AİHM ve Çek Yasası


Bir tek karşılıksız çek başvurusunun AİHM den kazanılması, Türkiye’nin tazminata mahküm edilmesi işi bitirir. AİHM ye yapılacak başvuru sayısı önemli değil, önemli olan doğru bir başvurunun yapılması, konunun doğru anlatımıdır.Bir başvurunun kazanılması halinde avukatlar AİHM kapısında kuyruğa girerler, çünkü işin ucunda para garanti olacak…

DOĞRU BAŞVURU, ETKİLİ ANLATIM NASIL OLACAK?

Bir kere karşılıksız çeke adli para cezası veriliyor olması gibi adli para cezasının sonunda hapse çevriliyor olması mahkemeyi çok fazla etkilemez, bu durum  AB kriterlerine, sözleşmeye çok fazla aykırı bulunmaz. Önemli olan hangi durumlarda bu cezaların verildiği, yani suçun tanımı ve unsurları.. Suçun manevi unsurları arasında kast aranıyor mu, aranmıyor mu? Bu da tek başına yeterli bir açıklama olmaz, çünkü Anayasa Mahkemesi 2003 kararında gerekçeli kararda şöyle demişti.

“Çeki keşide eden, keşide anında bankada karşılığı olmadığını bildiğine göre kasıtla hareket etmiştir”

AİHM yargıçları burada şaşırıp kalacaklardır, eğer bizim ülkemizdeki şark kurnazlığını bilmiyorlarsa.. Çünkü söylem çok doğru; çek keşide edildiğinde keşideci bankada karşılığı olmadığını bile bile keşide ediyor, ama önemli bir ayrıntı var, çek 6 ay sonraya keşide ediliyor. İşte bu gerçek kurnazca gizleniyor.. Şimdi bu durumu ABD deki çek suçu ile karşılaştıralım. ABD de ” cash on delivery”  koşullu satışlarda nakit yerine keşide edilen çeklerin karşılığı yoksa doğrudan ağır hapis cezası var. Bu blogda ABD de karşılıksız çek suçlarına göz atarsanız bunu göreceksiniz.. Aynı uygulamanın benzeri  bazı AB ülkelerinde de var. Buradaki önemli ayrıntı şudur:

“Çek nakit yerine keşide edilmiştir, ancak bankada karşılığı yoktur.”  Bu tam anlamı ile dolandırıcılık suçunu oluşturur. Bizdeki TCK 158 f nin bir başka versiyonu.

Anayasa Mahkemesinin 2003 kararı çekin vadeli keşide edildiğini  gizleyerek batıdaki uygulama ile parelellik oluşturmaya çalışmıştır. Tabi ki bu tam anlamı ile bir rezalettir, saptırmadır ama bunu, AİHM üyeleri bilemez. Bu nedenlerle davanın etkili anlatımı şarttır.

Haziran ayı içerisinde mahkemeyi ziyaret edeceğiz, başvurusu olanlara bu konuda yardıma hazırız…

ABD de karşılıksız çek suçu OKUMAK İÇİN TIKLA

29 responses to “AİHM ve Çek Yasası

  1. ÜZÜCÜ AMA SEVİNDİRİCİ BİR GELİŞME
    ==============================

    AİHM MÜRACAATLARI SONUNDA BAŞLIYOR GALİBA !!!

    ÜZÜCÜ ÇÜNKÜ 3-4 YILDIR MÜRACAAT EDİLMEMİŞTİ,
    GEÇ KALINMIŞTI.

    SEVİNDİRİCİ ÇÜNKÜ, GEÇ TE OLSA YAPILMASI
    GEREKEN YAPILIYOR.

    Görebildiğim kadarıyla çek mağdurlarıyla ilgili en az 4-5
    sitede AİHM müracaatlarının yapılması konusunda bir
    ortak fikir ve akıl oluşmuş durumda ve kısa zaman içinde
    pek çok müracaat yapılacak görünüyor.

    Kabul edilebilir nitelikte tek bir müracaat bile yapılmış
    olursa 2-3 yıl içinde TC aleyhine tazminat kararı çıkar ve
    Hükümetimiz gerekli hukuki düzenlemeleri yapmak
    zorunda kalır.

    Eğer pek çok müracaat yapılırsa, bugüne kadar yapması
    gerekeni yapmayan Hükümetimiz bu kadar ciddi tazminatla
    karşılaşmamak için çok daha çabuk harekete geçer.

    Umuyorum ki çok sayıda müracaat yapılır ve Hükümetimiz
    bu yanlış ve hukuk dışı uygulamayı bir an önce kaldırır.

  2. SELAM OLSUN KOSİAD ANKARA
    BABAMIN RAHATSIZLIGI NEDENİ İLE UZUN ZAMANDIR GELİŞMELERDEN UZAK KALDIM. BU GÜN GÜN BOYU KONYALI ÇEK MAGDURLARININ TELEFON YAGMURU ALTINDA KALDIM. SAYIN SİNAN AYGÜN VE ARKADAŞLARIMIZIN BASIN TOPLANTISINI İZLEYEN HERKES ARADI. GELİŞMELERDEN UZAK KALMANIN EZİKLİĞİ İLE GÜNÜ BİTİRDİM. AZ ÖNCE PC BAŞINA GEÇTİM, HABER VE TEV KANALLARINDAN TOPLANTIYI AZDA OLSA İZLEDİM.BU MUTLULUKLA ARKADAŞLARIMIZI ARADIM ŞU ANDA ARKADAŞLARIMIZ BAŞTA SAYIN BAŞKAN YURDANUR HANIM, TÜLİN HANIM, MURAT BEY, ORHAN 44 ABİM, YÜKSEL BEY VE ATOM KARINCA AYDIN BEYLERİ YEMEKTE YAKALAMA ŞANSIM OLDU. ARKADAŞLARIMIZDAKİ MORAL VE AZİM BENİ MEST ETTİ. KOSİAD ANKARA LAF, DEDİKODU, FİTNE DEGİL EYLEM KOYAR. ARKADAŞLARIMDAN DUYDUKLARIM BENİ ONLARA TEKRAR HAYRAN KALMAMA VE BU MÜCADELEYE KATKIDA BULUNAMASAMDA BU YOLA BAŞ KOYMAM NEDENİ İLE KENDİMİ ONLARDAN BİRİ SAYMAM NEDENİ İLE ÇOK SEVİNDİRDİ.
    KOSİAD ANKARA İCRAATLARINA DEVAM EDİYOR. YARGITAY VE MECLİS EYLEMLERİ SIRADA, TÜM ENGELLEMELERE KARŞI İÇİMİZDEKİ MANKURT VE ZOMBİLERE KARŞI MÜCADELE TÜM HIZLA DEVAM EDİYOR. TAVİSYEM KOSİAD ANKARAYI İZLEMEYE DEVAM EDİN.
    EVET EYLEM YAPAMIYORSANIZ ALKIŞLAYACAKSINIZ. ELİNİZDEN BİR ŞEY GELMİYORSA İZLEYECEK VE DUA EDECEKSİNİZ. HASED VE KİN ACİZLERİN İŞİDİR. KİM BU MÜCADELEYE BİR TUGLA KOYARSA AYIRT ETMEDEN BAŞTACIMIZDIR. BİZ DAVAMIZDA SAMİMİYİZ. KISKANÇLIK YOK.YAPILAN EYLEMLERİ GÖRMEZDEN GELMEK, KÜÇÜK GÖRMEK YADA BELEŞTEN SAHİPLENMEK NAMERTLİKTİR. EVET BEYLER KOSİAD ANKARA EYLEM KOYAR BAZILARIDA İÇ ÇEKER HASED EDER, DEDİKODU YAPAR.
    BURADAN BİZLERE DESTEGİNİ ESİRGEMEYEN SAYIN RAHMİ OFLUOGLU’NA VE EKİBİNE BU YOLA EMEK VEREN ARKADAŞLARIMIZA SONSUZ TEŞEKKÜRLER. ÇOK SAGOLUN SAYENİZDE ÖZGÜR GÜNLER ÇOK YAKIN. HEPİNİZE SELAM OLSUN. SAMİ KAL

  3. Sayın Site Admin’i, Sayın Hukukçu, Arkadaşlar !

    Kaç gündür soruyorum – Hiç kimseden bir yanıt alamadım :

    Sayın Rahmi Ofluoğlu’nun 20 Mart 2011 tarihinde karsiliksizcekwordpresscom sitesindeki yazısında kendisinde bulunduğunu söylediği 2001 adet İngilizce hazırlanmış AİHM müracaat dilekçesinin nerde olduğunu kim söyleyecek ? Sayın Ofluoğlu, kendisine sorduğumda, kendi yazdığının aksine bu dilekçelerin karsiliksizcekwordpresscom site admin’inde olduğunu, oradan sorulması gerektiğini söylemekte.

    Sorularım çok açık ve seçik :
    – 2001 adet İngilizce hazırlanmış AİHM müracaat dilekçesi nerededir ?
    – Bu dilekçeler AİHM’ye gönderilmiş midir?
    – Gönderilmişse, gelişmeler nelerdir ?
    – Gönderilmemişse, niye gönderilmemiştir ?
    – Yoksa bu 2001 adet İngilizce dilekçe hiç varolmamış mıdır ?

    2001 adet başvuru !!!! Çok cidi bir miktar !!!!

    Bu konu kolayca unutturulacak bir konu değildir.

    Saygılar,

  4. Sayın Site Admin’i,

    Doğrudan size E-Posta yollayamadığım için tekrar burada yazmak zorundayım:

    2 gün önceki yazılarımda konu ettiğim ve Mart 2011 itibariyle İngilizce hazırlanmış olduğu belirtilen 2001 adet AİHM müracaat dilekçesinin akibeti nedir ? Bunlar kimdedir ? Yollanmış mıdır ?

    Saygılar

  5. *****************************************************
    Tarih:20 Mart 2011 – Yazan: RAHMI OFLUOĞLU
    “rahmiofluoglu | Mart 20, 2011, 11:03 pm | Cevapla
    Tabii memnuniyetle, cevaplayalım; bizde AİHM için bekleyen 2001 mağdur dosyası var.. çek mağduru’nun söylediğine göre, kendisi saymış, Av. Dilşat Şeyda Bildik’in toplantısına da 71 kişi katılmış..bunları da katarsak 2072 kişimiz var..dilekçeler ingilizce olarak hazır..gidip elden teslim edeceğiz yakında….”

    *****************************************************
    Tarih: 3 Eylül 2011 – Yazan: GERCEKCI
    Bundan birkaç ay önce, gerek Sayın Rahmi Ofluoğlu kendi sitesinde kendine AİHM müracaatı için 2,000, gerekse Sayın Burhan İşcan kendi sitesinde kendine (ya da Avukat Şeyda Bildik Hanım’a) AİHM müracaatı için 100′den fazla başvuru geldiğini açıklamışlardı. Acaba cem’an 2,100′den fazla müracaat AİHM’ye yönlendirilmiş midir ? Şayet yönlendirilmişse bu müracaatların, ön değerlendirme yapılarak, kabul veya reddoluna var mıdır ? Bunların akibeti ne olmuştur ?
    *****************************************************
    Tarih: 6 ve 7 Eylül 2011 – Yazan: RAHMİ OFLUOĞLU
    ….. Siz ya yenisiniz buralarda ya da dikkatli takip etmiyorsunuz. Sizin yaptığınıza dışardan gazel okumak derler…….AHİM müracatları bize değil, karsılıksızcekwordpress adminine yapılmıştır.Bilgiyi oradan isteyiniz……
    *****************************************************
    Sayin karsiliksizcekwordpress admin ‘ i,

    Sözkonusu İngilizce hazırlanmış 2001 adet AİHM dilekçesi sizde midir ? Sizdeyse 20 Mart 2011 dan sonra bunlarla ilgili neler yaptınız ?

    Açıklayabilirseniz sevinirim.
    Saygılar

  6. vadeli çek sorunu!
    Sayın Ben okulların kayıt haftası genellikle yoğun geçiyor tanıtım amaçlı bize de bir takım işler düşmekte bu sebeple sorunuza ki, bunu dilek hanımada söyledim, nezaketen cevap vericem ve de sn gerçekcininde sorusunuda cevaplamış olucam…

    ÖNCELİKLE ÇEK MAĞDURLARU HUKUK TERİMLERİNİ BİLMİYORLAR…

    ÇEKİN ERKEN İBRAZ EDİLMESİNİN, YASAKLANMASINI VADELİ ÇEK ZANNEDİYORLAR.
    VADELİ ÇEK NEDİR?? NE DEĞİLDİR ONU BİLMİYORLAR ,VADELİ ÇEK DİYE BİR SORUN, BİR BERAAT ŞEKLİ DEĞİLDİR.BU SORULARA YANIT ARAYALIM.

    VADELİ ÇEK GARABETİ

    Sayın BEN , her şeyden sonra vadeli çek diye bir uygulama yoktur ,çekte vade yoktur, yani çek için kanun koyucu bir vade yeri çekte belirtilmemiş çekte bulunan yer keşide tarihini yazmak içindir , senin buraya vade yazman hukukçuları bağlamaz çünkü bu kanun koyucunun öngördüğü bir ilke değil yani konun koyucunun çekte keşide yeri belirtmesi örneğin,açık çek aldınız bankaya gittiğiniz çekin verdiniz bankacı çeke tarih atın işleme sokalım demesi için gerekli olan biyerdir keşide tarihi yoksa çekte vade koymak bu borçlu ,ile alıcının yaratmış olduğu bir teori ,kanun koyucunun koyduğu bir teori değildir yani o tarih yeri vade koymak için yapılmamış çeki işeleme girmesi için belirtilen yer orası ..
    Şimdi diyeceksin ki neden peki son yasada bu bizim vade dediğimiz günden önce çek vurulmuyor..
    Çünkü çekin erken ibrazı yasaklandı buradaki temel ilişki ise vadenin öngörülmesi değil keşide tarihinden önce çekin erken ibrazının yasaklanışıdır .(borçlu kişi ortaya mağduriyet sunmayıp ,güven zedelemeyip,borcunu verdiği günde ödesin diye)

    Her şeyden sonra karşılıksız; çek karşılıksız çektir, bu çek vadesinde de vurulsa sonrada yazılsa da çek artık karşılıksız çektir, kanun koyucu kişi, vadeli çek vereni beraat edecek diye bir hüküm koymamıştır çünkü çek yazıldığı günden itibaren artık karşılıksız çek işlemine tabidir.
    Kaldı ki , erken ibrazı da yasaklanarak verilen mehil süresi beklenmesi yasal hale getirilmiş borçlu korunmuştur.bu madde 31/12 2011 de kapsasa ilgi maddenin metnince geçerliliğini yitiremeyecektir.Yni Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı
    MADDE 5- (1) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur)
    Etkin pişmanlık hükümleri de kaldırılmıştır örneğin on günlük çek güvenini eski hale getirme süresi, çünkü avukatlar bu süreyi örnek göstererek çek yazan keşideyi çek için hala ödeme yapmadığını ve bu on günlük sürede düzeltme hakkını hala kullanmadığını kısacası: çeki yazarken bunu bilerek ve isteyerek yazdığını TCk(503 maddesine) göre dolandırıcılık suçunun kastının sabit görülmesini resen talep etmekteydiler.eski yasaya açıp bakın bu böyleydi.

    Yani erken ibrazdan kasıt “”vadeli” çek diye söylenen şeyin gününden önce yazıldığı ve de, çek borçlusunun buna müteakip mağduriyetinin olmasıdır yoksa vadeli çek diye ortaya atılan şey,karşılıksız çek suçuna alternatif beraat istemi olamaz.!
    Siz söylediğinize gelince HUKUK maddi normlar üzerine kurulu olan işlerle ilgili bir daldır .siz ise davanızda soyut bir ilişkiden bahsetmektesiniz yani hukukun maddi kavramlarını farkında olmadan hiçe sayıyorsunuz ancak bir eşyde haklısınız soyut anlamda ! vadeli ekonomi ve diğer söylemleriniz doğru bu gün çark maalesef böyle dönmekte ama bu söylemleriniz, hukukun maddi anlamına bir şey katmaz.

    Çünkü hukukun felsefi sorgulama anlayışı maddi unsurlardır.yani dolandırıcılık kastı yada hile kastı bunu tartıştık örneğin bir edimi yerene getirmek mesela: edim borcun ifası her şey olabilir bir ressamın portre sözü vermesi de edimdir bir borçlunu borç ödeme sözü vermesi de edimdir ama yine anlattığım gibi bir uyuşturucu satıcısının mal teslimatı sözünün tutulmamsı edim olmaz yasal mevzuat şeyler edim olur.
    Buna göre siz beş altın bilezik sözü iadesi sözü verseniz ve iade yapacağınız gün sahte bilezikleri altın suyuna batırarak teslimini gerçekleştirip hile ve kastla bunu gerçekleştirmeniz kötü niyet diyoruz değimli..
    Ama siz diyorsunuz ki ben bir yazılı taahhütte bulundum dolayısı ile sahte altın teslim etmedim anacak altın bilezik teslimatının sözünü de tutmadım yani edimi yerine getirmemektir bu yani siz sakat işleme taraf olduğunuz dolayısı ile de iyi niyet olduğunuzu idaada edemezsini yani bir borcun edimin yerine getirilmemsinde mücbir sebeplerin dışında taksir veya bunun dışında ben zarar ettim,alacağımı alamadım borcumuda ödemiyorum; edimi yerine getirmiyorum demek sizin iyi niyetli olduğunuzu göstermez çünkü hukuka göre iyiniyet verilen sözün her ne pahasına olursa olsun yerine getirilmesini öngörüyor.!
    Kanunların tanımlarıyla ,mağdurların kanuna bakışı ayrı hata burada başılyor.

    5941 nolu çek kanunu Adli paracezasının devamıyla bırakın affı suçları beş kat artırmıştır.
    3167 no lu yasada adli para ceza verilişi daha insanflıyken yeni adli para cezasının devamı değişimi neticesinde bir günlüğü 100tl olan hapislik beş güne yatmakla 100tl oldu yani , 1000 tl ye on gün yatacak biri ,yeni adli para cezası uygulamasında 50 gün yatacak ki ,adli para cezası açısından hesap edin yapılan kötülüğü..

    Mağdurlar bir türlü yola gelmiyor millet sahte niklerle ; niklerle mücadele ediyor
    Efendim :AHMET ,MEHMETE NEDEMİŞ?!!! Nedemişse demiş , bize ne ? sahte niki yaratanın şe…f si.. kimler yaratıyor biz o kişileri biliyoruz sonrada ona buna çamur atıyorlar yok bu nik sensin gibiler saçma sapan işler.

    Mağdurlar bir an önce örgütlenmeli uyuşukluğu üstünden atmalı bu konu Temsil yetkisi alan avukatındır mağdurları örgütlemiyor aksine işi durağana alıp uyuşturuyor. Bu yanlış bir politika lidersen bunu ispat edeceksin değilsende istifa edeceksin derneğin (infisahından) korkuyorsa bunu açık seçik beyan etmeli dernek kamu hukuna ait tüzel bir kişilik oluşturmaz.bu cihetle tekrar derneğe yön vermeli ve adalet komisyonundan gelecek haberlere kulak vermeli ne oluyor ne bitiyor.

    Garantili çekle sorumluluklar banka üzerine verilmilidir ,kaldıki yeni krediler açılmalıdır sayın BEN, yoksa sizin bankaya vereceğiniz zararla ,kişiye verdiğiniz zarr bir değildir kişi tek başına bir işletmenin sahibi olarak siz ve sizin gibi kişilere mal verip bunun karşılığını alamazsa batar ve devlette ona yardım etmez anacak siz bankaya patlarsanız bu ayrı dava yani bankalar bunun altından bir şekilde kalkar yani düşünün kefilimi mağdur etmek yani kefiliniz gelse az önce evime geldiler malımı mülkümü kaldırdılar dese hoşunuza gider bankayla yüz göz olup borcunuzdan dolayı bankamı size gelse daha iyi hadi bakalım hangisi iyi işte biz bu sebeple diyoruzki çekler sigorta kapsamına alınsın yazılan çekler bankalarca limit karşılığı ödensin açılacak kredileride çek mağduru yavaş yavaş ödeyerek ilgili hesapta biriken parasının bir gün sahibi olsun sonrada o teminat onun , olsun.olay budur.
    Bakın her yerde gbt alınıyor mağdurlar için sıkıntı oluyor Avrupa insan hakları sözleşmesine karşı kimse sözleşeme den dolayı özgürlüğünden alı koyulamazken burada bu memlekette koyuluyor sonuçta sözlüde sözleşme yada yazılı sözleşmeler açısından , örneğin, birinden 100 tl borç aldınız şu gün verecem demekte bir sözlü sözleşmedir.
    Kısacası çek bir kambiyo tahütü üzerinden bir başkasına söz vermektir bu taahüt üzerinden verilen söz bir bankaya emir verek bu parayı ödeyiniz emir komutuyla gerçekleşen bir sözdür bu sebeple AİHM insan hakları açısından olayı ele almalıdır üç sene falan bunlar uzun süreçtir tutuklamalar devam etmektedir eğer bir haksızlık varsa insan hakkı varsa bu süreç kısaltılır buda ilgili avukatların davaya müdahilen yapacağı baş vuru ve taleple olur kast,mast hikayeleriyle olmaz ..yazılarıma izninizle ara vericem
    Saygılarımla
    hukukcu

    • Sayın Hukukcu,

      Öncelikle cevabınız ve nezaketiniz için teşekkür ederim. Kendi adıma sayenizde gerçekten hukuk anlamında o kadar çok şey öğrendim ki, bıkmadan anlattığınız, hukuk yorumları ve kanunlara yapmış olduğunuz vurgulamalar sayesinde, Mahkeme ve hakimlerin çek olayına bakış açılarını son derece objektif olarak anlamamı sağladınız. .

      Yanlış anlamazsanız benim anlatmaya çalıştığım, ama sizin ısrarla olayı hukuki bağlama çekmenizi bir fıkra ile açıklamaya çalışayım.

      Bir gökdelenin terasında güneşlenip, kitap okuyan bir adam “lütfen bakar mısınız!!!?” sesiyle irkilir ve sesin yukarıdan geldiğini anlar, okuduğu kitaptan başını kaldırarak, yukarı bakar ve bir balonun içinde rüzgarla savrulmakta olan bir adamı görür. ve adama

      – buyurun size nasıl yardımcı olabilirim? der
      balonda ki adam

      – “neredeyim? lütfen bana yardımcı olun bu balon bir anda bağlı olduğu ipi kopardı, kullanıcı balona binemedi ve ben tek başıma bu balonda kaldım rüzgarla savruluyorum.

      terasda ki adam cevap verir

      – “Şu anda New york’ da sınız yerden yaklaşık 350 m yüksektesiniz ve kuzeyden güneye doğru savrulmak dasınız”.

      balon da ki adam tekrar sormuş

      – “siz mühendis misiniz?”
      teras da ki adam şaşırmış ve
      – “evet ama nasıl anladınız” demiş

      balonda ki adam
      – “son derece doğru ve bilimsel cevaplar veriyorsunuz fakat bunlar benim durumumdaki bir adam için ne gibi bir yarar sağlayacak” demiş

      Sayın hukukcu, bilmem derdimi anlatabildim mi?
      son derece haklısınız. yasalar sizin anlattığınız gibi,

      biz mağdurlar da siz de bu yasanın sosyal yaraları kapatamayacağı kanaatindesiniz. hukuk bir anlam da sosyal konularda ki zafiyetlerin giderilebilmesine de yardımcı olmalıdır.

      Ülkemizde, bir gecede, KHK ve/veya yasalar yapılıp uygulanıyor ki, bir günde suçsuz olduğunuz bir konuda suçlu veya suçlu olduğunuz bir konuda suçsuz duruma gelebiiyorsunuz…

      Ben naçizane, hiç olmayan hukuk bilgimle, sizinle tartışma hakkına ve yetisine sahip olmadığım gibi, zamanınızı boş yere de harcatıyor olabilirim. ama anlatmak istediğim konu, hukuki olmayıp, gerçekte sosyal bir yaranın tedavisi ve pansumanı için yapılması gereken şeylerin, Başta siyasiler olmak üzere değerli Hukukçuların da dikkatini mağduriyetimize çekebilmektir.

      Vaktinizi aldığım için özür diler, içinde bulunduğumuz durumu anlayışla karşılayacağınızı ümit ederim.
      Saygılarımla,

  7. TEMİNAT ÇEKİ VERDİ
    İpotekle eğitim, rehin diploma iddiası. Kızını Bilkent Üniversitesi’nde okutan Muhyettin Kaya son yılın harcını ödeyemedi ve…

    Türkiye’nin önde gelen özel üniversitelerinden Bilkent Üniversitesi ile harç borcunu ödeyemeyen bir veli arasındaki davada, üniversitenin öğrenciyi ‘diplomasını vermemekle’ tehdit ettiği öne sürüldü. Ankara İcra Mahkemesi Hakimliği’ne verdiği dilekçeye göre kızını Bilkent Üniversitesi Bankacılık ve Finans Bölümü’nde okutan Muhyettin Kaya, okulun son döneminde işlerinin bozulması nedeniyle üniversite tarafından istenen harcı ödeyemedi. Bilkent Üniversitesi, Kaya’ya kızının harç borcu ödenmediği için ‘diplomasının verilemeyeceğini’ söyledi. Bunun üzerine Kaya, diplomayı alabilmek için üniversiteye 10 bin liralık teminat çeki verdi.

    BORCU ÖDEDİ, FAİZİNİ ÖDEYEMEDİ
    Daha sonra 4 bin 937 doları bir araya getiren Kaya, harç borcunu ödedi ve üniversiteden gecikme faizinin silinmesini talep etti. Faizin silinemeyeceği yanıtı veren üniversite borcu icraya taşıdı. Kaya’nın kızı F.K.’nin mezun olduktan sonra çalışmaya başladığı işyerine İcra Müdürlüğü tarafından gönderilen yazıda F.K.’nin maaşının bir kısmının ve tazminat, prim, ikramiye gibi tüm alacaklarının haczedildiği belirtildi.

    EĞİTİM, TİCARİ BİR İŞ DEĞİLDİR
    Kızının mezun olduğu yıl harç borcunu ödeyemeyen baba, iş başvurusu dosyasına eklemek için mezuniyet belgesi isteyen kızına harç borcu nedeniyle diplomasının verilmediğini, mezuniyet balosuna girmesine de izin verilmediğini ileri sürdü. Kaya, dilekçesinde ‘Eğitim faaliyeti ticari bir iş olmayıp aleyhimizdeki icra takibi tefecilikte dahi görülmeyen bir faiz oranı üzerinden yapılmış olmakla, özü itibarıyla de yapılan işlem hakkaniyete ve kanuna aykırıdır’ dedi. Öğrenci babasıyla üniversite arasındaki davanın ilk duruşması 25 Ekim 2011 tarihinde Ankara 14. İcra Hakimliği tarafından yapılacak.

    TEFECİLİKTE BİLE BÖYLE FAİZ YOK
    İcraya itiraz eden Kaya ve kızı ile üniversite arasında borcun faiz oranı konusunda anlaşmazlık çıkınca Ankara İcra Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkemeye verdiği dilekçede, üniversitenin talebiyle icra işlemini başlatan Ankara 4. İcra Müdürlüğü’nün, ‘yüzde 9 faiz uygulaması gerekirken, tefecilikte bile görülmeyen dolar üzerinden yüzde 24 faiz uyguladığını’ savunan Kaya, işlemin iptalini istedi. Söz konusu borcun icraya taşınması aşamasında Ankara 4. Tüketici Mahkemesi’nin belirlediği anapara ve faiz oranı üzerinden hesaplanmadığını savunan Kaya, dava dilekçesinde üniversiteyle ilgili önemli bir iddiada da bulundu.
    AKŞAM HABER

  8. İyi akşamlar,

    Sayın Hukukçu ve bazı kişilere anlatamadığım bir konuyu affınıza sığınarak tekrar yazmak istiyorum.

    GERÇEKLER:
    1. Vadeli Çek: Satıcı da alıcı da sonunda hapis cezası olduğunu bildiği için, vadeli alışverişte satıcıların alıcıdan zorla istediği, senet yerine kullanılan, bankalar tarafından bastırılmış ödeme emri evrakıdır. (Örneğin; hiç bir alıcının senet vermek yerine alıcıya “yok ben sana vadeli çek vereyim” diyebileceğini düşünebilirmisiniz?)

    2. Kambiyo Evrakı : Aslında bankada ki hazır paranın ödeme emri olduğu düşünüldüğü için üzerine olduğundan ve değerinden daha fazla sorumluluk yüklenmiş evrak

    3. Adli Para Cezası : vadeli olarak kullanıldığı Alıcı, Satıcı, Hukukçu ve Yasa koyucu tarafından bilinen ama kabul edilmeyen, edilse dahi, uluslararası sözleşmeler gereği doğrudan verilemeyen hapis cezalarının herkesi aldatarak verilmesi işlemi

    4. Karşılıksız Çek : Satıcının da gerçeği bildiği ama “sonunda nasılsa hapis cezası var ben bunu hapse attırır paramı kurtarırım” diye düşündüğü Alıcının bankasında aslında bu paranın karşılığı olmadığını bildiği, “benim ona sattığım malı 3.kişilere sattıktan sonra benim paramı bankaya yatırır ben de bankadan çekerim” ya da “sattığım ham maddeyi işleyip, satıp benim paramı bankaya yatıracak” diye düşündüğü, Ancak; herhangi bir sebeple, veya İİK nedeniyle, makineleri, iş yeri, menkul ve gayrimenkulleri hacizle elinden alınmış kişinin (alıcının) vermiş olduğu vadeli çekin karşılığını bankaya yatıramadığı evrak.

    yukarıda yazdıklarımın GERÇEK olmadığını iddia edecek birisi var mı (Dolandırcılık ve dolandırıcılar konumuz dışıdır)

    Şimdi sayın Hukukçuya, yasa koyuculara ve Vadeli çek ödenmediği için alacaklı olan ve hapis cezası için şikayette bulunan alacaklılara soruyorum.

    Bildiğimiz bu gerçekleri neden görmezden gelmek istiyoruz? neden yasa koyucuya “lütfen öyle bir sistem yaratın ki, (Örneğin; Poliçe, banka ödeme garantili çek) öyle bir kanun yapın ki, insanlar borcundan dolayı hapis yatmak zorunda kalmasın, kaçak duruma düşmesin çalışıp borcunu ödeyebilsin” demezler, neden Hukukçular, böyle bir yasayı ne kadar zorlarsanız zorlayın, sonuçta bize “Borca hapis” cezası verdirmeyin demezler? Çok mu zordur?

  9. Arkadaşlar afedersiniz. Son 2 yorumumu “cevapla” yaptığımda hemen çıkmayınca bir defa da “yorum yaz” kısmından yolladım; mükerrer oldu. Lütfen kusuruma bakmayın.

  10. Burada 2 konuda itirazım var:

    İlki 5941 sayılı kanunun gerekçesinde kasıt konusu açıkça yer almaktadır ve esasen kanun metninde de bu yer almaktayken bir komisyon üyesinin teklifiyle “kasıt” kelimesi metinden çıkarılmıştır. Ama gerekçede hala durmaktadır.

    Dolayısıyla bu kanunun “kasıt unsuru gözönüne alınmalıdır” görüşüyle hazırlandığı ve buna göre yorumlanması gerektiğini düşünüyorum; siz bu durumu (yani kanunun gerekçesini ve komisyonda yapılan katakulli yüzünden oluşan muğlaklığı) hiç gözönüne almıyorsunuz.

    İkinci olarak; deprem, sel, kaza gibi “force majeure” / zaruri sebep sayılabilecek hususlar bildirilse bile ilk derece mahkemeleri hala “çek suçu şekli bir suçtur” deyip işin içinden çıkma kolaycılığına kaçıyorlar. Benim bizzat başımda olan bir olay var, uluslarararası hakem mahkemesi benim durumumu force majeure-zaruri sebep sayıyor da, bizim mahkemelerimiz niye kolaycılığa kaçıp “bu adamın açıklamasını bir değerlendirelim, kendisinden ilave bilgi ve belge isteyelim” demiyorlar ?

    Gerek sizin gerek tüm katılımcıların, benim bu 2 sorumu açıklamalarım ışığında değerlendirmesini rica ederim.
    Selam ve saygılarla,

  11. Sn Hukukçu, sizin garantili çek olarak bahsettiğiniz Eurocheck veya benzerleri uzun süredir kullanımda; taa 1970lerden yakın zamanlara kadar buna benzer ama daha basiti olan TRAVELLERS’ CHEQUE Türkiye’de pek çok banka şubesinde bile bozdurulmaktaydı. Ben 70 lerin başında Avrupa’da bir lise talebesi olarak dolaşırken ilk gittiğim İsviçre’de bu çeki alıp, tüm seyahatlerimde bizzat kullanmıştım.

    Dolayısıyla garantili çeklerin de sınıfları olduğunu gözönüne almak lazım. Karşılığında mevduat blokesi olmayan ve bankaca 100 % garanti edilen bir çek için bankanın müşterisine kredi açması lazım. Bu kredinin de teminatı olması lazım. Eğer böyle bir sisteme geçilirse, piyasada çek kullanımı pratik olarak kalkar.

    Bunun üstesinden gelmek isteniyorsa, o zaman bu bankaca ödemesi 100 % garanti edilen (ama karşılığında çek verilen firma/şahıstan 100 % teminat istenmeyen) durumda bankanın bir şekilde bu riski sigorta ettirmesi lazım.

    Bu riski kim sigorta eder ? Yurtdışı örnekleri bize uymayacağı için burada açıklamıyorum, Türkiye’de bu riski kimse sigorta etmez. Ne gerekir ? Bankaların ortaklaşa oluşturacağı bir sigorta fonu. Bankalar böyle bir fon için kaynak aktarırlar mı ? Ya da aktaracakları kaynak yeterli olur mu ? Hayır. O zaman ne yapılabilir ? Bu fona Devlet kaynak yaratsın denir. Devlet bu kaynağı nereden bulacak ? Tabii ki vatandaştan ilave vergi, harç, vs. toplayarak.

    Sadece zora düşen borçlu firma/şahısları ve dolayısıyla zora düşen alacaklıları düşünsek, belki denilebilir ki bu Devletin sosyal görevleri arasına girer, olası bazı kötü durumlar (tıpkı deprem, vs. gibi) için bu yapılabilir.

    Ama, biliyorsunuz Türkiye’de istisnasız herşey istismar edilir ve bunu yapanlar her zaman ceza almadan yaşamlarına devam ederler-Devletin sağlayacağı kaynakla yaratılacak böyle bir fon derhal dolandırıcıların, üçkağıtçıların hedefi haline gelir. Böyleleri zaten maalesef Devlet katında itibar gördükleri için falanca bürokratla, filanca milletvekili ile pekala bu soygunu yaparlar; bu iş için tüm aşiretlerini kullanırlar. Devlet bir başka şekilde daha soyulmuş olur, bu da tabii ki vatandaşa yansır. Siz ne kadar iyi niyetli bir düzenleme yapmak isterseniz isteyin, olacağı budur; aksini iddia etmek Türkiye’de eşyanın tabiatına aykırıdır maalesef.

    Bu düşüncelerimden dolayıdır ki garantili çek uygulamasının ülkemiz için iyi olacağını düşünemiyorum.

    Bence yapılması gereken; vadeli çek uygulaması kaldırılması, eskiden olduğu gibi vadesiz çek uygulamasının devam etmesidir. Kişi, çeki imzalarken bunun ve çekin heran ibraz edileceğini bilerek çeki verecektir – bunun aksini yapmasının dolandırıcılık suçu kapsamına gireceği yasalarla düzenlenmelidir. Bunun cezasının da APC falan değil, doğrudan hapis olduğu şeklinde düzenleme yapılmalı, Bankalar çek karnesini verirken bu hususu bildiklerine dair taahhütname almalıdırlar.

    Geçmişte olan olmuştur. Şu anda, bana göre, mahkemelerimizin yapması gereken mali durumu bozulduğu için kastı olmadan çekini ödeyemeyenlerle dolandırıcıları ayırmak (bu çok kolay yapılabilir, bizzat bankalar, yeminli mali müşavirler, vs. burada bilirkişilik yapabilirler – sadece vakit alır, ama zaten mahkemelerde işler hemen bitmiyor, varsın 6şar ay uzasın davalar). Yapılacak inceleme sonucunda dolandırıcılar cezalandırılsın, gerçek borçlular ise zaten İİK hükümlerine taabiler, durumları düzelirse illa ki borçlarını ödemek zorundalar. Zaten önümüzde 31.12.2011 tarihi var. Bu tarih etrafında bu düzenleme yapılır ve gerçekten vadesiz çek sistemine başlanılır.

    Bu aşamadaki düşüncelerim kısaca bu şekilde özetlenebilir.

    Selam ve saygılarımla,

  12. KAST VE TAKSİR KONUSUNUN YANLIŞ YORUMLANMASI.
    Şimdi biz yıllarca neyi anlatamadık biliyormusunuz ? kast ve taksir konusun ne olduğunu ..!
    Bu konuyu , anlamamak için özel bir çaba geliştirildi.Bizim yasalarımızda bir suçun suç olduğunu bilmemek kişiyi suçsuz kılmaz nitekim siz adam vurup mahkemelere çıksanız hakim bey bu suçtu ama ben bunun suç olduğunu bilmiyordum diyemezsiniz! Peki bu ne demektir?

    Bu şu demektir geçenlerde yazdığım meselenin anlaşılması gerekiyor yani bizim çek hukukumuzda bu suç belirtilmiş yani birinci dereceden kast görülüyor ve taksir hususu da belirtilmiştir ve yasa maddesiyle de uyarmıştır taksir sen çeki eline almadan.

    Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı
    MADDE 5- (1) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Bu davalar, çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür.

    İlk metinden iti baren yasa koyucu suça sebebiyet veren kişi hakkında hüküm koymuş

    Şimdi bu madde buradayken sizin talep ettiğiniz nitelikte kast aranmaya kalksa sadece ilk metinden itibaren yasa koyucu sizin çeki karşılıksız bıraktığınızda olacakları bildiğinizi var sayıyor. Yani bu işin nefsi müdafasınıda eğer bir mücbir sebep varsa taksiren açıklıyor.

    Yangın,sel ,deprem bu gibi felaket olaylarının kişinin başına gelmesi onu karşılıksız çek suçundan kurtarıyor kaldı ki bu tip olayların ispatı kolay örneğin deprem herkesce bilinip görülen bir olay .
    Şimdi burada hakim bu yüzden soruyor hukuku hukuk adamı gibi anlamak gerekiyor kendin gibi anlayamazsın o zaman yanlış yaparsın..yani diyor ki hakim sen bu çeki verdiğinde karşılıksız kalacağını biliyormusun sen evet yada hayır demen bir şey fark etmiyor işte o zaman suçu bildiğin kabul ediliyor yani bankada bu işle ilgili para niye bulundurmadın kastı yani sen bu çekin karşılıksız çıktığında bunun suç olduğunu biliyorsan hem karşındakini hem de kendini riske attın ve devletin koymuş olduğu hukuk normuna da bilerek ve isteyerek muhalefet ettin işte bunun cezasını sana veriyorum diyor.

    NE YAPMALI?
    Başta bu ceza yani hürriyeti bağlayacak ceza kaldırılmalı sadece borçlu yönünden bakılırsa kanun koyucular bu seferde çek alcaklılar mağdurlarının üzerine geleceğini bilmekteler yani o sebeple yasa koyucular beraate uygun karar yapmakta istemiyorlar Hayri Domaniç hocan kast ve taksir atıflarına bakarsanız bunun yaptırımının da dünyada ki gibi tazminat olduğunu görülcek niteki bu ülkede tam anlamıyla kast ve taksir garantili çek döneminde çekte hile olursa uygulanmaktaydı ve beraatler o bazda veriliyordu bunu bakmaklazım

    BANKALAR SORULUULUKLARI ARTILIYOR..

    Kısacası; denge çubuğunu iyi kurmak gerekli bankalar sayın Kobülgenin dediği milletin eline bayram şekeri verir gibi 600 tl tazminatla kurtuluyorlar bankalar bu sorumluluktan kaçıyorlar ve bu sorumluluğu borçlu ile alacaklının üzerine yıkıyorlar alacaklı eline geçen bankaların verdiği çekle ,kredi kart ayrı bir şeydir Lehtar,hamil, çeki bankadan soruyor sağlam istihbaratı yapıyor sonrada bunun karşılığında mal vermekte kredi kartında böyle bir sorumluluk yok! Çünkü kredi kartı sistemden sorgulanıyor öderse de bunu banka ödeyecek yani hapis cezası yok sorumluluk yerine getiriliyor senet her kırtasiyecide var ama çek bankalarca bastırılıyor çünkü çekin arkasında gerçek muhatap bankadır onun itibarıdır garantili çek işte bundan var garantili çek bankaların sorumluluk altına girdiği çektir bankalar bu çek şeklini ortaya attıkları için garantili çek türkiyede (bakınız internette var. mavi çek)40 sene kullanıldı ceza alan olmadı bankalar risk alıyordu çünkü ve 1985 yılında böyle bir müdahalede bulunarak sorumluluğu kast, yönünden ve dolandırıcılık yönünden alacaklının üstüne yıkmışlardır bu tarihi iyi bilmek gerekir.
    AİHM başvurusu hükümetin dikkatini çekecektir çünkü bu karar emsal teşkil ederse tazminatvar işin ucunda ancak bu çok sıkıntı vereceğini daha öncelerden söyledim bu hakimlere çok büyük sıkıntı verecek anlamak istemiyor bazıları boş ver anlamasın nasıl olsa bir gün gerçekleri görecek bu arkadaşlar o zaman yüzlerini görücem utanacaklar yaptıkları ettiklerine..
    Sayın avukat bence komisyona bir hal hatır sorsun bu aralar .

    Sayılarla
    hukukçu

    • Burada 2 konuda itirazım var:

      İlki 5941 sayılı kanunun gerekçesinde kasıt konusu açıkça yer almaktadır ve esasen kanun metninde de bu yer almaktayken bir komisyon üyesinin teklifiyle “kasıt” kelimesi metinden çıkarılmıştır. Ama gerekçede hala durmaktadır.

      Dolayısıyla bu kanunun “kasıt unsuru gözönüne alınmalıdır” görüşüyle hazırlandığı ve buna göre yorumlanması gerektiğini düşünüyorum; siz bu durumu (yani kanunun gerekçesini ve komisyonda yapılan katakulli yüzünden oluşan muğlaklığı) hiç gözönüne almıyorsunuz.

      İkinci olarak; deprem, sel, kaza gibi “force majeure” / zaruri sebep sayılabilecek hususlar bildirilse bile ilk derece mahkemeleri hala “çek suçu şekli bir suçtur” deyip işin içinden çıkma kolaycılığına kaçıyorlar. Benim bizzat başımda olan bir olay var, uluslarararası hakem mahkemesi benim durumumu force majeure-zaruri sebep sayıyor da, bizim mahkemelerimiz niye kolaycılığa kaçıp “bu adamın açıklamasını bir değerlendirelim, kendisinden ilave bilgi ve belge isteyelim” demiyorlar ?

      Gerek sizin gerek tüm katılımcıların, benim bu 2 sorumu açıklamalarım ışığında değerlendirmesini rica ederim.
      Selam ve saygılarla,

  13. aKanunlarımıza, mevzuatımıza göre “ÇEKTE VADE OLMAZ, İBRAZINDA ÖDENİR”

    Hal böyleyken eskiden 3167de, şimdi de 5941de VADELİ ÇEKE İZİN VERİLİYOR !!!

    Bu bal gibi hukuksuzluktur, adaletsizliktir .

    Ya biri, ya öteki.

    Herkesin savunmasında olsun, başka yerlerde olsun bunu basbas bağırması şarttır.

    Herkes hakkını arasın, hakim karşısında olsun, Yargıtay itirazında olsun bu saçmalığı dile getirsin !!!

    Problemimizi kendimiz çözeceğiz, başkasından medet ummak nafiledir

    INSANLAR HEMEN HERYERDE UYUTULUYORLAR-CEK MAGDURLARI DA BUNA DAHIL…..

    Herkesin aklını başına alması, koyun gibi olmaması gerekli…..

    Örgütlü veya örgütsüz herkesin yapabileceği şeyler var:

    Öncelikle herkes davasını takip edecek, savunmasını düzgün yapacak/yaptırtacak, temyize giden dosyalarının itirazını düzgün yapacak/yaptırtacak…..

    Dolandırıcı olmadığını, kastı olmadan çekini ödeyemediğini anlatacak, ispatlayacak, haksızlığa karşı çıkacak…

    AİHM müracaatını yapacak/yaptırtacak, bunun düzgün olmasını sağlayacak, ve asla vakit kaybetmeyecek…..

    AİHM konusu aylardır unutturuldu…..

    KAST konusu aylardır unutturuldu…..

    Artık, geç te olsa, uyanmak zamanıdır…..

  14. APC mağdurlarının yapması gereken çalışmalar birbirine paralel olarak ama 4 farklı kulvarda yapılmalıdır-Önem sırasına göre bunları şöyle sıralayabiliriz:

    1. SAVUNMA/YARGITAY – TCK 21.MADDE / KASIT UNSURU – İlk derece mahkemelerinin aldığı yanlış, çelişkili kararlar bir yana bırakılarak; henüz bu konuda bir karara varmamış olan Yargıtay nezdinde, adli para cezası uygulamasının dolandırıcılar ve kötü niyetlilerle sınırlı tutulmasını teminen; sanıkların talepleriyle beraber sağlayacakları bilanço, vs. bilgi ve evrakların değerlendirilerek suçun kasıtlı olarak işlenip işlenmediği hususunun değerlendirilmesi için talepkar olunmalı, savunmalar muhakkak bu hususa da vurgu yapmalıdır.

    2. AİHM – MÜRACAAT – Bu mahkemeye yapılacak çok sayıda (ve Türk mevzuatının vadeli çeke geçici de olsa izin verdiği hususunu içeren) düzgün müracaat gerek mahkemenin bu davaları topluca ve erkenden incelemesine sebep olabilecek, gerekse T.C. bürokrasisi ve dolayısıyla Hükümet üzerinde ciddi bir baskı oluşturacaktır.

    Ancak, bu konu aylardır gündemde olmasına rağmen APC mağdurlarının acilen müracaat etmeleri gerektiğinin adeta unutturulmaya çalışılması ve, niyeyse, bir kaç gün önce sanki yeni bir şeymiş gibi gündeme getirilmesi çok manidardır.

    Unutulmaması gerekn husus; özellikle ilk müracaatlarda herhangi bir ücret ve avukatın kesinlikle gerektiği olmadığıdır. İlk müracaatın hukuki bir dille yapılmış olması bile şart değildir. Elbette avukat olması tercih edilir ama ilk aşamada kesinlikle şart değildir ! Hiç parası olmayan bir arkadaşımız bile kendi başına gerekli formu doldurup 4-5 TL masrafla postalayabilir !!!

    3. BASIN/YAYIN – BİLGİLENDİRME – Toplumumuzda çok az kimse APC uygulamasının yanlışlığını ve TCK’nun açık hükmüne rağmen ilk derece mahkemelerinde kasıt unsuru aranmadığının farkındadır. Özellikle duruşmalara gelen sanıklarla görüşüldüğünde bunların en az % 80’inin bilgisiz/ilgisiz, nasıl savunma yapmaları gerektiğinden-AİHM’ne müracaat etmeleri gerektiğinden-internet sitelerinden ve yapılan çalışmalardan bihaber oldukları görülmektedir. Başta APC mağdurlarının tamamı olmak üzere toplumumuzun mümkün olduğunca büyük bir bölümü televizyonlar, gazete ve dergiler, internet haber kanalları, internet sosyal paylaşım siteleri, ve diğer yollarla bilgilendirilmelidir. APC sanıkları, dolandırıcı ve kötü niyetliler hariç, bilinçlendirilmelidirler.

    4. TBMM/HÜKÜMET/BÜROKRASİ – TALEPLER – Her ne kadar ülkemizde yürütme ve yasama ayrıdır dense de, gerçekte maalesef, TBMM Hükümete daha doğrusu Başbakan’a bağlıdır. Maalesef Hükümet problemimize ilgisiz kalmaktadır; yargı bürokrasisinin sesi de çok cılız çıkmaktadır. Buna rağmen bize yapılan haksızlığın ve hukuksuzluğun uygun yasal düzenlemelerle ortadan kaldırılması için bakanlar, milletvekilleri, tüm hakimler ile yargı bürokrasisi nezdinde sürekli talepkar olunmalı, hak ve hukuk aranmalıdır.

    Tüm bunlar örgütlü bir çalışmayla daha iyi yürütülebilir ama, şu veya bu sebeple, tek başına hareket etmek isteyen tüm APC mağdurları da yukarıda belirttiğim 4 ana çalışma konusunda şahsi gayret gösterebilirler.

  15. 2011 yılı Şubat ayında, Çek Kanunu’na muhalefet suçlamasıyla 97 esnaf, işadamı ve otelci Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi’ne konmuştu. Borca karşılık çekin ödenememesi nedeniyle 11 kişi ‘Çek Kanunu’na muhalefet’ suçlamasıyla cezaevinin kapalı, 12 kişi ise cezaevinin açık bölümünde yatıyordu. Çek borcunu ödemek için tarih veren ancak o tarihte ödenmemesi nedeniyle ‘Taahhüdü ihlal’ suçundan ise 47 kişi cezaevinin kapalı, 27’si ise açık bölümde yattı.

  16. HAZIR OLUN!
    İLERKİ GÜNLERDE ÇIKACAK ÇEK TASARISI VE BAZI KONULARDADA GELİŞMELER DUYACAĞIZ.
    Sayın Dilek ,okulların kayıt haftasına girmiş bulunmaktayız ve bu aralar yoğunum işte bu yoğunlukta lütfen aynı soruları sorma çünkü kafamı böyle gereksiz şeylerle meşgul etmiş bulunmaktasın gelelim madem şikayetçi olduğun konuya ben anlatamıyorum herhalde işcan iyi biriydi ama bu davanın başında özellikle bu davayı savunan ve geçen yıl kaybettiğimiz Av .Burak Erim ağabeyimiz kendisini çok severdi.. ancak işcan bir anda bozuldu ve de yanlış hareketler yapmaya başladı yani konu biraz uzun mesela av BURAK ERİM, değerli hukukçu , Adem sözüerin ortaya atmış olduğu ve de TCK 2. maddesine tekabül eden yasanın savunularak ve ÜZERİNDE DURULMASI herkesin beraatini alacağını söyledi ve bu konuya dikkat çekti hala yazısı presstürk arşivlerinde duruyor bir heyet oluşturup meclise gidin ve de herkes milletvekili ile görüşsün özellikle bölgesel milletvekili görüşmelerine dikkat edin ki daha etkili olur işte o zaman Burhan işcan prestukte ve karşılıksız çek wordpresste yazmaktaydı yani ucu yanık mektupların teslimi altında bir hareket oluşturdu Burak Erimin önerdiği şeyi gerçekleştiren ve çekmağdurları örgütleme ve eylem hareketine girişen ilk ortaya çıkan lider konumunda ve elini taşın altına koyan sivil bir isimdir.Aynı günlerde bir isim daha presturkte yazmaktaydı ve bu kişi, bu davayı savunan AV. Rahmi Ofluoğlu dur ve de oda meclise gitmiştir kapıda da yüz yüze Burhan İşcanla tanışmışlardır Bakanla görüşüldüğü vakit İntikal hukukundan vb Anayasa Mahkemesi ve çek mağdurlarının hapis cezası sorunları konuşularak ilk görüşme sağlanmıştır Burhan işcan İntikal Hukuku kafasına yatmış ve bu kafasına takılan soru hakkında Rahmi Beyin hukukçuluğuna da güvenerek bilgi almak istemiştir ancak Rahmi of. Bu konuda askeriyede erzak ve yiyecek hazırlanan askerlerin dava çıkıp tehlike savuşturma ve denetim kolluk kuvveti oluşturark yaptığı iş olan intikali yani jandarmada uygulama olan işi kastederek Birlikler mi intikal ediyor? ne intikali ? deyip Burhan İşcanı savuşturmuştur. İntikal deyimiyle aslında bu konu zaman içersinde yürürlük konusudur ve bakan bizimkileri yanıltmıştır konu açık ve seçik manipülasyona uğradı çünkü 3167’ no lu yasa miadını tamamladı çıkacak olan yasa beklemeye alındı yani mecliS nerdeyse davAyı zoraki baskılarla bir yıl askıda Bırakarak davayı sürüncemede bıraktı bu arada da büyük haksızlar oldu ilgili yasa yani burak erimin kastettiği yasaya göre mahkemeler beraati verdiler aksine başka mahkemeler aynı davalardan cezada verdiler uyarlama davları böyle ortaya çıktı işte Burak Erim’i bu maddenin kastına müteakip AİHM gidilmelidir demişti yani olmayan yasalar neticesinde haksız kararlar verildiği TCK 2. uygulanışı açısından zaten 2003 yılında bir karar daha mevcuttu ancak yasa süresini doldurmuştu ve yeni yasa beklenmekteydi artık yeni yasanın yapılıp bu Anayasadan çıkacak alehte bir karar ilk önce Aanayasa’da bulunan kişi hak ve özgürlüğüne aykırı olarak ve sonra AB gelen anayasa hukukumuza bundan dan öte olarak ,ANYASAMIZA yani dünyada bu anayasaların sorunudur hiç kimsenin sözleşme niteliği taşıdığı bir evrak neticesinde vede ihlali neticesinde sonuç olarak özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı ilkesine vurgu yapıldı. Bu daha öncede yapılmıştı ancak bu çıkan yeni yasa yönünden elimizde bir yüksek mahkeme kararı yada anyasa’nın koymuş olduğu ilkelere aykırı olan kararın gözden geçirilip anayasal bir karar olmadığı vurgusu yapılmıştır AİHM’de buna bakılacaktır biz AİHM ‘ ele alarak ,Türkiye anayasasında bulunan ilgili maddenin uygulanmayışı insan hakları açısından bir garabetmidir yoksa hapis cezasının verilişi adli para yönünden bir kamu yaptırımına zorlamamadır buna bakılacaktır işte bu kararın anayasaca verilmesi o yüzden çok önemlidir…

    Gelelim son olarak işcana bende sayın işcana isimler takıyorum bana “”gukukçu” diye çok takıldı desin varsın önemli değil bana o not vermedi ki, ben onun bu söylemini kaile alayım isterse milyar defa desin yani ordünuyus ,prof falan olsaydı hukuk alanında bilirkişi o zaman üzülürdüm ibi bir Yrd doçent için; ama takmıyorum Bende ona Recep İvedik diyorum::)) deli dolu kendi başına bir adam işte yani onu RUhhastası olduğunu söyledim bu ayıp değil gerçekten tedaviye ihtiyacı var sinir yapısı bozulmuş bu ayıp değildir her insanda olabilir bu ANOMİ BİR TOPLUMSAL SORUNDUR. onun yani bu anormal yazıları yazması abuk sabuk küfürler laflar etmesi beni üzmüyor ben onun adına , ona üzülüyorum HALBUKİ ÇOK UZUN YAZILAR YAZABİLİYOR bu kabiliyettir savunma mekanizmalarını yanlış kullanıyor isterse savunma mekanizmaları konusunda araştırma yapsın bana hak verecek ve beynini doğru kullanacaktır yani yaptığı işlerde eğer bir ilaçlı tedaviye gereksinim duymazsa ve de bu sendromu savunma mekanizmalarını doğru kullanırsa çok başarılı biri olarak ön plana çıkabilir. bakın ben burada herkesle tartışıyorum kimseye de hakaret etmedim “ aptal” falan demedim sayın gerçekçi algılamada hata yapmış ben şunu kastendim yani bu görüşü ortaya atanlar demek istedim ne kadar akılsız davranıyorlar yani düşünmüyorlar demek istedim onun şahsına karşı demedim kısacası : beni yanlış anlayarak ilgili lafı bana iade ederken Kendi üzerine almış oldu yani kem sözünü kendi üzerine aldı farkında da olmadı.

    Ben gerçeği niki ciddi biri buluyorum ve konuşma paralelliğide Burada yazan Bir Avukat Şeyda hanım vardı bir hukukçuda olması gereken özeliklerden ; nazik,saygılı, kibar biri tıpkı ondaki yazma zarafeti var üslubu düzgün GERÇEKÇİ de bu benim hoşuma gidiyor mesele farklı düşünmek değildir bilgiler ışığında küfür etmeden insan gibi değerleri ortaya koymaktır ; mesele budur yoksa burada ben ahmetim ,sen Mehmetsin kimseyi ilgilendirmez isim verenlerin halini görüyoruz ya dolandırılıyorlar yada davalık oluyorlar ben 1995’ ten beri yurt dışında dahil internet ve chatrealty kullanıyorum bu işlerin raconu da iyi bilirim.

    valla dilek hanım sorunuzun cevabını vakit kalmadı yani sürekli gereksizlikleri işlemekten bende , herkes yoruldu insanlar anlamaktan zorlanıyorlar hala kast mast demekteler gazetelere haber kordinötörlerinide yanıtmaktalar ben takip ediyorum
    mesela AVRUPADA Eurocheck kullanılmakta bunun ne olduğunu bilmeden avrupadaki çek kanunları üzerine yorum yapıyorlar tabiî ki bilgileride yanlış olduğundan herkesi yanıltmaktalar garantili çek kartıyla bütün dündaya geçerli bir çek şeklidir kaldı ki ne arkasına ciro ister nede satıcıyı mağdur etme icrası veya hapis cezası,aileden ayrı kalma cezası ne sicil bozukluğu nede çek vurulduğunda bir çok kötü şey veya mahkeme zahmeti veya ne tefeci derdi ne çekin vurulma stresi , nede avukat ücreti ,bu yasayı avukatlar savunmaz o yüzden bazı arkadaşlar bazı kişilerin bürolarında kandırılmaktalar onlar eğer halkçılarsa bu çek şeklinini savunsunlar kredili yaşamın ortalığı felç ettiği kesin ;ancak batmış biri ve bitik biri için kredi çok önemli bir husus, neden ? ADAM zaten batmış bankayla kuracağı ilişki onu yıpratmayacak onu daha iyi bir konuma getirecek bakın iflas edenlerin hepsi bitik konuma düşmüştür sorunu çözmek için daha sonra tecrübeleri ve bankayla çalışarak kalkınmışlardır her iş adamı mutlaka bankalarla çalışır bu onun isteğiyle olmaz kural böyledir.
    Biz neden garantili çek diyoruz,Eğer insanlar çeklerini tahsil edemezlerse mafyaya giderler mafya kedisine ne kadar alacağın var örneğin 30.000tl sen bu parayı bil gerisini bana bırak bu sefer ne olur ben size söyleyeyim
    Garip garip insanları başınıza bela düşman ederseniz.

    Adamın biri telefonu açar bakın aynen böyle..!
    MAFYA :Alo ben Ahmet oğlu Mehmet,
    Çek mağduru: bende çek mağduru hasan oğlu hüsyin
    MAFYA :KARDEŞŞŞŞŞŞ,
    Çekmağ:eviit
    MAFYA: ŞİMDİ BAK SENİN BANA ÇEKİN ,SENETİN GEÇTİ BENDEN KÖMÜR ,BEYAZ EŞYA alındı(yada mafyanın formalitede yaptığı iş)
    SEN BU ÇEKİ NEDEN ÖDEMİYORSUN?? SEN BİZE SIKINTIMI VERMEYE ÇALIŞIYORSUN KARDEŞ, SÖYLE BAKALIM ?SANA MÜTTED EĞER ŞU TARİHE KADAR BU ÇEKİ ÖDEMEZSEN VARYA! BEN ADAMIN…………ORUMLAN !!!!DUYDUNMU BENİİ!BENİM PARAMI GETİR.BÜROMDA ŞURASI.

    EVET HİKAYENİN SONU BÖYLE BİTER OYSAKİ GARANTİLİ ÇEK SİZİN ÇEKİNİZİ ÖDEMİŞ SİZİ BÜTÜN BU OLUMSUZLUKLARDAN KURTARMIŞ SADECE BANKAYA KARŞI YAPTIĞINIZ SÖZLŞEME NETİCESİNDE ATACAĞINIZ ADIMLARDAN SORUMLULUĞUNUZ VARDIR .

    ÇEK MAĞDURU İYİ DÜŞÜN , ÇOCUĞUNU DÜŞÜN EVDE BIRAKTIĞIN KARINI YARINI DÜŞÜN GELECEĞİNİ DÜŞÜN!
    BAKIN BİR KİŞİ ARKADAŞINA CEZAEVİNDEN YAZDIĞI BİR MEKTUPTA ŞÖYLE DİYOR BANA GELEN BİR MAİLDEN ALDIM.

    ” KARDEŞİM SANA DEMİR PARMAKLIKLAR ARKASINDAN SESLENİYORUM,YILLAR BOYU TİCARET YAPTIM BATTIM AMA ELİMDEN TUTAN OLMADI TEFECİLER BENİ SIKIŞTIRDILAR ELİMDEN VARIMI YOĞUMU ALDILAR! SONRA YETMİYORMUŞ GİBİ İSTANBULDA NEYDÜĞÜ BELİRSİZ BİR MAFYAYA VERDİLER HERŞEYİMİ ALDIKLARI GİBİ FAİZİN , FAİZİNİ ÇIKARDIKLARINDA BU PARAYI ÖDEYEMEDİM ! SONRA EVİME GELDİKLERİ BİR GÜN YAKA PAÇA DÖVME, TEKME TOKAT DIŞARI ÇIKARTTIKLARI O VAKİT KARIM VE ÇOCUKLARIM OLAYI DEHŞETLE SEYREDİYORLARDI. BÜTÜN NAMUSUMA KÜFRETTİKLERİ GİBİ BENİ DÖVERKEN, KARIMDA, NE OLUR HERŞEYİMİZİ ALDINIZ BARE KOCAMI DÖVMEYİN DİYE YALVARIYORDU AMA BU DÜNYA KÖTÜLÜKLERLE DOLU KARDEŞİM, ACIMASIZ !BU YASA BÖYLE DEVAM ETTİĞİ SÜRECE BEN VE BENİM GİBİLERİN DEMİR PARMAKLARIN ARKASINDAN ,VE MAFYADAN,TEFECİDEN,BANKA,BANKA BORÇ ÖDEMEKTEN KURTULAMYACAĞIMIZ BİR GERÇEK SENDE BORÇLANMA VE KİMSEYE HATIR ÇEKİ VERME! BUYASALAR VARKEN KANUNLARIN BİR GÜN YAKANA YAPIŞACAĞINI UNUTMA, EN GÜVENDİĞİM AVUKATIM BİLE BENİ SATTI MAHKEMEDE ARKASINDAN Ş…….ERE….FF DİYE BAĞIRDIM! O İSE ÇANTASINI, ALARAK KOLİDORDA GÜLEREK GİDİYORDU…
    HER İNSAN GÜNAKAR OLSADA ARAYANI SORANI OLUR BENİM KADERİM OKADAR SİYAHKİ AİLEMDE DAHİL ,NE BİR ARAYINIM NEDE SORANIM VAR ŞU ANDA HAPİSHANEDE GÜNÜMÜ BEKLİYORUM,KENDİM İÇİN BİR IŞIK ÇIKIŞ YOLU GÖRMÜYORUM VERDİĞİM HATIR ÇEKLERİ BENİ BU HALE KOYDU , ORTAĞIM ARTIK BENİ ARAMIYOR..
    ŞUNU DİLERİMKİ BÜTÜN MASUM VE İY NİYETLİ ÇEK MAĞDURLARINI ALLAH KÖTÜLERDEN KORUSUN!
    BEN ÇEK KESMEKTEN BİN KERE PİŞMAN OLDUM BURADA ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM ,CEZAEVİNE GİRDİĞİMDE BİRİSİ BAŞIMA GELİP BEN BU KOĞUŞUN ABİSİYİM BABSIYIM,MÜBESSİLİYİM DEDİ HAFTADA BİR KANTİENE ÜÇ KURUŞUM BABAM TARAFINDAN YATAR ONUDA KOĞUŞUN ABİSİ, PEYNİRE ŞUNA BUNA YAZIYOR BANA BURADA LEĞENDE GAZETE KAGIDI YOĞURTUYORLAR VE ÇOK EZİYET EDİYORLAR ARASIRA BİRLEŞİK YUMRUKLU TEKMELİ ŞAKA YAPARCASINA BENİ YOKLAYIP GÖZ KORKUSU VERİYORLAR,VE SÜREKLİ TUTKAL MALZEMESİ YAPIYORUM, KOĞUŞUN ABİSİDE BU HAMURDAN ÇEŞİTLİ EŞYALAR YAPIYOR PARA KAZANIYOR, ELLERİM BU YÜZDEN ÇOK ŞİŞİYOR O SEBEPLE YAZIMDA HATA YAPMIŞSAM BENİ BAĞIŞLA. KENDİNE İYİ BAK!
    BİR ÇEK MAĞDURUNUN CEZAEVİ MAHKUMUNUN ARKADAŞINA YAZDIĞI MEKTUBTAN ALINMIŞTIR.

    GARANTİLİ ÇEK DEMEK KREDİ DEMEK , KREDİ DEMEK SÖZLEŞME DEMK YANİ TEDİYENİN YERİNE GETİRLMESİDİR VE GARANTİLİ ÇEK BİZİM TTK DÜZENLENMEMİŞTİR MESELE BUNUN DÜZENLENMESİDİR BU DÜZENLENİNCEDE BU OLUMSUZLUKLAR KALMAYACAKTIR VE YAKINDA ÇIKCAK YASADA BANKA SORUMLULŞUKLARI ARTACAKTIR.
    GARANTİLİ ÇEK HUSUSUNDA İŞTE BİZ BUNU ANLATAMIYORUZ
    ANLATAMADIĞIMIZ BUDUR!

    NOT: İNTERNET DİLİNDE BÜYÜK HARFLE YAZMAK BAĞIRMA ANLAMINA GELİR YADA YÜKSEK SESLİ KONUŞMADIR YADA VURGUDUR BU SEBEPLE BÜYÜK HARFLERİ BELLİ ZAMNLARDA KULLANMAKTAYIM..
    SAYGILARIMLA
    hukukçu

    • sayın hukukcu, size daha boş zamanızda soru sormak isterim ama hangi zamanlar boş vakitiniz oluyor? verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederim. anlatıklarınızdan .gerçekten çok anlamlı , bencede çek herkesin eline geçebilecek tehdite dahi uğrayabileceğimiz mesele garantili çek kosunda banklarla muhatab olmak eniyis,i.burhan iscan konusuna gelince bir defa beni tanımyor sizinle karıştırıyor herhalde kendide böyle nikler kullanıyor o yüzden herkesi kendiyle karıştırıyor tahmin ediyorum,sonuçta bu sitelere yüzlerce insan giriyor herkesin sıkıntısı çok ne olup ne bitiyor merak ediyoruz allah kimseyi çek mağduru yapmasın
      iyi günler

    • Sn Hukukçu, sizin garantili çek olarak bahsettiğiniz Eurocheck veya benzerleri uzun süredir kullanımda; taa 1970lerden yakın zamanlara kadar buna benzer ama daha basiti olan TRAVELLERS’ CHEQUE Türkiye’de pek çok banka şubesinde bile bozdurulmaktaydı. Ben 70 lerin başında Avrupa’da bir lise talebesi olarak dolaşırken ilk gittiğim İsviçre’de bu çeki alıp, tüm seyahatlerimde bizzat kullanmıştım.

      Dolayısıyla garantili çeklerin de sınıfları olduğunu gözönüne almak lazım. Karşılığında mevduat blokesi olmayan ve bankaca 100 % garanti edilen bir çek için bankanın müşterisine kredi açması lazım. Bu kredinin de teminatı olması lazım. Eğer böyle bir sisteme geçilirse, piyasada çek kullanımı pratik olarak kalkar.

      Bunun üstesinden gelmek isteniyorsa, o zaman bu bankaca ödemesi 100 % garanti edilen (ama karşılığında çek verilen firma/şahıstan 100 % teminat istenmeyen) durumda bankanın bir şekilde bu riski sigorta ettirmesi lazım.

      Bu riski kim sigorta eder ? Yurtdışı örnekleri bize uymayacağı için burada açıklamıyorum, Türkiye’de bu riski kimse sigorta etmez. Ne gerekir ? Bankaların ortaklaşa oluşturacağı bir sigorta fonu. Bankalar böyle bir fon için kaynak aktarırlar mı ? Ya da aktaracakları kaynak yeterli olur mu ? Hayır. O zaman ne yapılabilir ? Bu fona Devlet kaynak yaratsın denir. Devlet bu kaynağı nereden bulacak ? Tabii ki vatandaştan ilave vergi, harç, vs. toplayarak.

      Sadece zora düşen borçlu firma/şahısları ve dolayısıyla zora düşen alacaklıları düşünsek, belki denilebilir ki bu Devletin sosyal görevleri arasına girer, olası bazı kötü durumlar (tıpkı deprem, vs. gibi) için bu yapılabilir.

      Ama, biliyorsunuz Türkiye’de istisnasız herşey istismar edilir ve bunu yapanlar her zaman ceza almadan yaşamlarına devam ederler-Devletin sağlayacağı kaynakla yaratılacak böyle bir fon derhal dolandırıcıların, üçkağıtçıların hedefi haline gelir. Böyleleri zaten maalesef Devlet katında itibar gördükleri için falanca bürokratla, filanca milletvekili ile pekala bu soygunu yaparlar; bu iş için tüm aşiretlerini kullanırlar. Devlet bir başka şekilde daha soyulmuş olur, bu da tabii ki vatandaşa yansır. Siz ne kadar iyi niyetli bir düzenleme yapmak isterseniz isteyin, olacağı budur; aksini iddia etmek Türkiye’de eşyanın tabiatına aykırıdır maalesef.

      Bu düşüncelerimden dolayıdır ki garantili çek uygulamasının ülkemiz için iyi olacağını düşünemiyorum.

      Bence yapılması gereken; vadeli çek uygulaması kaldırılması, eskiden olduğu gibi vadesiz çek uygulamasının devam etmesidir. Kişi, çeki imzalarken bunun ve çekin heran ibraz edileceğini bilerek çeki verecektir – bunun aksini yapmasının dolandırıcılık suçu kapsamına gireceği yasalarla düzenlenmelidir. Bunun cezasının da APC falan değil, doğrudan hapis olduğu şeklinde düzenleme yapılmalı, Bankalar çek karnesini verirken bu hususu bildiklerine dair taahhütname almalıdırlar.

      Geçmişte olan olmuştur. Şu anda, bana göre, mahkemelerimizin yapması gereken mali durumu bozulduğu için kastı olmadan çekini ödeyemeyenlerle dolandırıcıları ayırmak (bu çok kolay yapılabilir, bizzat bankalar, yeminli mali müşavirler, vs. burada bilirkişilik yapabilirler – sadece vakit alır, ama zaten mahkemelerde işler hemen bitmiyor, varsın 6şar ay uzasın davalar). Yapılacak inceleme sonucunda dolandırıcılar cezalandırılsın, gerçek borçlular ise zaten İİK hükümlerine taabiler, durumları düzelirse illa ki borçlarını ödemek zorundalar. Zaten önümüzde 31.12.2011 tarihi var. Bu tarih etrafında bu düzenleme yapılır ve gerçekten vadesiz çek sistemine başlanılır.

      Bu aşamadaki düşüncelerim kısaca bu şekilde özetlenebilir.

      Selam ve saygılarımla,

  17. HAZIROLUN!
    İLERKİ GÜNLERDE ÇIKACAK ÇEK TASARISI VE BAZI KONULARDADA GELİŞMELER DUYACAĞIZ.
    Sayın Dilek ,okulların kayıt haftasına girmiş bulunmaktayız ve bu aralar yoğunum işte bu yoğunlukta lütfen aynı soruları sorma çünkü kafamı böyle gereksiz şeylerle meşgul etmiş bulunmaktasın gelelim madem şikayetçi olduğun konuya ben anlatamıyorum herhalde işcan iyi biriydi ama bu davanın başında özellikle bu davayı savunan ve geçen yıl kaybettiğimiz Av .Burak Erim ağabeyimiz kendisini çok severdi.. ancak işcan bir anda bozuldu ve de yanlış hareketler yapmaya başladı yani konu biraz uzun mesela av BURAK ERİM, değerli hukukçu , Adem sözüerin ortaya atmış olduğu ve de TCK 2. maddesine tekabül eden yasanın savunularak ve ÜZERİNDE DURULMASI herkesin beraatini alacağını söyledi ve bu konuya dikkat çekti hala yazısı presstürk arşivlerinde duruyor bir heyet oluşturup meclise gidin ve de herkes milletvekili ile görüşsün özellikle bölgesel milletvekili görüşmelerine dikkat edin ki daha etkili olur işte o zaman Burhan işcan prestukte ve karşılıksız çek wordpresste yazmaktaydı yani ucu yanık mektupların teslimi altında bir hareket oluşturdu Burak Erimin önerdiği şeyi gerçekleştiren ve çekmağdurları örgütleme ve eylem hareketine girişen ilk ortaya çıkan lider konumunda ve elini taşın altına koyan sivil bir isimdir.Aynı günlerde bir isim daha presturkte yazmaktaydı ve bu kişi, bu davayı savunan AV. Rahmi Ofluoğlu dur ve de oda meclise gitmiştir kapıda da yüz yüze Burhan İşcanla tanışmışlardır Bakanla görüşüldüğü vakit İntikal hukukundan vb Anayasa Mahkemesi ve çek mağdurlarının hapis cezası sorunları konuşularak ilk görüşme sağlanmıştır Burhan işcan İntikal Hukuku kafasına yatmış ve bu kafasına takılan soru hakkında Rahmi Beyin hukukçuluğuna da güvenerek bilgi almak istemiştir ancak Rahmi of. Bu konuda askeriyede erzak ve yiyecek hazırlanan askerlerin dava çıkıp tehlike savuşturma ve denetim kolluk kuvveti oluşturark yaptığı iş olan intikali yani jandarmada uygulama olan işi kastederek Birlikler mi intikal ediyor? ne intikali ? deyip Burhan İşcanı savuşturmuştur. İntikal deyimiyle aslında bu konu zaman içersinde yürürlük konusudur ve bakan bizimkileri yanıltmıştır konu açık ve seçik manipülasyona uğradı çünkü 3167’ no lu yasa miadını tamamladı çıkacak olan yasa beklemeye alındı yani mecliS nerdeyse davAyı zoraki baskılarla bir yıl askıda Bırakarak davayı sürüncemede bıraktı bu arada da büyük haksızlar oldu ilgili yasa yani burak erimin kastettiği yasaya göre mahkemeler beraati verdiler aksine başka mahkemeler aynı davalardan cezada verdiler uyarlama davları böyle ortaya çıktı işte Burak Erim’i bu maddenin kastına müteakip AİHM gidilmelidir demişti yani olmayan yasalar neticesinde haksız kararlar verildiği TCK 2. uygulanışı açısından zaten 2003 yılında bir karar daha mevcuttu ancak yasa süresini doldurmuştu ve yeni yasa beklenmekteydi artık yeni yasanın yapılıp bu Anayasadan çıkacak alehte bir karar ilk önce Aanayasa’da bulunan kişi hak ve özgürlüğüne aykırı olarak ve sonra AB gelen anayasa hukukumuza bundan dan öte olarak ,ANYASAMIZA yani dünyada bu anayasaların sorunudur hiç kimsenin sözleşme niteliği taşıdığı bir evrak neticesinde vede ihlali neticesinde sonuç olarak özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı ilkesine vurgu yapıldı. Bu daha öncede yapılmıştı ancak bu çıkan yeni yasa yönünden elimizde bir yüksek mahkeme kararı yada anyasa’nın koymuş olduğu ilkelere aykırı olan kararın gözden geçirilip anayasal bir karar olmadığı vurgusu yapılmıştır AİHM’de buna bakılacaktır biz AİHM ‘ ele alarak ,Türkiye anayasasında bulunan ilgili maddenin uygulanmayışı insan hakları açısından bir garabetmidir yoksa hapis cezasının verilişi adli para yönünden bir kamu yaptırımına zorlamamadır buna bakılacaktır işte bu kararın anayasaca verilmesi o yüzden çok önemlidir…

    Gelelim son olarak işcana bende sayın işcana isimler takıyorum bana “”gukukçu” diye çok takıldı desin varsın önemli değil bana o not vermedi ki, ben onun bu söylemini kaile alayım isterse milyar defa desin yani ordünuyus ,prof falan olsaydı hukuk alanında bilirkişi o zaman üzülürdüm ibi bir Yrd doçent için; ama takmıyorum Bende ona Recep İvedik diyorum::)) deli dolu kendi başına bir adam işte yani onu RUhhastası olduğunu söyledim bu ayıp değil gerçekten tedaviye ihtiyacı var sinir yapısı bozulmuş bu ayıp değildir her insanda olabilir bu ANOMİ BİR TOPLUMSAL SORUNDUR. onun yani bu anormal yazıları yazması abuk sabuk küfürler laflar etmesi beni üzmüyor ben onun adına , ona üzülüyorum HALBUKİ ÇOK UZUN YAZILAR YAZABİLİYOR bu kabiliyettir savunma mekanizmalarını yanlış kullanıyor isterse savunma mekanizmaları konusunda araştırma yapsın bana hak verecek ve beynini doğru kullanacaktır yani yaptığı işlerde eğer bir ilaçlı tedaviye gereksinim duymazsa ve de bu sendromu savunma mekanizmalarını doğru kullanırsa çok başarılı biri olarak ön plana çıkabilir. bakın ben burada herkesle tartışıyorum kimseye de hakaret etmedim “ aptal” falan demedim sayın gerçekçi algılamada hata yapmış ben şunu kastendim yani bu görüşü ortaya atanlar demek istedim ne kadar akılsız davranıyorlar yani düşünmüyorlar demek istedim onun şahsına karşı demedim kısacası : beni yanlış anlayarak ilgili lafı bana iade ederken Kendi üzerine almış oldu yani kem sözünü kendi üzerine aldı farkında da olmadı.

    Ben gerçeği niki ciddi biri buluyorum ve konuşma paralelliğide Burada yazan Bir Avukat Şeyda hanım vardı bir hukukçuda olması gereken özeliklerden ; nazik,saygılı, kibar biri tıpkı ondaki yazma zarafeti var üslubu düzgün GERÇEKÇİ de bu benim hoşuma gidiyor mesele farklı düşünmek değildir bilgiler ışığında küfür etmeden insan gibi değerleri ortaya koymaktır ; mesele budur yoksa burada ben ahmetim ,sen Mehmetsin kimseyi ilgilendirmez isim verenlerin halini görüyoruz ya dolandırılıyorlar yada davalık oluyorlar ben 1995’ ten beri yurt dışında dahil internet ve chatrealty kullanıyorum bu işlerin raconu da iyi bilirim.

    valla dilek hanım sorunuzun cevabını vakit kalmadı yani sürekli gereksizlikleri işlemekten bende , herkes yoruldu insanlar anlamaktan zorlanıyorlar hala kast mast demekteler gazetelere haber kordinötörlerinide yanıtmaktalar ben takip ediyorum
    mesela AVRUPADA Eurocheck kullanılmakta bunun ne olduğunu bilmeden avrupadaki çek kanunları üzerine yorum yapıyorlar tabiî ki bilgileride yanlış olduğundan herkesi yanıltmaktalar garantili çek kartıyla bütün dündaya geçerli bir çek şeklidir kaldı ki ne arkasına ciro ister nede satıcıyı mağdur etme icrası veya hapis cezası,aileden ayrı kalma cezası ne sicil bozukluğu nede çek vurulduğunda bir çok kötü şey veya mahkeme zahmeti veya ne tefeci derdi ne çekin vurulma stresi , nede avukat ücreti ,bu yasayı avukatlar savunmaz o yüzden bazı arkadaşlar bazı kişilerin bürolarında kandırılmaktalar onlar eğer halkçılarsa bu çek şeklinini savunsunlar kredili yaşamın ortalığı felç ettiği kesin ;ancak batmış biri ve bitik biri için kredi çok önemli bir husus, neden ? ADAM zaten batmış bankayla kuracağı ilişki onu yıpratmayacak onu daha iyi bir konuma getirecek bakın iflas edenlerin hepsi bitik konuma düşmüştür sorunu çözmek için daha sonra tecrübeleri ve bankayla çalışarak kalkınmışlardır her iş adamı mutlaka bankalarla çalışır bu onun isteğiyle olmaz kural böyledir.
    Biz neden garantili çek diyoruz,Eğer insanlar çeklerini tahsil edemezlerse mafyaya giderler mafya kedisine ne kadar alacağın var örneğin 30.000tl sen bu parayı bil gerisini bana bırak bu sefer ne olur ben size söyleyeyim
    Garip garip insanları başınıza bela düşman ederseniz.

    Adamın biri telefonu açar bakın aynen böyle..!
    MAFYA :Alo ben Ahmet oğlu Mehmet,
    Çek mağduru: bende çek mağduru hasan oğlu hüsyin
    MAFYA :KARDEŞŞŞŞŞŞ,
    Çekmağ:eviit
    MAFYA: ŞİMDİ BAK SENİN BANA ÇEKİN ,SENETİN GEÇTİ BENDEN KÖMÜR ,BEYAZ EŞYA alındı(yada mafyanın formalitede yaptığı iş)
    SEN BU ÇEKİ NEDEN ÖDEMİYORSUN?? SEN BİZE SIKINTIMI VERMEYE ÇALIŞIYORSUN KARDEŞ, SÖYLE BAKALIM ?SANA MÜTTED EĞER ŞU TARİHE KADAR BU ÇEKİ ÖDEMEZSEN VARYA! BEN ADAMIN…………ORUMLAN !!!!DUYDUNMU BENİİ!BENİM PARAMI GETİR.BÜROMDA ŞURASI.

    EVET HİKAYENİN SONU BÖYLE BİTER OYSAKİ GARANTİLİ ÇEK SİZİN ÇEKİNİZİ ÖDEMİŞ SİZİ BÜTÜN BU OLUMSUZLUKLARDAN KURTARMIŞ SADECE BANKAYA KARŞI YAPTIĞINIZ SÖZLŞEME NETİCESİNDE ATACAĞINIZ ADIMLARDAN SORUMLULUĞUNUZ VARDIR .

    ÇEK MAĞDURU İYİ DÜŞÜN , ÇOCUĞUNU DÜŞÜN EVDE BIRAKTIĞIN KARINI YARINI DÜŞÜN GELECEĞİNİ DÜŞÜN!
    BAKIN BİR KİŞİ ARKADAŞINA CEZAEVİNDEN YAZDIĞI BİR MEKTUPTA ŞÖYLE DİYOR BANA GELEN BİR MAİLDEN ALDIM.

    ” KARDEŞİM SANA DEMİR PARMAKLIKLAR ARKASINDAN SESLENİYORUM,YILLAR BOYU TİCARET YAPTIM BATTIM AMA ELİMDEN TUTAN OLMADI TEFECİLER BENİ SIKIŞTIRDILAR ELİMDEN VARIMI YOĞUMU ALDILAR! SONRA YETMİYORMUŞ GİBİ İSTANBULDA NEYDÜĞÜ BELİRSİZ BİR MAFYAYA VERDİLER HERŞEYİMİ ALDIKLARI GİBİ FAİZİN , FAİZİNİ ÇIKARDIKLARINDA BU PARAYI ÖDEYEMEDİM ! SONRA EVİME GELDİKLERİ BİR GÜN YAKA PAÇA DÖVME, TEKME TOKAT DIŞARI ÇIKARTTIKLARI O VAKİT KARIM VE ÇOCUKLARIM OLAYI DEHŞETLE SEYREDİYORLARDI. BÜTÜN NAMUSUMA KÜFRETTİKLERİ GİBİ BENİ DÖVERKEN, KARIMDA, NE OLUR HERŞEYİMİZİ ALDINIZ BARE KOCAMI DÖVMEYİN DİYE YALVARIYORDU AMA BU DÜNYA KÖTÜLÜKLERLE DOLU KARDEŞİM, ACIMASIZ !BU YASA BÖYLE DEVAM ETTİĞİ SÜRECE BEN VE BENİM GİBİLERİN DEMİR PARMAKLARIN ARKASINDAN ,VE MAFYADAN,TEFECİDEN,BANKA,BANKA BORÇ ÖDEMEKTEN KURTULAMYACAĞIMIZ BİR GERÇEK SENDE BORÇLANMA VE KİMSEYE HATIR ÇEKİ VERME! BUYASALAR VARKEN KANUNLARIN BİR GÜN YAKANA YAPIŞACAĞINI UNUTMA, EN GÜVENDİĞİM AVUKATIM BİLE BENİ SATTI MAHKEMEDE ARKASINDAN ŞEREFSİZ DİYE BAĞIRDIM! O İSE ÇANTASINI, ALARAK KOLİDORDA GÜLEREK GİDİYORDU…
    HER İNSAN GÜNAKAR OLSADA ARAYANI SORANI OLUR BENİM KADERİM OKADAR SİYAHKİ AİLEMDE DAHİL ,NE BİR ARAYINIM NEDE SORANIM VAR ŞU ANDA HAPİSHANEDE GÜNÜMÜ BEKLİYORUM,KENDİM İÇİN BİR IŞIK ÇIKIŞ YOLU GÖRMÜYORUM VERDİĞİM HATIR ÇEKLERİ BENİ BU HALE KOYDU , ORTAĞIM ARTIK BENİ ARAMIYOR..
    ŞUNU DİLERİMKİ BÜTÜN MASUM VE İY NİYETLİ ÇEK MAĞDURLARINI ALLAH KÖTÜLERDEN KORUSUN!
    BEN ÇEK KESMEKTEN BİN KERE PİŞMAN OLDUM BURADA ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM ,CEZAEVİNE GİRDİĞİMDE BİRİSİ BAŞIMA GELİP BEN BU KOĞUŞUN ABİSİYİM BABSIYIM,MÜBESSİLİYİM DEDİ HAFTADA BİR KANTİENE ÜÇ KURUŞUM BABAM TARAFINDAN YATAR ONUDA KOĞUŞUN ABİSİ, PEYNİRE ŞUNA BUNA YAZIYOR BANA BURADA LEĞENDE GAZETE KAGIDI YOĞURTUYORLAR VE ÇOK EZİYET EDİYORLAR ARASIRA BİRLEŞİK YUMRUKLU TEKMELİ ŞAKA YAPARCASINA BENİ YOKLAYIP GÖZ KORKUSU VERİYORLAR,VE SÜREKLİ TUTKAL MALZEMESİ YAPIYORUM, KOĞUŞUN ABİSİDE BU HAMURDAN ÇEŞİTLİ EŞYALAR YAPIYOR PARA KAZANIYOR, ELLERİM BU YÜZDEN ÇOK ŞİŞİYOR O SEBEPLE YAZIMDA HATA YAPMIŞSAM BENİ BAĞIŞLA. KENDİNE İYİ BAK!
    BİR ÇEK MAĞDURUNUN CEZAEVİ MAHKUMUNUN ARKADAŞINA YAZDIĞI MEKTUBTAN ALINMIŞTIR.

    GARANTİLİ ÇEK DEMEK KREDİ DEMEK , KREDİ DEMEK SÖZLEŞME DEMK YANİ TEDİYENİN YERİNE GETİRLMESİDİR VE GARANTİLİ ÇEK BİZİM TTK DÜZENLENMEMİŞTİR MESELE BUNUN DÜZENLENMESİDİR BU DÜZENLENİNCEDE BU OLUMSUZLUKLAR KALMAYACAKTIR VE YAKINDA ÇIKCAK YASADA BANKA SORUMLULŞUKLARI ARTACAKTIR.
    GARANTİLİ ÇEK HUSUSUNDA İŞTE BİZ BUNU ANLATAMIYORUZ
    ANLATAMADIĞIMIZ BUDUR!

    NOT: İNTERNET DİLİNDE BÜYÜK HARFLE YAZMAK BAĞIRMA ANLAMINA GELİR YADA YÜKSEK SESLİ KONUŞMADIR YADA VURGUDUR BU SEBEPLE BÜYÜK HARFLERİ BELLİ ZAMNLARDA KULLANMAKTAYIM..
    SAYGILARIMLA
    hukukçu

  18. sayın hukukçu sözleşmeler hakkında ne düşünüyorsunuz ?yani bu anayasa kararı konusunda
    birde sayın iscanın sitesini ben okuyorum çok hakaretler görüyorum ama bu hakaretler biraz daha azaldı birde iddası var ben sizmişim sizde benmişsiniz yani bu kanıya ner den vardı anlamak mümkünde değil ? sürekli bir şeyler yazıyor ben bu kişinin sitesine çekle ilgili olayları ararken googledan buldum size göre küfür etmesinin amacı nedir bu sitede başkaları yazmıyormu onlardamı sizsiniz neden hemtanımıyorda böyle sanılarla iftiralara hareketediyor.sizin yazılarınız kopyalıyor ve altına küfürlü bir yazara yakışmayacak laflar ediyor
    sonuçta ıp numaralarımızdan kimin kim olduğu biliniyor bildiğime göre aynı ıpler tanıyor ama hala iftira atmaktan zevk alıyor herhalde siz iscan konusunda haklısınız yani kimdir bu adam ? burada geçmişteki tartışmalarınıda okudum ve bu sitelerden nefret etmiş biri. kızacaksınız ama lütfen beni yanlış anlamayın bu konuda size sormak görüşlerinizi almak istiyorum. ayrıca sayın gerçekcide tıpki onun fikirlerini savunuyor gibi geldi .aynı paralelde yazıyorlar.

    • Dilek Hanım,

      Ben kimsenin fikirlerini savunmuyorum; bilebildiğim, düşünebildiğim, aklımın yettiği kadarıyla doğruları ve gerçekleri savunuyorum.

      Bunu yaparken, fikirlerim başkalarının fikirleriyle zaman zaman parallellik gösteriyorsa bu benim kabahatim değil ama savunulan şeyin doğruluğundandır.

      Üstelik ben asla, kimsye hakaret etmem. Geçenlerde Sn Hukukçu bana “aptal” demişti; ona da “kem söz sahibine aittir, sahibini yansıtır” diye yanıt verdim, belki görmüşsünüzdür.

      Umarım bu sitelerde okuduklarınızla doğruyu, yanlışı ayırt edersiniz. Okuduklarınızı, sorularınıza aldığınız karşılıkları, ve diğer bilgileri akıl, mantık, vicdan, insaf, ve izan süzgeçlerinden geçirip doğruya erişirsiniz.

      Selam ve saygılarımla

  19. Bundan birkaç ay önce, gerek Sayın Rahmi Ofluoğlu kendi sitesinde kendine AİHM müracaatı için 2,000, gerekse Sayın Burhan İşcan kendi sitesinde kendine (ya da Avukat Şeyda Bildik Hanım’a) AİHM müracaatı için 100’den fazla başvuru geldiğini açıklamışlardı.

    Acaba cem’an 2,100’den fazla müracaat AİHM’ye yönlendirilmiş midir ?

    Şayet yönlendirilmişse bu müracaatların, ön değerlendirme yapılarak, kabul veya reddoluna var mıdır ? Bunların akibeti ne olmuştur ?

    İlgilililer bu hususta bizlere açıklama yapabilirlerse çok mutlu olurum.

    Selam ve saygılarımla

  20. önce biz kimiz bu mücadelenin neresinde durmalıyız. duruşumuzu netleştirmeliyiz ki nasıl mücadele edecegimizi daha iyi bilelim. kıvırmadan, yalpalamadan, kimseye yagcılık yapmadan adam gibi mücadele. magdurlar engellenerek, hedef tahtasına oturtulmadan seviyeli kaliteli demokratik bir mücadele istiyorum. karanlık ilişkiler olmadan, işleri şahsileştirmeden ortak paydamız olan bu garabet yasadan nasıl kurtuluruz. bence bu işin yolu sayın ofluoglununda belirttiği önderlik yaptıgı örgütlü mücadeleden geçer. bu mücadelede bir katkım olursa çok mutlu olurum. selam olsun dostylara selam olsun eylem zamanı yiğit insana

  21. bu siteyi yeni buldum. seviyeli ve kaliteli. maksat bu ucube çek yasasından kurtulmak. susturulmuş, afyonlanmış çek magdurulugu degil, magdur ve dik mücadele aradıgım yer burası. sansürleme olmayacagını umarım. en azından burda boyu uzun ucube admin yoktur diye düşünüyorum. sahibinin sesi degil kendi sesi olan her mücadelede varım. arkadaşlarım iyiki varsınız. varlıgınız güç ve moral veriyor.

  22. MEVCUT ÇEK KANUNU PEK ÇOK YÖNÜYLE SAKATTIR, HATALIDIR, ESASEN TAMAMEN ANAYASAMIZA VE ULUSLARARASI YÜKÜMLÜLÜKLERİMİZE AYKIRIDIR…..AMA;

    bir yönü özellikle çok hatalıdır: VADELİ ÇEK kullanımına 31.12.2011 tarihine kadar izin vermekte ve normalde vadesiz olması gereken çeki senet haline sokmakta, ilgili tüm mevzuatla ve ayrıca 2012′nin ikinci yarısında yürürlüğe girecek yeni Türk Ticaret Kanunu’yla daçatışmaktadır. Dolayısıyla; olması gerektiği gibi, 31.12.2011′den itibaren çekler yine vadesiz ödeme aracı olacaklardır.

    Vadeli verilen çek, “vadeli olduğu için” ödenememesi/karşılığı çıkmaması durumunda otomatik olarak suç değildir – kasıt unsurunun araştırılması gerekir. İşe bu yüzdendir ki, Hükümetin (toplumsal bir yara haline gelmiş bu sorunu isteyerek ya da istemeyerek te olsa çözmek için) yaptığı çalışmalar geçmişe yönelik olarak çıktığı tarihten itibaren geçerli olacaktır ve akıl, mantık, bilgi, tecrübe göstermektedir ki bu tarih te 31.12.2011′den daha sonra olamayacaktır.

    Özellikle şu aralar kaçak olan veya hapse girmek üzere olan pek çok vatandaşımızın olduğu düşünülürse bu düzenlemenin yılsonunu beklemeden, ivedilikle yapılması çok yararlı olacaktır. Bu nedenle, TBMM, HSYK, Hükümet nezdindeki girişimlerimizi daha da artırarak çalışmalara devam etmek lazımdır.

  23. birazcık uzun ama güzel bir yazı olmuş teşekkürler🙂

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s