Çek yasası 2011 “Unutulmamalıdır ki yanlışı yanlışla düzeltmek hiçbir koşulda olanaklı değildir.”


Bir ticari ilişkiden kaynaklı borcun yerine getirilmemesi ve suç olarak tanımlanması mümkün görülmemektedir. Suç genel teorisindeki sorumluluk esaslarına aykırı bir şekilde suç tipi tarif edilmektedir. Karşılıksız çıkan çek nedeniyle milyonlarca şikayet ve soruşturma sonucu kamu davası açılmaktadır. Bu durum Cumhuriyet savcılarının ve mahkemelerin ağır iş yükü altında kalmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluk, suç olmaktan çıkarılarak idari para cezasını ve/veya idari tedbiri gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmelidir”

7.haziran.2009 Yargıtay başkanı Hasan GERÇEKER

Unutulmamalıdır ki yanlışı yanlışla düzeltmek hiçbir koşulda olanaklı değildir.

Mahkemelerin artan yükü dava sürelerini azaltmak için yapılan düzenlemeler adil yargılanma ve savunma hakkını zedelemiştir.

Yazının devamı nı buradan okuyabilirsiniz. “Zamanıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru hakkı doğmuştur.

4 responses to “Çek yasası 2011 “Unutulmamalıdır ki yanlışı yanlışla düzeltmek hiçbir koşulda olanaklı değildir.”

  1. Sayın APC/Çek Mağduru Arkadaşlar,

    Kasaplar ne derse desin aldırmayın.
    Bu sorunun devam etmesinden çıkarı olanlara kanmayın.
    Fırsat bu fırsat diyip reklam yapanlara hiç ama hiç inanmayın.

    Bizim derdimiz belli. Çözümü de belli.
    ÇÖZÜM 5941’İN TAMAMEN KALKMASIDIR.
    Ya da hiç olmazsa S.Ağar’ın verdiği metnin AYNEN YASALAŞMASIDIR.

    Çekini ödemeyenler, dolandırıcılar için cezalandırıcı kurallar
    TÜRK CEZA KANUNU’NDA YETERİNCE VARDIR.

    Vadeli çekini ödeyemeyenler için cezalandırıcı kurallar
    İCRA VE İFLAS KANUNU’NDA YETERİNCE VARDIR.

    Bunlar mevcutken başka kanuna gerek yoktur !!!
    5941 TAMAMEN KALDIRILMALIDIR !
    YA DA S.AĞAR’IN VERDİĞİ METİN AYNEN YASALAŞTIRILMALIDIR !

    Bakın tekrar “ekonomik suça ekonomik ceza” lafları başladı.
    Biz suçlu değiliz, borçluyuz !
    Ekonomik (mali) suçlu hiç değiliz !
    Bu konuda aşağıdaki yazımı lütfen sonuna kadar okuyunuz:

    EKONOMİK (MALİ) SUÇ NEDİR, NE DEĞİLDİR ?

    Genel literatürde, mali suç tanımına girenler hep aynı ve bunlardan bazılarını sıralayayım:

    – Rüşvet Alma – Rüşvet Verme
    – Muhasebe Yolsuzluğu
    – Şirket Varlıklarına Yönelik Fiiller (Hırsızlık, Zimmete Geçirme)
    – Tefecilik
    – Gümrük Kaçakçılığı
    – Vergi Kaçakçılığı
    – Sahtecilik
    – Nitelikli Dolandırıcılık
    – Hileli İflas
    – Sigorta Dolandırıcılığı
    – Hisse Dolandırıcılığı (Menkul Kıymetler Borsasında)
    – Insider Trading (Menkul Kıymetler Borsasında)
    – Hisse Senet Fiyatlarının Manipülasyonu (Menkul Kıymetler Borsasında)
    – Kalpazanlık
    – Sahte Bandrol Basmak
    – Kaçakçılık
    – Bahis oynatmak
    – Kumar oynatmak
    – Kara para aklama

    Görüleceği üzere bu suçlar mali suçların bazıları ve “ekonomik suça ekonomik ceza verelim” mantığının uygulanabilirliği burada mümkün değil.

    Öte yandan; VADELİ VERİLMİŞ bir çekin, vadeli bir senetten bir farkı olmadığını sanırım hepiniz kabul edersiniz. Her ne kadar mevzuatımız, olması gerektiği gibi, “çekte vade olmaz, ibrazında ödenir” diyorsa da gerek 3167 ve gerekse onun yerine geçen 5941 sayılı kanunların geçici maddeleri 31.12.2011 tarihine kadar zımnen vadeli çeki tanıyor, kabul ediyor ve kullanımına izin veriyor. Nasıl mı ? Çok basit. Söz konusu geçici maddeler diyor ki “çekler üzerinde yazılı olan tarihten önce ibraz edilemez, ibraz edilirse haklarında “karşılıksızdır” işlemi yapılamaz”.

    Şimdi vadeli bir seneti ÖDEYEMEMEK bir suç olmuyor da, vadeli bir çeki ÖDEYEMEMEK nasıl bir suç olabiliyor ? Böyle bir suç yoktur, olamaz.

    Ama; kasıtlı olarak (dolandırıcılık veya kötü niyetle) vadeli/vadesiz çeki veya senedi ÖDEMEMEK bir suçtur ve bunun zaten Türk Ceza Kanunu ve diğer kanunlarda tanımı ve cezası vardır.

    Özetle toparlamak istiyorum:

    1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi diyor ki; “Hiç kimse, yalnızca akdi ilişkiden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememiş olmasından dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.”

    2. Ekonomik (Mali) suçların cezası ekonomik olmamalıdır, olamaz; dünyanın hiç bir yerinde de böyle değildir, her yerde hapis+(bazen)para cezası vardır.

    3. Vadeli verilmiş olan bir çeki ödeyememek, ayni bir vadeli senedi ödeyememek gibi, ekonomik (mali) bir suç değildir ve bunun ayrı bir cezasının olmaması gerekir.

    Saygılarımla,

  2. “Tarih tekerrürden ibarettir” diyorlar.
    M.Akif rahmetli de “Hiç ibret alınsaydı, tekerrür eder miydi ?” demiş.

    İBRET ALMAK İÇİN HALA NE BEKLİYORUZ ?
    NE ÇABUK UNUTTUK 2 YIL ÖNCESİNİ ?
    5941’İN BAŞINA GELENLERİ ?

    TAŞIMIZI ATALIM – KÖPEKLERİ KOVALAYALIM.
    DAHA DA İYİSİ ELİMİZE TAŞIMIZI ALALIM – GÖSTERELİM.

  3. SONUNDA ÜLEŞ OLMASA BÜTÜN SOYGUNLAR BAŞARI İLE BİTER.

    Filmlerde görürüz. Çok mükemmel planlarla yapılan soygunlar olur, soyguncular başarı ile soygunu bitirir. İş soygunda elde edilenin taksimine gelince çete birbirine düşer. Sonunda çete mensupları ya birbirini öldürür, ya da birbirine ihanet eder.
    Bu günlerde üleşememenin çeşitli versiyonları yaşanıyor ülkemizde.
    Cüppeli Nam Hoca da böyle bir üleşin ihanete uğrayanlarından.

    Yıllarca Çek Mağdurları üzerinden nemalananlar da, bu şekil üleşte birbirine düşmüş vaziyette.

    Çek Mağdurlarına yaptığım son uyarıda, çek mağdurluğunun sona ereceği ile ilgili haber fırtınasının tansiyonu ölçmek gayeli olduğuna dikkat çekmiştim.

    Oluşan tepkiler bu yönde.
    Üleşten payı az bulanlar tepki göstermede. Birbiri ardınca geliyor tepkiler.

    Hapis Cezası kalkmalı, ancak çekin güvenirliliği için dikkat edilmeli. Caydırıcılık artırılmalı diye feryatlar bir bir yükselmekte.

    Hatırlıyorum da 5941 öncesi de oldu bunlar.
    Bu yüzden Hapislik yerine elektronik pranga ve denetimli serbestlik önerileri bile olmuştu. Genel AF yaparım haaaa.. korkutmacası da hükümetten gelmişti.

    Kimilerine göre yarından sonra büyük gün. Bence değil. Bakanlar kurulunda çek mevzuu
    konuşulacak kıvama gelmedi henüz. Tepkiler tam oluşmadı yani…

    Üleşte, adli para cezalarının devlete yatırılması sebebiyle büyük pay devlette oluyordu. Sonra bankalar ve avukatlar üleşin paydaşları durumundaydı. Daha sonra tefecilere kalan kalıyordu.

    Bankalar mızıkcılık yaptı. Üleşte büyük payı onlar istiyor.

    Çekin güvenirliliği bankaların alacağı sorumlulukla doğru orantılı. Bu gerçek ortaya çıktı.
    Bankaların bu riske bedavadan girmeyeceği de belli oldu.
    Onlarda GARANTİLİ ÇEK! Önerilerini üst üste yapmakta.

    Benim beklentim geçmişin tekrarı olması muhtemelliğinde.

    Geçmişte hükümet 5941 sayılı yasa ile bankaları kündeye getirmişti.

    Hazırlanan yasa teklifi ile çıta yükseltildi

    Çıtanın durumu üleşten pay alma savaşı aşamasında şu an.

    Peki ya üleşin mağdur tarafı ne yapıyor…
    Göz göre göre üleşe seyirci kalınmakta.
    Toplum vicdan ve efkarında bu üleşe karşı oluşacak etkili tepki için, vekillere telefon ve faks çekmekten başka eylemleri yok….

    Bu durumda üleş savaşından galip çıkacak tarafın vicdanına kalıyor her şey..
    İnşallah hükümet(devlet) galip çıkar.
    Hükümetin handikapları geçmesi için soygun ortaklarına ihtiyacı var.
    Genel Af beklentisi bankaları ne kadar dizginler yaşayıp göreceğiz.

    Hükümet ihanete uğrarsa, ihanet edermi dersiniz. 5941 ortada.
    Ver gülüm al gülün meselesi yani…
    TEPKİLERE ÇOK DİKKAT..

  4. SUÇ VAR, KANUN YOK !!! ….. KANUN YOK, SUÇ VAR !!!

    Karşılıksız çek konusunda esasında ülkemizde bir HUKUKSUZLUK VAR !!!

    Eskiler belki hatırlar, 6o’ların sonundan kalma bir şarkıydı :

    TAŞ YOK, KÖPEK VAR !!! ….. TAŞ VAR, KÖPEK YOK !!!

    Evet APC/Çek Mağdurları,

    Yıllardır taşsız köyde köpeklerin saldırısına maruz kaldık.
    Aslında taş ta vardı ama birileri bunu görmenizi engellediler.
    Taşa gerek yok, köpek başka türlü de kaçırılır diye bizleri kandırdılar.
    Utanmadan, sıkılmadan devam ediyorlar.

    KÖPEKLERDEN KURTULMAK İSTİYORSAK, TAŞ VAR !!!
    O TAŞLARIN EN İRİSİ DE AİHM MÜRACAATLARIDIR.
    ARTIK YETER !!!
    KANUN DEĞİŞSİN YA DA KALKSIN, FARKETMEZ.
    BU TAŞLARI ATMALIYIZ !

    İstisnasız hepimiz 05 OCAK 2012′YE KADAR MÜRACAAT EDEBİLİRİZ.
    Postaya en geç 20 ARALIK 2011 civarında vermeliyiz müracaatları.

    (Not: Bazılarımız diyor ki; “Bu tarihten sonra müracaat edemeyecek miyiz yani ?” Elbette müracaat edebileceksiniz ama özel şartlarınıza göre belki müracaat hakkınız kalkmış olacak, belki devam edecek. Ama ŞU ANDA HERKES MÜRACAAT EDEBİLİR.

    Ayrıca, EYLÜL 2012′DEN İTİBAREN T.C.ANAYASA MAHKEMESİ’NE BİREYSEL BAŞVURU UYGULAMASI BAŞLIYOR. O TARİHTEN SONRA, AİHM’NE MÜRACAAT EDEBİLMEK İÇİN ÖNCELİKLE ANAYASA MAHKEMESİ’NE MÜRACAAT ETMİŞ VE ORADAN RED YANITI ALMIŞ OLMAK GEREKECEK. YANİ EN AZ 2-3 SENE DAHA BEKLEYECEKSİNİZ.)

    BİRİLERİNİN OYUNUNA GELMEYİN !!!
    ARTIK YETER, KANDIRILMAYIN !!!
    SONRA PİŞMAN OLMAYIN !!!

    MÜRACAATLARINIZI 05 OCAK 2012′YE KADAR GÖNDERİN !!!

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s