referandum ve çek mağdurları …


Günaydınlar,

Sayın eylem tatilden dönerse beni erkenden günaydın derken bulsun diye, bugün erken davrandım :)

Sevgili Blog katılımcıları;

Bugün 13 Eylül

Öyle ya da böyle, halk oylaması yapıldı. Pek, şimdi ne olacak?

Sayın Başbakanın deyimiyle “ İleri demokrasi, Vesayetçi anlayışlar son bulsun, toplumun adalet talebi kazansın, hak ve hakkaniyet kazansın”

söylemlerini hayata geçirmek Akp’nin boynunun borcudur. Yine Sayın Başbakanın dediği gibi “Kralların değil kuralların egemen olduğu bir Türkiye”

olsun söylemlerinin ne kadar gerçek olduğunu şöyle bir inceleyelim mi?

“İnceleyelim” dediğinizi duyar gibiyim…

Anayasanın 38. Maddesi değişecek mi?
Değişmeyecek mi?

Değişmeyecekse, orda yazan kelamı yerine getirmek için ne beklenecek?
Hatırlamayanlar için kısaca hatırlayalım mı?

“(Ek: 3.10.2001-4709/15 md.) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz”

Bu maddeyi hayata geçirmek için ne beklenecektir? Hülleye devam mı edilecektir?
Başka bir deyişle “Adli para cezası” uygulaması devam mı edecektir?

Bankaların, tefecilerin vesayetçi anlayışı devam mı edecektir? Toplumun adalet talebi mi kazanacaktır? Hak ve hakkaniyet kazanacak mıdır?

“Yetmez ama evet” çiler hadi bakalım, kazandınız. Ama Biz çek mağdurları söyleminiz ile eyleminizin aynı olmasını bekliyoruz…

Demokrasi Mücadelemize katılabilecek minisiniz?, Gerçekten demokrasiye” evet” mi dediniz “evet” inizin samimiyeti işte şimdi ortaya çıkacak…

Bekleyip göreceğiz özde mi anayasa değişikliği geçerli olacak sözde mi?

Yine Sayın Başbakan’ın dediği gibi Yargı bazılarının arka bahçesi mi olacak, yoksa Sayın Başbakan’ın deyimiyle “milletin ön bahçesi” mi olacak?
Hodri Meydan….

Reklamlar

22 responses to “referandum ve çek mağdurları …

  1. Günaydın,

    Oldukça enteresan bir yazıydı, paylaşmak istedim,
    Sevgiyle,

    17 Eylül 2010

    Nihat HATİPOĞLU
    nhatipoglu@hurriyet.com.tr

    Ticari ahlakımız hangi seviyede

    BOLLUK günlerinde, iyi ve rahat zamanda herkes iyidir. Zarar görmeden zarar vermez. Sıkışmadıkça sıkmaz. Daralmadıkça daraltmaz.

    Genellikle böyledir insanlar. Elbette istisnaları vardır bunun. Kalbi ve ruhu hasta olanlar vardır. İnsanlara ha bire komplo kuran, desiseler çizen, zarar vermeye endekslenmiş, insanların rahatından rahatsız olan, herkesi sıkıntılı, problemli, çileli görmeye kendini kurgulamış insanlar vardır.

    Bu yazımda normal şartlarda, normal olan ama yontan ticari bir faaliyete giriştiğinde bencilleşen, hep kendinden yana benmerkezli insanları frenleyen ölçülerden bahsetmek istiyorum biraz. Zira insanın baskın karakteri menfaat, para ve kazanç devreye girince su yüzüne çıkar, kendini ele verir. İşte İslam bunu iyi bildiği içindir ki, ticari hayatı ahlaki çizgiye çekmek için gayret sarf etmiştir.
    * * *
    Kuran-ı Kerim’in en uzun ayeti olan Bakara Suresi’nin 282. ayeti alışverişten bahseden, bir anlamda modern zamanlardaki ‘noterlik’ müessesesini çağrıştıran ayettir. Bu ayet borçlanıldığında borç miktarının yazılmasını, şahitlendirilmesini, adil bir kâtip (noter) tarafından bunun kayıt altına alınmasını emreder. Şahitlik yapacakların görevlerini ifadan kaçınmayacakları, her vadenin mutlaka kayıt altına alınması gerektiği bildirilir.
    Şuayb Peygamber’in kavminin depremler ve sarsıntılarla yok edilmelerinin sebebi ölçü ve tartıdaki zafiyetleriydi. Onlar ölçü ve tartıyı tam yapmaz, insanların eşyalarını eksik verirlerdi (A’raf, 85). Sonra bunun karşılığı olan ceza geliverdi: “Derken o şiddetli deprem onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü donakaldılar. Şuayb’ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibiydiler.” (A’raf, 91-92)

    Bu ibretli ayetler şunu demek istiyor aslında; eski ümmetlerde ticaretteki sahtekârlığın cezası böylesine toplu helak olurdu. Ama bugün Allah (c.c.) bu cezayı biraz erteliyor. Sadece biraz erteliyor o kadar. Mahşere erteliyor… Hz. Peygamber (s.a.v.) sadık olan tüccarların peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraber haşredileceğini belirtir. Ticarete yönlendirir; “Ticaret yapın” der. “Zira kazancın onda dokuzu ticarettedir” buyurur. Ama hemen ikaz buyurur. “Bizi aldatan bizden değildir. Birbirlerine sadık olan iki ortağın üçüncüleri Allah’tır. Ortaklar birbirlerine ihanet etmedikçe, ortaklardan biri diğerine ihanet ettiğinde yüce Allah aralarından çıkar. Onları hainlikleriyle baş başa bırakır” der.
    Hz. Peygamber (s.a.v.) kendi zamanında adil ve vicdanlı bir ticaretin ana hatlarını belirler; fırsatçılığı reddeder. Bir ortağın zorda olan ortağını uyanıklık yaparak saf dışı etmesini günah sayar. Sahtekârlık üzerine kurulan bir ticaretin dünya ve ahrette pişmanlık getireceğini belirtir.

    “Malını kaybeden veya çaldıran veya iflasına karar verilen kişi malını geri almak veya satın almak hususunda herkesten daha çok hak sahibidir” buyurur. İcra ile satılan mallarda sahtekârlık yapılmamasına işaret eder. “Malın sahibi korunur” der. Şehirdeki toptancıların, köylünün ürününü ucuza satın alıp tüketiciye pahalı şekilde satmasını kınar. Pazarın herkese açık olmasını, malını piyasaya arz etme özgürlüğünün korunmasını ister. Bütün bunlar piyasanın tarzını belirlemeden önce ticaretin vicdanını oturtmaya yönelik ahlaki dokunuşlardır.

    Ticarette yalan yere yemin ederek müşterisini ikna etmeye çabalayanın ahret gününde hüsrana uğrayacağını söyler. Malınızı satarken yemin etmeyin; zira yemin görünüşte para kazandırır ama sonrasında kazancı silip süpürür. Bütün bunlar Hz. Peygamber’in uyarılarıdır. O ayrıca şöyle buyurur: “Borçlanmayınız. Borçlanacaksanız borca dikkat ediniz. Zira borç, geceleyin uzun uzun düşündürür; gündüz ise utandırır.

    Ölmüş olan kişinin ruhu borcundan ötürü berzah -kabir- âleminde asılı durur. Ta ki borcu ödenene kadar. Bizim büyüklerin dedikleri ‘Ayağını yorganına göre uzat’ atasözüne kadar uyumlu.

    Hz. Peygamber bazen farklı bir ticaretin kapılarını da aralar. Borç alışverişini çift yönlü ticaret olarak yorumlar. Çünkü borçlanmanın dünya da iki tarafı var -alacaklı ve verecekli- ama ahrette de iki tarafı var. Alacaklı kul, verecek olan ise Yüce Allah. Bunu şöyle formüle eder Efendimiz: “Cennetin kapısında şunun yazılı olduğunu gördüm. Karşılıksız borç ahirette 18 (on sekiz) katıyla geri ödenecek; sadaka ise 10 (on) katıyla geri ödenecek. Ben Cebrail’e sordum: “Cibril! Neden karşılıksız borcun ahretteki bedeli sadakadan daha fazladır?.” Cebrail şöyle cevap verdi. “Çünkü borç için kapıya gelen kişi mutlaka muhtaçtır da kapıya gelmiştir. Sadakaya gelince sadaka bazen zengin bir insana gider de yerini bulmaz.”

    Bir defasında da şöyle buyurur: “Zengin olanın borcuna yatması zulümdür. Alacaklının alacağının peşinde koşması hakkıdır.”
    Evet. Bütün bunlar ticari hayatımızı ve ilişkilerimizi sorgulamamızda bize rehberlik edebilecek noktalardır. Bütün bunların gölgesinde düşünecek olursak, ticari hayatımızda bu değerlerin ciddiye alınmadığını, acımasız bir menfaat düşüncesinin her değerin önüne çıktığını söyleyebiliriz. En iyi kazananın en akıllı kabul edildiği, nereden ve nasıl gelirse gelsin ‘Yeter ki kazan’ anlayışının geçer akçe olduğu bir dünya da hangi değerden bahsedebilirsiniz. Mahkemelere, iflas ve icra ile ilgili davalara baktığımızda ticari hayatımızın iflasa yöneldiğini görebilirsiniz. Artık:

    “Rahmetli babam bana kul hakkı yeme. Aldatma. Haram lokma yutma demişti” diyen ticaret erbabının günden güne azaldığını görebiliyoruz. Yanılıyor muyum? İnşallah yanılıyorumdur.

  2. 7.5.2010 tarih ve 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 18. maddesiyle Anayasanın 148. maddesinde değişiklik yapılarak bireysel başvuruları karara bağlamak Mahkememizin görevleri arasına ilave edilmiştir.

    Ancak aynı Kanun’un 25. maddesiyle Anayasaya eklenen geçici 18. maddesinde bireysel başvuruya ilişkin gerekli düzenlemelerin iki yıl içinde tamamlanacağı ve uygulama kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bireysel başvuruların kabul edileceği belirtilmiştir.

    Mevzuat hükümleri bu yönde olmasına rağmen anayasa değişikliğine ilişkin referandumun yapıldığı 12.09.2010 tarihinden itibaren vatandaşlarımız tarafından Mahkememize bireysel başvuru adı altında dilekçelerin gönderildiği görülmektedir.

    Belirtilen düzenlemeler karşısında gerekli yasal düzenlemeler yapılmadan Mahkememizin bireysel başvuruları kabul ederek incelemesine olanak bulunmamaktadır.

  3. teşekkürler…

  4. ben bir finansçı olarak borca hapisi destekliyorum zatenn ee AKP bizim iktidarımız, şimdi napaacaksınız çek mağdurları :))) cumhurbaşkanlığı yetkileri bizim elimizde ,yasama bizden sorulur yargıdada düzenlemeleri yapacağız ve medyada bize bağlı tsk kuvvetleride bize hesap veriyor büyük şehir belediye başkanlıklarıda bizim elimizde sayılır valiler ve kaymakakamlar yani biz güçlü büyük bir partiyiz çek mağduruymuş çekin mağdurumu olur dünya kadar paralarımızı batırdınız ama artık yargıda da yapılacak düzenlemelerle son nefesinizi vereceksiniz VE HESABINIZI KESECEZ biz alacakllılara biyad edeceksiniz sizi CHP de kurtaramayacak ,yaşasın AKP iktidarı 5 +5 yıl daha başkanlık seçimi koyyoruz böylelik ile cumhurbaşkanı tayiperdoğana başbakanda kızı sümeyye olacak bu 10 yıl daha AKP İKTİDARIDEMEKTİR BEN 🙂 yurt dışına çıkman için evet kitapçığına yazmayı unutmuşlar ufak bir Mahkeme kararı İLE ÇIKACAKSIN TABİ ÇIKABİLİRSEN:)KEH KEH KEH.

    • teşekkürler kapa(pi)talist.
      mevcudu güzel özetlediniz..

    • Sayın kapatalist,

      Bugün sabah,bir tv kanalında haberlerde duydum sipiker şöyle diyordu.

      “köpek var, taş yok
      taş var, köpek yok
      taş da var köpekte

      Köpek, kralın köpeği hadi at bakalım taşı, atabilirsen”

      Sayın kapatilist bizler işte bu durumdayız.
      Köpek kralın olunca yapacak bir şey yok 🙂

      • ne kadar sallarsan salla ,dona düşer son damla agaaa halk kararı verdi eşit hukuk var ;artık kemalist CHP garibanlar partisi yoksulluk sembolüken kel ilacı olsa başına sürer bitti o Cumhuriyet saltanatı yakında yeni yasalar yapıceğiz ,mahkemelerde bir 2 ,3 yıl alacaklımı beklenir agaa bizimkide can ,merak etme devlet senide onuda aç komaz, bak AKP nediyor şekerinvarmı ,yağın varmı, allah versin allah versin,cebinede haşlık versin oyunu bu millet getirip kimseciklere vermez, yıllar boyu bu başkan belediye başkanlılıkları seçimler kazandı hangi parti var bu kadar kudretli neyse uzun lafın kısası şu çek alacaklılarına balyaları hazırlayın yada mahpusanelerde çürüyüp giderseniz yazık olur gençliğinize..

        • ulan kapatilistmisin nesin şerefsizli
          k yapma adamgibi konuş köpeğin mama tası seni siz atatürkün tırnağı olamazsınız serefsız soyları

        • Sevgili Kapatapalist,
          iki sene sonra ben evet demedim diye dolaşacak ilk adam sen olmazsan benim adım ne olsun?

    • çek mağduru güçük emrah

      yapmayın kapatilist bey acıyıun bize
      bizler sizin sadık koyunlarınız olmaktan vazgeçmedik
      daha sağılabilecekken kıymayın şimdi bizlere
      hem devlet baba yarıı değilmi
      vurmayınn vurmayınnnnnn

    • kapatilist……gec dalganı evlat,tam yeri ve zamanı…?

    • kapaalist topitopu zaman herseyin ilaci sen kan emmmeye devam et yarin görürüm seni

  5. dün amerika-türkiye maçı vardı
    yenildik
    gün içinde hemde iki kere
    yanlız bir farkla
    gün içinde olanda mağlubiyet golünü biz kendi kalemize attık.
    işin kötü tarafı hala o kalenin bizim kalemiz olduğunun farkında değiliz.
    fenerbahçenin iki dakikalık şampiyonluk sevinci vardı ya ona benzr bir durum oluştu

    dün kapitalizm denen canavar çok önemli bir galibiyet daha aldı
    şimdi daha güçlü,daha acımazsız
    celladına gülümseyenlerin ülkesinde daha bir mutlu
    durumu bizim açımızdan değerlendirmek gerekirse
    türkçede bulabildiğim durumumuzu açıklayan en güzel kelime,
    kusura bakmayın ama zıçtık olsa gerek

  6. Sayın admin,

    Öcelikle yorumlarınız ve bize yer verdiğiniz portalınız için size bir kere daha teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.

    takıldım yine 🙂 “yurt dışı çıkış yasağı”
    Bu yasak uygulamada nasıl dı?

    Mahkeme kararları dışında, Vergi daireleri, belli bir miktar borcu geçtiğinde yurt dışı çıkış yasağı uyguluyordu.

    Eski anayasa da böyle bir madde mi vardı? yani “Vergi daireleri istediği zaman yurt dışı yasağı koyar” yazan bir madde mi vardı demek istiyorum.

    Bu yaptırım Hükümetlerle ve maliye bakanlığı ile ilgili bir yaptırımın kanunu ile ilgiliydi diye düşünüyorum. Daha da açıkçası; hükümetler isteseydi anayasa da yazmasa dahi bu kanunu geçersiz hale getirebilirdi.

    Aynı 5941 sayılı çek yasasında yaptıkları gibi, ne İsa’ya ne Musa’ya yaramayacak bir kanunu anayasaya alarak, yurt dışı çıkış yasaklarını mahkeme kararlarına bıraktılar. Ha Ali hoca, ha hoca Ali, eskiden de mahkeme kararı olduğunda kim yurt dışına çıkabiliyordu ki?

    Eski anayasa da Mahkemeler “yurt dışı çıkış yasağı koyamaz” diye bir madde mi vardı?

    Kusura bakmayın, ben tesadüfen buldum ve okudum. Herkese tavsiye ederim. -Kural koymanın kuralları- (Yazar: Hamdi Özçelikel) herkes mutlaka bu kitabı bir kere okumalı, boşuna yapılacak harcamaların ve zaman kayıplarının önüne nasıl geçileceği çok güzel örneklerle anlatılmış…

    Sayın sk’nın deyimiyle ” çok işimiz var çoookkkk.” 🙂 (kendisinden izin almadan alıntıladım, tabi uyarlayarak, Sayın sk’ya selam ve sevgilerimi sunuyorum.)

  7. referandum ile neler değişti ?
    -yüksek yargısının yapısı değişecek
    -yurtdışı yasakları azalacak.

    yurtdışı yasakları konusunda ayrı bir başlık vardı. https://karsiliksizcek.wordpress.com/2010/09/11/referandum-ve-yurtdisi-cikis-yasagi/

    yüksek yargı yapısı hemen değişmeyecek. Bir süresi vardır.

    çek kanunu çalışmalarında gördük. Kökten değişiklikler yerine : işi yargıtay temizlesin düşürsün, yerel mahkemelerde zaman aşımına düşsün yoluna sapıldı.

    çek kanunu ile ilgili bir değişiklik öngörmüyorum.
    Yeni bir içtihat vs de sanmıyorum.
    Anayasa mahkemesinden bir kararda beklemiyorum.

    2011 seçimlerinden önce bir değişiklik, düşüm olabilirmi ?

    iyi düşünmek gerekiyor.

    • herkese merhabalar referandumla anayasa mahkemesıne bıreysel basvuruların artık yapılacagı kararı cıktı hepımızde bu karsılıksız ceklerde verılen cezaların anayasanın 38.maddesıne aykırı oldugunu hatta bıze yardımcı olan avukat arkadaslarımızında bu konuda beyanlarının oldugunu bılıyoruz.şimdi bireysel olarak yapılan basvurular karsılıksız cek cezalarını kamu oyu onune getırmezmı eger hukuksal olarak anayasada kımse borcundan dolayı ozgurlugunden alı konulamaz maddesı de anayasa da durdugu surece bu cek kanunu degıstırme durumu yaratmaz mıbu konuda avukat arkadaslarımızın goruslerı varsa bızı yonlendırmelerını ve cevaplarını beklıyorum tesekur ederım

      • hepimiz anayasa mahkemesine başvursak ne olur
        meclisteki iktidar partisi mensubu milletvekillerinin olaya nasıl baktıklarını hep birlikte görmedikmi daha önce
        şimdi aynı zihniyet anayasa mahkemesine taşınmış oldu
        önemli olan başvurma hakkı değil
        başvurduğun yerde tarafsız bir şekilde değerlendirilme hakkı
        işte biz bunu kaybettik
        hala anlıyamadınızmı bunu
        bizler bir kez daha kaybettik,burdan kazanç çıkarma iyimserliği boş hayalden öteye gitmez

        • Kartal Yeniçağ

          a.b.
          bireysel başvurunun netice vermeyeceğini güzel özetlemişsin,esasıda budur.kimse kendini avutmasın.

        • Bir ayrıntı daha,
          3167 yi üstünden 10 yıl geçmeden tekrar görüşmeyiz diyorlar, 5941 daha ağır cezalar getirdiği için 3167 yürürlükte iken mahkemeye taşınan davalara 3167 yi uygulamaya devam etmelisiniz diyorlar.
          5941 yürülüğe girdikten sonraki davalar olsa olsa yargıtayın raflarındadır henüz. Bunlar için 38. maddeyi tekrar yorumlamaları epey zaman alacak
          Bireysel yapılacak başvurularda bunun dışında bir karar çıkması bana göre mümkün değil.

  8. Kartal Yeniçağ

    BAŞBAKANIN KONUŞMASINDAKİ NE DEDİĞİNİN HİÇ Mİ HİÇ ÖNEMİ YOK
    ÇÜNKÜ 8 YILDIR NE DEMİŞLERSE TAM 180 DERECE TERSİNİ YAPMIŞLARDIR.KİMSE BU REFERANDUMUN EVET ÇIKMASINDAN BİR FAYDA BEKLEMESİN,SADECE TAYİBİN VE ETRFINDAKİLERİNİN YÜCEDİVAN OLAYLARI ORTADAN KALKAR VE 600 KÜSÜR DOSYALARINDAN BERAT EDERLER O KADAR,BİRDE HER TÜRLÜ HUKUKSUZ VE KANUNSUZ YASALARINI TASDİK EDECEK AYM.LERİ OLUR.EN BASİT DEĞİMLE ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELER HAKİMLER VE SAVCILARI İZLEYİN HER ŞEYİ GÖRÜRSÜNÜZ.

  9. bence bu mücadele yargıyı cumhuriyetçilerin arka bahçesi olmaktan kurtarıp islamcıların arka bahçesi yapmaktır.Kimse boşuna kendini yırtmasın.Ha cumhuriyetçilerin elinde ha islamciların.Yargı özgür olmadıktan sonra değişen bişey olmaz.

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s