Yeni Çek Yasası “Tünelin ucunda ışık göründü mü?”


Tünelin ucunda ışık göründü-mü?

Evet tünelin ucunda ışık göründü. Ancak dikkat edilmesi gereken bir konu var.

Bizim durumumuzda “Işık” hapis cezasının kalkması demektir. Peki “Tünel” nedir?

Yine bizim durumumuzdakiler için “Tünel” izlenecek yol demektir. Tünelimiz yatay durumdaysa, sorun yok; ışığa ulaşmak için bizim çaba göstermemiz gerekli ve yeterlidir.

Tünel, eğer kuyu gibi yukarı doğruysa, ışığı gördüğümüz halde ulaşmak için dışarıdan yani tünelin ucundan, başka deyişle yukarıdan yardıma halen ihtiyacımız olduğudur. sarkıtılan ipin sağlam olup olmadığını, bizi yukarı taşıyacak ipin ağırlığımızı kaldırıp kaldırmayacağını, ipi aşağı sarkıtanın gücünün bizi yukarı çekmeye yetip, yetmediğini test etmeden sakın ola ki; ipe asılmayalım derim.

Yazdıklarımdan, hapis cezasına son verecek yasaya sevinmediğimi düşünmeyin. Herhalde 5 yıllık açık cezaevi koşullarında yaşamış, yeri gelmiş ekmeğe muhtaç olmuş, yeri gelmiş, aşağılanmış, hakaretlere uğramış yeri gelmiş tehdit edilmiş, bir kişi olarak en çok ben sevindim.

Anlatmaya çalıştığım, tedbiri elden bırakmamaktır. Son ana kadar, resmi gazetede yayınlanana kadar lütfen mücadeleye devam

Ben, 6.ocak.2012

42 responses to “Yeni Çek Yasası “Tünelin ucunda ışık göründü mü?”

  1. mehmet ali ayaz

    Ben 25 yıllık bir inşaat mühendisiyim.16 yıldır müteahhitlik yapıyorum.4734 sayılı İhale kanununu çıkardılar.Anahtar götürü iş dediler.Ciro dediler,Bilanço dediler,tünel kalıp dediler,teknik personelin sende en az bir yıldır çalıştığına dair ssk prim cetveli dediler.Yoksa ihaleye giremezsin dediler.Önce bu şartlara sahip olmamız için kar düşünmeden iş almak zorunda kaldık.Bizde çalışmadıkları halde 5-10 tane teknik personele hem maaş ve hem de prim ödedik.Millet %50 kırımla iş aldı.Devlet verdi.İki yıl ihalelere girmedim çünkü o oranda kırımlarla rekabet edemiyordum.Bir iki ihale bende kaldı.Kırımlar %20 nin altında olduğu için kırımı azdır diye valiler imzalamadı.Biraz daha kırın,ille de zarar edin mantığı hakim oldu. Çok kötü kırım yaptığımız kırımların ihalelerini onayladılar.İyi yaptığımız kırımlarda ise rakiplerimiz araya çavuş ahbap koyarak bizleri ya elediler ya da ihaleyi iptal ettiler. Projede olmayan işler istediler bizden.Yağcı müteahhitler daireyle arayı iyi tutmak için ceplerinden fazla iş yaptılar.Biz yapmayınca kötü çocuk oluyorduk.Bu sebeple bizler de cebimizden çok şeyler yapmak zorunda kaldık.İmalatlarla ilgili bazı ihtilaflı durumlar oldu.Devlet fiyat farklarımızın üstüne yattı.%100 haklı olduğumuz durumlarda mahkemeler devletin lehine karar verdi.Bize her zaman hırsız gözüyle bakıldı. Lanet olsun benim o okumama ve o mühendisliğime.İş aldık demir 700 TL idi.İşe başladık demir 2000TL’ye çıktı.Biz ton başına 1300TL fazla ödedik.Devlet bize ton başına çok zaman sonra 300-400TL verdi.Hazır betona resmi fiyat 100TL verdiler.Piyasada betonu 90TL’ye aldık.Beton santralleri her mikserden 1m3 beton çaldı.Beton yine bize 100TL’ye mal oldu.Biz işi kırımla yaptığımızdan dolayı devletten 70TL aldık.Her yıl kendi bölgemizde vergi rekortmenleri ilan edildik. Zekatı olmadığımız başka işlerle meşgul şirketler vergi hususunda çok çok altımızda kaldı.İstihdam yarattık.Yüzlerce insanı emekli ettik.Her yıl yüzlerce kişinin ssk primlerini ödedik.Yaptığımız işlerde hırsızlık,dolandırıcılık yapmadığımız için zarar ettik.Yaptığımız işler parmakla gösterildi.Devlet işini birinci sınıf ve ucuz fiyatla elde etti.Vatandaş yaptığımız binalara kavuştu.Her iki kesim memnun.Ama Allah kabul etmesin biz zarar ettik.Ortada kaldık.Çekimiz yazıldı.Cezaevlerine girdik.Neyimiz var neyimiz yok sattık ama karşılayamadık.Bunu devlet de çok iyi biliyor.Her kimin hangi işte ne kadar zarar ettiğini ve edeceğini çok iyi biliyor.Ödüllendirilmemiz gerekirken cezalandırıldık.Bankalar,yazılı çeklerimizden dolayı yüzümüze bakamaz oldu.Ortada kaldık.İş alamaz olduk.Borcumuz için, çocuklarımızın nafakası için iş almamız lazımdı.Avukatların korkusundan yurt dışına kaçmak zorunda kaldık.Evlerimizin mefruşatları haczedildi.Yuvalarımız dağıldı.Polis her gördüğü yerde ensemizden tutup bizi oto teyp hırsızlığı yapanlarla beraber kelepçeleyip mahkemelere çıkarıyor.Cezaevlerinde eroin satan,oto hırsızlığı yapan bir sürü arkadaşımız oldu.Lanet olsun bizim koskocaman mühendisliğimize. Allah kahretsin bizim işadamlığımıza.Onurumuz beş para oldu.Çocuklarımıza acıdığımızdan ve inancımızdan dolayı intiharı düşünmedik.Arkamızda işi bizimle paylaşan belediye başkanları ve ita amirleri olmadığı için başarısız iş adamı olduk.İhalelere fesat karıştıranların,deveyi hamuduyla götürenlerin oyuncağı ve çerezi olduk.Çoluk çocuğumuzun gözünde beş paralık değerimiz kalmadı.Herhangi bir firmadan 300.000TL alışveriş yaptık.Çek verdik.200.000-250.000TL ödedik gerisini ödeyemedik.Dolandırıcı olsaydık hiç ödemezdik.Şimdi söyleyin bakalım ey yorumcular ve ey devlet büyükleri.Suçluyu siz tahlil edin ve cezayı siz takdir edin.Son söz.Kim kime beddua okursa demesin Allah senin ocağını batırsın veya evladını öldürsün.Desin ki Allah seni Müteahhit yapsın.

  2. arkadaşlar ucube yasamızın son çırpınışalrı inşallah ondanda kurtulucazzhayırlı olsun bizlere

  3. BURHAN İŞCAN

    KARPUZ KAVUN YATA YATA BÜYÜR BELKİ DE İNSAN BÖYLE BÜYÜR VE OLGUNLAŞIRMI?
    İNSAN OLDUĞUNUN FARKINA VARAMAYANLAR, BU BİLİNCE EREMEYENLER İÇİN, KARPUZ KAVUN BENZETMESİ ÇOK YAVAN KALIR. ONLAR BU BİLİNÇLE HERKESİ KENDİLERİ GİBİ SANIR.
    ALLAH ARAF SURESİNDE BUNLAR İÇİN HAYVANDAN DAHA AŞAĞILIK MAHLUK TANIMLAMASI YAPMIŞTIR.
    TİN SURESİNDE İSE, “BİZ İNSANI EN ŞEREFLİ, BİR GÖREVİ YAPMA TAKVİMİNDE (karpuz kavunun büyüme takvimi değil), EN MÜCEHHEZ BİR ŞEKİLDE YARATTIK DA SONRA O, KENDİ KENDİNİ İNKAR EDEREK SEFİLLER SEFİLİ OLDU” DEMEKTEDİR.
    KARPUZ KAVUN GİBİ İNSANIN DA OLGUNLAŞMAMIŞ KELEKLERİ OLMASI İŞTE BU SEFALETİN ZUHURUNDANDIR.
    İNSAN İÇİN OLGUNLAŞMA TAKVİMİ; “HADİ” VE “RAŞİT” OLAN ALLAH’IN TAKDİRİNE BAĞLIDIR. BU TAKDİRDE ÖNCE ALLAH’IN, SONRA İNSANIN MURAD EDİŞİNE BAĞLIDIR.
    KENDİNİ KARPUZ KAVUN GİBİ OLGUNLAŞACAK GÖRENLER İN KELEK ÇIKMASI ÇOK NORMAL DEĞİL Mİ?

    • sayın işcan yazdığınız hakaretleri okudum, bunu size hiç yakıştıramadım
      sizi itidale davet ediyorum,telin ediyorum dava adamıyım diye bura çıkmışsınız sözde hakaret demetleri sunuyorsunuz bankalara takmışsınız kafayı ,kardeşim parayı nerden alıcaz akrabadan dostan tefecidenmi? elbette bankalar bu krediyi verecekler geçenlerde bir milletvekili cep telden aradım üzlmeyin çek kredi işlerini bankalar halledecek bunun dışında krediye esnaf zaten karşıdır kredi nerden gelirse gelsin zarar bir iş ama batmış insanların kaybedecek neyi var para ordan gelmiş burdan gelmiş bırak artık bankaların yakasını zeki bey doğru diyor bence git tatil yap dinlen 4 yıllık hizmetine son ver kavun karpuzda dinlenerek olgunlaşması deyim manasında olan yani dinlen demekmiçin bankalrla bizler anlaşırız araya girme bak kredi lazım şu bu lazım karıncalarda düşünür ama okdar yıllardır yordun kendini senin kaderin bu hemşerim dahada yorma kendini kalp tansiyon

      • BURHAN İŞCAN

        YİNE YANILIYORSUN TİROL.
        BEN İNSANLARA DEĞİL, İNSAN OLDUĞUNUN FARKINDA OLMAYAN İNSAN GİBİ GÖRÜNEN MAYMUNLARA SESLENİYORUM. ONLAR KENDİLERİNİ KAH MAYMUN SOYU OLARAK NİTELER, KAH KAVUN KARPUZ YAPARLAR. BAŞKALARINI DA KENDİLERİ GİBİ SANIRLAR.
        ARAF 179- “Andolsun ki, birçok cini ve insanı cehennemlik olarak yarattık. , Onların kalpleri var. Fakat anlamazlar, gözleri var, fakat görmezler, kulakları var, fakat işitmezler. Onlar hayvanlar gibidirler. Hatta hayvanlardan da sapıktırlar. Onlar gaflet içindedirler. ”
        İNSAN OLANIN; “KENDİNE YAPILMASINI İSTEMEDİĞİN BİR ŞEYİ BAŞKASINA YAPMAMA” DİYE BİR DESTURU VARDIR. KAVUN KARPUZ GİBİ YATA YATA OLGUNLUK BEKLEYENLERE, BEKLEMEKTEN NEMALANMANIN KELEK ÇIKMASI İHTİMALİNİ HATIRLATMAM ZORUNA GİDİYORSA BİR DÜŞÜN İSTERSEN. BEYİN VARSA TABİ.

  4. BURHAN İŞCAN

    PERŞEMBE GÜNÜ.
    BEKLENEN GÜN GELDİ ÇATTI.
    YARIN ÖĞLEDEN SONRA,ÇEK YASASI MECLİS GENEL KURULUNDA TARTIŞILACAK..
    “EKONOMİ BATARSA HEPİMİZ BATARIZ” DEMAGOJİSİ YİNE HAKİM MECLİSE.
    AKP TARAFINDAN BEŞ, CHP TARAFINDAN ÜÇ ÖNERİ GELECEK DENİLİYOR.
    BU DEMEKTİR Kİ YASA AKŞAMA ÇIKAR.
    MUTLUSUN…
    MUTLUSUNUZ…
    MUTLULAR….

    MUTSUZUM… ÜLKEMDE SÜRÜ ZİHNİYETİ VAR…
    YARGISIZ İNFAZ VAR…
    ALEM GİDERKEN AYA, YILDIZLARA..
    BİZ BOŞ BOŞ BAKMAKTAYIZ SEMAYA..

    BÖYLE BAŞA BÖYLE TARAK İŞTE.
    DAHA FAZLA NE BEKLENİR Dİ Mİ?

    • BURHAN İŞCAN

      TBMM DE BU GÜN VE YARIN
      Cumhurbaşkanı seçimi kanunu tasarısı ve Toki ile ilgili yasa teklifi görüşülecek. ÇEK YASA TASARISININ GÖRÜŞMESİ BUNLARDAN SONRA OLACAK. MUHTEMELEN YARIN AKŞAM SAATLERİ DENİLİYOR..

      • burhan bey ,yasanın bu gün 4. sırada çıkacağı söylendi zaten 3. sırada cumhurbaşkanı hemen oylanacak bir teklif sürsün 50 dk
        kadim dostum panik yapmayınız elinize kumandayı alıp çekyata uzanıp trt 3 seyredin bu kadar basit sonuçta karpuz kavunda yatarak büyür olgunlaşır dinlenmiş olursunuz ÇALIŞMALARINIZ İÇİN TŞK ÜR EDERİZ AMA ARTIK BIRAKIN YANİ GÖREVİ ,EMEKLİYE AYRILIN MARMARİSE BODRUMA YERLEŞİN HAYATINIZ DEĞİŞECEK bu size iyi gelecek bankaalra baksın işine gücüne, bankalarla el ele verip borç öderiz ben çok ümitliyim bankalardan

        • BURHAN İŞCAN

          DÜŞMANINDAN KİMLER EMİN OLUR?
          Bebeklik yapısında bir çocuğu ASLAN kafesine koyun, aslandan korkmaz. Çünkü henüz bilgisi ondan korkması için gelişmemiştir. Aslan da bebeğin kendisine zarar vermeyeceği bilincinde ona karşı temkinli bir munislikte yaklaşır.
          DÜŞMANINI TANIMAYANLAR İÇİN DÜŞMANDAN KORKMAMAK BÖYLE BİR ŞEYDİR.
          YANİ TAM AZİZ NESİNLİK BİR DURUMDUR BU ALGILAYIŞ!
          Bu ülke insanı bu algılayışla yüzde doksaniki ile kabul ettikleri anayasayı şimdi yargılamaktadır. O zaman bu akıllar seyahate mi gitmişti.
          DEDİĞİNİZ GİBİ MARMARİSE TATİLE GİTMİŞLERDİ HERHAL
          O zaman yargılanmayanlar şimdi yargılanıyor. Sebep ne?
          Yanlışı gösterip, başka bir yanlışın oluşmasına zemin hazırlamak..

          SİSTEMİN KALBİ BANKALAR BEYNİ BELAMLARDIR.
          VÜCUT organlarımızı besleyen kan ise, ekonominin kanı da paradır. Kanı vücudumuza pompalayan kalptir. Ekonominin kalbi de bankacılık sistemidir. Kalp doğru çalışmazsa kan organlara istenilen miktar ve basınçta pompalanamazsa o vücut doğru beslenemez,sonuçta hasta olur, gelişemez, büyüyemez. Bir ülkenin de bankacılık sistemi doğru çalışmaz, parayı ekonominin içine doğru şekilde pompalayamaz ise o ekonomi gelişemez, büyüyemez ve kriz olur.
          “Para” bir topluluğu ayakta tutan ekonomisinin “kanı”dır, “bankalar” ve “finans büroları” ise bu kanı pompalayan kalbidir.
          İnsanda kalb kanı üretmez, kan vücudun değişik yerlerinde üretilir ve kalb sadece onu vücut içinde dolaştırır.

          Oysa ekonomilerde para bankalarda üretilmektedir; karşılıksız para da üretilmektedir. Hastalıklar, ekonomik ve sosyal hastalıklar da işte tam da buradan doğmaktadır.

          Ülkemizin 15 yıl önce 81 bankası vardı. Bunların 73’ü Türk bankası, sadece 8’i yabancı banka idi. Milli bankacılık sistemi vardı .Sonra Dünya Bankası ve IMF ülkemizde BDDK’yı kurdurdu.Bu kurum 40 tane Türk Bankasını kapattı. Geri kalan Türk bankalarını yabancılara peşkeş çekti. Sonuçta bankalarımız ve bankalar sistemimiz tamamı ile yabancıların kontrolüne geçerek uluslararası bankacılık sistemine geçti.

          Eğer siz Dünya Bankası’nın ve IMF’nin kim olduğunu, ne için kurulduğunu, amaçlarının ne olduğunu biliyorsanız mesajlarımı, ne demek istediğimi anladınız, Eğer parçala böl ve yönet politikasının bu yılanlarını tanımıyorsanız hiçbir şey anlamadınız demektir.

          Bankalar sürekli karşılıksız para(BORÇ) üretir ve ülkenin/dünyanın ekonomisini bozarlar. Açlık ve işsizliğin, dolayısıyla ekonomik ve sosyal sorunların ana kaynağı budur.

          MERKEZ BANKASI VE BANKALAR dört yoldan karşılıksız parayı nasıl çıkarır?

          1. Doları satın alır ve Türk Lirasını doların bir destekçisi yapar. Merkez Bankamız Türk ekonomisini değil, sömürü sermayesinin ekonomisini düzenlemeye çalışır. Kötülüğü bu kadarla da kalmamaktadır. Dolar faizle çıkarılmaktadır. Merkez Bankamızda bulunan her sent için sömürü sermayesine faiz ödüyoruz. Yahut doların enflasyonu ile sömürülüyoruz. Bu dış bankalara ödenen faizdir.

          2. Ayrıca Merkez Bankası Türk bankalarının bono senetlerini kırar ve onlara para verir. Onlar da o para ile halkı faizle sömürürler. Bu da karşılıksız paradır ve faiz karşılığı ülkede çoğalmaktadır.

          3. Merkez Bankası piyasadan tahvil benzeri senetler alarak onlara faiz öder. Böylece ülkenin zenginlerine faiz parasını aktarır. AKP döneminde de bu uygulama aynen devam…

          4. Merkez Bankası’nın para çıkarma yollarının dördüncüsü devletin bütçe açıklarını kapatmaktır. Bu para da büyük müteahhitlere ihale bedeli olarak aktarılır. Ülkenin yararına harcansa bile enflasyona sebep olarak yine halkımızın kesesini kemirir.

          Görülüyor ki, bugünkü “para”nın çıkış kaynağı “faiz”dir; karşılığı da “faiz”dir ve “bu faizler” de en sonunda sömürü sermayesine gitmektedir. Merkez Bankası’nın görevi ve uygulaması Türk ekonomisi falan değil, sömürü sermayesinin sömürmesidir. Vesselâm…

  5. BURHAN İŞCAN

    SEN ÖYLE ZANNET…
    Mutlular – mı?!!

    Hiç sanmıyorum, Çek i tabu olarak görenler, ticaretlerinde hapis cezasına güvenerek alış veriş yapanlar pek mutlu olamayacaklardır. Onlar insan özgürlüklerini teminat alarak yaptıkları ticaretin sopasından mahrum kalmayı içlerine sindiremezler, İnsan hakları ve özgürlükleri “ekonomik konularda” arkadan gelmelidir, düşüncesindedirler.

    PEKİ SEN ZANNETMEYİ BIRAKIP TA, BU VAZ GEÇİŞİN GERÇEK SEBEBİNİ ARAŞTIRDIN MI?

    “BORÇLU DAMGASI” NEDİR BİLİYORMUSUN.

    ON-LİNE CEBRİ İCRA NEDİR ZANNEDİYORSUN MESELA?
    HİÇ BANKALAR SENDE ALACAĞINI BIRAKIR MI?

    BU YASA SADECE MAHKEMELERİ ORTADAN KALDIRIYOR. SUÇ YOK SUÇLAMA YOK DENİLİYOR.
    ASLINDA YAPILAN BU “SUÇ” TİPİNİ BEYİNLERDE SABİT FİKİR OLARAK TUTMAK. YARGISIZ İNFAZ İÇİN ÇOK GEREKLİ.
    Evelki gün Mudanya’dan bir arkadaş geldi yanıma. Yaklaşık 80 bin liralık borca karşın evde haciz yapılmasın diye taahhütde bulunmuş. Evdeki eşya toplasan satsan beş binlirayı bulmaz.
    Taahhütde bulunmuş, şimdi hapisliği çıkmış.
    Eşya kalksa ne olacak. Satıştı, tamamlama hacziydi bir sürü bekleme süreci.
    Bu arada kazanan hep avukat olacaktı.
    Avukatlar bu prosüdür devam etsin diyor…
    PEKİ ALACAKLI NE İSTİYOR?
    VAKTİNDE GELMEYEN 100 PARA 5 PARA ETMEZ DİYOR.
    VAKTİNDE GELSİN İSTİYOR.
    İŞTE BUNUN İÇİN ÇALIŞMALAR.
    İCRA İFLAS YASASI DEĞİŞECEK.
    5 BİN LİRA DEĞERİNİN ALTINDA KALAN EV EŞYASI HACZEDİLEMEYECEK.
    PEKİ NE OLACAK?
    YANİ YAŞ TAHTAYA MI BASILACAK?
    İŞLEMLER HIZLANACAK SADECE. ACİZLİK VESİKASI, CEBRİ ON-LİNE İCRA VE EN KÖTÜSÜ “BORÇLU DAMGASI”
    SİLDİR SİLDİREBİLİRSEN BANKALARDAN KÖTÜ SİCİLİNİ.
    YA ÖMÜR BOYU TİCARETTEN MEN EDİLECEKSİN YARGISIZ İNFAZLA.
    YA DA DİYETİNİ ÖDEYİP ÖZGÜR KALACAKSIN.
    KIRK KATIR MI?
    KIRK SATIR MI? MİSALİ ANLAYACAĞIN.

  6. Mutluyum!
    Mutlusun!
    Mutlu!

    Mutluyuz!
    Mutlusunuz!
    Mutlular – mı?!!

    Hiç sanmıyorum, Çek i tabu olarak görenler, ticaretlerinde hapis cezasına güvenerek alış veriş yapanlar pek mutlu olamayacaklardır. Onlar insan özgürlüklerini teminat alarak yaptıkları ticaretin sopasından mahrum kalmayı içlerine sindiremezler, İnsan hakları ve özgürlükleri “ekonomik konularda” arkadan gelmelidir, düşüncesindedirler.

    Para her şeydir. Kazanıldığında olağandır, kişisel başarıdır ama kaybedildiğinde mutlaka bir sorumlu bulunmalı ve onun sırtına vurulabilmelidir. Ticaret yapılan kişilerin zamanında ne kadar ödeme yaptıkları, hangi hacimde çalıştıkları pek bir şey ifade etmemektedir. Çekini ödeyemediyse, hapsedilmesi gerekir.

    Nihayet bu garabet çek yasası meclisten de geçebilirse, “İNSAN Özgürlüğü, İNSAN hakları sadece insanlar varsa önemlidir” düsturu da bir anlam kazanabilecektir.

    • BURHAN İŞCAN

      MUTLUYUM;
      2009 Yılında böyle bir tasarının varlığını söylediğimde, BİRİLERİ tarafından; yalancı, HAYALCİ, fenomen ve cahil addedildim. O zaman böyle bir tasarının var olduğunu bankaların bu tasarının çıkmasına engel olduğunu söyledim. ZAMAN BENİ ŞİMDİ HAKLI ÇIKARDI. Şimdi tasarı gerekcesi bu HAİNLERE adeta bir LANET OKUYUCU olarak sırıtmakta.
      MUTLUYUM;
      Yalnız KURT olarak çalışıp, 5941 sayılı yasanın gizli bir af yasası olarak çıkmasına öncülük ettim. Sonra da bu yasanın işlevsiz kalmasına önderlik ettim. Sitemde bulunan dilekce örneği ile bir çok mağdur hapislikten kurtuldu.
      MUTLUYUM; Yine çalışmalarımın kazandırdığı ÖNGÖRÜ ile şimdiki tehlikenin sinyallerini verebiliyorum.
      MUTLUYUM; Hak ve adaleti savunduğum için, Allah’ın verdiği SEKİNE=DESTEK ile lobilere kafa tutup, etkilerini azaltabiliyorum.
      MUTLUSUN; ÖNYARGILI OLARAK.
      Çünkü hala, beklemekten nemalanılacağı sabit fikrindesin. Gelişmelerin seni doğruladığını ZANNEDİYORSUN.
      Asla değil. Bakın meclise sunulan tasarının gerekcelerine.
      Hükümetin aklına bu gerekceler üç sene sonra mı geldi?
      Peki ne değişti de yasa değişmek zorunda kalıyor.
      Değişen tek şey BANKALARIN ALACAKLARINI GEÇ TAHSİL ETTİĞİ GERÇEĞİNİN İDRAK EDİLMİŞ OLMASI.
      Şimdi bütün çalışmalar, bu engelleri yok etmek için.
      Neymiş bu engeller; ANAYASAL ENGELLER. Bu engeller ancak ve ancak yargısız infazla aşılırmış. ÖYLE DE YAPACAKLAR.
      Yargısız infazı yapabilmek için dün yazdığım, SÜRÜ ZİHNİYETİ YAPISI adlı yazımda belirttiğim gibi; BORCUN HER NE ŞEKİLDE OLURSA OLSUN ÖDENMEMESİ SUÇTUR ilkesini toplum efkar ve vicdanında SABİT FİKİR haline getirmeye çalışıyorlar.
      Bu onların sabit politikası. Bakmayın demokrasiden,haktan hukuktan bahsetmelerine. Onlar için bunlar birer İSTASYON.
      MUTLUSUN; Tasarıya göre hapislik artık yok zannediyorsun. Evet yok. Ama kimler için ve hangi şartlarda yok?
      MUTLUSUN-UZ
      çünkü MUHTEMELEN PERŞEMBE GÜNÜ tasarı mecliste görüşülürken, ne gibi önergeler yapılacağını bilmiyorsun-uz.
      MUTLUSUN-UZ
      KIRALLAR HEP ÇIPLAKTIR. ONLARA ÇIPLAK OLDUĞUNU, ANCAK ÇOCUKLAR SÖYLEYEBİLMEKTEDİR. ONLAR FITRATEN GELİŞTİKCE KORKUYU TANIRLAR. BİR DE GELİŞTİKCE KORKMAMAYI BİLENLER VARDIR. İŞTE SİZ BUNLARDAN UZAKSINIZ.
      yolsuzluk ekonomisi politikalarını bilmeyenlerin durumu; kedi yavrusu ile dalga geçen fare, kediden habersiz fare enciğinin durumu misalidir.
      MUTLUSUNUZ ÇÜNKÜ BÖYLE BİR KORKUSUZLUKTASINIZ.
      MUTLUYUM
      Çok nefret ettiğim halde, kabullenişe karşı BEN DEDİYDİM diyebileceğim.
      MUTSUZUM BE MUTSUZ.. AÇIN GÖZLERİNİZİ.
      AÇILIN TOPLUMA.
      KIRIN TABULARI.
      ALEM “BİLGİ TOPLUMLARI” OLUŞTURUYOR.
      BİZİM İRTİCADAN UMARIMIZ NE?

      • BURHAN İŞCAN

        DÜŞMANINI DOST SANIP, ONA GEREKSİZ BİR ŞEKİLDE GÜVENEN KİŞİ;
        DOSTUNU DÜŞMANINI TANIMAYAN KİŞİDİR.
        DÜŞMANINI TANIMAYAN KİŞİ; ANCAK, DÜŞMANINA GÜVENİR.

  7. BURHAN İŞCAN

    BETERİN BETERİ VAR!
    “TAAHHÜTÜ İHLAL SUÇUNA GELİNCE;
    KARŞILIKLI TAAHHÜT TE BİR SÖZLEŞMEDİR
    VE BUNDAN DOLAYI VERİLEN HAPİS CEZALARI
    AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNE AYKIRIDIR !”
    EVET DAHA DA BETERİ VAR.
    TAAHHÜDÜN GEÇERLİ OLUP OLMADIĞINA BAKILMADAN VERİLEN HAPİS CEZASI.
    YARGITAY YERLEŞİK İÇTİHAT KARARLARINA VE BORÇLAR KANUNUNA GÖRE; BİR TAAHHÜDÜN GEÇERLİ OLMASI İÇİN TAAHHÜDÜN KABUL EDİLDİĞİNİN TAAHHÜDÜ VEREN TARAFA İLETİLMESİ, TEBLİĞİ GEREKİR. BU TEBLİĞDE TAAHHÜT BORÇ VE ÖDEME ŞEKLİ TÜM FERİLERİYLE BELİRTİLİR Kİ, İTİRAZ HAKKI GÖZETİLSİN.
    AKSİ TAKDİRDE, YAPTIRIM GÖZETİLEREK SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMEYE SEBEP OLACAK FAHİŞ FAİZ, MÜKERRER ÖDEME SÖZ KONUSU OLACAKTIR.
    YANİ YARGISIZ İNFAZIN BAŞKA BİR ÇEŞİDİ OLUŞACAKTIR.

    BETERİN BETERİ DE BU TÜR HAKSIZLIKLARA HAKİMLERİN CEVAZ VERMESİDİR. İNCELEME YAPMADAN ŞEKLİ CEZAYI YAPIŞTIRMALARIDIR.

  8. BURHAN İŞCAN

    “EKONOMİ BATARSA, DEVLETTE BATAR HEPİMİZ BATARIZ” DEMAGOJİSİNE ALDANANLAR; ASIL BEKAYI SAĞLAYACAK UNSUR ADALETİN ÜZERİNE ŞAL ÖRTMÜŞLERDİR.
    SANMAYIN Kİ BU HAKİMLERİN AKLINA ŞİMDİ ADALET GELDİ..
    KANUN TASARISI HÜKÜMET TARAFINDAN HAZIRLATTIRILDI.
    TASARI ADALET KOMİSYONUNDAN GEÇTİ.
    İŞTE BU SİZİ ALDATMASIN.
    ASLINDA ADALET KOMİSYONUNDAN GEÇEN HÜKÜMET POLİTİKASI DIR.
    BU POLİTİKA KOMİSYONDAN GEÇTİĞİNE GÖRE;
    BU POLİTİKAYA GÖRE ADALET VERENLER İÇİN YEŞİL IŞIK YANDI DEMEKTİR.
    İŞTE HELLİATESLER, YANİ EŞEK ARILARI, YANİ ADALETİ GÜCÜN ADALETİNİ DAĞITMAKLA GÖREVLENDİRİLENLER
    ŞİMDİ O YEŞİL IŞIĞA GÖRE HAREKET EDİYOR. ATIŞ SERBEST YANİ..

    10.06.2009 tarihli Muharrem Sarıkaya-HABERTÜRK yazarı yazısı
    Sakarya, Bilecik, Şişli’nin de arasında bulunduğu bazı mahkemeler, ceza ortadan kalktığı için karşılıksız çek ten hapis yatanları tahliyeye başladı.
    Hükümet önüne geçilmesi için yargıdan destek istedi.
    Bazı mahkemeler tahliyeye uymadı ve Yargıtay’dan görüş bekledi.
    Yargıtay da mahkemelere yazı göndererek, tahliyeleri durdurmalarını istedi. Bunlar olurken de hükümet Çek Yasası’nı hazırlayıp Meclis’e yolladı.

    YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARI BATARSA; HELLİATESLER -EŞEK ARILARI DA BATAR.
    ORHAN GENCEBAY’IN “BATSIN BU DÜNYA” ŞARKISI AKLIMA GELDİ NEDENSE?

    • BURHAN İŞCAN

      HELLİATESLER-EŞEKARILARI

      Eski çağlarda Atina’da adalet dağıtma işini yapan on mahkeme varmış. Bunlardan en önemlisi “Heliai” -yani güneş- meydanında toplandığı için, bütün yargıçlara “Heliastes” deniyormuş. Aristophanes, Atina’nın adalet mekanizmasıyla alay ederek, yargıçların aldığı kararlarda başka bir takım çevrelerin etkisi altında kalmasını ve kararlarını “adalet” den yana değil de siyasi ve ticari bu çıkarlardan yana kullanmasını yermek için yazmış o ünlü oyununu : Eşekarıları’nı (Yargıçlar). Adaletten yana değil de bir takım siyasi ve ticari çıkarlardan yana olan bu yargıçlar kararlarını da balmumu tabletler üzerine ucu sivri kalemlerle yazdıklarından Aristophanes bu kalemleri eşekarılarına, bu kalemlerle yazılan cezaları da arı sokmasına benzettiğinden oyununun ismini “eşekarıları” yapmış.

  9. Sözkonusu kararı veren hakim;

    -şayet ilk defa bir karşılıksız çek davasında karar vermişse kendisini tebrik ediyor hatta ellerinden öpüyorum,

    -daha evvel de karşılıksız çek davalarına bakmış ve mahkumiyet kararı vermişse, bu sefer de böyle karar vermişse, “bugüne kadar neredeydiniz? diye soruyorum.

    TAAHHÜTÜ İHLAL SUÇUNA GELİNCE;
    KARŞILIKLI TAAHHÜT TE BİR SÖZLEŞMEDİR
    VE BUNDAN DOLAYI VERİLEN HAPİS CEZALARI
    AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNE AYKIRIDIR !

    Bakalım bu konuda karar verebilecek, kendine güvenen, gerçek hukuk ve adalete göre davranan; Hükümetin düşüncesi belli olduktan sonra değil de, Hükümetin düşüncesi ne olursa olsun “Taahhütü ihlale verilen hapis cezası AİHS’ne aykırıdır, TC Anayasası’na aykırıdır, bu konuda ceza vermem, beraat veririm !” diyen bir hakim de çıkacak mı ?

    • BURHAN İŞCAN

      NİÇİN BU GECİKME? GÜZEL SORU..
      KUTLADIĞINIZ HAKİM; ARİSTOKLESİN BAŞ YAPITI YARGIÇLAR=EŞEKARILARINDAN BİRİDİR.
      TÜRKİYE’DE HAKİM VE SAVCI PROFİLİ

      TESEV araştırmasının amacı şu sözlerle açıklanıyor:

      DERİNLEMESİNE MÜLAKAT

      Yargıya egemen olan algı ve zihniyet yapıları hakkında bir yoklama yapma amacını taşıyan bu ilk çalışma, belli bir yöntem çerçevesinde hâkim ve savcılarla yapılan “derinlemesine mülakat” üzerine inşa edilmiştir. Bu çalışmada, Türkiye’nin çeşitli kentlerinden 51 hâkim ve savcı ile mülakatlar gerçekleştirildi. Ana olarak “Devletin çıkarları mı, Adaletin gerekleri mi?” “Demokrasi mi, Güvenlik mi?” “Devlete Karşı Suçlar, Devlet Görevlilerinin Suçları” “Faillerin Kimliği” ve “Düşünce Özgürlüğü,” “AB Süreci” gibi konularda temel yaklaşım, algı ve zihniyet kalıpları anlaşılmaya çalışıldı.

      Araştırmanın dikkat çeken sonuçları şöyle:

      İNSAN HAKLARINA KARŞI TEDİRGİNLİK VAR

      Anayasanın 90. maddesine 7.5.2004’te eklenen, “usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” şeklindeki düzenleme hakkında görüşleri sorulan hakim ve savcılardan çoğunluğu bu düzenlemeyi olumsuz bulduklarını söylediler. Bu görüşte olan hâkim ve savcılar, söz konusu durumu, “egemenliğin sınırlandırılması”, “içişlerine müdahale” olarak yorumlayıp tedirgin edici bir gelişme olarak görüyorlar.

      YARISI ULUSLARARASI ANLAŞMALARI ÖNEMSEMİYOR

      26 katılımcıya göre insan hakları devlet güvenliği açısından tehdit oluşturabilir. Katılımcılardan 27’si, karar verme aşamasında temel hak ve özgürlüklere ilgili uluslararası anlaşmaları göz önünde bulundurmuyor. 32 hâkim ve savcıya göre adalet, toplumsal barış, devlet ve demokrasi gibi olgular yargılama sırasında tezat oluşturabilir. 32 katılımcı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının Türkiye’ye karşı önyargılı olduğunu düşünüyor. 25 katılımcı AİHM kararlarından dolayı yargılamanın yenilenmesini olumsuz karşılıyor. 33 katılımcı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye hakkındaki kararlarını basından takip ediyor. 30 katılımcıya göre, AB uyum yasaları çerçevesindeki düzenlemeler insan hakları gelişimi açısından olumlu. 13’ü ise bu yeniliklerin Türkiye koşullarına uygun olmadığını düşünüyor.

      DEVLETÇİ HUKUKÇULAR ÇOĞUNLUKTA

      Mülakatlar sırasında araştırmacıların “dikkat çekici” bulduğu ifadelerden bazıları şöyle:

      “İnsan hakları biraz abartılıyor.”

      “Ben rejimin savcısıyım.”

      “Ben devletçi hukukçuyum.”

      “Önce devlet gelir.”

      “Benim ülkem söz konusu olduğunda hukuk mukuk dinlemem.”

      “Devlet olmazsa hukuk olmaz, biz de olmayız.”

      “Diyelim devleti korumaya çalışırken adil olmayabilirsin, adaletten sapabilirsin. Veya adaleti yerine getiriyorum diye devlete zarar verebilirsiniz veya devleti koruyorum diye adalete zarar verebilirsiniz. Mümkündür.”

      “Devletim olmadıktan sonra benim bireysel özgürlüğüm hiçbir işe yaramaz.”

  10. İşte Budur!!!

    Nihayet bir Hakim, gerekeni yapmış. Aşağıdaki kararı yazan Sayın Hakimi kutluyorum…

    İyi pazarlar
    ***
    Çekte örnek karar hapisten kurtardı
    Hakim, “özgürlüğünden alıkonulamaz” dedi
    15 Ocak 2012 Pazar, 10:11:49

    Hayati ARIGAN / AHT – ÖZEL HABER

    Çek Kanunu’nda değişiklik yapan tasarı TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilirken, İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi emsal bir karara imza attı. 143 bin TL tutarında iki çeki karşılıksız olduğu için hakkında verilen para cezasını ödeyemeyen sanığın cezasını hapis cezasına çevirmesini isteyen infaz savcılığına hâkim Anayasa’nın 38/6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinde yer alan “Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getiremediğinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz” hükmünü örnek göstererek hapis cezası istemini reddetti. Hakan U., karşılıksız çek suçundan tutuklu bulunan bin 457 kişinin içinde yer almadı.

  11. SAYIN İŞCAN… BU SAATTEN SONRA BİZDEN İYİ EKONOMİK GERİLLA OLUR…KURALLARA UYAMADIĞIMIZA GÖRE…BİZDE KENDİ BAŞYAPITIMIZI YAPARIZ…TEK GERÇEK AYAKTA DURABİLMEK…GERİSİ HİKAYE…

  12. BURHAN İŞCAN

    ÇEK MAĞDURLARININ ACI KADERİ

    ÜLKE GÜNDEMİ HIZLA DEĞİŞİYOR..

    BEKLEMEKTEN NEMALANILMAYACAĞI GERÇEĞİ KADER MİDİR?

  13. BURHAN İŞCAN

    ÇEK YASA TASARISI BU HAFTA ADALET KOMİSYONU ÇALIŞMALARI İÇİNDE
    Adalet Komisyonu, 11 Ocak Çarşamba günü yapacağı toplantıda, ”Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı” ile AK Parti ve CHP’li milletvekillerinin, tutuklu ve hükümlülerin ağır hasta yakınlarıyla görüşmesi konusunda Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda değişiklik yapan teklifini görüşecek.
    Komisyonda ayrıca, 12 Ocak Perşembe günü, Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ele alınacak. Komisyon, tasarının görüşmeleri tamamlanmaması durumunda 13 Ocak Cuma günü de toplanacak.
    TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIĞI BİZE GÖSTERMEMEYE ÇALIŞAN AVUKATLAR LOBİSİ İÇİNDE İKİ YÜZLÜ AVUKATLAR OLDUĞUNU UNUTMAYIN.
    BUNLAR HEM BİZDEN YANA GÖZÜKÜRKEN, LOBİDEN YANA VARLIK GÖSTERMEDELER.
    DELİL Mİ İSTİYORSUNUZ.
    ŞEKER 765 TEKRAR SAHNEDE….

    • Çok nadir istisnaları haricinde;

      Hukuk Fakültesi mezunundan dost, ayıdan post olmaz !!!

      Çekte hapisliğin devam etmesini en çok isteyenlerin en başında Hukuk Fakültesi mezunu güruhun

      -hukuka, adalete falan inanmayan;
      -gözleri çakmak çakmak $$$$$$ diye yanan;
      -insanların aile yuvalarının dağılmasına zerre kadar aldırmayan;
      -zalimlerin en büyük teşvikçi ve yardakçısı;
      -hatta bizzat kendileri de zalim olan

      çok büyük bir kısmı gelmektedir.

      Allah bizleri

      1) bu gruptakilerden ve
      2) kendilerini çek mağduru olarak tanıtan ama esas niyetleri borçlarını ödememek olan dolandırıcılardan

      korusun ve uzak tutsun.

  14. BURHAN İŞCAN

    AMORTİLER, TESELLİLER VE PİYANGO.
    Geçenlerde piyango bileti müdavimi bir arkadaşımı, yılbaşı piyangosu için aldığı biletleri listeden kontrol ederken yakaladım.
    Onu seyrederken, genelde büyük bir çoğunluğun sergilediği davranışı gördüm. Piyango biletlerini amortilerden başlayarak kontrol ediyordu.
    Malumunuz piyangoda, büyük ödül, teselli ödülleri ve amortiler vardır. Yani hemen hemen boş yoktur.
    Piyangoda amaç büyük ikramiyeyi kazanmak değilmidir?
    Oysa pek çok kimse umutsuz bir şekilde, aldığı bileti listeden kontrol ederken amortilerden başlayarak kontrol etmektedir.
    Bu çok yanlış bir davranış biçimi değilmidir.
    İNANMAK ZAFERİ ELDE ETMENİN YARISIDIR.
    Öyleyse bu inançsızlık niye?
    Sistem Mağdurluğunu giderecek düzenleme girişimlerinde de büyük hedef bellidir. Mağdurların tesellillerle veya amortilerle avunması İNANÇSIZLIKDIR.
    Örneğin çek yasasında yapılacak düzenlemede büyük ikramiye bellidir.
    BORCUN İFASININ YERİNE GETİRİLMEMESİ VEYA GETİRİLEMEMESİ SUÇ DEĞİLDİR, CEZALANDIRILAMAZ.
    Çek Mağdurları için BÜYÜK HEDEF budur.
    Oysa Mağdurlar Hükümetin Ekonomi Politikalarına boyun eğmekte tesellilerle veya amortiyle yetinmek istemektedirler.
    Bu durumda benzer bir örnekleme yapacak olursak, bir daha ki piyangoda büyük ikramiyenin küçüleceği kaçınılmaz olacaktır.
    BÜYÜK DÜŞÜN, BÜYÜK HAYAL ET BÜYÜK GERÇEKLEŞTİR.
    Unutulmaması gereken tek şey KAÇAN BALIK HEP BÜYÜK OLUR.

  15. BURHAN İŞCAN

    “SENDE Mİ BRÜTÜS?”

    Öncelikle söylemem gereken şey şu?
    Madem bu kadar biliyordun, OĞLUN NİYE ÇEK MAĞDURU OLDU? Sorusuna cevap.

    Dostlarım bizlerin sistem mağduru olmamızın tek sebebi bizden GÜVEN in çalınmasıdır.
    Sistemin başındakiler asrın en rezil hırsızlığını yaptılar GÜVENİ çaldılar.
    Bizim şirketlerimizin bir avukatı vardı. Bu avukata şirketin hukuki işlerinin takibi için vekaletlendirilmişti. Bu avukat temyiz dilekcelerini vermediği gibi bizi de bundan haberdar etmemişti. Yani oğlum güvendiği avukatının onu yargısız infazla mahkum ettirmesinin kurbanı oldu. Daha sonra tuttuğumuz avukat bundan beter çıktı. Her ikisi ile yargı önünde hesaplaşıyoruz.
    Yazılarımda defalarca belirtiyorum,
    SİSTEMİN TÜM MAĞDURLARININ ESAS MAĞDURİYETİ SAVUNMASIZ KALMASIDIR.
    2009 Yılı Haziran ayında Meclis Ziyaretlerim sırasında Adalet Alt Komisyonu Başkanı Kastamonu Ak Parti Milletvekili Sayın Hakkı Köylü ile görüşmemde bu konuyu dile getirdim.
    Bana “İKİ SATIR DİLEKCE YAMAKTAN ACİZ MİSİN?” demişti. Bende ona bu GÜVEN HIRSIZLIĞINI anlattım.

    Ticaret Yasası devreye girdiği zaman, hemen hemen her tüccar veya şirket özel veya tüzel kişi yetkilileri YA HUKUK BİLMEK, YA DA HUKUK YARDIMI ALMAK zorunda kalacak.

    Bildiğiniz gibi ben mücadelemi salt ÇEK MAĞDURLUĞU için yapmıyorum. Bu sistemin tüm mağdurları ve onları mağdur eden sorunlar için yapıyorum.

    Bu sistemin kalbi BANKALAR, beyni BELAMLAR dır. Ama bu,diğer organları da yok anlamına gelmez.
    Toplumda hukuk sorunlarının pek çoğu tarafların uyuşmazlığından kaynaklanmaktadır.
    İşte bu uyuşmazlıkları yok edecek tek makam, merci AVUKATLAR olması gerekirken;
    Toplumumuzun yanlışı yanlışla yok etme hasleti dolayısıyla, avukatlar da sorunların sürmesinden nemalanmak gayesi ile Yanlış davranışlar sergilemektedir.
    Bu durumu mecliste örnekleri ile açıklayıp kaygılarımı, 122 hukukcu milletvekiline anlatınca ses geldi.
    AVUKATLARI DİZAYN EDECEK İKİ YASA TEKLİFİ GELİYOR.
    Bunlardan en önemlisi tabi ki ARABULUCULUK YASA TEKLİFİ.

    2009 Yılından beri çek mağdurluğu mücadelemde SİSTEMİN KALBİ OLAN BANKALARIN yasa üzerinde etkili olacağını da defalarca dile getirdim.
    GOOGLE A GİRİP BURHAN İŞCAN ÇEK MAĞDURLARI EYLEMLERİ VİDEOLARI DİYE yazıp videolardan herhangi birini seyrettiğinizde; Gerek Metris Ceza Evi Önünde, Gerek Ümraniye Ceza Evi Önünde Bankalar Birliğini hangi gerekçelerle lanetlediğimi görmeniz mümkün.
    O günlerde;

    SAYIN BURHAN İŞCAN

    Beni bağışlayın ancak yazacaklarımın ne size veya ne de bir başka arkadaşımıza yakın veya uzak olmakla alakası yok, aksine bağımsız tamamen kişisel ve vicdani gözlemlerimdir.. Ne sizi tanırım, ne bir başkasını.. Hatta herkesten önce sizinle iyi bir diyalog başlatmış idik.. Karşılıklı yazılarla mücadelemize katkı sağlamaya çalıştık..
    DİYE YAZISINA BAŞLAMIŞTI, MURAT YALÇIN İSİMLİ BRÜTÜS.
    VE BANA;
    YAHU SİZ HALA HAKLI MISINIZ?

    YAPMAYIN, BEN BU ARKADAŞLARI SOKAKTA GEÇİŞSEK, RESTORANDA KARŞILASSAK TANIMAM
    AMA HEPSİ ŞİDDETLE SANA KARŞILAR..
    HAKSIZ YÖNLERİ OLABİLİR AMA
    GENEL OLARAK HAKLILAR..
    DİYEREK YAZISINA DEVAM ETMİŞTİ
    VE ONA DESTEK VEREN BİR BAŞKA BRÜTÜS.
    Sayın Burhan İŞCANa cevap vermeye gerek yok. Zira Ruh sağlığının yerinde olmadığı kanaatindeyim.Şimdiye kadar göstermiş olduğu tutum ve davranışlar tamamen bu durumu kanıtlar yönde.Bu hususta ciddiyim.Bir doktora görünmesinde
    fayda var.KAYAMEN DEMİŞTİ. TARİH 19.10.2010

    ÇEK YASASI MECLİSTE TARTIŞILIRKEN ŞİMDİKİ BAKAN SUAT KILIÇ VE ARKADAŞLARI BU BRÜTÜSLERE CEVABI VERMİŞTİ.

    BRÜTÜSLER HALA GÖREVDE.
    HALA BENİ YARGILIYORLAR GÜYA.
    AMA NEYLE YARGILANIYORUM?
    BEN HAPİSLİĞİN KALKMASINI İSTEMİYORMUŞUM.

    SORUNU BİLMEYEN ÇÖZÜM ÜRETEMEZ. ÇÖZÜM ÜRETEN YOKSA SORUN YOK DEMEKTİR. ÇÜNKÜ SORUN BİLİNMİYOR DEMEKTİR.

    ÇEK MAĞDURLARINI HAPSE ATAN ŞEY; DAYATMA SUÇ TEORİSİ İLE ÜRETİLEN SUÇ TİPLEMESİDİR.
    BU SUÇ TİPLEMESİ İLE İSNAT EDİLEN SUÇLAMA ORTADAN KALKMADIKCA
    HAPİSLİKLERİN SONA ERMESİ GERÇEK DEĞİL KANDIRMACA BİR SONUÇ OLACAKTIR.

    DEVAMI ÜLKESİNİN GERÇEKLERİNE FRANSIZ KALANLAR YAZIMDA

  16. BURHAN İŞCAN

    AVUKATLAR LOBİSİ HALA, HER NE SEBEPLE OLURSA OLSUN ÇEKİN KARŞILIKSIZ KALMASI SUÇTUR, VE BU SUÇ CEZASIZ KALMAMALIDIR İDDİASINDA.
    BU İDDİA İLE ISRAR
    YA ÖZGÜRLÜKLERİ KISITLAYCAKTIR. YA DA ONLARIN ZARARLI ÇIKMASINI SAĞLAYACAKTIR.
    Bizde Suç tanımını ortadan kaldırmak için önce özgürlüğümüzü kazanalım sonra da suç olmaması için uğraşmaya devam eder ve sizin de yardımlarınızla sonunda mutlaka kazanırız.
    SUÇUN TANIMINI ORTADAN KALDIRMADAN TAM MANASIYLA ÖZGÜRLÜKTEN SÖZ EDİLEMEZ.
    HÜKÜMET AVUKATLARIN TOPLUMSAL UZLAŞI ÖNÜNDE BU ÇEŞİT SET LER OLUŞTURMALARINA KARŞIN, ARABULUCULUK YASASINI VE AVUKATLIK YASASINDA DEĞİŞİKLİKLERİ MECLİSE TAŞIYOR.

    DEMİR TAVINDA DÖVÜLÜR.
    BU DURUM BU LOBİNİN EN ZAYIF OLDUĞU AN.
    MADEM ONLAR BU KUMARA MESLEKİ KARİYERLERİNİ VE DEĞERLERİNİ KOYUYORLAR BİZİM KAYBEDECEK NEYİMİZ VAR?
    BU KANUNLARIN ÇIKMASI İÇİN HÜKÜMETE VE MECLİSE BASKI YAPMAK YETER.
    BİR FİLM VARDI HANİ;
    “VURUN KAHPEYE”
    NAHOŞ GELDİ DEĞİL Mİ?
    BENCEDE.
    AMA EYLEM HANIM NE GÜZEL DEMİŞ…
    CAN YÜCELİN DİZİLERİYLE
    “yarın sana göz açtırmayacak olanlar,bugün göz yumduklarındır”

    can yücel

  17. merhabalar;
    birliktelik,inanç ve emekle gelinen bu aşamaya,enerjisini bilgisini esirgemeyen herkese teşekkürler.
    amaçta ilk adım diye düşünüyorum.
    bu süreçte edinilen tecrübelerle hareket edilmesi dileği ile;

    “yarın sana göz açtırmayacak olanlar,bugün göz yumduklarındır”

    can yücel

  18. BURHAN İŞCAN

    ANORMALLER NORMAL KABUL EDİLİNCE NE OLUR?

    SOKAĞA çıkıp bir anket yaparak, “Türkiye’deki en güçlü kurum hangisidir?” diyecek olsanız, anketi yapacakların eline verdiğiniz soru formunda büyük ihtimalle şöyle bir sıralama olacaktır:
    1. Hükümet
    2. Türkiye Büyük Millet Meclisi
    3. Cumhurbaşkanlığı
    4. Türk Silahlı Kuvvetleri
    5. Yargıtay
    6. HSYK
    7. Anayasa Mahkemesi
    Siz de kendinize göre bu listeye bir veya birkaç kurumdaha ekleyebilirsiniz.
    Ama bu anket asla ve asla doğru bir sonuç vermez.
    Türkiye’deki en güçlü kurumun hangisi olduğunu son 6 ay içinde ortaya çıkan gelişmeler net bir biçimde ortaya koydu.
    Türkiye’deki en güçlü kurum, hiç ama hiç tartışılmayacak bir biçimde “FENERBAHÇE”dir.
    Bakın son birkaç yılda olan bitenlere. Haklımıyım, haksızmıyımsiz söyleyin.
    TSK çok güçlü bir kurum olarak bilinirdi değil mi?
    Soruşturmalarla, davalarla üzerine gidildi.
    Ordu komutanı, hatta kuvvet komutanı seviyesinde tutuklandılar, içeri atıldılar. Şimdi Genel Kurmay Başkanlığı yapmış kişi içerde. TSK. SUÇ ÖRGÜTÜ imiş meğerse. Kimseden gık çıkmadı. Genelkurmay başkanlarından bir-iki kem küm o kadar.
    HSYK güçlü bir kurumdu. Altı üstüne geldi. Tık diyemediler.
    Anayasa Mahkemesi Başkanvekili düzeyinde izlendi, dinlendi, suçlandı. Seslerini çıkaramadılar.
    Yargıtay keza, hedef tahtası oldu. Kılını kıpırdatamadı.
    Ama söz konusu Fenerbahçe oldu mu, yer yerinden oynadı.
    Ne korktular, ne sustular, ne sindiler.
    “Başkanımız bunu yapmış olabilir mi acaba?” diye sormadılar.
    Bunu hemen bir hesaplaşmaya çevirdiler.

    Yapılanın “görünmeyen” nedenleri olduğunu öne sürdüler, hep birlikte ayağa kalktılar.
    Hiç çekinmeden bağırdılar.
    Öylesine güçlü çıktı ki sesleri, daha önce yaptığı yasayı değiştirdi TBMM. Üç siyasi parti tarihte ilk kez birlik oldu. Hükümet bile sesini çıkaramadı.
    Cumhurbaşkanı, en çok Fenerbahçelilerin istediği yasal değişikliği “veto” etti, içinden çıktığı parti dahil kimse sahip çıkamadı. İktidar partisi adına dün grup başkanvekili çıktı ve ilk kezCumhurbaşkanı’yla ters düşüp “Yetki halk adına bizdedir, Cumhurbaşkanı’nda değil” dedi.
    Şimdi soruyorum size, Türkiye’nin en güçlü kurumu hangisidir?
    Elbette ki Fenerbahçe’dir.
    ÖYLEMİDİR?
    EN GÜÇLÜ KURUM SES GETİRENDİR. KAMU OYUNDA BİRLİK OLUŞTURAN MÜCADELEYİ VERMEKTİR.
    PARÇALA, BÖL VE YÖNET POLİTİKASINA BOYUN EĞMEMEKTİR

  19. BURHAN İŞCAN

    SAYIN BEN; ÖZGÜRLÜK SINIRLAR İÇİNDEDİR. ÖZGÜRLÜKTEN NE ANLADIĞINIZ BU SINIRLARI BELİRLER.
    ÖRNEĞİN BEN; YAZILARIMI BÜYÜK HARFLE YAZIYORUM. BU BENİM ÖZRÜMDEN DOLAYI. AMA BU DURUM İNTERNET YAZIŞMALARINDA HAKARET KABUL EDİLMEKTE. ASLA BÖYLE NİYETİM YOK. SADECE ÇOK SAYIDA YERE YORUM YAPTIĞIM İÇİN ZAMANI KULLANMA ÖZGÜRLÜĞÜ.
    DEMEM O Kİ ÖZGÜRLÜK; ÖZGÜRLÜĞÜ KISITLAYAN NEDENE BAĞLI SINIRLAR İÇİNDE.HAPİSLİKLERİN YOK OLMASI, SUÇSUZLUK ANLAMINA GELMEDİĞİ İÇİN; SUÇLAMA ÖZGÜRLÜKLERİ DAİMA KISITLAR.
    YANİ BENİM BÜYÜK HARFLE YAZMAM SUÇ SA, KISITLAMA OLACAKTIR. BU DA ÖZGÜRLÜĞÜ DAİMA YOK EDER.
    SUÇLAMA VE SUÇLAYAN ZİHNİYET OLDUĞU MÜDDETCE TAM MANASIYLA ÖZGÜRLÜKLERDEN SÖZ ETMEK MÜMKÜN DEĞİL.
    ANCAK 2009 SENESİNE BAKINCA HEDEFİMİZ O ZAMAN BUYDU.
    GECİKMELERE RAĞMEN HEDEFE ULAŞTIK.
    ŞİMDİ GECİKMELERE RAĞMEN ŞİMDİKİ HEDEFE DE ULAŞACAĞIZ.
    ÖNEMLİ OLAN MEŞGUL OLACAĞIMIZ ŞEYİ ALGILAMAK.
    GERİSİ KOLAY

    • Evet haklısınız Sayın İşcan, “önemli olan algılamak”

      Bu “algılamak” anlağımızla alakalı bir durumdur. Anlağımızın elverdiği ölçüde, algılamak, işaret ettiğiniz gibi meşguliyet de olabilir. kavramlar da olabilir, matematik problemi de olabilir, sosyal durum da olabilir. Sonuçta Kanun yayınlandığı şekilde yasalaşırsa “Borca hapis uygulaması” son bulacaktır.

      Kanunun bu hale gelebilmesi için, emek veren herkese, size, admin’e olumlu /olumsuz, blog kurallarına uygun ve hakaret içermeyen yorum yapanlara ben kendi adıma teşekkür ediyorum.

      Özgürlük konusunda ki yorumunuza ise katkı olarak sadece Özgürlüğün düşüncede olduğunu savunanlardanım. Bahsettiğiniz diğer eylem ve söylemler ancak bulunduğu yerde bulunduğu şartlar altında değerlendirilmelidir.

      Büyük harflerle yazmanız suç değildir. Sadece yazışma ortamında “bağırmak – azarlamak” olarak belirlenen yazışma kuralına kendi nedenlerinizden dolayı uymamanızdır.

      Araştırıldığında büyük harf gibi küçük harflerinde büyütülebildiğini, belki de Copy – Paste yöntemiyle word ortamından bloga aktarabileceğinizi görebilirsiniz.

      Ama ben yazdıklarınızı eleştirmeden önce yazdıklarınızın içeriğini anlamaya çalışıyorum. Tabi bunu size özel yapmıyorum.Bloglar da yayınlanan her yazıyı önce içeriği sonra şekli olarak değerlendirmeye çalışıyorum.

      • BURHAN İŞCAN

        TEŞEKKÜR EDERİM SAYIN BEN;
        ELEŞTİRİLMEK İNSANI YÜCELTİR.
        HATALARINI GÖRÜP KENDİNİ DÜZELTMESİNİ VE YENİLEMESİNİ SAĞLAR. ELEŞTİRİLMEK GÜZEL ŞEYDİR. DEĞİŞİM GİBİ.
        İNSANLARI İKAZ EDERKEN, HAKARET KABUL EDİLEN DEYİMLER KULLANDIĞIM GERÇEKTİR.
        ASKER KÖKENLİ OLMAM BÖYLE BİR FAŞİST RUHU DA EKLEMİŞ BANA.
        BUNU DEĞİŞTİRMEK İÇİN HER ÇABA SARF EDİŞİMDE
        DAHA BÜYÜK FAŞİST RUHLARIN DAYATMALARI SONUCU OLUŞAN EZİLMELERİN GERÇEĞİ VE ÜZÜNTÜLERİ BENİ TEKRAR ÇİLEDEN ÇIKARMAKTA.
        İNSANIN EN BÜYÜK DÜŞMANI YİNE KENDİSİDİR.
        BAŞKALARINI ALDATMA İŞTAHASI İLE KENDİ KENDİNİ ALDATMASIDIR.
        ALDANMAK VE ALDATILMAK ARTIK GENLERİMİZE İŞLEMİŞ.
        SÜREKLİ SÖYLEDİĞİM GİBİ BENİM KİMSEYLE ZORUM YOK.
        BİZİ DEVAMLI ALDANIŞLA ALDATARAK, ALDANDIĞININ FARKINA VARMAYAN SİSTEMLE VE SİSTEM PİYONLARI İLE KAVGAM.
        KÜRESEL YÖNETİCLERİN EMPERYALİST POLİTİKALARINA KARŞI.
        BU KAVGA OĞLUMUN ÇEK MAĞDURU OLUŞMASIYLA BAŞLAMADI.
        1975 SENESİNDEN BERİ SÜREN BİR KAVGA.
        BU KAVGA İÇİNDE YOLSUZLUKLARI İHBAR ETMEM VE ONLARLA MÜCADELEM, SİZLERLE MÜCADELEYE DEVAMI BAŞLATTI.
        BU SİSTEMİN PARÇALA BÖL VE YÖNET POLİTİKASI, BU AMELİYENİN OLMASI İÇİN GÜVENİN YOK OLMASINI GEREKLİ KILAR.
        GÜVENSİZLİK TOPLUM İÇİNDE BAĞLILIĞI YOK EDER.
        GÜVENİ TEMİN EDEN İSE; ADALETE OLAN GÜVENLE BAŞLAR DEVLETE VE DEVLETİN KURUMLARINA GÜVENMEKLE SÜRER.
        SİSTEMİN, VAHŞİ KAPİTALİZMİN KURALSIZLIKLARINI KURALMIŞ GİBİ GÖSTEREN YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARI, OLUŞTURDUKLARI BUTLAN HUKUKU İLE; ANORMALLERİ NORMALLEŞTİREREK, BAŞTA GÜVEN VE ADALET OLMAK ÜZERE TOPLUMU AYAKTA TUTACAK TÜM DUYGULARI YOK EDER.
        “YOLSUZLUK”, “RÜŞVET”,”DOLANDIRICILIK” GİBİ SUÇLAR YAYGINLAŞTIRILARAK SUÇ EKONOMİSİ OLUŞTURACAK; EKONOMİ SUÇLARI TÜRETİLİR.
        SUÇ EKONOMİSİ DIŞA BAĞIMLILIĞI ARTIRIR.
        ANCAK DIŞA BAĞIMLILIĞI ARTIRAN GERÇEK ŞEY, DAYATMALARI MECBUREN KABULLENEN EZİLENLER TOPLUMUNUN OLUŞMASIDIR.
        “YA KABUL ET, YA TERK ET” ZİHNİYETİ; “TARAF OLMAYAN BER TARAF OLUR” POLİTİKASI İLE BERTARAFLAR OLUŞTURUR.
        İŞTE BU BERTARAFLAR; ALDANAN VE ALDATILANLARIN OLUŞTURDUKLARI KİTLEDİR Kİ BUNLAR GÜVENME DUYGUSUNU TAMAMEN BİTİRMİŞLERDİR.
        BENİM 1975 TE AĞABEYLERİM TARAFINDAN EDİNDİĞİM MİSYON; ISLAH EDİCİLİĞİ ÖN PLANA ÇIKARMA ÇALIŞMALARIDIR.
        BU ÇALIŞMA SUÇLULARIN CEZALANDIRILMASINDAN ZİYADE ISLAH EDİLMESİNİ, SUÇ ORTAMININ VE SUÇTAN DOLAYI ZARARIN ORTADAN KALKMASINI OLUŞTURMAK İÇİNDİR.
        TOPLUMSAL UZLAŞMA İLE KURDA KUŞA YEM OLMAMAKTIR.
        BU YÜZDEN SİSTEMİN BEYNİ BELAMLAR VE KALBİ BANKALARLA MÜCADELE ETMEK GEREKİR.
        BUNUN İÇİN HİKMETİ ELDE ETMİŞ BİR DİN BİLGİSİ İLE, EKONOMİ VE HUKUĞU GEREĞİNCE BİLMEK GEREKİR.
        “HER İLİM SAHİBİ ÜSTÜNDE İLİM SAHİBİ VARDIR”
        İŞTE SİSTEMLE MÜCADELEDE BU İLİM SAHİPLERİ İLE KOPMAZ BİR ŞEKİLDE DİRSEK TEMAS İÇİNDE OLMAK GEREKİR.
        BURDA GERÇEK İLİM SAHİPLERİ İLE BELAMLARI AYIRT ETMEK DE ÇOK ÖNEMLİDİR.
        BU ÇEŞİT BİR ÇALIŞMA İNSANI ÖNGÖRÜLÜ YAPMAKTADIR.
        BU ÖNGÖRÜ;
        GELECEK FELAKETLERİ DE GÖRMEK ANLAMINA GELMEKTEDİR.
        İŞTE BU KAYGILARLA BENDENİZ BAZEN HATTİNDEN FAZLA HIRÇINLAŞMAKTAYIM.
        ANCAK ŞUNUN BİLİNCİNDE OLUNMASINI İSTİYORUM.
        BU HIRÇINLIĞIM SONUCU; FIRTINA SONRASI GELEN RAHMET GİBİ OLMUŞTUR.
        YANİ SANA SÖYLÜYORUM KIZIM SEN ANLA GELİNİM ANLAMINDA, ASIL HEDEFİ HEP BULMUŞTUR.
        BANA TAHAMMÜL EDEN
        HIRÇINLIKLARIMA TAHAMMÜL EDEMEYEN TÜM İNSANLARA
        ÖZÜR BORCUM OLDUĞU MUHAKKAK.
        ANCAK BEN BU BORCU, HERKESİN MUTLU OLMASI İÇİN ÇABA SARFEDEREK ÖDEMEK AZMİNDEYİM. VE BUNDA DA ZAMAN ZAMAN BAŞARILI OLDUĞUM GERÇEKTİR.
        SAYGILARIMLA.

      • Belki araya giriyorum ama
        yeri geldi; açıklamak istiyorum :

        İnternet “jargon”unda büyük harflerle yazmak “bağırmak” manasına geldiği için kaba bir davranış olarak algılanıyor ve bu konu burada (siz değil ama başkaları tarafından) eleştirildi.

        Doğru “büyük harflerle yazmak” öyle algılanmakta ama bu arada koyu harflerle (bold), renkli harflerle, altı çizili cümleler kullanmak serbestken “bağırmak” dolayısıyla “kaba davranmak” olarak algılanmakta. Halbuki bizlerin (mesela bu forumda) yazı yazarken öyle imkanlarımız yok ve, mesela, ben büyük harflerle yazmayı “altı çizili bir cümle”kullanır gibi özel vurgu maksadıyla yapmaktayım. Benzeri bir biçimde, Bay Burhan İşcan da gözleri seçmediği veya koşulları uygunsuz mekanlarda yazı yazdığı için büyük harflerle yazmayı tercih ettiğini belirtmişti.

        Dolayısıyla; bu konuda eleştiride bulunanlarımızın bu hususu gözönüne almalarını rica ederim.

        • Sayın Gerçekçi,

          Özgürlük her hakkın sorumsuzca kullanılması demek değildir. Aksine bir hakkın sorumlulukla kullanılması özgürlüktür.

          Sizin yazılarınızda ki büyük harfler bahsettiğiniz içerikte “bold” anlamında kullanıldığı belli olmaktadır. Aynı şekilde Burhan Bey de büyük harfi neden ve niçin kullandığını defalarca açıkladı. Hatta kendi öz eleştirisini de yaptı.

          Tüm bunlara rağmen İnternet ortamında ki yazışmalarda büyük harf kullanmak yine de “bağırmak” anlamına geldiği gerçeğini değiştirmez.
          bize düşen sorumluluklarımızı bilerek davranmaktır. Gerçek özgürlük budur. (Tabi benim düşüncem budur, o,siz,onlar farklı düşünebilir bu da o,siz ve onların düşünce özgürlükleridir.)

          • biz “küçük harfle yazanların” oluşturduğu bir blok olarak kaldık. “küçük harfle yazanların ” yazdığı bir blog’uz. bunu düstur edindik.

            küçük harfle yazmak, imlasız yazmak değil idi. Tamda sizin bahsettiğiniz gibi bağırmadan konuşabilmek ve dert anlatabilmek idi.

            Ben küçük harfler ile yazdım, yazıyorum. Bu bloguda bir anı olarak paylaşabilmek istiyorum.

          • BURHAN İŞCAN

            Evet Sayın S.A. Çok Haklısınız.
            İşte benim bu örneği veriş nedenim, tam sizin ifade ettiğiniz gibi.
            Sorumluluklarımızı bilerek davranmak hakiki özgürlüktür.
            Zira; “ADALET ANLAYIŞLARIMIZ SAATLERİMİZE BENZER, HERKESİN SAATİ FARKLI FARKLI GÖSTERİR, AMA HEMEN HERKES KENDİ SAATİNE GÜVENİR”
            Sorumluluklarımız bize, güvenebileceğimiz bir saat ayarı yapmamıza mecbur kılar.
            Benim bu örneği vermekte asıl amacım;
            “BORCUN İFASININ YERİNE GETİRİLMEMESİ, VEYA GETİRİLEMEMESİ”
            Kimilerine göre SUÇ, kimilerine göre KABAHAT VEYA KUSUR, kimilerine göre ise SUÇ,KABAHAT VEYA KUSUR değildir.
            vurgulamasını açıkca göstermek içindir.
            ÖZGÜRLÜKLERDE bu anlamda değerlendirilmektedir.
            Yani bu durum suç diyenler HAPİSLİKLE TECZİYEYİ,
            kabahat veya kusur diyenler, ÖN YARGILI OLARAK, YARGISIZ İNFAZLA TİCARETTEN MEN İLE TECZİYEYİ,
            diğerleri ise BORCUNU ÖDEMEMEYİ tercih etmekteler.
            BEN BU KARMAŞAYI;
            “SENDE Mİ BRÜTÜS” ve “ÜLKE GERÇEKLERİNE FRANSIZ KALANLAR” yazılarımda daha da açarak, tartışmaya yeni şekil vereceğim.
            Bu benim mücadele metodlarımdan biridir.
            Bu sitede ısrar etmem de sebep te, bu sitede tartışma ortamının daha ayakları yere basan cinsten olmasıdır.
            “laga luga” yerini hakiki tartışmaya bırakmaktadır.
            Saygılarımla

  20. BURHAN İŞCAN

    TÜNEL;
    “BİR YÜKÜMLÜLÜĞÜN YERİNE GETİRİLEMEMESİNİN SUÇ OLARAK GÖRÜLMEMESİDİR.”
    BU SUÇLAMA, İNSANLIKLA ALAKASI OLMAYAN DAYATMA SUÇ TEORİSİ ÜRÜNÜDÜR.
    BİZİM İÇİN TÜNELİN SONUNDAKİ IŞIK BU SUÇLAMANIN YOK OLMASIDIR.
    BU SUÇLAMA VARKEN HAPİSLİKLERİN SON BULMASI
    GERÇEKCİ BİR ÇÖZÜM DEĞİL,
    GÜNÜ ATLATMA ADINA YAPILAN OYALAMADIR.
    SONUÇTA BU SUÇTAN DOLAYI HER ZAMAN CEZALANDIRILMAK SÖZ KONUSUDUR.
    ADALET ANLAYIŞLARIMIZ SAATLERİMİZE BENZER. HEMEN HERKESİN SAATİ FARKLI GÖSTERİR, AMA HERKES KENDİ SAATİNE GÜVENİR.
    İŞTE BİZ;
    HERKESİN GÜVENEBİLECEĞİ SAAT AYARI İSTİYORUZ.
    HER KESİN GÜVENEBİLECEĞİ ADALET İSTİYORUZ.
    KİŞİYE VEYA KİŞİLERE ÖZEL ADALET DEĞİL

    • Burhan bey yorumunuz için teşekkür ederim.

      Ülkemizde, bir kanun ya da bir işlem yapılırken, içine başka şeyler koymak ya da aslında başka bir şeymiş gibi göstermek neredeyse tek doğru haline gelmiştir.

      Bu nedenle, aşama, aşama gitmek gerekmektedir. Belki de siyasetçiler yapacak iş kalmaması nedeniyle önemsiz hale geleceklerini düşünerek her şeyi bir anda yapmak istemiyorlar.

      Tabi ki onları doğru şeyleri bir kerede yapmaya zorlayabilmeliyiz ama bunun için dahi özgürlük şarttır.

      Köleler bir anda özgürlüklerini alamadılar, Amerika’da 70 yıllara kadar zenciler ve beyazlar otobüslerde farklı yerlere oturmak zorundaydılar. Bugünse başkanları zenci ve yıl 2011

      Bizde Suç tanımını ortadan kaldırmak için önce özgürlüğümüzü kazanalım sonra da suç olmaması için uğraşmaya devam eder ve sizin de yardımlarınızla sonunda mutlaka kazanırız.

Yorum yaparak destek olabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s