Öylesine bir pazar yazısı IV


Bugün yine pazar, sayısız ve sıradan günlerden biri, düşündükçe çıldıracak gibi oluyorum. “Borcunu ödeyemeyene hapis” cezası verilmesi halen geçerliliğini sürdürüyor.

Ne yazık ki, elimizden başka bir şey gelmiyor. “Dur” demek için elimizden geleni yaptık. Ucu yanık mektuplar, fakslar, e-mailler, eylemler, neler neler yaptık ama sonuç değişmedi. Borca hapis olduğu gibi duruyor.

Bu canavar daha çok insanı yiyip yutacak, Çünkü doymak nedir bilmiyor, ayrıca bu sistemden faydalandığını sanan kurum ve kişiler tarafından da destekleniyor.

Peki ne uğruna bu inat ve destek?

Hiç unutmam bir büyüğüm,”müşterinin verebileceği kadar parayı istemelisin” derdi. Yani olmayan bir şeyi istemek, kimseye bir şey kazandırmadığı gibi fiziken de anlamsız.

Olmayanı nasıl verecek ve hapis yatmayacağız?

İşte burada akıl ve her türlü yöntem iflas ediyor. Başta avrupa olmak üzere, bir kaç anlamsız ısrarcı ülke dışında “Borca hapis” uygulaması belki de bu nedenle terk edilmişken, neden halen ülkemizde geçerliliğini korumakta ve özel kanunlarla savunulmaktadır. Mızrak çuvala sığmamaktadır. “Borca hapis” uygulamasının kaldırılması için metaformoz mu gereklidir?

Hiç sanmıyorum. Ülke aynı ülke, siyasetçiler aynı siyasetçiler, esnaf aynı esnaf, yatırımcı aynı yatırımcı, Hakimler savcılar aynı hakim ve savcılar,

Öyleyse bize ne gerekli? Sanırım “takkemizi önümüze koyup” düşünmemiz gereken konu tam da bu dur.

Hani meşhur bir söz vardır ya, “bir ülkede kral kötüyse kanunlara ihtiyaç yoktur. Bir ülkede Kral iyiyse yine kanunlara ihtiyaç yoktur.”

Öyleyse bugünden itibaren alacaklı ve borçlu olarak bizler, birer iyi kral olmaya çalışalım mı?

Reklamlar

15 responses to “Öylesine bir pazar yazısı IV

  1. acil demokrasi

    Kooperatif Nedir?
    KOOPERATİFİN FAYDALARI
    – Kooperatifçilik “Birlikten kuvvet doğar. Bir elin nesi var, iki elin sesi var” atasözümüz de belirtildiği gibi bir güç odağı ve iktisadi faaliyetler için bir baskı aracıdır.
    – Kooperatif, fertlerin tek tek altından kalkamayacakları işleri gerçekleştiren mükemmel bir dayanışma kuruluşudur.
    – Kooperatifçilik gelir dağılımından zarar görenlerin, bu zararlarını etkisiz hale getirmede (dağıtımda) denge oluşturan bir teşekküldür.
    – Kooperatifçilikle, maddi ve manevi ihtiyaçların en az gider ve maliyetle ortakların ayağında giderilmesi mümkün olabilmektedir. Diğer bir ifadeyle üretici ile tüketici arasındaki kademeler kooperatifler vasıtasıyla ya tamamen kalkmakta veya en aza inmektedir.
    – Kooperatifçilikle, emek ve ürünün gerçek değerini bulması sağlanabilir. Diğer bir ifadeyle kooperatifler fiyatın oluşmasında üreticinin zararlarının bertaraf edilmesinde bir sigorta görevi ifa eder.
    – Kooperatifler bencilliği (egoizm) önler. Kendi çıkarlarını hesaba katmadan başkaları lehine karşılıklı olarak çaba harcanmasına hizmet eder. Bu fonksiyonlarıyla kooperatifler insani ve ahlaki kuruluşlardır.
    – Kooperatifleşmeyle israf önlenir. Maliyet düşer, üretim artar ve verimlilik yükselir.
    – Kooperatifler birer demokrasi okuludur. Seçimle göreve gelip, seçimle görevden ayrılma sayesinde toplum ihtiyaçlarına daha kısa sürede cevap verme, insana hizmet konusunda en güzel fırsatları veren kurumlardır.
    – Tüketici güvenilir, kontrolden geçmiş besin maddelerine kavuşmuş olur.
    – Pazarda fiyatların aşırı derecede yükselmesine kooperatifler engel olur. Bu suretle tüketicinin korunmasına hizmet edilmiş olur.
    – İstihdam sağlanmasında kooperatifler büyük rol oynayabilir. Bütün ülkeyi kaplayacak tesisleri, fabrikaları, emtia depoları, satış mağazaları ve eğitim kurumları ile kooperatifler işsizliğe karşı düşünülecek çarelerin birisi, belki de en etkilisidir

  2. Bazıları Yapar, bazıları yıkar…

    Yapanlar bilirler ki, yapmak bir başka deyişle yaratmaktır.
    Firmamı, 40 m2 bir dükkandan 30 yılda, ayda 2 trilyon çek ödeyen bir işletme haline getirmiştim.

    Bir gün yabancı firmanın ödemelerimi kesmesi sonucunda sadece bir ay ödeme yapamadım. öyle bir saldırıyla karşılaştım ki, yıkanlar, ağızlarından salyalar akan canavarlar gibiydiler. Çok geç farkına vardılar. Birçoğu bulunduğum kasabada sadece benim işletmeme iş yapan firmalardı.

    O güne kadar, bütün alacaklarını gününde tahsil etmişlerdi. alamadıkları toplam alacaklarının %10 u kadardı. Öyle tekliflerde bulundum ki, “gelin yıkmayın kazandıklarımızı siz alın, hem paranızı tahsil edersiniz hemde gelecekte, büyük bir işletmenin ortakları olursunuz” demiştim.

    Heyhat, yıkmak daha kolaydı. Sonuçta hep birlikte altında kaldık.
    hapis cezaları da cabası ya da sayın a.b. nin değimiyle bonusu 🙂

    • sayın ben
      bazıları yaparlar bazıları yıkarlar diyorsunuz
      ortaya çıkan sonuca bakıldığında sadece yapılanlar kalıyor
      yıkmak üzerine ortaya çıkmış hiçbir miras yoktur
      tüm zenginliklerimizin kaynağı emektir diyorum
      her birimizin emeklerimiz üzerine anlatılacak ayrı ayrı hikayelerimiz var
      yıkanların hiçbir hikayesi olduğunu sanmıyorum
      ayrıca yıkanlar aslında kendi hikayelerinide yok ediyorlar

      sorun toplumsal bilinçte düğümleniyor
      haklarına ve dolayısıyla emeğine sahip çıkan,örgütlü bir toplum olmayı başaramadığımız sürece hikayesi olanlarda olmayanlarda var olmaya devam edecek
      hikayemiz ne kadar sarsıcı veya ibret verici olursa olsun tek tek olduğumuzda hikayesi olmayanların yıkıcılığına yakalanmaya devam edeceğiz
      yıkıcılar bazen en yakınımızda olanlar bazen evrensel hukuka aldırmayanlar olarak karşımıza çıkacak

      ne yapmalıyız
      birlikte başarmanın yollarını bulmamız gerekiyor
      örgütlü olmalıyız
      tek tek yakalanmak yerine birlikte ses çıkarmayı başarmalıyız
      ekonomik alandada birlikte iş yapmayı becermeliyiz
      kooperatif biçiminde ekonomik yapılar oluşturmalıyız
      her üyesinin eşit haklara sahip olduğu üretim kooperatifleri kurmanın önünde hiçbir engel yoktur ve geçmiş deneyimlerimize emeğimizi katarak yeni alanlar açabiliriz
      tüm bunların dışında en önemlisi bir araya gelmeyi organize ederek biryerden başlamamız gerekiyor
      başlamak başarmanın yarısıdır diyorum

      • Sayın acil demokrasi,

        söylemlerinizin tümüne katılıyorum. ve “ne yapmalıyız?” sorunuzun altında yer alan ifadelerin tek tek açılması içinin doldurulması gerektiğini düşünüyorum.

        Birlikte başarabilmek için sizinde ifade ettiğiniz gibi önce birlik olmak gerekli, nasıl birlik olunur?

        Bence en kolayı, bir amaç,erek, etrafında toplanabilmekten geçer birlik olmak. Amacımızın belirlenmesi için bir yönteme ihtiyacımız da olabilir. Çünkü; yöntem olmadan, ya da belirlenmeden amaca yürüyebilmek zorlanabilir. Yöntem dışına çıkan her kişi kendi yönteminin doğru olduğu kanaatini öne sürebilir. Kendince haklı da olabilir. Ancak böylesi bir durum amaca yürümemize engel olacak ya da süreyi uzatacaktır.

        Bu nedenle; Yöntemin belirlenmesine de ihtiyaç olacaktır diye düşünüyorum.

        • yöntem konusunda elbetteki belirlemelere ihtiyacımız var
          ben tartışmamız gerektiğini düşündüğüm birkaç soru sıralayabilirim
          – biraraya gelmekten kastettiğimiz şey nedir
          – çek yasasına ilişkin hukuki süreç nasıl şekillenecektir ve birlikteliğimiz bu sürece nasıl bir katkı sağlayacaktır
          – ekonomik birlikteliğin amacı nedir ve nasıl şekillenmelidir
          – ne zaman ve nasıl bir araya gelmaliyiz
          – bir araya gelişimiz kimleri kapsayacaktır
          soruları arttırmak mümkün,ben kısaca kendi yanıtlarımı vermek istiyorum ve bir tartışma sürecinin başlatılmasını yararlı görüyorum

          biraraya gelmekten kastettiğimiz şey nedir
          bu güne kadar yaptığımız tartışmalarda hep sayı problemi gündem oluşturdu
          ben sayının çok önemli olduğunu düşünmüyorum
          niteliğin daha önemli olduğu kanısındayım,yani birbirine yakın düşünen birkaç arkadaşın bir program çıkarmak için bir araya gelmesini önemsiyorum
          başlangıç için bunun daha yararlı olacağı kanısındayım,kitlesel katılımlarda gündemin önceden belirlenmesi gibi bir zorunluluk ortaya çıkıyor ve verimli olamıyor

          ne zaman ve nasıl bir araya gelmaliyiz
          bu hafta sonu blog üzerinden belirliyeceğimiz bir yerde bir araya gelebiliriz,böyle bir toplantıya katılacak benim görüştüğüm birkaç arkadaş var

          diğer soruların yanıtlarını bir araya geldiğimizde birlikte tartışabiliriz ayrıca blog üzerindende bu soruların yanıtlarını arayabiliriz

          • Sayın acil demokrasi,

            Öncelikle, bir araya gelmek, mekanı gerektirir. Blog üzerinde zaten bir aradayız. Mekan belirlenmeli ve tüm görüşmeler sadece mekanda gerçekleştirilmelidir.

            Toplumumuz, gözleriyle görmediği bir şeye kolay kolay onay vermez. Dernek bence bu açıdan çok önemliydi. Ayakta durabilmesi için ekonomik desteğe ihtiyaç olduğu yadsınamaz. Dernek dışındaki bir oluşumun ise, bölünme yaratacağı endişesi taşırım.

            Sayısal çokluk betimlemenize de katılıyorum. “Nitelik çokluktan daha önemli” savınınızı da destekliyorum. Çoklukla olamayacak şeyler nitelikle çözümlenebilir.

            Ekonomik birliktelik konusundaki düşüncenizi henüz tam olarak anlayamadım. Daha doğrusu anladığım manada ekonomik birliktelik, durumumuz ortada iken nasıl olacak düşünmeye çalışıyorum.

            Malum bir çoğumuz ekonomik güç olarak pek uygun durumda değiliz. Bir önceki yazınızda bahsettiğiniz kooperatif konusu ise ticari olarak bizlerin ortakları yada üyeleri olacağımız şirketlerin ya da kooperatiflerin kredibilitesi ve sorunlarımızdan dolayı, haciz işlemlerinin (Kar payı olsa da) olabileceği endişesi içersindeyim.

            Ancak bu yazımdan bir mekanda bir araya gelme fikrine karşı olduğum anlaşılmasın tamamen destekliyorum.

          • acil demokrasi

            yer konusunda adminin önerileri olmuştu
            mekan konusunda sanırım yardımcı olur
            istanbul konusundaysa herhalde hepimiz ayni fikirdeyiz

          • acil demokrasi

            tartışmaya diğer arkadaşlarında katkı vermesi gerektiğini düşünüyorum

          • sizler sürece hakim olmanın avantajı ile tartışmayı geyet keyifli götürüyorsunuz..

            ekonomik birlikteliğinize bir öneri;
            “komün hayat”

            üretimin ortak yapıldığı,paylaşıldığı hayat,

            mümkünmüdür bilmiyorum..

          • “komün hayat” biraz radikal oldu galiba
            kooperatiflerde itirazımız yok 😉

  3. Gelecek için elimizde neler var?

    Elimizde olanlar, olmayanlardan çok daha fazla, evet neleri kaybettiğimizi ve nasıl kaybettiğimizi de biliyorsak, fazla umutsuz olmaya da gerek yok gibi.

    Kaybettiklerimizi tekrarlamamak sıfırdan başlayanlara göre artı bir daha ileride başlıyoruz demektir. Belki de “züğürt tesellisi” mi demeliyim? bilmiyorum. Ama Sokrat’ın da dediği gibi “Bir şey biliyorum, o da hiç bir şey bilmediğimdir.” özdeyişinin açıklamaya çalıştığım artı bir anlamına geldiğidir, benim için.

    Aslında karanlık diye bir şey olmadığını biliyoruz. Çünkü “karanlık ışığın yokluğudur.” Öyleyse bizler de Işık olmanın yolunu bulup, tüm karanlıkları ortadan kaldırıncaya kadar ışımaya devam etmeliyiz..

    • ben şahsen kendim çeklerimi bütün ödemelerimin üstünde tuttum
      elektirik,su,d gaz telefon,kira,internet,vergi,özel borçlar,bağkur, kredikartı,vs
      hepsini erteledim,çeklerimi ödedim,ödeyebildiğim yere kadar
      çekimi ödeyemezsem biliyordumki ticaret hayatım biter sonra bunlardan hiçbirini ödiyemem
      o yüzden uçan kuşa ve nerdeyse bütün kurumlara borcum var
      şimdi
      sıfırdan başlayan birine göre şimdilik bi işe yaramayan acı tecrübeden başka bir artı değer göremiyorum ben 😦

    • size katılıyorum sn.Ben
      doğru bir tespit ve bakış açısı bence de..

  4. BU HAYAT TEKRAR ADAM OLURMU

    Çoğumuz hayatının en verimli sayılabilecek yıllarını geride bıraktı.

    geçen yılların muhasebesini yaptığımızda malesef elde var sıfır bile diyemiyoruz

    eksi değerlerdeyiz,çok yıprandık,ömrümüzün geride kalanı en azından ekonomik açıdan tam bir hayal kırıklığı diyebiliriz

    peki ya gelecek,geleceğimiz

    bizim gibi bir enkazın gelecekten beklentisi ne olabilir

    hayat yarışına şimdi beş boy geriden başlayıp,küllerimizden yeniden doğabilirmiyiz ki bundan sonra

    bu sorunun cevabı zor,çok zor

    şartlar iyiken bu duruma düştük,şimdi beş sıfır yenik durumdayken tekrar nasıl çevrilir ki bu maç bizim lehimize

    üstelik başından beri bizi hiç sevmeyen,istemeyen bir yönetim iş başındayken

    üstelik Türkiye Cumhuriyetinde tc kimliğimizle hiç bir işlem yapamaz durumdayken

    yaşadıklarım için daha kötüsü olabilirmi deseler en azından hapis değiliz derdim

    ama bizim için en kötüsünü düşünenler yüzünden hapis tehtidide üstümüzde,asıl dertlerimize,sorunlarımıza bakamıyoruz bile

    bazen düşünüyorumda tertemiz yeni bir hayata başlayabilmek için diğer tarafa yatırım yapmaktan başka çare yok gibi

    bizim biletimizi kesmişler zaten bu tarafta

    ama korkuyorum,bunlar orayada yazı göndermiştir karşılıksız çekten gelenleri cennete almayın diye

    bütün kurumları ele geçirdiler ama oraya güçleri yetmez heralde,dimi

    kendi adımıza bir beklentimiz olmasada sorumlu olduklarımız var sonuçta

    geleceği bizim geleceğimize bağlı olanlar var

    pes ettim ben bıraktım, alın bu taptığınız dünyayı münasip bir şekilde değerlendirin,ne haliniz varsa görün ben yokum artık diyemiyoruz işte

    biliyorum,mum ışığı kadarda cılız olsa aydınlık yarınlara inancımız,peşinden koşmaktan yılmayacağız

    başka türlüsü yakışmaz bize

    karıncanın, “yangını söndüremesekte hayatta,en azından ölürken hangi safta olduğumuz belli olsun” demesi hesabı

    tüketiceğiz ömrü mechule giden bu yolda

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s