Karşılıksız çek bir ekonomik suç değildir.


Yolsuzluk ekonomisi politikalarını savunan, bu politikaların politikacısı olunca, söz konusu toplum efkar ve vicdanı; kavram karmaşasından teşekkül eden mugalataların hedefinde olur.
Çünkü sistemin kalbi bankalar, beyni belamlardır. Ne zaman ki bankaların çıkarı gündeme gelir, mugalatalar başlar.
NEDİR EKONOMİK SUÇ, VE NEDİR DAYATMA SUÇ TEORİSİ?
Adalet anlayışımız saatlerimize benzer, hemen herkesin saati farklı gösteriri ama herkes kendi saatine inanır.”
Karşılıksız çek borçlusu, dayatma suç teorisi ile toplum efkar ve vicdanında “SUÇLU” gösterilmek istenmektedir. Hala da öyle. Oysa adalet herkese lazım.
Yasa Tasarısının, adalette- yargıda tıkanıklığı değil; zamanaşımı, genel af korkusu ve yargıdaki gecikmeler yüzünden alacakların tahsilinin gecikmesi yüzünden gündeme getirildiğini de altını çizerek belirtelim. Devlet bankaların alacaklarının garantörümüdür. Öyleyse neden, neden başka alacakların garantörlüğü yapılmıyor?
Ekonomik suç, dolandırıcılık ve sahtekarlık yolu işlenen suçtur. Bir yaptırımın yerine getirilmemesi suçtur, ancak yerine getirilememesi suç değildir

Cihan Haber Ajansı geçen yıl bir karşılıksız çek davasında iki yıl sonraya duruşma günü verilmesini haber yapmış, bu haber günlerce bütün basın organlarında çıkmıştı. Bu konunun tekrar tekrar pişirelerek kamuoyuna sunulmasının arkasında ne var diye düşünmemek mümkün değildi?
Hükümetin sorun çözme politikası bir yanlışın varlığını işaret edip, başka bir yanlışın oluşumuna zemin hazırlamaktır. ZİRA HÜKÜMET OLMALARI SORUNLARIN VARLIĞINA BAĞLIDIR. Türban sorunun hala çözülmemesinde maksat nedir?
Ajans bu haberi, iki avukatın açıklamasına dayandırdı. Avukatlardan biri, Av. Sinan Emiroğlu şöyle diyor:

“Yargı sistemimizde aksaklıklar var. Türkiye’nin hiçbir yerinde iş gücünü karşılayan personel ve hakim yok. Ticari anlaşmazlıkların sayısı artıyor, ama ihtiyaçlara cevap verecek mekanizma yok. 2 yıl sonrasına duruşma günü veriliyor. Böyle olunca da suçun zaman aşımına uğraması söz konusu. Adalet gecikince hak sahipleri hakkını alamıyor. Bu da insanların yargı eliyle haklarına ulaşamaması sonucunu doğuruyor. Haliyle insanların, yargı dışında bireysel mafyavari yöntemle alacaklarını tahsil yoluna gitmesine sebep oluyor. Mafya yoluyla alacağını tahsil edemeyecekler ise ticareti sınırlandırma veya portföyünü küçültme yoluna gidiyor. Bu da ekonomimiz açısından çok zararlı.”

GERÇEK NEDİR?
Emiralioğlu’nun bu görüşünde doğru ve yanlış yönler var. Evet Yargının iş yükü altında ezildiği doğrudur.
“Bir ticari ilişkiden kaynaklı borcun yerine getirilmemesi ve suç olarak tanımlanması mümkün görülmemektedir. Suç genel teorisindeki sorumluluk esaslarına aykırı bir şekilde suç tipi tarif edilmektedir. Karşılıksız çıkan çek nedeniyle milyonlarca şikayet ve soruşturma sonucu kamu davası açılmaktadır. Bu durum Cumhuriyet savcılarının ve mahkemelerin ağır iş yükü altında kalmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluk, suç olmaktan çıkarılarak idari para cezasını ve/veya idari tedbiri gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmelidir”
7.haziran.2009 Yargıtay başkanı Hasan GERÇEKER
Aynı açıklamayı bir çok sefer Yargıtay Eski Başkanı Hasan Gerçeker yaptı. Gerçeker TRT Haber’e yaptığı bir açıklamada; ”

Bir an evvel neşter vurmak gerekiyor. Ok yaydan çıkmış durumda. Yoksa bu yükün altından kalkamayız” demişti..

Gerçeker bir an evvel neşter atılmalı diyor. Buna karşın yargı, özellikle Yargıtay öncelikle kendi sorumluluğunu yerine getirmeli, neşteri önce yargı atmalı mugalataları var. Bu ülkede kanunları Yargıtay mı çıkarıyor?
Bugün yargı üzerinde önemli bir yük olarak karşılıksız çek davaları durmaktadır. Gerçeker bu suçun modern hukuk normları ile uyuşmadığını defalarca söylemişti. Ayrıca 3167 Sayılı yasa süresinde TCK ile uyumlu hale getirilmediği için artık yürürülükten kalkmıştı. Bu konuda yetkili kişiler ve akademisyenlerce yapılmış açıklamalar vardır, en önemlisi verilmiş mahkmeme kararları vardır. Bu kararlar henüz kesinleşmemiştir. Bu mahkeme kararlarında 3167 Sayılı yasanın yürürlükte olmadığı gerekçesi ile verilmiş beraat kararları vardır.Bugün hukuk, yargı büyük bir gerçeği görmemezlikten geliyor. Devletin organları üzerlerine düşen sorumluluğun gereğini yerine getirme yerine sorumluluğu üzerlerinden atmaktadırlar.
Bunun sebebi “ekonomi batarsa hepimiz batarız” demagojisi kandırmacasıdır.
Nitekim Habertürk Gazetesi Yazarı MUHARREM Sarıkaya’nın 10.06.2009 tarihli röportaj yazısında şunları okuduk
“Sakarya, Bilecik, Şişli’nin de arasında bulunduğu bazı mahkemeler, ceza ortadan kalktığı için karşılıksız çek ten hapis yatanları tahliyeye başladı.
Hükümet önüne geçilmesi için yargıdan destek istedi.
Bazı mahkemeler tahliyeye uymadı ve Yargıtay’dan görüş bekledi.
Yargıtay da mahkemelere yazı göndererek, tahliyeleri durdurmalarını istedi. Bunlar olurken de hükümet Çek Yasası’nı hazırlayıp Meclis’e yolladı.
Bugüne kadar yasa ile ilgili olarak çok şey yazılıp çizildi.
Adli para cezasını idari para cezasına çeviren bir düzenleme getirilmesi önerildi. Yasa tasarısının daha “Genel Gerekçe” kısmında adından söz edilen “Vadeli çek” ifadesinin de iktisat dilinde ne kadar yanlış olduğu, vadenin ancak senet veya bonoda olabileceği anımsatıldı.”
Yargıya nasıl baskı yapıldığı ortada..

 

Burhan İŞCAN

 

ADALET TUTARLI OLMALI, AKSİ HALDE GÜVENİRLİĞİNİ YİTİRİR

5237 Sayılı TCK ile 4814 sayılı yasa ile değişik 3167 Sayılı yasa uyumlu değildir. Bu uyumsuzluk 5941 sayılı yeni çek yasasının gerekçesinde bir çok yerde şüpheye mahal bırakmayacak biçimde açıkça vurgulanmıştır. Bu uyumsuzluğu birçok akademisyen de vurgulamaktadır. Yargının bu uyumsuzluğu görmemezlikten gelmesi akla ziyandır. Daha da önemlisi “TCK Anayasa değildir, bu nedenle özel ceza yasalarının TCK’ya aykırı olabileceği “savı ciddiyetten uzak ilkel bir yaklaşımdır. Adaletin bir bütün olarak ciddi olması gerekir. Bir ülkenin temel ceza yasası ile özel ceza yasasının çelişmesi ve bu çelişkinin normal bir şeymiş gibi görülmesi modern hukuk anlayışı ile bağdaşmaz. İşte Yargı bu noktada sorumluluğunun gereğini yapmalı, bu iki yasa arasındaki çelişkiyi vereceği kararlara yansıtmalıdır. Bu abudik gubidik yasaları işlevsiz bırakmalıdır. İŞTE EN BÜYÜK NEŞTER BUDUR. Yasa Koyucu yasa yapmaya muktedir değil mi? Yüzlerce avukat ve hakimin milletvekilliği yaptığı meclis için bu iddiada bulunmak mümkün mü? Yargıyı çağdışı, Gerçeker’in dediği gibi modern hukuk normları ile bağdaşmayan bir yasa ile meşgül etmek yerine gerçek görevine yönlendirmek mümkün.
Peki nedir yasamayı bundan alıkoyan.
5941 İLE TCK ÇELİŞKİSİ
5237 sayılı TCK’nın 5. maddesi şöyle.
Özel kanunlarla ilişki
MADDE 5. – (1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.
KİM TCK’NIN BU HÜKMÜNÜ YOK SAYABİLİR, SAYARSA YARGIYA NASIL GÜVEN DUYARIZ?

TCK 21 Madde TCK nın önemli bir hükmüdür ve genel hükümlerdendir. TCK 21 şöyle:

MADDE 21. – (1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanunî tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.
TCK nın çok açık hükümlerine rağmen bugün hala 5941 sayılı Çek Kanunu şekli bir suç olarak uygulanmaktadır. Oysa yasa koyucu hem bu yasanın genel gerekçesinde ve hem de suçu tanımlayan 5. Madde gerekçesinde suçun şekli bir suç olmadığını, TCK ile uyum sağlandığını yazmaktadır. Şimdi hangi akılla, hangi adalet duygusu ile uygulayıcılar TCK’nın 21. Maddesine rağmen, Yasama organının açık iradesine rağmen karşılıksız çek suçunu şekli bir suç olarak görmeye devam etmektedirler. YARGI BURADA DA NEŞTER ATMALIYDI.

5237 sayılı Türk Ceza Yasası “MASUMİYET KARİNESİ” nin gözetilmesini emreder. Bu yasanın 2. Maddesinde bulunan KIYAS YASAĞI ve yasanın 21. maddesinde bulunan KASTIN VARLIĞININ GÖZETİLMESİ esasları bu yüzdendir. Bu iki madde akla karayı ayrıştıracak yargılamanın esasıdır. Bu iki madde olmadan yapılan yargılamada elmalarla armutları bir toplamış olursunuz. Yolsuzluk ekonomisi politikaları dayatma suç teorisi ile karşılıksız çek suçları adında suç türü oluşturmuş ve bu suç türü içinde butlan hukuku oluşturan, özel çek yasası yargılaması icat edilmiştir.

Bu yargılama ile, şekli yargılama yapılmış, masumiyet karinesini gözeten yukarda sözünü ettiğim iki madde göz ardı edilmiş; buna bağlı olarak ,“bir suça birden fazla ceza verilemez” ilkesi ile “suç ve ceza orantısı” ilkesi de göz ardı edilmiştir.
Sorunun çözümüne çare arayan taraflar meseleye hep hukuk açısından bakmıştır.
Oysa sorunun sürmesini sağlayan, meselenin ekonomiyi ilgilendiren tarafıdır.
Devlet vatandaşına tuzak hazırlar mı?
Yolsuzluk ekonomisi politikalarının tuzaklarından olan çek ve kredi kartı ile devlet vatandaşına tuzaklar hazırlamıştır. Bu tuzakların sonunda devlet eliyle devlet kasası soydurulmuştur.
“Kafalarını kullanıp tuzağa düşmeselerdi.” Demagojileri bu tuzakları hazırlayanların kötü maksatlarını asla gizleyemiyor.
Türk Ceza Yasasının yürürlüğe girmesi ile birlikte bu yasanın beşinci maddesi de işleve girdi. Bu maddeye göre özel yasalarla belirlenmiş suçların ve cezalarının bu temel yasaya uyarlanması gerekiyordu. Bu ameliye önce 2006 sonuna, sonra 2008 sonuna bırakıldı. Hükümet şimdi yeni bir taslak diye lanse ettiği bu taslağı 2008 yılında bu maksatla hazırlattı. Ancak 2008 krizi (ekonomimiz %14.8 küçüldü), ve bu krizden çıkmaya katkı olacak IMF anlaşması olmayınca; çevir kazı yanmasın taktiğine geçildi. Karşılıksız çeki sorun yapan bankaların sorumsuzluklarıdır. Aynı sorumsuzluklar kredi kartında ve tüketici kredilerinde de yaşanmış; borçlanmanın önü açılmış, borç balonu şişirildikce şişirilmiştir. Devlet bankalarda mevduatın oluşması için vatandaşlara tuzaklar kurmuştur. (Devlet diyorum çünkü bu yasalar TBMM den çıkmış, Cumhurbaşkanı onaylamıştır.)
Hükümet dış borçlanma yerine iç borçlanmayı tercih edince bankaların bu sorumsuzluklarına göz yumulmuştur.
KÜRESEL EKONOMİK KRİZİN SEBEBİ AŞIRI BORÇLANMADIR.
Üretmeden tüketmeye alışkanlık, borçlanma tuzağının oluşumuna katkı sağlamaktadır. Ülkemizde butlan hukuku ile üretene darbe üstüne darbe vurulmaktadır, ki ülke değerleri üzerinde borçlanma ile ipotekler oluşsun.
Çek Yasası butlan hukuku örneklerinden en göze çarpanıdır. Karşılıksız çek nedeniyle; bağdan üzüm koparma amacı; icralar ve hacizlerle bağı talan etme, hapislikle bağcıyı ölmekten beter duruma sokma ameliyesine dönüşmüştür. Yani karşılıksız çek kesmek suçsa yargılaması ceza yasasına göre duruşmalı ve kastın varlığı gözetilerek yapılmalıydı. Bu durumda icra takibi ve haciz olmayacaktır. Vahşi kapitalizmin kuralsızlıkları butlan hukuku ile can bulur. Önce adamı dolandırıcı olarak suçlarsın, sonra o dolandırıcıdan icra ve hacizle malını mülkünü yok değere elinden alırken aslında dolandırıcı olmadığını da sergiletirsin.
Adaletin üstünü, İslam İnancı ile şal ile kapatanların kafası, İslam Hukukunda bunun zalimlik olduğu inancını taşımamaktadır.

Peki düğün değil bayram değil, hükümet neden aceleyle yeni bir yasa yapma telaşına düştü?
1-Küresel ekonomik kriz bazı ekonomik tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmaktadır.
2-AİHM Başvuruları.
Alınan ekonomik tedbirler bankaları huzursuz etmiştir. Bankalar uluslar arası sözleşmeleri bahane ederek hükümeti AİHM dayatması ile korkutmaktadır. Hükümet bu açmazdan çıkmak için, yani kendi oluşturduğu canavar fareyi yok etmek için adaleti ve hukuğu akla getirmiştir. Bankalar Birliği Eski Başkanı Özince’yi istifa etmeye zorlayan tedbirlerin ne olduğunu bilmeyenlere örnekler aşağıda yazılı. Ne demişti Bakan Babacan; “bizi polisiye tedbirler almaya zorlamayın.”
MAKSAT DEVLETİ BANKALARIN TEK, RAKİPSİZ VE RİSKSİZ MÜŞTERİSİ YAPMAK. ÇÜNKÜ ARTIK DIŞ KREDİ BULMAK ÇOK ZOR, HATTA İMKANSIZ. YANİ BANKALARDA BİRİKECEK VE BİRİKEN MEVDUATI KAPTIRMAMAK.
Bazı Devlet Alacaklarına kısmi af getiren TORBA YASA nın çıkması sırasında Meclis’teki görüşmelerde, kredi alacaklara önemli uyarı çıktı. Yasa çıkar çıkmaz, bankaların riskli müşteriler için oluşturduğu “kara liste” genişleyecek. Borcundan dolayı elektriği, suyu ve gazı kesilen kredi alamayacak. Yani bu kişilere bankalar kredi musluğunu kesecek. Bu kişiler bırakın kredi almayı, kredi kartı sahibi bile olamayacaklar. İşte bu isimler; eskiden bankalarla kötü bir geçmişe sahip olanlarla aynı muameleyi görecek. Kısacası; borç karnesi kötü olanlar bankaların kredi sınavını aşamayacak. Yani müşterilerin kredi geçmişlerinin yanı sıra, elektrik, su, doğalgaz ve telefon borçlarını zamanında ödeyip ödemediklerine de bakılacak. Kira borcunu düzenli ödemeyenler ve para için tefeci yolunu tutanlar da bankaların kara listesine girecek. Özetle; günlük hayatın hemen her alanında artık borca sadakat şart.. Vatandaşın borcuna sadık olup olmadığını ise Merkez Bankası takip edecek. Bu borç kayıtlarına ulaşmak için; Telekom, GSM şirketleri, elektrik, doğalgaz ve su idareleriyle protokol imzalanacak. Yeni dönemde risk kayıtları TC numarası ile takip edecek. Bu yeni uygulama sayesinde isim benzerliğinden dolayı, borcuna sadık kişilerin uğradığı mağduriyetler de son bulacak.

İşte yeni çek yasası taslağında bu çeşitten tedbirler olması gerekiyormuş.
BU TÜRK EKONOMİSİNİ ÖLDÜRMEKTİR. CİNAYETTİR.
Ticaretten men cezası dır bu işlemlerin adı. Bankaların sicil affı yasasının gereklerini nasıl yerine getirdiğini düşünürseniz BUNUN TÜRK EKONOMİSİ ÜZERİNDE KAPİTÜLASYON OLDUĞUNU hemen fark edersiniz.
“Ekonomi batarsa hepimiz batarız” demagojisi ile oluşturulan butlan hukuku artık yok edilmek mi istenmektedir?
Bunu söylemek Türkiye gerçeklerine Fransız kalmaktır.
Canavar farenin önünden yemi yok etmekle ne kadar başarılı olunacaksa, adalete erişim o derece olacaktır.
Şike Davası ile birlikte açıkca ortaya çıkan bir durum var.
Üstünde hiçbir iradenin(cumhurbaşkanının bile) sözü olmayan TBMM miz üzerinde çıkar güçlerinin İPOTEĞİ olduğu gerçeği.
Neymiş? ADALET HERKESE GEREKLİ imiş. Görebilirmiyiz ab-ı hayat aktığın ejderhadan? Ne dersiniz?

BU MECLİSİN YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARI MECLİSİ OLDUĞUNUN İTİRAFIDIR.
Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hakkında BDP Grubunun görüşlerini dile getiren İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, her türlü hırsızlığın, emek gasbının affedildiğini söyledi.

CHP’ye, ”Sayın CHP’liler çok safsınız” diye seslenen Önder, saflığın, ”Bu yasa geçerse, biz de içerideki vekillerimizi çıkarabiliriz” düşüncesi olduğunu iddia etti. Önder, ”Bu ima edilmiş olabilir ama rüyanızda görürsünüz. Yapmayacaklar, emin olabilirsiniz, bu çark devam edecek” dedi.

Önder, AK Parti’lilere de ”Cumhurbaşkanı’nın hiç kıymeti harbiyesi yok mu, onu da eyyamcılıkla mı suçlayacaksınız?” diye sorarak, ”Grubunuzda bayrak çekenler oldu, istifa tehdidi edenler oldu, o arkadaşımız bugün burada yok, gazete gazete gezeceğine keşke olsaydı” ifadelerini kullandı.

Hak gasbının olduğunu, Cumhurbaşkanı’nın da bunu gördüğünü ifade eden Önder, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Başkasının gasp edilen hakları üzerinden, sizin şaltere bağlanmış gibi bir indir kaldır, olmadı bir daha getir. Bunlar bizim ne hakkımız ne haddimiz. Başkasının emeği, hakları üzerinden alicenaplık yapmak bizim işimiz olmamalı. Biz haşa vidanjör değiliz, niye başkalarının pisliğini temizleyelim? Nal ile mıhın arasında, Şike Yasasını temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp getiriyoruz. Hakan Şükür bu konuda ne düşünüyor merak ediyorum, iki kelam etse… Buradaki oylamayı da isim isim yapalım.”

 

Burhan İŞCAN

One response to “Karşılıksız çek bir ekonomik suç değildir.

  1. Tekrar “ekonomik suça ekonomik ceza” lafları başladı.
    Biz suçlu değiliz, borçluyuz !
    Ekonomik (mali) suçlu hiç değiliz !

    EKONOMİK (MALİ) SUÇ NEDİR, NE DEĞİLDİR ?
    ——————————————————————

    Genel literatürde, mali suç tanımına girenler hep aynı ve bunlardan bazılarını sıralayayım:

    – Rüşvet Alma – Rüşvet Verme
    – Muhasebe Yolsuzluğu
    – Şirket Varlıklarına Yönelik Fiiller (Hırsızlık, Zimmete Geçirme)
    – Tefecilik
    – Gümrük Kaçakçılığı
    – Vergi Kaçakçılığı
    – Sahtecilik
    – Nitelikli Dolandırıcılık
    – Hileli İflas
    – Sigorta Dolandırıcılığı
    – Hisse Dolandırıcılığı (Menkul Kıymetler Borsasında)
    – Insider Trading (Menkul Kıymetler Borsasında)
    – Hisse Senet Fiyatlarının Manipülasyonu (Menkul Kıymetler Borsasında)
    – Kalpazanlık
    – Sahte Bandrol Basmak
    – Kaçakçılık
    – Bahis oynatmak
    – Kumar oynatmak
    – Kara para aklama

    Görüleceği üzere bu suçlar mali suçların bazıları ve “ekonomik suça ekonomik ceza verelim” mantığının uygulanabilirliği burada mümkün değil. Bu suçlara verilen ceza dünyanın her yerinde HAPİS ya da HAPİS+PARA CEZASIdır.

    Her ne kadar mevzuatımız, olması gerektiği gibi, “çekte vade olmaz, ibrazında ödenir” diyorsa da gerek 3167 ve gerekse onun yerine geçen 5941 sayılı kanunların geçici maddeleri 31.12.2011 tarihine kadar zımnen vadeli çeki tanıyor, kabul ediyor ve kullanımına izin veriyor. Nasıl mı ? Çok basit. Söz konusu geçici maddeler diyor ki “çekler üzerinde yazılı olan tarihten önce ibraz edilemez, ibraz edilirse haklarında “karşılıksızdır” işlemi yapılamaz”. Bu durumda VADELİ VERİLMİŞ bir çekin, vadeli bir senetten bir farkı olmadığını sanırım hepiniz kabul edersiniz.

    Peki vadeli bir seneti ÖDEYEMEMEK bir suç olmuyor da, vadeli bir çeki ÖDEYEMEMEK nasıl bir suç olabiliyor ? Böyle bir suç yoktur, olamaz.

    Ama; kasıtlı olarak (dolandırıcılık veya kötü niyetle) vadeli/vadesiz çeki veya senedi ÖDEMEMEK bir suçtur ve bunun zaten Türk Ceza Kanunu ve diğer kanunlarda tanımı ve cezası vardır.

    Özetle toparlamak istiyorum:

    1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi diyor ki; “Hiç kimse, yalnızca akdi ilişkiden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememiş olmasından dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.”

    2. Ekonomik (Mali) suçların cezası ekonomik olmamalıdır, olamaz; dünyanın hiç bir yerinde de böyle değildir, her yerde hapis+(bazen)para cezası vardır.

    3. Vadeli verilmiş olan bir çeki ödeyememek, ayni bir vadeli senedi ödeyememek gibi, ekonomik (mali) bir suç değildir ve bunun ayrıca hiçbir cezasının olmaması gerekir.

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s