Kosiad Dayanışma ve Bilgilendirme Toplantısı “Yeni TTK: Cezalara kaldığı yerden devam.”


Yeni Türk Ticaret Kanunu: Cezalara kaldığı yerden devam.

www.webradyon.com

Kosiad toplantısı Yeşim hanımım açış konuşması ile saat 16.00 da başladı
Kosiad Ankara Başkanı Yurdanur hanım toplantıya katılanları selamlayan bir konuşma yaptı.
İlk konu yeni TTK ve yapılacak değişikliklerdi.
Sayın Mehmet Suda TTK ile ilgili sunum yaptı ve getirilen değişiklikleri anlattı
Temmuz 2012 de bir kısmı yürürlüğe girecek yasada birçok ceza hükmü yer alıyor.
Bazı arkadaşlar çek mağdurluğu ile TTK nın ne ilgisi var diye düşünebilir.
Yine ayni arkadaşlar bir daha elimi çeke sürmem diyebilir ancak diğer taraftan da borcunu ödeyeceği iddiasında olabilir. Dışarıdan bakan biri ise ticaret yapmadan borçlarınızı nasıl ödersiniz diye sorduğunda “çalışıp alacağım aylıkla borçlarımı öderim” türünden bir cevap karşıyı ne kadar ikna eder veya dolandırıcılığa devam ediyor diye mi yorumlanır, bilmiyorum.
Sonuç olarak içimizden bazıları ticarete devam edecektir ve devam edecekler açısından TTK daki uygulamalar çok önemlidir.

TTK ile ilgili sunumdan sonraki bölüm de sayın Rahmi Ofluoğlu çek yasasındaki son gelişmeler ve çek yasasının ne zaman çıkacağına ilişkin değerlendirmelerini anlattı.
Bu bölümde katılımcıların sorularıyla tartışmaya katılmaları ile oldukça canlı bir biçimde geçti. Genel kanı bir yasa çalışmasının olduğu ancak bir tarih verilemeyeceği şeklindeydi.

AHİM başvurularıyla ilgili bölümde AHİM başvurularına devam edilmesi gerektiği anlatıldı.
Yerel mahkemelere yasasız hükümden dolayı (3167) davanın düşürülmesi için dilekçelerin verilmesi ve mahkemelerce verilecek red kararlarının AHİM başvurularında kanıt olarak kullanılacağı anlatıldı.
Başvurularda KOSİAD ın yardımcı olacağı ancak asıl olanın “bireysel başvuru “ olduğu ve hızla başvuruların yapılması gerektiği anlatıldı.
Tüm katılımcılara teşekkür ediyoruz.

TOPLANTIDAKİ KONUŞMA VE TARTIŞMALARI DİNLEMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKE TIKLAYINIZ

www.webradyon.com

11 responses to “Kosiad Dayanışma ve Bilgilendirme Toplantısı “Yeni TTK: Cezalara kaldığı yerden devam.”

  1. benımde 1200 tllık borcum ıcın hapıs cezam cıktı hıc kolaylık gostermıyolar 550 tl borc bu kadar faı olurmu yanı uzerınde bırde hapıs cezası adılmıdır sızce odemek ıstıyorum toplu para ıstıyolar…caresızım

    • BURHAN İŞCAN

      “BUTLAN HUKUKU” na göre faiz DEMOKLES İN KILICI nı elinde tutanın insanlığına kalmış. Oysa HUKUK VE ADALET 3095 SAYILI YASA HÜKÜMLERİNE GÖRE UYGULANIR.
      BUTLAN HUKUKUNA GÖRE, HARİCEN ANLAŞMA VE ÖDEME KOŞULLARI YİNE KILICI ELİNDE TUTANIN İNSANLIĞINA!KALMIŞTI.
      ŞİMDİ İSE GERÇEK ADALET HUKUKU İYİ NİYETLİ BORÇLUYU KORUMA ALTINA ALIYOR. İCRA TAKİBİ VE TAKİPTE ÖDEME BANKA HESAP NUMARASINA GÖRE OLMADAN HARİCEN TAHSİLAT VE ANLAŞMA YOK ARTIK.
      ADALET GELİYOR SAYIN ÖZGE…
      ZOR OYUN BOZDU..
      ADALET HERKESE LAZIMMIŞ MEĞER DENİLDİ…

  2. BURHAN İŞCAN

    GECİKMİŞ ADALET ADALET DEĞİLSE, GECİKMİŞ EYLEM DE EYLEM DEĞİLDİR. BUNUN ADI KAÇAN FIRSATA ELVEDA EL SALLAMASIDIR.

    GECİKMİŞ EYLEM, EYLEM DEĞİLDİR.

    Meclis’te74 öğretim üyesi, 65 işadamı, 48 yönetici, 41 doktor, 36 eğitimci, 122 hukukçu milletvekili bulunuyor.

    ÇOĞUNLUĞU AVUKAT OLAN 122 HUKUKCU; Kİ BUNLARIN BİR ÇOĞUDA HAKİM EMEKLİSİ. ÖĞRETİM ÜYELERİNDEN BİR ÇOĞU DA YİNE HUKUKCU.

    BU NE DEMEK?
    TBMM nin ¼ ü hukukcu demek.
    Bu kadar hukukcu ya, bilinçsiz demek; GAFLETTE bulunmak DANGALAKLIĞINDAN başka bir şey değildir.
    Bu kadar hukukcu, YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARINDAN NEMALANMAK İÇİN; Bu politikayı ayakta tutacak BUTLAN HUKUKU YASALARI yapmak için mecliste bulunmaktadır.
    BU DURUMDA, TOPLUM İÇİNDEKİ SİSTEM MAĞDURLARINDAN GELECEK TEPKİLERE KULAKLARI VE GÖZLERİ TABİATIYLA KAPALI OLACAKTIR.

    İNSAN GÖRMEDİĞİ ŞEYLERE İNANMAZ.
    Gördüğü şeye inandığı zaman da çoktan geç kalmış olur.
    ANLATTIKLARINIZ KARŞINIZDAKİNİN ANLAMA KABİLİYETİ(İZAN) VE İSTEĞİ KADARDIR. YANİ ANLADIĞI KADARDIR.
    Bu yüzden hiçbir düşünce ve fikir anlatmakla karşı tarafa kabul ettirilemez.
    ANCAK HİSSETTİRMEKLE KABULLENDİRMEK MÜMKÜNDÜR.
    Bu Allah’ın ilahi kanunudur. Bu yüzden, “DİNDE ZORLAMA YOKTUR” ancak;”SEVDİRME, BEĞENDİRME KOLAYLIKLA KABULLENDİRME VARDIR”.

    ÇEK MAĞDURLARI TÜM EYLEMLERİNİ ÜÇ MAYMUNLARI OYNAYAN BU HUKUKCU MİLLETVEKİLLERİNE YÖNELİK BİR ŞEKİLDE; FAKSLARLA, MAİLLERLE V.S. SÜRDÜRMEKTEDİR.

    KARŞI TARAF İSE AKSİNE DEDİĞİM DEDİK ÇALDIĞIM DÜDÜK HAVASINDA, BİLDİĞİNİ OKUMAKTADIR.
    İŞTE ONLARIN BU TAVRI BİLGİSİZLİK OLARAK YORUMLANMAKTADIR Kİ BU TAM MANASIYLA DANGALAKLIKTIR.

    OYSA ONLARI DAHA DUYARLI YAPACAK OLAN DUYGULARINI ÇALIŞTIRMAYI, HİSSETMELERİNİ SAĞLAMAKTIR.
    BU DA;
    TOPLUM EFKAR VE VİCDANINDA ONLARI YARGILATMAKLA VE BU YARGILAMAYI ONLARA HİSSETTİRMEKLE MÜMKÜNDÜR..

    EMPERYALİZMİN KÖLELEŞTİRMEK VE KUŞATMAK İÇİN ÇAĞDAŞ SİLAHI VAHŞİ KAPİTALİZM; YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARI İLE GÜÇLENMEKTEDİR.
    BU SİSTEMİN KALBİ BANKALAR(BORÇLANMA DENİLEN SAHTE PARAYI POMPALAYARAK), BEYNİ İSE BELAMLAR (GÜVEN SİMSARI SÖZDE İLİM ADAMLARI VE ALLAH DOSTLARI) DIR.
    İNSAN GÖRMEDİKLERİNE DEĞİL GÖRDÜKLERİNE İNANIR.
    İNSAN OĞLUNDA İKİ TANE KARAR MEKANİZMASI VARDIR. İLKİ,HAYVANLAR GİBİ GÖRDÜKLERİ VE DUYDUKLARI İLE HAREKET ETMEKTİR. DİĞERİ DÜŞÜNCE SÜZGEÇLİ AKILLA HAREKET ETMEKTİR. BİR ÇOK İNSAN GÖRDÜKLERİNE VEYA DUYDUKLARINA İNANIR. BİR DE BUNLARA GÜVEN SİMSARI SÖZDE İLİM ADAMLARININ SÖYLEVLERİ EKLENİNCE DÜŞÜNMEYİ VE AKIL ETMEYİ TERK EDİP, PEŞİN HÜKÜM VE ÖN YARGI İLE HAREKETE GEÇER. DUYDUKLARINI GERÇEK ZANNEDİP ZANLA HAREKET EDER Kİ BUNA SÜRÜ ZİHNİYETİ YAPISI DERİZ. İŞTE BU YAPI SİSTEMİN TEMEL YAPISIDIR.

    İLİM VE BİLGİ İNSANA GERÇEK GÜCÜ SAĞLAYAN EN BÜYÜK HAZİNEDİR. BU HAZİNE DE PAYLAŞTIKCA BÜYÜR.
    ANCAK ÖNEMLİ OLAN BİLGİ DEĞİL, BİLGİYİ ELDE ETME İLGİSİDİR.
    BU İLGİ İNSANI SÜRÜ ZİHNİYETLİ YAPIDAN AYRIŞTIRIR.
    TETKİK ETMEK, MUHAKEME ETMEK DOLAYISIYLA DÜŞÜNCE SÜZGEÇLİ AKLI KULLANMAYI OLUŞTURUR.
    ALLAH İNSANA BEŞ DUYU VE BU BEŞ DUYUYU KUVVETLENDİRECEK BEŞ ÖZELLİK VERMİŞTİR. BU BEŞ ÖZELLİĞİN BİLİNCİNDE DUYULARINI KULLANAN İNSAN KAMİL İNSANDIR.
    MESELA BAKTIĞIMIZ GÖZLERİMİZLE GERÇEĞİ GÖRMEMİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR. GERÇEĞİ ANCAK İLİM GÖZÜ, KALP GÖZÜ, İMAN GÖZÜ VE DÜŞÜNCE SÜZGEÇLİ AKIL GÖZÜ BİRLEŞİMİ İLE GÖRMEK MÜMKÜNDÜR.
    İŞTE APTALLARI ABDALLARDAN AYIRAN BU ÖZELLİKLERİ BİLME BİLİNCİDİR.
    APTAL İNSAN, DUYULARINI KULLANMA BİLİNCİNDE OLMAYARAK HAYVANSI HAREKET EDENDİR.
    ALLAH HİÇ BİR KULUNA HİÇ BİR ŞEKİLDE ZULM ETMEZ.
    “BEN DİLEMEDİKCE SİZ DİLEYEMEZSİNİZ” AYETİNİN ANLAMI SEVMEDİKLERİ ÜZERİNDE NAZAR OLMAMASI ANLAMINDADIR.
    BU BAKIMDAN İNSANIN EN BÜYÜK DÜŞMANI YİNE KENDİSİDİR.

    NİTEKİM KURANDA TİN SURESİNDE ALLAH; “BİZ İNSANI ÇOK ŞEREFLİ BİR GÖREVİ YAPMA TAKVİMİ İÇİNDE, BU GÖREVİ LAYIKI İLE YERİNE GETİRECEK GÜÇ VE YETENEKLERDE YARATTIK DA SONRA O KENDİ KENDİNİ İNKAR EDEREK SEFİLLER SEFİLİ OLDU” DEMEKTEDİR.

    YANİ ALLAH SEVMEDİĞİ KULUNUN GERÇEĞİ GÖRMESİNİ İSTEMEZ.

    ONUN KÖRLÜKTE KALMASINI TAKİP EDER. TA Kİ İNSAN DÜŞÜNMEYE GEREK DUYUNCAYA KADAR.

    “BİR İNSAN VEYA TOPLUM KENDİNDE OLANLARI DEĞİŞTİRMEDİKCE, ALLAH KENDİLİĞİNDEN ONLARI DEĞİŞTİRMEZ” RAD SURESİNDEKİ BU AYET İLAHİ KANUNLARDAN BİRİDİR. AYNI AYETTE “ALAH BİR KAVMİN HELAKINI İSTERSE ONLARI KÖRLÜKTE BIRAKMASI YETER DENMEKTEDİR.

    BİR AN İÇİN GÖZLERİNİZİ KAPATIP KÖR EBECİLİK OYNAYIN. EĞER EŞYANIN YERİNİ BİLMİYORSANIZ, YANİ DOLAŞACAĞINIZ YER HAKKINDA BİLGİ SAHİBİ DEĞİLSENİZ BU DURUMDA KENDİNİZE ZARAR VERECEĞİNİZ KESİNDİR.

    NİTEKİM ARAF SURESİNDE ALLAH BİR BAŞKA AYETLE, İLAHİ ADALETİNİN BU YASASINA İŞARET ETMEKTEDİR. “ANDOLSUNKİ BİZ CİNLERDEN VE İNSANLARDAN PEK ÇOĞUNU CEHENNEMLİK OLARAK YARATTIK, ONLAR GÖZLERİ VAR GÖRMEZLER, KULAKLARI VAR DUYMAZLAR; ONLAR HAYVANLAR GİBİ, HATTA DAHA DA AŞAĞILIKTIR. LAFDAN ANLAMAZLAR. ONLAR CEHENNEMDE EBEDİ KALACAKLARDIR.” DEMEKTEDİR.
    YASİN SURESİNDE İSE BU DURUMUN SEBEBİ İZAH EDİLMİŞTİR.
    İŞTE SİSTEMİN BELAMLARI Kİ ONLAR SÖZDE ALLAH DOSTU DİNİ İLİMLERİ BİLEN İLİM ADAMLARIYLA, GÜVENİN SİMSARI DİĞER İLİM ADAMLARIDIR; BUNLAR KENDİLERİNE OLAN GÜVENİ KULLANARAK YANLIŞLARI SÜRÜ ZİHNİYETİ YAPISINDAKİLERE POMPALARLAR.
    KURANDA BUNLARIN ÖRNEĞİNİ SAMİRİ ÖRNEĞİNDE GÖRMEK MÜMKÜN.

    KURAN, HER İLİM SAHİBİ ÜSTÜNDE İLİM SAHİBİ OLDUĞUNU, HİÇ KİMSENİN GEREK KENDİ İLMİNE, GEREK BAŞKASININ İLMİNE GÜVENMEMESİ GEREKTİĞİNE KEHF SURESİYLE DİKKAT ÇEKMİŞTİR.
    “ALLAH HİKMETİ DİLEDİĞİNE VERİR. KİME HİKMET VERİLMİŞSE HAYIRDAN ONA PEK ÇOK ŞEY VERİLMİŞTİR. BU DÜŞÜNEN AKIL SAHİPLERİ İÇİN BİR İBRETTİR” BAKARA SURESİNDEKİ BU AYET “HİKMETİN ÖNEMİ” Nİ GÖSTERMEKTEDİR.
    KÖRLÜK VE SAĞIRLIK APTALLARIN,
    HİKMETLE DAVRANMAK;
    “BİLGİ EDİNMEDE SABIRLI OLANLARIN” ABDALLARIN İŞİDİR.
    KEHF SURESİNDE; “HİKMETİNİ, GERÇEK SONUCUNU BİLMEDİĞİN BİR BİLGİYE SABREDEMEZSİN.” DENMİŞTİR.

    YENİ YILDA ABDALLARDAN OLMANIZ DİLEKLERİMLE MUTLULUKLAR DİLERİM.

  3. çek mağduru

    KİM MAĞDUR? ALACAKLIMI BORÇLUMU VE YÜRÜRLÜKTE OLAN YASA KİME NE ÇIKAR SAĞLAMAKTADIR. ALACAKLI YÖNÜNDEN BAKALIM. YASA ÇEKİNİ ÖDEYEMEYENE ÇEK MİKTARI KADAR ADLİ PARA CEZASI NA HÜKMEDİYOR MAHKEME KARARI VERİYOR SAVCILIKTA TAHSİLATI YAPIYOR PEKİ PARA ALACAKLIYAMI VERİLİYOR BORÇ ÖDENİYORMU HAYIR PARA HAZİNEYE GİDİYOR YANİİ SAVCI KARŞI TARAFIN ÇEKİNİ ÖDEYEMEDİN ŞİMDİ O KADARDA BİZE BORÇLANDIN BİZE OLAN BORCUNU ÖDE GİT SERBESTSİN DİYOR PEKİ ALACAKLI NE OLACAK DEYİNCE ONA BİZ DEĞİL İCRA MAHKEMELERİ BAKAR DİYOR.ÖDEME GÜCÜNÜZ YOKSA KARŞILIĞINDA CEZA YATACAKSINIZ DİYOR. ALACAKLININ LEHİNE BİR DURUM SÖZ KONUSUMU CEZA EVİNE GİREN İNSANIN ÇALIŞMA İMKANI YOK İŞİ YIKILMIŞ DÜZENİ BOZULMUŞ SOSYAL HAYATTAN KOPMUŞ YILLAR SONRA CEZA EVİNDEN ÇIKTI HANKİ İMKANLARLA İŞ KURUP PARA KAZANIP BORCUNU ÖDEYECEK VE ALACAKLI ONDAN NE BEKLEYEBİLİR? BU DURUMDA ALACAKLI MAĞDUR OLMADIMI ? GELELİM BORÇLUYA. İNSANLAR DÜŞER KALKAR SEBEP NE OLURSA OLSUN TİCARET YAPAN HERKEZ BİR GÜN SARSILABİLİR BORCUNU ÖDEYEMEYEN BİR İNSANI CEZA EVİNE KOYARSANIZ ELİNDE HİÇ BİR İMKAN KALMADIĞINDAN ARTIK YAPACAK BİR ŞEYİ KALMAMAKTADIR ÖZGÜRLÜĞÜDE ELİNDEN ALININCA DEĞİL BORÇ ÖDEMEK YÜKÜMLÜ OLDUĞU İNSANLARADA BAKAMAMAKTA VE ONUNLA BİRLİKTE AİLESİDE CEZALANDIRILMAKTADIR. OYSA ADLİYE KORİDORLARINDA MAHKEMELERDE VEDE YAKALANMA KORKUSUYLA KÖŞE BUCAK KAÇARAK HARCADIĞI ZAMANI İŞİNİ DÜZELTMEKTE TOPARLANMAYA ÇALIŞMAKTA HARCAMIŞ OLSA ALACAKLININ GÖZÜNÜN ÖNÜNDE YERİ MEKANI BELLİ OLSA ARADIĞI ZAMAN ALACAKLI ONU BULABİLSE ALACAKLI KİŞİ DAHA AVANTAJLI OLMAZMI DOLAYISIYLA BORÇLU KİŞİNİNDE MAĞDUR EDİLDİĞİ BORCUNDAN KURTULMA İMKANI ELİNDEN ALINDIĞI AÇIKÇA ORTADA DEĞİLMİ .GELELİM ART NİYETLİ İNSANLARA ONLAR DIŞARDA SIKINTILARI YOK KILIFI HAZIRLAMIŞLAR SERBESTCE DOLAŞMAKTA YENİ KURBAN ARAMAKTADIRLAR BU YASANIN ONLARA HİÇ BİR YAPTIRIMI YOKTUR ÇÜNKÜ YASA ARAŞTIRMA YAPMADAN KAST UNSURU OLUP OLMADIĞINA BAKMADAN HÜKÜM KURMAKTADIR BU HALİYLE ART NİYETLİ KİŞİLERİN AYIKLANMASI YAPILMAMAKTADIR YASAYA GÖRE BU DURUMA DÜŞEN HERKEZ DOLANDIRICILIKLA SUÇLANMAKTADIR.BU MÜCADELEYE GÖNÜL VEREN ARKADAŞLARIMIZIN ÇOĞUNLUĞU HEM ALACAKLI HEMDE BORÇLU DURUMDADIR KİMİSİ DOLANDIRILMIŞ KİMİSİDE GERÇEKTEN BATANLARIN YÜZÜNDEN BATMIŞTIR.
    SONUÇ OLARAK.ALACAKLILAR BORÇLULAR KANUN KOYUCULAR MİLLET VEKİLLERİMİZ BAKANLARIMIZ BAŞBAKANIMIZ MEDYAMIZ TÜM YETKİLİLER MESELENİN BOYUTLARINA TAM
    ANLAMIYLA VAKIF OLMALIDIR BU VESİLE İLE KİMSEYE KIZMIYOR SADECE KONUYU HALA ANLATAMADIĞIMIZI DÜŞÜNÜYOR BU YAZIYI OKUYAN büyüğüme SAYGILAR SUNUYORUM

  4. Yolsuzluk ekonomisi politikalarını ayakta tutan bu politikaların oluşturduğu yasalardır. Bu yasalar butlan hukuku oluşturmak içindir.
    “BUTLAN HUKUKU YASALARI” HER ZAMAN TÜM TARAFLARA AÇIK KAPILAR BIRAKIR. Yani davacı da kazanabilir, davalı da. Böyle manyakca yasalardır. Amaç tavşana kaç tazıya tut imkanı vermektir.
    Bu açık kapılara YASAL BOŞLUK denilir. YASAL BOŞLUKLARI doğru doldurmasını bilen bu yasaların ilgili hükümlerini kendi lehine çevirmekle kalmaz işlevsiz bırakır.
    CEZA HUKUKUNDA BEN YASAYI BİLMİYORUM DİYEMEZSİNİZ. aksine bilmek zorundasınız.
    YENİ YILIN TÜRK MİLLETİNE BİLGİ TOPLUMU OLMA ANLAYIŞI GETİRMESİNİ DİLERİM.
    ÇÜNKÜ BİLGİ HER GÜÇLÜĞÜ YENMEYE YARAYAN EN KIYMETLİ HAZİNEDİR. önemli olan bilgi değil, ilgidir.
    Mesela 5941 sayılı yasanın 1. maddesi tüm yasayı işlevsiz bırakmaktadır.
    Bunu biliyormuydunuz?
    İcra iflas kanunun diğer yasalarla ilişkisi de açık kapılar oluşturacak gibi görünüyor.

    SİSTEM YENİ YILDA BİR ÇOK MAĞDUR OLUŞTURACAK YASALAR ÇIKARMAYA HAZIRLANIYOR.
    TOPLUMUN BİLİNÇLENMESİ ŞART.
    HALKIMIZIN OKUMA ÖZÜRLÜ OLMASI KAYGI VERİCİ.
    YENİ YILDA BU KAYGILARIN OLMAMASI DİLEĞİ İLE

  5. Evet Sayın Acil Demokrasi;
    Ben buna YARGISIZ İNFAZ demekte haksız değilim. Yargıyı fazla meşgul etmemek! için şekle bağlı suç tipleri oluşturup direkt ceza vermeyle iş bitirmeye çalışmak denir buna.
    ÇEK MAĞDURLARI BU ANLAYIŞTAN BOŞUNA ÜMİTLENMESİN.
    gaye cezayı kaldırmak değil,
    GAYE CEZAYI YARGIYI FAZLA UZATMADAN DİREKT VEREBİLME GAYRETİ..
    ESKİLER BUNA;
    KIRK SATIR MI, YOKSA KIRK KATIR MI DERLER.
    Tıpkı bu deyimden ne anlıyorsanız öyle yani

  6. ZULÜM VE FİTNE “BİZDEN” SE, BEN; “BİZDEN” DEĞİLİM

  7. EKONOMİK SUÇA EKONOMİK CEZA ALDATMACASINDA MAKSAT “YARGISIZ İNFAZ” OLUŞTURMAKTIR.

    1 Temmuz 2012 tarihinde halen yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yerini alacak olan yeni 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, şeffaflığı sağlama, bilgi toplumunu gerçekleştirme, sermaye şirketlerinde kurumsallaşmayı sağlama, şirket toplulukları düzenini kurma, elektronik dünyasındaki gelişmeleri şirketler âlemine aktarma gibi çeşitli düşüncelerle sermaye şirketleri için yeni bir düzen oluşturmuştur.

    Bunun doğal sonucu da bu yeni düzenin yaşama sağlıklı olarak aktarılmasını sağlayabilmek için, bu düzene bağlı suç ve cezalar da oluşturulmuştur. Bu suç ve cezalar, suçun unsurlarını belirlemede ilgili maddelere atıflar suretiyle, Kanun’un 562. maddesinde düzenlenmiştir.

    YARGISIZ İNFAZ NASIL OLUŞACAK?

    Yeni Türk Ticaret Kanunun suç ve cezaları düzenleyen 562. maddesi incelendiğinde yeni kanunun çok sayıda, çok önemli cezaları içerdiği görülmektedir. Üstelik bu cezalar herhangi birinin şikayeti üzerine düzenlenecek cezalarda değil. Yasanın 563. maddesinde “…562. madde de belirtilen suçlar resen takip olunur…” diyerek, mahkemelerin bu suçların tespitinde cezaların resen uygulanması gündeme gelecektir. Diğer önemli bir husus da, bu durum şirket yöneticileri ve temsilcileri hakkında ceza yargılamasını gerektirecek ve verilen cezalar onlar hakkında adli sicilde sabıka kaydı olarak yer alacaktır. Diğer bir ifade ile, suçun ekonomik olmasına karşın ceza adli olacaktır.

    YARGI ÖNÜNDE EŞİTSİZLİK.

    Yasada cezalar genellikle gün olarak belirlenmiştir. Örneğin “200 güne kadar adli para cezası” gibi. Bunun paraya çevrilmesi ile ilgili düzenleme Türk Ceza Yasasının 61. maddesinde belirtilmektedir. Hakim, kişinin ekonomik ve sosyal durumu ile diğer faktörleri de dikkate alarak bir günlük ceza tutarının 20,00 TL’ den az 100,00 TL’ den fazla olmamak üzere belirleyecektir. Örneğinizde olduğu şekliyle 200 gün adli para cezası gerektiren bir suç nedeni ile hakim günlük 20,00 TL belirlenmesi durumunda 20,00 x 200 = 4.000,00 TL ceza olacak demektir. 100,00 TL olarak belirlenmesi durumunda ise 200 x 100,00 = 20.000,00 TL olacaktır. Bu durumda 200 günlük adli para cezasının tutarı 4.000,00 TL ile 20.000,00 TL arasında değişecektir.

    Yeni yasanın 562. maddesinde çok sayıda ceza yer almaktadır.

    Bu suç ve cezaları gördüğümüzde, artık sermaye şirketi kurmak daha da ciddileşecektir. Uygulamada olduğu gibi her önüne gelen bana bir şirket kuruver anlayışından vazgeçecektir. Yukarıda görüldüğü üzere önemli yaptırımlar gelmektedir. Bir de bu şirketlerin denetim ayağı var ki çok daha önemli yükümlülükler içermektedir.

    Ancak şunu da unutmamak gerekir. Yeni T.T.K, bu kanun metinlerine bakıp, olumlu ya da olumsuz şekilde değerlendirmek çok doğru değildir. Önemli olan uygulamadır. Kuşkusuz bazı madde metinleri ile ilgili uygulamada farklı yorumlar olacaktır.

    Ancak kesin olan şu ki, olaya ciddi bakılmıştır. Ticaret erbabımızın da olaya ciddi yaklaşması yeni yasaya uyum sağlamasını kolaylaştıracaktır. Aksi durumda, arzu etmeyiz ama yukarıda belirtilen cezalara muhatap olması kaçınılmaz görünmektedir.

    Suç ve cezaların düzenlendiği 562. madde ve bu suçların soruşturma ve kovuşturmasının re’sen yapılacağını düzenleyen 563. madde, Kanun’un “Ticaret Şirketleri” başlıklı 2. Kitabının içerisinde anonim şirketlerin düzenlendiği 4. Kısmın sonunda 12. Bölüm olarak yer almıştır. Oysa yaptırıma bağlanan fillerin bir kısmı, 5. Kısımda düzenlenen sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerle ve 6. Kısımda düzenlenen limitet şirketlerle ilgilidir. Bu nedenle 562 ve 563. maddelerin Kanun’da, yine ayrı bir bölüm olarak 6. Kısmın sonunda veya limitet şirketleri düzenleyen kısımdan sonra 7. Kısım olarak yer alması, daha doğru olurdu. Nitekim bütün kanunlarda yaptırıma bağlanan fiil veya yükümlülükler yer aldıktan sonra son bölümde/kısımda aykırılık halinin yaptırımları belirlenmiştir. Yeni TTK’da ise bazı fiillerde bunun tam tersi olmuştur. Örneğin web sayfası yükümlülüğü ile ilgili yaptırımlar 562. maddede düzenlenirken, web sayfasına ilişkin yükümlülükler Kanun’un 1524. maddesinde yer almıştır.

    Kanun’un 563. maddesinde, 562. maddede sayılan suçların soruşturma ve kovuşturmasının re’sen yapılacağı hükme bağlanmakla, bu suçların takibinin şikâyete bağlı olmadığı vurgulanmıştır.

    TİCARETTEN MEN CEZASI

    Öte yandan 562. maddede sayılan bu fillerin başka kanunlarda daha ağır cezaya bağlandığı hallerde, diğer kanunlardaki ağır ceza uygulanacak, TTK’da hükme bağlanan ceza uygulanmayacaktır (md. 562/13). Ancak 562/12’de düzenlenen “web sayfası oluşturmama, mevcut web sayfasının bir bölümünü bilgi toplumu hizmetlerine özgülememe veya gerekli bilgileri web sayfasına koymama” fiili bu kuralın dışında tutulmuştur. Bunun sebebi, gerekçede yoktur. Kanaatimizce bu durum; ya bu fillere konu yükümlülüklerin yeni ihdası ve dolaysısıyla suç kapsamına yeni alınması sebebiyle başka kanunlarda bu konuda bir düzenleme olamayacağı düşüncesinden ya da Adalet Komisyonunda fıkra numaraları yeniden düzenlenmesi sırasında gerekli özenin gösterilmemiş olmasından kaynaklanmıştır

    Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun bir kısım filleri, suç olarak düzenlemesi ve bunlara adli yaptırımlar (para cezası ve/veya hapis) öngörmesi de yerinde olmamıştır. Çünkü bu düzenleme; tacirler, şirket yöneticileri ve temsilcileri hakkında ceza yargılamasını gerektirecek ve verilen cezalar onlar hakkında adli sicilde sabıka kaydı olarak yer alacaktır. Bu nedenle, ceza hukukundaki “ekonomik suçun cezasının da ekonomik olması” gerektiği yolundaki yaygın görüş uyarınca bu fillerin pek çoğunun, md. 33/2’de olduğu gibi, “ticari kabahat” olarak düzenlenmesi daha yerinde olurdu.

  8. HANİ ARTIK EV EŞYASINA HACİZ YAPILMAYACAKTI. İŞTE ALDATMACANIN ASLI;
    İCRA VE İFLAS KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
    MADDE 14- 2004 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin ikinci, dördüncü ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

    “Diğer taşınır mallar, masrafı peşinen alacaklıdan alınarak münasip bir yerde muhafaza altına alınır. Alacaklı muvafakat ederse istenildiği zaman verilmek şartiyle muvakkaten borçlu yedinde veya üçüncü şahıs nezdinde bırakılabilir. Haczedilen taşınır malların toplam değeri dörtyüz Türk Lirasının altında ise bu mallar borçluya yediemin olarak bırakılır. Ancak mallar satış mahalline getirilmediği takdirde yediemin değişikliği yapılabilir.”

    “Mahcuz mallar lisanslı icra depolarının kuruluşuna, bu depolarda bulunması gereken asgarî niteliklere ve teşhir salonlarına, depo için alınacak teminata, bu mallar için muhtemel rizikolara karşı yapılacak sigortaya, depo işleticisi olma niteliklerine, depoculuk lisansına, Adalet Bakanlığı tarafından bu lisansın verilmesine, lisanslı depo işleticisinin hak ve yükümlülüklerine, lisanslı depo işletmeleriyle ilgili Adalet Bakanlığının görev ve yetkileri ile depoculuk faaliyetinin durdurulması ya da iptali gibi idarî tedbir ve tasarruflara ve bu depoların denetimine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir. Adalet Bakanlığı bu yönetmelik hükümleri doğrultusunda uygun göreceği yerlerde mahcuz mallar lisanslı icra depoları açabileceği gibi Adalet Teşkilâtını Güçlendirme Vakfından da bu depoları açması için talepte bulunabilir veya işletme hakkını devredebilir.

    Lisanslı icra depolarına bırakılan mahcuz malların, 116 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen üç aylık teşhir süresi sonunda satılamaması ve icra müdürlüğünce bu malın hukuken muhafazasına gerek kalmadığının icra deposuna bildirilmesi halinde üç ayın bitiminden sonra yedi gün içinde depo ücretinin ödenmesi şartıyla borçlu ve alacaklı hacizli malı geri alabilir. Bu süre içinde mahcuz malın geri alınmaması ve depo ücretinin malın değerinin yüzde otuzunu bulması durumunda malın mülkiyeti icra deposuna depo ücreti karşılığında devredilir. Bu konuda ortaya çıkan ihtilâflar icra mahkemesi tarafından basit yargılama usulüne göre çözülür.”

    MADDE 15- 2004 sayılı Kanunun 99 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

    “Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia eden üçüncü bir şahıs nezdinde bulunursa yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra hâkimliğine başvurulabilmesi için

    alacaklıya yedi gün süre verir. Bu süre içinde icra hâkimliğine dava açılmaz ise üçüncü şahsın iddiası kabul edilmiş sayılır. Alacaklı tarafından süresinde açılan dava sonuçlanıncaya kadar hacizli malın satışı yapılamaz.

    Haciz, üçüncü şahsın yokluğunda yapılmış ve üçüncü şahıs lehine istihkak iddiasında bulunulmuş ise yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.”

    MADDE 16- 2004 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

    “Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren üç ay ve taşınmaz ise hacizden itibaren altı ay içinde satılmasını isteyebilir.

    MADDE 17- 2004 sayılı Kanunun 113 üncü maddesinden sonra gelmek üzere 113/a maddesi eklenmiştir.

    “Hacizli malın alacaklıya devri

    Madde 113/a- Alacaklı,

    • Burhan bey merhaba
      “İCRA VE İFLAS KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI” ev eşyalarının haczini kaldırmak bir yana taahhüdü ihlal cezalarının dahada kolayca verilmesini sağlayan hükümler içeriyor
      Taahhüdü ihlal cezalarının kalkacağını düşünenler yanılıyor
      Taslakta yer alan taahhüdü ihlalle ilgili maddeler

      MADDE 29- 2004 sayılı Kanunun 337 nci maddesinin birinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.
      “Toplam alacak miktarı beşbin Türk Lirasının altında olan takiplerde disiplin hapsi uygulanmaz.”
      MADDE 30- 2004 sayılı Kanunun 349 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
      “Disiplin ve tazyik hapsinde muhakeme usulü
      Madde 349- Bu bapta düzenlenen disiplin ve tazyik hapsini gerektiren fiillere ilişkin şikâyet dilekçe ile yapılır.
      Şikâyet eden Harçlar Kanununa göre maktu başvurma harcı ile tebligat giderlerini başvuru dilekçesi ile birlikte mahkeme veznesine peşin yatırır.
      İcra mahkemesi şikayet dilekçesi üzerine, şikayet eden ve edileni, tüm delillerini en geç duruşma gününe kadar bildirmelerini de içeren açıklamalı davetiye ile duruşmaya çağırır. Şikâyet eden, duruşmaya gelmekle veya kendilerini vekille temsil ettirmekle yükümlüdürler. Mahkeme gerekli görür ise şikâyet edilenin bizzat duruşmada hazır olması gerektiğini davetiyeye yazar. Şikâyet edilen başka yerde ikâmet ediyorsa, o yer icra mahkemesi aracılığı ile beyanı alınır.
      Mahkeme, şikâyet edilenin bizzat hazır bulunmasını istediği halde hazır bulunmaz ise kolluk marifetiyle zorla getirtilir. Şikâyet edilenin bizzat duruşmada hazır olmasına gerek görülmez ya da zorla getirme kararına rağmen şahıs bulunamazsa dava yokluğunda görülür ve karar verilir.
      Şikâyetçi, dilekçesinde göstermiş olduğu şahıs ve fiillerin yanı sıra, dilekçe veya beyanında göstermiş olduğu delillerle bağlıdır. Şikâyet edilenin savunmasını hazırlaması ve tüm delillerini hazır etmesi için duruşma sadece bir oturum ertelenebilir. Mahkeme duruşmaya gelen tarafların ve tanıkların beyanlarını duruşma tutanağına geçirir. Disiplin veya tazyik hapsini gerektiren fiillerden dolayı şikayet halinde, şikayetçi duruşmaya gelmez veya kendini vekille temsil ettirmezse, dava düşer.
      Disiplin ve tazyik hapsini gerektiren fiillerde dava zamanaşımı şikâyetten itibaren bir yıldır. Tazyik veya disiplin hapsine ilişkin kararlar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez.”
      MADDE 31- 2004 sayılı Kanunun 350 nci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
      “Ortak hükümler
      Madde 350- Bu Kanunda düzenlenen suçlarla ilgili olarak 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, Cumhuriyet savcısı duruşmada hazır bulunmaz.
      Mahkemenin verdiği hüküm, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir.
      Bu Kanunda tanımlanan suçlardan dolayı vaki şikayetin geri alınması veya borcun tamamen ödenmesi halinde dava düşer veya ceza bütün neticeleriyle beraber ortadan kalkar.”
      MADDE 32 – 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 351 inci maddesi başlığı ile birlikteaşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
      “İtiraz
      Madde 351- İcra mahkemesinin verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde, kararı veren icra mahkemesine itiraz edilebilir. Mahkeme, başvuru üzerine kendi kararını değiştirebilir. Mahkeme, kararını değiştirmeye gerek görmezse, dosyayı, itirazı incelemesi için o yerde icra mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için (1) numaralı daireye; o yerde icra mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise nöbetçi asliye ceza mahkemesine gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilenkarar kesindir.”
      MADDE 33- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 352 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
      “Disiplin ve tazyik hapsinin infazı
      Madde 352- Disiplin ve tazyik hapsinin infazı, koşullu salıverilme hariç, hapiscezasının tabi olduğu hükümlere göre infaz edilir.”

      Bu maddeler taslaktaki biçimiyle yasallaştığında toplam borcu 5 000 tl nin altında olan taahhüt dosyaları düşecektir.5 000 tl üzerindeki dosyalar devam edecektir.
      ayrıca mahkemeler hızlanacak ve itiraz mercii ağır ceza mahkemesi yerine karar veren icra ceza mahkemeleri olacaktır.
      Kısaca taahhüdü ihlal ve dolayısı ile “tazyik hapsi” devam edecektir.

  9. Yerel mahkemelere verilecek düşüm talepli dilekçeler de kendi başına bir eylem oluşturacaktır
    Yerel mahkeme yasanın yok hükmünde olduğunu kabul ederse zaten sorun yok davalar düşecektir
    Kabul edilmediğinde ve düşüm başvuruları çok sayıda olduğunda Adalet bakanlığı bu başvuruların AHİM başvuruları olacağını bilecektir.
    Yani her koşulda çek tasasının yasalaşma süreci hızlandırılmış olacaktır, diye düşünüyoruz.
    Bu güne kadar-3167 nin yok hükmünde olduğu gerekçesi ile- Yargıtay’a yapılan temyiz başvurularımız veya bazı mahkemelerin verdikleri beraat kararları henüz kesinleşmemiştir.
    Yürürlükte olmayan yasa bizce AHİM başvuruları için çek yasasının yumuşak karnıdır.

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s