet ettiğimde Şanlıurfa da bir savcı kovuşturmaya yer yok diye karar aldı ve verdiği cevap ticaretini akıllı yapsaydın.Doğru akıllı yapsak gerçekten acımasız olmak gerek bir çok yerde ama işin içine vicdan girince farklı oluyor insan.Her neyse öncelikle vermiş olduğunuz bilği için çok teşekkür ederim.Ama alacaklı ile anlaşmamın tek yolu 27.000 tl lik parayı ödemen gerek diyor.Taksitlendirmeden bahsetmişsiniz hapis kararı kesinleşmiş bir davada bunu yapa bilecek bir avukat varmı bildiğiniz.Tek düşüncem şuan ödemekte olduğum borçları hapse girince nasıl ödüycem:( Veya yasada böyle bir durumda taksitlendirme yapıla bilirmi ?Sadece bildiğim İcra dairesine giderek taksitlendirme yapıla bilir oda alacaklının kararıyla oluyormuş sadece.Alacaklıda bu kadar inatçı olunca tabi yine hapis yolu gözüküyor.Ailem olmasa inanın girer iceri yatarım ondan sonra ne yapacak alacaklı hiç bir şey.Saygılar…

        • Bülent bey,
          Avukat olarak dernek avukatlarından yararlanabilirsiniz.Bu site de KOSİAD sayfasına giderseniz telefonlar var.Oradan arkadaşlar size yardımcı olacaklardır.Taksitlendirme yolunuz açık adli para cezasında her zaman.Bu yakalansanızda geçerli taksit yapıp çıkarsınız.Tabi biraz hakime kalmış vade sayısı.Ama en az 4 taksit yapıyorlar.

          • Bülent AKAY

            Çok Teşşekkür ederim vermiş olduğunuz bilğiler için kendinize iyi bakın sheyl bey iyi çalışmalar BOL BOL Kazançlar.Saygılarımla…

  2. merhaba arkadaşlar,öncelikle bu dertten müzdarip bütün insanlara sabır diliyorum.benim size bir kaç sorum olcak eğer yanıtlarsanız ve görüşlerinizi bildirirseniz çok memnun olurum.2000 tarihinde keşide edilmiş her biri 20.000.000 tl lik 4 adet çekim var krizden dolayı ve işlerim bozuldugundan dolayı bunların karşılığını bulunduramadım.ve sonraki sürecleri hepiniz biliyosunuz ama ben hic bir şekilde ne adresime gelen bir belgeyi nede bir tebligatı kabul ettim.şu an ben ödeme tahahütünde bunlunmak istiyorum fakat bu miktarın yasal faizleriyle beraber ne kadar olacağını tam bilmiyorum,sizler benim için hesaplarmısınız?ama eminim benim ana borcumdan fazla bir mebla olcaktır ki ben ana parayı ödeyemiyorum faiziyle birlikte bu parayı nasıl ödeyeceğim o da ayrı bir konu.bir de ben bu parayı ödemeyi tahahüt ettim diyelim ondan sonraki sürec işlemekte iken daha ilk taksidimi yatırmadan önce alacaklıyla anlaşırsam eğer,dava ortadan kalkar mı?mahkemeye de benim kendim gitmem lazım mıs bu bi sorun oluştururmu mahkemede yakalanırmıyım yada tahhahütümü hakim kabul edinceye kadar içeri alırlar mı beni?sizce ne yapmalıyım süre de kısalıyor bana acil cevap verirseniz çok memnun olurum umarım hepimiz bir gün bu sıkıntılardan kurtuluruz kardeşlerim..saygılarımla

    • merhaba Kemal bey,

      -faizler ödeme tarihinde hesaplanacaktır.
      -2000 tarihindeki çekler için zaman aşımınıda kontrol edilmesi iyi olur.
      -ödeme tarihine kadar alacaklı ile anlaşırsanız ceza düşer.

      anlayabildğim kadarıyla : cezalarınız kesinleşti. siz itiraz etmediniz. taahhüt verdiniz. taahhütü yapmazsanız, infazınız kaldığı yerden decvam eder.

      taahhüt ile konular çok belirsiz. yalnız biz değil, herkes varsayım ile hareket ediyoruz.

      geçmiş olsn

      • cezam gecen sene kesinleşti ve ben itiraz edemedim herşey gıyabımda oldu,şimdi gidip 4 cek için tahhahüt vercem,en azından biraz zaman kazanmak için,umarım mahkemede bir sorunla karşılaşmam.zaman aşımıyla ilgili tam bilgim yok önce onu arastıracagım dediğin gibi ama zaman aşımında çeki verdiğim tarihmi yoksa mahkeme kararının verildigi tarihmi baz alınıyor onu bilmiyorum,eger cekleri keşide ettigim tarihse baz alınan ozaman zaman aşımı olabılır(ki hir bir sekilde zaman aşımı sürecini bozacak birsey yapmadım öyle ki karara itiraz bile etmedim)ama mahkeme kararının sonuclandıgı tarihse baz alınan ozaman daha 10 sene var nerden bakarsan zaman aşımına..Herseyın hayırlısı artık umarım bir şekilde çozülür..ben çok teşekkür ederim kardesim yardımların ıcın hoscakal.

  3. mrb çek mağdur arkadaşlarım hepımız aynı durumdayız bu şekılde olmaz hepımız bırlıkte bı karar verelım ankara da izmirde istanbulda ferk etmez bırleşıp toplanalım hakımızı allalım böyle yazmak la kımse ne bızı görur nede bıze cevap verır hepınız buraya boş yazıyorsunuz bu devlet böye adam devleti soymuş elını kolunu salayıp geziyo devlet soyan kışıde parası olduğu için devlet bıle onunde esas duruşa geçıyo çunku parası var ama ben sen gıbı garibanlar 1000 lıralık çek ceza için evmızden bı işe gıtmeyı korkuyoruz nerde bu devlet nerde bu adalet arkadaşlarrrr kımse kımseının halınden anlamaz tok karnın aç karnından haberi yok ne yapalım yaklanmamak için dağa çıkıp teroristmı olalaım zaten bu devlet benım anladığım kadarıyla ben bı kurdum ama normal bı turk vatandaşıyım bu duruma duşmeden önce turk vatandaşydım butun bu teroritlere nasıhat yapıyordum dıyordumkı arkadaşlar bu devlet hepımızın devleti hepımız turk vatandaşıyız bu devlete ıhanet etmıyelım ama demek adam haklıyımış adam lar dıyordıkı bı gun sende bı borçlu ol bak sende nasıl bu devleten kaçacaksın ınanmıyodum ama gerçekten haklıymışlar onun için zaten turk devleti bu yuzden mıletını kendınden soğutuyo devlet fakırın elınden tutumuyo çunku devlet mafya gıbı parayı tahsıl edıyo bızım gıbı gaRIBANLARDAN NE DIYEYIM SADCE YAZIKLAR OLSUN

    • düne kadar özgür değildim
      kısıtlı bir sürede olsa özgürüm şimdi
      benle aynı durumda olup taahhüt veren binler gibi
      önceden benim yerime başkalarını bulup göndermeye uğraştım
      bundan sonra tüm organizsyonlara,eylemlere katılmak boynumun borcu
      şimdi tam vaktidir
      bende dernekten eylem organizyonu yapmalarını bekliyorum
      hepsine adımı yazabilirler,kendi adıma elimden geleni yapacağım bundan sonra

  4. mrh bende çeklerımı ödeyemedımdıye cezaevıne gırdım af dedıler onume ödeme evragı getırdıler imzalayıp cıktım sorusturmam sımdılık dırmuştu cıkılı 2ay olmasına raman şimdi yime aranıyorum karakoldan ne yapcayımı bılmıyorum yardımcı olurmusumuz

  5. GERÇEKTEN AKP NİN ALTARNATİFİ YOK MU?
    2500 YIL ÖNCE LİKYA.
    Perikles’e göre her yurttaş devletin yönetimi konusunda bilgili olmalıydı ve yönetimle de siyasetle de yakından ilgilenmeliydi. Bu bilgiyi edinme gereğini duymayan veya bu ilgiyi göstermeyen yurttaşlar ‘zararlı’ değil ‘yararsız’ kişiler sayılmalıydı. Perikles herkesi sürekli açık tartışmaya ve eleştirmeye çağırıyordu söylevinde. Tartışma ve eleştiri özgürlüğü olmadan ve kullanılmadan devletin sağlıklı biçimde yönetilemeyeceğini vurgulayan Perikles, ‘Tartışmayı yönetimde uygulamaya ve etkinliğe engel saymak şöyle dursun, görevlerimizi yapmaya girişirken eğer yurttaşlar bize neler yapmamız gerektiğini söylememişlerse, bunu eksiklik sayarız’ diyordu ve şunları ekliyordu, ‘Biz Atinalılar iki niteliği çok çarpıcı biçimde bağdaştırırız. Bir yandan eylemde kararlılık ve cesaret, bir yandan da eyleme geçmeden önce enine boyuna tartışma. Onun içindir ki bizim cesaretimiz cehaletten kaynaklanmaz ve bizde tartışma bir kararsızlık etkeni olmaz’ diyordu.”
    BİR ZAMANLARDA BÜLENT ECEVİT VARDI…..
    Küresel seçkinlere karşı gelen…….
    Perikles’ten iki bin beş yüz yıl sonra, hâlâ Türkiye’de, kusurlu bir demokrasi var. Öyle ki, ülkemiz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde 1 günde 11 ceza alıyor.

    Perikles’in “ağıt söylevi” hâlâ unutulmadı. Ecevit, 12 Eylül’de kaybedilen özgürlüğün ardından yazdığı şiire, Perikles’in anısına, “Ağıt söylev” başlığını vermiş.

    Hiç şüpheniz olmasın, Türkiye’yi hukukun üstünlüğü çizgisine çekmeğe çalışan, Sami Selçuk gibi hukukçular da, ileride minnetle anılacak.

    ÖZGÜRLÜĞÜ YİTİRDİK DOSTLAR;
    ardından bir çift sözüm var,
    Havaya benzerdi biraz.
    Varlığı duyulmazdı özgürlüğün,
    yokluğu dayanılmaz.
    `saklamayın` derdi özgürlük “beni kendinize”
    “esirgemeyin beni ellerden,
    esirgendikçe tükenirim çünkü,
    paylaşıldıkça çoğalırım ben”
    Oysa kendimize kalsın diye özgürlük;
    ona bahçelerde duvarlar ördük.
    Uçup gitti kuş misali bahçelerden,
    ne eller gördü hayrını, ne biz gördük,
    “YURTTAŞLAR” DERDİ ÖZGÜRLÜK
    `bu devleti sizler yöneteceksiniz
    elele yaşatabilmek için beni,
    yaşayabilmek için benimle`
    Oysa dünyalarımız öylesine küçüktü,
    devlet öylesine büyük.
    Yönetilmek öylesine rahattı,
    yönetmek öylesine yük.
    Bir seyirlik oyun saydık devleti,
    bıraktık oyuncuların eline.
    Düdük çaldı, oyun bitti; `
    haydi` dendi `herkes evine`
    YOK ARTIK DOSTLAR AĞLAMANIN YARARI
    ELLERİMİZLE KAZILDI ÖZGÜRLÜĞÜN MEZARI…1985 BÜLENT ECEVİT
    “Bu şiir, özgürlüğü yakalamışken, ya da yakalar gibi olmuşken, zaman yitiren daha nice ülkede yazılmış olabilirdi.” OLDU … IRAKTA KOMŞUMUZDA

    DOSTLARIM;

    DEMOKRASİNİN BEKCİSİ DEVLET DEĞİLDİR. DEVLETİN HERHANGİ BİR ORGANI DA.
    DEMOKRASİNİN TEK BEKCİSİ ONDAN NEMALANACAK OLANLARDIR. HALKTIR…

    EĞER DEMOKRASİMİZE SAHİP OLMAZSAK, ABD ZAMANI BEKLİYOR.

    “TÜRKİYEDE, DEMOKRASİYE MÜDAHALE VAR DİYE” GEREKCEYLE.

    DEMOGOJİ YAPIYORLAR. MEYDAN BOOOOOŞ.
    Demogoji, toplumun duygularını ve önyargılarını kullanarak var olan gerçekleri farklı şekilde gösterme sanatıdır.

    Tarih boyunca çeşitli başarılı demogoglar olmuştur. Bu kişiler toplumu yönlendirmek için onların duygu ve önyargılarını kullanarak istedikleri sonuçları almaya çalışırlar. Bunların içerisinde en başarılılarından birisi George W. Bush’dur!

    George W. Bush, 9 Eylül olayları sonrasında toplumun tedirginliğini kendi lehinde kullanarak Irak’ın ABD için ciddi bir tehdit oluşturduğu mesajını işlemiş, ve kamuoyundaki destek oranını %70’e kadar çıkartarak Irak’a saldırmayı haklı bir noktaya getirmiştir! Aslında gerçek şudur: Irak savaşında ölenlerin sayısı ABD’de düzenlenecek terör saldırılarının kat ve kat üstündedir. Üstelik terör tehditi ortadan kalkmamış, tam tersine artmıştır.

    AKP DEMOGOJİSİ NEDİR?

    DEMOKRASİYİ İSTİYORUZ.

    BU DEMOGOJİ DEĞİLDENEDİR DOSTLARIM. UYUMAYIN.

    HANİ AB. UYUM YASALARI?
    2005 TEN BERİ RAFLARDA.
    DEMOGOJİ BOOOL. İKTİDAR VAR. AMA MUHALEFET YOK. SORUYORUM MUHALEFET NİYE YOK. DEMOGOJİNİN GEREKCESİ; AKP NİN ALTERNATİFİ YOK.

    OYSA VAR. DEMOKRASİNİN SAHİPLERİ.
    ZURNANIN SON DELİĞİ EZBERDE.
    YA EZBER BOZULSA. DEMOGOJİDE SAMİMİYET SORULSA. HALK İKTİDARI İSTENSE.

    ÜTOPYA DEĞİL BU DOSTLARIM.

    KANUNLARIMIZI ALDIĞIMIZ YER. YILLARCA EMNİYETLE ÜLKE DENİLMİŞ.

    İSVİÇRE

    YÖNETİM ŞEKLİ:FEDERAL CUMHURİYET. YARI DOĞRUDAN DEVLET İDARESİ.
    HALK KANUN TEKLİF EDER. BEĞENMEDİĞİ KANUNU VETO EDER. REFERANDUM LA OY KULLANIR.
    Dinler
    Katolik %46,1 – Protestan %40 Dinsiz %8,9 – Diğer %5

    Etnik gruplar
    Almanca konuşanlar: %64 Fransızca konuşanlar: %20
    İtalyanca konuşanlar % 8 Roman: %0,6 Diğer: % 7,4
    1874 Anayasasının düzeltilmiş hali Federal Parlamentosu tarafından 18 Aralık 1998 tarafından onaylandı, referandumla 18 Nisan 1999’da kabul edildi ve 1 Ocak 2000’de yürürlüğe girdi.
    İsviçre’de Kanun sistemi: Geleneksel Hukuk sistemi tarafından etkilenmiş Sivil Hukuk Sistemi; genel zorunlu niteliğin federal hükümleri hususları haricinde zorunlu ICJ yargılama yetkisini belirli şartlarla kabul etti.
    İsviçre; düşük işsizlik oranıyla, oldukça yetenekli iş gücüyle ve büyük Avrupa ülkelerine nazaran daha yüksek GSYİH’e sahip barışçıl, refah düzeyi yüksek bir ülkedir. Son yıllarda İsviçre, uluslar arası rekabet gücünü arttırabilmek için AB’ye uygun olarak ekonomik uygulamaları gündeme getirdi. İsviçre yatırımcılar için güvenilir bir yerdir çünkü banka gizliliği prensibini sürdürmüş ve frankın uzun – dönem dış değerini korumuştur. Avrupa’nın zayıf ekonomik durumlarını yansıtmakla beraber GSYİH büyümesi 2001 – 2003 yılları esnasında durgunlaştı, 2004 – 2005 döneminde yıllık % 1.8 ve 2006’da % 2.9 oranında gelişti. Yine de işsizlik oranı AB ortalamasının yarısından daha az kaldı. İsviçre Anayasası her erkeğin askeri hizmetini yapmakta zorunlu olduğunu belirtmektedir. Her İsviçre erkeği silahlı kuvvetlerde en az 260 gün askeri hizmetini yapmak zorundadır. 19 yaşına girenler askeri görevini yapmak zorundadır ve 17 yaşındakiler gönüllü olarak askerlik hizmetini yapabilirler. Askere alınan gençler 15 haftalık zorunlu hizmet alırlar ve bayanlar gönüllü olarak alınırlar ama özel bir görevle görevlendirilmezler. (2005)

    NEDEN BİZDE DEMOKRASİ EZBERLERLE KISITLI.

    DOSTLARIM; ÜLKEMİZ ENERJİ SAVAŞLARININ, “HER YOL TÜRKİYE’DEN GEÇER’İ DİR”
    küresel seçkinlerin “kapalı rejim uygulamsını kabul etmediği” bir ülkedir. Asker olduk, bu bizim nüvemizde var. Ancak PARA nın EFENDİSİ olamadık.

    “Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerdeki cephenin suskunluğudur.” “İstiklal, istikbal, hürriyet, herşey adaletle kaimdir!” “Söz konusu olan vatansa, gerisi teferruat.”
    ” Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.”
    “Milletlerin tarihinde bazı dönemler vardır ki, belli amaçlara erişebilmek için maddî ve manevî ne kadar kuvvet varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı doğrultuya yöneltmek gerekir. Yakın yıllarda milletimiz, böyle bir toplanma ve birleşme hareketinin önemli sonuçlarını kavramıştır. Memleketin ve devrimin, içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için, bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması gerekir. Aynı cinsten olan kuvvetler, ortak amaç yolunda birleşmelidir.”
    “Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.

    ● Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.”
    “Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.”

    Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.

    ● Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.

    ● Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.
    M.KEMAL. ATATÜRK

    SAYGILARIMLA
    Burhan İŞCAN

  6. MAKSAT MUHABBET, ÇAY MOLASI BAHANE Mİ?

    ÇEK MAĞDURLUĞU BİTSİN Mİ BİTMESİN Mİ?

    EZBERLERDE OYALANMANIN GETİRİSİ NE?

    NİSANDA ÇEK YASASI DEĞİŞECEK. NEDEN?

    TC Adalet Bakanlığı Türk Ticaret Kanunu Komisyonu Başkanı, Ticaret hukuku konusunda Türkiyede en büyük otorite sayılan Prof. Dr. Ünal Tekinalp yeni Türk Ticaret Kanunu tasarısını tanıttı.
    Türk Ticaret Kanunu Tasarısı, 09.11.2005 tarihinde T.B.M.M. başkanlığına sunulmuş ve Adalet Komisyonunda görüşülmüştü. Genel Kurulda görüşülemeden milletvekili seçimi yapıldığından, tasarı yenilendikten sonra tekrar Adalet komisyonunda görüşülmüş ve genel kurul gündemine alınmıştır. 26 Kasım 2008 tarihinden itibaren T.B.M.M. genel kurulunda görüşülmesine başlandı. ANCAK 1535 madde olan taslak ilavelerle 1800 maddeyi bulacak.
    BU KADAR BÜYÜK VE ÖNEMLİ YASA MUHALEFET DESTEĞİ OLMADAN ÇIKAMIYOR.
    MUHALEFETİN DESTEĞİ ŞART.
    Mecliste gurupları ziyaretim sırasında; MHP gurubunda, grub başkanvekili Sayın Şandır bana bu hususu hatırlattı.

    ESAS ÇEK YASASI BU YASANIN İÇİNDEDİR.
    Çekle ilgili genel hükümler bu yasadadır. Bu yasanın değişmesi ile birlikte iki vasıflı çek olacaktır. VADELİ VE VADESİZ ÇEK.
    Yasa ile birlikte SORUMLULUK SİGORTASI dediğimiz bir sigorta türü de geliştirilmiştir.

    Tasarı ile ilgili verilen bilgileri şöyle bir sıralayalım.

    Tasarı 1800 madde civarındadır. Bugüne kadar komisyonda 77 maddesi kabul edilmiştir. Tasarı 9 yıldır tartışılmaktadır. Yeni tasarının bazı hükümleri Avrupa Birliği mevzuatına uymamaktadır. Tasarı bugünkü şekli ile aynen kabul edilse bile ileride Avrupa Birliği mevzuatına ve bu mevzuattaki değişme ve gelişmelere göre değişecek, hatta sık sık değişecektir. Tamamen yeni anlayışla yazılan maddeler 1000 madde civarındadır. Bu tasarı için ilk defa %100 Türkler tarafından hazırlanan bir tasarıdır demek gerekir. Tasarı olduğu gibi kabul edilse bile getirdiği yenilikler dolayısıyla oturması en az iki yıl sürecektir.

    Kısaca bazı yenilikler

    Çekte cayma kaldırıldı, VADELİÇEKLE İLGİLİ DÜZENLEME YAPILDI.

    Şeffaflık esas alınarak, internette yayın esası getirildi. Yayınlanacak mali tablolar, denetleme raporları, değerleme raporları, rüçhan hakkı kullanma çağrıları, tasfiye ilanları, benzeri bilgiler internette yayınlanacak, internet sitesine erişim herkese açık ve engelsiz olacaktır. İnternette şifre alınarak elektronik genel kurul yapılabilecektir.

    Tek pay sahipli anonim şirket, tek ortaklı limited şirket kavramları ilk defa tasarı ile gündeme alınmıştır.

    Şirket toplulukları konusu düzenlenmiştir.

    Ticari defterlerle ispat konusu kaldırılmıştır.

    Şirketlerde birleşme, bölünme, tür veya nevi değiştirme konusunda bilhassa ortakların, ortaklık alacaklılarının, işçilerin korunması, haklarının güvence altına alınması esas alınarak maddeler getirilmiştir.

    Daha birçok yeni ve güzel hükümlerin arasında en önemli olan ise denetleme konusunda getirilen hükümlerdir.

    Sigorta hukuku alanında da yeni düzenlemeler getiren tasarıya göre, meslekleri gereği bir hata yapıp, tazminat talebiyle karşılaşacağını düşünen kişilerin düzenleyeceği sözleşmelerle ilgili olarak, “sorumluluk sigortaları” kavramı, Türk hukukuna ilk defa girecek. Bunun gibi bir çok yeni düzenleme getiren tasarının yakında mecliste görüşülüp yasalaşması öngörülüyor.

    HÜKÜMETİN MUHALEFETE KARŞI STRATEJİSİ ŞUDUR.

    “ZARURET HASIL OLDU.”

    ZARURETİN HASIL OLDUĞUNU MUHALEFETE BİLDİRECEK OLAN KİM?

    TOPLUM. HALK.

    5941 İLE ZARURET HASIL OLMUŞTUR.

    ÇEK MAĞDURLUĞU AÇISINDAN PROBLEM MAĞDURLARIN TUTUMUNDADIR.

    Mağdurlar , maallesef zamandan nemalanmak, beklemeyi tercih etmek yoluna gitmiştir.

    BİRİLERİ UĞRAŞIYOR. BEN UĞRAŞMASAM FARK ETMEZ STRATEJİSİ ZARARDIR.

    Mağdurlar mutlaka ORGANİZE olmalı. Kurulan dernek; maksadın dışında davranmış ve mağdurları soğutmuştur.

    DERNEĞİN SONUCA GİTMEDE MAKSADI SAMİMİYETSİZDİR.

    ZİRA; HALA SONUCA ETKİYAPACAK NEDENLERİN YA FARKINDA DEĞİLLER, YADA SİTELERİN BEKASI AÇISINDAN MAĞDURLUĞUN SÜRMESİNİ İSTİYORLAR.

    BUNA MUKABİL BANKALAR LOBİSİ HALA ÇALIŞIYOR.

    TÜRK EKONOMİSİ BATARKEN % 25 KARA GEÇİYORLAR. REEL DURUMDA BU %60 BÜYÜMELERİ ANLAMINDADIR. VE BUNUN İSBATI ELEMAN ALMAKTA VE ŞUBE AÇMAKTA DAVRANIŞLARINDA GÖRÜLÜYOR.

    Mağdurlar vakit geçirmeden AİHM başvurusu yapmalı. BU MART AYI İÇİNDE YAPILMAZSA GEÇ OLACAK.

    HALA ANAYASA MAHKEMESİ BEKLENTİSİ VAR. ÇOK YANLIŞ.

    1- ANAYASA MAHKEMESİ ÇEK YASASININ TÜMÜNÜ İPTALETMESİ İÇİN 5 YIL GEÇMELİ.
    2- CHP’NİN İLERİSÜRDÜĞÜ MADDELERİN TÜMÜNÜ DE İPTAL ETMEZ. EDERSE YUKARDA SÖYLEDİĞİM ZARURET Bİ KERE DAHA DOĞAR Kİ BU AKP NİN İŞİNE GELİR. AKP, CHP nin her fırsatta ANAYASA MAHKEMESİNE gittiğini bildiği için SIRF ZARURET HASILOLSUN DİYE BÖYLE YAPTI.Bu anayasa mahkemesince itibar edilmeyecek bir durumdur.
    3-YARGIYLA HÜKÜMET ARASINDA BÖYLE BÜYÜK ÇEKİŞME VARKEN YARGIDAN MEDET UMMAK HÜKÜMETİN İŞİNE GELİYOR. GÖREV YAPMIYORLAR KARDEŞİM YARGI REFORMU ŞART DİYE YARGIYI TESLİM ALMA PEŞİNDELER.

    TEK YOL AİHM.

    SAMİMİYET VARSA.

    SAYGILARIMLA

  7. acilen bir toplantı yapılması taraftarıyım ..en azından bir kac kişi bir araya gelelim Rahmi beyin yıne öncülük edeceği ..ve belli başlı konuları istişare edip neler yapılması gerektiğini yazalım buraya cunkü zamanda artık geri sayımdayız…

  8. 2010 Şubat 17 a.b. permalink
    2010 Şubat 17 acil demokrasi

    bu süreç başlatıldıktan sonra taahhüt işleminin yapılması bence doğru olacaktır

    a.b. soru:

    peki bu süreç taahhüt verme müddetine kadar sonuçlanabilirmi sizce

    Cevapla 2010 Şubat 17 acil demokrasi permalink
    ab bu konudaki şahsi düşüncem şu
    yeniden yargılama talebi yapıldığında hukuki bir süreç başlamış oluyor
    sonucu olumlu veya olumsuz olabilir bunu kestiremiyorum
    yeniden yargılama dilekçesiyle birlikte bir hakkın kullanılmaya başlaması söz konusu
    bu başlangıç yapıldıktan sonra taahhüt vermek için sürecin sona ermesini beklemek gerekmiyor düşüncesindeyim
    ancak taahhüt verildikten sonra yeniden yargılanma talebinde bulunulduğunda hukuki süreç taahhütten dolayı durdurulabileceği için yeniden yargılanma istemimiz reddedilebilir kanısındayım
    Rahmi beyin benzer bir yorumu olmuştu
    benim bakış açım bir hakkımızın kaybolmaması noktasındadır
    bu konuyu değerlendirip harekete geçmeliyiz

    Cevapla 2010 Şubat 17 a.b. permalink
    sevgili acil

    ben değerlendirmeyi kendi açımdan yapıyorum
    şimdiye kadar ne kadar itiraz dilekçesi verdiysem red oldu.

    benim ayrı yerlerde neticelenmiş toplam5-6 adet dava dosyam var
    herbiri için başvurmam gerekiyor

    yeniden yargılama talebimin kabul edildiğini farz edelim

    o taktirde önceden infaz olan dosyalar,yeni yargılama sürecinde,cezai müeyyideleriyle ve tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkarmı
    kalktığını farz edelim
    yeniden yargılanmam sonucunda netice müsbet olsa bile, biraz daha zaman kazanmış olabilirim
    ancak yeniden yargılama sürecinde, bu kadar dosyanın takibi benim için ciddi bir avukatlık ücreti anlamına geliyor.
    benim birçok arkadaşımız gibi buna gücüm yok artık
    bu ülkede güvendiğim inandığım bir kurum olsa avukatada gerek yok ben koştururum,gece gündüz
    ama o inançta kalmadı bende

    • sevgili ab
      sıkıntın hepimizin sıkıntısı
      bu yüzden örgütlenmemiz gerekiyor
      bireysel olarak yapabileceğimiz şeyler dışında toplu olarak yapmamız gereken şeyler var
      bireysel olarak itiraz hakkımız var
      nasıl ki taahhüt şahsen verilebiliyorsa yeniden yargılanma talebide şahsen yapılabilir
      davanız başka bir ildeyse bulunduğunuz ildeki mahkeme aracılığı ile talebinizi iletebilirsiniz
      diğer yandan dernek örgütlenmesini yerli yerine oturttuğumuzda derneğin resmi anlaşmalı bir avukatı olur ve üyelerinin hukuki işlemlerini takip edebilir
      dernek avukatının aylık ücretini dernek üyeleri aidatlarıyla öder
      üyelerde derneklerine sahip çıkarsa birçok problemi çok daha kolay aşabiliriz

      • sevgili acil
        gereken ne ise ben kendi adıma yapabileeğimi yapmaya hazırım
        derneğin organizasyonlarını ve etkinliğini arttırmak gerek diye düşünüyorum
        artık hepimiz bir çatı altında toplanıp mücadeleye güç kazandırmalıyız
        görünen o ki mağdurun mağdurdan başka dostu yok

  9. 2010 Şubat 17 erkan şat permalink
    infazı olan arkadaşlar neler yapsınlar …bir cok arkadasımız halen taahit vermediler infazdan aranıyorlar …acaba yeniden yargılama istemini nerden nasıl alacaklar ..Admin onun içinde ayrı bir sayfa acarsan iyi olur cunku konular dağılıp gidiyor

    Cevapla 2010 Şubat 17 acil demokrasi permalink
    bu konuda yeni bir sayfa açılması fikrine katılıyorum

  10. 2010 Şubat 17 acil demokrasi permalink
    Daire:CGK
    Tarih:2009
    Esas No:2007/6-318
    Karar No:2007/4
    Kaynak:YKD 2009/KASIM
    İlgili Maddeler:TCK 149, TCK 150,
    İlgili Kavramlar:YAĞMA, YENİDEN DEĞERLENDİRME, DURUŞMA AÇILMASI, LEHE KANUN
    Ceza Genel Kurulu 2007/6-318 E.N , 2007/4 K.N.

    İlgili Kavramlar
    o DURUŞMALI İNCELEME YAPILMASI
    o LEHE KANUN UYGULAMASI
    o UYARLAMA YARGILAMASI

    Özet

    UYARLAMA YARGILAMASINDA EVRAK ÜZERİNDE KARAR VERİLMESİ;

    EYLEMİN SUÇ OLMAKTAN ÇIKARILMASI, CEZA SORUMLULUĞUNUN KALDIRILMASI,

    ÖNCEKİ HÜKÜMLE BELİRLENEN CEZANIN BİR DEĞERLENDİRME VE TAKDİR GEREKTİRMEMESİ HALLERİYLE SINIRLIDIR.

    5237 SAYILI TCY’NİN 149/1-H MADDESİNDE DÜZENLENEN VE 10 YILDAN 15 YILA KADAR HAPİS CEZASINI GEREKTİREN NİTELİKLİ YAĞMA SUÇUNUN TEMEL CEZASININ, AYNI YASA’NIN 61/1. MADDESİ HÜKMÜ GÖZETİLEREK, MADDEDEKİ ÖLÇÜTLERE GÖRE BELİRLENMESİNİN GEREKMESİ VE 5237 SAYILI TCY’NİN 150/2. MADDESİNİN UYGULANMA OLANAĞININ BULUNUP BULUNMADIĞININ TESPİTİ, ANCAK DURUSMALI YAPILACAK BİR YARGILAMA İLE MÜMKÜNDÜR. YEREL MAHKEMECE TEMEL CEZANIN ASGARİ HADDEN, TAKDİRİ İNDİRİM NEDENİNİN DE AZAMİ HADDEN UYGULANARAK CEZA TAYİN EDİLMİŞ OLMASI DURUSMALI İNCELEME ZORUNLULUĞUNU ORTADAN KALDIRMAZ.

    İçtihat Metni

    Sanık Yükselin geceleyin yağma suçundan TCY’nin 497/1 ve 59. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında aynı Yasa’nın 31, 33 ve 40. maddelerinin uygulanmasına ilişkin (Ankara Sekizinci Ağır Ceza Mahkemesi)’nce verilen 18.12.2002 gün ve 266-400 sayılı hüküm Yargıtay Altıncı Ceza Dairesi’nce 02.10.2003 gün ve 4994-6273 sayı İle onanmak suretiyle kesinleşmiştir.

    Hükümlünün hukuki durumunun yeni yasalar karşısında değerlendirilmesi isteminde bulunulması üzerine, Ankara Sekizinci Ağır Ceza Mahke-mesi’nce evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda 14.07.2005 gün ve 266-400 sayılı ek karar ile; 5237 sayılı Yasa’nın hükümlü lehine olduğu kabul edilerek, 5237 sayılı Yasa’nın 149/1-h ve 62. maddeleri maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılması, 5237 sayılı Yasa’nın 53/1. maddesinin a-b-d ve e fıkralarındaki haklardan ceza süresince ve cezanın infazı sırasında yoksun bırakılmasına, tutuklu kaldığı günlerin 5237 sayılı Yasa’nın 63. maddesi uyarınca mahkumiyetinden indirilmesine, karar verilmiştir.

    Hükümlü tarafından süresinde yasayoluna başvurulması üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay Altına Dairesi’nce 07.03.2006 gün ve 14131-2175 sayı ile;

    “5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasa’nın 98/1,101/1 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürüdük ve Uygulama Şekil Hakkında Kanun’un 9/1. maddelerinin açık hükmü karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesi benimsenmemiştir.

    Ankara Sekizinci Ağır Ceza Mahkemesince 18.12.2002 gün ve 2002/266-400 sayılı kararıyla 765 sayılı TCY’nin 497/1, 59/2. maddelerine göre sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş, hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY uyarınca uyarlama istemi üzerine; 14.07.2005 gün ve 2002/266-400 sayılı ek kararla, cezanın türü, alt ve üst sınırlan bakımından lehe olan 5237 sayılı TCY’nin 149/1-h, 62/1. maddeleri gereğince belirlenen uyarlama kararının, önceki ve sonraki Yasada suçun yasal öğelerinde değişiklik bulunmaması, her iki Yasaya göre de cezanın erteleme kapsamı dışında kalması, önceki ve sonraki Yasalara göre temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi, cezada artırım ve indirim yapan hükümler yönünden de bireyselleştirmeyi gerektiren bir oran takdirinin söz konusu olmaması nedenleriyle 5275 sayılı Yasa’nın 98/1, 101/1 ve 5252 sayılı Yasa’nın 9/1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden verilmesi doğru olduğu gözetilerek, dosya ve duruşma tutanaktan İçeriğine, gerekçeye göre sanık Yükselin temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle hakkındaki usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak onanmasına,” karar verilmiştir.

    Yargıtay C.Başsavalığı’nca 05.12.2006 gün ve 271628 sayı ile;

    Gece vaktinde işlenen yağma suçu 5237 sayılı TCY’nin 149/1-h maddesinde 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasını gerektiren nitelikli yağma suçu olarak düzenlenmiş olup, anılan Kanun’un 61/1. maddesi hükümleri gözetilerek alt ve üst sınır arasında takdir hakkı kullanılarak temel cezanın belirlenmesi gerekir.

    Diğer yönden yağma suçunun konusunu oluşturan değer bir adet kullanılmış cep telefonudur. Suç konusu değerin 5237 sayılı TCY’nin 5377 sayılı Yasa ile değişik 150/2. maddesi kapsamında az olup olmadığının tespiti duruşma açılarak yapılacak incelemeyi, tartışmayı ve takdiri gerekli kılmaktadır, gerekçeleriyle itiraz yasayoluna başvurularak Yargıtay Altıncı Ceza Dairesi’nin 07.03.2006 gün ve 14131-2175 sayılı onama kararının kaldırılarak, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi istenilmiştir.

    Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

    Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenip, kesinleşen hükümlerde, uyarlama yargılaması sonucu 5237 sayılı Yasa’nın lehe kabul edilerek, alt sınırdan uygulama yapılması ve buna bağlı olarak indirim oranlarının en üst, artırım oranlarının ise en alt sınırdan uygulanması halinde evrak üzerinde karar verilmesine olanak bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

    5252 sayılı Yasa’nın “Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul” başlıklı 9. maddesinin üçüncü fıkrasında; “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.”

    şeklinde lehe yasanın saptanmasında başvurulacak yöntem düzenlenmiş olup,

    Bu hüküm uyarınca, kesin yargı haline gelmiş bir hükümde değişiklik yargılaması yapılması, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya her iki yasanın ilgili tüm hükümleri birbirine karıştırmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerekli kılmaktadır.

    Kesin yargı haline gelmiş bir hükümde sonradan yürürlüğe giren ve lehte hükümler içeren yasaya dayalı bulunan değişiklik yargılamasında, her iki yasanın İlgili tüm hükümleri, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya uygulanmak suretiyle belirlenmeli, bu belirleme herhangi bir inceleme. araştırma, kanıt tartışması ve takdir hakkının kullanılmasının gerekmediği:

    Eylemin suç olmaktan çıkarılması,

    Ceza sorumluluğunun kaldırılması,

    Önceki hükümle belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi gibi hallerde,

    Evrak üzerinde:

    Sonraki yasa İle;

    Suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmiş olması,

    Cezanın tayininde 5237 sayılı TCY’nin 61. maddesi gözetilerek cezanın tayin ve takdirinin gerekmesi,

    Önceki hükümde cezanın asgari haddin üzerinde tayini nedeniyle bu olguların 5237 sayılı Yasa’nın 61. maddesi uyarınca tartışılmasının gerekmesi,

    Artırım ve indirim oranlarının belirlenmesinin takdiri gerektirmesi,

    Seçimlik cezalardan birinin tercihinin söz konusu olması,

    Seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hal-lerin değerlendirilmesinin gerekmesi,

    Durumlarında ise, duruşma açılarak değerlendirme yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu değerlendirme yapılırken hükmün gerekçe bölümünde yukarıda belirtilen ilkelere uygun olarak, her iki yasaya göre uygulama ve sonuçları yasal dayanakları ile birlikte belirtilmeli, lehe yasanın hangisi olduğu saptandıktan sonra, hüküm fıkrasında; lehe olduğu kabul edilen yasa ilgili tüm hükümleriyle birlikte olaya uygulanmak suretiyle hüküm tesis edilmelidir.

    Ancak duruşma açılarak yargılama yapılsa da, bu yargılamanın sonraki yasanın lehe hükümlerinin saptanması ve uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile sınırlı ve kendine özgü bir yargılama olduğu unutulmamalı, lehe yasanın tespiti amacıyla yapılan yargılamada, önceki karar dışına çıkılmamalı, kesinleşen karardaki suça uygulanması olanağı bulunan 5237 sayılı Yasa hükümlerinin tamamının uygulanarak bulunacak cezaların karşılaştırılıp lehe yasanın saptanması ile yetinilmetidir.

    Somut olayda yerel mahkemece evrak üzerinde yapılan inceleme sonucunda 5237 sayılı Yasa hükümlerinin hükümlü lehine olduğu kabul edilmek ve alt sınırdan uygulama yapılmak suretiyle hükümlünün, 5237 sayılı Yasa’nın 149/1-h ve 62. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Yasa’nın 53/1. maddesinin a-b-d ve e fık-ralarındaki haklardan ceza süresince ve cezanın infazı sırasında yoksun bı-rakılmasına, tutuklu kaldığı günlerin 5237 sayılı Yasa’nın 63. maddesi uyarınca mahkumiyetinden indirilmesine karar verilmiş ise de, evrak üzerinde inceleme yapılmasını yeterli kılan, eylemin suç olmaktan çıkarılması, ceza sorum-luluğunun kaldırılması ve önceki hükümle belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi koşullarının gerçekleşmemesi, 5237 sayılı TCY’nin 149/1-h maddesinde düzenlenen ve 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasını gerektiren nitelikli yağma suçunun temel cezasının, aynı Yasa’nın 61/1. mad-desi hükmü gözetilerek, maddedeki ölçütlere göre belirlenmesinin gerekmesi, diğer yönden 5237 sayılı TCY’nin 150/2. maddesinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tespitinin duruşmalı yapılacak bir yargılamayı ge-rektirmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay C.Başsavcılığı iti-razının yerinde olduğu ve Ceza Genel Kurulu’nun bu konuda süreklilik kazanan içtihatlarına uyulmak suretiyle kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmak-tadır.

    Sonuç: Açıklanan nedenlerle,

    1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

    2- Yargıtay Altına Ceza Dairesi’nin 07.03.2006 gün ve 14131-2175 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,

    3- Ankara Sekizinci Ağır Ceza Mahkemesi’nin 14.07.2005 gün ve 266-400 sayılı ek kararının 5320 sayılı Yasa’nın 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’nin 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA),

    Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay CBaşsavcılığı’na tevdiine, ilk müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından 23.01.2007 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

    Daire:10
    Tarih:2009
    Esas No:2009 / 15031
    Karar No:2009 / 19857
    Kaynak:Vuslat DİRİM ( Kişisel Arşiv )
    İlgili Maddeler:CMK m. 195 ve 5941 SK m. 5 / 1
    İlgili Kavramlar:5941 SK m. 5 / 1′de tanımlanan Suçta Savunma ve Hüküm
    TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN
    YARGITAY KARARI
    Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Tuncer YILDIRIM hakkında KADIKÖY 6. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 28.11.2007 tarihinde, 2007 / 439 esas, 2007 / 918 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık tarafından süresi içinde temyiz edildiği; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 28.09.2009 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.
    GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
    1 – Sanığın sorgusu için gönderilen çağrı kağıdında, 5271 sayılı CMK’nın 195. maddesinde öngörülen, duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda yargılamaya devam edileceği yönündeki yasal uyarının yer almadığı gibi; soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcılığına bildirdiği bilinen en son adresi yerine, muhatap banka şubesinden gönderilen resmi belgelerdeki eski iş adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesindeki yöntemle tebliğ edildiğinin anlaşılması nedeniyle; sanığın usulüne uygun olarak yeniden duruşmaya çağrısının sağlanması gerektiği gözetilmeksizin, yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
    2 – 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “ Çek Kanunu “ ile 3167 sayılı “ Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde ve ayrıca, “( 1 ) numaralı bozma nedeni de göz önünde bulundurularak”, 5941 sayılı Kanun’da, 3167 sayılı Kanun’un aksine, 5271 sayılı CMK’nın 195. maddesinde yazılı açıklamanın yer aldığı davetiyenin tebliğ edilerek sanığın yokluğunda hüküm kurulmasının öngörülmemiş olması nedeniyle, sanığın sorgusunun yapılmasından sonra bir karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
    3 – Kabule göre; adli para cezasının, 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007 / 11963 sayılı kararın 1. maddesi uyarınca Türk Lirası ( TL ) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
    Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, İNFAZIN DURDURULMASINA sanığın başka bir suçtan hükümlü ya da tutuklu değil ise serbest bırakılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, 28.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

    2010 Şubat 17 acil demokrasi permalink
    cezası kesinleşmiş olan arkadaşlar yukarıdaki kararları dilekçelerine ekleyerek lehe kanun gerekçesiyle yeniden yargılanma talebinde bulunabilirler
    kararı vermiş olan asliye ceza mahkemesinin davayı reddetmesi halinde ağır cezada itiraz etmelidirler
    bu süreç başlatıldıktan sonra taahhüt işleminin yapılması bence doğru olacaktır

    Cevapla 2010 Şubat 17 a.b. permalink
    2010 Şubat 17 acil demokrasi

    bu süreç başlatıldıktan sonra taahhüt işleminin yapılması bence doğru olacaktır

    a.b. soru:

    peki bu süreç taahhüt verme müddetine kadar sonuçlanabilirmi sizce

    Cevapla 2010 Şubat 17 acil demokrasi permalink
    ab bu konudaki şahsi düşüncem şu
    yeniden yargılama talebi yapıldığında hukuki bir süreç başlamış oluyor
    sonucu olumlu veya olumsuz olabilir bunu kestiremiyorum
    yeniden yargılama dilekçesiyle birlikte bir hakkın kullanılmaya başlaması söz konusu
    bu başlangıç yapıldıktan sonra taahhüt vermek için sürecin sona ermesini beklemek gerekmiyor düşüncesindeyim
    ancak taahhüt verildikten sonra yeniden yargılanma talebinde bulunulduğunda hukuki süreç taahhütten dolayı durdurulabileceği için yeniden yargılanma istemimiz reddedilebilir kanısındayım
    Rahmi beyin benzer bir yorumu olmuştu
    benim bakış açım bir hakkımızın kaybolmaması noktasındadır
    bu konuyu değerlendirip harekete geçmeliyiz

    Cevapla …2010 Şubat 17 selcuk permalink
    üstad 1.05.2008 tarihli cekim vardı.ben yurt dışında yaşıyorum.yoklugumda mahkeme kurulmuş tk35 e göre tebligatlar yapılmış.karşı vekil şikayetci olmuş.ve gerekceli kararda para cezası verilmiş.14.4 2009 tarihinde.fakat bunlardan benim hic haberim olmadı.şimdi öğrendim tutukluluk cıkmış.bu konuda ne yapabilirim.savunmam alınmadı.tebligat 35 göre yapılmış.temyizi gecirdimmi.tşk ederim.

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s