Karşılıksız çek, Yoklukta yargılama ile ilgili itiraz


Yoklukta yargılama sonucu verilmiş mahkeme kararına karşı örnek niteliğinde bir hukukçu tarafından hazırlanmış dilekçeyi çek mağdurları sitesinden aldık. Bu örnek dilekçe üzerine bir yorum:

Uyarlama Yargılamasına ilişkin yasal yollar karıştırılmaktadır. Devam eden (derdest) bir davada yargı yolu farklıdır, kesinleşmiş bir davada yargı yolu farklıdır, bunları birbirine karıştırmamak gerekir. Yargıtay’ın yoklukta yargılamaya ilişkin verdiği karar devam eden bir dava içindir. Yargıtay, Kadıköy 6. Asliye Cezadan giden 28.11.2007 yılına ait kararı yoklukta yargılama nedeni ile bozmuştur. Bu bozma kararı gördüğünüz gibi devam etmekte olan bir davaya ilişkindir. Bozma CMK nın 195. Maddesine göre yapılmıştır. Daire Yeni Çek Yasasının Yürürlük tarihinden sonra çek davalarında yoklukta hüküm oluşturmanın mümkün olmadığına karar vermiştir. Şimdi gelelim esas konuya; USULDEKİ DEĞİŞİKLİKLER KESİNLEŞMİŞ HÜKÜMLERİ ETKİLER Mİ? Bunun yanıtı 5320 Sayılı CMK nın uygulanmasını düzenleyen yasada var. 5320 sayılı yasanın 4/1 ve 2. fıkraları şöyle:

Mahkemelerin görevleri

MADDE 4.- (1) Ceza Muhakemesi Kanunu, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, aşağıdaki maddelerin hükümleri saklı kalmak üzere, kesin hükme bağlanmış olanlar hariç, görülmekte olan bütün soruşturma ve kovuşturmalarda uygulanır.

(2) Ancak, Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlüğe girmesinden önce soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yapılmış işlem ve kararlar hukuki geçerliliklerini sürdürürler.

Maddenin açık hükmünden anlaşılacağı gibi usulde yapılan değişiklikler kesinleşmiş hükümlere uygulanamaz. Hukuki durum bu. Bu tespite göre yoklukta yargılamaya karşı Yeniden Yargılanma veya Eski Hale İade isteyelim mi, istemeyelim mi?

BENİM GÖRÜŞÜM İSTEYELİM, ANCAK AŞAĞIDA YAYINLANAN DİLEKÇE BENİM GÖRÜŞÜME GÖRE EKSİKTİR.

Dilekçeye eklenmesi gereken hususlar nelerdir?

Yoklukta yargılama savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Savunma hakkının kısıtlanması Anayasanın başlangıç maddelerine ve Anayasanın 36. maddesine, AİHM’e kararlarına aykırıdır. Dilekçede Yargıtay Kararına atıf yapılabilir ancak bu karara dayalı olarak değil yukarıda saydığımız Anayasa hükümlerine ve AİHM kararlarına dayalı olarak yoklukta oluşturulan hükmün hukuken yok hükmünde olduğu gerekçesi ile uyarlama değilde belki Eski Hale iade talep edilebilir.

DEĞERLİ ARKADAŞLAR

SAYIN ANKARA HUKUKLU TARAFINDAN YAZILMIŞ GIYAPTA YARGILAMA İLE İLGİLİ DİLEKÇE ÖRNEĞİ AŞAĞIDADIR…SN ANKARA HUKUKLUYA TEŞEKKÜR EDİYORUM….

. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
ANKARA

ESAS NO :
SANIK :
VEKİLİ :

TALEP : . Asliye Ceza Mahkemesinin kesinleşen ………. ESAS sayılı ilamı ile verilen hükmün infazının durdurulması ve uyarlama yargılaması yapılmasıdır.

OLAYLAR:
1. 5941 sayılı yeni Çek Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin ardından Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 3167 sayılı Kanuna göre ceza verilen bütün çek dosyaları için Başkan Mahmut Gül’ün de müteaddit defalar basında çıkan açıklamalarında belirttiği gibi “yasa bozması” yapmakta ve aşağıdaki örnek kararda da görüleceği üzere “sanığın hukuksal durumunun tekrar değerlendirilmesinde” zorunluluk bulunduğuna hükmetmektedir.
20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunyürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. (10. C.D.Karar Tarihi 25.01.2010. Esas No: 2008/2928. Karar No: 2010/999)

2. Diğer taraftan, hükümden sonra yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanununa göre (3167 sayılı Çek Kanununun aksine) “sanığın sorgusunun yapılmasında yasal zorunluluk bulunması” da Yargıtayca bozma gerekçesi sayılmış bulunmaktadır. ( 10. C.D. Esas No: 2009 / 1503.1 Karar No:2009 / 19857)
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 28.12.2009 tarihli ilgili içtihatında 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 195. maddesinde yazılı açıklamanın yer aldığı davetiyenin tebliğ edilerek sanığın yokluğunda hüküm kurulmasının öngörülmemiş olması nedeniyle, “sanığın sorgusunun yapılmasından sonra bir karar verilmesinde zorunluluk bulunması” gerektiğinden yerel mahkeme kararını bozmuştur.
NETİCE VE TALEP :
Türk Ceza Kanununun 5/1 maddesinde “ Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır” denmektedir. Aynı kanunun 7. Maddesi ise “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.(..) Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır” hükmünü getirmektedir.
Bu durum muvacehesinde:
Yüksek Mahkemenin temyiz incelemesi sonunda “yasa bozması” yaptığı kararlarla aynı hukuki niteliğe sahip olan mahkemenizin ceza kararının infazının durdurularak uyarlama yargılaması yapılmasını ve temyiz hakkının kullandırılmasını, yeniden duruşma açılarak Yüksek Mahkemenin aynı türden bütün davalar için öngördüğü süreç doğrultusunda, “kanun önünde eşitlik” ilkesinin gereği olarak müvekkilimin hukuksal durumunun tekrar değerlendirilip belirlenmesini arz ve talep ederim. 20.12.2010

Av. Rahmi OFLUOĞLU

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s